Çok namazlar böldürürsün (Semai)

Kala da sevdiğim kala

Kolların boynuma dola

Sarılalım akşam ola

Ey güneş battığın zaman

 

Kanıma girm’ öldürürsün

Geçme dergah yakınından

Çok namazlar böldürürsün

Çevrilip baktığın zaman

 

Kömür gözlüm çıkar şimdi

Ah ile yar bakar şimdi

Odlara da yakar şimdi

Gülleri derdiğin zaman

 

Dağıtmışsın saçlarını

Sevemedim budlarını

Bağışladım suçlarını

Öpücük verdiğin zaman

 

İnci mercan dişlerini

Sürme çekmiş gözlerini

Sevdim beyaz kollarını

Boynuma sardığın zaman

 

Yüce dağlarından aştım

Açılan güllerin derdim

Yarimi sallanır gördüm

Aşk ile baktığım zaman

 

Ahi ahmed der nidelim

Bir güzele gel edelim

Akşam sabah gözetelim

Yar ile baktığın zaman

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

31 Mayıs 2016
Okunma
bosluk

Tevhid şarabın içenler (Gazel)

Bir mürşit elinden tutan,   nasibini her giz alır

Tevhid şarabın içenler,   her giz mest-i elest olur

 

Dost çağrısına gelenler,   huzurda ikrar kılanlar

Nefsine arif olanlar,   Rabb’ine de arif olur

 

Dost ile Pazar kuranlar,   benliğin yere vuranlar

Huzuru hakka duranlar,   ölmeden de önce ölür

 

Kim ki canından geçtiydi,   aşkın badesin içtiydi

Benlik dağından uçtuydu,   ol kim esir değil hürdür

 

Nefs’ne uşaklık etmeyen,   benliğin ardından gitm’yen

İnsan oğlu insan olan,   şol dirilip olan gelir      

 

Canını kurban eylem’yen,   dostun diliyle söylem’yen

Yar ile gönül eylem’yen,   deyin dosttan cüda kalır

 

Dost elinden meyi içer,   mest olur şişeyi kırar

Her bir şeye arif olur,   kendisinden değil bilir

 

Ahmed özünü gizliyor,   her daim yarin özlüyor

Dostun  izini izliyor,   maksudunu anda bulur

 

14 Nisan 2016
Okunma
bosluk

Kullar ölsün (Koşma)

Ala gözlerini sevdiğim güzel

Sar kara zülfüne de kullar ölsün

Memeleri domur domur terlemiş

Sil kara zülfüne de kullar ölsün

 

Vara vara vardım da sinesine

Gövel ördek de öter yaresine

Ben bu yari sevsem de ölesine

Gel kara zülfüne de kullar ölsün

 

Bahar gelir bahçalarda gülleşir

Yazı gelir yazılarda yaslaşır

Benim yarim onbeşinde boylaşır

Gel kara boyuna da eller ölsün

 

El ettim de el ettim de elaman

Yar gelmiş de duymadım ben vay aman

Benli sunam sana yandım yar aman

Gül kara zülfüne de eller ölsün

 

Bülbül olup gözlerini süzersin

Bahar deyi güllerine yanarsın

Üç gün geçmez ellerimde solarsın

Sol kara zülfüne de kullar ölsün

 

Ahi kul ahmedim bağlar bozulmuş

Güz gelmiş de bülbül gülü terketmiş

Ben dost arar iken akşam ol’vermiş

Bil kara zülfüne de kullar ölsün

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

16 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Koca dağlar ne kararın bozarsın (Koşma)

Koca dağlar ne kararın  bozarsın

Aştı m’ola kara gözlüm tependen

Şuncağız derdime dert mi katarsın

Benim derdim yeter alem dilinden

 

Hasta düştüm hey ağalar beylerim

Halım bilmez dağlar şimdi ağlarım

Düşman gibi dost karşımda eylerim

Zülüflerin bağlar şimdi belinden

 

Firkat odu yaktı sinem canımı

Feryadla geçiririm zamanımı

Yaralandım da akıttım  kanımı 

Gözlerim de ağlar şimdi acından

 

Deli oldum kanmaz sözüme eller

O dost vurdu hançer özüme neyler

Yar artık bakmıyor yüzüme söyler

Bun çekecek çağlar şimdi yasından

 

Ahd u aman etmedim vakit varken

Geçti mihnetin zamanı şimdiden

Yitirdim kaşı kemanı elimden

Gözlerim ağlar şimdi yar yolundan

 

Hey ağalar hey beğler böyle m’olun

Bilinmez halı yardan ayrılanın

İner her umudu dökülür ummanın

Gözlerim ağlar şimdi yar deminden

 

Gül dikensiz olur mu behey şaşkın

Bülbül gülsüz öter mi yakar aşkın

Ah ile vah ile geçer bu ömrün

Gözlerim ağlar şimdi yar cevrinden

 

Geçmez dilekleri hatır yanında

Ataş aldı yürek yar baharında

Selam eyl’nazlı yare sabahında

Selamım da çevrilir mi güzelden

 

Ahi kul ahmedin derdi sen misin

Senden öte bahar gonca gül müsün

Ah ettikçe döner ay çiçek misin

Saçakları dökülür mü zülüften

 

ahi kul ahmed nasibidir

 

 

 

 

14 Ocak 2016
Okunma
bosluk

Yine bahar oldu açıldı güller (Koşma)

Yine bahar ayları da gelende

Bülbül güle dallanacak zamandır

Gurbete giden sevdiğin arzular

Yare haber salınacak zamandır

 

Severim seni ben de yana yana

Kul oldum ben yarime anlasana

Seherde başlar bülbüller figana

Artık kuşlar ötüşecek zamandır

 

Yine bahar oldu açıldı güller

Bülbül figan etti kokuştu güller

Hoş bir avaz oldu açıldı sümbüller

Aşıkların hoş olduğu zamandır

 

Gülün halinden bülbül bilir imiş

Yarin halinden aşık bilir imiş

Aşka düşmeyen neye mihnet etmiş

O yare bülbül olduğum zamandır

 

Yine geldi canım baharlar bağlar

Bülbül firkatin söyler hemin ağlar

Türlü çiçeklerle donanmış bağlar

Çiçeklerin açıldığı zamandır

 

Bahar gelir bülbül şakır nazalır

Gonca açar bülbül konar sözalır

Güzeller içinde benim ki baştır

Güzellerin gel olduğu zamandır

 

Bülbül aşık olmuş da gonca güle

Kırmızı gül nisbet eder yanağa

Altın sırma saçın düşmüş beline

Güzel yare yeldirdiğim zamandır

 

Kirpiğin yıkmış alıcı bakarmış

Aklı baştan alıp sinem yakarmış

Bu bahtı karayı derde salarmış

Dertlerimin depreştiği zamandır

 

Bülbül öter olmuş sarpça kayada

Terk etmiş gülü figanı derinde

Bilmem bugün bilmem yarın huzurda

Bizlere de gel olduğu zamandır

 

Çıktım yükseğine seyran ederken

Ötüşür bülbüller gonca açarken

Kime ne olmuş sırnaşırım candan

Yarime  kul olduğum zamandır

  

Türlü türlü bağlarsın da başını

Aman vermez de yıkarsın kaşını

En sonunda ben dererim gülünü

Baharın gonca açtığı zamandır

 

Zülüflerin deste deste oluptur

Al yanağı sarmış beste yazıptır

Bu dert bende yaralarım azıptır

Dertlerimin depreştiği zamandır

 

Ataş olmayınca duman tüter mi

Vakti gelmeyince bülbül öter mi

Ak göğüste çifte benler biter mi

Benlerin de sayıldığı zamandır

 

Koç yiğitler gelir y’zıdan yabandan

Tanır sevdiğini kara kaşından

Elinde divit kalem  yazar halden

Defterimin dürüldüğü zamandır

 

Ahi kul ahmedim eller övünsün

Öyle bir derde düştün ki yanarsın

Akşam oldu çıra gibi sönersin

Vaktimin tamam olduğu zamandır

 

ahi kul ahmed nasibidir

4 Ocak 2016
Okunma
bosluk

İmansızın bağrı taş m’ola (Koşma)

Kudretten karadır yarimin kaşı

Ağzının içi de incidir inci

Kemer sıktırmış ince belleri

Yoksa ince beller sarılır m’ola

 

Karlı dağlar aşan turnalar gelin

Yarden ayrı kaldım selamım alın

Varın yari uykusundan kaldırın

 Yoksa selamımı da almaz m’ola

 

Firkatin zarına dokunmak olmaz

Vuslatın anına varılmak olmaz

Yarimin şanına yakışık almaz

Yoksa bir başka sevdiğin var m’ola

 

Islak ibrişimle sarsam belini

Şeker şerbet döktürürsün dilini

Ben bilirim sevdiğimin dinini

Yoksa imansızın bağrı taş m’ola

 

Ben o yari ballar ile büyüttüm

İki etmedim sevgiyle avuttum

Sonunda elimden yari uçurdum

Yoksa uçan gönül kuşu baz m’ola

 

Ben o yare gücendim amanın hey

Bakmaz bana eledir divanın hey

Kimseler bilmez senin kıymetin hey

Yoksa kıymet bilmezlerin şeş m’ola

 

Terk edem sılayı kaşı kemanım

Beni mecnun eden yarin gümanın

Vefasız yarin de yoktur imanın

Yoksa Hakk’tan yana bağın yok m’ola

 

Figanım artar yar gittin gideli

Ben ölürsem yadlar sarsın belini

Felek almak ister benim canımı

Yoksa can ver’mğe takatin yok m’ola

 

Ahi ahmed dertli severim candan

Can esirgemezdim cananım senden

Duydum ki sevdiğim vazgeçmiş benden

Yoksa cananım benden bıkmış m’ola 

 

ahi kul ahmed nasibidir

31 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Ala benli yarden ayrıldım (Koşma)

Perçemin çekmiş ala karlı dağlar

Göğsü ala benli yarden ayrıldım

Dövünürüm dertli dertli ağlarım

Döşü ala benli yarden ayrıldım

 

Kervansaray senin nice yolun var

Her biri üstünden ingine aşar

Yar ile eğleşirken şimdi kaçar

Lebleri cilveli yarden ayrıldım

 

Yatırıp uyuttum yari dizimde

Uyandıkça bakar idi yüzüme

Şeker şerbet tatlı şirin sözüne

İnandım da dili baldan ayrıldım

 

Dost dosta değil dosttan dosta bakar

Domur domur göğsünü ağzıma koyar

İlkbahar gelmiş gonca gibi açar

Kokusu gül kokan yarden ayrıldım

 

Hayal olduda karşımdaki dağlar

Dökülmüş yapraklar sonbahar bekler

Eşinden ayrılan ah çeker ağlar

Ah çekerim nazlı yarden ayrıldım

 

Ak kuğulu göllerde mi yaşarsın

Bağrı başlı dağlardan mı aşarsın

Düşürmüş yaşmağı alıp kaçarsın

Başı bağlı güzel yarden ayrıldım

 

Yetirdim yetirdim derdim yetirdim

Bir ulu çınardım yandım kurudum

Baharım gelmedi de hep yas tuttum

Cilveli neşeli yarden ayrıldım

 

Lale sümbül güller biter başında

Dağlar ne çok gümanın var serinde

Ezelden yazılmıştır bu kanun böyle

Otağı döşeli yarden ayrıldım

 

Bülbüle hoş gelir gülün kokusu

Sevene zor gelir yarin kötüsü

Akşama dek över yarin eyisi

Eyisi köşeli yarden ayrıldım

 

Ben seni severim candan güzelim

Sen beni sevmesen de bir güzelim

Serimden geçtim de ağlar gezerim

Ayrıldım gül yüzlü yarden ayrıldım

 

Canımı canına verdim tezelden

Canım yitti benden etti nazardan

Seni beni bir mevladır yaradan

Canımın zalimi yarden ayrıldım

 

Kömür gözlüm saç bağını takmışken

Seni bana Rahman verdi demişken

Üç gün koynunda da sabahlamışken

Sabahı sıcacık yarden ayrıldım

 

Kara  kaşlı güzel ile olmuşken

Top zülüflü güzel deyu yanmışken

Sana yaramadım ben bu huyinen

Sefalı cefalı yarden ayrıldım

 

Üç güneydi benim kavli kararım

Beş gün oldu gelmez dahi selamın

Ben yitirdim ben ararım yaranım

Kime ne ki ben o yarden ayrıldım

 

Ahi ahmed der ki gelenler gider

Ömürü yetenler borcunu öder

Doyamadım ben o yare zulmeder

Mah cemalli nazlı yarden ayrıldım

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

30 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Ele Güne Benzemez (Koşma)

Şavkı vurur bahçalarda yar onmaz

Bir yar sevdim ele güne benzemez

Kime ne ki sevdiceğim yar aymaz

Hasbihali ele güne benzemez

 

Suya gider su testisi om’zunda

Söyleşir dilleri pınar başında

Benim yarim de girmiş on beşinde

Bakışları ele güne benzemez

 

Bahar gelmiş bahçalarda gül benim

Eser olmuş seherlerde gül benim

Kime n’olmuş güzellerde gül benim

Benim yarim ele güne benzemez

 

Benim yarim yazılarda yaylanır

Yaylanırda kolum üzre yaslanır

Yarın iki oğlan boylu boslanır

Çotakları ele güne benzemez

 

Al tumanı al yemenin üstüne

Sürme çeker ala gözün üstüne

Altun akçe ak gerdanın üstüne

Turalamış ele güne benzemez

 

Zülüflerin tel tel olmuş dökülür

Dökülürde ak gerdana saçılır

Al yanaktan alma alma öpülür

Öpücüğü ele güne benzemez

 

Benim yarim sunaların başıdır

Kadir kıymet bilmek onun işidir

Baha ister canım yansın düşüdür

Haytalığı ele güne benzemez

 

Salmaz gurbete de yanında dursam

Akşam sabaha da katışa dursam

Ölmeden önce de bir ölüversem

Tarikatı ele güne benzemez

 

Kalaylı tastan su içmek misali

Dalına verir uzayan kol hani

Beraberce yaşlanmaktır muradı

Kocalığı ele güne benzemez

 

Datlıdır dilleri döktürür balı

Maniler söylenir dokurken halı

Ağzında sakızı tamam olmalı

Sohbeti de ele güne benzemez

 

Baharı beklerim açılsın gülüm

Sunamı denklerim bahasın verim

Kimseler duymadan koynuna girim

Sıcaklığı ele güne benzemez

 

Var mıdır dahası da bundan kelli

Öteyi ne sen sor ne ben söyleyi

Nazardan saklasın rabbim bizleri

Muhabbeti ele güne benzemez

 

Aşıktır ahmedim kuldan nicesi

Çarha verdim çekemez kim niceyi

Bahası da bir çift beldir inceyi

Dolanırım ele güne benzemez

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

17 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Bre Güzel (Koşma)

Bugün ben bir güzele rastladımdı

Beliği kıvrım kıvrım örgü imiş

Bakmaz yüzüme ele mi saydıydı

Bakmayınca gözler ayrılmaz imiş

 

Bre güzel dön hele bir bu yana

Bak şu sana yanmış aymaz kuluna

Ne çare ki düştüm senin ağına

Düşmeyince yarden ayrılmaz imiş

 

Bahar mısın gonca güller açılmış

Benim göğnüm sana yanmış yakılmış

Baha ister sana eller uzanmış

İsteyince elden ayrılmaz imiş

 

Güzel ile sohbet etmek güzeldir

Güzel gül elinde de ne güzeldir

Güzel seninle ömrüm ne uzundur

Artar ömrüm gayri de ölmez imiş

 

Sana sözüm akça gelin zor imiş

Ak gerdana altun akçe takışmış

İnce bele al kuşağı sarılmış

Sarılan bellerden ayrılmaz imiş

 

El ettim kaş attım bana yar olmaz

Canı versem can üstüne bir olmaz

Dahası yok yar üstüne yar olmaz

Yar üstüne yar seven onmaz imiş

 

Ala güzel sana nettim neyledim

Hele bir de şu yanıma bakmadın

Ele güldün bu aşığı takmadın

Ele güne derdin yorulmaz imiş

 

Ne etsem neylesem olmuyor gözüm

Dert eyledim seni doluyor gözüm

Kısmetse gelirmiş ne talihsizim

Talih bir kepçeden ayrılmaz imiş

 

Nasibse gelir Hint’ten Yemen’den

Nasip değilse ne gelirmiş elden

Gel sen vazgeçme şu garip kulundan

Gariblerde kulluk kanılmaz imiş

 

Alalım da şu ahudan alalım

A hu zarım kalmasın da maralım

Ahirete kalmasın da yanalım

Burda yanan da orda yanmaz imiş

 

Öyle olsun güzelim öyle olsun

Bilinmedik yerlere yolum düşsün

Seni almaz isem de ahdim olsun

Ahdinde durmayan da namert imiş

 

Güzel anan baban yok mu  bilelim

Beylerinden de seni isteyelim

Beş bin yetmez ise daha verelim

Kantarın çeki altun akçe imiş

 

Su geldi teyemmüm bozuldu dersin

Başa gelmedik iş açıldı dersin

Bana da namahrem olur mu dersin

Mahrem olmaya gönlü var imiş

 

Güzel ne zormuş da kavli kararın

Yaktı beni de cilve ile nazın

Sonunda bir namazlık saltanatın

Padişahı kuldan sorulmaz imiş                                                                                                          

 

Ahi ahmedin canı da daralmış

Bir güzele de on türkü yakarmış

Varma güzel varma ahdim kalırmış

Ahdim almaya can dayanmaz imiş

 

aşık ahi kul ahmede nasib olmuştur

14 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Açılda gel ömrüm varı (Koşma)

Baharda açılan gonca gül gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

Öpülen leblerin sana yol gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

 

Kıyamam sana bahçalarda gülüm

Duramam sensiz yazılarda ölim

Sensizim sessiz yaylalarda yarim

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Senindir senin gönüllerde  gülün

Aşıktır senin eşiklerde kulun

Bin niza etsem konuştukça yolun

Açıl da gel ömrüm varı sel gibi

 

Ne sektirir ne öptürür lebinden

Cefa çoktur vefa yoktur halından

Kimse bilmez bal döktürür dilinden

Açıl da gel ömrüm varı bal gibi

 

Ne ararsın ne sorarsın halimden

Bi kararsın gonca gülün dalından

Baha bilmez canı canım yolundan

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Akşam olur sabah olur yar gelmez

Sağa döner sola döner yar aymaz

Üç gün beş gün geçer sır tutmaz

Açıl da gel ömrüm varı gül gibi

 

Güle yazdım bahçalarda bağını

Sana sundum sunalarda çağını

Kime yazdın turnalarla çağrını

Açıl da gel ömrüm varı tel gibi

 

Açıldım açıldım tel tel açıldım

Suna diye ben kimlere sarıldım

Akşam sabah sinelere savruldum

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Alı al moru mor geysen şalından

Renk renk vurur şavkı anın yanından

Ey güzeller güzeli sen canından

Açıl da gel ömrüm varı kol gibi

 

Bahar sensin gonca güle nazar hem

Baha olsun sümbül güle niza hem

Kime düşer bela diye kaşa hem

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Ahi kul ahmedim canım yar bilmez

Ele güne söylenmedik söz olmaz

Kim ne bilsin bilinmedik hal olmaz

Açıl da gel ömrüm varı dal gibi

 

aşık ahi kul Ahmet’e yazmak nasib olmuştuır

 

9 Aralık 2015
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç