Yar elinden (Varsağı)

Yar elinden yar elinden

Bade içtim yar elinden

Ağşam sabah kul olmaya

Yane düştüm yar elinden

 

Al fistana mavi yazma

Yanar olmuş sallı durma

Hay düşümde yarım elma

Sene düştüm yar elinden

 

Gelin çıkma yalın ayak

Başa durma eksik etek

Olmaz olsun kahpe felek

Derde düştüm yar elinden

 

Altun asbap düze durur

Düze vardım eğri yatır

Canı verdim daha nedir

Cane düştüm yar elinden

 

Yar severim yaran olmaz

Akçesine kesem yetmez

Gönül düşkün gayri bilmez

Yele düştüm yar elinden

 

Havalanma deli gönül

Göğe çıkmış dalı melül

Edep bilmez ben’i cahil

Kele düştüm yar elinden

 

Menendin yok şu alemde

Sadrıma düştü yarem de

Bir ağlar bir gülersen de

Ben’e düştüm yar elinden

 

Gel güzelim bekle beni

Ağşam sabah çıkar yeni

Aklım alsan ebru demi

Niye düştüm yar elinden

 

Gamzelerin çifte çifte

Fitnelerin onbeş gülde

Bre güzel alma diye

Dile düştüm yar elinden

 

Kaşlarını kara saydım

Mecnununu çöle saldım

Ben bu aşkı gülde buldum

Ele düştüm yar elinden

 

Güzelliğin başa bela

Ala gözün kula cefa

Sever isem sanem ola

İle düştüm yar elinden

 

Ağam taş yerinde ağır

Bülbül öter gülde hatır

İnsan sevdiğinden soğur

Göze düştüm yar elinden

 

Aşkı yazdım sırasına

Sıra geldi kime sine

Bir söylenir ölesine

Nice düştüm yar elinden

 

Kul ahmedin şavkı vurdu

Döndü döndü Hakk’a kuldu

Aramanın hakkı buydu

Aşka  düştüm yar elinden

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir.

16 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Mihenk taşı (Koşma)

Ben bu aşkın sırrını şerh eylesem

sırlarım kelama kitaba sığmaz

Yaranlar aşkına zarım söylesem

Gözyaşım hesaba, mizana sığmaz

 

Hakk kelamı Rasul ile derc’olur

Ey sevgili aşkın bize yol olur

Bir noktadan cahil ilmi dağıtır

Merakım dünyaya cihana sığmaz

 

Güzel baki, meydan yiğite kalsa

Bağ-ı irfanımı edep ile yusa

Aşk ataşı yaksa divane kılsa

Yüreğim gömleğe ömrüme sığmaz

 

Cemalin bağında seyran eylesem

Kadrime dokundu ihsan eylesem

Sendeki halleri mihenk eylesem

Semaım yerlere göklere sığmaz

 

Güzelsin alemden ey peri sanem

Her gören, gönül verir, ahu zarem

Nice eğri düşer canı muhtarem

Veraım sadrıma canıma sığmaz

 

Dost ile olunca yağmurla beni

Gör nice eyledi divane hemi

Nice aşıkların tutmuş alemi

Mezatım tekkeye Mekke’ye sığmaz

 

Göz yaşım çağlıyor, katrem ırmağa

Mihnet etme cahil ile taşmağa

Yitirdi mihengim elden ayruğa

Hazanım fermana namaza sığmaz

 

Şu güzelin bahçasında açılan

Yar koynunda ellerimde yumulan

Ak gerdana dökülüp de saçılan

Kınalım ellere güllere sığmaz

 

Kudret kaleminden çekmiş sürmeler

Güzel hicri ile yıkmış niceler

Mah yüzüne çifte mahya dizeler

Mihrabım gözlere benlere sığmaz

 

Kaşları karadır gözleri ela

Sevdiğim gücenir ikili sıra

Gönüller şevkidir eğriye vara

Sözlerim ağuya karaya sığmaz

 

Güzel yüzün gören gayri unutmaz

Tesbihi sensin ayru din tutulmaz

Zahid mihrab, aşık eşik unutmaz

Kulluğum şeriat tarikat sığmaz

 

Ahi ahmed katren deryaya varsın

Gönül düştü bir zalime nice yansın

Dost kapısında kul tartıya çıksın

Günahım batmana kantara sığmaz

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

2 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Yeşil gözlerin aşkı

Al hare giyer de, yeşil gözlerin

Beni derde salan gozel has gelin

Bir çare düşerde sesil  nazların

Beni derde koyan gozel has gelin

 

Yeşil başlı gövel ördek süzülür

Süzülür de kirik ilen açılır

Üzme beni gelin yaram deşilir

Beni darda koyan gozel baş gelin

 

Yeşil gözler yeşillenmiş çemen mi

Dağlar karı erir gönül yuman mı

Bağda gozel, alıp kaçsam gelmen mi

Beni  at da gören gozel koş gelin

 

Bir nazına bin sözümü sereyim

Domurları terler imiş sıkayım

Helal güller bahar söyler açayım

Beni canda gören gozel hoş gelin

 

Söyler dilim ağlar özüm bilmezler

Sözüm beştir O’nu çalar duymazlar

Aşkı güle yazdım kokar dermezler

Beni bağda gören gozel gül gelin

 

Yiğitler dizilir sıra daşına

Sunalar doluşur pınar başına

Üçgül açmış çemenlerde dağlara

Beni  dağda goren gozel güç gelin

 

Ahi kulum ahmedim gozel içun

Gozel deyu ömür yidim aşk içun

On gozelden bire düştüm sıdk içun

Beni narda goren gozel gül gelin

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

18 Mart 2013
Okunma
bosluk

Adı Cengiz (Divan) (Doğaçlama)

Bir okuyucu maili şöyle:

Selamün Aleyküm Hocam.Metro Şeyh Şamil Cami yanında sizinle görüşmüştüm.Şiirinizi elinizden aldım.Sitenizi ziyaret ettim.Mükemmel olmuş.Ankara’ya gelmek için sizin dualarızı ihtiyacım var.Hakkımızda hayırlısı olur inşallah.Selamün Aleyküm.

 

Rabbim, yarar getirmeyen bilgiden, korkmayan kalpten, duyulmayan dua dan, doymak bilmeyen nefisten, açlıktan ki o kötü bir arkadaştır hıyanetten ki o ne kötü sırdaştır tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kocamaktan, ezel-i ömre döndürülmekten, Deccal fitnesinden kötülüğünden, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım Ey Rabbim! Dinimizden dolayı bizi zillete düşürmeye çaba sarf edenlere fırsat verme Bizleri İslamın yolundan ayırma Amin

 

Bu okuyucuya anında verilen ahi kul ahmet cevabı (İki yazıyı birlikte değerlendiriniz lütfen):

 

ADI CENGİZ
 
Sevgili cengiz hanı yoktur zatı eydür kânı haydır
Söylesem cananı canından bir hayli hoştur
 
İslamda korkmak ile sevmek terazisi bil ki denktir
Sen korkup durur isen muhabbete yaranın nedir?
 
Korkmaktan kasıt o dur ki hak teala kulu bıraka
âlâyı illiyyun’de mahbup iken gülşeni kuruya
 
Muhabbet ise o dur ki allah duymuştur sevi zatına
Ve dahi bir iş eyledi kainat yarattı aşk için efradına
 
Gel imdi cengizim yol odur ki korkusuzca feta kıla
Kıl şimdi salatına gözde mizan ile tövbekarına
 
Bilse idin ne sen ne ben olmaya katışa beyanına
Kim derse desin sen yoktur benden seyranına
 
Burda gönüller şavkı hakık’tandır lezzeti cananına
Kim duymaz akıllılar düşer kendi hayranına
 
Gel, gel, gel ki sıyrıl benliğin onulmaz feryadına
Giy bu cihanda dahi yamalıklı kaftanın envarına
 
Sevi ile coşmuşam varım vermiş ölmüşem
Nice dünya tadı terkeyleyip aşkına düşmüşem
 
Aşk nedir ki ahu cefa kılmak adetidir cananın
Can durulmaz bin yaşasa göz yaşı mizanın
 
Yeter mi cengizim yeter mi ettiğin cefa bu aşığa
Tevhid ile aşkım sarar cümle ümmeti mustafa
.
Yayın için izin talebine yazılan yarenlik:
.
Kendi cengizim, seni de beni de attım ki cümle alemin seyranına
Var isen varsın yoğ isen nursun vardan şer olur yoktan emanına
 
Seni öne koydum ki zılgıt yesin alemi efkardan gülşeni ruza kadar
Belki ademini adam eyler dönülmez kapıdan kulluğu şerhe kadar
 
Söylerim söylerim de anlamazsın ne idüğüm ne dediğüm haşre kadar
Kendi çalar kendi oynar aşık ahmed bu ağıtı ne yazdığı neşre kadar
 
 
 
 
 
AŞIK AHİ KUL AHMET DOĞAÇLAMA YAZIVERDİ
(Bu doğaçlama üzerinde düşünülmediği için ölçüler tutmayabilir, gülü dikeniyle kabul ediniz)

 

18 Şubat 2013
Okunma
bosluk

Yiğit mahsun güzel mahsun (Koşma)

Felek vermezsin dengimi dengime

Güzeller mahsun var git yiğit mahsun

Kader düşürür güzeli kötüye

Güzeller mahsun var git yiğit mahsun

 

Yolum çavarmış yüğsekten engine

Cana yakarmış yürekten ingiye

Seni yazarmış aşıktan densize

Yürekler mahsun var git canlar mahsun

 

Allar giyermiş kastın bana mı?

Dallar ağarmış baştan başa mı?

Güller güzlemiş halden hale mi?

Bülbüller mahsun var git dallar mahsun

 

Gönül sarayı canan elindeymiş

Canla canan harda bir yolundaymış

Cahille ahmak ola zenaatmış

Cananlar mahsun var git saray mahsun

 

Al yeşil fistanlar sendedir sende

Tac eyler gülleri nicedir elde

Gör aşkı şöyle bir gözdedir gözde

Aşıklar mahsun var git gözler mahsun

 

Dağlar aşam yaylalara baharın

Güzel saram gönüllere sevabın

Ha bir eksik ha bir fazla yaranın

Yaylalar mahsun var git dağlar mahsun

 

Gönül ister hem konayım güllere

Ardı sıra sara duram bellere

Sordum idi şu feleği yollara

Gelenler mahsun var git giden mahsun

 

Yollar uzun uzar gider dalolur

Güller açar bağı bahçe yarolur

Garip gelen garip gider elolur

Eylerim mahsun var git eyler mahsun

 

Ağalar beyler muradım yardedir

Onca millet peşim sıra yoldadır

İflah olmaz yarelerim kalptedir

Yareler mahsun var git eller mahsun

 

Çadırlar baş eğer başa başeyler

Canlar döşüne söylermiş nazeyler

Garip kullar selamı bir sıreyler

Çadırlar mahsun var git döşler mahsun

 

Gam çekme gam çekme divane gönül

Bunlar da geçer Hakk’ın yeri gönül

Ümitsiz olma elden gelen gönül

Gülenler mahsun var git gönül mahsun

 

Şu kara kaşlara versem varımı

Nice yiğitler cenk eder bendimi

Kimse bilmez közdeki aşkımı

Yiğitler mahsun var git aşık mahsun

 

Aşık kul ahmed de döner dövünür

Güzeller için yandıkça yeldirir

Bir garip ölmüş kimsesi oldurur

Güzeller mahsun var git ahmed mahsun

 

 

aşık hattat ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur..

11 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Kızılırmak nettin allı pullu gelini (Ağıt)

Allanır pullanır kınalar yakar oy

Sürme ile nazara kimler girer oy

Hörü, gelin olmuş da ata biner oy

Yollar uzun ince beller sorulmaz oy

 

Allı gelin allı gelin oy oy

Al kuşakla bağlı gelin oy oy

Kızılırmak yaran olmaz oy oy  

Atlılara baş bu gelin oy oy

 

Al kuşağı dolar idi gardaşı oy

Boz eğeri ata vurdu yoldaşı oy

Üç köy öte varmak idi maksadı oy

Eller ırak nice kader sorulmaz oy

 

Allı gelin pullu gelin oy oy

Dualarda güllü gelin oy oy

Kızılırmak canan olmaz oy oy

Canlar ile baç bu gelin oy oy

 

Damlar boş kalırmış gelin gidince oy

Yollar tozuturmuş güvey gelince oy

Köprüler yıkılırmış kavuşunca oy

Kimler uzun nice canlar sorulmaz oy

 

Boylu gelin poslu gelin oy oy

Yiğitlere yaslı gelin oy oy

Kızılırmak nadim olmaz oy oy

Kimler ile göçtü gelin oy oy

 

Görümceler yengeler kaynanalar oy

İmamlar beyler nicedir ağalar oy

Yandı yandı köz köz oldu ciğerler oy

Kimler yanar nice hallar sorulmaz oy

 

Allı gelin pullu gelin oy oy

Domurları terli gelin oy oy

Kızılırmak gonca bilmez oy oy

Ağıtlarda yazgı gelin oy oy

 

Ulak saldım yarim gele kavuşak oy

Üç yüz atlı beş yüz yaya buluşak oy

Kapaltı’nda atlıları tozutak oy

Köprü gider canlar düşer sorulmaz oy

 

Allı gelin zorlu gelin oy oy

Meleklere hörü gelin oy oy

Kızılırmak taze bilmez oy oy

Azrail’e sözlü gelin oy oy

 

Köprüler yıkılır yiğitler ölür oy

Yazgılar çözülür kötüler kalır oy

Dua okunur ağıtlar yakılır oy

Gelin gider yiğit ağlar sorulmaz oy

 

Allı gelin akça gelin oy oy

Gönüllere gökçe gelin oy oy

Kızılırmak iman bilmez oy oy

Allah’ına kul bu gelin oy oy

 

Kızılırmak zalımsın zalım zalım oy

Koç yiğitler yutar oldun yanayım oy

Beş köprü de sırtına ben vurayım oy

Giden gitsin sular çağlar sorulmaz oy

 

Allı gelin şallı gelin oy oy

Ağıtlara düştü gelin oy oy

Kızılırmak edep bilmez oy oy

Muhammed’e koştu gelin oy oy

 

 

Kayseri Sarıoğlan ilçesi, Karaöz Köyü girişinde bulunmaktadır. Şahruh Bey, Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu olup, bu köprüyü Kızılırmak üzerinde XVI.yüzyılın başında yaptırmıştır. Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından da 1538-1539 tarihlerinde onarılmıştır. Bu onarımla ilgili bir kitabe köprü üzerinde bulunmaktadır. Kitabenin mealen anlamı:

”Bu köprüyü h.945 (1538-1539) ‘de Alaüddevle Zulkadirî Sasani’nin oğlu Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Emir Abdullah eliyle onardı”.

Köprü muntazam kesme taştan yapılmıştır. Sekiz kemerlidir. Ortada yüksek sivri bir kemer, onun yanında da gittikçe alçalan beşer kemer daha bulunmaktadır. Yanlardaki korkuluklar iyi bir durumda olup, köprü günümüzde de kullanılmaktadır.

KÖPRÜNÜN HİKAYESİ

Rivayete göre Şahruh Köprüsünün eski yeri şimdiki yerinden 1600 metre daha yukarıda imiş. Köprü uzun yıllar insanları Kızılırmak’ın üzerinden geçmesine vasıta olmuş. Günü gelmiş yorulmuş insanları taşıya taşıya. Günün birinde üzerinden düğün alayı geçerken yıkılıvermiş.
Kayseri ve Yozgat’tan hareket eden iki düğün alayı köprünün üstünde buluşmuşlar. Ağıta göre köprünün üstünde üç yüz atlı, beş yüz de yaya varmış. Bunca insanı taşıyamayan eski köprü yıkılıvermiş ve Kızılırmak’ın azgın sularına kapılan insanlardan kimisi kurtulur, kimisi Kızılırmak’ın azgın sularında kaybolup gitmiştir.

 

 

 

 

 Aşık hattat ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

 

25 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzele verdik gidiyor…(Koşma)

Ben yarimden ayrı düştüm düşeli

Her anım bin yıla döndü gidiyor

Yine azab oldu ömrü sürmeli

Gönlüm cefalara düştü gidiyor

 

Belli olmuş bağlarının boranı

Çözülmüyor dağlarının kemanı

Onbeş oldu soframızın horanı

Rızkımız mevlaya kaldı gidiyor

 

Her geçen günde artıyor vebalım

Bağı bahçe viran oldu bazarım

Az yaşa çok yaşa sonu babalım

Ömrümüz kazaya kaldı gidiyor

 

Gide gide yollar yokuşa vardı

Uzak oldu dostlar canıma yetti

Ciğerim yandı da yar köz köz oldu

Salahım duaya kaldı gidiyor

 

Divane olmuşum niyazım yeter

Gam alır gam satar bizarım yeter

Zalım felek kıyamette de naçar

Ahiret kaderi yazdı gidiyor

 

Nazar kılam sen yar ile yarana

Baha eyleyem gel canı canana

Ahdim kavi yaz ol cümle cihana

Aşkımı canana verdik gidiyor

 

Kömür gözlüm de ahdimi alırım

Almaz isem çekerekten ölürüm

Güzeller içinde seni bilirim

Ahdimi güzele verdik gidiyor

 

Ferhat ile dağları deliversem

İmanla azraile canı versem

Güllerle  Muhammed’e koşuversem

Cenneti rızaya saydık gidiyor

 

Allar ile donatsalar donumu

Hakk’a doğru çevirseler yönümü

Yeyip içsem hatırlamam ölümü

Dünyayı şeytana verdik gidiyor

 

Selvi boyla endam akıl ziyanı

İnce belde zülüflerin turası

Neresidir güzellerin yaylası

Aklımı  güzele sardık gidiyor

 

Güzel altın tas içinde bal mısın

Onca çiçeklerden çavan dal mısın

Cenneti aladan kokan hur’misin

Güzeli bal ile ölçtük gidiyor

 

Gel beni düşürme mihnete derde

Aşka düşenim canana kul nerde?

Yiğit olan yiğit canı bazarda

Yiğidi can ile ölçtük gidiyor

 

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri

Yarden ari çav da gel al şalları  

Sordum bize varmaz  imiş yolları

Yarimi yabana saydık gidiyor

 

Ak göğsünde yar memeler görünsün

Siyah zülfün tel tel olsun örülsün

Bilmem namahremsin bilmem canımsın

Bahayı kitaba saydık gidiyor

 

Leylağa karıştı çemenler dağlar

Suyundan içermiş güzeller beyler

Ben sıdkımı bozmam da sunam  ağlar

Ağıtı sunaya verdik gidiyor

 

Ahi kul ahmedim yönün çevrilsin

Aşk bazarında kim canın yeldirsin

Ha yaşadın ha öldün şu şarabsın

Kitab-ı aşkı içtik de gidiyor

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

5 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Kitab-ı aşk – 1

Aşk

 

Türlü cevr-u cefanın, namına aşk demişler

Bu cefayı ol süren, dosta gönül ekmişler

 

Aşk urur onca bela, çevirir nice hale

Dost elinden pervane, hay melamet etmişler

 

Her kim ki aşka düştü, her dem kaynadı taştı

Ol dirlik serencamı, her tarafın urmuşlar

 

Her kim aşka can ise, evvelde yazgı ise

Aşka hem yaran ise, can od’u pek urmuşlar

 

Ahi ahmedin canı, başında aşk çeraı

Her kim aşkı inkarı, bu meradan sürmüşler

 

aşk

 

İşidin ey yarenler, aşk bir güzele benzer

Aşkı olmayan kişi, yüreği taşa benzer

 

Taş yürekte ne biter, gülden ari dert biter

Nice tatlı söz söyler, manisi ağuya benzer

 

Aşk ile gönül yanar, yandıkça muma döner

Taş gönüller kararır, hayratı şerre benzer

 

Kim sultanın kapısı, aşk iledir kerpici

Aşık tutar yapısı, yaldız paşaya benzer

 

Endişeden âri ol, selam üzre halim ol

Aşk ile yan ahi ol, postu dervişe benzer

 

Aşık

 

Bana can sensin canım, sensiz kararım yoktur

Arşda sen olmaz isen, bil ki nazarım  yoktur

 

Her daim seni gözler, sözümle seni söyler

Gel gör ki senden ayrı, özde bazarım yoktur

 

Çün ben benden geçmişim, benden sana uçmuşum

Gayri ne halde  isem, bir an kararım yoktur

 

Eğer beni yakarsan, yetmiş kez öldürürsen

Yine dönerim sana,  zira hiç arım yoktur

 

Aşık canına kim dost, canı birdir maşukla

Türlü türlü hali var, gayri meramım yoktur

 

Canu gönül akıldan, ne ayrı ne mülkü var

Her yufkada eli var, aşkda dermanım yoktur

 

Bu dirliği seversen, aşk eteğini tutasın

Aşk ile ol nesneye, gayri zevalim yoktur

 

Aşıklara bu suret, yüzbin gömlek içeru

Nicedir rüzgar esmez, hüsran zamanım yoktur

 

Ahmed dahi aşığın, göster didarın ona

Cananım dahi sensin, közde şikarım yoktur

 

aşık

 

Aşk ile postum lal oldu, görünmeye bir hal oldu

Saralı bir can eyledi, ele berhudar söyledi

 

Hakk Teala dostlar yazar, birliğine şahit kılar

Nice giriftar kılar da, ele dünyayı peyledi

 

Arifleri sorgu etmez, aşıklara huri vermez

Bir dem kendin unutturmaz, ele şeytanı peyledi

 

Selam eyler selam eyler, selamdan gönüller peyler

Bir nice aşıklar ağlar, ele benliği peyledi

 

Var iken yok musun harda, bulunmaz bahası canda

Ayrılık olduğu yerde, ele nizaı peyledi

 

Nefsin kal’asın yıkalım, tarikattan yol bulalım

Er eteğini tutalım, ele şeriat peyledi

 

Er ile çıktık yola kim, bulunmaz baha sunalım

Hakikatle hay olalım, ele tarikat peyledi

 

Nişanı aşktan esirdi, bu canı yoktan var itti

Yüz bin marifet sanatım, ele hakikat peyledi

 

Marifeti şeriatın, dini aşkın yoluna mı

Aşığı nice ettin sen, bene Mansur’u peyledi

 

Gel gör ki hiç değişmiyor, softaların iktidarı

Aşk eyledim marifetle, ele şeriat peyledi

 

Şükür ki Allah’ın şanı, aşktan yanadır kılıcı

Ölmez aşk yakmaz aşıklar, bize ahiret peyledi

 

 Aşkın demi

 

Aşık gönlünü açar, cananını eyletir

Aşksız olan neylesin, şeriatı peyletir

 

Aşıkın canı aşkdur, aşkla yanar eğlenir

Aşığın verdiği can,  çün aşksızı horlatır

 

Kimi mal mülkü sever, kadınla döner dünya 

Aşığa mal yoktandır, yoktan olalı giyer

 

Aşık dünyayı neyler, akıbeti terk eyler

Aşk eteğin tutmuştur, kim ölürse yanar gider

 

Ezeliden bir kadeh, sundu bana cananım

İçeliden beri ah, kim içmezse hoyrat gider

 

Ahi ahmed nişanın, aşktan esirdi canın

İçtikçe her dem halin, aşktan yanalı gider

 

 

Mansur:şamda “ben allah’ım” dediği için idam edilen kişi

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

 

25 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Yar İle Yaran İle (Koşma)

Selam edin mühür gözlü yarime

Acep bahar dalım nazlı açar mı

Yenem dedim yenemedim göğnüme

Acep bahar dalım karla üşür mü

 

Hani benim ince belli yavuklum

Dağlar, söyle, sana var mı zararım

Canım burda canan orda nigarım

Acep seher yelim,  şalı sarar mı

 

Herkes gider imiş kendi yoluna

Canan döner imiş kendi özüne

Harda canım yitmiş canan eşkine

Acep bahar demim gonca kokar mı

 

Yarin sevdasına düştüm düşeli

Yanar yüreğim de kar ile döşeli

Kimse bilmez sevda zulme döneli

Acep nazardayım gözü yıkar mı

 

Kömür gözlü yar, Horoz’un Gedik’ten

Var Boztepe’ye de anam kaşından

Seni eller alsın cahil sazından

Acep anar da, ha geri döner mi

 

Al kınalar yakmış akça ellere

Belikleri salmış kolunç üstüne

Zabah ağşam andım yetmiş kere de

Acep “kim o” desem göğnün açar mı

 

Bülbülü figana yazdım bilmezmiş

Ben’imi ataşa saldım yanmazmış

Yokluğu fakr’ime verdim yetmezmiş

Acep kaçtır baha, canı yakar mı

 

Görem dedim nazlı yarin boyunu

Kaştan almış akça eller suyunu

Dağlar ile kaşı söyler eşkini

Acep gözlerim aşka kanar mı

 

Yunmuş arınmış Çuğun’un Gölünde

Işıldaşır yanar kına zülfünde

Salına salına yürür ardınca

Acep cariyem bana  da kanar mı

 

Lale sümbül güle bağrın çemenmiş

Bülbül olamadım canım bahaymış

Yit dedim de yitmez nice nizaymış

Acep aşk od’na da cana kanar mı

 

Nazlı gözler sürme ilen zalımdır

İnce bele çiğ ibrişim bağımdır

Seni sarmak kaç seherlik şalımdır

Acep ağlar gözüm seni yıkar mı

 

Algın gözler dağdan aşmış aldırmış

Karı kaşa bahar açan perçemmiş

Çemeninde namaz durdum yakınmış

Acep eller duam yari yuyar mı

 

Yar ile yaran ile gel söverek

Çözemedim ak domuru sıkarak

Ayva kiraz dudakları emerek

Acep ölsem yarim beni yuyar mı

 

Bir yar için beş del’leri oynarım

Gömlek giysem yundum diye yazarım

Arşu âlâ yurdum oldu dönerim

Acep gökte sema beni yıkar mı

 

Ahi kul ahmedim Hakk’a bakarım

Hakk deyip de geçmem kulu düşerim

Halk içinde Behlül diye düşerim

Acep sorsam Mansur bene Reşit mi

 

açıklama: horozun gedik, kırşehirin doğusundaki kervansaray dağının, anamın kaşı dediğim akrabalarının olduğu boztepe  kazasına doğru verrdiği geçitin adıdır.

bülbülün figana yazılıp bilmemesi demek:, aşka düşen birinin niye aşka düştüğünü dahil bilmemesi kendi durumundan haberdar olmaması, yani kendini görmemesi, kendine dönmemesi gerektiğini söylüyor. kendinin farkına varan tedbir alır. halbuki aşkta tedbir yoktur, kendini değil maşukunu görmek esastır. kendini gören düşer, kibre bile gidebilir veya kendinde bir şey görmeye başlar ki bu aşkı bitirir.. halbuki karşıya bakan ayağını da kendini de görmez. hallacı mansuru da bir yerde durduran ve “enel hakk” dedirten kendini görmesidir ve canıyla ödemiştir. halbuki hz. rasulüllah sürekli ileri baktı, hiç kendine bakmadı, her makamdan sonra daima bir ileri makam olmalı dedi,, bir taraftan da ilerledikçe bir önceki eksik bir makam olduğu için gerideki dünkü makamına “estağfirullah” dedi. işte hergün ilerleyip geriye estağfirullah demeyi müslümanlar anlamıyor, anlamıyor, ölecem valla.  azrail geldiğinde onu serbest bıraktı allaha yürüyüp yürümemekte.. fakat onun bu dünyadaki ilerleyeceği makam bitmişti ve şimdi hasta yatağında refiki ala dediğimiz allah’ın yanına göz dikti. şimdi dünyaya estağfirullah diyecek makam kalmamıştı ve o da dünyada artık kalmak istemedi. kalsaydı ilerleyemeyecekti ve iki günü birbirine eşit olan ziyandadır hadisi gereğince ziyan içinde olacvaktı. bu da bir peygambere yakışmazdı.

işte mümin kardeşim, sen de hergün bir ileri gitmek için ikra=oku çalış da ilerleyince estağfirullah diyeceğin bir arkada eksik günün olsun, kemale yürü bütün gücünle. aptalca bilmeden estağfirullah deyip durma. bunu anla ve gereğini yap. yarısı boş tesbih dönderip durma.. bu, dille zikir, kalple zikir ve en önemlisi ahlak ve tekniğe dönüşmüş yaşanan zikirden bu üçüncüsünü ifade eder.. anlamadıysanız daha yapacağım bir şey kalmadı ey geri kalmış müslüman. sen geri olmasan bu ülke kendiliğinden ileri olur mu?

ülkene geri kalmış deyip kendi geri kalmışlığını görmeyen aptal müslümanım. bizim şu siteyi nasıl gayretle doldurduğumuzu sizin için bir anlasan eh birazcık sana örnek teşkil eder acizane..sen bizim gibi en az 12 saat horlana horlana çalıştığımız zinhar sizi ilgilendirmez. siz başkalarınca belirlenmiş başkaları örnek alınmış alışılmış hayatınızı VAHİY İÇİNDE İNSAN İÇİN ASLA BOZMAZSINIZ. CEBİNİZDEN 5 KURUŞ ÇIKSIN İSTEMEZSİNİZ. Bİ UCUNDAN DA BİZ TUTALIM DEMEZSİNİZ. VERDİĞİMİZ KAĞITLARDAN 1 LİRAYA 20 TANE ÇOĞALTIP ARKADAŞ VEYA KOMŞUNUZA İKRAM ETMEZSİNİZ. NASIL OLSA BİRİLERRİ YAPAR DER GEÇERSİNİZ. YA DA VERMEKTEN UTANIRSINIZ. ZAMAN ZAMAN BANA DENEN EŞŞOĞLUEŞŞEK LAFI BENİ ETKİLEMEZ VE SARSMAZ LAKİN SİZ BUNA  HORLANMAYA TAHAMMÜL EDEMEZSİNİZ. UNUTMAYIN Kİ DİNİ İÇİN HORLANMAYI GÖZE ALAMAYANI ALLAH AŞIK YAZMAZ, YAZMAZ.  SİZ BUNU BİLİR BU SEFER ON DAN BUNDAN ŞEFAATLE ARASYI KLAPATMAK İSTERSİNİZ. APTALLAR… ŞEFAATİN DE ALLAHIN İZNİNE ÖNCE LAYIK OLMAYI HELE BİR BİLSEYDİNİZ YA. DOĞRUSU BUNDAN DA MORALİNİZ BOZULUR. LAKİN ARTIK BUNA GÖZÜNÜZÜ KAPAR, KULAĞINIZI TIKAR VE APTALCA GÖZÜ BAĞLI AT GİBİ AHİRET UÇURUMUNA HÜLYALAR İÇİNDE GİDERSİNİZ????

SİZLERİ SEVİYORUM. BİRAZ AKILLI OLUN AKILLI. HADİSTE AKILLI OLAN AHİRETİ DÜŞÜNEN VE GEREĞİNİ YAPAN ADAMDIR BUYRULDU. AKILLI OLMAK BU, BU, İLERİDEKİ MENFAAT. BU DÜNYADAKİ TİLKİLİK DEĞİL, DEĞİL..

yokluğun fakre verilmesi demek sadece dünyayı terkin yeterli olmadığı, bir taraftan da tasavvufi bilgi ve aşkını duymak gerektiğini ima ediyor.

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir.

24 Mart 2012
Okunma
bosluk

Sarı güzele sararmışım (Güzelleme)

Sarı saçlarına kurban olduğum

Bahar gelir sana döner gün gelir

Sazdır tellerine zülfün gerdiğim

Yiğit ölür adı kalır gün gelir

 

Ben bu hasret ilen çokca yaşamam

Sen bu nazlar ilen niyaz çekemen

Ağla ağla derken ömre yitemem

Yaşlar yaşar darda düşer gün gelir

 

Seni seven benim ben’i göremem

Seni senim için seven bilemem

Ağu aşkın baçı gari saramam

Ölen sever ben’ler yaşar gün gelir

 

Cemal diyerekten seher düşermiş

Sarı saçlarına altın göğermiş

Beller kırılası bizden geçermiş

Körpe gelir koca düşer gün gelir

 

Ala gözlü çifte benli sevdiğim

İnsafın yok mudur öldür bakayım

Kadıya haber sal mihrin vereyim

Eşek ölür kadı bunar gün gelir

 

Kaç yaşadım yaşlar ile yaşlanmaz

Kim demedim gelir kucak söylenmez

Bu baharın ardı sıra ölünmez

Bahar gider çirkin düşer gün gelir

 

Bir aşk için yana durdum ahımdan

Gece gündüz öldüm hiç sevabından

Ağşamdan koynuna girdim canıylan

Koyun soğur adam ölür gün gelir

 

Gönlün hoş olsun a canım efendim

Yurtlarınız boş kalmaya belendim

Sizi hörülerden saydım genceldim

Nazlar sarar ömür yiter gün gelir

 

Ahi kul ahmed de kışda düşlemiş

Güzel deyu ağu içer yaşarmış

Kimse bilmez canı Hakka satarmış

Canlar ölür Canan yaşar gün gelir

 

Açıklama: bu şiir dün etlik halk otobüsünde yanına oturduğum dişçilik uzmanlığa çalışan altın saçlı kız için yazmaya çalıştım. siz benim her gördüğüme aşık olduğumu, yazıda 300 sevdiğim olduğunu, hep bu güzellikle ilgili şirleri ayrı ayrı onlara yazdığımı bilmiyorsunuz tabii. işte böyle bütün güzelleri sevmek bir Karaca’Oğlan’a bir de bize mahsus denilebilir. Yaşantılarımız benzer olduğu için yazdığımız şiirler de çok benzerlik gösteriyor. o da güzellere “var git emmi işine” diyene kadar, biz de “var git emmi dişine” kadar denilene kadar yolları, yazıları, dağları, pınarları, göçleri, yiğitleri, güzelleri, körpeleri, lebleri, belleri, canları, yaranları, cananları, hatta kocamışları birlikte yazıp duracağız. ikimizin şiirlerini yan yana koyun ve bir edebiyat öğretmenine hangisi hangisinin deyin asla ayıramaz. çünkü yaşantılar ve düşünüşler aynı…ümid ederim değerli okuyucularımız bu yazılanlardan hoşnut olur ve kendini buralarda bulur her şeyiyle..

 

ahi kul ahmed’e nasibdir

 

11 Şubat 2012
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç