Sana Nettim neyledim ( Koşma )

Gel hele gel hele güzel civanım

Sana nettim neyledim el içinde

Gel hele gel hele güzel maralım

Sana nettim neyledim el içinde

 

Ben yanarım şu güzelin hat’rına

Sarılmaz kollarım şol beline

Aldım sattım bezirgan dokusuna

Kime nettim neyledim kul içinde

 

Kararım kavidir dönmem yolumdan

Senindir bu gönül yudum sabunlan

Gel gir turabın olayım aşkından

Sene nettim neyledim hal içinde

 

Bunca yaş yaşadım eller içinde

Çarığım deliktir neyler’özümde

Bir acı kahvedir titrer sesimde

Gene nettim neyledim gül içinde

 

Söyle ben de bileyim kend’özümü

Derde saldım şu firaka nazımı

Çeker oldum bu hasretlik sazımı

Yare nettim neyledim dâr içinde

 

Be hey canan canım sundum almadın

Can bedende durmaz kıldım bilmedin

Kim bilmeye feta kıldım sormadın

Yene nettim neyledim  zar  içinde

 

Sevenler de el olurmuş duymadım

Gözden dizden kuvvet gitmiş bilmedim

Kaça yazmış Rahman levhde görmedim

Güle nettim neyledim dal içinde

 

Baha kıldım canım canan istemez

Ele düştü gülüm bağın sorulmaz

Kime açtı gülüm çağın bilinmez

Hele nettim neyledim yar içinde

 

Gönül bu bir iner bir çıkar imiş

Düştükçe düşer yare nihan imiş

Dermanım sendedir kim ayan imiş

Sene nettim neyledim ah içinde

 

Usul adap kalktı sohbet karından

Cana kıydı canan meşkin telinden

Kimse bilmez öle durdum yolundan

Sene nettim neyledim gel içinde

 

Ben söylerim sen duymazsın belalım

İnsaf yoktur iman kime celalin

Cana düştü yarem sende meramım

Eşke nettim neyledim can içinde

 

Aşık ahmed derde düşer cananın

Canan bilmez cihan üzre düşenin

Ağla gözüm ağla sen de yaranın

Kele nettim neyledim çöl içinde

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

17 Mart 2014
Okunma
bosluk

Evvel Bahar Ermeyince Şiirimiz ve Türküsü (Semaî) (sesli video)

 

Evvel bahar ermeyince

Kırmızı gül açmaz imiş

Kırmızı gül açmayınca

Gonca diye kokmaz imiş

 

Bahar baçı güller imiş

Gül bahayı aşk eylemiş

Aşkın sazı bülbül ötmüş

Bülbül gülsüz yatmaz imiş

 

Kır çiçekli ala dağlar

Lale sümbül çiğdem eğler

Yazıdaki oğlak söyler

Cana bülbül ayvaz imiş

 

Bülbül güle aşık imiş

Aşık ne ki ölür imiş

Ölmeden evvel ölseymiş

İnsan oğlu ölmez imiş

 

Gül bahardan azad imiş

Evvel nazar gonca imiş

Gonca Hakk’ın fehmi imiş

Fehme eren yanmaz imiş

 

Er baharda bağım gülşen

Gül dedimse kastım aşktan

Bülbül kimmiş benim canan

Canın sunan ölmez imiş

  

 

aşık ahi kul ahmed’e nasibtir

 

 

 

4 Aralık 2013
Okunma
bosluk

Kulluk payesi (Koşma)

Siyah geyme tozar gider şal olur

Söyler gider Zar-ı Sultan laf olur

Güzel geçme banar gider tad olur

Söyler gider Zar-ı Sultan laf olur

 

Nedir hay bu benim belalı başım

Dökülmüyor bin tövbe ile yaşım

Ne günah eylesem dumanlı kaşım

Saçar gider Mah-ı Sultan güç olur

 

Destan oldum kem sözlere ar olmaz

Kurban oldum ham ellere yar olmaz

Saza düştüm dam evlere kar olmaz

Döker gider Ah-ı Sultan baç olur

 

Döşedim döşşeği yolum baş olur

Güdeyim günümü zarım taş olur

Gözlerim gördü mü yadım baş olur

Bağlar gider Yad-ı Sultan baş olur

 

Amanın ağalar sözüm kar etmez

Kınaman a beyler neyim var etmez

Söyleyin yiğitler canım şad etmez

Akar gider Can-ı Sultan şad olur

 

Dostun bahçasında güller derelim

Kimler eyleşir de eller bilelim

Ah ile ağlaşan diller çözelim

Varır gider han-ı sultan can olur

 

Yamandır beylerim hele elaman

Sarılır sözlerim yare gel aman

Bakışır gözlerim nice yar aman

Yanar gider Hal-i Sultan kül olur

 

Güzelim güzeldir yada düşmesin

Yiğidim karardır cana düşmesin

Belalım cefadır zara düşmesin

Sarar gider Yar-i Sultan gül olur

 

Meramım eşiktir kulluk payesi

Sofinin mihraptır beylik çaresi

Cihanın varlıktır taptık yaresi

Karar gider nar-ı sultan yar olur

 

Selamım ulaşır gönül tahtına

Meramım sanadır vedüd çarhına

Muhammed söyleşir ahir yangına

Boylar gider Had-i Sultan dem olur

 

Yaredir yaredir gönlüm yaredir

Gönüldür yanarmış canım paredir

Söyleşir dillerim eşik çaredir

Sürer gider Hükm-ü Sultan cem olur

 

Ahi kul ahmed hay  yokluk karıdır

Sala ettim cümle nasa yâridir

Aşk-ı iman yeldirdiğim kaşıdır

Yakar gider eşk-i Sultan Bir olur

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

 

21 Temmuz 2013
Okunma
bosluk

Gam çekme gönül (Koşma)

Gam çekme gam çekme gönül halına

Sana da bulunur nice güzel var

Bağ bahçe gül olmuş gönül mahına

Sana da bulunur nice güzel var

 

Sakının dağlar, var yollarım bağlar

Üç güzel bir olmuş hasretlik söyler

Men düşem yarime boyların uzar

Suna da bulunur ilde neler var

 

Ey ağalar söylen beyler nideyim

Bir güzele altun asbap döşeyim

Yetmez diye üste canım sunayım

Vera da bulunur kolda neler var

 

Yiğit olan yiğit edep düşürür

El ikin derse o birin söyleşir

Muhanete makam ermez didişir

Gülde de bulunur dalda neler var

 

Yol bilmem yolak bilmem gel hele gel

Bir naza helak oldum şu döşe gel

Bu aşkı çeker sinem gel güle gel

Sare de bulunur canda neler var

 

Gül derledim ele dikenler nesi

Diken kıymet buldu gönüller asi

Bunu ben demedim aşıklar kaşı

Deva da bulunur handa neler var

 

Gül yüzlü haççam ellerde gezermiş

Gah cennet ister gah koynum dilermiş

Bu yare gönlüme hançer bilermiş

Bela da bulunur kulda neler var

 

Yar gelesi cilve ile naz ile

Vur hançeri sinem üzre saz ile

Yok devası ilaç ile naz ile

Safa  de bulunur sende neler var

 

Yar yanağı gamzeli çifte balaktan

Her meramı maralı düşer budaktan

Er çemende ağlar sıra dölekten

Kaza da bulunur sazda neler var

 

Ayva turuınç nar istiye civanım

Nazlı dertli yar söyleye meramım

Sen şöyle bir uzan hele cerenim

Mera da bulunur dağda neler var

 

Bülbülün figanı gonca güledir

Çirkinin niyazı Hakk’a nidadır

Bir güzel çirkinde zulme riyadır

Baha bulunur yarde neler var

 

Karlı dağlar sende ahdim varimiş

Çevren sarar irayhanlı bağimiş

Eyi günde ahbap çavuş çoğimiş

Darda da bulunur dostta neler var

 

Yari saldım çemenlere bağlara

Ey’lik etsem fırlanırmış yollara

Bir gün olsun koynum girmez yanmağa

Canda da bulunur gözde neler var

 

Ahi kul ahmedim ölmek kârımdır

Ölmek ne Muhammed sevmek zarımdır

Hakk nasib etse de görmek canımdır

Mahmut da bulunur Hakk’da neler var

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir 

 

 

 

 

 

21 Temmuz 2013
Okunma
bosluk

Yar elinden (Varsağı)

Yar elinden yar elinden

Bade içtim yar elinden

Ağşam sabah kul olmaya

Yane düştüm yar elinden

 

Al fistana mavi yazma

Yanar olmuş sallı durma

Hay düşümde yarım elma

Sene düştüm yar elinden

 

Gelin çıkma yalın ayak

Başa durma eksik etek

Olmaz olsun kahpe felek

Derde düştüm yar elinden

 

Altun asbap düze durur

Düze vardım eğri yatır

Canı verdim daha nedir

Cane düştüm yar elinden

 

Yar severim yaran olmaz

Akçesine kesem yetmez

Gönül düşkün gayri bilmez

Yele düştüm yar elinden

 

Havalanma deli gönül

Göğe çıkmış dalı melül

Edep bilmez ben’i cahil

Kele düştüm yar elinden

 

Menendin yok şu alemde

Sadrıma düştü yarem de

Bir ağlar bir gülersen de

Ben’e düştüm yar elinden

 

Gel güzelim bekle beni

Ağşam sabah çıkar yeni

Aklım alsan ebru demi

Niye düştüm yar elinden

 

Gamzelerin çifte çifte

Fitnelerin onbeş gülde

Bre güzel alma diye

Dile düştüm yar elinden

 

Kaşlarını kara saydım

Mecnununu çöle saldım

Ben bu aşkı gülde buldum

Ele düştüm yar elinden

 

Güzelliğin başa bela

Ala gözün kula cefa

Sever isem sanem ola

İle düştüm yar elinden

 

Ağam taş yerinde ağır

Bülbül öter gülde hatır

İnsan sevdiğinden soğur

Göze düştüm yar elinden

 

Aşkı yazdım sırasına

Sıra geldi kime sine

Bir söylenir ölesine

Nice düştüm yar elinden

 

Kul ahmedin şavkı vurdu

Döndü döndü Hakk’a kuldu

Aramanın hakkı buydu

Aşka  düştüm yar elinden

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir.

16 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Güzel ahlaka hoş geldiniz.. peygamber de sizi bekliyordu zaten..sakın kıçınızı dönmeyin…kar mutlak..

 

NEDEN GÜZEL İNSAN?

NEDEN GÜZEL AHLAK?

BU KİTAP BİR GÜZEL AHLAK KİTABI MIDIR?

EVET…

Cenab-ı Hak bir Hadis-i Kudsi’de bilinmeyi murad ettiğini (ahbeptu-muhabbet etmek) bunun için de kainatı yarattığını belirtiyor. Bu hadiste iki unsur göze çarpıyor. Birincisi muhabbet, yani aşk.. İkincisi ise bu aşkın hayat bulması için gereğini yaptığı yaratma fiili. Yani, iş..

İşte Cenab-ı Allah aşka uygun iş yaparken öylesine merhametli davrandı ki, suların tatlılığı, denizlerin orantısı, mevsimleri meydana getiren dünyanın eğimi gibi binlerce şeyi rahman sıfatı ile bezedi denilebilir. İşte bu Allah’ın merhameti ve yiğitliği sayılmalıdır. Bütün evrenin düzeninde büyük bir merhamet gizlidir ve mücadele diyenlerin aksine yardımlaşma mevcuttur mahlukat arasında. Dalgıçlık yaparken yaraladığım balığa diğer balığın gelip onu itikleyerek taşın altına sokmasını hiç unutmuyorum. Allah merhametle yarattığı dünyada insandan yine merhametli olmasını istemektedir aslında. Hadis’te bile “din merhamettir” buyrulmadı mı? Demek ki istediği yiğitliği dinin yani İslam’ın içine koydu ve bekledi. Bu onun bizi toplum olarak kaynaştırmasının da kaynağı idi. Ve “müminler kardeştir” deyince müminler namaz da kılması gerektiği için sevgili oluyorlardı.

ALLAH yine bir ayette Rasulüne “….. katı kalpli olsaydın etrafından dağılır giderlerdi…” buyurdu.

Bir hadiste “ insanlara ALLAH’ı sevdiriniz “ buyruldu.

Bir başka hadiste “ ….. ya ömer canından daha üstün beni sevmelisin” buyuruldu.

Bir diğer hadiste “ahrette bana komşu olanınız ahlakı güzel olanınız” buyruldu.

Bir hadiste “mizana ilk konulan şey güzel ahlaktır” buyruldu.

Sahabe zamanında İslam’ın 5 parçasından en önce gelen güzel ahlak idi.

“Şüphe yok ki sen büyük bir ahlak üzerindesin(Kalem 4)”

“Onun Ahlakı Kur’andı. Sen kuranda şüphe yok ki sen büyük bir ahlak üzeresin ayetini okumadın mı?(Hz.Aişe Müslim)”

“Ben güzel Ahlakı tamamlamak üzere gönderildim”.(Taberani)”

“İslam güzel Ahlaktır, Güzel ahlaktır.”(Beyhaki)

“Güzel Ahlak Dinin yarısıdır.”

“Mü’min güzel ahlakıyla gece sabaha namaz kılan, gündüz ise nafile oruç tutan derecesine çıkar.”

“Güzel Ahlak Hataları güneşin yerdeki kıravı erittiği gibi eritir. Kötü ahlak sarımsağın balı bozduğu gibi ameli de bozar.”

“Nerede olursan ol Allah’dan kork, her kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu yok etsin. İnsanlarla güzel ahlakla geçin.”

“İman’dan sonra Aklın başı kişinin(güzel ahlakıyla)kendini diğer insanlara sevdirebilmesidir.”

“Sizin en hayırlısınız ahlakı en güzel olanıdır.”

“Allah’ım yüzümüde güzelleştirdiğin gibi ahlakımıda güzelleştir.”

“kıyamet gününde mü’minin mizanında güzel ahlaktan daha güzel bir şey olmayacaktır.”

“Allah Azze ve Celle Katında kötü ahlaktan daha büyük bir günah yoktur. Çünkü kötü ahlak sahibi bir günahtan kurtulur başka bir günaha düşer.”

Bugün artık ibadet daha önemli oldu. Namaz kılanın nasıl kıldığı önemsenmiyor ve güzel ahlak ise meziyet haline geldi.

İslam aslında güzel ahlaka ilişkin namaz ve zekat gibi ibadetleri ağır cezalara bağlamıştır. Namazda 32 defa emrin arkasından 20 sopadan eşinden boş sayılmaya, zekatta ise malın bereketinin kaldırılmasından zorla toplamaya ve nihayetinde ahrette sırtlarının dağlanmasına kadar sert tedbirlerdi bunlar. Bu cezalar ALLAH’ın insanları kötü ahlaka bırakmak istemediğini ve içindeki fakirleri de feda edip kimsenin serbest reyine bırakmadığını göstermektedir. Halbuki bozulan ilahi dinlerde iyilik ve ibadetler öylesine bir tavsiyeye dönüşerek ahlak ve içindeki fakirin haklarını korumaktan tamamen uzaktırlar. Adam simith’den makyavelle ve bilmem kime kadar fikri bozuk yeteri kadar fikir babası hırıstiyanlığın kucağına epey pislik bırakmışlardır.

Bunların ortak yanı sevgi üzerine olmalarıdır. Bu sevgiden beklenen ise sevilene itaattir. Allah’ın ve onun peygamberinin emirleri GÜZEL AHLAK üzerine olduğuna göre kişi severek güzel ahlaklı olması bekleniyor demektir.

Neden güzel ahlak sürekli bozuluyor?

Güzel ahlaktaki ilk bozulma Kabil’le oldu. O kendi batınındaki daha güzel olan kendi kardeşi ile evlenmek istiyordu. Habil ise onun “Seni öldüreceğim” sözüne karşılık “Ben sana hiç elimi kaldırmayacağım” şeklinde bir yiğitçe cevap veriyordu. İyi ve kötü aynı anda bir olayın içinde gerçekleşiyordu.

Zaman içerisinde Peygamber’lerin öldürülmesi bir kötülük, ancak onların her türlü tehdide rağmen canları pahasına dini tebliğ etmeleri ise bir yiğitlik olarak daima süregeldi.

Toplumların bozulması Peygamber’lerin gönderilme gerekçesi de oluyordu. Dolayısıyla Cenab-ı Hakk’ın bir islah etme operasyonu olarak Allah’ın bir yiğitliği ya da merhameti kabul edilmeliydi bunlar.

Eski Mısır’da zenginler fakirlere sadece ancak karnını doyuracakları şeyler veriyorlardı. Mülkler içindeki köleleriyle beraber alınıp satılıyordu. İnsan kendi kendinin bir kısmını köleleleştiriyor ve aşağılıyordu, yani ötekileştiriyordu.

Ancak Allah’ın farklılık olarak yarattığı şeyler gerçekte insanlara iş gördürmek amacıyla olmasına rağmen bunu insanlar kendilerine tanınan bir hak olarak gördüler ve övünerek başkasında olmayanları da aşağılama yoluna gittiler.

Dolayısıyla güzel ahlak olarak toplumlar içerisinde etkin olmamasına rağmen halen konuşulan ve arzu edilen ancak bir türlü ulaşılamayan ülvi hedeflerin temel kaynağı ilahi dinler olup o da İSLAM’dır.

İşte insanlar güzel ahlaklı olmak istemelerine rağmen bir türlü güzel ahlaklı olamamaktadırlar. Eğer siz öldükten sonraya inanıyorsanız ve bunu merak ediyorsanız size bu iyiliğinizin karşılığını kim verecek dersiniz? Elbette Allah değil mi? O halde geriye dönüp de kendisinden ikram beklediğiniz O Allah’a neden bu dünyada siz de iltifat etmiyorsunuz?

Bu sadece bir dürüstlük olarak ya da kadirşinaslık olarak algılanması gerekmez mi? O halde bu dünyada O’nun için bir şeyler yapacaksak eh onun gönderdiği din olan İslam’a giderek en temel emri olan, dinin direği Namazı kılmamız gerekmez mi?

İşte Namaz bir kadirşinaslık olarak düşünmekten öte sizi önce Allah’a yaklaştıran ve arkasında da sizin güzel ahlaklı olmanızı sağlayan en temel amel biçimidir. Bir ayette “namaz sizi münkerden korur” buyurulmadı mı?  Bu amelin gerçekleşmesi için sizin imanınızın çok yüksek ve fedakarlık yapabilecek düzeyde olması zorunludur. Bu zorunluluğu en saf  İHLAS  ile gerçekleştirip İHSAN seviyesine de çıkarmanız gereklidir. Aksi halde “yuraune”- (maun suresi)’nde olduğu gibi şekli olarak kıldığınız namaz sizi hiçbir güzel ahlaka götürmeyecektir.

Sonuç olarak ilahi aşk ile aşktan nasibinizi almanız, sonra bu aşkın etkisiyle bir amel (Salih Amel) yapmanız ve bu çerçevede de beş vakit düzenli, ihlaslı, ihsanlı namaz kılmanız gerekir. Elbette kalbin eğitimi de gerekli..

 

Peygamber ve Raşit halifelerden sonra bilgide bozulma başladı. Bu, ahlaka yansıdı. Yerel kültürlerin İslam’ın içine akması bütüncül sistemi bozdu. Müslümanların bağrına sızdı. İslam’a değil. “Sakınan korunur” kuralına uyulmadı. İnsanlar terbiyeden geçmeden İslam’a girdi. Hz. Ömer devrinde Mısır ve İran süratle fethedilince, oralar irfan ve hikmet ile doldurulamayınca felsefe ve mistisizm geldi doldurdu.

 

İngiliz ekonomisti Adam Smith kendisi bir ahlak hocası olmasına rağmen tuttu “Alçak gönüllülük ve yardımseverlik üretim maliyetini artırır” diyerek bir çok ahlaki değerin gözden düşmesine sebep oldu.

 

Günümüz dünyamızdaki temel sorunlardan biri insanın kendine büyük hedefler koyamamasıdır.

 

İnsan uğruna fedakarlık yapacağı bir amaç olmazsa hayatı anlamlandıramayarak gününü gün olarak yaşamak yoluna gitmektedir. Bu durum insanda bazı yanlış değerlerin ön plana çıkmasına yol açmaktadır. Hazzın sınırsız olarak kullanımı daima yeni haz arayışıyla neticelenmekte ve insana tatmin vermeyerek toplumsal anlamda huzur da bozabilmektedir.

 

Toplumda bilgi ve kararları etkileyen en önemli üç şey, önem, öncelik ve değer sıralaması olduğu artık günümüz insanınca da konuşulur oldu. Ahlaki akıl yürütme ise kararlarda önemli bir paya sahip olduğu ahlaki ilkel seviye kısa vadeli çıkarları düşünülerek karar alırken ortalama ahlaki akıl yürütme ise sosyal düzen görev niyetleri ve gelecek düşüncesine dayanır. 

 

İleri seviyedeki ahlaki akıl yürütme ise hakkaniyet merhamet, acıyı hafifletme, iç güdülere yenik düşmeme, baştan çıkarıcı unsurlara direnç gösterme, fedakar olma, başkaları için katlanma, başkalarının duygularına karşı hassasiyet, adalet ve kimseye zarar vermeme olarak sıralanabilir.

 

Toplumda belli değerlerin kaybolduğu bir normsuzluk havası varsa toplum kargaşa ve kaosa doğru gider. İnsan daima bir toplumun parçası olma ve öyle yaşamak ister. Hiç kimseye karşı sorumluluk duymayan çağımız sapık insanları toplumdaki değer eğitimin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Karl Marxın  söylediği “ yıkıcı dürtü, yaratıcı dürtüdür.”   bakışı da toplumları ister istemez olumsuz yönde etkilemiştir.

 

Toplumda oluşturulan değerler arasında bazı doğrusal korelasyonlar vardır. Toplum bunu zaman içerisinde bazen de argo bir biçimde oluşturur ve yaşatır. Bu değerlerin gerçekten sağlıklı olduğunu düşünmekte pek fazla bir yanlış yoktur. Bu adeta bir şeyi bir şeyle tartmak veya sonucunu onunla oluşturmak seklinde bir mizansene bağlı olabilir. Bunlardan bazıları şunlar olabilir.

 

“Ne kadar ekmek o kadar köfte.”

“Ne kadar özgüven o kadar başarı”

“Ne kadar adalet o kadar huzur”

“Ne tembellik o kadar esaret”

“Ne kadar samimiyet o kadar ikna”

“Ne kadar bilgi o kadar güç”

“Ne kadar kanaat o kadar zenginlik”

“Ne kadar edep o kadar mutluluk“

“Ne kadar merak o kadar ilim”

“Ne kadar erdemlik o kadar insanlık”[1]

 

İnsanlar bunları adeta bir ahlak terazisi gibi düşünüp bunun dışına çıkanları ayıplamaya hazırdırlar. İşin aslı bu değerlendirme yöntemi çok da yanlış bir sonuç vermez. Zaten doğruluğu toplumca da kabul edilmiş demektir. Bunların daha da yaygınlaştırılmasında demokratik ortamda iyilikler daha çok kâr eder.

 

GÜZEL AHLAK

GÜZEL TOPLUM

SEVGİ İLE OLUŞUR

 

İnsandaki olumlu duyguların başında sevgi gelir. Bunlar genel olarak sevgi, ümit, güven, şefkat, iyimserlik, mutluluk şeklinde temel duygulardır.

 

Sevgi, insanları birbirine yaklaştıran ve sevişmesini sağlayan “görünmez bağ” dediğimiz en temel duygudur.

Bir gün 15 kişiye bir camide imamlık yapmak üzereyken tam elimi kaldırmışken sağ omzumun arkasından bir nur içinde peygamber efendimiz geldi ve “Ahmet tekbirlerine sevgi kat” dedi ve gitti. Bunu takip eden 15 sene güleryüzlü davranışların ardından 2009 da aşıklık verildi diyebilirim. Bu büyük bir imtihandı ve kazanmıştım.

Normal yaşamda sevginin ümit duygusuyla beslenmesi gerekir. Bu takdirde kişide harekete geçme duygusu belirir ve aktif hale gelir. Eğer sevgi ümitle beslenmezse çaresizlik, umutsuzluk duygusu baş gösterir.

 

Sevilen kişi karşıda olursa empati meydana çıkar ve dostluğu artırır. Bir kişiye bağlılık ile sevgi birlikte bulunursa bunu aşk denir ve kişi sevdiğine bağlılığından onu düşünmesi ve arzulaması baskın olur. Bu aşk ilerde tutkuya yani kendini sevdiği için feda etmesine dönüşebilir. Bu nedenle ateşe atılmaktan, yanıp kavrulmaktan, hastalanmaktan bahsedilir ve insan sevilene doğru göç etmeye başlar. Tasavvuf’ta ölmeden evvel ölmek kavramı da bu manaya yakındır. Aynı zamanda benliğin yok olması da sevgilide birliği ifade eder.

 

İnsan daima güzele ilgi duymuştur. Onu gelişim sürecinde ilerleten şey güzeli sevme duygusudur. Karşılık görmeyen sevgi sönebilir. Bu yüzden sevilenlerin de bu sevgiye cevap vermesi önemlidir.

 

Çocuktaki sevgi son derece saf ve temizdir.. Çocukların kullandıkları lisan daha az kelimeyle ancak büyük bir içtenlik söz konusu olduğu için büyüklerin yapamadığı ya da söyleyemediği şeyleri büyün çıplaklığı ile çocukların söylemesi muhtemeldir.

 

Farklı yerden ve temiz olan kişilerin fikirlerinden istifade etmek bir amaç olabilir. Bu amaç işletme körlüğü dediğimiz hastalığa bir ilaç olabilir.

 

Sevginin yayıldığı alan farklı farklıdır. Sıradan kullanımı diyebileceğimiz eş, aile, yemek sevgisi örnektir. İkinci grupta sayabileceğimiz insanlar yaşadıkları toplum ve dünyayı sevenlerdir. Üçüncü gruptaki ise dünyalıkla ilgili şeylerin yanında kainatı ve kendisini yaratanı da sevenlerdir. Böylece ahreti de düşünürler ve bunlar imanı sağlam güçlü kişiliklerdir.

 

Sevgiyi insanın kişiliğine yöneltmek daha kalıcıdır. Karşı tarafa yönetilen sevgi onun sıfatlarına iken bu sıfatlar kayba uğrarsa bu sevgide biter. Evlenme gibi özellikli durumlarda insanlar akıldan ziyade duygularıyla hareket etmek isterler. Sevginin davranışlarda gerçekten büyük önemi var. Duygusuz bir iletişim dahi sorun yaratabilir. Reklamlarda duygulara hitap edilmesinin temel nedeni budur.

 

Değer verdiği kişiyi insan, harcamaz dost kabul eder. Sevginin azlığından ise düşmanlık hasıl olur. Karşı taraftan zarar göreceğini düşünen kişi savunma durumuna geçer. Nefret edilen kişinin kusurları artmış görünür. İyi taraflarını siler.  Bunun tersi olarak seven kişi sevdiğini hayali olarak abartarak da sevebilir. Bu yüzden aşırı iyimserlik muhtemel zararlara karşı kişiyi savunmasız kılar. Sevgiyle beraber olumsuz bir düşünce beraberinde oluşmuşsa iyi tarafını severken kötü yönlerinden dolayı da sevgide azalma olur.

 

Kısa vadeli sevgiler anlıktır. Uzun vadeli olan ise gelecekteki mutluluğu için zorluklara katlanması anlamına gelir.

 

İnsan günlük hayatı hoşlandığı kadar ömür süreci ve ahiret boyutunda da mutlu olmayı hedeflemelidir. Bu bir sevgi yönetimidir diyebiliriz. Olgunlaşmak adeta sevgi yönetimi ile tanımlanabilir diyebiliriz. Peygamberlerin bile kırklı yıllardaki kişilerden seçilmesi çok manidardır. Bu yaşlarda hissedileni doğru tanıtıp doğruya yönelme beklenen şeydir. Toplumların zayıflayarak sevgilerin azaldığına çare olmak için güçlü aile bağlarına ve arkadaş ilişkisine yatırım yapılmalıdır.

 

Sevgi içine girdiği kişide biçimlenerek kişiyi düz mantık ve salt kuru bilgiden uzaklaştırır ve kişinin duygularına biçim verir.

 

Sevgi eşler arasında gidip gelirken çocuklarla beraber kadındaki sevgi çocuğuna erkeğin sevgisi ise işine kayar. Ailenin bireylerinin sıkıntılı zamanı aşıp aile ve çocuğun önemsenmesiyle sevgi ve bilgi beraberliği oluşur. Böylece bilgi ve sağlıklı düşünce tarzı önemli olarak ortaya çıkar. Kaybedebilme ihtimali seven insanı korku içine atar ve yıpratır. Bu yüzden doğru insanı seçmek ve bu hissi yerinde kullanmak bir marifet sayılmalıdır.

 

Akıllı insan her şeyi kendi ölçüsünde sever. Seven sevdiğine tabi olur ve onun yararını düşünür. Böylece diyalog başlar ve toplumdaki iyilikler artış gösterir. Bu konuda Mevlana Hz. Şöyle söylüyor.

 

 

Kim ki canın için cananı sevdi; canın sevdi

Kim ki canan için canın sevdi; cananı sevdi

 

Halbuki sevgide cömert olabilmek paylaşıldığında paradan farklı olarak verildikçe artmasıdır. Sevgi sonsuz, maliyeti ve vergisi bulunmayan fakat değeri çok yüksek bir hazine gibidir. Bunu elde etmek kişinin iradesiyle çalışmasına bağlıdır. Kuyu suyu nasıl ki kova sarkıltıp çekildikçe gelmeye devam edecektir.

 

EĞİTİMDEKİ

BOZULMA

AHLAKİ

OLUMSUZ

ETKİLİYOR

 

Bilmenin bir tevhid eylemi olduğu, bilginin ahlaktan ayrılmaması gerektiği, bunun amacının ahlak olduğu, bunun da Allah’ı işaret ettiği söylenebilir.

 

İlmin işlev olarak faydalı da olması gerekir. Hz. Rasulüllah “fayda vermeyen ilimden ya Rabbi sana sığınırım” buyurdu.. Hammadde bilgi ise, mamul ahlak olacak. Yoksa faydasız bilgi oluyor.

 

 

Modern Eğitimin Üç Ana Zaafı

 

Modern eğitim;

- Bilgi ile bilgi ahlakının arasını ayırdı.

Akılla kalbin,

Duygu ile düşüncenin,

Eylemle bilginin arasını ayırdı.

 

- Bilenle bilginin arasını ayırdı.

Bu, bilginin üstadsız aşırılabileceğini,

Bilgi ile bilenin arasındaki bağı kopardı.

 

- Alim ile ahlakın arasını ayırdı.

Alim; ahlak ile bilgiyi sindirmiş olana denir.

Hayata uygulayandan alınır = İlmi ile amil olmak.

 

SONUÇ

 

Neden güzel ahlak ve neden güzel insan?

 

Gerçekten bu sorunun cevabı o kadar şumullü ki bu dünyayı kapladığı gibi ahreti de kapsıyor denilebilir. Ferdi olarak kendi ruhi yapınızın buna ihtiyacı olduğu gibi toplumun da sizin güzel davranışınıza ihtiyacı ve hakkı var. Allah’ın da onun peygamberinin de bizden istediği bu değil mi?

 

Dünyada kötülükler iyiliklerden daha çabuk yayılır. Bu yüzden Allah günahların açıktan işlenmesini istemez. İslamın belki de 7 şartı diyebileceğimiz “emri bil mağruf, nehyi anil münker” görevi var. İşte toplumlar bu emri hem fert olarak hem de örgütlü olarak yapmazlarsa doğrular meziyete dönüşür ve kokar.  Demokrasi var deyip kaçınamazsınız. Bu emir mutlaka yerine getirilmelidir. Sınırsız toplumların demokrasi ve özgürlük adına geldiği tatminsizlik, sex ve uyuşturucu batağı bu işin eğitimle bile olmayacağını göstermiyor mu? Onların %70’i artık sakinleştirici kullanıyor. Ne olursunuz iyi olun diyen ve Allah’a şirk koşarak onun yetkilerini alan bir papazlar cumhuriyetlerinin güzel ahlakı koruyup kollayamayacağı artık anlaşılsın. İyilik kazığı sıkı tutulmazsa kötülük başının çaresine bakar zaten. İyilik imanın, kötülük şirkin içinde.

 

Halkın genel yaşayışında aranan iki unsur vartdır. Birincisi evine sadık olması. İkincisi ise işinde doğru davranması. Bu ikisini yaparken makul bir ölçüde de ibadetlerini yapabilirse bu insan artık güzel ahlaklı güzel insan olarak anılır. Artık ondan takva beklenmez. Bu bir asgari standarttır. Ve tasavvufi değerler aranmaz. Biz de bu amaçla normal halka GÜZEL İNSAN derken bunu kasteddik.

 

İnsan imanını kaybedince ne zalim. Nerde hak ve adil güç sahipleri

 

İnsan iman edince ne kadar güzel ahlaklı, güzel insan.

 

İyilik galip ne güzel ve mutluyuz..

 

Kötülük galip, kim hakkı koruyacak.

 

peygamber,

 

Yahut peygamber yolunda siz!

Şimdi ilahi adaletten konuşabiliriz.

Sizde başkaları da varsınız.

Siz yolda yoksanız

Başkaları da yok,

İnanın siz de yoksunuz.!!!

 

aşık ahi kul ahmede nasib oldu bunlar


[1] Güzel İnsan Modeli “Prof. Dr. Nevzat TARHAN” 2012 Sf.18

22 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Göğermiş memeler (Semaî)

Geliyor karşıdan gülüm

Kara düşmüş benli dalım

Tel tel olmuş zülfün telin

Saçak düşmüş memeleri

 

Sen varken dünya nicedir

Sen gülken huri cefadır

Sen güzel eller kazadır

Top top olmuş memeleri

 

Kırşehir’in almaları

Karabacak balcıları

Bahar demiş sunaları

Sıka durmuş memeleri

 

Yeşile de al incinir

Sarıya kulun dökülür

İnce belden kol bilinir

Sara durmuş memeleri

 

Cemalin benzermiş aya

Giydiğim delinmiş saya

Haçça ile güllü “bela”

Ne hoş imiş memeleri

 

Aşık ahmed böyle dedi

Güzel için ağu yedi

Koyun girip gönül yudu

Eme durmuş memeleri

 

Yaban iller zorda gönül

Gel gidelim dosta gönül

Men sevmişem yahşi gönül

Zem zem olmuş memeleri

 

Yar koynunda civan olsam

Akıp akıp divan dursam

Sırra erip revan olsam

Ballar sürmüş memeleri

 

Canı cana verdim bilmez

Açtı göğsün derdi olmaz

Cümle alem sorgu etmez

Allı güllü memeleri

 

Terek suyu zorlu akar

Tiflis canı ondan bular

Yahşi  güzel ıslak giyer

Başlanırmış memeleri

 

Terekeme güle derler

Ele gelmez suya söyler

Kimler içmiş aşkı beyler

Meyle içmiş memeleri

 

Kars’ın kargısı kararmış

Ota çöpe kim bakarmış

Bir güzele ahmed yanmış

Eme durmuş memeleri

 

Men seni sevirem gönül

Meni sevmesen de gönül

Hemi öldürsen de gönül

Şu göğermiş memeleri

 

Dara düştüm yar neylesin

Candan geçtim kul eylesin

Yari öpsem gel eylesin

Çöze dursun memeleri

 

Ahmed neylersin güzelim

Güle bülbül şu gazelim

Söyledikçe gül pazarım

Ölçe dursun memeleri

 

Ahi ahmed gül eylesin

Ötelerde hu söylesin

Muhammed’e yar olasın

Sağlık olsun hadisleri

 

NOT: burada yazılan bazı uç yazılar müstehcen düşünülebilir. biz ise bunu nasibe yormadık ve Hakk’ın adını anmadık. peygamber efendimizin adının geçtiği yerde ise hem müstehcenliğe yer vermedik ve yazılanların şifaya dönmesi için hem adını hem de hadis  kelimesini andık. zira dini konularda müstehcenlik olsaydı ümmetin cinsel sorunları çözülemezdi. bir amacımızda konuşulamayan bazı şeyleri konuşulabilir hale getirip tabuları yıkmaktır. bir doktora nasıl ki müstehcenlik olmazsa aşığa da müstehcenlik olmaz.  bu nedenle müstehcenliğe bile bile sağlık için yer verdik. bu şiirimizin kalbi iyi olan müslümanlarda sağlık ve şifa olacağinı umut ve dua ediyoruz. eli uçkurunda olup kalbi sıkıntılı kimseler ise gıybet edebilirler ve hem de bunu doğruluk ve edep adına yapabilirler. bizim edebimize halel gelmez böyle yazdık diye. eyvallah..

aşık ahi kul ahmed yazdı bu yazıyı (Müstehcenli diye nasibe yormadık)

18 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Kölen kurban olsun (semaî)

Kara kaşlı benli güzel

Mah cemalin aya dönsün

Bu fakiri unutma gel

Yerin cennet mekan olsun

 

Bana eman verir isen

Gönül kasrı sürur isen

Akşam sabah yakîn isen

Gönlün cennet mekan olsun

 

Ahdin olsun yama tutmaz

Safan olsun haya etmez

Çevre yanın eza gitmez

Sekiz cennet hazan olsun

 

Çemenlerde gezmek ister

Kapılarda durmak ister

Onbeş adem soymak ister

Yiğit kolu devan olsun

 

Karar kıldım dünü güne

Kuşak idim ince bele

Beni bilmez kendi gece

Yatmak  ister meyan olsun

 

Denizlerde mavi çeker

Gökte uçar turna nider

Ayak döner eğri gider

Salladığı beyan olsun

 

Kulun kölen olsun eller

Çala durur gayri haller

Çıka durur arşa kullar

Eylediği canın olsun

 

Kalbin hile dolu ise

Kara bahtın çöğer ise

Beni senden sayar ise

Sırladığı geven olsun

 

Kadir Mevlam kavuştura

Ayrı yazgı üşüştüre

Soldan sağa yakıştıra

Gönül düşüp canan olsun

 

Seher yeli zülfün teli

Sara durur yiğit kolu

Bene düşmüş aşkın canı

Çulsuz aşka cefan olsun

 

Yola düştüm yola düştüm

Muhammed’li yola düştüm

Yollar ırak gönül verdim

Selam adlı Rahman olsun

 

Sırrı çeker kantar olsam

Günah çeki tövbe kılsam

Kitap çeker aşkı yazsam

Ahmed düşer Mennan olsun

 

Ahmed kulun uçtu gene

Arşa doğru ağdı sene

Ne akildir ne divane

Hakk’ı bilen insan olsun

 

Ahi ahmed kulluk eyler

Öte durur şerri peyler

Tevhid üzre  Hakk’ı söyler

Sana yanmış kulun olsun

 

 

aşık ahi kul ahmede bu yazıları yazmak nasib olmuştur

18 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Çulsuz aşk (Varsağı)

Behey yeşil gözlü güzel

Gülün bilmez demedim mi

Yiğit yıkar şu gözlerin

Ömür bilmez demedim mi

 

Bak şu nazlı güzel daşa

Selam eyler gelmez başa

Hakk’ın emrettiği kaşa

Şerri bilmez demedim mi

 

Ben bir deli olsam başa

Gömlek giyem önden sona

Aşkın olduğu şu yere

Çıkamazsın demedim mi

 

Şu güzelin kaşı gözü

Duramıyom ince sızı

Yar biçermiş ele bizi

Sınamazsın demedim mi

 

Usul edep erkan ola

Yola inmek ayan sa’ya

Cana düşen şu “bela”ya

Düşemezsin demedim mi

 

Ele düştü gönül kuşu

Çıka geldi kader yazı

Aşka çaldım dünü günü

Yanamazsın demedim mi

 

Bre güzel neler etti

Nice ocak söndü gitti

Kaşı gözü naza çekti

Karamazsın demedim mi

 

Yiğit olan doğru çalar

Namertler var eğri bakar

Dertlilere “Bari” düşer

Bilemezsin demedim mi

 

Yörü bre yaren ağa

Güzel kızlar saran dağa

Nice düşer yanık daha

Onbeş yetmez demedim mi

 

Bağı bostan zebil olur

Cümle alem melül olur

Güle düşmek yakîn olur

Dost haylamaz demedim mi

 

Güzel göze sürme çeke

Çeker perçem sırrım söke

Vakit gele tamam diye

Ağıt yetmez demedim mi

 

Ahmet arşın ile ölçün

Yele verdin koca ömrün

Karar oldu yaman düşün

El söylemez demedim mi

 

Hay ağalar zorlu beyler

Yol eylemiş dağa kızlar

Su yaylası genç ağırlar

Seni bilmez demedim mi

 

Hûma kuşu yüksek uçar

Yiğit olan alçak düşer

Felek bize türlü donlar

Biçer biçmez demedim mi

 

Kerpiç döktüm ömür ölçer

Varır gider selam eyler

Şu âleme girer çıkar

Kapı ağmaz demedim mi

 

Yörü bre kaşı keman

Senden âlâ yar eylemen

Dünya ipe ecel yaman

Çeker çekmez demedim mi

 

Bir gönüldür yandı canım

Kurban olsun sende canım

Felek  kollar pundun senin

Büker bükmez demedim mi

 

Ölmeden bir dem sürmedim

Kara toprak ben ölmedim

Ne aman bildin ne güman

Zulüm bitmez  demedim mi

 

Felek derler kendi bilir

Aman vermez zaman bilir

Ne söylesek kulak sağır

Kader bilmez demmedim mi

 

Böyle m’olur böyle m’olur

Yardan ayrı düşen n’olur

İner deryaya dökülür

Katre  bilmez demedim mi

 

Ey turnalar selam edin

Yar yoluna güller saçın

Ah eyledim güllü benim

Aşkın gülmez demmedim mi

 

Kırk beste yapmış bülbül

Kırkına da  yakarmış gül

Eğri dalda doğru  melül

Aşkın sapmaz bilmedin mi

 

Güllü benim gül senindir

Güllü bekler gül elimdir

Çala dursam kırk donumdur

Aşkın baçsız bilmedin mi

 

Seve durdum feta candan

Güle rakib oldum halden

Canım sevdim canan canlan

Aşkın duymaz görmedin mi

 

Seve durmuş feta yoktan

Canan sevmiş cana kuldan

Meydan sandı benli yoldan

Aşkın bensiz bilmedin mi

 

Karar düştü ahmed paşa

Bülbül cana rakip ola

Kim yanarsa önden sona

Aşkın çulsuz bilmedin mi

 

Ahi ahmed güle yazdı

Gül baharda gonca açtı

Bir bülbüle canan oldu

Aşkın sensiz bilmedin mi

 

Yetti gari gülün kastı

Çala durur bülbül mesti

Gülşenimde poyraz esti

Aşkın elsiz dermedim mi

 

Yolum dertli aşım dertli

Kolum bekler güle katlı

Muhammed’li yola saptı

Aşkın sekmez demedim mi

 

Ahi ahmed onbeş yazar

Yazı diye güzel sarar

Bakar bakar Hakk’a düşer

Aşkın yetmez sevmedin mi

 

 

aşık ahi kul ahmede bu yazıları yazmak nasib olmuştur

17 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Dağ imiş (Koşma)

Güzel sevdim deyu kostak yol etmiş

Arkam sıra gıybet eden çoğ imiş

Şu güzeli naza çeken zor etmiş

Önüm sıra yola düşen çoğ imiş

 

Hazan erdi gönül çemen neylesin

Nice güzel sarmak gönül eylesin

Dünü günü ana baba kollasın

Aramızda yüce duran dağ imiş

 

Salındı boyuna kavak yelleri

Goncayı açarmış yiğit kolları

Baharı çemendir yayla kızları

Ardımızda sıra kollar çoğ imiş

 

El dayim yoklarmış senin bendini

Gül yüzün soldurur çözer dengini

Bu illerde paşa beylik ingili

Vatanında züğürt olmak yeğ imiş

 

Karşımda durur boz bulanık dağlar

Yar yüreğim çatallı sene yanar

Gadaların alayım tozlu yollar

Yar eline ırak düşmek dağ imiş

 

Bahar olsa yazı gelmez çemenden

Yazı düşse harman olmaz sinemden

Habar geldi yare bilmez zalımdan

El dilinden zehir içmek yeğ imiş

 

Dağlar oldum iniledim bir zaman

Perçem açtım aktı suyum bir zaman

Çemenlendi eteklerim bir zaman

Dağ elinden gayri düşmek dağ imiş

 

Bu illerde bilmem ki ne işim var

Yar iline habar saldım sazım kar

Gel eylemiş gayri durma canım var

Her yanımdan dara düşmek dağ imiş

 

Kaç demet hayal etsem yar üstüne

Ne söyler bilmem anın yel üstüne

Kur kurul açıl saçıl kol üstüne

Er kolundan canda yitmek cağ imiş

 

Hayatım şahittir iman yarime

Döşedim zaittir kulpu zarına

Aşığa bahadır cehli yunmaya

Aşk od’undan iman çalmak sa’ imiş

 

Ahi kula ahmed yazdım dalından

Çala durdum gönül sazı yolundan

Gelmez gitmez Rahman yaza eşkindan

Hakk yoluna candan geçmek dağ imiş

 

 

aşık ahi kul ahmede bunları yazmak nasib olmuştur

17 Nisan 2013
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç