CUMA SOHBETİ – 15 (“Kişi sevdiği ile beraberdir” “Özgürlüğün hakikati, kulluğun kemalidir”)

Bismillahirrahmanirrahim

selamün aleyküm

 

Kişi sevdiğiyle beraberdir (Buhari, Müslim)

Ama nasıl???

Ne mutlu kalbinde yüce Allah’ın sevgisinden başka sevgi bulundurmayanlara. O’nun rızasından başka bir şey arzulamayanlara.

 

Her ne kadar görünüşte halkla birlikte olsa ve şeklen onlarla meşgul bulunsa da o kimse Allah cc ile birliktedir.

 

Kalp aynı anda birden fazla muhabbet bağı kuramaz. Bir şeyle kurduğu muhabbet bağı ortadan kalkmadıkça başka bir şeyle muhabbet bağı kuramaz. Arzuladığı ve muhabbet bağı kurduğu bir çok şey, mal, evlat, liderlik, övülme, insanlar arasında üstünlük gibi şeyler aslında tek şeye yani kendi nefsine duyduğu muhabbettir ve her biri bu muhabbetin bir parçasıdır.

 

Kişi bu istekleri kendi nefsi için istemiş olmaktadır. Başkası için değil. Dolayısıyla kendi nefsine muhabbeti yok olanın bu istekleri de yok olur. Bu nedenle, “Kulla Rabbi arasındaki perde, dünya değil, kulun kendi nefsidir” denmiştir. Kul nefsinin arzu ettiği şeylerden kurtulamadıkça, Rabbi arzulayamaz. Ve kalbi Allah’ın muhabbetine açılmaz. Bu durum mutlak fena halinin gerçekleşmesinden sonra zat tecellisine bağlı olarak kazanılır.

 

Bu durumda seven için sevgilinin nimetleri de ezaları da eşit olur. Böylece ihlas meydana gelir. Kişi nimetleri istemek ve ezaları önlemek amacıyla nefsi için Allaha kulluk etmez. Çünkü nimet de eza da farksız olmuştur. Buna “mukarrabin” mertebesi denir.

 

Ebrar kullar ise korku ve ümit ile Allah’a kulluk ederler. Bunlar zati muhabbetin güzel duygularına erişemedikleri için korku ve ümit kendi nefislerine döner. Ebrar’ın iyilikleri mukarrabinin kötülükleri ile beraberdir. Ebrar’ın iyilikleri bir yönüyle iyilik bir yönüyle kötülüktür. Mukarrabinin iyilikleri sırf iyiliktir.

 

Mukarrabin arasında da “beka” halini tamamlayıp “sebepler alemine” döndükten sonra “korku ve ümitle” Allah’a ibadet edenler vardır. ancak onların korku ve ümidi kendi nefislerine dönmez. Bilakis onlar “Allah’ın Rızasını ümit ederek ve gazabından korkarak ibadet ederler. Fakat cenneti nefsani arzuları için değil Allah’ın rızasının bulunduğüu yer olduğu için isterler. Bunların cehennemden sığınmalarının nedeni nefislerinden acıları uzaklaştırmak için değil, Allah’ın gazabının bulunduğu yer olduğu içindir. Çünkü bu kimseler nefislerinin esaretinden hürriyetlerine kavuşmuş ve Allah’ın halis kulları olmuşlardır. Bu rütbe Mukarrabinlerin en üst makamıdır.

 

Bu durumu değerli islam alimi Kuşeyri şöyle özetler. “Özgürlüğün hakikati kulluğun kemalidir” der.

 

Sevgili okurlar,

 

Siz de bir parça da olsa böyle olmaya çalışarak niyetlerinizde bir güzelleşme sağlayabilirsiniz. Unutmayın ameller niyetlere göre anlam kazanır. Ve kişi sevdiği ile beraberdir. Dolayısıyla kimi nasıl sevdiğinize dikkat etmelisiniz. Eğer hala bir takım insanları kuvvetle sevdiğinizi söylemeğe devam ediyorsanız bir şirk içine bile düşebilirsiniz. İnsan olarak sevilmesi gereken ise sadece Hz. Peygamber’dir. Ve onun yoludur.

 

Ya Allah ile beraber olun, yahut da Allah ile beraber olanlarla beraber olun.

24 Nisan 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 9 ( Neden Okumak Üstün Sayıldı..? İkra’dan Tevhid’e Aşk-ı Şeyda )

İKRA’ = OKU

 

Cenâb-ı Hakk’ın “İk’ra” emri çok önemlidir. Okumak çok türlüdür. Ve neyi okursanız ona uygun bir amel gerekir. Her türlü okuyan insan düşünür ve cehaleti gider. Cehaleti giden insanın aklını örten şeyler gider ve aklı ortaya çıkar. Akıl yaratıcısını düşünüp bulunca “aklı selîm” olur. 

 

Efendimiz akıllı insanı “…ahireti düşünüp ona göre davranandır..” dedi. o halde ahiret nerde?=Uzakta. demek ki akıllı olmak ikra emri ile ahireti düşünmeye kadar gidiyor. Allah’ın da aradığı ahireti düşünüp dünyada ona göre davranan insan modelidir denilebilir.

 

Okumanın insan bedenine yaptığı fayda anlatmakla bitmez. Göz ve akla fiziki olarak da büyük yararları vardır. Kulaklıkla dinlemenin ise bir çok zararı vardır. Okumanın ilk emir olup imandan da önce zikredilmesi boşuna değildir. 

 

Kararı irade verir. Hastaya geçmiş olsun demek yetmez. İhtiyacının karşılanması da gerekir. Vicdan da beraberindedir. Aksi halde riya olur. Aklın kararını kişinin korkuları, beğenileri ve önyargıları etkiler. İbadetler iradenin doğru tecelli etmesi için iradeyi güçlendirir.

 

Akıl itikadın temelidir. Akıl kâinata bakıp bunun bir yaratıcısı olmalı diye bir varsayım yaparak imana ulaşır. Akıl ve itikattan sonra ibadetin de güçlendirmesiyle Allah’a muhabbet hâsıl olur ve iman kalbe iner. Dil zikir yapınca ve ilerleyince zikir kalbe iner. İman kalpte olur. Sevgiyle ihlâsa dönüşür.

 

İhlâsın temeli fedakârlık düzeyinde sevginin imanla bezenmesidir. Kemale yükselebilmek için kişinin gerçek bir ahi düzeyinde feta yapabilmesi gerekir. Gözü Allah’tan başka kimseyi görmemelidir. O’na da görür gibi ibadet etmelidir.

 

İhlâs bir mana itibariyle kişi ile Allah arasında tanımlanamayan bir muhabbet ilişkisidir. Kişi ihlaslı olunca ona şeytan’ın müdahale etmesi mümkün olmaz. Allah Kuran’ı Keriminde böyle dedi çünkü.

 

Kişi ilk önce Allah’a yönelmesinin ardından yönünü halka çevirmelidir. Onlarla ilgilenmeli ve bir ahi gibi hoşgörülü olmalıdır. Sevmelidir.  Kulluk ise en üst makamdır. Yalnız bu kişilerde ismet sıfatı olmadığı için düşme tehlikesi daima vardır.

 

Normal durumlarda arif kişilerin Allah Korkusu, O’nun ateşinden değil ve fakat Allah’ın bu kişiyi rahmetinden uzaklaştırmasındandır. Yani Allah’ı gücendirmekten korkarlar.

 

Bir Hikaye;

 

İki sahabe efendimize gelerek filanca evde kötü iş yapılıyor diye haber verirler. Efendimiz de Ali’ye şu yere git bak diye söyler. Ali efendimiz de o eve gelince önce gözlerini kapatır ve içeri bu halde girerek duvarları elleriyle yoklayarak dışarı çıkar. geldiğinde efendimize “orada bir şey görmedim” der. durumu anlayan efendimiz ona şöyle der. ya Ali, Gözünle gördüğünü eteğinle örttün” der. La feta İlla Ali =Ali’den başka feta yoktur sözü burdan gelir.

 

Dost dosta değil dosttan dosta bakar

Alır rahmet döner halka nur saçar

Yad ellerde sallanır da dost arar

Dost bilip de gördüğünden kul ister

 

İkra’dan Tevhid’e Aşk-ı Şeyda

 

Hakk’tan bir nasib oldu ikra evla durdu
Ok’dum bin nasib geldi ikra süfla oldu
Hakk’tan bir nasib erdi ruhu şeyda güldü
Ok’dum bir nasib geldi ikra evla oldu

 

“Kul hüvallah, Sübhanallah” virdim olsaydı
Çöller geçip dağlar aşıp taat kılsaydı
Cemal diye düşler görüp cana doysaydı
Ok’dum bir nasib geldi ikra neva oldu

 

Baştan geçtim candan geçtim dahi imandan
Vahdet aşkı şarab oldu içtim zemzemden
Azgın kulu yola saldı döndüm şeytandan
Ok’dum bir nasib geldi ikra sevda oldu

 

Ağlar yazdı, Halil çaldı geçtim canımdan
Behlül kıldı oynar etti bilmem halimden
Dilen diye varı yoğa verdim nefsimden
Ok’dum bir nasib geldi ikra vera oldu

 

Kavrul kavrul güller gibi ta ki yok olsam
Tevbe tevbe diye gözler çeki yaş aksam
Varsam Rasul diye gözler nazı “kul” görsem
Ok’dum bir nasib geldi ikra sefa oldu

 

Canım, gönlüm, aklım, şuurum Allah demişken
Canınım, cananınım canın ver demişken
“Hu” kılıcını elde nefsini kırmişken
Ok’dum bir nasib geldi ikra sada oldu

 

Ey ahi ahmed nefsi tep nefsi tep dur
Cananını can tenden çıkarıp edep dur
Ölmeden önce can vermeye baha yoktur
Ok’dum bir nasib geldi ikra sala oldu.

 

Aşık ahi kul ahmede nasib oldu bunları yazmak

8 Mart 2014
Okunma
bosluk

Suya Yazılan İksirli Yazı = DOST !?

İnsan neden sürekli bir başka insanı ister yanında? Başkalarının desteğine ihtiyaç mı duyar? Onların varlığı sayesinde mi ayakta kalır? Onlar olmadan mutlu olamaz mı?

 

Kötü zamanlarında yanında olmasını, ona yardımcı olmasını mı ister yanındakinden? Yoksa hiçbir şey yapmasa bile, yanındakinin onu anladığını, yanında olduğunu bilmesi yeter mi bir kişi için? Peki ya iyi zamanlarda? O zaman da bu iyi halini paylaşmak istemez mi?

 

Peki ya kaybederse O ‘nu ? Ya da O, kendisi gitmek isterse? O zaman ne yapar? O’nu tekrar kazanmak için gayret mi eder, yoksa gitmeyi istemesine saygı duyarak kabul mu eder bunu ? O kişi artık yanında olmasa, neyin anlamı kalır? Paylaşacak bir dost olmadan mutluluğun bir anlamı var mıdır? Peki ya katlanacak bir zorluk varken, dayanacak bir dost yoksa katlanmanın, çabalamanın bir anlamı yoktur elbet…

 

Bir insanla dost olmak, isteyerek yapılabilecek bir şey değildir. Eğer o kişiyle karşılıklı bir sevgi, güven, yakınlık hissediyorsanız dost olabilirsiniz; isteğe bağlı olarak birini sevemez,  ona güvenemezsiniz. Bu yakınlık öyle bir anda olmaz ama bir zaman geçer, o kişiyi gözlemlersiniz, bazı davranışlarını, huylarını öğrenirsiniz.

 

Bazı güzel özelliklerini görürsünüz, takdir eder ve belki bunları kendinizde de görmek için gayret edersiniz. Kısaca o kişiyi zaman içinde tanırsınız. Bir çok insan tanırsınız zaman içinde fakat O kişi herkesten farlıdır. Dostlukları ve dostları özel ve değerli yapan da budur zaten. Herkesin dostunuz olmaması…

 

İnsanın bir dostu olması gerçekten çok önemlidir. Çünkü hayatta bazı şeyler sadece paylaşılınca değe kazanır, bazı sıkıntılar anca paylaşıldığı zaman aşılabilir. Fakat bir insan başka bir insanı “ bir dost, bir kardeş” gibi görüyorsa, değerli olması için o kişi uğruna bir şeyler yapması ya da bir şeyler paylaşması şart değildir.

 

Gönülden sevilen bir dost, isteyerek ya da istemeyerek ne kadar uzakta olursa olsun, esasen gönüldedir; ve O’nun değerini hiçbir şey değiştiremez. İnsan hayatı boyunca bir çok durumu ve ruh halini yaşar. Kimi zaman her şey yolundadır, kimi zaman değil. O halde gönlü iman ile imar etmeli ki bu dostluk listesine kim girerse veya çıkarsa  hep aynı seviyede kalabilsin.

 

İşte dinimizin Allah için sevin ve Allah için buğz edin denmesindeki maksat budur. Ayrıca “insan sevdiği ile beraberdir” hadisi de sevilenlerin ayrılsa bile kolay kolay gönülden çıkmadığını da göstermiyor mu? Ayrıca insan severek sevilir dinimize göre. Bir başka deyişle insan mutlu ederek mutlu olur deriz inancımıza göre.

 

 

Artık hangisini seçerseniz seçiniz yolunuzun çıktığı yerler dostlarınızdır. İnsan Allaha gitmeden dostluk edinmeye kalkarsa karşı karşıya gelerek omuzlar kırılabilir. Gerçek dost Allah olduğu için bu süzgeçlerden geçen dostluklar dostları yan yana kardeş de yaptığından kırılmaz kokuşmaz, bozulmaz.. Ne mutlu Allah için sevenlere…Ne mutlu suya değil mermere yazılan iksirli kelimeye = DOST 

 

Fakat insan bunu zayi olacağını bile bile suya yazar. bu suya bir taş isabet ederse hemen de bozulabilir. bu yüzden bir mermere yazmalısınız ki kolayca bozulmasın.

 

 

Dost dosta değil dosttan dosta bakar

Alır rahmet döner halka nur saçar

 

 

aşık ahi kul Ahmede nasib olmuştur

11 Şubat 2014
Okunma
bosluk

Yoktan yane..

Sen yarattın kamu alem

Bilmeyedir varın içun

Aşk ateşi sarmış diyem

Yandığımı bilmek içun

 

Suret verdin ol’dur canı

İman ile sardın anı

Bizimledir Kur’an kânı

Dediğini yazmak içun

 

Taat kıla arif kişi

Kabul ola canın kuşu

Yazlı kışlı aşkın beşi

Didarını görmek içun

 

Seni bilmez cahil kişi

İblis dostu olmuş işi

Tuta durur etek ucu

Şeytanına kulluk içun

 

Dost elinden uça dursam

Sabır çeki dava kılsam

Varı yoğa nice versem

Nefs kal’asın yıkmak içun

 

Gele dursam Hakk’tan yane

Hakk’ın sazı yoktan yane

Ömür varken önden sona

Gafletimi aşmak içun

 

Aşktan yana sefa dedim

Gönül gözü cefa buldum

Reva eyler yana canım

Aşıkları bilmek içun

 

Aşkı bilmez ahmak kişi

Candan olmaz heç bir işi

Muhanetin görmez gözü

Aptalları ayruk içun

 

Sevdim seni gönül dağı

Aşkı yazdım Halil bağı

Gelen giden can otağı

Cananları ayruk içun

 

Yar eyledim yar eyledim

Senden ayrı dost peyledim

Emaneti huş eyledim

Günahları sevap içun

 

Bilmez idik Hakk’tan fehim

Zikir ile didar işim

Zelil olup Allah yarim

Canı feda etmek içun

 

Saf bir kalple yandım melül

Baha ister gayret delil

Ben’i yiten olmaz zelil

Allah’ında yokluk içun

 

Dertsiz aşık yakın düşmez

Hakk’ı yaran levhe yazmaz

Gönül gözü açan bilmez

Bildiğini nisyan içun

 

Hakikat sözleri bilmek

Aşkla yanıp canın satmak

Aramak ne kendi yazmak

Aşığını bilmek içun

 

Sırrından perdeler açıp

Zorluk, cefa ve horlatıp

Hem canı dara düşürüp

Derslerini vermek içun

 

Aklı sildim gömlek giydim

La mekanda Mecnun oldum

Nazlar mahı Leyla yazdım

Arşu âlâ şenlik içun

 

Kelamla yakar her seher

Mahbubuna cemal yazar

Gayrin geçtim zatın nazar

Yekliğini bilmek içun

 

Cemal cefa, yazar yoğa

Mahşerde yakışır kula

Aşık deyu yaratıla

Talipleri yazmak içun

 

Kul olanı bezer nura

Adıyla yar yazar aşka

Kuldan canan ümmet kaşa

Bazarını kurmak içun

 

Cefa ile cemal yaza

Celal yakar komaz sefa

Yada yaşlar salar vefa

Sevdiğini yahşi içun

 

Ümitten korkuya mihrab

Delilin vardan yoğa ab

Altundan gümüş ne hisab

Hatırını saymak içun

 

Bir kamilde toprak olam

Aşk yoluna candan geçem

Dermanını dertten bilem

Yandığıma duman içun

 

Manası Hakk’tan, kelam kuldan

Ölenler bela var dosttan

Hakk’ın sazı feta haydan

Hallerimi eman içun

 

Kul olan tevhidle uça

Burak ilen arşa çıka

Alemleri Hakk’tan göre

Ümmete de dönmek içun

 

Birdir arş’da Yusuf nebi

Züleyha bilmez kim dahi

Gömlek yırtmış döşten âri

Sadıkları ölçmek içun

 

Sen bir züleyha bul cemal

Kaçmayam ben ahı cemal

Ahi ahmed saki cemal

Kulluğumu sıga içun

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur…

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Allah yoluna – 2

Haydi varalım

Allah yoluna

Doğru gidelim

Allah yoluna

 

Bir gün gelecek

Cümle ölecek

Doğru çıkacak

Allah yoluna

 

Dünya metaın

Çeker yaranın

Doğru beyanın

Allah yoluna

 

Gelen gidiyor

Giden demiyor

Kuran yetmiyor

Allah yoluna

 

Şerik koşmayam

Yolum şaşmayam

Yare açmayam

Allah yoluna

 

Gönül yareli

Yarim sürmeli

Zülfü kınalı

Allah yoluna

 

Ahmedin halı

Duttandır sazı

Gönüldür yazı

Allah yoluna

 

Derdine düşen

Aşkile yanan

Rahmandır canan

Allah yoluna

 

Kararım kati

Dönmezem sahi

Dinimdir baki

Allah yoluna

 

Emmaredir halim

Bilmeye benim

Zevk ile canım

Allah yoluna

 

Yarimin ili

Uzaktır yolu

Goncadır gülü

Allah yoluna

 

Besmele başı

İkra’dır aşı

Sözlerin hası

Allah yoluna

 

Kalemden düşer

Kuran’da yazar

Erlerde nazar

Allah yoluna

 

Salatım sana

Beratım bana

Can verdim hele

Allah yoluna

 

Kuran’ın sözü

İllallah özü

Muhammed yolu

Allah yoluna

 

Kulların Rabbi

İşlerler haddi

Tövbedir dahi

Allah yoluna

 

Kaderdir yazar

İyilik bozar

Duadır bazar

Allah yoluna

 

Muhammed ağlar

Ümmeti çağlar

Doğrusu güler

Allah yoluna

 

Yarattın alem

Bilinmendir hem

Ateştir cehlem

Allah yoluna

 

Suret-i adem

Can eyler benem

Aşk iman saram

Allah yoluna

 

Kuran sazıyla

Hakkın sözüyle

Nebi haliyle

Allah yoluna

 

Arif sorulmaz

Aşık darılmaz

Cahil sarılmaz

Allah yoluna

 

Aşka yazmaya

Cehlim yumaya

Sırrı açmaya

Allah yoluna

 

Arifi halden

Cahili sözden

İblisi şerden

Allah yoluna

 

Dostun elinden

Sabır çekinden

Varım yoğumdan

Allah yoluna

 

Nefis kal’asın

Yıkam burçların

Açar didarın

Allah yoluna

 

Yanar dururum

Aşktır gururum

Hakk’tır kararım

Allah yoluna

 

Aşkı cefadan

Canı revadan

Kalbi riyadan

Allah yoluna

 

Ahmağın hali

Salağın yari

Aşıktan beri

Allah yoluna

 

Aşkı yazarım

Canana canım

Hakk’tır yaranım

Allah yoluna

 

Ahi ahmed kim

Kime miraç hem

Can verir alem

Allah yoluna

 

Gelen erişur

Giden bakışur

Canan ayruşur

Allah yoluna

 

Yare gönülde

Gönül fetada

Günah çekide

Allah yoluna

 

Emanım Hakk’a

Çerağım aşka

Günahım yana

Allah yoluna

 

Hoştur didarın

Zatı nihanın

Gayri hicabın

Allah yoluna

 

Zikir işimdir

Zelil halimdir

Varım yoğumdur

Allah yoluna

 

Melül yanarım

Zelil yiterim

Yokluk içerim

Allah yoluna

 

Yakin aşığın

Levhe yazdığın

Didar açtığın

Allah yoluna

 

Şeriat benden

Tarikat bizden

Hakikat yoktan

Allah yoluna

 

Aşkla yanarım

Canım satarım

Ümmet ararım

Allah yoluna

 

Sırrından açar

Horlanan uçar

Cehlimi yuyar

Allah yoluna

 

Dara düşürür

Aklı yitirir

Gömlek giydirir

Allah yoluna

 

La mekanda aşk

Mecnun canı aşk

Leyla mahı yak

Allah yoluna

 

Kelamla yakar

Cemale yazar

Zatını saklar

Allah yoluna

 

Gayrinden gayri

Yoğundan arşı

Zatından aşkı

Allah yoluna

 

Aşık saymazlar

Ölsem yumazlar

Baha biçmezler

Allah yoluna

 

Kulum kulluğum

Arştır çıktığım

Halktır döndüğüm

Allah yoluna

 

Hakk’ın işidir

Ümmet kaşıdır

Aşık sazıdır

Allah yoluna

 

Ümitten korku

Mihraptır şavkı

İmandır dengi

Allah yoluna

 

Altundan gümüş

Hisaptan düşmüş

Orda geçmezmiş

Allah yoluna

 

Ahi ahmedsin

Ağlar gülersin

Eller horlasın

Allah yoluna

 

Yolun incedir

İnce incedir

İnce eliftir

Allah yoluna

 

   

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur…

 

 

19 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Notice: Undefined variable: pagingMiddleString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 212

Notice: Undefined variable: pagingString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 77

Notice: Undefined variable: pagingString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 156
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Son Yorumlar


Notice: Undefined variable: pre_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 20

Notice: Undefined variable: post_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 26
cami alttan ısıtma
halı altı ısıtma
cami ısıtma
cami ısıtma