Tevhid şarabın içenler (Gazel)

Bir mürşit elinden tutan,   nasibini her giz alır

Tevhid şarabın içenler,   her giz mest-i elest olur

 

Dost çağrısına gelenler,   huzurda ikrar kılanlar

Nefsine arif olanlar,   Rabb’ine de arif olur

 

Dost ile Pazar kuranlar,   benliğin yere vuranlar

Huzuru hakka duranlar,   ölmeden de önce ölür

 

Kim ki canından geçtiydi,   aşkın badesin içtiydi

Benlik dağından uçtuydu,   ol kim esir değil hürdür

 

Nefs’ne uşaklık etmeyen,   benliğin ardından gitm’yen

İnsan oğlu insan olan,   şol dirilip olan gelir      

 

Canını kurban eylem’yen,   dostun diliyle söylem’yen

Yar ile gönül eylem’yen,   deyin dosttan cüda kalır

 

Dost elinden meyi içer,   mest olur şişeyi kırar

Her bir şeye arif olur,   kendisinden değil bilir

 

Ahmed özünü gizliyor,   her daim yarin özlüyor

Dostun  izini izliyor,   maksudunu anda bulur

 

14 Nisan 2016
Okunma
bosluk

Safa Geldin Ramazan

Ey ramazan ramazan

Safa geldin ramazan

Ey güllerim ramazan

Safa geldin ramazan

 

Çok özledik gelmedin

Recep şaban bekledin

Hayır umar ümmetin

Safa geldin ramazan

 

İlan ettik geldiğin

Çarşı Pazar gezdiğin

Cümle kula dediğin

Safa geldin ramazan

 

Hayır senin elinde

Oruç tutan dilinde

Gazap duymaz halinde

Safa geldin ramazan

 

Aman yedim bozulmaz

Allah verir kızılmaz

İlkin kaza sorulmaz

Safa geldin ramazan

 

Dilim dursun konuşmaz

Belim çeksin karışmaz

Elim haram kokuşmaz

Safa geldin ramazan

 

Kimler oruç tutmazmış

Sokak ayıp bilmezmiş

Tutan ondan utanmış

Safa geldin ramazan

 

Avrat açmış açılmış

Evlat saçmış saçılmış

Sokak şeytan doğurmuş

Safa geldin ramazan

 

İftar ettik elliye

Dua sunduk Hadi’ye

Haydi kullar camiye

Safa geldin ramazan

 

Sofra düzdük ahiye

Hoşaf koyduk tas ile

Güllaç gelsin beriye

Safa geldin ramazan

 

Artsın sofra taşmasın

Niyet halis bozmasın

Kadir Mevlam çok versin

Safa geldin ramazan

 

Çıplak gezip gezinsem

Üç beş kuruş dilensem

Bunla çorba iç’versem 

Safa geldin ramazan

 

Obur paşa yumuldu

Börek çorba kazındı

Tatlı helva yok oldu

Safa geldin ramazan

 

Mahya yandı illallah

Safam olsun hayrullah

Gelen düşsün nurullah

Safa geldin ramazan

 

Haydi yallah camiye

Yedik içtik şükrüne

Kulluk etmek herkese

Safa geldin ramazan

 

Ramazanım ramazan

Sana gönül komazam

Bizi hakka çağıran

Safa geldin ramazan

 

Rahmet doldu taşmaz mı

Gönül yandı coşmaz mı

Nefsim öldü uçmaz mı

Safa geldin ramazan

 

Namaz kılıp duranım

Oruç tutan kullarım

Azad etsin rahmanım

Safa geldin ramazan

 

ahi kul ahmet

10 Haziran 2015
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 16 (Bir güzel ahlak hazinesi olarak oruç)

Sevgili güzel ahlâklı insanlar,

 

Orucun İslam içinde ve Müslümanlar yanındaki değeri konusunda günümüzde bir yıpranmaya uğradığı muhakkak. Bu belki de İslam Alemi’nin içinde bulunduğu fetret devrinden de etkilenmiş olabilir. Her hikmeti akıllı bir sorunun arkasından dinin içinde aramak ve o hikmete binaen amel etmek, kişinin amelinde bir makbuliyeti olur umudundayız. Bu yüzden orucun tek başına hikmetini aramak yerine dinin her alanında bu hikmetleri araştırmak inanın bize daha tatlı gelmiştir.

 

Allah’u Teala neden orucu farz kıldı? İnsan ile ilişkisi neydi? Toplumsal yansımaları neler olabilirdi? Orucun ahlak içindeki önemi neydi? Neden Allah orucu bu kadar önemsemişti? İnanın bunları düşünmek zorundayız.

 

Cenab-ı Hakk kâinatı yaratırken bir Hadis-i Kutsi’de “Ben, bilinmeyi murat ettim (ahpettu = Muhabbet ettim) ve kâinatı ve insanı yarattım.” dedi. Burada ilk görünen şey aşk olarak görünmektedir. Bu aşkın arkasından aşk için yaptığı şeyde de bunu gerçekleştirecek bir ortamı yaratmasıdır. Yani kâinatın ve insanın yaratılması işlemi = .

 

İşte Allah’ın aşk duyması kendi zatınadır. Dolayısıyla Allah bizden kendi zatına sevgi duymamızı istemektedir. Mülk Suresi’nin ikinci ayetinde “Hanginiz daha güzel amel yapacak diye ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” Buyrulmuştur. Buradaki güzel amel bütün İslami amellerin girdiği en büyük torbadır. Öte yandan Zariyat Suresi’nin elli altıncı Ayetinde ise “Ben insanları ve cinleri beni tanısınlar ve bana itaat etsinler diye yarattım” buyrulmuştur. Bu ibadet bir kişinin bütün hayatını fasılasız bir şekilde kapsamaktadır denilebilir. Buna göre bir Müslüman oruç ve namaz gibi zamana ve sürece bağlı ameller yaptıktan sonra da ibadet etmesi gerekir bu ayete göre. O halde bu nasıl olacak dediğimiz zaman islamın şartları kelimesini öncelikle genişleterek unsurları deyip, hem adet olarak hem de süreç olarak ibadetleri bütün hayatımızın içine yerleştirmemiz gerekiyor. İşte ilmi ve ameli sadece cami içinde algılayıp evinde ve işinde islamı terk eden Müslümanlar gibi olmamamız gerekiyor. Her yanlış anlama, kişiyi önce ihlastan, sonra amelden, sonra faydadan ediyor.

 

Dinimizin bir güzel ahlak dini olduğunu unutmamamız gerekiyor. Efendimiz zamanında İslam’ın beş bölümünden biri olan ahlak en üstte yer alırken ne yazık ki bugün en altta yer alıyor. İşte orucun özellikle ahlaki tanımlamalarla beraber anılması onu İslam’ın şartları kavramından güzel ahlaka yükseltmektedir.

 

İnsan, aklı “aklı selim “ olarak çalışmaya başladığında neyin doğru neyin yanlış olduğunu üç aşağı beş yukarı bilir. Sorun olan şey, iradenin kullanılması sırasında bir takım duygu ve ön yargıların devreye girmesidir. İbadetlerin amacı kişiye bir tercih yaptırmak olmayıp kişinin kendi tercihini yaptıktan sonra iradesini güçlendirmek amacıdır. Ahlakın uygulama esaslarından var olan duyguları da törpülemesi orucun ahlak düzenleme özelliğini artırır Kişinin kendi ön yargılarının, korkularının veya meyillerinin farkına vararak bunları bilinçli bir şekilde islah etmesi, ibadetten beklenen faydayı artırır. Sorun olan şey aklı selimin emrettiğini kişinin irade edebilmesidir. Gerçekten nefisle mücadele dediğimiz şey ahlaki bir sorgulamadır. Bu sorguyu ibadet eşliğinde iyi yapan insanlar, güzel ahlaka ulaşabilen insanlardır. Namazın da münkerden nehyettiğinin belirtilmesi bir davranış düzeltmesi olarak ön plana çıkar. Sonuç, yine bir ahlak sorunudur

 

Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’ndeki Ayet’lerde ifade edilen “nefsin ıslahı” mevzuu doğrudan doğruya kişinin ahlaki kazanımları yönünden de önemlidir. Bu yüzden oruç ağırlıklı olarak güzel ahlakın hazinesidir diyebiliriz. Bu hazineyi güzel tutup güzel faydaya dönüştürmek her Müslüman’ın amacı olmalıdır. Zira Allah rızası kavramı bu ibadet içinde çok önemli bir yer tutar. Günümüzde Müslümanların bir kısmının geleneksel tarzda oruç tuttuğu rastladığımız gerçekler arasındadır. Zira kişi dinin direği olan namazı kılmamakta ancak ramazan orucunu tutmaktadır. Bunu başka türlü izah etmek gerçekten zor görünüyor. Ancak ümit ederiz ki riya olarak başlanan bir ibadetin zamanla İhlas’a dönüşmesini ümit ederiz. Oruç ibadetinin ramazan ayı bereketinin içine konulması onun tutulmasındaki kolaylıktan sağlanacak faydaya kadar güzelliğini artırmaktadır. Gerçekten Ramazan Ayı’na ulaşıp da affedilmemeyi beceremeyenin burnu sürtülsün.

 

Kayserilinin ineği hastalanmış. İyi olursa 10 gün oruç tutarım demiş. İnek sabaha iyi olunca 10 gün oruç tutmuş. Fakat 11. Gün inek ölmüş. Rabb’inin karşısına geçmiş başlamış konuşmaya. “zannetme beni kandırdın. Önümüz oruç 10 gün eksik tutarım. İneği de kurbana sayarım” demiş..

 

 ahi kul ahmede nasib oldu

6 Mayıs 2014
Okunma
bosluk

CUMA SOHBETİ – 15 (“Kişi sevdiği ile beraberdir” “Özgürlüğün hakikati, kulluğun kemalidir”)

Bismillahirrahmanirrahim

selamün aleyküm

 

Kişi sevdiğiyle beraberdir (Buhari, Müslim)

Ama nasıl???

Ne mutlu kalbinde yüce Allah’ın sevgisinden başka sevgi bulundurmayanlara. O’nun rızasından başka bir şey arzulamayanlara.

 

Her ne kadar görünüşte halkla birlikte olsa ve şeklen onlarla meşgul bulunsa da o kimse Allah cc ile birliktedir.

 

Kalp aynı anda birden fazla muhabbet bağı kuramaz. Bir şeyle kurduğu muhabbet bağı ortadan kalkmadıkça başka bir şeyle muhabbet bağı kuramaz. Arzuladığı ve muhabbet bağı kurduğu bir çok şey, mal, evlat, liderlik, övülme, insanlar arasında üstünlük gibi şeyler aslında tek şeye yani kendi nefsine duyduğu muhabbettir ve her biri bu muhabbetin bir parçasıdır.

 

Kişi bu istekleri kendi nefsi için istemiş olmaktadır. Başkası için değil. Dolayısıyla kendi nefsine muhabbeti yok olanın bu istekleri de yok olur. Bu nedenle, “Kulla Rabbi arasındaki perde, dünya değil, kulun kendi nefsidir” denmiştir. Kul nefsinin arzu ettiği şeylerden kurtulamadıkça, Rabbi arzulayamaz. Ve kalbi Allah’ın muhabbetine açılmaz. Bu durum mutlak fena halinin gerçekleşmesinden sonra zat tecellisine bağlı olarak kazanılır.

 

Bu durumda seven için sevgilinin nimetleri de ezaları da eşit olur. Böylece ihlas meydana gelir. Kişi nimetleri istemek ve ezaları önlemek amacıyla nefsi için Allaha kulluk etmez. Çünkü nimet de eza da farksız olmuştur. Buna “mukarrabin” mertebesi denir.

 

Ebrar kullar ise korku ve ümit ile Allah’a kulluk ederler. Bunlar zati muhabbetin güzel duygularına erişemedikleri için korku ve ümit kendi nefislerine döner. Ebrar’ın iyilikleri mukarrabinin kötülükleri ile beraberdir. Ebrar’ın iyilikleri bir yönüyle iyilik bir yönüyle kötülüktür. Mukarrabinin iyilikleri sırf iyiliktir.

 

Mukarrabin arasında da “beka” halini tamamlayıp “sebepler alemine” döndükten sonra “korku ve ümitle” Allah’a ibadet edenler vardır. ancak onların korku ve ümidi kendi nefislerine dönmez. Bilakis onlar “Allah’ın Rızasını ümit ederek ve gazabından korkarak ibadet ederler. Fakat cenneti nefsani arzuları için değil Allah’ın rızasının bulunduğüu yer olduğu için isterler. Bunların cehennemden sığınmalarının nedeni nefislerinden acıları uzaklaştırmak için değil, Allah’ın gazabının bulunduğu yer olduğu içindir. Çünkü bu kimseler nefislerinin esaretinden hürriyetlerine kavuşmuş ve Allah’ın halis kulları olmuşlardır. Bu rütbe Mukarrabinlerin en üst makamıdır.

 

Bu durumu değerli islam alimi Kuşeyri şöyle özetler. “Özgürlüğün hakikati kulluğun kemalidir” der.

 

Sevgili okurlar,

 

Siz de bir parça da olsa böyle olmaya çalışarak niyetlerinizde bir güzelleşme sağlayabilirsiniz. Unutmayın ameller niyetlere göre anlam kazanır. Ve kişi sevdiği ile beraberdir. Dolayısıyla kimi nasıl sevdiğinize dikkat etmelisiniz. Eğer hala bir takım insanları kuvvetle sevdiğinizi söylemeğe devam ediyorsanız bir şirk içine bile düşebilirsiniz. İnsan olarak sevilmesi gereken ise sadece Hz. Peygamber’dir. Ve onun yoludur.

 

Ya Allah ile beraber olun, yahut da Allah ile beraber olanlarla beraber olun.

24 Nisan 2014
Okunma
bosluk

Son saltanat…

Ömür verdin hıtamı sen Allah’ım

Can uçar halden yana sen Allah’ım

 

Emaneti vermek mi zahmetinde

Sen ile kolay kıla yar Allah’ım

 

Canım gayrıda bedenim ayrıda

Bir namazlık saltanat kıl Allah’ım

 

Aczimden fakrım çıka bir uzunca

Rabbim hazanımda sorma Allah’ım

 

Yedi adımda kabirim seyranda

Kim kimi sorgu ede gör Allah’ım

 

Yakından gelmiş iken söz beyanda

Kara günün mizanı sen Allah’ım

 

Ahi kul Ahmed nefse çattığında

Mahşer saydı ölmek kastı Allah’ım

 

AÇIKLAMA:

-Bu beyitler kişinin kabre konması ile ilgilidir. canın gayrıda olması onun Allah’ın esmai hüsnasının tecellisinde olduğunu gösterir. bedenin ayrıda olması ruhun bedenden koptuğunu ifade eder.

-Bir namazlık saltanat cenaze namazıdır.

-Aczimden fakrım çıka demek,  aczini bilerek tevazuyla ömrünü bitiren kişinin ölünce fakre yani yüksek bir mertebeye kavuşacağını ifade eder.  bir uzunca kabre uzanmak  kastedildi.

-Yedi adım demek, kabir başına gelenlerin ayak seslerinin artık duyulmayacağı mesafedir, yani dönüp gitme sayılan uzaklık.

-Kim kimi sorgu etmek demek, etrafımdakilerin terkinden sonra melekleri kabirdeki imanlı müminin sorgu etmesi demektir ki büyük bir imanla ancak olabilir.

-Yakından gelmek demek, melekler uzaktan geldiği için ölen yer üstünden hemen yer altına yani yakına geldiği dolayısıyla RABBini unutma ihtimalinin meleklere göre daha az olduğunu ve dahi bilenin sorgu etmesi gerektiği anlatılmak istenmiştir. bunun için sorgu değil beyandaki bilinen söz konuşulmalıdır.

-Ahi kul ahmedin nefse çatmasının arkasından bunun nefsin ölme derecesine gelmesini dünyada kemali elde etmesine bağladı ki bu hal ile mahşere gitmenin güzel olacağını arzuladı. böylece şiirin önceki beytlerinde söylenen bütün hususların da ancak bu şekilde münkün olabileceği de söylenmiş  olmaktadır.

 

Aşık ahi kul ahmede birazını yaşayarak yazmak nasib oldu.. 

17 Mart 2013
Okunma
bosluk

Boyunda urgan iniler (Varsağı)

Be gardaşlar bre canlar

Irakta  iller iniler

Yol eylerim yar elini

Yollarda taban iniler

 

Ararım erler meydana

Sözünü söyler cihana

Bahası canlar yarana

Fetada  kullar iniler

 

Eylerim diller tadlısı

Küserim yarin kakısı

Dünyayı veren kadısı

Tapuda ben’ler iniler

 

Eser seher yeli eser

Gonca güller naza düşer

Bahar yaza ağıt düzer

Mizanda gözler iniler

 

Yarimden ırak düştüğüm

Canandır canı yazdığım

Astılar boyun büktüğüm

Boyunda urgan iniler

 

Hay felek senin elinden

Çeker oldum çeker oldum

Bu dünya nefse yaranım

Azapta canım iniler

 

Çağlar idim katre katre

Ulaştığım aşktan yane

Bir o yane bir bu yane

Irmakta taşlar iniler

 

Arap atlı Burak sormaz

Vara gide yele  bakmaz

Onbeşinde kıza sormaz

Kucakta  kızlar iniler

 

Be çağlayan Kızılırmak

Haram ettin gelin olmak

Alay alay yuttun nitmek

Kaderde yazan iniler

 

Koç yiğidin yürek yağı

Erir gider gozel çağı

Kimi algın kimi çalı

Güzelde yanan iniler

 

Namerde boyun eğmedim

Yoluna hem kul varmadım

Öldüm öldüm de demedim

Göğüste figan iniler

 

Ayrı düştüm yar elinden

Sala verdim kul dilinden

Üçe sattım beş yolundan

Tartıda güman iniler

 

Al geymiş zalim el görsün

Bir olmuş zulüm yar bilsin

Kim olmuş canım el duysun

Cihanda mahsun iniler

 

Bahar sazı gül üstüne

Aça durur gül eline

Ben’i yiter Hakk yoluna

Alemde kulun iniler

 

Ahi kula Ahmed yazsın

Yazgı diye aşık ölsün

Bir aşığa cihan ağsın

Kefende  kalan iniler 

 

 

EN SON KITANIN AÇIKLAMASI: Ahi kula Ahmet yazsın demek Ahmet Peygamber Efendimiz bize yani Ahi kula yazsın yani Ahirete davet etsin demektir bir mana olarak, ikinci mana ise aşığın benliğini öldürmesi demektir ki akabinde başına cihanın ağması ölen benliğin çok insana ulşaşmaya vesile olacağıdır ki bunun da arkasından kefenin gelmesi dünyada yaşarken onu terketmektir ve ölü gibi yaşamaktır.

Bu yazgının peygamberden gelmesi vesilenin yüksekliğini gösterdiği için aşık buna asla itiraz etmez edemez. bu davet gereği aşık yani biz ölelim. bir aşık olarak tek olalım yani tek dünya olacak bir ağırlık —aşık bütün dünyada gezer ve görev alır—ve gayrette olalım ve cihan cenaze namazı için başımıza ağsın yani toplaşsın. ikinci manası ise ölü gibi tepkisiz olan birisinin takvası artar ve bütün cihanı başına toplayabilecek hale gelir.

kefende kalan iniler demek insan öldükten sonra mezarda ilk sorguyu verir vermez uçar gider ve Allah’ın takdir ettiği yüce bir mevkide yerleşir, cennetteki makamını da seyreder ve yakınlarını geçtim de ne demek, ümmeti Muhammed’in önemli olaylarında kurtarıcı olarak görev alır (deprem kaza ve toplu felaketlerde bir çok insanı uzaklaştırır. o sırada kalbi açık olanlara görünebilir silüet olarak, bazen de kişi olağanüstülüğü görür fakat anlam veremez.) ölmek üzere olan müslümanlara sekerat halinde dua etmeye gelir ki o kişi canını kolaylıkla ve imanla versin diye —Yaklaşık bir ay önce ölmek üzere olan bir müslümana gittiğimi hatırlıyorum– büyük belaların ümmete gelmemesi için dua etmeye devam eder.

Savaş anında ümmetin yanında bizzat savaşa katılır ve savaşanlara yardım eder. savaş zamanında savaşa giderken mezarın başından yerden göğe doğru vızıltılar gelir. bu sesleri kalbi açık olanlar çok rahat duyar. riya olmamak kaydıyla biz bunların birçoğunu aynen gördük de sizin imanınız artsın diye buraya yazdık. Kefenden uçanlar böyle olduğuna göre kefende kalanlar uçamıyanlar olur ki bunlar Allah muhafaza günahkar olup kabirde kefen içinde azap görenlerdir. işte kefende kalanın inilemesi budur.

 

aşık ahi kul ahmede yazmak ve yaşamak nasib olmuştur..

21 Şubat 2013
Okunma
bosluk

Eyle bizi..

İlahi canan evine

Girenlerden eyle bizi

Yarın aşktan cemalini

Görenlerden eyle bizi

 

Mahşerde Hakk’ın gölgesi

Nice yürekler paresi

Allah’ın ol divanesi

Olanlardan eyle bizi

 

Ya Rahimi ya Kerimi

Kimse bilmez ihsanını

Hakk’sın gül, gül didarını

Görenlerden eyle bizi

 

Arşın gölgesinde seyran

Hamd sancağında püryan

Firdevs cennetinde selam

Kullarından eyle bizi

 

Bu dünyada kamu alem

Düşer kalkar nice bir dem

Mizanlarda rıza ilen

Geçenlerden eyle bizi

 

Daim koştur Hakk yoluna

Talma dünya metaına

Sağ eliyle beratına

Varanlardan eyle bizi

 

Ahi ahmed yanar durur

Defterini açar görür

Hakk didarın hoşca bilir

Sağcılardan eyle bizi

 

Ah eyledim vah eyledim

Muhammed’e yol eyledim

Ümmetine can peyledim

Uyanlardan eyle bizi

 

Bir alime sorsa idim

Nefs elimden yılsa derdim

Sevaplara dönse suçum

Selamette eyle bizi

 

Ahmedim sen de varırsun

Hallerin anda görürsün

Kara yüzle ne idersün

Ak yüzlerden eyle bizi

 

Hakka yüzler sürüp de gel

Muma dönüp sızıp da gel

Muhammede uyup da gel

Ümmetinden eyle bizi

 

Rahmet yeli kesilmesin

Gaflet ile uyunmasın

Ümmet yolu şaşırmasın

Doğrulardan eyle bizi

 

Birliğini bir eyleyen

Fakirini yol eyleyen

Ümmet için koşuşturan

Canlarından eyle bizi

 

Ahmed miskin bir gün ölür

Canımı ol veren alır

Tenim buradadır kalır

Uçanlardan eyle bizi

 

İmamların Kuran okur

Müezzinler ezan okur

Cümle duyan sorgu olur

Bilenlerden eyle bizi

 

Nefsim ile savaşırdım

Taşı nedir bilmez idim

Az ye az uyu sır bendim

Tutanlardan eyle bizi

 

Gün doğarken çıktım yola

Yoldaşım gel Kuran ola

Salavatı önden sona

Diyenlerden eyle bizi

 

İşim aşım Rahman ile

Kuran okur diller ile

Rahmeti Muhammed ile

Alanlardan eyle bizi

 

Mekke’de güzel Kabe’yi

Medine’de Muhammed’i

Arafat’tadır vakfeyi

Duranlardan eyle bizi

 

El kaldırıp amin diyen

İhram bezin bele geren

Allahümme lebbeyk ilen

Hacılardan eyle bizi

 

Hacılarla deve kessem

Şeytanları taşa tutsam

Saçlarımı kazıtırsam

Günahsızca eyle bizi

 

Zemzem içsem kana kana

Kurban olsam Hakk Teala

Derviş olup yansam sana

Aşk od’unla eyle bizi

 

Helal haram katma sakın

Kanaatle rıza yakın

Sofranıza dua katın

Berekette eyle bizi

 

Ahmet içun ömür selam

Aşksızlarla sohbet haram

Ariflerle uçmuş olam

Kullarından eyle bizi

 

 

(şiirde geçen Muhammed isimleri için lütfen bir defa salavat okuyunuz.)

Allahümme salli ala muhammedin ve ala âli muhammed

 

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

15 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Gönülle onmaz işler

Deli gönül gel hele

Gezelim senin ile

Şöyle bir yol uy bene

Gezelim senin ile

 

Gel şimdi dosta varak

Her ne derse yaparak

Sabah akşam bilişek

Bilişek senin ile

 

Uyma şeytan sözüne

İman ister ardına

Gel dostların yanına

Varalım senin ile

 

Söyle sözün kavisin

Aşka düşmüş nevisin

Şol Muhammed nebisin

Uyalım senin ile

 

Bağu bahçe gülleri

Hem de şol gönülleri

Irak olmuş elleri

Derelim senin ile

 

Akar gönül alçağa

Varır gider ummana

Hele canı canana

Katalım senin ile

 

Yaran ol dosttan yana

Dost kimdir candan yaza

Hoş  sevi kuldan çala

Çalalım senin ile

 

Gidelim ilden ile

Hem gönülden gönüle

Hepisinin dengi ne

Çekelim senin ile

 

Biz bu aşkın od’ına

Yanalım önden sona

Ya vedüd çerağına

Ölelim senin ile

 

Ya Allah çığır bana

Yazadur senden yana

Aşıklar namazıma

Duralım senin ile

 

Ecel oku erdi de

Ömrümüzü yirdi de

Hakk’la Pazar itti de

Kabulüm senin ile

 

Söyle sözü beride

Aşşa dur ha edeple

Zalim nefsi kal’ada

Yıkalım senin ile

 

Zahirden batına var

Varından yoğunu gör

Sadıktan hay dosta er

Erelim senin ile

 

Bir uluya varalım

Tevbe nazar kılalım

Buğday himmet seçelim

Meramım senin ile

 

Ulu kişi hangi ne

Gönül sırrı engine

Adlarımız deliye

Çıkarak senin ile

 

Şeriat kıldan ince

Tarikat yoldan nice

Hakikat marifete

Banayım senin ile

 

Cahil idim evvela

Cehli yudum horluğa

Marifeti uçmağa

Verelim senin ile

 

Ahi ahmed halini

Aşkı yıkmış bendini

Ömür yetmez harcını

Karalım senin ile

 

 

aşık ahi kul ahmed

10 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Hay…

Yüce Rahman’ım

Kulluk fermanım

Bende nihanım

Hay demek ister

 

Sadığım sözden

Baktığım gözden

Yandığım közden

Hay demek ister

 

Ağzımda dilim

Dilimde  sözüm

Çaldığım sazım

Hay demek ister

 

Kulluğum sana

Söyletme bana

Umduğum “bela”

Hay demek ister

 

Nicedir bela

Başadır daha

Şeytana niza

Hay demek ister

 

İşler nefsinden

Ağlar ardından

Tevbe kapından

Hay demek ister

 

Şeriat başa

Tarikat yola

Hakikat bu ya

Hay demek ister

 

Dost ide makul

Eyleşir melül

Söylenir behlül

Hay demek ister

 

Baharda açar

Güz olup düşer

Bir ömür geçer

Hay demek ister

 

Eller içinde

Canan olunca

Hakk’ın uğrunda

Hay demek ister

 

Dünyada ölen

Sıratı geçen

Mahşerde gülen

Hay demek ister

 

Dertlere derman

Aşığa ferman

Mansur’a asan

Hay demek ister

 

Ömürler bitti

Hayaldi yitti

Salası şimdi

Hay demek ister

 

Tevhid yolunda

Benden geçince

Baha ölünce

Hay demek ister

 

Aşık postunda

Ahmed olunca

Güller nazınca

Hay demek ister

 

 

aşık ahi kul ahmed

9 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Hakk sorar; Harc etsem; Dostlar; Hakk; Hakk bilir; Meydana gelsin; Ya Rabb; Aptallar şiirleri topluca..

Hakk sorar

 

Bir keme çerağım var        

Bir hüsnü meramım var     

Bir Hakk’a niyazım var       

Bir Hakk sarar ol beni           

 

Ne ettin neler ettin

Kim hakkın tükettin

Ol edebin terkettin

Bir Hakk sorar ar beni

 

Kimse bilmez nettiğim

Akıl ermez gittiğim         

Onca yolun teptiğim          

Bir hal olur ser beni

 

Harc etsem

 

Bin yıl ömrüm olsa     

Harc edeyim sana          

Her ne derdim varsa    

Derc edeyim sana           

 

Her ne lezzet varsa          

Can tadın eresin               

Kim varmaz yadına          

Yavandır düresin        

 

Her ne can bilirse           

Hak yoluna varırsa          

Sencileyin ölse             

Düğünler edesin         

 

Dostlar

 

Dostları hak bildirir  

Hak bir gönül işidir   

Kim benliğin öldürür 

Ferman kimin hal kimin

 

Garibim yol giderim        

Şunca yolda ölenim           

Kim garibe sölemim        

Derman kimin hal kimin  

 

Denizleri aş da gel       

Hak gönüle baş da gel  

Kim benliğin yırt da gel 

Nefsin kimin kul kimin   

 

Söyler sözün ar bulunmaz    

Kemter kulun fer bulunmaz 

Ağlar gözün yaş bulunmaz  

Silsin kulun hak kimin          

 

Ben bir Türk evladıyam        

Şehit Ahmet yadıyam           

Toprak aldı yatıyor             

Dedem gibin dost kimin        

 

Hakk

 

Hak demeye sözüm var         

Haktan ayrı neyim var          

Bir şuncacık canım var         

Bir hak alır ol onu.                

 

Söz açtım Haktan yana          

Ah ettim Haktan yana           

Kim dedi önden sona             

Bir Hak ile var beri                  

 

Hakk bilir

 

Kimse bilmez fak’rimi

Seda etmez derdini

Ol fakirin kahrını

Hak ile yezdan bilir

 

Benim sana vardığım         

Yoktan hırka giydiğim       

Kul ahmetin nettiğin            

Hak ile yezdan bilir             

 

 

 

Meydana gelsin

 

Herkesi dost bilirim             

Dostlar meydana gelsin       

Her gizi dost bildirir            

Sözler meydana gelsin       

 

Er kişi ki gizlidir               

Olan meydana gelsin

Ham iken harda pişip

Yanan meydana gelsin

 

Sözün tartısın ala                  

Sohbeti yav’sun kıla              

Her gizi dostu ile                   

Olan meydana gelsin             

 

Emmarenin emrinden              

Şeytanının şerrinden                

İkisinin denginden                   

Kaçan meydana gelsin             

 

Dosdoğru hakka vara              

Kalp o ki hakkı göre               

Er kişidir alçakta                     

Duran meydana gelsin

 

 

 

Ya Rabb

 

Ya Rabb  kadrini göster          

Kadr ile şadın göster              

Şad olmuş yüreğim                

Aşk ile seni özler                    

 

Aşık olan aşıklar

Maşukun arzular

Kul olmak dileğim

Zikr ile seni özler

 

 

Aşık  olan kişi               

Akar gözün yaşı            

Ol Haktan her  işi          

Aşk ile çağlar                

 

 

Aptallar

 

Sevenlerin dikkatine        

Her ne yazdık rahmet ile   

Ol yazılarda mercekle        

Sır bulan meydana gelsin           

 

Her sözümüz doğru idi

Dosdoğrusu Haktan idi

Bugünlere ışık idi

Bilenler meydana gelsin

 

Kim gönlünü açmış ise     

Aptalara püryan olsun         

Kuş dilini ötermiş ki             

Aşka kim Süleyman olsun         

 

Aptal dedim di kızdılar            

Hakktan dedim di bıktılar        

Yoktan verdimdi sattılar      

Köşke kim şadırvan olsun        

 

Aptallık Haktandır dedik        

Bahası yoktandır bulduk

Eyi dedik size onluk

Seve kim cananın olsun

 

Aptalların şanı çoktur         

Cümlesi de bir bir hoştur        

Sözümüz bir sevi yoldur      

Aptallık bu namım olsun          

 

Ne diye darıldınız bilmem 

Hak söyletir aptal  nedem    

Ben bir aptal olsam kızmam       

Kızanlar da aptal olsun    

 

Şimdi bişi bilmez olduk       

Heç bir şeyi demez olduk     

Dediklerimiz eskidir          

Sayenizde görmez olsun

 

Çok ettiniz de aklıma              

Bir nicedir de halime               

Dost bilirim şol kimine              

Bir nicedir görmez olsun   

 

Kimse sormadı nedir diye  

Çaldı aklım, ahım diye      

Bunlar aptallara hediye       

Bir sevgidir yanmaz olsun   

 

 

aşık ahi kul ahmede 2002/2005 te nasib olmuştu.

 

13 Mart 2012
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç