Bir Muhammed (sav) (Kutlu doğum haftasına hediyedir) (Namaz kılıp bu yazıyı okuyana şifa olur inşaallah)

Muhammed geldi Arap’tan aleme

Tarikat yolu edepten cemale

 

Hakikat ister insanı bilmeğe

Benzemez canı canandan ölçmeğe

 

Bilmek için kimde karar eyleyem

Kim aşkına Hakk’ta canım neyleyem

 

Yer ile yeksan bu cana kahrındır

Bir zelzele kıl bu cana dehrindir

 

Rahmet eyler bilmek kastı kulundan

Vermek diler sonsuz yadı şanından

  

Bir Muhammed dilesem bin canı var

Bir Amine dercolur bin şanı var

 

Bir Abdullah bilinir er yolundan

Ol Mahmud görmedi anı canından

 

Muhammed’e verdi dede yarından

Aç mı açık mı komaz dem varından

 

Bir dede Abdülmuttalip söylenir

Gönüller türabı bir can eylenir

 

Haşim idi ol dedeler sülbünden

Bir nesil ki temiz kıldı yolundan

 

Saydım dörttür Abdülmenaf oğuldan

Gönüllere saflık verir nazından

 

Nesli Mahmud bilmek eydür ceddini

Sekiz cennet selam durur gezgini

 

Yedi yaşında amcaya verildi

Korumağa canından gül derildi

 

Sev dedi gönlüm ah ile canından

Kim eyler beni can kulu sadrından

 

Bin eyler biri çerağı zarından

Bir söyler efradı anın bağrından

 

Gel, gel, gül ol da gel canın mihrabı

Kim kılar bir namazlık saltanatı

 

Ahım cevri sarmıştır önden sona

Baha kılmak garazdır canı kana

 

Canım sundum Leyla bilmezmiş “bela”

Mecnun faslı ölmez titrermiş vera

 

Bir Ebu Talip Ali’ye babadır

Cümle Arap cem’i saya nicedir

 

Her bir iş sorulur Ebu Talip’ten

Seyrede Muhammed anı talipken

 

On yedide bir Muhammed kemale

Hatice görmeğe nazı kinaye

 

Bir şahin ola avına Muhammed

Ağıt kılar bir Hatice Muhammed

 

Gönüldür katlı yanarmış Hatice

Muhammed’in yangısı kul deminde

 

Önden sona diler anı Allah’tan

Muradın şem’i yanmaz mı kaderden

 

Gel gör ki Hakk ne işler eylermiş

Kim devedir  Muhammed can bakarmış

 

Çaker oluptur Rasul Hatice’ye

Almak kastı bu sebeptir görmeğe

 

Hatice’ye baht Muhammed olmuştur

Rasulün baçına inci saçmıştır

 

Kırk eyledi yaş kemali bulmağa

Anda geldi vahyi kelam yetmeğe

 

Muhammed’i sultan kılıp seçermiş

Yar eyleyip hem gönlüne koyarmış

 

Allah yazdırır Rasulün işini

Nice alem iman eyler nasibi

 

Rasule imame kılmak başından

Kemal ile otuz üç bin ardından

 

Hizmetkar olmak nice arzudur kim

Edeple izzet eyler kânıdır kim

 

Kim yetimdir gele Rasul dizine

Gariplik Hakk’tandır deyu nazına

 

Ol merhamet sadır oldu Rasul’den

Dileği safa buldu bin gönülden

 

Yetim kılmış Rasulü ol babadan

Hem yetim hem garib yettim haneden

 

Her kim yetim olmuş nice yanıma

Has ümmet eylerem anı yadıma

 

İncitme yetimi incitir Allah

Garibe dağ etme görendir Allah

 

Yetim olmak cihanda kim ezile

Garib derler kimine zor düşüle

 

Garib kıldım kim riyasettir işi

Hay dedim canan dedi garib kişi

 

Garibler çetenesi Hakk katında

Sabah akşam sorar anı zatında

 

Allah’a kim arslandır gel Ali’yem

Küffarı kırar şanı zülfikarem

 

İman Hakk’a güzel davet kılasın

İslam’a kuvvet verdin can olasın

 

Kim mü’min olmuştur alıp gelesin

Küfrü kaim olana dik durasın

 

Elde kılıç düldül çeker erleri

Kafir olmak züldür gayri kimleri

 

Elde Zülfikar Ali’de yamanmış

Kırk arşına kılıç salmak imanmış

 

On sekiz oğlan var idi Ali’den

Hangisidir büyük tuğlu Âliden

 

İslam için kanlar yutar Ali’ler

İslam tuğun sıkı tutmuş âliler

 

Ahi ahmed garipliğe düşmüştür

Rasul evladına nice yazmıştır

 

Kul olmak Ahmed karından gelirmiş

Zül olmak şeytan harından denilmiş

 

Nice ins var etti cehennem karı

Var nice kul yar etti cennet yari

 

Gel imdi ahmedim kul düş yarine

Yaran saymaz imiş dünya dönmüşe

 

Nice kullar yaran olur arşına

Gayrin bilmez kulum düştüm zatına

 

Bilmez idim Hakk’tan fehim niyaza

Nuru şevkin vurur oldu nazara

 

Ben yanmasam kimler yanar mahına

Yudum gönlü gel gir ağlar yadına

 

Söze mihrap sensin coşar manalar

Bu aşıklık senden oldu duyalar

 

Yetti gari ahmedim bu veraın

Selam oldu aleme bu meramın

 

Gariplere yetim ol hem canınla

Her birin görmek dile sen varınla

 

Hakk Teala nasib kıla cenneti

Selam üzre kabul göre yetimi

 

Ahi kul ahmed niceye fedadır

Şefaat etsem binlere azaddır

 

Rahman’a Rahim çaldım bin felahtır

Şeytana kulluk bin adım ezadır

 

Ahmedim sen de olmadın vareste

Hakk çağıra anda denkle gül deste

 

Kim nemaz üzre okur bu yazıyı

Şefaat kıla ahmedler kişiyi

 

(Bu son beyit namaz kıldıktan bu yazının okunması halinde

şefaat dese de bu dünyadayken dertlerinize çare duasına dönecektir.

Şefaat hakkınız ise bakidir bi iznillah. Ahmedler şunlardır:

-Peygamber Efendimiz Ahmed (sav)

-Hoca Ahmed Yesevi (Allah Rahmet Eylesin)

-Bir de bu fakir kardeşiniz Aşık ahi kul ahmed (İlahi aşkı çok ve faydalı olsun)

Şifa Allah’tandır.)

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib oldu elhamdülillah

6 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Elhamdülillah..

Kuru idik yaş olduk

Kanatlandık kuş olduk

Birbirimize eş olduk

Uçtuk elhamdülillah

 

Vardığımız illere

Şol sefa gönüllere

Muhammedî sünnete

Saçtık elhamdülillah

 

Ayak idik baş olduk

Can idik canan olduk

Kefi ile nun bildik

Ol’duk elhamdülillah

 

Dertliyken derman bulduk

Hastayken şifa bulduk 

Ağlarken yahşi olduk

Olduk elhamdülillah

 

Ömür sürdüm illere

Var nice gönüllere

Ahiri hurilere

Vardık elhamdülillah

 

İkra dedim halime

Şol bahçemiz güllere

Bu aşkı nesillere

Verek elhamdülillah

 

Cahil idik yıkandık

Alemlerle horlandık

Cehli arif eyledik

Olduk elhamdülillah

 

İman ile şeriat

Bir dost ile tarikat

Hepisinden hakikat

Mar’fet elhamdülillah

 

Günler yiter tamamdır

Geri gelmek muhaldir

Senden yana dönendir

Kulum elhamdülillah

 

Candan geçtik canana

Yollar ölçtük dağlara

Sadırlarda nazara

Bildik elhamdülillah

 

Sen bir aşk eriysen

Aşkını sıdk eylesen

Od vuralar canın hem

Piştik elhamdülillah

 

Ahmet tenin yuka mı

Aşka düşün sârâ mı

Ölmek ilen sâfâ mı

Öldük elhamdülillah

 

Yare düştük can olduk

Cananıma hal olduk

Safalara gark olduk

Coştuk  elhamdülillah

 

Yavandık yağlı bulduk

Fakirdik zengin olduk

Cahildik arif olduk

Bildik elhamdülillah

 

Gafletken mümin olduk

Aç idik hem tok düştük

Cümleyle ümmet olduk

Olduk elhamdülillah

 

Bir gönlün od’na yandık

Akıllıydık delolduk

Canana divan durduk

Tüttük elhamdülillah

 

Ahi ahmed halleri

Güller sarar kalbleri

Sabırlı aşk neferi

olduk elhamdülillah

 

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir..

23 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

AKLI SELİMİ ÖRTEN NEDENLER (29 Neden) = Siz de Cahilliğe ve Aptallığa mı Kürek Çekiyorsunuz? Elinize Bir Kantar Verelim De Kendi Kendinizi Tartın Bakalım..TEVHİD’in Neresindesiniz?

Konuşmacı heyecanlı bir ses tonuyla tezini sunuyordu:

“Allahımız bir!

Kitabımız bir!

Peygamberimiz bir!”

 

İşte tam da bu noktada durmak gerekiyor. Biraz düşünmek için sizi akleden kalbinizin nazik kollarına incitmeden bırakıyorum.

 

Ne kadar güzel temenniler bunlar. Gerçekten bir mi? Yaşanan gerçeğe tekabül ediyor mu? Bu temennilerin aktüel karşılığı var mı?

 

İnananların tümü aynı gerçeğe mi inanıyorlardı. Örneğin Allah’ı karşısında görse insan nasıl davranırdı? İnanıyorum fakat kafama göre yaşarım mı diyordu? Sınırlandırılmış bir Allah inancı mıydı bu? Tevhid’den bir sapmamıydı? Tevhid Allah’ı doğru anlama sanatı mıydı? Doğru anlayanlar İslam (teslim) olanlar mıydı? teslim olanlar mı yalnızca Tevhid’i oluşturuyorlardı?

Tevhid üzere olmak için Allah’ı var ve bir olarak kabul etmek yeterli değil miydi? Ayrıca Allah’a “kural koyucu” olarak “boyun eğmek” de mi gerekiyordu? o halde bütün hayatını İslam’a göre düzenlemeye çalışmayanlar Tevhid’in dışında mı kalıyordu? boyun eğilecek olan şey VAHİY miydi? Bu “Muhammedurresulüllah” mıydı? insanlar neden yarım yamalak bir İslam yaşamak istiyorlardı? adını koymadan itiraz ettikleri şeyler neydi? Aklın örtülmesinin bu yarım din anlayışındaki payı neydi? Akıl neden bu kadar önemli. sorumluluk akıl nimetyinin verilmesinden mi doğuyordu? dağların göklerin ve yerlerin yüklenmekten kaçındığını alan insanın aklı mıydı?

 

Ya peygambere ne demeli? O da kabrinden kalkıp gelse kaç türlü tavır ortaya çıkardı? Bir tel alabilmek için saçına sakalına hücum edenlerin, bir parça koparabilmek için elbisesine üşüşenlerin oranı ne olurdu? Ya onu hiç tanımayanlar veya İsrail oğulları gibi taşlayan kaç kişi çıkardı?  Veyahutta gerçekten onun misyonunu kabul edip davranışlarını ona göre ayarlayan kaç kişi çıkardı?

 

Bir şeyin gerçeği kaybolunca onun yerine imajı oluşturulur. Bu imaja “tasavvur” diyoruz.

 

İşte bu tasavvurun aslı ile olan doğruluk oranı, kişinin ona beslediği olumlu ya da olumsuz duygularla yakından ilintilidir.

 

Örneğin onu aşırı sevmeniz, onu aslından uzaklaştırıp farklı bir noktaya taşıyacak ve dolayısıyla aslını, yerinde kalsaydı yapması gereken görevlerinden de uzaklaştıracaktır. Ya da nefret etmeniz de aynı etkiyi doğuracaktır. Ya görevlerde bir azalma ya da tümden yok sayma.

 

Allah mutlak galip olduğu için onun herşeyi yapmasında bir sorun yaşanmaz.

 

Fakat Batı, Allah’ı, sınırlı ve şeytanla mücadele eder bir halde tasavvur eder. İşte bu bir tasavvur sapmasıdır.

 

Kitab’a gelince. Kişi Allah’tan geldiğine inanır fakat içindeki hükümler artık bugün uygulanamaz deyip çıkar. Gerçekte cevizin içine inanmamıştır. Bu sakat imanın onu nereye sürükleyeceğini hesaplamak zor olmasa gerekir.

 

Gelelim peygambere. O bir kul ve elçidir. Bu noktanın dışında onu Allah’ın bazı görevlerini yapabilecek şekilde görmek ve ona bu şekilde dua etmek, onu örnek olmaktan çıkarır ve Allah’ın işine ortak eder.Bu da bir sapmadır.

 

Kuran ve sünnet, birer bilgi kaynağı olarak ortada durmasına rağmen bu sapmalar neden meydana gelmektedir.

 

İşte bir bilginin öncelikle doğru olması kadar doğru da anlaşılması gerekir.

Ortada bir sapma varsa, o zaman bir anlama problemi var demektir. Bu problemi doğuran etkileyen etkenler nelerdir. Onların üzerinde duralım.

 

Aklı Selim

 

Sorumlu insan olmanın vazgeçilmez bir şartı olan akıl, genel olarak anlama, kavrama, kavramlar arasında bağlantılar kurma ve çıkarımlar yapma yetisi şeklinde tanımlanmıştır. Terim anlamı itibarıyla de duyu algılarını kavramlar altında toplamanın yanı sıra metafizik çıkarımlar da yapabilen çok işlevli bir yetidir.

İnsanlar olarak günlük hayatımızı bir yönüyle akıl yürütmeler yoluyla düzene koyarız. Akıl sayesinde düşüncelerimizi bilinçli, tutarlı ve amaçlı bir biçimde birbirine bağlarız. Hazır bilgi ya da önermelerden hareketle -onlardan ayrı- yeni bilgi ve önermelere ulaşırız. Bunun yanı sıra aklın, bir ölçüde doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırt etmemizi sağlayan ahlaki bir işlevi de vardır. Bunun içindir ki ilahî emirler karşısında insan yükümlülük sahibi kılınmıştır. İnsanı ilahî emirler karşısında muhatap kılan akıl, aklıselimdir. Bu fonksiyonları çerçevesinde iyiyle kötüyü ayırt etmek suretiyle insanı emniyet altına alan akıldır.

 

Aklı selimi hangi etkiler normal mecraından uzaklaştırır?

 

1.Aşırı sevgi ya da nefret

 

Bir şeyin normal ölçüler dışına çıkılarak aşırı sevilmesi kişiyi sevdiği şeylere karşı söylenecek eleştirilere karşı kör eder. Bir kızı sevmek, bir partiyi sevmek ya da bir takımı fanatik seviyede sevmek örnek olarak verilebilir. Bu nedenle sevmenin belli ölçüler içinde tutulması aklı selimin sağlıklı çalışması için gereklidir. Nefret de sözkonusu objeye karşı söylenecek iyi şeyleri kabulden uzaklaştırır. Kişiyi adaletsizliğe iter.

 

2.Tabi olmak

 

Kişinin herhangi bir tarikata üye olması, dolayısıyla şeyhine tabi olması, şeyhinin söylediği şeylere karşı onu düşünmekten alıkoyar. Bu tabi olmak gerçekte islam hukuku ve onun örnek olarak yaşayan Hz. Peygamber olması gerekir. Şeyhi sevmek başkadır, söyleneni İslam hukuku ile tartmak başkadır. Hadisi Şerife göre tyabi olunan bir sünneti uygulamazsa o uyulanın terki gerekir.

 

3.Nakille ilgili konularda akıl görev yapmaz.

 

Din bir nakildir, vahiy ve sünnete dayanır. Bu konularda akıl ileri çıkmamalıdır. Çünkü din bellidir. Ancak uyulması gerekir. Neden ve niçin soruları aklın şüpheye yönelmiş halidir ve kişiye zarar verir. akılı sadece emir ve nasların hikmetini araştırabilir ve kainattaki delilleri düşünerek eserden müessire şeklinde varsayım yoluyla aklın önderliğinde imana gidebilir. Kuran’ın tavsiyeleri de bu yöndedir.

 

4.Henüz inanmamış birisinin ilk başvuracağı şey akıldır.

 

İnsan aklını kullanarak bütün kainata, insanlara ve olaylara bakarak çıkarsama yapmalı ve bir olan yaratıcıya ulaşmalıdır. Kişiye bu fıtratında verilmiştir. Nitekim Hz. İbrahim, yıldız ay ve güneşi batıyor görerek reddetmiş ve Allah’ı bulmuştur. Buradan hareketle vahyin ulaşmadığı bir yerde insanın sorumluluğu budur. Kuran’ı Kerim yaklaşık 200 yerde “akıl etmiyor musunuz? “ buyurarak ona önem verdiğini belirtir.

 

5.Bir şeyin hikmetinin araştırılmasında akıl devreye girebilir.

 

örneğin bir namaz ibadetinin hikmetinin araştırılmasında akıl gerekli kaynaklara da müracaat etmek suretiyle duyuların kendisine sunduğu bilgileri işleyerek tefekkür edebilir, anlayabilir. iman aklın varsayımıyla elde edilen bir varsayımdır. din teferruatı verir sadece. ahiret hayatı vesaire.

 

6.Akıl yargılama yetisi işlevini de yürütmektedir.

 

Diğer anlamı ise insanın doğru karar vermesini sağlayan, herhangi bir olumsuzluktan veya ortamın kötülüğünden etkilenmeyen, yaratılışındaki temizliği koruyan akıldır ki bu da zihnimizde, Allah’ın insanın özüne yerleştirdiği fıtratı çağrıştırmaktadır.

 

7.Geleneğimizde aklıselim sahibi olmanın temel ölçütü Hak ve hakikate açık olmaktır.

Bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a.s.), “akıllı” anlamına gelen “keyyis” kelimesini kullanmış ve keyyisi “nefsini kontrol altına alıp ölümden sonrası için çalışan kimsedir” diye tanımlamıştır. (Tirmizi, Kıyamet, 25) Aynı kökten gelen “kîse”nin torba, kese anlamına geldiği düşünülürse, akıllı olmanın insanın ahirette yüzümüzü ağartacak ecir ve sevabı bu dünyada kazanıp manevi bir kesede toplamayı gerektirdiğini anlayabiliriz.

 

8.Yanıltıcı etkenler.

Sokrates, Eflatun ve Aristoteles de aklın, duyular yoluyla gelen eksik ve yanıltıcı bilgiye karşı, tam, doğru ve geçerli bilgi sağladığını ileri sürmüşlerdir. Onların bakışlarından da aklın, selim olmasının yanıltıcı etkenlerle perdelenmemesiyle mümkün olduğunu anlamaktayız.

 

8.Anne baba etkisi fıtratı bozar.

 

Hz. Peygamber de “her çocuk İslam fıtratı üzere doğar; sonra ebeveyni onu Yahudi, Hristiyan ya da Mecusiliğe sevk eder.” (Müslim, Kader, 22) buyurmak suretiyle insanların doğuştan aklıselim üzere doğduklarına, zamanla çevrenin insanlara olumsuz yönde tesir edebildiğine dikkat çekmiştir.

 

9.Aklı iyilik ve faziletin ölçütü saymak.

 

Bu, üç temel hususta hemfikir olmayı gerektirir. Bunlardan ilki, herkes için zaruri ve mecburi bir ahlak kanunu vardır. İkincisi, insan bu kanuna itaat edip etmemekte hürdür. Üçüncüsü ise insan mademki hürdür; o halde fiillerinden sorumludur.

 

10.Nefsi özellikler aklı selimi etkiler.

 

Her insan aklıselim sahibi olarak dünyaya gelir. Aklıselim bazı insanlarda Allah vergisi olarak doğuştan aktiflik gösterirken, bazılarında da, çoğunlukla his ve tutkuların etkisiyle körelir. Ancak nefsin terbiye edilmesi nispetinde aktiflik kazanır.

 

11.Basiret aklın üstün verimidir.

 

Basiret, görme, sezme, bir şeyin iç yüzüne vakıf olma anlamlarına gelmektedir. Bu sayede insan doğru yolu tanır ve doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği kazanır. Bu yetenekten mahrum olanlar da Kur’an’da manevi körlükle itham edilmişlerdir. (Hud, 24) Kuran İnsanların gerçekleri görmelerine ışık tutar.

 

Kur’an’da, kendilerinden Ulü’l-Elbâb, Ulü’n-Nüha ve Ulü’l-Ebsâr ifadeleriyle bahsi geçen ve Türkçemizde akıl sahipleri olarak vasıflandırabileceğimiz bu insanların ortak özellikleri, hayatlarını titizlikle sürdüren, nefislerini temiz tutan, tutkularına yenik düşmeyen, maddi ve manevi hakikatlerin kendilerindeki inkişafına açık kimseler olmalarıdır.

 

12.Aklıselim, dilimizde kavramlaşırken temelde sezgi gücüyle ihata edilebilen zihinsel ve duyusal faaliyetlerle bilinemeyen bilgileri kapsamı içine almıştır.

 

“Müminin firasetinden sakınınız. Zira o Allah’ın nuru ile bakar.” (Tirmizi, Tefsir, 16) hadisine baktığımızda müminler Allah’ın nuru ile bakma sorumluluğunu ancak akıllarını selim tutmakla üstlenebilirler. Nitekim Allah’ın kalplerini nurlandırdığı kişilerin, bakışlarında derinlik kazandıklarını, hakla batılı, iyiyle kötüyü maharetle birbirinden ayırabildiklerini görmekteyiz.

 

13.Allah Teala, aklını selim tutan, fıtratına yabancılaşmayan insanların, davranışlarında kendisinin koyduğu sınırlara riayet edeceklerini teminat altına almaktadır:

 

“Ey inananlar, eğer Allah’tan sakınırsanız o  size doğruyu eğriden ayıracak bir güç verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar.” (Enfal, 29), “Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah katında dahi güzeldir.” (Ahmed b. Hanbel, I/379) Bu durumda Müslüman neyi güzel görüyorsa, onun Allah katında dahi güzel olup olmayacağını da düşünmelidir. Müslümanlar davranışlarına öyle ölçü koymalıdırlar ki bu, Allah katında da en güzel biçimde kabul görsün. Demek ki Müslümanların güzel gördüğü şey, aynı zamanda ahlaki ve zihni üstünlükleri de içinde barındırmalıdır. Bu hadis Müslümanların hayatında ilahî ölçülere karşı titizlik ve sadakati gerekli kılmaktadır. Bu sayede Müslümanlar insanlığa numune teşkil edeceklerdir. Bu aklıselimle ve nefsin terbiyesiyle kazanılabilecek bir derecedir. Bu takdirde Müslümanların güzel gördüğü şeyler, mutlaka bir üstünlüğü bünyesinde parıldatacaktır.

 

14. aklı selim daima bir uzlaşıdan yanadır.

 

Aklıselimin günlük dilde kazandığı bu tarz anlamlardan biri, kişiler ve olaylar karşısında ortalama bir tutum sergilemeyi ifade için kullanılmasıdır. “Aklıselim çağrısı” adı altında yapılan pek çok girişim insanları bir uzlaşı zemininde buluşturmayı esas almaktadır.

Aklıselimin bir mutabakat zemini oluşturmayı gerekli kıldığı yönündeki yaklaşım, insanları karşılıklı olarak birbirlerinin kusurlarını hoş görmek ve buna alışmak noktasına sürükler. Bu durumda insanlar yanılgılarına bağımlı hale gelirler. İyi insanlar selim akla talip iseler, ahlaken yükselmeyi kendilerine ödev saymalıdırlar. Zira selim, “silm”, “selam” kökünden gelmiş olmakla Yüce dinimiz İslam’la aynı kelime kökenine sahiptir. Bu da yalnızca hakikat karşısındaki teslimiyet sonucunda selamet, emniyet ve esenlik beklentisi içerisine girmek anlamına gelir. Bu durumda selim akıl, düşük bir ahlakla bağdaşmaz. Öte yandan İslam’ı kabul etmek kelime-i şahadetle başlar. Şahadet ise üst düzey bir akli seviyeyi ve zekâ keskinliğini gerekli kılar. Aklıselim sahibi olmak ahlaken iyi insan olmayı zorunlu kılar.

 

15.Aklıselim vicdani hükümleri takip etme eğilimindedir.

 

Vicdan ise temelde insan tabiatını iyiye sevk eden yetidir. İnsan, ahlaki doğruların genel ilkelerini ve hususi eylemlerinin iyilik ve kötülüğe bakan yönlerini sezer. Bu sayede aklıselim zorunlu olarak ve her zaman doğrulukla eylemde bulunmaya ve kötülükten sakınmaya muvaffak olur. Sahip olduğu ilahî nur vasıtasıyla aklıselim, adalete ve fazilete yönelme ilkelerini onaylar. Allah insanlara davranışlarını sevk ve idare ettirme gücü verirken aynı zamanda onlara, eyleme yönelik bazı ilkeler de vermiş ve bu gücün insanlar tarafından belli bir gaye doğrultusunda kullanmasına imkân tanımıştır.

 

16.Taklit

 

Taklit, kişiyi düşünmekten alıkoyar. İnsanlar önce taklit ederek öğrenirler. Daha sonra düşünerek hakiki nedenlere ulaşabilirler. Üç tip insandan sözedilir. Bir insana bakarak fikir ve hareketlerini düzenleyen insan. Eğer taklit edilen iyi ise kişi de iyi olur. Kötüyse kötü olur. İkincisi olaylara bakan insan. Olayları iyi yorumlarsa kişi iyi olur. Yanlış yorumlarsa kişi yanlış yola girer. Bir de fikirlerin orijinaline bakan insan var ki, o kişinin aklı seliminin önünde bir engel yok ve objektif düşünebiliyorsa o kişinin fikirler içinde an akla yatkın olanını bulması umulur. Bir yabancı yazar şöyle diyor. “Ben müslümanlara baktım 50 sene müslüman olmadım. Fakat Kuran’a baktım bir gecede müslüman oldum.”

 

17.İçki

 

İçki aklı gideren bir şeydir ve bu yüzden de yasaktır. Kişi içince kontrolünü kaybeder ve sağlıklı düşünemez.

 

18.Toplumsal olaylarında aklı selim kaybolur.

 

Toplum olaylarında aklı selim kaybolur ve herkes bir önündekine tabi olur. O ne yaparsa o da onu yapar. İnsan bu yönüyle koyuna benzer. Koyunları bir yerden atlatmak isteseniz önce atlamak istemezler. Fakat içlerinden biri, muhtemelen yaşlısı ilk önce bir şekilde atlar. Ondan sonra hepsi birden arka arkaya tak tak diye atlar. Sürü psikolojisi. Allah Teala her peygambere bir müddet de olsa çobanlık yaptırmıştır. Hz. Musa a.s., Peygamberimiz çobanlık yapmışlardır. Bu sayede koyunları gütmeyi öğrenmişler ve arkasından da insanlara çobanlık yapmışlardır. Polis dahi bu özelliği bilir ve ilk kim vurun dedi diye kameraları araştırır ve o kişiyi elebaşı olarak yakalar, diğerleri ile ilgilenmez.

 

19.Baskı

 

İnsanın baskı altında olması, örneğin tehdit, santaj gibi durumlarda kalması onu sağlıklı düşünceden uzaklaştırır. Bu tür hallerde danışmaya önem verilmelidir.

 

20.Gazap

 

İnsanın bir şekilde canına malına, ırzına, nesline yada değer verdiği ideallerine gelebilecek bir saldırıda kişi gazaplanabilir. Müdafa olarak adlandırılabilecek kısmı yine ölçülü olmak kaydıyla anlamak mümkündür. Fakat aşırılık aklın da fesadına yol açar ve kişi şeytanın kontrolüne girer. Bu yüzden ihtiyaç duyulmayan aşırı gazablanma dinen yasaklanmıştır. Ve bunu yenen pehlivana benzetilmiştir. Gazap anında aşırı söz söylemekten sakınmak, ayaktaysa oturmak, euzü besmele çekmek ve son olarak da iki rekat namaz kılmak önerilmektedir.

 

21. İşletme körlüğü

 

Uzun süre aynı işte çalışmak kişiyi tek yönlü düşünmeye sevkeder ve yani fikir üretemez. At gözlüğü de denir. Bu yüzden ya kişiyi zamanla başka işlerde de istihdam ederek onun olaylara çok yönlü bakmasını sağlıyacaksınız, ya da farklı iş kollarından gelen insanların oluşturduğu komisyonlar kurarak onların aynı meseleye nasıl baktıklarını öğreneceksiniz.

 

22. Akrabalık

 

Akrabalık bağları kişisel bir yakınlık hissettirir ve kişiyi aklı selimden uzaklaştırarak adaletten de alıkoyar. Kişi eş, evlat ve yakını için taraf tutar. Mahkemeler bile bu yakınlığı nedeniyle kişiyi şahit olarak kabul etmezler. Çok az insan yakınlarına karşı adil olabilir. Kuran’da bunlar övülmüştür.

 

23. İmansızlık

 

Kişinin imansızlığı yani küfürde olması onu, hakkı batıl, batılı hak görmeye iter. Bu Kuran’ın bir tesbitidir. Bu yüzden müslümanlar “ Ya Rabbi, bizi hakkı hak bilip hakka ittiba eden, batılı batıl bilip batıldan içtinab eden (kaçınan) kullarından eyle” diye dua ederler.

 

24. Şeytana tabi olanlar

 

Kuran’ı Kerimde bazı insanların şeytana tabi olmaları nedeniyle, şeytanın onlara yanlış olan bazı hareketlerini süslü göstererek, onların kendilerini doğru yolda olduklarını sanmalarını sağladığı belirtilir. İşte burada aklın doğru ile eğriyi ayırıcı özelliği kaybolmuştur. Bunlar mahşerde şeytanlarla beraber haşredilirler ve uyanıp onu yanında görünce aralarında doğu ile batı kadar mesafe olmasını istediği belirtilir. Bu yüzden şeytanın aldatmalarına dikkat etmek ve onu düşman kabul etmek gerekir.

 

25. Münafık

 

Münafık iyiliği kötülük olarak görür ve iyiliği yasaklar, kötülüğü emreder. Burada da aklın ayırıcı özelliği şaşırmıştır. Akıl imandan ya da imansızlıktan etkileniyor diyebiliriz.

 

26. Irk, kabile, hemşehrilik

 

Irk özellikle şoven bir hale dönüşmüşse, bu üstün görme, kişide, “diğerleri” kavramını güçlendirir ve kendi ırkını üstün görecek gerekçeler aramaya iter ve adaletten ayrılarak taraf tutar. Bu husus aşiret ve hemşehricilikte de taraf tutma olarak gerçekleşir ve toplumda yaratılan bu ayrıcalıklar huzursuzluğa yol açar. Yakınların özel sorunları ile ilgilenilebilir, dernekler kurulabilir, cenaze ve öğrenci bursları verilebilir ancak siyasette ehliyet veliyakat yerine bizim hemşehrimiz olsun denildi mi bu dinen yasaktır. İslam ırkçılığı kabul etmez, islam kardeşliğine değer verir ve mü’minler kardeştir buyurur.

 

27. Fakirlik

 

Fakirlik ve işsizlik kişiyi bunaltır ve isyan noktasına getirir. Zayıf bir inanç olursa kişi hırsızlık, dolandırıcılık ve   benzeri yollara sapabilir.

 

28. Stres

 

Stres kişinin sağlıklı düşünmesini etkiler ve mutsuz kılar. Aşırı çalışma ya da çözülemeyen sorunlar stresin kaynağı olup sorunların üzerine gidilerek onları çözmeye çalışmak kişiyi rahatlatır. 

 

29.Sorun olarak bırakmak

 

Bir olay hakkında insan beyni ikna olmadığı zaman veya takliden inandığı zaman, akıl onaylamadığı için o konu ucu açık bir yara gibi durur, mikrop kapar ve hastalık haline dönüşür. Halbuki o konu akla uygun bir hale getirildiği, mantıksal çözüm üretildiği zaman, o kişi izin vermediği müddetçe o dosyaya dışarıdan bir şey giremez.  Örneğin taklidi imandan tahkiki (hakiki ) imana geçiş çok önemlidir. Tahkiki iman beynin çalışma mekanizmasına en uygun modeldir. Akılla birlikte kalp ve duygularda ön plana çıkmalıdır. Tasavvufla uğraşanlar aklı geri planda tutup kalbi öne çıkarmışlardır. Bir toplumda aklı şaşırtacak vesveseler yoksa, kalbi metodla gitmek insanın daha hızlı ilerlemesine vesile olur. Eskiye göre modern hayatta insanı baştan çıkaracak şeytanın materyalleri çoğalmıştır.

 

Yukarıda belirtilen hususlarda kişilerin davranışlarını ona göre değerlendirmeleri, takım, parti, tarikat, akrabalık, hemşehrilik, aşiretçilik, ırkçılık ve benzeri konularda sevginin aklı örtmesine  izin verilmemeli ve daima bir durum sorgulaması yapılmalıdır.

 

Üstün olan Allah ve onun emirlerinin oluştuğu İslam hukukudur. Arkadaşlıklar dahi Allah için olmalıdır. Kişi kardeşini dahi müslüman olduğu için sevmelidir.

 

 

aşık ahi kul ahmede nasib oldu

9 Mart 2012
Okunma
bosluk

halka er, hakka kul lazım

laf bilmez sayın altıparmak

hem dede hem baba ol’vermek

haydi alemi biz çoğaltak

er olacak halka adam lazım

                 ***

tayyipin 3 sözü sana kaldı

bağırıp durursun ona dahi

cümle kulların çocuk muradı

kul olacak hakka derviş lazım

                     ***

hak vermiş şükreyle yerden göğe

salmış ruhunu gökten anaya

sarılmışsın cilveyle sebebe

şükr edecek hakka kullar lazım.

                   ***

lafın bitmez siyaset satarsın

kimse tınmaz bir de din katarsın

karganın taşı hazırdı bilmezsin

şah olacak halka tayyip lazım

                    ***

ben haktan yanayım hak yarim

sen kimden yanasın hak neyin

ümmeti bırakıp TÜRK’üm dersin

vah olacak günde iman lazım

                   ***

şöyle bir kızıver arkamdan gari

çaldığım felah olmaz ne’tsen dahi

hak yazanın eli ateşe dahi

gir diyecek günde hatır lazım

                     ***

görcez şeriat mıdır tokadın

yoksa tarikat mıdır ki yolun

kime kulsan olsun hakikatin

HAK diyecek günde aşk lazım

                    ***

kul ahmedim kızarak seversin

demediğin bırakmaz üzersin

hak yaratmış öyle söversin

“kalk” diyecek günde namaz lazım

21 Haziran 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç