Dağlar (Koşma)

Bağrımın gülü sende yetişir

Baharın şevki sende gülüşür

Lale gül sümbül bülbül ötüşür

Cümbüşün kambersiz olmaz dağlar

 

Kazığın kavi yere yetmiştir

Yamacın  yaman zoru germiştir

Kimlerin nefsi sende yetmiştir

Güllerin bülbülsüz açmaz dağlar

 

Ne gezersin sen bu yerde yalnız

Seni uğratırlar derde a kız

Zülfün bulunduğu yerde yağız

Gençlerin dolaşmış, açmaz dağlar

 

Yücende ılgıt ılgıt karın var

Yaylanda güzeller serdarı var

Başından aşmağa takat mi var

Kalmadı dizimde derman dağlar

 

Yağmur yağar gelincikler biter

Sarı çiğdem öbek öbek sarar

Yel estikçe elvan elvan kokar

Karışmış çimene gülün dağlar

 

Ahi kul ahmed yanar yakılır

Güzeller suyundan içip kanar

Bu bağı bahçeyi kimler dizer

Gördükçe artar  imanım dağlar

 

 

ahi kul ahmed

10 Ağustos 2016
Okunma
bosluk

Var adını diyemedim (Semai)

Gözlerin sevdiğim güzel

Ölümden haberin var mı

Seni benden ayırmışlar

Zulümden haberin var mı

 

Kaşların gerili yaydır

Kirpiğin temrenle oktur

Vur sineme beni öldür

Kulundan haberin var mı

 

Gelem dedim gelemedim

Saram dedim saramadım

Var adını diyemedim

Aşıktan haberin var mı

 

Ela gözler süzülür mü

Yiğit kolu sarılır mı

Üç gün geçmez ayrılır mı

Firkatten haberin var mı

 

Gönlümü de gül eyledim

Bahasını kul eyledim

Cananıma yol eyledim

Sevmekten haberin var mı

 

Sana yandım sana yandım

Sen uğruna çam’ra yattım

Gelmez gitmez ele döndüm

Nizadan haberin var mı

 

Ahi ahmed keder bilmez

Ömürünü heder etmez

Harcanmışı sual etmez

Gönülden haberin var mı

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

30 Mayıs 2016
Okunma
bosluk

Anası güzel (Varsağı)

Hey bre anası güzel

Ne gezersin bu yerlerde

Seni seven bulunmazmış

Ne gezersin bu yerlerde

 

Eteğinde kervan gider

Tepesine peçe gerer

Yaylasında güzel gezer

Ne söylersin bu yerlerde

 

Yörü bre güzel yörü

Gül bahçası seyran yeri

Söyleşirken kimler seni

Ne şişersin bu yerlerde

 

Alaçık yaptım oturak

Gel güzel seninle yatak

Olmaz olsun çarhı felek

Ne eylersin bu yerlerde

 

Kaşları yıkık karadan

Bizi halk etmiş yaradan

Yeni haber geldi yardan

Ne edersin bu yerlerde

 

Selam versem alma mısın

İnci mercan dökme misin

Kadir kıymat bilme misin

Ne durursun bu yerlerde

 

Ahi ahmed ağlar gülmez

Halin nedir diyen olmaz

Ömür yiter geri gelmez

Ne ölürsün bu yerlerde

 

ahi kul ahmed nasibidir

14 Mart 2016
Okunma
bosluk

Gören söylesin kimindir bu güzel (Koşma)

Kara kaş altında sürmeli gözler

Baha el altında goncalı güller

Döküp gerdana da zülfünü dizer

Çıkar yaylada salınır bu güzel

 

Yunmuş yıkanmış Çuğun’un gölünde

Parlar durur siyah zülfü telinde

Giyinmiş kuşanmış hoş salınır da

Gören söylesin benimdir bu güzel

 

Yukarıdan da Kılıçözü ırmağı

Saklı durur bu sinemin yarası

Gavur kızı bizle açtı arası

Gören söylesin kimindir bu güzel

 

Yanakta gamzesi kar eder cana

İlin yari benzer huri gılmana

Ben yitirdim ben ararım bahana

Gören söylesin kulumdur bu güzel

 

Gel benim karşımda salın bir güzel

Beni sarhoş etti bir yavru gazal

Kara kaş altında da melil melil

Gören söylesin canımdır bu güzel

 

Canım hoştur gelir gönlümün şanı

Seni seven yiğit neylesin malı

Defeder giderir gönlümün gamı

Gören söylesin neyindir bu güzel

 

Ahi ahmed gider kendi yoluna

Has bahçada gonca güller açıla

Değmen benim zülfü telli yarime

Gören söylesin yarimdir bu güzel

 

 

 ahi kul ahmed nasibidir

2 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Ziyade (Koşma)

Ala gözlerini sevdiğim güzel

Böyle güzel yoktur senden ziyade

Bilmem melek misin yoksa huri mi

Böyle güzel yoktur senden ziyade

 

Bakarmış da deli gönlüm bakarmış

Her gördüğünü gönlüne yakarmış

Bir gün şöyle bir gün böyle dönermiş

Bugün güzelliğin dünden ziyade

 

Şu bahçandan dersem gonca gülünü

Nice bir çekeyim aşkın yayını

Hayli demdir bekliyorum yolunu

Bugün beklediğim dünden ziyade

 

Yayladım da yayladım yar yayladım

İndim engine de seyran eyledim

Ahdım olsun seni alır kaçarım

Bugün ki değerin dünden ziyade

 

Ararım ararım da dost ararım

Dost yoluna veririm onca malım

Bekle sevdiğim bekle benim yolum

Bugün ederin de dünden ziyade

 

Güzeller güzeli hüma yavrusu

Gözleri sürmeli alma kurusu

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Bugün güzelliğin dünden ziyade

 

Aşkın kılıncını taktım belime

Muhabbet ne imiş bildim yenice

O dostu saraydım bari bu gece

Bugün sıcaklığın dünden ziyade

 

Keklik gibi ordan ora sekersin

Beni görsen kaşın gözün yıkarsın

Çağın geçmeden de kul mu ararsın

Seni seven yoktur benden ziyade

 

Gece gündüz de sevdana yelerim

Aşık olup hüsnün bağın dererim

Daha evvel değmez eller sanırım

Seni saran yoktur benden ziyade

 

Yarim salınır da yarim salınır

Ciğerciğim bölük bölük bölünür

Sonunda bu dert beni öldürür

Sana ölen yoktur benden ziyade

 

Kaş altından melil melil bakarsın

Aşık olsan ataşıma yanarsın

Taramış zülfün kakülün kesersin

Dökmüş ince bele belden ziyade

 

İflah etmez bu dert beni oyalar

Mehlem almaz sinemdeki yaralar

İster ise boyuncuğum uralar

Bugünkü zulmetin dünden ziyade

 

Güzel seninle yaylayım yaylada

Sakla beni bucağında otağda

Her hizmetin ben eyleyim ne var da

Senin divanında kuldan ziyade                   

 

Ahi kul ahmedim yanar güzele

Her sevdiğine tutarmış çetene

Nice kulların var yazar kalemle

Beni yazdırırsın elden ziyade

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

7 Ocak 2016
Okunma
bosluk

Yine bahar oldu açıldı güller (Koşma)

Yine bahar ayları da gelende

Bülbül güle dallanacak zamandır

Gurbete giden sevdiğin arzular

Yare haber salınacak zamandır

 

Severim seni ben de yana yana

Kul oldum ben yarime anlasana

Seherde başlar bülbüller figana

Artık kuşlar ötüşecek zamandır

 

Yine bahar oldu açıldı güller

Bülbül figan etti kokuştu güller

Hoş bir avaz oldu açıldı sümbüller

Aşıkların hoş olduğu zamandır

 

Gülün halinden bülbül bilir imiş

Yarin halinden aşık bilir imiş

Aşka düşmeyen neye mihnet etmiş

O yare bülbül olduğum zamandır

 

Yine geldi canım baharlar bağlar

Bülbül firkatin söyler hemin ağlar

Türlü çiçeklerle donanmış bağlar

Çiçeklerin açıldığı zamandır

 

Bahar gelir bülbül şakır nazalır

Gonca açar bülbül konar sözalır

Güzeller içinde benim ki baştır

Güzellerin gel olduğu zamandır

 

Bülbül aşık olmuş da gonca güle

Kırmızı gül nisbet eder yanağa

Altın sırma saçın düşmüş beline

Güzel yare yeldirdiğim zamandır

 

Kirpiğin yıkmış alıcı bakarmış

Aklı baştan alıp sinem yakarmış

Bu bahtı karayı derde salarmış

Dertlerimin depreştiği zamandır

 

Bülbül öter olmuş sarpça kayada

Terk etmiş gülü figanı derinde

Bilmem bugün bilmem yarın huzurda

Bizlere de gel olduğu zamandır

 

Çıktım yükseğine seyran ederken

Ötüşür bülbüller gonca açarken

Kime ne olmuş sırnaşırım candan

Yarime  kul olduğum zamandır

  

Türlü türlü bağlarsın da başını

Aman vermez de yıkarsın kaşını

En sonunda ben dererim gülünü

Baharın gonca açtığı zamandır

 

Zülüflerin deste deste oluptur

Al yanağı sarmış beste yazıptır

Bu dert bende yaralarım azıptır

Dertlerimin depreştiği zamandır

 

Ataş olmayınca duman tüter mi

Vakti gelmeyince bülbül öter mi

Ak göğüste çifte benler biter mi

Benlerin de sayıldığı zamandır

 

Koç yiğitler gelir y’zıdan yabandan

Tanır sevdiğini kara kaşından

Elinde divit kalem  yazar halden

Defterimin dürüldüğü zamandır

 

Ahi kul ahmedim eller övünsün

Öyle bir derde düştün ki yanarsın

Akşam oldu çıra gibi sönersin

Vaktimin tamam olduğu zamandır

 

ahi kul ahmed nasibidir

4 Ocak 2016
Okunma
bosluk

Ala benli yarden ayrıldım (Koşma)

Perçemin çekmiş ala karlı dağlar

Göğsü ala benli yarden ayrıldım

Dövünürüm dertli dertli ağlarım

Döşü ala benli yarden ayrıldım

 

Kervansaray senin nice yolun var

Her biri üstünden ingine aşar

Yar ile eğleşirken şimdi kaçar

Lebleri cilveli yarden ayrıldım

 

Yatırıp uyuttum yari dizimde

Uyandıkça bakar idi yüzüme

Şeker şerbet tatlı şirin sözüne

İnandım da dili baldan ayrıldım

 

Dost dosta değil dosttan dosta bakar

Domur domur göğsünü ağzıma koyar

İlkbahar gelmiş gonca gibi açar

Kokusu gül kokan yarden ayrıldım

 

Hayal olduda karşımdaki dağlar

Dökülmüş yapraklar sonbahar bekler

Eşinden ayrılan ah çeker ağlar

Ah çekerim nazlı yarden ayrıldım

 

Ak kuğulu göllerde mi yaşarsın

Bağrı başlı dağlardan mı aşarsın

Düşürmüş yaşmağı alıp kaçarsın

Başı bağlı güzel yarden ayrıldım

 

Yetirdim yetirdim derdim yetirdim

Bir ulu çınardım yandım kurudum

Baharım gelmedi de hep yas tuttum

Cilveli neşeli yarden ayrıldım

 

Lale sümbül güller biter başında

Dağlar ne çok gümanın var serinde

Ezelden yazılmıştır bu kanun böyle

Otağı döşeli yarden ayrıldım

 

Bülbüle hoş gelir gülün kokusu

Sevene zor gelir yarin kötüsü

Akşama dek över yarin eyisi

Eyisi köşeli yarden ayrıldım

 

Ben seni severim candan güzelim

Sen beni sevmesen de bir güzelim

Serimden geçtim de ağlar gezerim

Ayrıldım gül yüzlü yarden ayrıldım

 

Canımı canına verdim tezelden

Canım yitti benden etti nazardan

Seni beni bir mevladır yaradan

Canımın zalimi yarden ayrıldım

 

Kömür gözlüm saç bağını takmışken

Seni bana Rahman verdi demişken

Üç gün koynunda da sabahlamışken

Sabahı sıcacık yarden ayrıldım

 

Kara  kaşlı güzel ile olmuşken

Top zülüflü güzel deyu yanmışken

Sana yaramadım ben bu huyinen

Sefalı cefalı yarden ayrıldım

 

Üç güneydi benim kavli kararım

Beş gün oldu gelmez dahi selamın

Ben yitirdim ben ararım yaranım

Kime ne ki ben o yarden ayrıldım

 

Ahi ahmed der ki gelenler gider

Ömürü yetenler borcunu öder

Doyamadım ben o yare zulmeder

Mah cemalli nazlı yarden ayrıldım

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

30 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Kadir mevlam senden bir dileğim var (Koşma)

Kadir mevlam senden bir dileğim var

Anamın sütüne kandırma beni

Bilmem az yaşadım çok yaşadım var

Hemen Azraile gönderme beni

 

Şöyle bir güzel ver gönül ağleyim

Kara kaşlı kara gözlü söyleyim

İnce belli al yemeni toylayım

Hemen yetmişime dönderme beni

 

Varınca yanına göğcek mi göğcek

Usuldur boyunca yiğrek mi yiğrek

Kimindir aslında ördek mi ördek

Hemen avcısına vurdurma beni

 

Kolların boynuma dolasın galan

Saraylarım uğruna olsun talan

Vereyim bu ömürden arta kalan

Hemen artanına uğratma beni

 

Güvercin bakışlı keklik sekişli

Gerdanı altunlu akçe takışlı

Cerenim bakışlı beyaz benizli

Hemen gözlerime ağlatma beni

 

Dertlerimi de alıver sırtımdan

Rızanı söyle bilmem hangisinden

İster ikisini ver güzel kulundan

Hemen birine razı etme beni

 

Dosta doğru gider yollarım benim

Bülbül gibi şakır dillerim benim

Bilmem nic’olurmuş hallarım benim

Hemen dinime küstürme beni

 

Bir çiftliğim olsa oynasa taylar

Onbin koyun ile toklular koçlar

Beş yüz atlı bindirem koç yiğitler

Hemen varıma kastedme emi

 

Bahar gelir bahar gider yazınan

Bülbül şakır gül goncada sazınan

Kış ortası dizlerimde sızınan

Hemen ömrüme kastetme emi

 

Ahi kul ahmedim ümitli kulsun

Nasib ise gayen yerini bulsun

Sonunda Hak ne dilerse o olsun

Hemen şeytana kul etme beni

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

24 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Ele Güne Benzemez (Koşma)

Şavkı vurur bahçalarda yar onmaz

Bir yar sevdim ele güne benzemez

Kime ne ki sevdiceğim yar aymaz

Hasbihali ele güne benzemez

 

Suya gider su testisi om’zunda

Söyleşir dilleri pınar başında

Benim yarim de girmiş on beşinde

Bakışları ele güne benzemez

 

Bahar gelmiş bahçalarda gül benim

Eser olmuş seherlerde gül benim

Kime n’olmuş güzellerde gül benim

Benim yarim ele güne benzemez

 

Benim yarim yazılarda yaylanır

Yaylanırda kolum üzre yaslanır

Yarın iki oğlan boylu boslanır

Çotakları ele güne benzemez

 

Al tumanı al yemenin üstüne

Sürme çeker ala gözün üstüne

Altun akçe ak gerdanın üstüne

Turalamış ele güne benzemez

 

Zülüflerin tel tel olmuş dökülür

Dökülürde ak gerdana saçılır

Al yanaktan alma alma öpülür

Öpücüğü ele güne benzemez

 

Benim yarim sunaların başıdır

Kadir kıymet bilmek onun işidir

Baha ister canım yansın düşüdür

Haytalığı ele güne benzemez

 

Salmaz gurbete de yanında dursam

Akşam sabaha da katışa dursam

Ölmeden önce de bir ölüversem

Tarikatı ele güne benzemez

 

Kalaylı tastan su içmek misali

Dalına verir uzayan kol hani

Beraberce yaşlanmaktır muradı

Kocalığı ele güne benzemez

 

Datlıdır dilleri döktürür balı

Maniler söylenir dokurken halı

Ağzında sakızı tamam olmalı

Sohbeti de ele güne benzemez

 

Baharı beklerim açılsın gülüm

Sunamı denklerim bahasın verim

Kimseler duymadan koynuna girim

Sıcaklığı ele güne benzemez

 

Var mıdır dahası da bundan kelli

Öteyi ne sen sor ne ben söyleyi

Nazardan saklasın rabbim bizleri

Muhabbeti ele güne benzemez

 

Aşıktır ahmedim kuldan nicesi

Çarha verdim çekemez kim niceyi

Bahası da bir çift beldir inceyi

Dolanırım ele güne benzemez

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

17 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Bre Güzel (Koşma)

Bugün ben bir güzele rastladımdı

Beliği kıvrım kıvrım örgü imiş

Bakmaz yüzüme ele mi saydıydı

Bakmayınca gözler ayrılmaz imiş

 

Bre güzel dön hele bir bu yana

Bak şu sana yanmış aymaz kuluna

Ne çare ki düştüm senin ağına

Düşmeyince yarden ayrılmaz imiş

 

Bahar mısın gonca güller açılmış

Benim göğnüm sana yanmış yakılmış

Baha ister sana eller uzanmış

İsteyince elden ayrılmaz imiş

 

Güzel ile sohbet etmek güzeldir

Güzel gül elinde de ne güzeldir

Güzel seninle ömrüm ne uzundur

Artar ömrüm gayri de ölmez imiş

 

Sana sözüm akça gelin zor imiş

Ak gerdana altun akçe takışmış

İnce bele al kuşağı sarılmış

Sarılan bellerden ayrılmaz imiş

 

El ettim kaş attım bana yar olmaz

Canı versem can üstüne bir olmaz

Dahası yok yar üstüne yar olmaz

Yar üstüne yar seven onmaz imiş

 

Ala güzel sana nettim neyledim

Hele bir de şu yanıma bakmadın

Ele güldün bu aşığı takmadın

Ele güne derdin yorulmaz imiş

 

Ne etsem neylesem olmuyor gözüm

Dert eyledim seni doluyor gözüm

Kısmetse gelirmiş ne talihsizim

Talih bir kepçeden ayrılmaz imiş

 

Nasibse gelir Hint’ten Yemen’den

Nasip değilse ne gelirmiş elden

Gel sen vazgeçme şu garip kulundan

Gariblerde kulluk kanılmaz imiş

 

Alalım da şu ahudan alalım

A hu zarım kalmasın da maralım

Ahirete kalmasın da yanalım

Burda yanan da orda yanmaz imiş

 

Öyle olsun güzelim öyle olsun

Bilinmedik yerlere yolum düşsün

Seni almaz isem de ahdim olsun

Ahdinde durmayan da namert imiş

 

Güzel anan baban yok mu  bilelim

Beylerinden de seni isteyelim

Beş bin yetmez ise daha verelim

Kantarın çeki altun akçe imiş

 

Su geldi teyemmüm bozuldu dersin

Başa gelmedik iş açıldı dersin

Bana da namahrem olur mu dersin

Mahrem olmaya gönlü var imiş

 

Güzel ne zormuş da kavli kararın

Yaktı beni de cilve ile nazın

Sonunda bir namazlık saltanatın

Padişahı kuldan sorulmaz imiş                                                                                                          

 

Ahi ahmedin canı da daralmış

Bir güzele de on türkü yakarmış

Varma güzel varma ahdim kalırmış

Ahdim almaya can dayanmaz imiş

 

aşık ahi kul ahmede nasib olmuştur

14 Aralık 2015
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç