CUMA SOHBETİ – 21

Etiketler:

Bismillahirrahmanirrahim

Selamün aleyküm

 

 

ALLAH kuldan intikamını yine kul ile alır. Cümle eşya Halikındır insan kul yaptı sanır. Bir yaprak dahi düşse ilmi ledün’dendir. Kendine iyi bak zübdei alem sendedir kainat sende dürülmüş bilinir. İnsanı küçük görmek yanlıştır. İnsanda alem dürülmüş bir haldedir. Zübdei alem=alemlerin özü’dür.

Cahille tarikat mücadelesi yapılmaz. Sadece ondan uzaklaşılır.

Zalimlerden uzak durmakla beraber mücadele de edilir. Zalime (zalim hükümdara) zulmünü yüzüne vurmak çok büyük sevaptır.

Şeytanın en büyük tuzağı kadındır. Bir defa bakmak olabilir, ikinci bakmak kişinin aleyhinedir.(lek/aleyk) Hazreti Rasulüllah Ali Efendimize şöyle dedi: ya ali ilk baktığın lek (senden yana) ikinci baktığın (aleyk) aleyhinedir.

Allah dildeki duayı kabul etmez. Kalpten yapılan duayı kabul eder.

Mazlumun duası reddolmaz. Mazlum ila Allah arasındaki perde kalkar.

Kimseye zulüm yapmayınız. Size yapılan zulme de rıza göstermeyiniz.

Hırstan daha yıkıcı bir fitne yoktur.

Mal bu ümmetin fitnesidir. Fitne: sınanmak demektir.

Salavat, ümmete rahmeti çeker.  …. “ve ala âli” ifadesine dikkat edilmelidir, atlanmamalıdır..

Adapazarı depreminde oradaki alim, imam ve halkın salvatı tam ve çok çekmedikleri müşahade edilmiştir. Ayrıcı fuhuş ve faiz ve fiziki zulmün orada çok arttığı anlaşılmıştır.

İnsan her yaptığına/yazdığına NASİB demeli. Ben yaptım dememeli. Benlik ifade eden şeylerden kaçınmalı. Başkasına ait bir şey ise sahibini hemen söylemeli. Aksi halde hırsızlık olur.

Erkek, karısının sırrını asla başkasına açmamalıdır. Büyük sorumluluk doğar ucu ahirete kadar gider.

 Üç tür rüya vardır. Aynî ile görülen rüya, bunu Allah gösterir ve rahmanidir.

Temsili rüya, bu, melekler vasıtasıyla gösterilir. Örneğin at görmek murattır.

Şeytani rüyalar.

kişinin rüyası kişiyi ilgilendirir. Kötü rüyaları anlatmayınız ve allah’a sığınınız buyurdu hz. Rasulüllah.

Rüya ile amel edilmez. Ancak sabah uyku ile uyanıklık arasında görülen rüyalar sahih olabilir. Ümmeti ilgilendiren rüyaların sahih olması beklenir..

Ümmetim yanlışta birleşmez, Hadis. Siyasi yelpazede ehven-I şerri aramak mecburi olmaktadır.

Bir ahırda inek ve öküz varmış. Öküz demiş ki, çabuk yemini ye de çifte gideceksin demiş. İnek de çabalayan çifte gider demiş.

Atın kazancı eşşek için mi ?

Siyasette daima Allah’ın bir hesabı vardır. Siz sadece sonucun ne olduğundan değil ne yaptığınızdan sorumlusunuz. Namaz kılmayan, ahlakı bozuk ve belli bir dalda uzmanlığı olmayan kişilere oy verilmez. Çoğunluk ahlaksız ise hükümet ahlaksız olur. İslamda şeriatın uygulanması esastır. Meclis şeriatı nasıl uygulayacağına karar verir. İslami bir meclis ictihad yapabilir.

Beşeri ideolojiler, milleyetçilik, liberalizm, sosyalizm, kapitalizm, determinizmin hepsi TAGUT’tur. Hükümleri Allah’ın hükümlerinin yerine geçerek ŞİRKE sebebiyet verir. Bu ideolojilerin yöneticilerinin müslüman olup namaz kılması durumu değiştirmez.

Bir kişi için ülkeyi kurtardı demek de Allah’ın sıfatını insana vermek olur ki bu büyük günahtır.

Hz. Rasulullah’ın Bedir savaşından sonra Allah’ın “Sen atmadın o attı” ayetinden çok etkilendi ve bu savaş için estağfurullah demek zorunda kaldı. Yani Allah bu savaşı ben kazandım dedi. Her savaş bir de siyasi sonuç doğurur. Özellikle bu sonuç da Takdir-i ilahidir. Hiç kimse hiç bir savaşı kazanamaz. Siyasi bir sonuç da doğuramaz.

İnsanların neyi sevdiği konusunda nasıl karar verdikleri çok önemlidir.

İmanı zayıf ailelerde çocuk ergenliğe girerken “ben kimim, kimdenim” demeye başlar. İslam ise tanışsa bile islamı asli değil ikincil tercihe indirir. Örneğin Türkiye’de ise “Ben Türküm” demeye başlar ve bunu tenennüm eden milleyitçi bir partiye gider, kaydolur ve sovenist bir taraftarlık yaparak bir örgüt içinde kendi kişiliğini arar. Bu çocuklardan kişiliği biraz dengeli ve düşünceli olanları ki bunlar öncekilerin yaklaşık yarısını oluşturur, otuzlu yaşlarda yaratılışını düşünmeye başlar. Allah’ın hidayeti bunlar üzerinde yüksektir.

Allah kullarını bir hakim gibi delille yargılar. Bu yüzden insanların yaptıkları kusuru başkalarına göstermeleri ya da anlatmaları yanlış olur. Allah’ın delille yargılaması onun şahit tutmasını önemsediğini gösterir. Bu bir adalettir. Hak yolcusu bu Dünya’ya şahit olarak geldiğini bilmeli ve ona göre davranmalıdır. Malik olarak gelmek dahi yoktur.

Cuma günü cennetlikler cennette Allah’ı seyrederler. Allah Cuma günü 600.000 kişiyi azleder.

Kişi Cuma gününü günahsız geçirirse diğer günlerde günahsız olma olasılığı yüksektir.

Efendimiz Cuma günü bana çok selam ediniz diye, buyurmuştur.

Estağfirullahellezi la ilahe illallahüvel hayyül kayyüm derse günahları affedilir, manası şeriki olmayan hayy ve kayyum Allah’a tövbe ederim demektir.

Kim Cuma namazından sonra İhlas, Felak, Nas surelerini yedi kez okursa gelecek cumaya kadar korunur. Perşembe akşamı kehf suresini okuyan da bir hafta boyunca korunur.

Bir hak yolcusu en küçük sünneti dahi önemsemeye başlarsa bu onun iman ve makamının yüksekliğine dalalet eder.

Azrail, ömrü yaklaşmış bir adama görünür. Adam yalvar yakar biraz daha izin ister. O da peki der. Bir iki yıl erteler. Vakit bitince tekrar gelir. Adam bir uçağa binip uzaklaşmak istemiştir. Şöyle der. “ bak işte benden başka 140 k,işi daha var onlara yazık değil mi?” deyince. O da şöyle der” sen biliyor musun ben o 140 kişiyi nasıl birleştirdiğimi? der.

Katır bir gün at dayısına özenerek at yarışına katılmak istemiştir. Nihayet sahibi bir gün atlarla koşuya katılmasını sağlar. Sonuç hüsrandır ve artık eşek babasını hatırlamak zorunda kalır.

 

 

 

3 Eylül 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 15 (“Kişi sevdiği ile beraberdir” “Özgürlüğün hakikati, kulluğun kemalidir”)

Bismillahirrahmanirrahim

selamün aleyküm

 

Kişi sevdiğiyle beraberdir (Buhari, Müslim)

Ama nasıl???

Ne mutlu kalbinde yüce Allah’ın sevgisinden başka sevgi bulundurmayanlara. O’nun rızasından başka bir şey arzulamayanlara.

 

Her ne kadar görünüşte halkla birlikte olsa ve şeklen onlarla meşgul bulunsa da o kimse Allah cc ile birliktedir.

 

Kalp aynı anda birden fazla muhabbet bağı kuramaz. Bir şeyle kurduğu muhabbet bağı ortadan kalkmadıkça başka bir şeyle muhabbet bağı kuramaz. Arzuladığı ve muhabbet bağı kurduğu bir çok şey, mal, evlat, liderlik, övülme, insanlar arasında üstünlük gibi şeyler aslında tek şeye yani kendi nefsine duyduğu muhabbettir ve her biri bu muhabbetin bir parçasıdır.

 

Kişi bu istekleri kendi nefsi için istemiş olmaktadır. Başkası için değil. Dolayısıyla kendi nefsine muhabbeti yok olanın bu istekleri de yok olur. Bu nedenle, “Kulla Rabbi arasındaki perde, dünya değil, kulun kendi nefsidir” denmiştir. Kul nefsinin arzu ettiği şeylerden kurtulamadıkça, Rabbi arzulayamaz. Ve kalbi Allah’ın muhabbetine açılmaz. Bu durum mutlak fena halinin gerçekleşmesinden sonra zat tecellisine bağlı olarak kazanılır.

 

Bu durumda seven için sevgilinin nimetleri de ezaları da eşit olur. Böylece ihlas meydana gelir. Kişi nimetleri istemek ve ezaları önlemek amacıyla nefsi için Allaha kulluk etmez. Çünkü nimet de eza da farksız olmuştur. Buna “mukarrabin” mertebesi denir.

 

Ebrar kullar ise korku ve ümit ile Allah’a kulluk ederler. Bunlar zati muhabbetin güzel duygularına erişemedikleri için korku ve ümit kendi nefislerine döner. Ebrar’ın iyilikleri mukarrabinin kötülükleri ile beraberdir. Ebrar’ın iyilikleri bir yönüyle iyilik bir yönüyle kötülüktür. Mukarrabinin iyilikleri sırf iyiliktir.

 

Mukarrabin arasında da “beka” halini tamamlayıp “sebepler alemine” döndükten sonra “korku ve ümitle” Allah’a ibadet edenler vardır. ancak onların korku ve ümidi kendi nefislerine dönmez. Bilakis onlar “Allah’ın Rızasını ümit ederek ve gazabından korkarak ibadet ederler. Fakat cenneti nefsani arzuları için değil Allah’ın rızasının bulunduğüu yer olduğu için isterler. Bunların cehennemden sığınmalarının nedeni nefislerinden acıları uzaklaştırmak için değil, Allah’ın gazabının bulunduğu yer olduğu içindir. Çünkü bu kimseler nefislerinin esaretinden hürriyetlerine kavuşmuş ve Allah’ın halis kulları olmuşlardır. Bu rütbe Mukarrabinlerin en üst makamıdır.

 

Bu durumu değerli islam alimi Kuşeyri şöyle özetler. “Özgürlüğün hakikati kulluğun kemalidir” der.

 

Sevgili okurlar,

 

Siz de bir parça da olsa böyle olmaya çalışarak niyetlerinizde bir güzelleşme sağlayabilirsiniz. Unutmayın ameller niyetlere göre anlam kazanır. Ve kişi sevdiği ile beraberdir. Dolayısıyla kimi nasıl sevdiğinize dikkat etmelisiniz. Eğer hala bir takım insanları kuvvetle sevdiğinizi söylemeğe devam ediyorsanız bir şirk içine bile düşebilirsiniz. İnsan olarak sevilmesi gereken ise sadece Hz. Peygamber’dir. Ve onun yoludur.

 

Ya Allah ile beraber olun, yahut da Allah ile beraber olanlarla beraber olun.

24 Nisan 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 1

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Selâmün Aleyküm

                              Hakk yolunda ilerlemek için yapılabilecek bazı mülahazalar:

 

 

-  Cuma günü mübarek bir gün olup, ibadet ve kul haklarında büyük hata olmazsa, iki cuma arasındaki günahlar affolur.

 

- Hırıstiyanlar kainatın yaratılış günü dediler gidip pazarı seçtiler. Yahudiler de cumaertesini seçtiler. Müslümanlar ise Medine’de Hz. Rasulüllah gelmeden toplu namaz kılmak istediler ve bunun için Cuma gününü seçtiler. böylelikle en bereketli doğru günü Müslümanlar bulmuş oldu. Haz. Rasulüllah da bunu doğru bulup uydu.

 

-Bu günde salavatı artırınız buyurdu Rasulüllah

 

-Cuma Müslümanlığı diye bir şey yoktur İslam’da. namaz her gün 5′er 5′er kılınır. kılmayanın borcu affolur diye bir şey yoktur. o ALLAH’a kalmış bir şeydir. Hadis’te ; 5 vakit düzenli kılıp büyük günahlardan ve kuyl haklarından kaçınanlara Allah’ın cennet sözü vardır. 5 vakit kılmayana sözü yoktur. dilerse affeder dilerse azap eder buyuruldu.

 

-       İtikad boyutunda Allah’ın işine karışmayınız. Sizin zulüm gibi gördüğünüz şeyin arkası hayır olabilir. Bu yüzden olayları yargılarken acele etmeyip sonunu bekleyiniz. her gamda bir nimöet, her nimette bir gam gizlidir. Hiç bir şey zuhur ettiği gibi değildir.(Kehf suresinde Musa as ile Hızır as ın yolculuğunu daima hatırda tutunuz.. Her hafta cuma günü bir defa Kehf Suresini okumak kişiyi bir hafta belalardan korumaya vesile olur. Bu sure korku çeken insanlara özellikle küçük çocuklara şifa olarak da okunabilir. Yalnız okuyanın da ağzı biraz temiz olmalı. Okuduğum çocuklar korkudan kurtuldu. siz de gayret edin, Allah duanızı boş çevirmez)

 

-        Seven sevdiğine tabi olur. Allah’ın ve Rasulünun her emrine itirazsız tabi olup yapmaya çalışınız. severek yapamıyorsanız iman kalbininize sinmemiş demektir. Hadisler bu yöndedir. dikkatli olunuz.Dininizi şikayet etmeyiniz. Yapabildiğiniz kadar yapınız. dine güç yetiremezsiniz.

 

-        Allah’ı seviniz. İnsanlara sevdiriniz. Allah’tan korkmak demek onun gazabından korkmak değildir. Allah’a muhabbet edenler Allah’ın muhabbetini kesmesinden korkarlar. İşte korku budur. Ben ömrü hayatımda gençlik dönemimde bir gün günah işledim. Rabb’im bana hiç gazabını göstermedi. sadece sevgisini rahmetini üstümden kesiverdi. O yıllarda da keşfim açık olduğu için bu eksikliği hemen hissettim. Rabb’im bana sırtını dönmüştü. Sevgilimin sırtını dönmesi o kadar çok ağırıma gitti ki yollarda perişan oldum. önce günahımdan dönüp düzenli ve gözyaşlı tövbelerim bir ay sürdü. bir aydan sonra dualarımın kabul olduğunu ve bu durumun sona erdiğini hissettim. bu durum bütün ömrümde bir defa oldu. buna rağmençok çeşitli anlamlar için günde 500 estağfirullah çekerim.

 

haz. Rasulüllah’ın günahsız olmasına rağmen günde 70 veya 100 defa çektiğini hatırlarsanız bunun yalnızca tövbe için olmadığını anlarsınız. hakk yolcuları yükseldikçe benlik zorlamasına uğrarlar. yaptıklarını kendinden bilme eğilimi artar. bu benliği kırmak için estağfirullaha ihtiyaç hasıl olur. bir de günü gününe eşit olmayacak derecede gayret ve ihlaslı olan kişi bugün ilerdeyse dün geride olmuştu. o halde o geriye bir estağfirullah demesi gerekmez mi? 

 

-        Allah’ın adını anmadan peygamberi dahi sevmeye kalkmayınız.

 

-        Allah’a dua ederken kendinizden çok ümmete dua ediniz. Bize verilen özel dua şöyledir. sizler de edebilirsiniz. (Allah’ım, Rahmanım, Sübhanım, Sultanım, Zülcelalim. Ya Rabbi Ümmeti Muhammed, Ya Rabbi Ümmeti Muhammed… diye sadece son tekrar eden kısmı tekrar  edeceksiniz. (100 ila 500 arası olabilir) kendinizi özel duadan biraz geri tutacaksınız. ve Ümmet sözünden 

payınıza ne düşerse ona razı olacaksınız. Bu fakir kardeşiniz şu geçtiğimiz 5 aydır kendisine verilen bu duayı gözyaşı ile yaptı. Hiç kendine dua etmedi. ümmete ettiği duadan ne payına geldiyse ona razı oldu. bundan 15 gün önce Rabb’im beni gökyüzüne çekti. Sonra bir kuşak nur içinde ayak tırnağımdan girip saçlarından çıktı. ve bana bu sağlıktır denildi. bu dualardan ümmete ne fayda ulaştı o bana bildirilmedi. bunun anlamını ümmete aynı iştiyakla dua edebilmem için olduğunu düşündüm. ancak çok faydanı Hakk rızasından sadır olduğunu kalbim söylüyor. bazı sırlar da beraberinde elbette.

 

-        Tevhid; Allah’ın varlığına ve birliğine inanmakla bitmez. Allah’a “Kural Koyucu” olarak “boyun eğmek” de gerekir. Laiklik, Kur-an’ın devlete olan hükümlerini inkâr etmek demektir. Bu durum, Kur-an’ı ve kitaplara imanı inkâr etmek olup, küfür anlamına gelir. Laikim diyen kâfir olur. Bu konu insanlarla konuşulurken aynen söylenmeli, ancak küfür kısmı söylenip kâfir kelimesi söylenmemelidir. Fikir hedef alınmalı fakat şahıs incitilmemeli. Bu prensip bütün konuşmalarda uyulması gereken İslâmi bir kuraldır.

 

-       Her beşerî ideoloji “TAĞUT”tur. Allah’ın görevleri TAĞUT’a verilerek şirk oluşturulur. Bu yüzden kimi sevdiğinize dikkat etmelisiniz. (bazı TAGUT’lar şunlardır. liberalizm, sosyalizm, komünizm, milliyetçilik, kemalizm, batıcılık, ulusçuluk, aşiretçilik, milliyetçi hareket partisi, cumhuriyet halk partisi - bu parti Cehennem partisi olarak görünmektedir ) bunlardan ve bunları savunan partilerden uzak durunuz.  Yukarıdaki TEVHİD yorumunu tekrar okuyunuz.

Mülk O’nundur. O halde Malik de O’dur. Hüküm koyma hakkı da Malikindir. O halde Allah’ın kanunları yeryüzünde geçerli olmalıdır. Kim bu amacın dışında bir amaca hizmet ederse küfre gider. kim başka bir ideoloji içinde yer alırsa TAGUT içinde ŞİRKE gider. Müslümanın bunu bildiği halde bulunduğu yerde İslam’ın, Allah’ın kurallarının geçerli olması için uğraşmazsa (cihad etmezse veya cihad arzusu olmadan) ve öylece ölürse münafıklığın bir şubesi üzere ölür (Hadis)

 

-        Hiç kimse bir ülke kurtaramaz. Allah’ü Teâlâ Bedir Savaşı’ndan sonra “Sen atmadın, O attı” diye ayet indirdi. Hz. Resûlüllah bu savaştan sonra “Esteğfirullah” dedi.

 

 

-       Başka insanların putlarına küfretmeyiniz. Ülkeyi kurtardı diyene kötü söz yok. Daima yapılan yanlışlığa dikkat çekilmeli. İnsanlar karşıya alınmamalı.

 

 

aşık ahi kul ahmed yaptı bu sohbeti

 

19 Kasım 2013
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç