ille mavili mavili (Semai)

Kimisi gözlerin süzer

Kimisi kaşların çatar

Al geyen sineme batar

İlle mavili mavili

 

Kimisi boyundan aşar

Kimi hayalinden geçer

Al geyen de bana düşer

İlle mavili mavili

 

Kimi yalın ayak gezer

Kimi altun nalın giyer

Al geyen de salın dilber

İlle mavili mavili

 

Kimisin dişleri inci

Kimisi incinir inci

Al geyen yol bilmeyinci

İlle mavili mavili

 

Kimi gökyüzünde turna

Kimin zülüfleri burma

Al geyen de çiçek topla

İlle mavili mavili

 

Kimisi bağlar başını

Kimisi saklar yaşını

Al geyen de gözyaşını

İlle mavili mavili

 

Kimi kara çalıda gül

Kimi de dalında bülbül

Al geyen açılmış sünbül

İlle mavili mavili

 

Kimi al yanakta zemzem

Kimin bal dudaktan emsem

Al geyen seviyor desem

İlle mavili mavili

 

Kimi ibrişim kuşaklı

Kimi hey Allah’ım nazlı

Al geyen aşkın ilacı

İlle mavili mavili

 

Kimi sarıldı boynuma

Kimi ağladı şansına

Al geyen de muradına

İlle mavili mavili

 

Kimi gözleri sürmeli

Kiminin çifte benleri

Al geyen çözer düğmeyi

İlle mavili mavili

 

Kimin çilesi çekilmez

Kimine sünbül ekilmez

Al geyen başa çıkılmaz

İlle mavili mavili

 

Kimi eteklerin sürür

Kimisi de belden bürür

Al geyen badal görünür

İlle mavili mavili

 

Kimisi hörü gılmandır

Kiminin kaşı kemandır

Al geyen de pek yamandır

İlle mavili mavili

 

Kimi asar zülf bendine

Kimi sarar gül gönlüne

Al geyen günah ahmede

İlle mavili mavili

 

 

HAKİMİYET MİLLETİNDİR

DARBEYE HAYIR

 

ahi kul ahmed

26 Temmuz 2016
Okunma
bosluk

Senden arta kül gördüm

İndim yarin bahçasına, gonca açmış gül gördüm

Gülün aşkıyla inleyen, dalında bülbül gördüm

İşveyle gülen beyaz zambak gelinlik içinde

Dağıtmış mor saçlarını söyleyen sümbül gördüm

 

Öbek öbek oturmuş da çiğdem mahsun açılır

Al giyinmiş gelincik de siyah sürme sürünür

Sarı sarı papatyalar dal dal olmuş dallanır

Ala güzelin yüzünde hicaptan bir tül gördüm                                                                                                                                                                        

 

Yaseminler ortancalar söyletir leylakları

Laleler renge bürünmüş sarıları da alı

Ne hoş kokar karanfiller kıvır kıvır yaprağı

Onca çiçek suretinde bir demet gönül gördüm

 

Hüsnü yusufun hüsnüne aşık olmuş dervişler

Kendi yapar kendi çatar lakin zahirden gizler

Bu sırrı nerden anlasın benim gibi gafiller

Onca ayet içinde de ahmedimi zül gördüm

 

Bu bağı firdevste mahsun mesti hayran gezindim

Geçtim mecnun çöllerini çün leylaya ulaştım

Aşk mı idi şevk mi idi bu hale şaştım kaldım

Aşkın narına yan ahmed senden arta kül gördüm

 

22 Nisan 2016
Okunma
bosluk

Açılda gel ömrüm varı (Koşma)

Baharda açılan gonca gül gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

Öpülen leblerin sana yol gibi

Açıl da gel ömrüm varı hal gibi

 

Kıyamam sana bahçalarda gülüm

Duramam sensiz yazılarda ölim

Sensizim sessiz yaylalarda yarim

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Senindir senin gönüllerde  gülün

Aşıktır senin eşiklerde kulun

Bin niza etsem konuştukça yolun

Açıl da gel ömrüm varı sel gibi

 

Ne sektirir ne öptürür lebinden

Cefa çoktur vefa yoktur halından

Kimse bilmez bal döktürür dilinden

Açıl da gel ömrüm varı bal gibi

 

Ne ararsın ne sorarsın halimden

Bi kararsın gonca gülün dalından

Baha bilmez canı canım yolundan

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Akşam olur sabah olur yar gelmez

Sağa döner sola döner yar aymaz

Üç gün beş gün geçer sır tutmaz

Açıl da gel ömrüm varı gül gibi

 

Güle yazdım bahçalarda bağını

Sana sundum sunalarda çağını

Kime yazdın turnalarla çağrını

Açıl da gel ömrüm varı tel gibi

 

Açıldım açıldım tel tel açıldım

Suna diye ben kimlere sarıldım

Akşam sabah sinelere savruldum

Açıl da gel ömrüm varı yel gibi

 

Alı al moru mor geysen şalından

Renk renk vurur şavkı anın yanından

Ey güzeller güzeli sen canından

Açıl da gel ömrüm varı kol gibi

 

Bahar sensin gonca güle nazar hem

Baha olsun sümbül güle niza hem

Kime düşer bela diye kaşa hem

Açıl da gel ömrüm varı el gibi

 

Ahi kul ahmedim canım yar bilmez

Ele güne söylenmedik söz olmaz

Kim ne bilsin bilinmedik hal olmaz

Açıl da gel ömrüm varı dal gibi

 

aşık ahi kul Ahmet’e yazmak nasib olmuştuır

 

9 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Evvel Bahar Ermeyince Şiirimiz ve Türküsü (Semaî) (sesli video)

 

Evvel bahar ermeyince

Kırmızı gül açmaz imiş

Kırmızı gül açmayınca

Gonca diye kokmaz imiş

 

Bahar baçı güller imiş

Gül bahayı aşk eylemiş

Aşkın sazı bülbül ötmüş

Bülbül gülsüz yatmaz imiş

 

Kır çiçekli ala dağlar

Lale sümbül çiğdem eğler

Yazıdaki oğlak söyler

Cana bülbül ayvaz imiş

 

Bülbül güle aşık imiş

Aşık ne ki ölür imiş

Ölmeden evvel ölseymiş

İnsan oğlu ölmez imiş

 

Gül bahardan azad imiş

Evvel nazar gonca imiş

Gonca Hakk’ın fehmi imiş

Fehme eren yanmaz imiş

 

Er baharda bağım gülşen

Gül dedimse kastım aşktan

Bülbül kimmiş benim canan

Canın sunan ölmez imiş

  

 

aşık ahi kul ahmed’e nasibtir

 

 

 

4 Aralık 2013
Okunma
bosluk

Yörük gelini (Varsağı)

Pınar başı sıra güder

Allı gelin suya gider

Alma alma döşler döğer

Gelin senin adın nedir

 

Adım anmak kolay gelmez

Ele güne demek olmaz

Senin derdin derman olmaz

Aşık gülün adı nedir

 

Kaçar imiş yayla gülü

Naçar kalmış yaban oğlu

Seni sevmek aşkın kaşı

Gelin senin kokun nedir

 

Elvan elvan yaban oğlu

Kokum varmaz sana doğru

Lale sümbül gülü eğri

Aşık  senin neslin nedir

 

Türkmen desem babam  dalı

Yörük düşer anam kaşı

Yaylalarda otağ nazı

Gelin senin boynun nedir

 

Başım taşır baş üstüne

Sürme çeksem naz üstüne

Vur kılıcı boynum üste

Aşık senin baçın nedir

 

Kelle aldım senin içun

Selam saldım aşkın içun

Canım verdim canın içun

Gelin senin kastın nedir

 

Güle bülbül canan düşer

Dikeniyle kabul eder

Canın yetmez daha ister

Aşık senin varın nedir

 

Hüccetim kadıdan gayri

Beratım sendendir eyri

Silinmez levhtedir yazgı

Gelin senin derdin nedir

 

Derdi olan hem ben miyim

Yaylalarda eller neyim

Yar peşimde koşan suyum

Aşık senin dengin nedir

 

Aramadan bulmak olmaz

Su başında sarmak olmaz

Ağan duysun yormak olmaz

Gelin senin kulun nedir

 

Ağam gele dövülesin

Su başında sövülesin

Aşkım için kul olasın

Aşık senin canın nedir

 

Dövülürsem dövüleyim

Su başında sövüleyim

Aşkın  ile can vereyim

Gelin senin zorun nedir

 

Yaylalarda  onmadın mı

Soğuk sular içmedin mi

Güzel ile göçmedin mi

Aşık senin ahdin nedir

 

Yaylalara göçer olsam

Soğuk suyun içer olsam

Ben bu aşkı çeker olsam

Gelin senin yarin nedir

 

Yar üstüne yar seçerim

On şakiyi vur isterim

Daha yetmez can isterim

Aşık senin darın nedir

 

Şarktan garbe yol düzenim

Her geçenden baç isterim

Şu koynumda yun isterim

Gelin senin boyun nedir

 

Yaylalarda yaylaklarım

Yörükleyin boylanırım

Serv-i revan söylenirim

Aşık senin yolun nedir

 

Benim yolum doğru gider

Muhammed’e yakîn düşer

Eğri diyen doğru söyler

Gelin senin dinin nedir

 

Benim dinim sevmek ile

Seven ölmez canan diye

Hakk kamışı menem bile

Aşık senin ömrün nedir

 

Aşk uğruna yeldirirem

Gah ağlay gah güldürürem

Ölmeden de öldür görem

Gelin senin  zülfün nedir

 

Zülüf derler kına üzre

Aşık bağlar yari zülfe 

Saz çalarım tel tel güle

Aşık senin korkun nedir

 

Seni sevmek gönül cevri

Bulmaz ise can-ı aşkı

Yandı gitti ömür sazı

Gelin senin yolun nedir

 

Benim yolum gülden âri

Düşen çıkmaz belden âri

Adap erkan sabır varı

Aşık senin aşın nedir

 

Tarla tapan öküz  saban

Yele verdim dane harman

Üç avratlı eve sultan

Gelin senin yazgın nedir

 

Arşa çıkar laf atarsın

Levhe bakar bi kararsın

Üç avrada hor bakarsın

Aşık senin bahtın nedir

 

Kara bahtım güle döndü

Ömür sazım sana güldü

Vurgun yedim kalbim üstü

Gelin senin nazın nedir

 

Evlerinin önü marul

Sular akar şarıl şarıl

İlim bilmez kara cahil

Aşık senin sakin nedir

 

Aşkı içem sen yoluna

Ağıt kılam yağ od’ına

Sırıl sıklam gül dalına

Gelin senin sazın nedir

 

Yarin sazı duttan olur

Çala durmak dertten olur

Zülüflerim telden olur

Aşık senin zühdün nedir

 

Hay, La ilahe yoktur bes

Muhammed’e yol mukaddes

Nur içinde canlar havvas

Gelin senin halin nedir

 

Karar etsem cahil derler 

Üçe varsam zalim gözler

Sen yanında sultan eyler

Aşık senin yazgın nedir

 

Yaza yaza yazgı yazar

Sen istersen katlı düşer

Üç avradı sultan büker

Gelin senin arzun nedir

 

Güllü gelin boylar adım

Yarelendi gülüm dalım

Şu aşığa yaz muradım

Aşık senin kârın nedir

 

 Aşık ahmed yandı bu kez

Gülüm dedi körpe yagaz

Can cananda öldüğü  yaz

Gelin senin aşık nedir.

 

 

Not: VARSAĞ    Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir.  Önce Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla  anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4  duraklı veya duraksız olur. Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba  ccca.

 

Semâiden ezgi  yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde “bre”, “hey”,  “hey gidi”, gibi ünlemler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar  ezgisiyle fark edilir. Güney  Anadolu’da Maraş’tan Mersin’e kadar uzayan bölgede yaşayan Varsak Türkleri,  Selçuklular zamanında Anadolu’ya yerleşmişlerdi. Varsağı, Varsak Türkleri’nin  kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri türkü biçimidir. Halk edebiyatında en çok varsağı söyleyen aşık, Karacaoğlan’dır.

 

 

 

 

 aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

 

22 Ocak 2013
Okunma
bosluk

Dağlar güzeli (Koşma)

Başına sarar buğulu dumanı

Kaşına çekermiş karını dağlar

Döşüme söyler tövbesiz gümanı

Günaha yazarmış bahayı dağlar

.

Yörük yaylasında yar yaylakladım

Şart eyledi bey tuza çuvalladım

Ar eyledim elden can pazarladım

Canıma yazarmış bahayı dağlar

.

Yağmurun bitmezmiş ağıt sayarım

Yel estikçe rayihalar kokarım

Lale sümbül gül bülbülüm öterim

Derdime yazarmış bahayı dağlar

.

Yağız ata bindim vurdum dağlara

Çifte suna sardım çöğ kucağıma

On gardaşı mavzer saldı sırtıma

Kurşuna yazarmış bahayı dağlar

.

Bağlarını anam babam işlesin

Yaylalarda nazlı yarim boylasın

Bir cerene sadak saldım düşmesin

Nasibe yazarmış bahayı dağlar

.

Yükseğin erişilmez ne zalımsın

Eteğin yarime yurt hoş çemensin

Söylenir Kuran’da yürür kazıksın

Kelama yazarmış bahayı dağlar

.

Bağrında kimler yatar aşk neferi

Şirin için Ferhat deler dağları

İman olmasaydı naçar dağlayı

Allah’a yazarmış bahayı dağlar

.

Benden selam eylen kaşı kemane

Kaçıp kaçıp yüreğimi döyene

Yükseklerde otağ kurmuş gelele

Börüme yazarmış bahayı dağlar

.

Erenler söyleyin biz de bilelim

Gönül düşen yar el olmaz belalım

Kelamı kadim der güzel sevelim

Aşığa yazarmış bahayı dağlar

.

Kışın bürün yazın aç perçemini

Güzeller suyundan içer nazlarını

Koç yiğitler su başında sunasını

Kaşına yazarmış bahayı dağlar

.

Efelerin yurdu musun yüksekte

Kaç kızanla bekler oldun Belek’te

Haraç salmış zalimlere dölekte

Ödüne yazarmış bahayı dağlar

.

Gider de yol üstüne otururum

Şeytan’la bazar eyler bölüşürüm

Saf kulu Hakk’a çeler sekinetim

Kafire yazarmış bahayı dağlar

.

ahi kul ahmed de ölse ölünür

Sevda bir ateştir dağla ölçülür

Aşk-ı iman yeldirdiğim kaşıdır

Kalbime yazarmış bahayı dağlar 

 

.

şart: yörükler kız isteyen yiğite ağır şartlar koşarlar.

tuza çuvallamak: tuz çuvalını ovadan yaylaya belli bir vakitte çıkaramadığı için çuvallamış, yani şartı yerine getirememiş oluyor.

ar eylemek: bu mahcubiyetten utanmak

can pazarlamak: şartı yapamayınca yayladan ayrılıp yarinin ve herkesin yanında ve yarinden umutsuz kaldığı için intihar edip canını karşılık olarak vermek. (bunun filmi yapıldı, Türkan Şoray oynadı-yer Toroslar- Yörük yaylaları genellikle oralardadır.- ayrıca annem de yörüktür)

mavzer: çanakkalede de kullanılan koldan sürmeli tek tek atan uzun harp silahı.

sadak: içinde 10 tane ok bulunan yuvarlak kutu.

-Dağların Kuran’da yürümesi ve yeryüzüne sağlamlık için kazık oldukları iki ayrı ayette yazılıdır (en doğruyu Allah bilir)

kelam: Kuran sözüne denir.

Ferhat gerçekten imanla dağları delmiştir. Kırşehirdeki kaleyi de bu kardeşiniz boydan boya delmişti – Batıdan doğuya doğru- Allahü alem- Bunun anlamını şöyle yorumladı bu fakir: zikir üç türlüdür. 1- dil ile zikir 2- Kalp ile zikir 3- Amele, işe, ahlaka, harekete dönüşmüş zikir.. işte bunlardan üçüncüsünü yapamazsanız düşman başınıza bombayı yağdırır durur. bu zikir her türlü ilerlemeyi ifade eder. işte bize iman gücümüzün çok güçlü olduğu bir dönemde (sanırım 1995′ten sonraydı) nasib edilen bu güzel olaydan, ”delmeyi” bir harekete dönüşmüş zikir, batıdan doğuya doğru olmasını ise Batı’nın tekniğini ele geçirmeyi, tekniğini almanın mesajı olarak algıladık. ancak bunun içinde laiklik ve benzeri sosyal kanunlar yoktu. sonuç ise: imanla bu iş olduğuna göre İSLAMLA BATININ TEKNİĞİNİ ALINIZ OLARAK ALGILADIK bu olağanüstü nasibi.

Aynı konuda Sultan I. Abdülmecid bir yabancı heykeltraşa bir heykel siparişi verir ve bunu yüksek bir kaide üzerinde İskenderun’a yönü Doğudan (arkası) Batıya (önü) olmak üzere planlamıştır. Yani Doğu olarak biz, siz Batı’yı aydınlattık demek istemiştir aslında..Fakat ömrü vefa yetmeyip de ölünce yarısı tamamlanıp parası da ödenmeyince heykeltraş tutar Amerika’lılarla anlaşır ve tamamlayıp onlara satar. heykel oldukça büyüktür ve gemi ile Amerika’ya, New York’a götürülüp Osmanlı’da I Abdülmecid’in düşüncesinin aksine, arkası Batıya önü doğuya olmak üzere dikilir. bunun anlamı Doğu bizi aydınlatmadı, biz batı olarak doğuyu aydınlattık demek istemişlerdir böylece. ve o heykel bugün New York’ta dikili olan HÜRRİYET HEYKELİDİR. bu heykel dava edilerek Amerika’dan alınabilir kanaatindeyim. itiraz edebilecek resmi veya özel şahıslara duyurulur…  

-dağla ölçülür: sözünde iki anlam vardır. birici mana hakiki dağ olup, yüksekliğin verdiği zorlukla sevdanın ölçülmesi olduğu gibi ikinci manası: dağlamak, ateşle dağlamak kastedilmiştir.

 

 

 

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Güzel, sarmayınan (Koçaklama)

Senin içun seni sevdiğim güzel

Çifte benlerine nazar değer mi

Canı cana katıp öldüğüm güzel

Bahar güllerine soğuk düşer mi

 

Bir dost ararım da güzelden olsun

Daşa yaslanırım da topraktan çıksın

Güle darıldım da dikenden geçsin

Dostun tandırına hedik düşer mi

 

Baharı kışa kattım gül kokmadı

Deliyi başa yazdım hiç eyledi

Divane oldum Hakk’ta “bir” olmadı

Hakk’ın zatına da “gayri”  düşer mi

 

İmanın yok mudur yürek döyerken

Cemalin ay mıdır hal üzre iken

Güzel yaratırmış “Güzel” giz iken

Böyle azaba da sadık düşer mi

 

Eğilir dallarım toprak yakîndir

Alçağa konarım güzel başımdır

Nice bahtı kara kader dostumdur

Bağ-ı irfanıma ümmet düşer mi

 

Kaç güzele yandım murat almadım

Bir çirkine düştüm ayna vermedim

En son şu zalime iman sormadım

Güzel yaradan da zalim düşer mi

 

Yanarım yanarım ağlar yanarım

Mor çiçekli ala dağlar aşarım

Lale sümbül gülden kullar çalarım

Canan dererim de Leyla düşer mi

 

Yan göğnüm  bahar eyyamı gecikti

Bülbül güle düştü benzi karahtı

Güzel diye döndüm nar-ı cemaldi

Kahır çekerim de ben’e düşer mi

 

Ellerim duadır sana ağıtım

Söylerim kelamdır sana indiğim

Sözüme tel misin zülfün gerdiğim

Çala dururum da uşşak düşer mi

 

Kararım yoktur a gülüm efendim

Mihrabım kıldım çare kıblegahım

Cihan-ı kudrette güzel sultanım

Bazar eylerim de  karar düşer mi

 

Yuka olur aşıkların bağırı

Zalim olur güzellerin nazarı

Çatal olur yiğitlerin yüreği

Varır deşerim de boran düşer mi

 

Yüce dağın ardı sıra gidilmez

Eteğinde göven ördek vurulmaz

Onbeşinde körpe gelin geçilmez

Alır kaçarım da attan düşer mi

 

Dumanı batasıca ala dağlar

Babal mı aldın depende yol eğler

Yörük yaylasında güzeller ağlar

Gider isterim de şarttan düşer mi

 

Kokarsın burcu burcu gül içinde

Bakarsın nazlı nazlı el içinde

Söyletmen beni onbir saz içinde

Beler  koynuma da kızdan düşer mi

 

Ahi kul ahmed de yanar yakılır

Güzel sarmayınan yiğit olunur

Üç yüz atlı beş yüz yaya döğüşür

Güzel uğruna da candan düşer mi

 

.

 

ahi kul ahmede nasibdir

14 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Yeller dahi bilmez beni (Bütün TEVHİD -ve Kerbela- şehitlerine ithaf edilmiştir)

Ben dost ile dost olmuşam
Eller bir dost bilmez beni
Cahiller horlar nideyim
Yaban dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost kalayım
Cananla aşka düşeyim
Can yite harda olayım
Ölüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost demişem
Dost için şerre gülmüşem
Güller içinde elmisem
Gülüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost gezmişem
Her bir dosta yol vermişem
Çıblak düşmüş kul varmışam
Kulum dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost ararım
Dost başına kul sayarım
Bir ömüre er düşerim
Adım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ney çalarım
Gün geçmez ki hoş nizaım
Söz olursa bir behlülüm
Harun dahi bilmez beni

*

Ben dost ile hoş olayım
Bağu bahçem güz çalayım
Bir gönüle yar olayım
Yaran dahi bilmez beni

*

Ben dost ile gül dikerim
Güle gülşen toprak benim
Bahar gelmiş kırlar benim
Sümbül dahi bilmez beni

*

Ben dost ile meşk ederim
Can evimi köşk döşerim
Cananımı şen göreyim
Canım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile cümbüş etsem
Bir aşk ile yana dursam
Seherlerde dua etsem
Rabbim dahi bilmez beni

*

Ben dost ile bağlar bozsam
Bağı bostan güze çalsam
Gönül aşka paha biçsem
Maşuk dahi bilmez beni

*

Ben dost ile pazar ettim
Aşk pahasın canla ölçtüm
Canı canla harda yaktım
Canan dahi bilmez beni

*

Ben dost ile kahve içsem
Kahve ne ki sohbet kılsam
Dosttan şerri sıdka yazsam
Sadık dahi bilmez beni

*

Ben dost ile çalsam sazı
Dağlar söyler zikrin kaşı
Kullar uyur seher nazı
Yeller dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ağlar olsam
Tac-u tahtı atıp gitsem
Fizandaki kulu olsam
Rahman dahi bilmez beni

*

Ben dost ile güller eksem
Yar aşkına toprak olsam
Yağan yağmur canan desem
Güller dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dosta koştum
Aklı koyup arşa çıktım
Kalpten kalbe sırra erdim
Erler dahi bilmez beni

*

Ben dost ile illet bozdum
Gömlek deyu cübbe saldım
Döne döne bi hal oldum
Vedüd dahi bilmez beni

*
Ben dost ile fer alırken
Zarda kalmışım ziyadan
Nuru yok asude mülkün
Çırak dahi bilmez beni

*

Ben dost ile hu hu çekip
Şek ile dergah dolaşıp
Ümidim hafay-ı mihrab
Destur dahi bilmez beni

*

Ben dost ile tarik olsam
Er yok eren yok post sorsam
Baktım ki sır evliyadan
Cahil dahi bilmez beni

*

Ben dost ile nefes bulsam
Şarkı asude bağlasam
Son tecelli ah neylerim
Sazım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile sefer kılsam
Son yolcuyum Kerbeladan
Köhne kitap kandil olsam
Gözüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile iksir içsem
Ali doldurup sır ilham
Uşşak yoğrulmuş Kerbela
Makam dahi bilmez beni

*

Ben dost ile cana düşsem
Canlar canı kime koşsam
Hangisi Hüseyin bilsem
Ağlar dahi bilmez beni

*

Ben dost ile canım versem
Cananımı canda görsem
Ben bir Ali eri olsam
Hasan dahi bilmez beni

*

Ben dost ile kılıç çalsam
Pazum dahi Ali olsam
İman yoksa rezil olsam
Elim dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ilim yapsam
İlmin şehri Ali bilsem
Kanım ile tevhid yazsam
Yamak dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ahi olsam
Ahmed kula yama kılsam
Çevir çevir yana dursam
Aşık dahi bilmez beni

*

Not: Bu şiir gariplik duygusu ile başlamış, iki gün parça parça yazılmış, son bölümde ise Kerbela şehitleri ile binlerce müslümanın öldüğü milyonlarca başka başka tevhid şehitleri anısına son bölüm ilave edilmiştir. umarım güzel dua olarak takdiri ilahiye mazhar olur, sizlerin de seveceğini umuyorum sevgili okurlarım. Allaha emanet olunuz efendim.

*

ahi kul ahmed

5 Aralık 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç