Var adını diyemedim (Semai)

Gözlerin sevdiğim güzel

Ölümden haberin var mı

Seni benden ayırmışlar

Zulümden haberin var mı

 

Kaşların gerili yaydır

Kirpiğin temrenle oktur

Vur sineme beni öldür

Kulundan haberin var mı

 

Gelem dedim gelemedim

Saram dedim saramadım

Var adını diyemedim

Aşıktan haberin var mı

 

Ela gözler süzülür mü

Yiğit kolu sarılır mı

Üç gün geçmez ayrılır mı

Firkatten haberin var mı

 

Gönlümü de gül eyledim

Bahasını kul eyledim

Cananıma yol eyledim

Sevmekten haberin var mı

 

Sana yandım sana yandım

Sen uğruna çam’ra yattım

Gelmez gitmez ele döndüm

Nizadan haberin var mı

 

Ahi ahmed keder bilmez

Ömürünü heder etmez

Harcanmışı sual etmez

Gönülden haberin var mı

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

30 Mayıs 2016
Okunma
bosluk

Senden arta kül gördüm

İndim yarin bahçasına, gonca açmış gül gördüm

Gülün aşkıyla inleyen, dalında bülbül gördüm

İşveyle gülen beyaz zambak gelinlik içinde

Dağıtmış mor saçlarını söyleyen sümbül gördüm

 

Öbek öbek oturmuş da çiğdem mahsun açılır

Al giyinmiş gelincik de siyah sürme sürünür

Sarı sarı papatyalar dal dal olmuş dallanır

Ala güzelin yüzünde hicaptan bir tül gördüm                                                                                                                                                                        

 

Yaseminler ortancalar söyletir leylakları

Laleler renge bürünmüş sarıları da alı

Ne hoş kokar karanfiller kıvır kıvır yaprağı

Onca çiçek suretinde bir demet gönül gördüm

 

Hüsnü yusufun hüsnüne aşık olmuş dervişler

Kendi yapar kendi çatar lakin zahirden gizler

Bu sırrı nerden anlasın benim gibi gafiller

Onca ayet içinde de ahmedimi zül gördüm

 

Bu bağı firdevste mahsun mesti hayran gezindim

Geçtim mecnun çöllerini çün leylaya ulaştım

Aşk mı idi şevk mi idi bu hale şaştım kaldım

Aşkın narına yan ahmed senden arta kül gördüm

 

22 Nisan 2016
Okunma
bosluk

Gören söylesin kimindir bu güzel (Koşma)

Kara kaş altında sürmeli gözler

Baha el altında goncalı güller

Döküp gerdana da zülfünü dizer

Çıkar yaylada salınır bu güzel

 

Yunmuş yıkanmış Çuğun’un gölünde

Parlar durur siyah zülfü telinde

Giyinmiş kuşanmış hoş salınır da

Gören söylesin benimdir bu güzel

 

Yukarıdan da Kılıçözü ırmağı

Saklı durur bu sinemin yarası

Gavur kızı bizle açtı arası

Gören söylesin kimindir bu güzel

 

Yanakta gamzesi kar eder cana

İlin yari benzer huri gılmana

Ben yitirdim ben ararım bahana

Gören söylesin kulumdur bu güzel

 

Gel benim karşımda salın bir güzel

Beni sarhoş etti bir yavru gazal

Kara kaş altında da melil melil

Gören söylesin canımdır bu güzel

 

Canım hoştur gelir gönlümün şanı

Seni seven yiğit neylesin malı

Defeder giderir gönlümün gamı

Gören söylesin neyindir bu güzel

 

Ahi ahmed gider kendi yoluna

Has bahçada gonca güller açıla

Değmen benim zülfü telli yarime

Gören söylesin yarimdir bu güzel

 

 

 ahi kul ahmed nasibidir

2 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Ziyade (Koşma)

Ala gözlerini sevdiğim güzel

Böyle güzel yoktur senden ziyade

Bilmem melek misin yoksa huri mi

Böyle güzel yoktur senden ziyade

 

Bakarmış da deli gönlüm bakarmış

Her gördüğünü gönlüne yakarmış

Bir gün şöyle bir gün böyle dönermiş

Bugün güzelliğin dünden ziyade

 

Şu bahçandan dersem gonca gülünü

Nice bir çekeyim aşkın yayını

Hayli demdir bekliyorum yolunu

Bugün beklediğim dünden ziyade

 

Yayladım da yayladım yar yayladım

İndim engine de seyran eyledim

Ahdım olsun seni alır kaçarım

Bugün ki değerin dünden ziyade

 

Ararım ararım da dost ararım

Dost yoluna veririm onca malım

Bekle sevdiğim bekle benim yolum

Bugün ederin de dünden ziyade

 

Güzeller güzeli hüma yavrusu

Gözleri sürmeli alma kurusu

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Bugün güzelliğin dünden ziyade

 

Aşkın kılıncını taktım belime

Muhabbet ne imiş bildim yenice

O dostu saraydım bari bu gece

Bugün sıcaklığın dünden ziyade

 

Keklik gibi ordan ora sekersin

Beni görsen kaşın gözün yıkarsın

Çağın geçmeden de kul mu ararsın

Seni seven yoktur benden ziyade

 

Gece gündüz de sevdana yelerim

Aşık olup hüsnün bağın dererim

Daha evvel değmez eller sanırım

Seni saran yoktur benden ziyade

 

Yarim salınır da yarim salınır

Ciğerciğim bölük bölük bölünür

Sonunda bu dert beni öldürür

Sana ölen yoktur benden ziyade

 

Kaş altından melil melil bakarsın

Aşık olsan ataşıma yanarsın

Taramış zülfün kakülün kesersin

Dökmüş ince bele belden ziyade

 

İflah etmez bu dert beni oyalar

Mehlem almaz sinemdeki yaralar

İster ise boyuncuğum uralar

Bugünkü zulmetin dünden ziyade

 

Güzel seninle yaylayım yaylada

Sakla beni bucağında otağda

Her hizmetin ben eyleyim ne var da

Senin divanında kuldan ziyade                   

 

Ahi kul ahmedim yanar güzele

Her sevdiğine tutarmış çetene

Nice kulların var yazar kalemle

Beni yazdırırsın elden ziyade

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

7 Ocak 2016
Okunma
bosluk

Açılda gel ömrüm varı (Koşma)

Baharda açılan gonca gül gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

Öpülen leblerin sana yol gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

 

Kıyamam sana bahçalarda gülüm

Duramam sensiz yazılarda ölim

Sensizim sessiz yaylalarda yarim

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Senindir senin gönüllerde  gülün

Aşıktır senin eşiklerde kulun

Bin niza etsem konuştukça yolun

Açıl da gel ömrüm varı sel gibi

 

Ne sektirir ne öptürür lebinden

Cefa çoktur vefa yoktur halından

Kimse bilmez bal döktürür dilinden

Açıl da gel ömrüm varı bal gibi

 

Ne ararsın ne sorarsın halimden

Bi kararsın gonca gülün dalından

Baha bilmez canı canım yolundan

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Akşam olur sabah olur yar gelmez

Sağa döner sola döner yar aymaz

Üç gün beş gün geçer sır tutmaz

Açıl da gel ömrüm varı gül gibi

 

Güle yazdım bahçalarda bağını

Sana sundum sunalarda çağını

Kime yazdın turnalarla çağrını

Açıl da gel ömrüm varı tel gibi

 

Açıldım açıldım tel tel açıldım

Suna diye ben kimlere sarıldım

Akşam sabah sinelere savruldum

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Alı al moru mor geysen şalından

Renk renk vurur şavkı anın yanından

Ey güzeller güzeli sen canından

Açıl da gel ömrüm varı kol gibi

 

Bahar sensin gonca güle nazar hem

Baha olsun sümbül güle niza hem

Kime düşer bela diye kaşa hem

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Ahi kul ahmedim canım yar bilmez

Ele güne söylenmedik söz olmaz

Kim ne bilsin bilinmedik hal olmaz

Açıl da gel ömrüm varı dal gibi

 

aşık ahi kul Ahmet’e yazmak nasib olmuştuır

 

9 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Neyleyim ( Koşma )

Dost dost deyip de hey yanıp durduğum

Dost bana yareler açtı neyleyim

Ak gerdana beşi birlik dizdiğim

Dost bana yareler açtı neyleyim

 

Selam saldım karlı dağlar ardına

Aldı m’la sevdiğim lebler aşkına

İl yanmazken ben yanarım derdine

Dağlar aramızı açtı neyleyim

 

İnce uzun yollar aştım yol deyu

Yaylasına vardım elaman deyu

Sinesine elim sundum yar deyu

Beyler ayırdı da kovdu neyleyim

 

Dökülsün zillerin sen de ben gibi

Varılmaz yolların dağlar set gibi

Bahçada açılmış gonca gül gibi

Eller kokladı da soldu neyleyim

 

Dosta dost gerek hatırdan geçmeye

Cana can gerek gönülden içmeğe

Bene sen gerek sedeften uçmağa

Şeytan yokladı böyle’ldu neyleyim

 

Ak ellere al kınalar yakarmış

Bir goncaya el sineler dökermiş

El gördüye şol cilveler saçarmış

Kullar aramızı açtı neyleyim

 

Sıkım sıkım sıkmış ince belini

Bal döktürür ağzındaki dilini

En sonunda ben dererim gülünü

Anan aramızı açtı neyleyim

 

Aşık mısın aşık ağzımı ararsın

Her sözümü acizime yorarsın

Benim haram niçin gülüm derersin

Canlar ararmış canını neyleyim

 

Ne idi göçün kul ahmedim neydi

Pazar ettim gülümü suçum buydu

Al kanlara bezendim ölsem eydi

Haller söylermiş cananı neyleyim

 

Cennet sandım kız koynunun içini

Eğri saydım şu soyhanın suçunu

Kime dedim yar tövbenin bacını

Koçlar vurdu da böyle’ldu neyleyim

 

Eğme kaşın sonra bakmam yüzüne

Ataş düşsün ala güzel özüne

Yemem içmem de bakarım tadına

Gönül bir çifte şahan da neyleyim

 

Benim işim minnet ile zar değil

Güzel nazın bana olsun zor değil

Sevmez isen söyle bana ar değil

Güller kar etmedi anam neyleyim

 

Şeker mi kaymak mı baldan ilave

Severim güzeli maldan ziyade

Çirkine gönül düşmüş hem ziyade

Zulüm âna varmış da neyleyim

 

Ahi kul ahmedim yurdun tazele

Kaçtır bahası kul oldun güzele

Gönül ferman dinlemez bak gazele

Solar güllerim de yavrım neyleyim

 

 

ahi kul ahmede nasib oldu.

5 Mayıs 2014
Okunma
bosluk

Demedim mi? ( Varsağı )

Bre güzel bre güzel

Yaşın geçer demedim mi

Sürme çekilmiş gözlerin

Yiğit yıkar demedim mi

 

Lale sümbül gülün kastı

Şenlenirmiş gönül kasrı

Bülbül olup ahu zarı

Cana yeter demedim mi

 

Boylu poslu fidan gibi

Uzar gider selvi gibi

Bir gün gelir yaşın gibi

Hazan olur demedim mi

 

Yörü behey kaşı kalem

Nazın çeker kamu alem

Beni sende yare kılam

Canan olur demedim mi

 

Hele bak şu canı teze

Gelin olmuş onbeş güne

Bensiz niden varıp ele

Ziyan olur demedim mi

 

Yanıp yanıp da yakıldım

Şu güzele pek alındım

Onbeş diye çok düşündüm

Günah olur demedim mi

 

Dertli yazdım canım çeker

Bu ahu zarı kim biler

Güzel sana düşsem eğer

Derman yoktur demedim mi

 

Bre ağam sürdür atın

Güzellerin aşkı çetin

Ulu orta gezme sakın

Güzel yıkar demedim mi

 

Bir gönüldür baştan yanar

Canan naza düştü dağlar

Aşık sazı yaşin  ağlar

Ağıt düzer demedim mi

 

Hey ağalar zorlu beyler

Ölmeden bir dem süreler

Yüzüne kara topraklar

Atan gider demedim mi

 

Hey Rabb’im amanın aman

Ne kadı bilir ne güman

Azraildir kastı candan

Uçar gider demedim mi

 

Vuslat gitti firkat döndü

Ciğer deşti cana yetti

Kimler geldi kimler geçti

Zulüm yanar demedim mi

 

Bahar baçı güller ola

Gül bahası aşka yete

Bu hal ile Muhammed’e

Gönül bağlar demedim mi

 

Yetti canım onmaz halim

Cefa çeker bitmez aşkım

Onca günah tövbekarım

Hakk’ın siler demedim mi

 

Ahi ahmed kulluk eder

Eder de can tenden gider

Ölüm de olmazsa eğer

Kıran girer demedim mi

 

kasr: saray

güman: şüphe

vuslat: kavuşma

firkat: ayrılık

baha: bedel

tövbekarım: tövbe eden kişi

 

aşık ahi kul ahmede nasib olmuştur

19 Nisan 2014
Okunma
bosluk

Düşülmez oldu (Koşma)

Derdi gamınla geçti yaz baharım

Yare bi goncadır derilmez oldu

Zulüm girdi araya söz döşerim

Yare bi türküdür çalınmaz oldu

 

Cefa çeker bülbül ağlar dalında

Gonca solar imiş kimler kaşında

Bu zalımın derdi eyler sadrımda

Yare bi sefadır sürülmez oldu

 

Yar bakar yüzüme melül melül

Bir od düştü gönlüme oldum zelil

Bir hayale yeldirdim onmaz rezil

Yare bi cefadır çekilmez oldu

 

Söylersen sen söyle sözün hasını

Nice kantar çekebilmez gamını

Nazlı yârim çeker oldu şerrimi

Yare bi nizadır edilmez oldu

 

O kara kaşları levh’de görmüşem

Cefadır ettiği hem de yanmışam

Kime kısmet eylemiş de solmuşam

Yâre bi kazadır dönülmez oldu

 

Kırıldı bellerim onmaz dallarım

Bir yar uğruna çevrilmez kollarım

Güzeller durağı pınar başlarım

Yâre bi fetadır yapılmaz oldu

 

Edep bir ihramdır giy ol Hüda’dan

El iki söyler ise sen bela’dan

Zora vardı haddi usul saladan

Yare bi sadadır verilmez oldu

 

Ben yârime düşkünem zulüm etme

Bir gonca güldür kemler söyletme

Bu canı feda ettim inkar etme

Yâre bi vefadır edilmez oldu

 

Ak göğsün üstünde ataşlar yanar

Al topuk üstüne tumanın çeker

On beşinde bir güzel anca yeter

Yâre bi hevadır edilmez oldu

 

Sılayı da deli gönül sılayı

Kılavuz eyledim telli turnayı

Ak kollara dizdim beşli burmayı

Yâre bi kınadır yakılmaz oldu

 

Lisanım güldendir güller derleyi

Ak gerdana dizdim allı goncayı

Mor yamaçlara düzülmüş yaylayı

Yâre bi meradır çıkılmaz oldu

 

Pınarlara üşüşür şol güzeller

Yiğitlerle söyleşir kim yetenler

Çöğermiş de eyleşir yar bilenler

Yâre bi canadır verilmez oldu

 

Yar elinden yar elinden alırım

Gönca gülü al ipekle sararım

Bir zalime düştüm öyle yanarım

Yâre bi hâzâdır bilinmez oldu

 

Aşığam aşık derdi dermanından

Sözüne kazık çaktı fermanından

Kimlere talkın verdi imanından

Yâre bi Hüda’dır varılmaz oldu

 

Ahidir ahmedim söyler sadrından

Cefadır çeker güzeller kahrından

Bir zalime düştü çıkmaz derinden

Yare bi sevdadır düşülmez oldu..

 

 

sadır:göğüs

feta: yüksek fedakarlık

niza:kavga etmek

kaza:kaderin gerçekleşmiş şekli

bela: levhi mahfuzda evet demek,

sala:duyurmak

sada:ses

mera: yaylanın yayılabilecek otlu kısmı

heva:geçici heves

çöğmek: oturmak, çömelmek

talkın: imamın mezara konulan cenazenin sorgusuna yardım etmesi

 

 

Ahi kul ahmede nasib olmuştur

 

 

 

 

 

 

 

 

17 Nisan 2014
Okunma
bosluk

Sana Nettim neyledim ( Koşma )

Gel hele gel hele güzel civanım

Sana nettim neyledim el içinde

Gel hele gel hele güzel maralım

Sana nettim neyledim el içinde

 

Ben yanarım şu güzelin hat’rına

Sarılmaz kollarım şol beline

Aldım sattım bezirgan dokusuna

Kime nettim neyledim kul içinde

 

Kararım kavidir dönmem yolumdan

Senindir bu gönül yudum sabunlan

Gel gir turabın olayım aşkından

Sene nettim neyledim hal içinde

 

Bunca yaş yaşadım eller içinde

Çarığım deliktir neyler’özümde

Bir acı kahvedir titrer sesimde

Gene nettim neyledim gül içinde

 

Söyle ben de bileyim kend’özümü

Derde saldım şu firaka nazımı

Çeker oldum bu hasretlik sazımı

Yare nettim neyledim dâr içinde

 

Be hey canan canım sundum almadın

Can bedende durmaz kıldım bilmedin

Kim bilmeye feta kıldım sormadın

Yene nettim neyledim  zar  içinde

 

Sevenler de el olurmuş duymadım

Gözden dizden kuvvet gitmiş bilmedim

Kaça yazmış Rahman levhde görmedim

Güle nettim neyledim dal içinde

 

Baha kıldım canım canan istemez

Ele düştü gülüm bağın sorulmaz

Kime açtı gülüm çağın bilinmez

Hele nettim neyledim yar içinde

 

Gönül bu bir iner bir çıkar imiş

Düştükçe düşer yare nihan imiş

Dermanım sendedir kim ayan imiş

Sene nettim neyledim ah içinde

 

Usul adap kalktı sohbet karından

Cana kıydı canan meşkin telinden

Kimse bilmez öle durdum yolundan

Sene nettim neyledim gel içinde

 

Ben söylerim sen duymazsın belalım

İnsaf yoktur iman kime celalin

Cana düştü yarem sende meramım

Eşke nettim neyledim can içinde

 

Aşık ahmed derde düşer cananın

Canan bilmez cihan üzre düşenin

Ağla gözüm ağla sen de yaranın

Kele nettim neyledim çöl içinde

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

17 Mart 2014
Okunma
bosluk

Suya Yazılan İksirli Yazı = DOST !?

İnsan neden sürekli bir başka insanı ister yanında? Başkalarının desteğine ihtiyaç mı duyar? Onların varlığı sayesinde mi ayakta kalır? Onlar olmadan mutlu olamaz mı?

 

Kötü zamanlarında yanında olmasını, ona yardımcı olmasını mı ister yanındakinden? Yoksa hiçbir şey yapmasa bile, yanındakinin onu anladığını, yanında olduğunu bilmesi yeter mi bir kişi için? Peki ya iyi zamanlarda? O zaman da bu iyi halini paylaşmak istemez mi?

 

Peki ya kaybederse O ‘nu ? Ya da O, kendisi gitmek isterse? O zaman ne yapar? O’nu tekrar kazanmak için gayret mi eder, yoksa gitmeyi istemesine saygı duyarak kabul mu eder bunu ? O kişi artık yanında olmasa, neyin anlamı kalır? Paylaşacak bir dost olmadan mutluluğun bir anlamı var mıdır? Peki ya katlanacak bir zorluk varken, dayanacak bir dost yoksa katlanmanın, çabalamanın bir anlamı yoktur elbet…

 

Bir insanla dost olmak, isteyerek yapılabilecek bir şey değildir. Eğer o kişiyle karşılıklı bir sevgi, güven, yakınlık hissediyorsanız dost olabilirsiniz; isteğe bağlı olarak birini sevemez,  ona güvenemezsiniz. Bu yakınlık öyle bir anda olmaz ama bir zaman geçer, o kişiyi gözlemlersiniz, bazı davranışlarını, huylarını öğrenirsiniz.

 

Bazı güzel özelliklerini görürsünüz, takdir eder ve belki bunları kendinizde de görmek için gayret edersiniz. Kısaca o kişiyi zaman içinde tanırsınız. Bir çok insan tanırsınız zaman içinde fakat O kişi herkesten farlıdır. Dostlukları ve dostları özel ve değerli yapan da budur zaten. Herkesin dostunuz olmaması…

 

İnsanın bir dostu olması gerçekten çok önemlidir. Çünkü hayatta bazı şeyler sadece paylaşılınca değe kazanır, bazı sıkıntılar anca paylaşıldığı zaman aşılabilir. Fakat bir insan başka bir insanı “ bir dost, bir kardeş” gibi görüyorsa, değerli olması için o kişi uğruna bir şeyler yapması ya da bir şeyler paylaşması şart değildir.

 

Gönülden sevilen bir dost, isteyerek ya da istemeyerek ne kadar uzakta olursa olsun, esasen gönüldedir; ve O’nun değerini hiçbir şey değiştiremez. İnsan hayatı boyunca bir çok durumu ve ruh halini yaşar. Kimi zaman her şey yolundadır, kimi zaman değil. O halde gönlü iman ile imar etmeli ki bu dostluk listesine kim girerse veya çıkarsa  hep aynı seviyede kalabilsin.

 

İşte dinimizin Allah için sevin ve Allah için buğz edin denmesindeki maksat budur. Ayrıca “insan sevdiği ile beraberdir” hadisi de sevilenlerin ayrılsa bile kolay kolay gönülden çıkmadığını da göstermiyor mu? Ayrıca insan severek sevilir dinimize göre. Bir başka deyişle insan mutlu ederek mutlu olur deriz inancımıza göre.

 

 

Artık hangisini seçerseniz seçiniz yolunuzun çıktığı yerler dostlarınızdır. İnsan Allaha gitmeden dostluk edinmeye kalkarsa karşı karşıya gelerek omuzlar kırılabilir. Gerçek dost Allah olduğu için bu süzgeçlerden geçen dostluklar dostları yan yana kardeş de yaptığından kırılmaz kokuşmaz, bozulmaz.. Ne mutlu Allah için sevenlere…Ne mutlu suya değil mermere yazılan iksirli kelimeye = DOST 

 

Fakat insan bunu zayi olacağını bile bile suya yazar. bu suya bir taş isabet ederse hemen de bozulabilir. bu yüzden bir mermere yazmalısınız ki kolayca bozulmasın.

 

 

Dost dosta değil dosttan dosta bakar

Alır rahmet döner halka nur saçar

 

 

aşık ahi kul Ahmede nasib olmuştur

11 Şubat 2014
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç