ille mavili mavili (Semai)

Kimisi gözlerin süzer

Kimisi kaşların çatar

Al geyen sineme batar

İlle mavili mavili

 

Kimisi boyundan aşar

Kimi hayalinden geçer

Al geyen de bana düşer

İlle mavili mavili

 

Kimi yalın ayak gezer

Kimi altun nalın giyer

Al geyen de salın dilber

İlle mavili mavili

 

Kimisin dişleri inci

Kimisi incinir inci

Al geyen yol bilmeyinci

İlle mavili mavili

 

Kimi gökyüzünde turna

Kimin zülüfleri burma

Al geyen de çiçek topla

İlle mavili mavili

 

Kimisi bağlar başını

Kimisi saklar yaşını

Al geyen de gözyaşını

İlle mavili mavili

 

Kimi kara çalıda gül

Kimi de dalında bülbül

Al geyen açılmış sünbül

İlle mavili mavili

 

Kimi al yanakta zemzem

Kimin bal dudaktan emsem

Al geyen seviyor desem

İlle mavili mavili

 

Kimi ibrişim kuşaklı

Kimi hey Allah’ım nazlı

Al geyen aşkın ilacı

İlle mavili mavili

 

Kimi sarıldı boynuma

Kimi ağladı şansına

Al geyen de muradına

İlle mavili mavili

 

Kimi gözleri sürmeli

Kiminin çifte benleri

Al geyen çözer düğmeyi

İlle mavili mavili

 

Kimin çilesi çekilmez

Kimine sünbül ekilmez

Al geyen başa çıkılmaz

İlle mavili mavili

 

Kimi eteklerin sürür

Kimisi de belden bürür

Al geyen badal görünür

İlle mavili mavili

 

Kimisi hörü gılmandır

Kiminin kaşı kemandır

Al geyen de pek yamandır

İlle mavili mavili

 

Kimi asar zülf bendine

Kimi sarar gül gönlüne

Al geyen günah ahmede

İlle mavili mavili

 

 

HAKİMİYET MİLLETİNDİR

DARBEYE HAYIR

 

ahi kul ahmed

26 Temmuz 2016
Okunma
bosluk

Var adını diyemedim (Semai)

Gözlerin sevdiğim güzel

Ölümden haberin var mı

Seni benden ayırmışlar

Zulümden haberin var mı

 

Kaşların gerili yaydır

Kirpiğin temrenle oktur

Vur sineme beni öldür

Kulundan haberin var mı

 

Gelem dedim gelemedim

Saram dedim saramadım

Var adını diyemedim

Aşıktan haberin var mı

 

Ela gözler süzülür mü

Yiğit kolu sarılır mı

Üç gün geçmez ayrılır mı

Firkatten haberin var mı

 

Gönlümü de gül eyledim

Bahasını kul eyledim

Cananıma yol eyledim

Sevmekten haberin var mı

 

Sana yandım sana yandım

Sen uğruna çam’ra yattım

Gelmez gitmez ele döndüm

Nizadan haberin var mı

 

Ahi ahmed keder bilmez

Ömürünü heder etmez

Harcanmışı sual etmez

Gönülden haberin var mı

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

30 Mayıs 2016
Okunma
bosluk

Bre Güzel (Koşma)

Bugün ben bir güzele rastladımdı

Beliği kıvrım kıvrım örgü imiş

Bakmaz yüzüme ele mi saydıydı

Bakmayınca gözler ayrılmaz imiş

 

Bre güzel dön hele bir bu yana

Bak şu sana yanmış aymaz kuluna

Ne çare ki düştüm senin ağına

Düşmeyince yarden ayrılmaz imiş

 

Bahar mısın gonca güller açılmış

Benim göğnüm sana yanmış yakılmış

Baha ister sana eller uzanmış

İsteyince elden ayrılmaz imiş

 

Güzel ile sohbet etmek güzeldir

Güzel gül elinde de ne güzeldir

Güzel seninle ömrüm ne uzundur

Artar ömrüm gayri de ölmez imiş

 

Sana sözüm akça gelin zor imiş

Ak gerdana altun akçe takışmış

İnce bele al kuşağı sarılmış

Sarılan bellerden ayrılmaz imiş

 

El ettim kaş attım bana yar olmaz

Canı versem can üstüne bir olmaz

Dahası yok yar üstüne yar olmaz

Yar üstüne yar seven onmaz imiş

 

Ala güzel sana nettim neyledim

Hele bir de şu yanıma bakmadın

Ele güldün bu aşığı takmadın

Ele güne derdin yorulmaz imiş

 

Ne etsem neylesem olmuyor gözüm

Dert eyledim seni doluyor gözüm

Kısmetse gelirmiş ne talihsizim

Talih bir kepçeden ayrılmaz imiş

 

Nasibse gelir Hint’ten Yemen’den

Nasip değilse ne gelirmiş elden

Gel sen vazgeçme şu garip kulundan

Gariblerde kulluk kanılmaz imiş

 

Alalım da şu ahudan alalım

A hu zarım kalmasın da maralım

Ahirete kalmasın da yanalım

Burda yanan da orda yanmaz imiş

 

Öyle olsun güzelim öyle olsun

Bilinmedik yerlere yolum düşsün

Seni almaz isem de ahdim olsun

Ahdinde durmayan da namert imiş

 

Güzel anan baban yok mu  bilelim

Beylerinden de seni isteyelim

Beş bin yetmez ise daha verelim

Kantarın çeki altun akçe imiş

 

Su geldi teyemmüm bozuldu dersin

Başa gelmedik iş açıldı dersin

Bana da namahrem olur mu dersin

Mahrem olmaya gönlü var imiş

 

Güzel ne zormuş da kavli kararın

Yaktı beni de cilve ile nazın

Sonunda bir namazlık saltanatın

Padişahı kuldan sorulmaz imiş                                                                                                          

 

Ahi ahmedin canı da daralmış

Bir güzele de on türkü yakarmış

Varma güzel varma ahdim kalırmış

Ahdim almaya can dayanmaz imiş

 

aşık ahi kul ahmede nasib olmuştur

14 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Kölen kurban olsun (semaî)

Kara kaşlı benli güzel

Mah cemalin aya dönsün

Bu fakiri unutma gel

Yerin cennet mekan olsun

 

Bana eman verir isen

Gönül kasrı sürur isen

Akşam sabah yakîn isen

Gönlün cennet mekan olsun

 

Ahdin olsun yama tutmaz

Safan olsun haya etmez

Çevre yanın eza gitmez

Sekiz cennet hazan olsun

 

Çemenlerde gezmek ister

Kapılarda durmak ister

Onbeş adem soymak ister

Yiğit kolu devan olsun

 

Karar kıldım dünü güne

Kuşak idim ince bele

Beni bilmez kendi gece

Yatmak  ister meyan olsun

 

Denizlerde mavi çeker

Gökte uçar turna nider

Ayak döner eğri gider

Salladığı beyan olsun

 

Kulun kölen olsun eller

Çala durur gayri haller

Çıka durur arşa kullar

Eylediği canın olsun

 

Kalbin hile dolu ise

Kara bahtın çöğer ise

Beni senden sayar ise

Sırladığı geven olsun

 

Kadir Mevlam kavuştura

Ayrı yazgı üşüştüre

Soldan sağa yakıştıra

Gönül düşüp canan olsun

 

Seher yeli zülfün teli

Sara durur yiğit kolu

Bene düşmüş aşkın canı

Çulsuz aşka cefan olsun

 

Yola düştüm yola düştüm

Muhammed’li yola düştüm

Yollar ırak gönül verdim

Selam adlı Rahman olsun

 

Sırrı çeker kantar olsam

Günah çeki tövbe kılsam

Kitap çeker aşkı yazsam

Ahmed düşer Mennan olsun

 

Ahmed kulun uçtu gene

Arşa doğru ağdı sene

Ne akildir ne divane

Hakk’ı bilen insan olsun

 

Ahi ahmed kulluk eyler

Öte durur şerri peyler

Tevhid üzre  Hakk’ı söyler

Sana yanmış kulun olsun

 

 

aşık ahi kul ahmede bu yazıları yazmak nasib olmuştur

18 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Dağlar güzeli (Koşma)

Başına sarar buğulu dumanı

Kaşına çekermiş karını dağlar

Döşüme söyler tövbesiz gümanı

Günaha yazarmış bahayı dağlar

.

Yörük yaylasında yar yaylakladım

Şart eyledi bey tuza çuvalladım

Ar eyledim elden can pazarladım

Canıma yazarmış bahayı dağlar

.

Yağmurun bitmezmiş ağıt sayarım

Yel estikçe rayihalar kokarım

Lale sümbül gül bülbülüm öterim

Derdime yazarmış bahayı dağlar

.

Yağız ata bindim vurdum dağlara

Çifte suna sardım çöğ kucağıma

On gardaşı mavzer saldı sırtıma

Kurşuna yazarmış bahayı dağlar

.

Bağlarını anam babam işlesin

Yaylalarda nazlı yarim boylasın

Bir cerene sadak saldım düşmesin

Nasibe yazarmış bahayı dağlar

.

Yükseğin erişilmez ne zalımsın

Eteğin yarime yurt hoş çemensin

Söylenir Kuran’da yürür kazıksın

Kelama yazarmış bahayı dağlar

.

Bağrında kimler yatar aşk neferi

Şirin için Ferhat deler dağları

İman olmasaydı naçar dağlayı

Allah’a yazarmış bahayı dağlar

.

Benden selam eylen kaşı kemane

Kaçıp kaçıp yüreğimi döyene

Yükseklerde otağ kurmuş gelele

Börüme yazarmış bahayı dağlar

.

Erenler söyleyin biz de bilelim

Gönül düşen yar el olmaz belalım

Kelamı kadim der güzel sevelim

Aşığa yazarmış bahayı dağlar

.

Kışın bürün yazın aç perçemini

Güzeller suyundan içer nazlarını

Koç yiğitler su başında sunasını

Kaşına yazarmış bahayı dağlar

.

Efelerin yurdu musun yüksekte

Kaç kızanla bekler oldun Belek’te

Haraç salmış zalimlere dölekte

Ödüne yazarmış bahayı dağlar

.

Gider de yol üstüne otururum

Şeytan’la bazar eyler bölüşürüm

Saf kulu Hakk’a çeler sekinetim

Kafire yazarmış bahayı dağlar

.

ahi kul ahmed de ölse ölünür

Sevda bir ateştir dağla ölçülür

Aşk-ı iman yeldirdiğim kaşıdır

Kalbime yazarmış bahayı dağlar 

 

.

şart: yörükler kız isteyen yiğite ağır şartlar koşarlar.

tuza çuvallamak: tuz çuvalını ovadan yaylaya belli bir vakitte çıkaramadığı için çuvallamış, yani şartı yerine getirememiş oluyor.

ar eylemek: bu mahcubiyetten utanmak

can pazarlamak: şartı yapamayınca yayladan ayrılıp yarinin ve herkesin yanında ve yarinden umutsuz kaldığı için intihar edip canını karşılık olarak vermek. (bunun filmi yapıldı, Türkan Şoray oynadı-yer Toroslar- Yörük yaylaları genellikle oralardadır.- ayrıca annem de yörüktür)

mavzer: çanakkalede de kullanılan koldan sürmeli tek tek atan uzun harp silahı.

sadak: içinde 10 tane ok bulunan yuvarlak kutu.

-Dağların Kuran’da yürümesi ve yeryüzüne sağlamlık için kazık oldukları iki ayrı ayette yazılıdır (en doğruyu Allah bilir)

kelam: Kuran sözüne denir.

Ferhat gerçekten imanla dağları delmiştir. Kırşehirdeki kaleyi de bu kardeşiniz boydan boya delmişti – Batıdan doğuya doğru- Allahü alem- Bunun anlamını şöyle yorumladı bu fakir: zikir üç türlüdür. 1- dil ile zikir 2- Kalp ile zikir 3- Amele, işe, ahlaka, harekete dönüşmüş zikir.. işte bunlardan üçüncüsünü yapamazsanız düşman başınıza bombayı yağdırır durur. bu zikir her türlü ilerlemeyi ifade eder. işte bize iman gücümüzün çok güçlü olduğu bir dönemde (sanırım 1995′ten sonraydı) nasib edilen bu güzel olaydan, ”delmeyi” bir harekete dönüşmüş zikir, batıdan doğuya doğru olmasını ise Batı’nın tekniğini ele geçirmeyi, tekniğini almanın mesajı olarak algıladık. ancak bunun içinde laiklik ve benzeri sosyal kanunlar yoktu. sonuç ise: imanla bu iş olduğuna göre İSLAMLA BATININ TEKNİĞİNİ ALINIZ OLARAK ALGILADIK bu olağanüstü nasibi.

Aynı konuda Sultan I. Abdülmecid bir yabancı heykeltraşa bir heykel siparişi verir ve bunu yüksek bir kaide üzerinde İskenderun’a yönü Doğudan (arkası) Batıya (önü) olmak üzere planlamıştır. Yani Doğu olarak biz, siz Batı’yı aydınlattık demek istemiştir aslında..Fakat ömrü vefa yetmeyip de ölünce yarısı tamamlanıp parası da ödenmeyince heykeltraş tutar Amerika’lılarla anlaşır ve tamamlayıp onlara satar. heykel oldukça büyüktür ve gemi ile Amerika’ya, New York’a götürülüp Osmanlı’da I Abdülmecid’in düşüncesinin aksine, arkası Batıya önü doğuya olmak üzere dikilir. bunun anlamı Doğu bizi aydınlatmadı, biz batı olarak doğuyu aydınlattık demek istemişlerdir böylece. ve o heykel bugün New York’ta dikili olan HÜRRİYET HEYKELİDİR. bu heykel dava edilerek Amerika’dan alınabilir kanaatindeyim. itiraz edebilecek resmi veya özel şahıslara duyurulur…  

-dağla ölçülür: sözünde iki anlam vardır. birici mana hakiki dağ olup, yüksekliğin verdiği zorlukla sevdanın ölçülmesi olduğu gibi ikinci manası: dağlamak, ateşle dağlamak kastedilmiştir.

 

 

 

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Yine güzelden güzelden (Koşma)

Kaşları kara da tenleri algın

Sapıver bize bir yol yavaş yavaş

Bağları belle de yaprağı şıvgın

Kırıver bize bir dal yavaş yavaş

.

Maralı gözlere vurgun yüreğim

Seherde yollara düşer meleğim

Sabahtan ağşama varmaz öleyim

Hallarım bilinsin dert  yavaş yavaş

.

Güzeli yaratmış ay ışığında

Çirkini unutmuş karanlığında

Ezelden muratmış bir olduğunda

Canı cananına kat yavaş yavaş

.

Kaçtır güzel öpmez bahar gözlerim

Yarim deyu nazlar çeker ellerin

Üç gün sevse beşgün satar dostların

Bakıver dengine hay yavaş yavaş

.

Sır eyleme aşkın nedir belalım

Al fistanlar giyen nazar celalin

Gül atarmış dostlar daşlar melalin

Yaralar gönlüne sar yavaş yavaş

.

Gül üstüne güller bağlar olurmuş

Ben gülüme yansam eller alırmış

Yan demeye yanmak kader nazıymış

Saralar bağrıma har yavaş yavaş

.

Gezeli görmedim senden alımlı

Güzeli bellerim nazlı yumuşlu

Nazına kurbanım ceylan bakışlı

Geliver koynuma gir yavaş yavaş

.

Güzelim güzelim allar giyermiş

Al yanaklı kızlar canlar yakarmış

Bir yiğidin koynu ölüm istermiş

Katıver canına can yavaş yavaş

.

Al yazmalı yarim nazlar çarlanır

Bir gönüle giren ölmez yeşerir

Kim kendinden geçer O’nda birleşir

Yazıver yazgına Hakk yavaş yavaş

.

Benim yarim nazlıdır gülü solmaz

Gönül tahtı allıdır eller sokmaz

Allar içinde bir güzel nidilmez

Bağlıdır bağlara gül yavaş yavaş

.

Ahi kul ahmed eğlenir gülünen

Canı cana katarmış da közünen

Al kanlara boyanmış da yarinen

Söndürür ömürü gel yavaş yavaş

 

.

 

ahi kul ahmede nasibdir

12 Şubat 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç