CUMA SOHBETİ – 15 (“Kişi sevdiği ile beraberdir” “Özgürlüğün hakikati, kulluğun kemalidir”)

Bismillahirrahmanirrahim

selamün aleyküm

 

Kişi sevdiğiyle beraberdir (Buhari, Müslim)

Ama nasıl???

Ne mutlu kalbinde yüce Allah’ın sevgisinden başka sevgi bulundurmayanlara. O’nun rızasından başka bir şey arzulamayanlara.

 

Her ne kadar görünüşte halkla birlikte olsa ve şeklen onlarla meşgul bulunsa da o kimse Allah cc ile birliktedir.

 

Kalp aynı anda birden fazla muhabbet bağı kuramaz. Bir şeyle kurduğu muhabbet bağı ortadan kalkmadıkça başka bir şeyle muhabbet bağı kuramaz. Arzuladığı ve muhabbet bağı kurduğu bir çok şey, mal, evlat, liderlik, övülme, insanlar arasında üstünlük gibi şeyler aslında tek şeye yani kendi nefsine duyduğu muhabbettir ve her biri bu muhabbetin bir parçasıdır.

 

Kişi bu istekleri kendi nefsi için istemiş olmaktadır. Başkası için değil. Dolayısıyla kendi nefsine muhabbeti yok olanın bu istekleri de yok olur. Bu nedenle, “Kulla Rabbi arasındaki perde, dünya değil, kulun kendi nefsidir” denmiştir. Kul nefsinin arzu ettiği şeylerden kurtulamadıkça, Rabbi arzulayamaz. Ve kalbi Allah’ın muhabbetine açılmaz. Bu durum mutlak fena halinin gerçekleşmesinden sonra zat tecellisine bağlı olarak kazanılır.

 

Bu durumda seven için sevgilinin nimetleri de ezaları da eşit olur. Böylece ihlas meydana gelir. Kişi nimetleri istemek ve ezaları önlemek amacıyla nefsi için Allaha kulluk etmez. Çünkü nimet de eza da farksız olmuştur. Buna “mukarrabin” mertebesi denir.

 

Ebrar kullar ise korku ve ümit ile Allah’a kulluk ederler. Bunlar zati muhabbetin güzel duygularına erişemedikleri için korku ve ümit kendi nefislerine döner. Ebrar’ın iyilikleri mukarrabinin kötülükleri ile beraberdir. Ebrar’ın iyilikleri bir yönüyle iyilik bir yönüyle kötülüktür. Mukarrabinin iyilikleri sırf iyiliktir.

 

Mukarrabin arasında da “beka” halini tamamlayıp “sebepler alemine” döndükten sonra “korku ve ümitle” Allah’a ibadet edenler vardır. ancak onların korku ve ümidi kendi nefislerine dönmez. Bilakis onlar “Allah’ın Rızasını ümit ederek ve gazabından korkarak ibadet ederler. Fakat cenneti nefsani arzuları için değil Allah’ın rızasının bulunduğüu yer olduğu için isterler. Bunların cehennemden sığınmalarının nedeni nefislerinden acıları uzaklaştırmak için değil, Allah’ın gazabının bulunduğu yer olduğu içindir. Çünkü bu kimseler nefislerinin esaretinden hürriyetlerine kavuşmuş ve Allah’ın halis kulları olmuşlardır. Bu rütbe Mukarrabinlerin en üst makamıdır.

 

Bu durumu değerli islam alimi Kuşeyri şöyle özetler. “Özgürlüğün hakikati kulluğun kemalidir” der.

 

Sevgili okurlar,

 

Siz de bir parça da olsa böyle olmaya çalışarak niyetlerinizde bir güzelleşme sağlayabilirsiniz. Unutmayın ameller niyetlere göre anlam kazanır. Ve kişi sevdiği ile beraberdir. Dolayısıyla kimi nasıl sevdiğinize dikkat etmelisiniz. Eğer hala bir takım insanları kuvvetle sevdiğinizi söylemeğe devam ediyorsanız bir şirk içine bile düşebilirsiniz. İnsan olarak sevilmesi gereken ise sadece Hz. Peygamber’dir. Ve onun yoludur.

 

Ya Allah ile beraber olun, yahut da Allah ile beraber olanlarla beraber olun.

24 Nisan 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 14 Ey Oğul..! (Gazali’den öğütler)

Ey Değerli, Sevgili ve Sadık Oğul! Allah, onun emirlerine uymanı sürekli kılsın ve seni sevdiklerinin yolundan gidenlerden eylesin.

Bil ki, asıl nasihatler ancak peygamberlik kaynağından gelendir. Sana o kaynaktan bir nasihat ulaşmışsa eğer, benim nasihatlerimin sana ne faydası olabilir ki? Eğer bunca yıldır o kaynaktan herhangi bir nasihat elde edememişsen, söyle bakalım, o halde yıllardır ilim tahsili için didinip duruyor olmanın ne anlamı var?

Ey Oğul!

Rassülullah (sav), ümmetine yapmış olduğu nasihatlerin birisinde şöyle buyurmuştur: “Allahı’ın bir kuldan yüz çevirdiğine dair kanıt, o kulun boş şeylerle uğraşıyor olmasıdır. Bir kimsenin, ömrünün herhangi bir saatini yaratılış gayesi dışında geçirmiş olması, onun Kıyamet gününe dek pişman olmasını gerektirir. Her kim ki, kırkını geçtiği halde hayırları (sevapları) şerlerini (günahlarını) geçmemişse kendini Cehennem ateşine hazırlasın.”

Aslında gerçekten ilim ehli olanlara tek başına bu öğüt bile yeterlidir.

Ey Oğul!

Nasihat vermek kolay, zor olan, onları kabul etmektir. Çünkü nasihatı kabul etmek, nefsine uymuş kişilere tatsız gelir. Zaten günahlar onların kalplerine daha sevimli gelmektedir.

Nasihatleri kabul etmek, sadece gösterişe yarayacak bilgileri elde etmeye çalışan, sadece kendi iyiliğini isteyen ve de övgüler elde etmeye çalışanlara çok zor gelir. Bu kimseler uygulamaya dökmedikleri bu tür bilgilerinin, onlar için bir aracı olacağını ve onların sayesinde kurtuluşa ereceklerini düşünürler. Üstelik bu kimseler, sahip oldukları bilgileri uygulamaya hiçbir zaman ihtiyaç hissetmezler. Asılında onların bu tür düşünceleri, felsefecilerinkilerle aynıdır. Hayret, bu tür aldanmış insanlar, nasıl oluyor da pratiğe dökmedikleri bu bilgilerinin onların aleyhinde delil olacağını anlayamıyorlar? Çünkü Rasülullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü en şiddetli azabı görecek kişi, Allah’ın kendi ilminden bizzat kendisine hiçbir fayda nasip etmediği alimdir.”

Rivayet edildiğine göre ölümünden sonra Cüneyd el-Bağdadi, -Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun- birisinin rüyasına girer. Rüyayı gören kişi, “Ya Eba’l-Kasım, neyle karşılaştın, ne gördün, bize anlat” diye ona sorduğunda Cüneyd el-Bağdadi, “bütün o büyük iddialarımız ve söylediğimiz cafcaflı sözler uçuştu ve yok oldu. Geriye, fayda göreceğimiz şey olarak sadece geceleri kıldığımız birkaç rekat namaz kaldı.” Diye cevap verir.

Ey Oğul!

Bildiklerini yerine getirmeyen ve nefislerini terbiye etmeyi ihmal edenlerden olma sakın! Bil ki, pratiğe geçirmediğin bilginin sana hiçbir faydası olmaz. Bu, şuna benzer: Bir kara parçasında, üzerinde değişik silahlarla beraber on tane Hint kılıcı olan bir adam olsun. Üstelik bu adam cesur ve savaşçı birisi olsun. Diyelim ki, aniden bu adamın karşısına korkunç bir aslan çıksın ve ona saldırsın. Sence, o silahların sadece varlığı aslanı engelleyebilir mi? herkesin bildiği üzere, herhangi bir girişimde bulunulmadan yani silahlar kullanılmadan aslana karşı konulamaz. İşte bu örnekteki gibi şayet bir adam, yüz bin ilmi meseleyi öğrenmiş ve başkalarına öğretmiş olsun. Fakat onları kendi hayatına geçirmemişse, bunun ona hiçbir faydası olmaz. Zira ilmin faydası, ancak o ilim hayata geçirildiğinde ortaya çıkar.

Ey Oğul!

Bir adam yüksek ateş veya sarıhumma hastalığına tutulmuşsa, onun ilacı Sekencebin veya Keşkab’tir. Hasta, bu ilaçları kullanmadan iyileşemez.

[Bir şairin dediği gibi:]

“İki bin rıtıl şarap tartmış olsan da içmedikçe sarhoş olamazsın”

Sen de yüz sene ilim tahsil etsen ve bin kitap yazmış olsan da ancak yaptığın hayırlı işler sayesinde Allah’ın rahmetine ulaşabilirsin. Çünkü Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “İnsana, ancak çalıştığı vardır.” (en-Necm 53/38)

Ey Oğul!

Biri kalkıp bu ayetin hükmünün “Ademoğlu öldüğünde üç şey hariç sevabı kesilir…” hadisiyle kaldırılmış olduğunu iddia ederse, bu o kişinin bizzat kendi aklının hükmünün kalmamış olduğunu gösterir. Hadi diyelim ki, faraza bu ayetin hükmü kalkmış olsun, peki ya şu ayetlere ne demeli:

“Her kim ki, rabbine kavuşmak isterse, hayırlı işler yapsın.” (Kehf 18/11)

“kazandıklarından dolayı onlara karşılık olarak…” (Tevbe 9/82)

“Şüphesiz, inanıp hayırlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.” (Kehf 18/107-108)

“Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Ancak tövbe edip inanan ve hayırlı işler yapanlar başka. Onlar cennete, Rahman’ın, kullarına gıyaben vaat ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.” (Meryem 19/59-60).

3 Nisan 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 6 (Temsil Olmadan Tebliğ Olmaz..!!)

                                               Bismillahirrahmanirrahim

 

 

 

-Hakk yolcusu daima Esteğfirullah’ı yanında taşımalıdır. Kişi daima ileri gitmeli ve bir gün önce geride olduğuna “Esteğfirullah” demelidir. Hazreti Rasulüllah’ın her gün 70 kere estağfirullah demesinin anlamının bu olduğunu düşünüyoruz. Zira onun işlemiş ve işleyecek bütün günahları affedilmişti. Siz de aynı nedenle estağfirullah diyebilirsiniz bizim gibi. Yani geçmişteki geride kalmışlığnıza estağfirullah diyerek. Elbette daima ileri gitmeğe çalışarak bunu yapmalı.

 

 

Ardından hiç bir aktiviteniz yoksa bu tövbeniz de zor kabul görebilir. İslam, doğru itikat kadar salih ameli de bir aktivite olarak emreder.”Din ameldir” Buyruldu Hadiste. Bu yüzden Müslümanın yatması da ne demek öyle. tevekkül bir aktivitenin ardından söylenebilecek bir sözdür.  halbuki bu günkü Müslüman hareket ve fedakarlık yapmadan tevekkül etmeğe kalkıyor ki bu davranış bir teekkül=ekmek yiyiciliği”dir.!! İslam’ın ileri gidememesi İslam’dan değil fakat Müslümanın bu sakat ve uyuşuk halindendir. Yani İslam’ı TEBLİĞ edebilmek içun TEMSİL gerekir. Temsil olmayınca Tebliğ yerini ve etkisini göstermez. Hazreti Rasulüllah “emin ” olmasaydı Temsil edemezdi. Temsil edemeyince de tebliği tutmaz ve etkili olamazdı..

 

 

BİR HİKAYE: geçmişte bir adam bir serçenin kanadına basar ve kırar. Serçe ise gider kuş dilini bilen Süleyman Aleyhisseşlama durumunu şikayet eder. Neyse dava görülür ve adam suçlu bulunarak kısasa hükmedilir. Adamın da kolu kırılacaktır. tam b u sırada serçe der ki, durun durun ben bu adamı uzaktan gelirken sakalıyla cübbesiyle sarığıyla gördüm ve güvendim. şayet böyle olmasaydı o gelirken bir ağaca çıkar korunurdum. bu yüzdfen siz onun kolunu kırmayın fakat cübbesiyle sarığını çıkarın ve sakalını da kesin” der. işte bir insan kemali bulmadan sahneye çıkmamalıdır. bu herkes için geçerli olduğu gibi yönerticiler için de mutlaka gereklidir diye düşünürüz vesselam…!!??

 

 

-İnsan çok merhamet ettiğinde bunu kendinden bilmeye başlayabilir. Bunu önleyerek kibirden kurtulmak için kişi estağfirullah demelidir. Zira merhametin kaynağı Allah’tır. Önce o merhameti Rahman sıfatından verir ve kişi merhametli olur. Fakat bunu kendinden bilirse kibre düşebilir. Fakat buna rağmen kişinin bu mrerhameti iyi taşıması ve yayması da cüz’i  iradesiyle olduğu için Hakk yanında kıymret bulur. Bir hadiste “din merhamettir” buyuruldu. Fakat öncelik adalettir. Adaletin örtemediği bir şeryi merhametle örtmeniz gerekebilir. Bu merhamet de keyfe bırakılmış değildir. Ayet ve ilgili hadislerde çok etkili olarak merhamete yer verilmiştir.

 

 

-Hakk yolcusu uçmak, kaçmak, kerâmet, keşif ve benzeri olağanüstü olaylarla ilgilenmemeli, iltifat etmemeli, bunları başka insanlara taşımamalı, insanları kerametleri ile değerlendirmemelidir. Kendi de gördüğü rüya ve benzeri şeyleri sadece birlikte yola çıktığı kişi ile paylaşmalı ve sonrasında unutmalıdır.

 

 

-Namazları mutlak surette cemaatle kılmaya çalışmalı, İşi müsaade ediyorsa yakın bir camiye biraz geç gidip Ümmeti Muhammed’i toparlayarak hem kendine hem başka Müslümanlara merhamet etmek için cemaate mümkünse imam olmalıdır.

 

 

-Farzı bitirir bitirmez cemaat yerinden oynamadan “Bir Hadis söyleyeceğim, lütfen Allah’ın İkra emri içun dinleyiniz, rica ediyorum” deyip açık ve gizli manalarını iyi bildiği bir hadis veya ayet-hadisleri çok tatlı, sakin ve sessiz, kimseyi rahatsız etmeden anlatmalıdır. Bu anlatımda fıkhî mes’elelere girilmemelidir. Daha çok itikat ve toplumsal ahlâk mecburiyetlerimiz üzerinde durulmalıdır. Namaz bitince gerek Cami içinde ve gerekse eve-işe giderken daima güler yüzlü olunmalı ve birçok insana ülfet edilip, tanımasak bile selam verip hatırı sorulmalıdır.

 

-Yolda giderken makul bir zikrin dışında zikirle meşgul olunmamalı, karşılaştığı insanlara selam vermeyi, hastaya gidiyorsa hemen onunla meşgul olmayı tercih etmelidir. Zikir çekerken birisi gelirse zikir hemen ertelenmeli ve o kişi ile Allah için ilgilenilmelidir. Allah’ın nazargahı ilahisi inanan müslümanın kalbi olduğu unutulmamalıdır. Bir kişi ile konuşma mecburiyeti doğduğıunda zikre devam edilmesi kişiyi riyaya sürükleyebilir belki. Sadece insanlarla konuşurken bile kalbi içinden Allah’ı zikretmeye devam ediyorsa bu olabilir.

 

-Yapılan sâlih amellerden sonra İlâhi Rızâ’dan gayri, cennet isteği ile abartılı isteklerde bulunulmamalı, ancak bu ikramlar da küçük görülmemelidir. İslamda Salih amel islamın 5 şartı ile sınırlandırılmamalı ve Allah adına yapılan her iyi ve islama uygun amel Salih amelden sayılmalıdır.İslam’ın 5 şartını İslam’ın unsuru olarak düşünülmeli ve çerçevenin geniş olduğu ve islamın sınırlandırılmaması gerektiği unutulmamalıdır.

 

 

Camiye girildiğinde en ön safa oturmaya çalışılmalı, Allah’ın ön safa verdiği ikram küçük görülmemelidir.

 

 

aşık ahi kul ahmede nasib oldu bunlar

14 Şubat 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 1

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Selâmün Aleyküm

                              Hakk yolunda ilerlemek için yapılabilecek bazı mülahazalar:

 

 

-  Cuma günü mübarek bir gün olup, ibadet ve kul haklarında büyük hata olmazsa, iki cuma arasındaki günahlar affolur.

 

- Hırıstiyanlar kainatın yaratılış günü dediler gidip pazarı seçtiler. Yahudiler de cumaertesini seçtiler. Müslümanlar ise Medine’de Hz. Rasulüllah gelmeden toplu namaz kılmak istediler ve bunun için Cuma gününü seçtiler. böylelikle en bereketli doğru günü Müslümanlar bulmuş oldu. Haz. Rasulüllah da bunu doğru bulup uydu.

 

-Bu günde salavatı artırınız buyurdu Rasulüllah

 

-Cuma Müslümanlığı diye bir şey yoktur İslam’da. namaz her gün 5′er 5′er kılınır. kılmayanın borcu affolur diye bir şey yoktur. o ALLAH’a kalmış bir şeydir. Hadis’te ; 5 vakit düzenli kılıp büyük günahlardan ve kuyl haklarından kaçınanlara Allah’ın cennet sözü vardır. 5 vakit kılmayana sözü yoktur. dilerse affeder dilerse azap eder buyuruldu.

 

-       İtikad boyutunda Allah’ın işine karışmayınız. Sizin zulüm gibi gördüğünüz şeyin arkası hayır olabilir. Bu yüzden olayları yargılarken acele etmeyip sonunu bekleyiniz. her gamda bir nimöet, her nimette bir gam gizlidir. Hiç bir şey zuhur ettiği gibi değildir.(Kehf suresinde Musa as ile Hızır as ın yolculuğunu daima hatırda tutunuz.. Her hafta cuma günü bir defa Kehf Suresini okumak kişiyi bir hafta belalardan korumaya vesile olur. Bu sure korku çeken insanlara özellikle küçük çocuklara şifa olarak da okunabilir. Yalnız okuyanın da ağzı biraz temiz olmalı. Okuduğum çocuklar korkudan kurtuldu. siz de gayret edin, Allah duanızı boş çevirmez)

 

-        Seven sevdiğine tabi olur. Allah’ın ve Rasulünun her emrine itirazsız tabi olup yapmaya çalışınız. severek yapamıyorsanız iman kalbininize sinmemiş demektir. Hadisler bu yöndedir. dikkatli olunuz.Dininizi şikayet etmeyiniz. Yapabildiğiniz kadar yapınız. dine güç yetiremezsiniz.

 

-        Allah’ı seviniz. İnsanlara sevdiriniz. Allah’tan korkmak demek onun gazabından korkmak değildir. Allah’a muhabbet edenler Allah’ın muhabbetini kesmesinden korkarlar. İşte korku budur. Ben ömrü hayatımda gençlik dönemimde bir gün günah işledim. Rabb’im bana hiç gazabını göstermedi. sadece sevgisini rahmetini üstümden kesiverdi. O yıllarda da keşfim açık olduğu için bu eksikliği hemen hissettim. Rabb’im bana sırtını dönmüştü. Sevgilimin sırtını dönmesi o kadar çok ağırıma gitti ki yollarda perişan oldum. önce günahımdan dönüp düzenli ve gözyaşlı tövbelerim bir ay sürdü. bir aydan sonra dualarımın kabul olduğunu ve bu durumun sona erdiğini hissettim. bu durum bütün ömrümde bir defa oldu. buna rağmençok çeşitli anlamlar için günde 500 estağfirullah çekerim.

 

haz. Rasulüllah’ın günahsız olmasına rağmen günde 70 veya 100 defa çektiğini hatırlarsanız bunun yalnızca tövbe için olmadığını anlarsınız. hakk yolcuları yükseldikçe benlik zorlamasına uğrarlar. yaptıklarını kendinden bilme eğilimi artar. bu benliği kırmak için estağfirullaha ihtiyaç hasıl olur. bir de günü gününe eşit olmayacak derecede gayret ve ihlaslı olan kişi bugün ilerdeyse dün geride olmuştu. o halde o geriye bir estağfirullah demesi gerekmez mi? 

 

-        Allah’ın adını anmadan peygamberi dahi sevmeye kalkmayınız.

 

-        Allah’a dua ederken kendinizden çok ümmete dua ediniz. Bize verilen özel dua şöyledir. sizler de edebilirsiniz. (Allah’ım, Rahmanım, Sübhanım, Sultanım, Zülcelalim. Ya Rabbi Ümmeti Muhammed, Ya Rabbi Ümmeti Muhammed… diye sadece son tekrar eden kısmı tekrar  edeceksiniz. (100 ila 500 arası olabilir) kendinizi özel duadan biraz geri tutacaksınız. ve Ümmet sözünden 

payınıza ne düşerse ona razı olacaksınız. Bu fakir kardeşiniz şu geçtiğimiz 5 aydır kendisine verilen bu duayı gözyaşı ile yaptı. Hiç kendine dua etmedi. ümmete ettiği duadan ne payına geldiyse ona razı oldu. bundan 15 gün önce Rabb’im beni gökyüzüne çekti. Sonra bir kuşak nur içinde ayak tırnağımdan girip saçlarından çıktı. ve bana bu sağlıktır denildi. bu dualardan ümmete ne fayda ulaştı o bana bildirilmedi. bunun anlamını ümmete aynı iştiyakla dua edebilmem için olduğunu düşündüm. ancak çok faydanı Hakk rızasından sadır olduğunu kalbim söylüyor. bazı sırlar da beraberinde elbette.

 

-        Tevhid; Allah’ın varlığına ve birliğine inanmakla bitmez. Allah’a “Kural Koyucu” olarak “boyun eğmek” de gerekir. Laiklik, Kur-an’ın devlete olan hükümlerini inkâr etmek demektir. Bu durum, Kur-an’ı ve kitaplara imanı inkâr etmek olup, küfür anlamına gelir. Laikim diyen kâfir olur. Bu konu insanlarla konuşulurken aynen söylenmeli, ancak küfür kısmı söylenip kâfir kelimesi söylenmemelidir. Fikir hedef alınmalı fakat şahıs incitilmemeli. Bu prensip bütün konuşmalarda uyulması gereken İslâmi bir kuraldır.

 

-       Her beşerî ideoloji “TAĞUT”tur. Allah’ın görevleri TAĞUT’a verilerek şirk oluşturulur. Bu yüzden kimi sevdiğinize dikkat etmelisiniz. (bazı TAGUT’lar şunlardır. liberalizm, sosyalizm, komünizm, milliyetçilik, kemalizm, batıcılık, ulusçuluk, aşiretçilik, milliyetçi hareket partisi, cumhuriyet halk partisi - bu parti Cehennem partisi olarak görünmektedir ) bunlardan ve bunları savunan partilerden uzak durunuz.  Yukarıdaki TEVHİD yorumunu tekrar okuyunuz.

Mülk O’nundur. O halde Malik de O’dur. Hüküm koyma hakkı da Malikindir. O halde Allah’ın kanunları yeryüzünde geçerli olmalıdır. Kim bu amacın dışında bir amaca hizmet ederse küfre gider. kim başka bir ideoloji içinde yer alırsa TAGUT içinde ŞİRKE gider. Müslümanın bunu bildiği halde bulunduğu yerde İslam’ın, Allah’ın kurallarının geçerli olması için uğraşmazsa (cihad etmezse veya cihad arzusu olmadan) ve öylece ölürse münafıklığın bir şubesi üzere ölür (Hadis)

 

-        Hiç kimse bir ülke kurtaramaz. Allah’ü Teâlâ Bedir Savaşı’ndan sonra “Sen atmadın, O attı” diye ayet indirdi. Hz. Resûlüllah bu savaştan sonra “Esteğfirullah” dedi.

 

 

-       Başka insanların putlarına küfretmeyiniz. Ülkeyi kurtardı diyene kötü söz yok. Daima yapılan yanlışlığa dikkat çekilmeli. İnsanlar karşıya alınmamalı.

 

 

aşık ahi kul ahmed yaptı bu sohbeti

 

19 Kasım 2013
Okunma
bosluk

Göğermiş memeler (Semaî)

Geliyor karşıdan gülüm

Kara düşmüş benli dalım

Tel tel olmuş zülfün telin

Saçak düşmüş memeleri

 

Sen varken dünya nicedir

Sen gülken huri cefadır

Sen güzel eller kazadır

Top top olmuş memeleri

 

Kırşehir’in almaları

Karabacak balcıları

Bahar demiş sunaları

Sıka durmuş memeleri

 

Yeşile de al incinir

Sarıya kulun dökülür

İnce belden kol bilinir

Sara durmuş memeleri

 

Cemalin benzermiş aya

Giydiğim delinmiş saya

Haçça ile güllü “bela”

Ne hoş imiş memeleri

 

Aşık ahmed böyle dedi

Güzel için ağu yedi

Koyun girip gönül yudu

Eme durmuş memeleri

 

Yaban iller zorda gönül

Gel gidelim dosta gönül

Men sevmişem yahşi gönül

Zem zem olmuş memeleri

 

Yar koynunda civan olsam

Akıp akıp divan dursam

Sırra erip revan olsam

Ballar sürmüş memeleri

 

Canı cana verdim bilmez

Açtı göğsün derdi olmaz

Cümle alem sorgu etmez

Allı güllü memeleri

 

Terek suyu zorlu akar

Tiflis canı ondan bular

Yahşi  güzel ıslak giyer

Başlanırmış memeleri

 

Terekeme güle derler

Ele gelmez suya söyler

Kimler içmiş aşkı beyler

Meyle içmiş memeleri

 

Kars’ın kargısı kararmış

Ota çöpe kim bakarmış

Bir güzele ahmed yanmış

Eme durmuş memeleri

 

Men seni sevirem gönül

Meni sevmesen de gönül

Hemi öldürsen de gönül

Şu göğermiş memeleri

 

Dara düştüm yar neylesin

Candan geçtim kul eylesin

Yari öpsem gel eylesin

Çöze dursun memeleri

 

Ahmed neylersin güzelim

Güle bülbül şu gazelim

Söyledikçe gül pazarım

Ölçe dursun memeleri

 

Ahi ahmed gül eylesin

Ötelerde hu söylesin

Muhammed’e yar olasın

Sağlık olsun hadisleri

 

NOT: burada yazılan bazı uç yazılar müstehcen düşünülebilir. biz ise bunu nasibe yormadık ve Hakk’ın adını anmadık. peygamber efendimizin adının geçtiği yerde ise hem müstehcenliğe yer vermedik ve yazılanların şifaya dönmesi için hem adını hem de hadis  kelimesini andık. zira dini konularda müstehcenlik olsaydı ümmetin cinsel sorunları çözülemezdi. bir amacımızda konuşulamayan bazı şeyleri konuşulabilir hale getirip tabuları yıkmaktır. bir doktora nasıl ki müstehcenlik olmazsa aşığa da müstehcenlik olmaz.  bu nedenle müstehcenliğe bile bile sağlık için yer verdik. bu şiirimizin kalbi iyi olan müslümanlarda sağlık ve şifa olacağinı umut ve dua ediyoruz. eli uçkurunda olup kalbi sıkıntılı kimseler ise gıybet edebilirler ve hem de bunu doğruluk ve edep adına yapabilirler. bizim edebimize halel gelmez böyle yazdık diye. eyvallah..

aşık ahi kul ahmed yazdı bu yazıyı (Müstehcenli diye nasibe yormadık)

18 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Derdi olan, imanla ahirete göçmek isteyen, ahirette bi iznillah şefaat duası talep eden her kim var ise; bu yazıyı okuya,

Sitemizde yer alan İslami bir hususla amel eden kişiye dünyada yardım, imanla ahirete göçmek  ve ahirette bi iznillah şefaatimiz için duamız vacip olmuştur. Bu bir DUA’dır. Nasıl olacağını yazıyı dikkatle okuyarak gereğini de yaparak bu fakirden bir dua ümid edebilirsiniz.

Bu dua güzelliği izni Haz. Rasulüllah’tan silsile yoluyla gelmektedir. Kafadan kendi kendine uydurma, şurda şunu gördüm, burda bunu gördüm gibi yanılması muhtemel bir şey değildir.

Asıl amaç insanları Kur’ani / İslami  amellere teşvik etmektir. Bu ameller güzel, fedakarlık ölçüsünde ve ihlaslı olarak yalnızca ALLAH RIZASI için yapılınca eminim bize gerek kalmıyacaktır. Allah ümmeti muhammedi kendi rızasına uygun ihlaslı itikad ve ameller nasib etsin. AMİN.      

Sevgili okurlar İslam’da VESİLE yaşayan bir müminden dua talep etmek şeklindedir.  Zira sahabe efendilerimiz Peygamberimizden yaşarken dua talep ederlerdi. Hazreti Rasulüllah’ın ahirete göçmesinden sonra halen yaşayan amcası ibni Abbas’tan yaşıyor ve ona yakın diye dua talep ettiler. Bu yüzden halen yaşamayan zatları sevebilirsiniz. Ancak onları vesile kılmak şirke kadar gider. 

Bu yüzden müminlerin canlı canlı birbirlerinden dua istemeleri uygundur ve şifadır (Hadis). Bu nedenle bizden de dua talep etmeniz uygundur ve güzeldir ve size şifadır. Çünkü size göre ben günahsız bir ağızla dua ediyorum. Siz de bana dua ederseniz sizin ağzınız günahsız olur.

Bu yazıyı kendimize pay çıkarmak için yapmadık. Bu bizim İslami kesinliği olan bilgimizdir. Bir üstünlük amacı asla taşımamaktadır. ancak anadoluda yerleşik ölmüş derviş kültürü aşırı saygıdan ziyade kendi kasabasına bir koruyucu melek ve danışacağı, cevabınıda yine kendi vereceği, Allah’ın yanına varmış (aslında varmak isteyen kendisi) bir kerametli kurtarıcı aramaktadır. Elbette muhterem zatlar bir miktar var olsa bile bunların da özelliklerini artırır, abartır ve dualarına şirk olarak vesile kılar. o zatları ziyaret etmek elbette güzeldir. fakat Allah ile araya girerse o zat Allah: ey kulum ben sana uzakmıydım, hayır veya ibadetlerini vesile kılsaydın yetmezmiydi?? demez mi.

Maalesef bu alışkanlıkları temizlemek mümkün olmuyor. lütfen siz de dikkat edin. biz asla vesile falan değiliz. Sadece siz isteyin istemeyin biz size yaşayan bir kardeşiniz olarak dua edeceğiz. sizden farkımız yok. sadece Allah, Rasülü ve ümmeti çok sever ve bir sünnete ve ümmetten her kişiye dahi gözümüz titrer ve salya sümük gezeriz. Sakın ha bizi vesile kılmaya kalkmayınız. Aksi halde bizi de azaba uğratırsınız kendinizi de..Allah “sen bunlara böyle mi dedin” diye bana sorar. size de neden bir başka alime sormadınız diye sorar..                                                   

 

Aşık Paşa hazretleri tarafından bir sır verildi bize dostlar onun hakkında 183 beyit yazdık diye. Bu sır şu dostlar: sadece bizim yazılarımızı (şiir yada risale ya da makale) okuyup içindeki İslam’i bir temel unsurla amel ederseniz, Şefaat duamız size vacip olacak..Bu bir duadır. Cenab-ı Hakk’tan kabulünü dileriz..

Bunu sadece ahirette şefaat olarak anlamayınız. Bu dünyadaki bir sıkıntınızdan tutun ölüm anındaki (Sekerat) imanla gitmek için makbul bir duaya kadar geniş bir yelpazeyi de Cenab-ı Hakk’tan taleb ettik ve bize her üçü de verildi..

Biz şeyh falan değiliz dostlar. Sadece Ümmeti Muhammed’e olan sevgimizden dolayı bize bir kısım ümmetle ilgilenme yetkisi verildi. Peygamber efendimiz, Bu zat olan Aşık Paşa ve Said-i Nursi Hazretlerinin izin ve desteklerini yanımızda bulduk. Ümmeti Muhammed’in derdinden  kendimizi göremez olduk.

YARDIM İÇİN AMEL ETMEK ZATEN KURAN’DA VARDIR

İslami bir şeyle amel ederek Allah’tan bir şey isteme hususu zaten Kuran’ı kerim’deki iki ayrı  ayette belirtilmektedir. Bu ayetlere göre “…Allah’a ulaşmak için vesile arayınız……..”” buyurulduğu gibi bir başka ayette ise ” Sabır ve namazla Allahtan yardım isteyiniz“” buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz de her sıkıntısında namaza dururdu.

Bu noktada zaten vesileyi ilgili kişi amel ederek yapmış olmakta ve biz sadece son duasını etmekteyiz. Yani kolaya binmiş bir amelin kabuli ile isteğinin kabulünde son hamlesinde bizim etkili olmamız sözkonusu oluyor ki artık elhamdülillah bi iznillah diyebilelim bu güzide ümmet için.

Bizdeki bu ümmet sevgisi (yıllardır gözyaşıyla)  yılların sabır ve birikimiyle doruk noktasına çıkmıştı zaten. İşte bu ümmet sevgimiz nedeniyle bu EL verildi dostlar. Haz. Rasülüllah “seven sevdiği ile beraberdir” buyuruyor. Böylece biz Ümmeti Muhammedle kavuşmuş olduk. Şekil veren Aşık Paşa Hazretleri oldu denilebilir.

Bize güvenmeyenler zaten uzak duracaktır. Güvenenler ise sadece bizden etkili bir dua kazanmış olurlar. Allahü Teala arzu edilen şeyi kabul eder ya da etmez. Etmezse kazadan beladan korunmaya karşılık tutar veya Ahirete vermek üzere bırakır. Makul bir duanın şartları yerine gelirse kabul olmadı demek çok yanlıştır.

Biz ise her istenene değil doğru ve hayra yönelik olana destek veririz. Böyle durumda da isteğin kabulü kolaylaşır. Böylece biz kişiyi doğru ve kolay olana yöneltmekle kişiye iyilik yapmış oluruz aslında. Duanın kabülü bu durumda daha kolay olur. Öyle ki, belki de bize bile gerek kalmaz. Bizler de sizin gibi sıradan bir insanız. Sadece ümmet sevgimiz gözümüzün mizanından (ağıtından) ölçülür. Hiç bir olağanüstü şey görmeyiz bilmeyiz.. Sevgiden öte bir sermayemiz yoktur. Sevgi yüzünden fedakarlığımız çok yüksektir.  Farkımız : SEVGİ VE FEDAKARLIKTIR. sizleri seviyoruz dostlar…)

Bu tür meselelerin izni Haz. Peygamber efendimize kadar dayanmazsa olmaz zaten..

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SEVGİ TALİMATI:: İmamlık yaparak namaz kıldırırken bir gün namaz sırasında peygamber efendimiz tecelli etti ve dedi ki: “ahmet, namaz tekbirlerini alırken içine sevgi kat ve tekbiri öyle al“” dedi. bu fakir bunu şöyle yorumladı.

-Namazda tekbirler yumuşak ve sevgi ile alınmalı.

-Dini bir konu, dinin kolay ve sevdirilebilir yanları öne çıkarılarak ve sevimli bir ses tonu ile anlatılmalı.

-İmam demek yönetici demektir. o halde yöneticiler de serdettikleri emirlerinde hem emrin içi hem söylenişi sevgi dolu ve yumuşak olmalı.

-Evde aile reisi, iş de işveren, cemaatte cemaat lideri ve herr kim lider konumundaysa o kişiler hem yumuşak uygulanabilir karar almalı ve uygulamasını da sevgiyle, sevgiyle hitabederek yapmalı. diye düşünüyorum…

Bize verilen bu sırrı yıllarca uygulamaya çalıştım. Allah ise bu güzel ve güleryüzlü tutumumdan dolayı kendine aşık etti ve Hakk Aşığı olduk Halk Ozanı olduk. Eski yıllarda da kısmen şiir yazmakla beraber bizim OZAN lığımız ya da AŞIK lığımız 2009′dan sonraya rastlar. Bu da 53. yaşıma tekabül eder. Böylece bu sitede gördüğünüz şiirlerin hemen hemen tamamı 53-56. yaşlarım arasındadır. Diğer yıllar nerede??, Neden o önceki yıllarda bir şey yok derseniz diyeceğimiz o ki; Allah teala şimdi nasib etti demekten başka çözüm görünmüyor derim. işte bundan önceki yıllarda Allah rızası için deliler gibi insan islam ve ümmete gayretimizden, ümmeti muhammedi çok sevip düşünmemizden, çok fedakar olmamızdan, yani bu ağır sınavları aşk ile geçmemizden sonra bu AŞIKLIK verildi diyebilirim.

İşte bu yeni aldığımız yetkiyi veren Aşık Paşa veli / büyük şeyh olup mevlevi tarikatı üyesi Kırşehirde medfun Süleyman Türkmaniden tasavvuf derleri almış bir Nakşibendi Şeyhidir. dolayısıyla biz bu zattan EL almakla kökü haz. Rasülüllaha varan bir yetki almış olduk.

Bu meselenin ardından Said-i Nursi hazretlerini üstümüzde / arkamızda fiilen gördük. Bunun anlamıni iki türlü yorumladık. Birincisi (biz nur cemaatinin yazıcılar kolunu arzu ediyor idik) olduğundan diğerlerini kötülemeksizin bu yola girmemizin doğruluğuna işaret kabul ettik. İkincisi ise Ümmeti Muhammed’in sıhhat ve selameti için çıktığımız bu yolda bize arkadan destek verecek diye yorumladık.. Dolayısıyla Allah için çıktığımız bu yolda çok sevdiğim çok sevdiğim çok çok çok sevdiğim Haz. Peygamber  Efendimizi, şeyh Aşık Paşa Hazretlerini, Ve şeyh Said-i Nursi Hazretlerini yanımda, önümde, arkamda görmek Allah’a güvenen dayanan bu fakiri ziyadesiyle memnun ve bahtiyar etmiştir. Zira bu zatların yönünü bize çeviren de Cenab-ı Hakk’tır kuşkusuz..Artık bundan böyle okuyucularımızın da bu destekli fakir kardeşlerine güvenmelerini bi iznillah arzu ederiz.

Bize verilen kişi bazen rüya yoluyla bazen başka türlü örneğin kişiyi aynen görebiliriz veya temsili simgelerle gösterilir. Durumu böylece bize malüm olabilir.. kişi sayısı çoğalırsa üç beş kişi dışında kimseyi görmeyiz. Lakin bu kez genel duamızda bir yoğunlaşma olur ve ümmeti muhammed için gözyaşı dökeriz. Bu etkili ve geniş dua bize yönelen bütün müslüman kardeşlerimizi kapsar ve ayrıca özellikle ümmeti Muhammed’in başına gelebilecek toplu belaların önlenmesinde de önemli bir yer tutar bi iznillah. Artık topluca ümmete ağlamaktan kişileri göremeyiz. Sıkıntılı kardeşlerimiz artık bu genel duadan fazlasıyla yeteri kadar istifade eder diye düşünürüz.  Bunların hepsi dilektir duadır bunu unutmamak gerekir.

Bu durum  ” sana ruhtan sorarlarsa deki; RUH RABBİMİN EMRİNDEDİR” ayeti mucibince ruhumuz Rabb’imizin emrindedir zaten ve bize yönelen herkesle ruhumuzun ilgilenmesi mümkün olur aslında. Kişinin keşfi veya ihlası açıksa bizi bazen görebilir de.. Bu bazen kişinin günaha yönelmek istediği hallerde daha belirgin olur, kişiyi caydırmak için müdahale ettiğimiz sırada olur.

AMEL İÇİN İSLAMİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ elhamdülillah.

Vesilelerimizin eserlerimiz/şiirlerimiz olarak kabul edilmesi yazdıklarımızın KURANİ çizgide olduğunu gösteriyor. Vesile kılmak ise gayet basittir::

İstediğiniz kadar ve etkili muhabbetli namaz (Az az başlayıp devamlı kılmak uygun olur- Allah ibadetlerin az da olsa devamlı olanlkarını sever)

zekat (Doğru hesaplanmalı) oruç (az az tekrar edilmeli) kurban (Durumuna göre önemli rakamlara ve sayıya ulaşabilmeli) sadaka (mali durumuna göre önemli rakama ulaşabilmeli, çok evi varsa birini ikisini bir köre veya fakire vermeli, pahalı evde oturuyorsa biraz daha makul bir eve çıkıp farkı ile bir ev alıp bağışlayabilmeli, çok pahalı arabaya binen de satıp farkını sadaka yapıp daha makul bir arabaya binmeli)

Özellikle kız öğrencilere etkili tutarda ve çok sayıda BURS vermek. iyilik (Herşeyinle fedakarlık yaparak, bir aileyi sürekli ve etkili desteklemek, günde 100 kişiye selam vermek, bir münibüste 20 kişinin hepsine birden selam vermelisiniz. Herkese ve her durumda güleryüzlü olmak, Kızdığınızda da güleryüz devam etmeli. Herkesi sevmek, küslükten vazgeçmek, zina etmemek, bol bol tövbe etmek, kuran okumak, manası ile amel etmek, hadis okuyup amel edilebilenlerle amel etmek,

Allah’a isyan etmemek ve onu çok sevmek ve umutsuz olmamak, Muhammed aleyhisselamı çok sevmek ve ona Allah için tabi olmak. Her işini sevap kazanmak için değil allah rızası için yapmak. Din için insanı kırmamak (Hariciler gibi)  Hoşgörülü olmak, kızsada  sonuna kadar, fedakar olmak sonuna kadar. İsteyeni hiç boş çevirmemek.. Size kötülük yapanları affetmek ve bunu ona söylemek. Sevdiklerinize sevdiğinizi söylemek, Borç para vermek (Zekattan 18 kat daha sevaptır. Çünkü mecbur olmadığı halde vermiştir), Sıkıntılı durumlarda sabredebilmek.   bu sabır işi çok çeşitlidir dostlar. İmamı Gazali örneğin oruç tutmayı sabırdan sayar ve der ki Günahtan sakınmak bir sabırdır ve sevabı çok yüksektir (900 hasene) dolayısıyla kişi sevaptan önce işlemekte ve devam etmekte olan günahtan tövbe ile dönmesi gerekir. İkinci kıymetli sabır ise ibadette dayanıklılık ve sabırdır ve (600 hasene alır.)  300 lük hasene değerindeki sabrı da siz bulun…..(buldum ; beladaki ilk andaki isyansız sabır) 

Bu anlattıklarımız devam eder gider. Bunların ortak noktası birşeyleri FEDA ETMEK ve FEDAKARLIK YAPMAKTIR… Hiç bir şey feda etmeden ya da fedakarlık seviyesine gelmeden  Allah’a yaklaşacağınızı düşünüyorsanız sizin için üzülmek zorundayım. El ucuyla yada çingeneyle cennete gidilmez dostlar…her ne yapar iseniz hayır, ibadet, cihad hepsinde gayretli olmalısınız dostlar. Bu günkü müslümana bakacağiınıza İslamın kaynağına bakınız dostlar. Adam 20 lira dul saralı hastaya sadaka istiyorum vermiyor sonra 15 gün sonra umreye gidiyor ??? lütfen bu sitedeki “Büyük çarşının üç cahili beş zengini” adlı şiir yazımızı okusun. Allah’ın zenginlere nasıl gazap edebileceğini bir görün.

Adam Anterasta AVM yanındaki yüksek pahalı 550 milyarlık oğlu ile iki daire alıyor. 1 tirilyon yüzbin eder. Diyorum ki bey kardeşim etlikte en kırak insan içine çıkılacak daire 300 milyar. sat öbürünü al bunu ve batı kentte yüz milyara 4 daire eder .  Bunları gözleri görmeyen 4 aileye bağışla Allah için.. Ama nafile.. Aynı adam caminin iki kapısından uzak olana 4 metre daha uzak diye sevap kazanmak için lütfedip yürüyor dostlar. ve bu adam 4 metre fazla yürüyerek  lüks ve lüks döşeli evlerde cennet ümid ediyor dostlar. Soruyorum size, Allah’ın rahmetini haşa siz dağıtsaydınız ne yapardınız??? Bunlar birer örnektir. herkes bundan kendine pay çıkarsın dostlar. Allah iyi ki  fakirinin rızkını zenginden vermiyor. !!!!

BİR FEDAKARLIK HİKAYESİ

Sahabi zamanında bir köle öğle yemeğini yerken yanına gelen simtilenen bir köpeğe öğlen ekmeğini peyderpey veriyor hayvan doymuyor. bunu gören bir sahabi ona ne yapacaksin dediğinde “ORUÇA NİYET EDECEĞİM” DER. sahabi zamanında geçen bu olayı gören bir zengin sahabi kölenin çalıştığı bahçeyi satın alıp o köleye bağışlar. sorulduğunda, karşı çıkıldığında der ki, o köle köpeğe ekmeğinin tamamını verdi. ben ise servetimin sadece az bir yüzdesini verdim. bu yüzden o bunu fazlasıyla haketti!!!!!!!

İşte Allah da aynısını arar dostlar. Bu yüzden biz de aynısını yapmak zorundayız. Sizler bu sitedeki İslami emirlerle amel ederken, ibadette az fakat devamlı olanı, hayırda ise ihtiyacınızdan fazlasını yapmanızı Allah için ve sizin için arzu ederiz dostlar. Fedakarlık etmeden şıkıdık şıkıdık yaptığınızla da 50 yerde öğünerek bizimle muhabbet etmeyin lütfen..

Sizin kapınıza birisi gelse ve evinizin bütün mutfağını istese siz ne yaparsınız??? Bu fakir verir dostlar verir. İki günde söktü  götürdü.. Temizlik işçisi aniden sizden para istese ve cebinizdeki bütün parayı verip münibüs parası bile kalmayacak şekilde verseniz ve bekçiden münibüs parası istemeğe utanıp kızılay etlik şubat soğuğunda yürür müsünüz?? beni fazla konuşturmayın….

Değerli okuyucu,

bizim bu yönlerimizi tam olarak tanımadığınız için son günlerde olan bir iki olayı, kendimizi övmek için asla değil, siz anlayın ve biraz da kendinize güvenin diye örnek vermek isterim. Bunlar:

 

  • ölmek üzere olan kanser hastalarının imanla ve acısız ahirete göçmesinde,
  • kabre konan kişiye sorgusunda yardım etmede,
  • tevhid akidesine insanları davette,
  • öğrencilerin sınavda başarılı olmalarında,
  • ümmeti muhammedin genel belalardan korunması için dua etnede,
  • daha nice olaylarda da olabilir.

 

  • Bu bir genel ifadedir. bizim de sizin dualarınıza ihtiyacımız vardır. umulmadık olaylarda etkili olabilir veya olmadığı da olur. örneğin günahta ve haramda devam eden bir kişide tutmayabilir. yahut takdiri ilahi farklı yönde tecelli edecekse yine karı olmaz. yine istenen şey makul bir şey değilse o da olmaz. bu uzayıp gider. önemli olan kişinin vesile saydığımız şeylerle amel ederek Cenab-ı Hakk’a yaklaşmasıdır. biz ise kıyıya gelmiş adamı itikleyiveririz ve bu kolaydır. oysa dağa kaçmış adamı nasıl denize kadar getirip de girdiririz. bu yüzden ben yaptım olmadı, tutmadı gibi Allah’ın merhametinden şüphe ifade eden şeyler söylemeyiniz lütfen. elbette biz hiç kimseye GARANTİ sunmuyoruz. garantimiz sadece samimiyetle yaptığımız duadır. bu duamızın bile size ne zaman kabul olup ne zaman nerde hangi isteğinize veya bir kazadan beladan korunacağınızı sağlayacağı belli olmaz. onun için asla umutsuz olmayınız Allah’tan dostlar.

 

Dualarımızın etkili olduğunu, indi ilahide makbul olduğunu gördük sevindik Cenab-ı Hakk’a ELHAMDÜLİLLAH dedik. kimseden asla ve kat’a ne teşekkür bekledik ne ücret istedik ne de meşhur olmayı asla istemedik. yüzümüzü Allah’ın yolunda Muhammed aleyhisselamın ayağının altına serip gönlümü türab eyleyip ümmeti muhammede hizmetkar olmayı arzu ettik. İşte Allahü Teala da verdi dostlar verdi.

 

  • YA RABBİ, SEN DUYUR BU KULUNUN SESİNİ ÜMMET MUHAMMED İÇİN HAK OLARAK,
  • YA RABBİ, DUALARIMIZI VE SABRIMIZI SEN KABÜL ET SANA MUHABBET EDEN KULLARIN OLARAK

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

 

12 Şubat 2013
Okunma
bosluk

AKLI SELİMİ ÖRTEN NEDENLER (29 Neden) = Siz de Cahilliğe ve Aptallığa mı Kürek Çekiyorsunuz? Elinize Bir Kantar Verelim De Kendi Kendinizi Tartın Bakalım..TEVHİD’in Neresindesiniz?

Konuşmacı heyecanlı bir ses tonuyla tezini sunuyordu:

“Allahımız bir!

Kitabımız bir!

Peygamberimiz bir!”

 

İşte tam da bu noktada durmak gerekiyor. Biraz düşünmek için sizi akleden kalbinizin nazik kollarına incitmeden bırakıyorum.

 

Ne kadar güzel temenniler bunlar. Gerçekten bir mi? Yaşanan gerçeğe tekabül ediyor mu? Bu temennilerin aktüel karşılığı var mı?

 

İnananların tümü aynı gerçeğe mi inanıyorlardı. Örneğin Allah’ı karşısında görse insan nasıl davranırdı? İnanıyorum fakat kafama göre yaşarım mı diyordu? Sınırlandırılmış bir Allah inancı mıydı bu? Tevhid’den bir sapmamıydı? Tevhid Allah’ı doğru anlama sanatı mıydı? Doğru anlayanlar İslam (teslim) olanlar mıydı? teslim olanlar mı yalnızca Tevhid’i oluşturuyorlardı?

Tevhid üzere olmak için Allah’ı var ve bir olarak kabul etmek yeterli değil miydi? Ayrıca Allah’a “kural koyucu” olarak “boyun eğmek” de mi gerekiyordu? o halde bütün hayatını İslam’a göre düzenlemeye çalışmayanlar Tevhid’in dışında mı kalıyordu? boyun eğilecek olan şey VAHİY miydi? Bu “Muhammedurresulüllah” mıydı? insanlar neden yarım yamalak bir İslam yaşamak istiyorlardı? adını koymadan itiraz ettikleri şeyler neydi? Aklın örtülmesinin bu yarım din anlayışındaki payı neydi? Akıl neden bu kadar önemli. sorumluluk akıl nimetyinin verilmesinden mi doğuyordu? dağların göklerin ve yerlerin yüklenmekten kaçındığını alan insanın aklı mıydı?

 

Ya peygambere ne demeli? O da kabrinden kalkıp gelse kaç türlü tavır ortaya çıkardı? Bir tel alabilmek için saçına sakalına hücum edenlerin, bir parça koparabilmek için elbisesine üşüşenlerin oranı ne olurdu? Ya onu hiç tanımayanlar veya İsrail oğulları gibi taşlayan kaç kişi çıkardı?  Veyahutta gerçekten onun misyonunu kabul edip davranışlarını ona göre ayarlayan kaç kişi çıkardı?

 

Bir şeyin gerçeği kaybolunca onun yerine imajı oluşturulur. Bu imaja “tasavvur” diyoruz.

 

İşte bu tasavvurun aslı ile olan doğruluk oranı, kişinin ona beslediği olumlu ya da olumsuz duygularla yakından ilintilidir.

 

Örneğin onu aşırı sevmeniz, onu aslından uzaklaştırıp farklı bir noktaya taşıyacak ve dolayısıyla aslını, yerinde kalsaydı yapması gereken görevlerinden de uzaklaştıracaktır. Ya da nefret etmeniz de aynı etkiyi doğuracaktır. Ya görevlerde bir azalma ya da tümden yok sayma.

 

Allah mutlak galip olduğu için onun herşeyi yapmasında bir sorun yaşanmaz.

 

Fakat Batı, Allah’ı, sınırlı ve şeytanla mücadele eder bir halde tasavvur eder. İşte bu bir tasavvur sapmasıdır.

 

Kitab’a gelince. Kişi Allah’tan geldiğine inanır fakat içindeki hükümler artık bugün uygulanamaz deyip çıkar. Gerçekte cevizin içine inanmamıştır. Bu sakat imanın onu nereye sürükleyeceğini hesaplamak zor olmasa gerekir.

 

Gelelim peygambere. O bir kul ve elçidir. Bu noktanın dışında onu Allah’ın bazı görevlerini yapabilecek şekilde görmek ve ona bu şekilde dua etmek, onu örnek olmaktan çıkarır ve Allah’ın işine ortak eder.Bu da bir sapmadır.

 

Kuran ve sünnet, birer bilgi kaynağı olarak ortada durmasına rağmen bu sapmalar neden meydana gelmektedir.

 

İşte bir bilginin öncelikle doğru olması kadar doğru da anlaşılması gerekir.

Ortada bir sapma varsa, o zaman bir anlama problemi var demektir. Bu problemi doğuran etkileyen etkenler nelerdir. Onların üzerinde duralım.

 

Aklı Selim

 

Sorumlu insan olmanın vazgeçilmez bir şartı olan akıl, genel olarak anlama, kavrama, kavramlar arasında bağlantılar kurma ve çıkarımlar yapma yetisi şeklinde tanımlanmıştır. Terim anlamı itibarıyla de duyu algılarını kavramlar altında toplamanın yanı sıra metafizik çıkarımlar da yapabilen çok işlevli bir yetidir.

İnsanlar olarak günlük hayatımızı bir yönüyle akıl yürütmeler yoluyla düzene koyarız. Akıl sayesinde düşüncelerimizi bilinçli, tutarlı ve amaçlı bir biçimde birbirine bağlarız. Hazır bilgi ya da önermelerden hareketle -onlardan ayrı- yeni bilgi ve önermelere ulaşırız. Bunun yanı sıra aklın, bir ölçüde doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırt etmemizi sağlayan ahlaki bir işlevi de vardır. Bunun içindir ki ilahî emirler karşısında insan yükümlülük sahibi kılınmıştır. İnsanı ilahî emirler karşısında muhatap kılan akıl, aklıselimdir. Bu fonksiyonları çerçevesinde iyiyle kötüyü ayırt etmek suretiyle insanı emniyet altına alan akıldır.

 

Aklı selimi hangi etkiler normal mecraından uzaklaştırır?

 

1.Aşırı sevgi ya da nefret

 

Bir şeyin normal ölçüler dışına çıkılarak aşırı sevilmesi kişiyi sevdiği şeylere karşı söylenecek eleştirilere karşı kör eder. Bir kızı sevmek, bir partiyi sevmek ya da bir takımı fanatik seviyede sevmek örnek olarak verilebilir. Bu nedenle sevmenin belli ölçüler içinde tutulması aklı selimin sağlıklı çalışması için gereklidir. Nefret de sözkonusu objeye karşı söylenecek iyi şeyleri kabulden uzaklaştırır. Kişiyi adaletsizliğe iter.

 

2.Tabi olmak

 

Kişinin herhangi bir tarikata üye olması, dolayısıyla şeyhine tabi olması, şeyhinin söylediği şeylere karşı onu düşünmekten alıkoyar. Bu tabi olmak gerçekte islam hukuku ve onun örnek olarak yaşayan Hz. Peygamber olması gerekir. Şeyhi sevmek başkadır, söyleneni İslam hukuku ile tartmak başkadır. Hadisi Şerife göre tyabi olunan bir sünneti uygulamazsa o uyulanın terki gerekir.

 

3.Nakille ilgili konularda akıl görev yapmaz.

 

Din bir nakildir, vahiy ve sünnete dayanır. Bu konularda akıl ileri çıkmamalıdır. Çünkü din bellidir. Ancak uyulması gerekir. Neden ve niçin soruları aklın şüpheye yönelmiş halidir ve kişiye zarar verir. akılı sadece emir ve nasların hikmetini araştırabilir ve kainattaki delilleri düşünerek eserden müessire şeklinde varsayım yoluyla aklın önderliğinde imana gidebilir. Kuran’ın tavsiyeleri de bu yöndedir.

 

4.Henüz inanmamış birisinin ilk başvuracağı şey akıldır.

 

İnsan aklını kullanarak bütün kainata, insanlara ve olaylara bakarak çıkarsama yapmalı ve bir olan yaratıcıya ulaşmalıdır. Kişiye bu fıtratında verilmiştir. Nitekim Hz. İbrahim, yıldız ay ve güneşi batıyor görerek reddetmiş ve Allah’ı bulmuştur. Buradan hareketle vahyin ulaşmadığı bir yerde insanın sorumluluğu budur. Kuran’ı Kerim yaklaşık 200 yerde “akıl etmiyor musunuz? “ buyurarak ona önem verdiğini belirtir.

 

5.Bir şeyin hikmetinin araştırılmasında akıl devreye girebilir.

 

örneğin bir namaz ibadetinin hikmetinin araştırılmasında akıl gerekli kaynaklara da müracaat etmek suretiyle duyuların kendisine sunduğu bilgileri işleyerek tefekkür edebilir, anlayabilir. iman aklın varsayımıyla elde edilen bir varsayımdır. din teferruatı verir sadece. ahiret hayatı vesaire.

 

6.Akıl yargılama yetisi işlevini de yürütmektedir.

 

Diğer anlamı ise insanın doğru karar vermesini sağlayan, herhangi bir olumsuzluktan veya ortamın kötülüğünden etkilenmeyen, yaratılışındaki temizliği koruyan akıldır ki bu da zihnimizde, Allah’ın insanın özüne yerleştirdiği fıtratı çağrıştırmaktadır.

 

7.Geleneğimizde aklıselim sahibi olmanın temel ölçütü Hak ve hakikate açık olmaktır.

Bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a.s.), “akıllı” anlamına gelen “keyyis” kelimesini kullanmış ve keyyisi “nefsini kontrol altına alıp ölümden sonrası için çalışan kimsedir” diye tanımlamıştır. (Tirmizi, Kıyamet, 25) Aynı kökten gelen “kîse”nin torba, kese anlamına geldiği düşünülürse, akıllı olmanın insanın ahirette yüzümüzü ağartacak ecir ve sevabı bu dünyada kazanıp manevi bir kesede toplamayı gerektirdiğini anlayabiliriz.

 

8.Yanıltıcı etkenler.

Sokrates, Eflatun ve Aristoteles de aklın, duyular yoluyla gelen eksik ve yanıltıcı bilgiye karşı, tam, doğru ve geçerli bilgi sağladığını ileri sürmüşlerdir. Onların bakışlarından da aklın, selim olmasının yanıltıcı etkenlerle perdelenmemesiyle mümkün olduğunu anlamaktayız.

 

8.Anne baba etkisi fıtratı bozar.

 

Hz. Peygamber de “her çocuk İslam fıtratı üzere doğar; sonra ebeveyni onu Yahudi, Hristiyan ya da Mecusiliğe sevk eder.” (Müslim, Kader, 22) buyurmak suretiyle insanların doğuştan aklıselim üzere doğduklarına, zamanla çevrenin insanlara olumsuz yönde tesir edebildiğine dikkat çekmiştir.

 

9.Aklı iyilik ve faziletin ölçütü saymak.

 

Bu, üç temel hususta hemfikir olmayı gerektirir. Bunlardan ilki, herkes için zaruri ve mecburi bir ahlak kanunu vardır. İkincisi, insan bu kanuna itaat edip etmemekte hürdür. Üçüncüsü ise insan mademki hürdür; o halde fiillerinden sorumludur.

 

10.Nefsi özellikler aklı selimi etkiler.

 

Her insan aklıselim sahibi olarak dünyaya gelir. Aklıselim bazı insanlarda Allah vergisi olarak doğuştan aktiflik gösterirken, bazılarında da, çoğunlukla his ve tutkuların etkisiyle körelir. Ancak nefsin terbiye edilmesi nispetinde aktiflik kazanır.

 

11.Basiret aklın üstün verimidir.

 

Basiret, görme, sezme, bir şeyin iç yüzüne vakıf olma anlamlarına gelmektedir. Bu sayede insan doğru yolu tanır ve doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği kazanır. Bu yetenekten mahrum olanlar da Kur’an’da manevi körlükle itham edilmişlerdir. (Hud, 24) Kuran İnsanların gerçekleri görmelerine ışık tutar.

 

Kur’an’da, kendilerinden Ulü’l-Elbâb, Ulü’n-Nüha ve Ulü’l-Ebsâr ifadeleriyle bahsi geçen ve Türkçemizde akıl sahipleri olarak vasıflandırabileceğimiz bu insanların ortak özellikleri, hayatlarını titizlikle sürdüren, nefislerini temiz tutan, tutkularına yenik düşmeyen, maddi ve manevi hakikatlerin kendilerindeki inkişafına açık kimseler olmalarıdır.

 

12.Aklıselim, dilimizde kavramlaşırken temelde sezgi gücüyle ihata edilebilen zihinsel ve duyusal faaliyetlerle bilinemeyen bilgileri kapsamı içine almıştır.

 

“Müminin firasetinden sakınınız. Zira o Allah’ın nuru ile bakar.” (Tirmizi, Tefsir, 16) hadisine baktığımızda müminler Allah’ın nuru ile bakma sorumluluğunu ancak akıllarını selim tutmakla üstlenebilirler. Nitekim Allah’ın kalplerini nurlandırdığı kişilerin, bakışlarında derinlik kazandıklarını, hakla batılı, iyiyle kötüyü maharetle birbirinden ayırabildiklerini görmekteyiz.

 

13.Allah Teala, aklını selim tutan, fıtratına yabancılaşmayan insanların, davranışlarında kendisinin koyduğu sınırlara riayet edeceklerini teminat altına almaktadır:

 

“Ey inananlar, eğer Allah’tan sakınırsanız o  size doğruyu eğriden ayıracak bir güç verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar.” (Enfal, 29), “Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah katında dahi güzeldir.” (Ahmed b. Hanbel, I/379) Bu durumda Müslüman neyi güzel görüyorsa, onun Allah katında dahi güzel olup olmayacağını da düşünmelidir. Müslümanlar davranışlarına öyle ölçü koymalıdırlar ki bu, Allah katında da en güzel biçimde kabul görsün. Demek ki Müslümanların güzel gördüğü şey, aynı zamanda ahlaki ve zihni üstünlükleri de içinde barındırmalıdır. Bu hadis Müslümanların hayatında ilahî ölçülere karşı titizlik ve sadakati gerekli kılmaktadır. Bu sayede Müslümanlar insanlığa numune teşkil edeceklerdir. Bu aklıselimle ve nefsin terbiyesiyle kazanılabilecek bir derecedir. Bu takdirde Müslümanların güzel gördüğü şeyler, mutlaka bir üstünlüğü bünyesinde parıldatacaktır.

 

14. aklı selim daima bir uzlaşıdan yanadır.

 

Aklıselimin günlük dilde kazandığı bu tarz anlamlardan biri, kişiler ve olaylar karşısında ortalama bir tutum sergilemeyi ifade için kullanılmasıdır. “Aklıselim çağrısı” adı altında yapılan pek çok girişim insanları bir uzlaşı zemininde buluşturmayı esas almaktadır.

Aklıselimin bir mutabakat zemini oluşturmayı gerekli kıldığı yönündeki yaklaşım, insanları karşılıklı olarak birbirlerinin kusurlarını hoş görmek ve buna alışmak noktasına sürükler. Bu durumda insanlar yanılgılarına bağımlı hale gelirler. İyi insanlar selim akla talip iseler, ahlaken yükselmeyi kendilerine ödev saymalıdırlar. Zira selim, “silm”, “selam” kökünden gelmiş olmakla Yüce dinimiz İslam’la aynı kelime kökenine sahiptir. Bu da yalnızca hakikat karşısındaki teslimiyet sonucunda selamet, emniyet ve esenlik beklentisi içerisine girmek anlamına gelir. Bu durumda selim akıl, düşük bir ahlakla bağdaşmaz. Öte yandan İslam’ı kabul etmek kelime-i şahadetle başlar. Şahadet ise üst düzey bir akli seviyeyi ve zekâ keskinliğini gerekli kılar. Aklıselim sahibi olmak ahlaken iyi insan olmayı zorunlu kılar.

 

15.Aklıselim vicdani hükümleri takip etme eğilimindedir.

 

Vicdan ise temelde insan tabiatını iyiye sevk eden yetidir. İnsan, ahlaki doğruların genel ilkelerini ve hususi eylemlerinin iyilik ve kötülüğe bakan yönlerini sezer. Bu sayede aklıselim zorunlu olarak ve her zaman doğrulukla eylemde bulunmaya ve kötülükten sakınmaya muvaffak olur. Sahip olduğu ilahî nur vasıtasıyla aklıselim, adalete ve fazilete yönelme ilkelerini onaylar. Allah insanlara davranışlarını sevk ve idare ettirme gücü verirken aynı zamanda onlara, eyleme yönelik bazı ilkeler de vermiş ve bu gücün insanlar tarafından belli bir gaye doğrultusunda kullanmasına imkân tanımıştır.

 

16.Taklit

 

Taklit, kişiyi düşünmekten alıkoyar. İnsanlar önce taklit ederek öğrenirler. Daha sonra düşünerek hakiki nedenlere ulaşabilirler. Üç tip insandan sözedilir. Bir insana bakarak fikir ve hareketlerini düzenleyen insan. Eğer taklit edilen iyi ise kişi de iyi olur. Kötüyse kötü olur. İkincisi olaylara bakan insan. Olayları iyi yorumlarsa kişi iyi olur. Yanlış yorumlarsa kişi yanlış yola girer. Bir de fikirlerin orijinaline bakan insan var ki, o kişinin aklı seliminin önünde bir engel yok ve objektif düşünebiliyorsa o kişinin fikirler içinde an akla yatkın olanını bulması umulur. Bir yabancı yazar şöyle diyor. “Ben müslümanlara baktım 50 sene müslüman olmadım. Fakat Kuran’a baktım bir gecede müslüman oldum.”

 

17.İçki

 

İçki aklı gideren bir şeydir ve bu yüzden de yasaktır. Kişi içince kontrolünü kaybeder ve sağlıklı düşünemez.

 

18.Toplumsal olaylarında aklı selim kaybolur.

 

Toplum olaylarında aklı selim kaybolur ve herkes bir önündekine tabi olur. O ne yaparsa o da onu yapar. İnsan bu yönüyle koyuna benzer. Koyunları bir yerden atlatmak isteseniz önce atlamak istemezler. Fakat içlerinden biri, muhtemelen yaşlısı ilk önce bir şekilde atlar. Ondan sonra hepsi birden arka arkaya tak tak diye atlar. Sürü psikolojisi. Allah Teala her peygambere bir müddet de olsa çobanlık yaptırmıştır. Hz. Musa a.s., Peygamberimiz çobanlık yapmışlardır. Bu sayede koyunları gütmeyi öğrenmişler ve arkasından da insanlara çobanlık yapmışlardır. Polis dahi bu özelliği bilir ve ilk kim vurun dedi diye kameraları araştırır ve o kişiyi elebaşı olarak yakalar, diğerleri ile ilgilenmez.

 

19.Baskı

 

İnsanın baskı altında olması, örneğin tehdit, santaj gibi durumlarda kalması onu sağlıklı düşünceden uzaklaştırır. Bu tür hallerde danışmaya önem verilmelidir.

 

20.Gazap

 

İnsanın bir şekilde canına malına, ırzına, nesline yada değer verdiği ideallerine gelebilecek bir saldırıda kişi gazaplanabilir. Müdafa olarak adlandırılabilecek kısmı yine ölçülü olmak kaydıyla anlamak mümkündür. Fakat aşırılık aklın da fesadına yol açar ve kişi şeytanın kontrolüne girer. Bu yüzden ihtiyaç duyulmayan aşırı gazablanma dinen yasaklanmıştır. Ve bunu yenen pehlivana benzetilmiştir. Gazap anında aşırı söz söylemekten sakınmak, ayaktaysa oturmak, euzü besmele çekmek ve son olarak da iki rekat namaz kılmak önerilmektedir.

 

21. İşletme körlüğü

 

Uzun süre aynı işte çalışmak kişiyi tek yönlü düşünmeye sevkeder ve yani fikir üretemez. At gözlüğü de denir. Bu yüzden ya kişiyi zamanla başka işlerde de istihdam ederek onun olaylara çok yönlü bakmasını sağlıyacaksınız, ya da farklı iş kollarından gelen insanların oluşturduğu komisyonlar kurarak onların aynı meseleye nasıl baktıklarını öğreneceksiniz.

 

22. Akrabalık

 

Akrabalık bağları kişisel bir yakınlık hissettirir ve kişiyi aklı selimden uzaklaştırarak adaletten de alıkoyar. Kişi eş, evlat ve yakını için taraf tutar. Mahkemeler bile bu yakınlığı nedeniyle kişiyi şahit olarak kabul etmezler. Çok az insan yakınlarına karşı adil olabilir. Kuran’da bunlar övülmüştür.

 

23. İmansızlık

 

Kişinin imansızlığı yani küfürde olması onu, hakkı batıl, batılı hak görmeye iter. Bu Kuran’ın bir tesbitidir. Bu yüzden müslümanlar “ Ya Rabbi, bizi hakkı hak bilip hakka ittiba eden, batılı batıl bilip batıldan içtinab eden (kaçınan) kullarından eyle” diye dua ederler.

 

24. Şeytana tabi olanlar

 

Kuran’ı Kerimde bazı insanların şeytana tabi olmaları nedeniyle, şeytanın onlara yanlış olan bazı hareketlerini süslü göstererek, onların kendilerini doğru yolda olduklarını sanmalarını sağladığı belirtilir. İşte burada aklın doğru ile eğriyi ayırıcı özelliği kaybolmuştur. Bunlar mahşerde şeytanlarla beraber haşredilirler ve uyanıp onu yanında görünce aralarında doğu ile batı kadar mesafe olmasını istediği belirtilir. Bu yüzden şeytanın aldatmalarına dikkat etmek ve onu düşman kabul etmek gerekir.

 

25. Münafık

 

Münafık iyiliği kötülük olarak görür ve iyiliği yasaklar, kötülüğü emreder. Burada da aklın ayırıcı özelliği şaşırmıştır. Akıl imandan ya da imansızlıktan etkileniyor diyebiliriz.

 

26. Irk, kabile, hemşehrilik

 

Irk özellikle şoven bir hale dönüşmüşse, bu üstün görme, kişide, “diğerleri” kavramını güçlendirir ve kendi ırkını üstün görecek gerekçeler aramaya iter ve adaletten ayrılarak taraf tutar. Bu husus aşiret ve hemşehricilikte de taraf tutma olarak gerçekleşir ve toplumda yaratılan bu ayrıcalıklar huzursuzluğa yol açar. Yakınların özel sorunları ile ilgilenilebilir, dernekler kurulabilir, cenaze ve öğrenci bursları verilebilir ancak siyasette ehliyet veliyakat yerine bizim hemşehrimiz olsun denildi mi bu dinen yasaktır. İslam ırkçılığı kabul etmez, islam kardeşliğine değer verir ve mü’minler kardeştir buyurur.

 

27. Fakirlik

 

Fakirlik ve işsizlik kişiyi bunaltır ve isyan noktasına getirir. Zayıf bir inanç olursa kişi hırsızlık, dolandırıcılık ve   benzeri yollara sapabilir.

 

28. Stres

 

Stres kişinin sağlıklı düşünmesini etkiler ve mutsuz kılar. Aşırı çalışma ya da çözülemeyen sorunlar stresin kaynağı olup sorunların üzerine gidilerek onları çözmeye çalışmak kişiyi rahatlatır. 

 

29.Sorun olarak bırakmak

 

Bir olay hakkında insan beyni ikna olmadığı zaman veya takliden inandığı zaman, akıl onaylamadığı için o konu ucu açık bir yara gibi durur, mikrop kapar ve hastalık haline dönüşür. Halbuki o konu akla uygun bir hale getirildiği, mantıksal çözüm üretildiği zaman, o kişi izin vermediği müddetçe o dosyaya dışarıdan bir şey giremez.  Örneğin taklidi imandan tahkiki (hakiki ) imana geçiş çok önemlidir. Tahkiki iman beynin çalışma mekanizmasına en uygun modeldir. Akılla birlikte kalp ve duygularda ön plana çıkmalıdır. Tasavvufla uğraşanlar aklı geri planda tutup kalbi öne çıkarmışlardır. Bir toplumda aklı şaşırtacak vesveseler yoksa, kalbi metodla gitmek insanın daha hızlı ilerlemesine vesile olur. Eskiye göre modern hayatta insanı baştan çıkaracak şeytanın materyalleri çoğalmıştır.

 

Yukarıda belirtilen hususlarda kişilerin davranışlarını ona göre değerlendirmeleri, takım, parti, tarikat, akrabalık, hemşehrilik, aşiretçilik, ırkçılık ve benzeri konularda sevginin aklı örtmesine  izin verilmemeli ve daima bir durum sorgulaması yapılmalıdır.

 

Üstün olan Allah ve onun emirlerinin oluştuğu İslam hukukudur. Arkadaşlıklar dahi Allah için olmalıdır. Kişi kardeşini dahi müslüman olduğu için sevmelidir.

 

 

aşık ahi kul ahmede nasib oldu

9 Mart 2012
Okunma
bosluk

Hüsn-ü aşk’a dair…

Ol can içinde can olan

Aşıklara canan olan

Canda yanıp külhan olan

Yaran-ı aşk derler buna

 *

Gel meydanı erler saran

Gül devranı bahar kılan

Göz nihanı buhar eden

Şadan-ı aşk derler buna

 *

Yok demeğe garip için

Bir olmağa hatır için

Kim sorarsa yokluk için

Harab-ı aşk derler buna

 *

Sevdayı gör sen bedende

Hayatı zehrin emrinde

Belayı mahfuz kılsanda

Bahay-ı aşk derler buna

 *

Yaranı yok bu azabın

Kim düşerse yiter canın

Cehle horlatır cananın

Zehiri aşk derler buna

 *

Semadan arşa çıkadur

La mekan üzre gezedur

Ölümsüz dirlik düzedur

Mekan-ı aşk derler buna

*

Hikmetin sırrı korkudur

Hakk’ın cemali sırrıdır

Halden hale bin türlüdür

Hüsn-ü aşk derler buna

 *

Ol masivayı terkede

Aşk ile varınca zikre

Hevayı hevesten göçe

Kemal-i aşk derler buna

 *

Kibri kırıp eller yıka

Arzu kılıp divan dura

Başın eğip gözün süze

Huzur-u aşk derler buna

 *

Arzu kılıp cemal göre

Huzur durup göğsün deşe

Nasib ola huri seve

Canan-ı aşk derler buna

 *

Zikir ile için paklar

Ağlar, yetmiş makam çıkar

Yanar Mustafa’ya yanar

Rasul-ü aşk derler buna

 *

Hamdeyler vedüd Rabbine

Hizmet deyu tarikate

Kurtlar kuşlar ol selama

Yakin-i aşk derler buna

 *

Hakka varıp yakin olur

Hikmetten gül ağlar durur

Er kişiden öğüt alır

Sabır-ı aşk derler buna

 *

Ayet hadis Kur’an eyler

Okur dahi arşa çıkar

Levhi mahfuz şerri siler

Şarab-ı aşk derler buna

 * 

Ah eyleyen erler yadı

Kul olmağa canın varı

Ol durmağa huzur demi

Meyan-ı aşk derler buna

 *

Kul tozuta günah kaşı

Ol tövbeye sevab karı

Gül ağlaya dünya hali

Gülşen-i aşk derler buna

 *

Huzurda edep kılalım

Vedüde miraç edelim

Canan ile söyleşelim

Sefayı aşk derler buna

 *

Ahi kul ahmedim yansın

Yanıp da aşkda kül olsun

Hakk yoluna canı yitsin

Çalab-ı aşk derler buna

 *

ahi kul ahmede nasib

8 Aralık 2011
Okunma
bosluk

GÜZEL VE GÜZELİM SÖZLER (Tecrübe yakut kadar kıymetli olduğu halde hiç de o kadar pahalıya satılmaz.. işte ayağınıza döktük binlercesini ve bedavaya..)

Sevgili okurlarım, Kuşkusuz bu sözler kıymetli, tecrübe ve üstün zekalara dayanmakla beraber vahiy falan değildir. Bu yüzden içlerinden birini kullanmak istediğinizde ya İmamı Gazali’nin yaptığı gibi bir soru sorarak onun sağlamlık derecesini ölçünüz, ya da Lokman Hekim’in yaptığı gibi körler gibi deneyerek, yoklayarak küçük bir tecrübeden sonra kabul ediniz. aslında hayatı gülü bülbülden tanımak gibi bir yol hiç de iyi sayılmaz. bu aciz kardeşiniz hiç bir zaman gülü bülbülden tanımak istemez biliyor musunuz?

bülbülün en doğru besteyi yapması için en doğru yerden görevli ve en doğru besteyi okuması, şakıması gerekir. bunun anlamı örnek alınması gerekenin ancak peygamber olabileceği gerçeğidir. bir ülkede peygamber dururken atalar, akifler, emreler, mevlanalar daha çok meşhur ediliyor ve izlenip örnek alınıyorsa “illa” larda sakat bir yönelim var demektir. insanlara sorsanız “la” nedir diye hemen söylerler. hadi “illa”ya gidelim desen gitmezler. yani 5 vakit namaz olmadan cennete gidilmeyeceğini o da bilir fakat hadi 5 vakit kılalım desen cuma yeter der kılmaz. işte “illa” yok demiştir şimdi. “illa”ya yöneldiğini iddia eden de Allah ve Rasülü yerine bu yukarda saydıklarıma yönelip onların sözünü baş tacı ediyor, “o olmasaydı kurtulamazdık” diyor, ve bilmem ne sözünü örnek alıyor, rozet ve bilmem nesini taşıyor ise “HAKKA GARAZDIR ŞİRKE SAVRULUR FELEK” FElek şiirimizi bir okusun..illa yı Allah yerine kimi koyduğunu bir görsün.. allah muhafaza..

buradaki yazıları kuran’a ve sünnete kıyaslamadan kabul etmeyiniz ve bir söz söyledi diye kafir birini sevmeye kalkmayınız inşaallah efendim olmaz mı? (ahi kul ahmed)

Anaların öğüdü,öğütlerin anasıdır. A.S.

Ömür kısa,sanat uzun, fırsat geçici, görgü ve deneyim aldatıcı, yargı güçtür. Hipokrat.

Dağ ne kadar yüce olsa da, yol üstünden aşar. A.S.

Madem ki yaşam kısa; o halde boşa zaman kaybetme… A.S.

Yaşamak oyundur, oynamayı bil.Yaşamak hüzündür aşmayı bil. Theresa.

İnsanların sorunlarını çözebilecek en vefalı dostu düşünceleridir. William Warner

Hayallerimiz bir gün gerçekleşebilir. Zaten gerçekleşmiş bazı olaylar da bir zamanlar
hayaldi. Alfred Nobel

Su …misali olmak hayattan akıp giderken, arkanda kendinden damlalar bırakabilmelisin…

Kuru duayı bırak; Ağaç isteyen tohum eker… Hz.Mevlana

İnsan işi ile büyümez. Belki iş insan ile büyür.. Ramazan Aydın

İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur.
A.S.

Alim unutmuş kalem unutmamış. A.S.

Balık tutmakla salak gibi kıyıda durmak arasında ince bir çizgi vardır….?????

Başkalarına mutluluk sağlayabilen adam mutludur. Diderot

Gerçek sevgi hiçbir zaman unutulmayan…olandır… ?????

Ümit inatçıdır; beklemeyi ancak o bilir. Comtesse Dyan

Dost’tur çöp değildir. Onu kırma… Mevlana

Balın varsa sineğin bol olur. Cervantes

Aç uyumak borca batmaktan iyidir. Piatiere

Deniz gibi mal kazan, ama sen üzerinde gemi ol.. Mevlana

Yazı yazan eli görmeyen, onu kalem yazıyor sanır. ???

Kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür. Yunus emre

Bu dünyada ilerleyen kişiler, kollarını sıvayıp istedikleri ortamı arayan ,

bulamayınca yaratan kişilerdir. Bernard Shaw

Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.Keth Moorhead

Bütün başarılarımı işlerimi vaktinden önce yapmış olmama borçluyum. Nelson

İnsanın üç sadık arkadaşı vardır; Yaşlı karısı, yaşlı köpeği ve hazır (birikmiş)
parası Benjamin Franklin

Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet…

Çin atasözü

Bildiğimizi zannetmemiz öğrenmemizin en büyük düşmanıdır. Dr.C.Bernard

Küçük şeylere önem verenler, ellerinden büyük şeyler gelmeyenlerdir. Eflatun

Zamana verdiğimiz değer, başarı veya başarısızlığımızı belirler. Malcolm X

Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. G.Dumant

Su balıksız olur, balık susuz olmaz. Arif Nihat Asya

İnsan ancak anladığı şeyleri duyar. Goethe

İçinizde en kötü olanlar; hata ve mazeret kabul etmeyenler, kusurları bağışlamayanlardır. Hz.Muhammed S.A.S

Alimin ölümü alemin ölümü gibidir. Hz.Muhammed S.A.S

Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan daha iyidir. F.D.Roosevelt

Hepimizde başkalarına katlanacak güç vardır. La Roche Foncauld

Temiz elleri olanlarında kirli düşünceleri vardır. S. Le

Görev; Büyük şey yapmak değil, gerekeni yapmaktır. Dr. A. Carrel

Çevrelerine uymak için kendilerini yontanlar tükenüp giderler . R. Hull

Anneler çocuklarının aklından tutacakları yerde ellerinden tutarlar. Duponloup

Yıldızlar ateş böceği sanılmaktan korkmazlar. Tagore

Bilgili bir adam toprak gibidir, eğer ekilmezse onu yabani otlar bürür. Franklin

Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır. Conficius

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak lazımdır. Balzac

Şahsiyeti olmayanın hiçbir şeyi yoktur. N.F.Kısakürek

Aç insan kolay kandırılır. Katherine Mansfield

Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar. Mevlana

İnsan mezardan dönemez ama hatadan dönebilir. Soljenistin

Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim. B.Shaw

Ok; düz olmasaydı doğru gitmezdi. Yusuf Has Hacıp

Dikkat! Hiç’i her şeye dönüştürür. Goethe

Uzağı düşünmeyen üzüntüye yakındır. Conficius

Sormaz ki bilsin, bilmez ki sorsun . A.S.

Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim. Montaigne

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. A.S.

Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.Mevlana

Kalp ne ile doluysa dudaklardan dökülür gider. Goethe

Duvarda gedik açmak için bir taşın eksilmesi yeter. Arif Nihat Asya

Bütün ırmaklar denize akar ama deniz taşmaz… Çin A.S.

Eğer bir yerde küçük insanların gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir. Çin A.S.

Kişinin kendini beğenmesi aklının zayıf olduğuna delalettir. Hz.Ali

Yükümüz ne kadar ağır ve zahmetli olursa, ruhumuzu o oranda eğitir ve
yüceltir. A.Gide

Kitaplar da dost gibidir; Az fakat iyi seçilmiş olmalıdır. S.J.Harris

Sonuçları değil başlangıçları değiştirmek gerekir. Alain

Kalabalıkların başı çok, beyni yoktur. Pivarol

Bir işe girişmemiz için iyi bir gerekçemiz yoksa ona başlamamak için iyi bir neden var demektir. ????

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. ????

İş; Bir kere geri kalırsa hiçbir vakit ilerleyemez. Hz.Ömer R.A.

Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır. ?

İnsanlar başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. Montaigne

Hayat kısa, vazife ağır, fırsatlar geçicidir. Socrat

Hayatı ölü geçmeyenler, ölümleriyle de hayat verirler. Akif Cemil

Taklit edecek örneği olmayanlar nadiren gelişirler. ?

Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarırlar. Oscar Wilde

İstediğini söyleyen, istemediğini işitir. …..

İki şey akıl kıtlığını gösterir, söyleyecek yerde susmak, susacak yerde
söylemek.
SADİ…

İki şey akla uymaz: Birincisi söyleyecek yerde susmak, diğeri ise susacak yerde
söylemektir. W.Churchill

İyi görüneceğine iyi ol. A.S.

Övünerek yaşayanlar dövünerek ölürler. Ali Suad

Bilgi zenginlikten üstündür, çünkü; Zenginliği sen korursun, bilgi ise seni
korur. Hz.Ali

Gurur arttıkça fırsatlar azalır. Benjamin Franklin

Bilgili bir adam toprak gibidir, eğer ekilmezse onu yabani otlar bürür. Benjamin Franklin

Bazen sesini duyabilmen için susman gerekir. S.Lec

İnsan aç olduğu için değil hırsız olduğu için çalar. W.S.Maugham

Tohum ekin vermezse toprak utansın. N.F.Kısakürek

Moda denilen şey o kadar çirkindir ki onu altı ayda bir değiştirirler. Oscar Wilde

Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş olur. Seneca

Bir aile ile bir krallığı idare etmek arasında pek fark yoktur. Montaigne

sık sık oradan oraya taşınmaz. İkisinin de toprağa kök salması
gerekir. B.Franklin

Bilgiyi içinde bulunduğu kabın şekline bakmadan alınız. Hz. Muhammed s.a.s.

Parasını kaybeden bir şeyini, (şerefini) Namusunu kaybeden çok şeyini,

Cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir. Goethe

En büyük senet akıldır. Hz. Ali

Aklı kıt olan dilini tutamaz. Chaucar

Alçak gönüllü bir insan kendini hiç söz konusu etmez. La Bruyere

Övülmek isterseniz alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz. C.Şehabettin

Alışkanlık; Anahtarı kaybedilmiş bir kelepçedir. Amos Paris

Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar. ???

Bana okuduğum kitapların hangisinin en güzel olduğunu sorsalar, hiç duraksamadan ANNEM
derdim. Abraham Lincoln

Gençler yaşlıları aptal sanır. Fakat, yaşlılar gençlerin aptal olduğunu bilir. George Chapman

Aşkın gelişi, aklın gidişidir. Antine Bret

Ana babamızı kader, arkadaşlarımızı biz seçeriz. Jaques Delile

Aşkın üzerindeki tek zafer; kaçıştır. Napolyon

Yoksulluk kapıdan girince aşk kapıdan çıkar. Oscar Wilde

Başarılı bir hayat , her gün keman çalmaya benzer. Her gün düzenli olarak üzerinde çalışmak
gerekir. Jakson Brown

Bazıları büyük doğar, bazısı sonradan büyüklük kazanır, bazılarını da zorla büyük
yaparlar. William Shakesper

Atak ve cesur ol. Bir gün geriye baktığında yaptıklarından çok yapmadıklarından pişman olacaksın. Jakson Brown

Cimriler çok iyi insanlardır, ölmelerini isteyenler için para biriktirirler.

S.Leszeynski

Deha; İyi bir işe başlamak için gereklidir, ancak, o işi bitirmek için çalışmak
şarttır. Joseph Joubert

Bütün yeni buluşların yüzde doksanı ter, yüzde onu hünerdir. Edison

Bu günü kullanış şekli yarının sizi nasıl kullanacağını gösterir. Latin A.S.

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,

Dostunun yüz karası düşmanının maskarası. M. Akif

Çalışmak bizi şu üç beladan kurtarır;

Can sıkıntısı, yoksulluk, kötü alışkanlık. Voltarie

Kişiye günah olarak her duyduğunu konuşmak yeter. Hz. Muhammed

Üç şey kalbi öldürür.Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak. Fudayl B. İyaz

Az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan sık sık pişman olunur. Confucius

İtimat edilmek sevilmekten daha büyük bir iltifattır. George Mc Donald

Deha; % 1 İlham ise % 99 Alın teridir. Adisson

Deha; Sebatla çalışmaktan başka bir şey değildir. Dwight

Başkalarının başaramadığını yapmak ustalıktır. Ustaların başaramadığını dehalar
tamamlar.. H.J.Auirel

Yalnızca ders almak için geriye bakılmalıdır. Jakson Brown

Bir şeyin nasıl yapılacağını bilmek, onu yapmaktan kolaydır. Çin A.S.

Ölürken erkeğin son duran organı kalbi. Kadınınki ise dilidir. B.Franklin

Her şeyin hayırlısı yenisidir, fakat DOST’un hayırlısı eski olanıdır. Hz. Ali

İnsanın dostlarını tanıması çok tehlikeli bir şeydir. Oscar Wilde

Olgun birini dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir kimseyi dost edinmek isterseniz
övün… Nelson

İyi dost iyi günde çağrıldığında, kötü günde ise çağrılmadan gelendir.Hz. Ömer r.a.

İnsan ihtiyarlayıp bedeni arıklaşsa da kalbi iki şeye genç kalır ; Dünya sevgisi ve mal hırsı Hz. Muhammed
s.a.s.

Dünya bir fotoğraf makinasıdır , lütfen karşısında gülümseyiniz. Amerikan A.S.

Parayı kazandın tut, düşmanı kazandın güt. Türk A.S.

Uzun düşünmek insana çok kez fırsat kaçırtır. Puplius Syrus

Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir. Walter Lipmann

Bir iş ehil olmayana verildi mi, kıyameti bekleyin. Hz. Muhammed

Bir insanı layık olmadığı yere koymak zulümdür. Hz. Ali

Güzel bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur. C.Şahabettin

Elbisede bir yırtık kötü, fakat bir leke felakettir. H.De Balzac

Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir. Pytagore

Kadın kocasını az sevmeli fakat daha çok anlamalı, erkek karısını daha çok sevmeli fakat anlamaya
çalışmamalıdır. Oscar Wilde

Fırsatlar çıkmadıkça yetenekler pek az işe yarar. Napoleon

Kadınlar fırsattan çabuk yararlanmaya kalkan erkeği bağışlar, ama fırsatı kaçıranı
bağışlamazlar. Talleyrand

En büyük işlerde fırsat kollamaktan çok, önüne çıkan fırsatlardan yararlanmak
gerekir. La Roch foucould

Güneş bir günde iki defa doğmaz. Alman A.S.

Çok gülmek kalbi öldürür ve yoksulluğa sebep olur. Hz. Muhammed

Gençleri bırakınız dünyayı hayal ettikleri gibi görsünler, büyüyünce nasıl olsa olduğu gibi
göreceklerdir. Voltarie

Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir, ama ondan uzaklaştıran binlerce yol vardır.

La Bruyere

Tanrı size bir yüz vermiş, bir tane de siz eklemeyin. William Shakespeare

Gülerek günah işleyen ağlayarak cehenneme girer. Hz. Muhammed

Günahtan sakınmak tövbe ile uğraşmaktan daha kolaydır. Hz. Ömer

Güzellik müthiş bir kudret, gülümseme ise onun kılıcıdır. Charles Reade

Güzelle iyinin arasında bir fark vardır. İyinin ispatlanmaya ihtiyacı vardır.Güzel ise
güzeldir. Ninon De Lenclas

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir. Balliers

Uzun bir hayat yeteri kadar iyi olmayabilir. Ama iyi bir hayat yeteri kadar
uzundur. Benjamin Franklin

Hayattan yakınanlar; ondan olmayacak şeyleri isteyenlerdir. Ernest Renan

Aranızda hediyeleşin, hediye alıp vermek dostlukları güçlendirir

Hz. muhammed

Hediye; hikmet sahibinin bile gözünü kör eder. Hz. Muhammed

İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmalarıyla değil, karşılıklı birbirlerinin kusurlarını hoş görmekle
olur. A.Toqueville

İnsan dışı ile karşılanır, içi ile uğurlanır. Çin A.S.

İftira kurşunu her zırhı deler. T. Sait Hamlan

Dünya egemenliği bir hükümdar için fazladır, iki hükümdara ise yetmez.

Y.Sultan selim

Büyük ve üstün insan daima memnun ve rahattır, küçük insan ise daima telaş ve üzüntü
içindedir. Confucius

İyi kalpli insan başkalarını haset ettirmemek için kendisinde birkaç kusur
bırakır. B.Franklin

Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen
adamdır. Confucius

Okuyabilirseniz; her insan bir kitaptır. W.Ellis Channing

Adam var adamların nakşıdır, adam var, hayvan ondan yahşıdır. Türk A.S.

Gönlünün her çektiğini yemek istemen savurganlığının bir işaretidir.

Hz. Muhammed

Savurgan adam üç yanlışı tekrarlar;

Kendine lazım olmayanı alır,

Kendine ait olmayanı giyer,

Kendine layık olmayanı yer. Vehb bin Münebbih

Bu günkü işini yarına bırakan büyük zarara uğramıştır. Hz. Muhammed

İşinin yapılmasını istiyorsan kendin git, istemiyorsan başkasını gönder. Long Fellow

İş adamı adama bakmaz, işe bakar. C.Şehabettin

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

Ziya paşa

İyilik yaptığın adamın efendisisin!

İyilik gördüğün adamın uşağısın;

İyilik beklemediğin adama eşitsin. Hz. Ali

İnsanlara iyi davranmamızın hiçbir maliyeti yoktur. Jakson Brown

Bir kimse ile bir mirası bölüştüğünü görmeden o kimsenin iyi olduğunu, o kimseyi iyi tanıdığını
söyleme. Lavater

İyilik; Üç şeyle amacına ulaşır: Acele etmek, gizli tutmak, küçük göstermek. Hz. Muhammed

Kadın, sevilmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil. Oscar Wilde

Kadını güzel yapan Tanrı, sevimli yapan şeytandır. Victor Hugo

Güzel kadın göze, iyi kadın kalbe hitap eder. Birincisi pırlanta, ikincisi
hazinedir. Napoleon

Güzel, iyi ve zeki bir kadın arayan, gerçekte üç kadın arıyordur.

Oscar Wilde

Dünyanın hiçbir mutfağı iki kadın alacak kadar geniş değildir. Sudan A.S.

Kalp kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiç bir faide yoktur. Hz. Ali

Kanaat tükenmez bir hazinedir. Hz. Muhammed

Ne kadar yoksul ve aç olursa olsun kanaat sahibi zengindir. Hz. Ali

Kıskanç zeka bütün güzelliklerin arasından kusurları bulur çıkartır. B. Franklin

Korkacağımız tek şey korku olmalıdır. F.D.Roosevelt

Ne mutlu o kimseye ki, kendi kusurları ile uğraşmaktan başkalarının kusurlarını araştırmaktan alıkoyar. Hz. Muhammed

Her hangi bir alanda iyi liderlik yapabilmenin sırrı altınızdakilere bırakabileceğiniz hiçbir işle vakit
kaybetmemektir. Bernard Shaw

Her ümmetin bir sapıklık konusu vardır. Benim ümmetimin sapıklık konusu da MAL
dır. Hz. Muhammed

Merhamette güneş gibi ol, cömertlikte akarsu gibi ol, tevazu da toprak gibi ol, ayıpları, kusurları örtmekte gece
gibi ol. Mevlana

ALLAH’ın ( kuluna ) merhameti, şefkatli bir annenin çocuğuna merhametinden daha
fazladır. Hz. Muhammed

Mutlu olmanın iki yolu vardır. İstekleri azalt, imkanları çoğalt. B.Franklin

Düşmanlarımıza beslediğimiz nefret, onların mutluluğuna bizimki kadar zarar
vermez. J.Pewtit Seny

Öfke zekanın alevini söndüren büyük bir rüzgardır. Andre Gide

Sirkenin balı bozduğu gibi, öfke de imanı bozar. Hz. Muhammed

Öğrencisini etkilemeden öğretmeye kalkanlar, soğuk demiri boşuna döverler.

Horace Mann

Öğretmek iki kez öğrenmektir. ????

Nasihat; (tecrübe) dünyanın en pahalı mücevheri kadar değerli olduğu halde, genelde çok ucuza
satılır. Hz. Ali

Diliyle öğüt verene değil, davranışı ile örnek olana uymalıdır.

Muhammed B. Halit

Hiçbir zaman öğüt verirken olduğu kadar cömert değilizdir. La Roche Foucauld

İçinizde en akıllı olan, ölümü en fazla düşünen, en kuvvetli olan da ölüme hazırlıklı bulunandır. Hz. Muhammed

Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır. Hz. Ali

Ölüm hiçbir şeydir. Asıl yenilmiş şerefsiz olarak yaşamak her gün ölmektir.

Napoleon

Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir. Roosevelt

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül odur ki, ölmeden ölür kişi.

Y.Kemal

Para iyi bir köle, kötü bir efendidir. A.Dumas Fils

Aşk çok şeyi, para her şeyi yapar. Lao Tse

Parada vefa olsaydı hiç elden ele dolaşırmıydı İran A.S

Sabır ve sebat sevincin anahtarıdır. Hz. Muhammed

Hiç kimse kendisine sabır verilen kimse kadar Tanrı’nın lütfuna uğramamıştır.

Hz. Ali

Kraliyet tacı baş ağrısını dindirmez. B.Franklin

Sağlık istersen çok yeme, saygı istersen çok deme. Türk A.S.

Sanat ekmek peşinde koşarsa alçalır. Aristo Fares

Elleriyle çalışan adam işçi, elleri ve kafasıyla çalışan adam usta, elleri, kafası ve kalbiyle (yüreği) ile çalışan
adam sanatkardır. Goethe

Bir tek düşmanla sık sık dövüşmemelisin, çünkü ona tüm savaş sanatını
öğretirsin. Napoleon

Bir şeyi çok sevmek insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar. Hz. Muhammed

Sırrın senin tutsağındır, onu açığa vurduğun zaman sen onun tutsağı olursun.

Hz. Ali

Cins kedi ölüsünü göstermez. Türk A.S.

Küheylan at çul içinde de bellidir. Türk A.S.

Sözünü tutmanın en iyi çaresi, söz vermemektir. Napoleon

Ne yumruktan ne kırbaçtan iz kalır, insan ölür, arkasında söz kalır.

Yusuf Has Hacib

Uzun sözü maksadını anlatamayan söyler. Mevlana

Susmak insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır. Confucius

Çok defa en güçlü eleştiri; ses çıkarmamaktır. Charles Buslon

Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır. Goethe

Konuştuğuna pişman olanlar çoktur, ama sustuğuna pişman olan yoktur.

Plutarch

Esenlikte olmak isteyen dilini tutsun. Hz. Muhammed

İki şet akla uymaz. Biri söyleyecek yerde susmak, diğeri susacak yerde
söylemek. Ş. Sadi

Şeref; limansız bir adadır. Bir bırakırsan bir daha dönemezsin ????

Şeref, namusun gölgesidir. Çicero

Bütün insanlar seni tanısın ama hiç kimse tam olarak tanımasın. İnsanlar sığ yerini gördüklerinde dereyi
rahatça geçerler. B. Franklin

Çok yaşamak önemli (elimizde) değil ama namımızı çok yaşatmak elimizdedir.

C. Şehabettin

Unun çok olacağına ünün çok olsun. Türk A.S.

Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun belirtisidir.

Voltarie

Herkes benim düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.

Oscar Wilde

Yılanın başını düşmanın eli ile ez. Ş.Sadi

Akıllı insan bütün yumurtalarını bir tek sepete koymaz. Cervantes

Çok tedbirli olanlar pek az şey yapabilirler. ??

Ne derin suya gir ne de hızırı çağır. Türk A.S.

İşten evvel tedbir pişmanlığa yer bırakmaz.

Hz. Ali

Türkler öldürülebilir fakat yenilgiye uğratılamazlar. Napoleon

Umudunu yitirmiş olanın başka yitirecek hiçbir şeyi yoktur. Baise

En iğrenç yalan gözyaşı haline girendir C.Şehabettin

İyilik için söylenen yalan fesat çıkaran doğrudan iyidir. Hz. Muhammed

Yanılmak insanca, bağışlamak kutsalca bir iştir. Alexandare Pope

Hiç yanlışlık yapmayan bir kimse hiçbir iş yapmamış demektir. ??

Uşağım bile olsa yanlışlarımı düzelten efendim olur. Goethe

Sizin içinizde en kötüler; yanlış ve mazereti kabul etmeyenler, kusurları
bağışlamayanlardı Hz. Muhammed

Yaşlanmanın yüzümüzden çok aklımızda buruşukluklar yaratmasından
korkarım. Montaigne

Yenilgi bir umutsuzluk değil taze bir başlangıç olmalıdır. Scuth

Bazı yenilgiler zaferden üstündür. Montaigne

Yoksulluk hiçbir zaman iyi bir pazarlığa imkan vermez.

B.Franklin

Aza sahip olan değil çoğu isteyen yoksuldur. Seneca

Tanrım! Senden başka hiçbir şeyi olmayan ben, senden başka her şeyi olanlara
acırım. Confucius.

Kendi kendini yenmek zaferlerin en büyüğüdür. Epictetos

İnsan hayatı, şeref, namus, dostluk, fırsat ve zaman; kaybettikten sonra aramaya
çalışma. (Birisi)

İki günü birbirine eşit olan insan zarardadır. Hz. Muhammed

Zengin yaşamak zengin ölmekten iyidir. Samuel Jhonson

Gerçek zenginlik mal çokluğu değil gönül tokluğudur. Hz. Muhammed

İmkansız; Yalnız sersemlerin sözlüğünde bulunan bir kelimedir. Napoleon

Eşyanın fiyatını bilmek değil kıymetini bilmek mühimdir. M. Fethullah Gülen

Sakın! Her önüne gelene hikmeti söyleme ki, sana yalancıdır

demesinler. Erzurumlu. İbrahim Hakkı

Ayarı bozuk olanın tartısına güven olmaz. Hakim sinani

Bana benden olur her ne olursa. Başım rahat olur dilim durursa… A.S.

Konuştuğuma çok kere pişman oldum.Fakat, sustuğuma asla… Publis Syrus

Yarım doktor candan yarım hoca dinden eder. Öylesine söylemişler…

Korkak: Tehlikeye düşünce ayaklarıyla düşünendir. Bierce

Ağılda oğlak doğunca derede otu biter… Kaşgarlı Mahmut

Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz W. Churchill

Bakmakla usta olunsaydı köpekler kasap olurdu… A.S.

İlkel insan taştan tahtadan putlara tapar, uygar insan etten kemikten putlara.

Bernard Shaw

İnsan her söylediğini bilmeli fakat, her bildiğini söylememeli. Namık Kemal

Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır. A. Guiterman

Kusuru kendine söylenmeyen adam ayıbını hüner sanır. Ş. Sadi Şirazı

İyi bir başlangıç yarı yarıya başarı demektir. Andre Gide

Elmas yontulmadan insan da yanılmadan mükemmelleşmez. Confucius

İşin güç kısmı adam olmak değil adam kalmaktır. Andre Mazerelles

Tesadüf: İnançsızların kadere taktıkları isimdir. Andre Suares

Adaletin bulunmadığı bir ülkede herkes suçludur. Düverger

Sevilmeyen yol kalabalıkta bile ıssızdır. Tagore

İnsana en güzel sıfatı F A N İ diyen vermiştir. Cenap Şahabbeddin

Körler memleketinde tek gözlüler kral olur. Erasmus

Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa yanlışınız çok demektir. J. Jenkins

İnsanlar anlamadıkları işlerle meşgul olmasalar, dünya büyük bir sessizliğe
bürünürdü İngiliz atasözü

……………………..
Bu kıymetli sözleri değerli dostum Erciyes Kuyumcusu Kayserili Gümüşcü Hacı Ahmet Erciyes (büyük çarşı- ANKARA) toplamış ve bize ikram etmiştir. Biz de sizin bilgilerinize sunduk.

12 Kasım 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç