Kendine bak kendine (Semai)

Aşık özün tartıla

Kendine bak kendine

Hakka niyaz edile

Kendine bak kendine

 

Sıratı müstakime

Gider ona ol sende

Gayet seni bul sende

Kendine bak kendine

 

Her ne varsa kendinde

Ara bul ol ademde

Sen seni bul bu demde

Kendine bak kendine

 

Sensin kamu alemde

Var olan bir gerçek de

Kalmaya söz ezelde

Kendine bak kendine

 

Senden göründü Allah

Yemin ederim billah

İki gözüm maşallah

Kendine bak kendine

 

Mülküdür onun dünya

Aşikar olmuş vera

Hanedir sultan ola

Kendine bak kendine

 

Gam değildir bizlere

Ser verip sır vermeye

Oyundur canı başe

Kendine bak kendine

 

Bildin ise ol demi

Hakk diyesin ademi

Kılma güman içeri

Kendine bak kendine

 

Evliya kerameti

Yerden göğe direği

Kevni mekan içeri

Kendine bak kendine

 

Aşktan yana olanlar

Dünya malın bakmazlar

Hakk’ı aşkta bulalar

Kendine bak kendine

 

Canların canıdır aşk

Dertlere dermandır aşk

Aleme sultandır aşk

Kendine bak kendine

 

Söylenir aşktan yana

Hayvandır aşk olmaya

İnsandır aşık ola

Kendine bak kendine

 

Ahidir Ahmet kârı

Söyletir zülfikârı

İki cihan serdarı

Kendine bak kendine

 

ahi kul ahmed

11 Ağustos 2016
Okunma
bosluk

Yeşil gözlerin aşkı

Al hare giyer de, yeşil gözlerin

Beni derde salan gozel has gelin

Bir çare düşerde sesil  nazların

Beni derde koyan gozel has gelin

 

Yeşil başlı gövel ördek süzülür

Süzülür de kirik ilen açılır

Üzme beni gelin yaram deşilir

Beni darda koyan gozel baş gelin

 

Yeşil gözler yeşillenmiş çemen mi

Dağlar karı erir gönül yuman mı

Bağda gozel, alıp kaçsam gelmen mi

Beni  at da gören gozel koş gelin

 

Bir nazına bin sözümü sereyim

Domurları terler imiş sıkayım

Helal güller bahar söyler açayım

Beni canda gören gozel hoş gelin

 

Söyler dilim ağlar özüm bilmezler

Sözüm beştir O’nu çalar duymazlar

Aşkı güle yazdım kokar dermezler

Beni bağda gören gozel gül gelin

 

Yiğitler dizilir sıra daşına

Sunalar doluşur pınar başına

Üçgül açmış çemenlerde dağlara

Beni  dağda goren gozel güç gelin

 

Ahi kulum ahmedim gozel içun

Gozel deyu ömür yidim aşk içun

On gozelden bire düştüm sıdk içun

Beni narda goren gozel gül gelin

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

18 Mart 2013
Okunma
bosluk

Vuslat kılmaz ayanı yok

Zikredelim gel Allah’ı

Aklı canım yok vallahi

Bir denize taht kurdum ki

Durmağa kim payanı yok

 

Nazar kıldım bir eşiğe

Gördüğümden kim deliye

Bir yüksekte köşk dimeğe

Çıkmağa merdivanı yok

 

Köşküne var girenlerin

Maksuduna erenlerin

Ene’l Hakk’ı diyenlerin

Sebebe ihtiyacı yok

 

Dergah budur agah budur

Düzer arzusun dem budur

Girer bir denize yunur

Gayri onun kenarı yok

 

Sözle ayan ilm iledir

Dille devran hüsünledir

Aşk-ı nazım Hakk iledir

Yar anın hiç nişanı yok

 

Hayalini gönül bilmez

Sıfatını elden görmez

Darasını akıl çekmez

Anmağa hem lisanı yok

 

İman ile hüsnün bilem

Nihan ile vasfın gizem

Beyan ile zatın yazam

Yazmağa can kalemi yok

 

Genci yaşlısı dertlisi

Yazar ayanı gizlisi

İlm ile cümle lisanı

Bilir dem tercümanı yok

 

Din içinde mü’min saydım

İns içinde kullar gördüm

Küfr içinden kafir çektim

Gezer ana ziyanı yok

 

Ahmed sorar sualini

Hakk’tan bekler meramını

Aşk iledir niyazını

Çözmeye imtihanı yok

 

Bahar ile yazı savdım

Gonca güle aşkı yazdım

Kullar ile cana düştüm

Aşıklara gazabı yok

 

Gelen geldi giden gitti

Gelen gitmem deyu öttü

Nefsi yenen Rabb’in bildi

Bulunmaya nazarı yok

 

Hakk nazar ider kullara

Kul döner türlü hallere

Bülbül yazar gönüllere

Gülşeninde bazarı yok

 

Sabah ağşam varım sersem

İsm-i Hakk’ı küne versem

Ölüp ölüp candan olsam

Dört kitapta inkarı yok

 

Hakk korkusu er eylesin

İşi gücü zâr eylesin

Cümle veli yar eylesin

Vuslat kılmaz ayanı yok

 

Aşktan ağıt kılar kime

Vere durur nur eline

Viran gönül şad yeline

Eser halden şikarı yok

 

Kendim bilem elden âri

Düşte gördüm baştan âri

Cana yazdım kuldan âri

Nazarına giresi yok

 

Hakk’ı sevem diyenleri

Nefsin zoru kılanları

Ettiğini bulanları

Yazar elden bizarı yok

 

Aşıkların darı ile

Yakupların zarı ile

İnayetin Bari ile

Salar kuldan nihanı yok

 

Ahi ahmed söyler sözi

Kan büridi iki gözi

Kara olmaz aşık yüzi

Yazar candan hesabı yok

 

Ahi ahmed aşık düşer

Kundurası şaki eyler

Ağşam sabah niyaz eder

Rabbisine kararı yok

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

30 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Rahman’ın kulları

Ol benim halimi

Görmeğe kim gelir

Zevk ile canını

Vermeğe kim gelir

 

Yarimin illeri

Uzaktır yolları

Goncadır gülleri

Dermeğe kim gelir

 

Kuran’ın özini

Tutarım sözini

Muhammed yüzini

Görmeğe kim gelir

 

Ol benim Rabb’ime

Kim gele zikrine

Dertleri sırtına

Vurmağa kim gelir

 

Rahman’ın kulları

Niyazdır halleri

Namazdır işleri

Kılmaya kim gelir

 

Rabb’imin arşını

Gözlerim yolini

Bu cahil kulini

Çekmeğe kim gelir

 

Rahman’ın yazgısı

Muhammed çözgüsü

Gönüldür hepisi

Yanmaya kim gelir

 

Rahman’ın sözüyle

Muhammed eliyle

Ahmedin sazıyla

Çalmağa kim gelir

 

Muhammed ilinde

Sünneti halinde

Susayan dilinde

Yanmağa kim gelir

 

Ahdine vefayı

Dert ile cefayı

Sabr ile belayı

Çekmeğe kim gelir

 

Erlerin şem’ine

Dönerim demine

Kararım yoluna

Yanmağa kim gelir

 

İslam’ın donunu

Çaldığı sazını

Dost için canını

Vermeğe kim gelir

 

Şehitler kârını

Ateşin narını

Kulların hakkını

Vermeğe kim gelir

 

Benim varım yoğdan

Yuvarlandı halden

Canım dedi arşdan

Çıkmağa kim gelir

 

Allah için canı

İslam için malı

Aşk içundur  ârı

Vermeğe kim gelir

 

Seherlerde ahı

Canlarında mahı

İki cihan kânı

Olmaya kim gelir

 

Ahmed sazı duttan

Çala dursam dertten

Muhammedli yoldan

Geçmeğe kim gelir

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

 

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Güzele verdik gidiyor…(Koşma)

Ben yarimden ayrı düştüm düşeli

Her anım bin yıla döndü gidiyor

Yine azab oldu ömrü sürmeli

Gönlüm cefalara düştü gidiyor

 

Belli olmuş bağlarının boranı

Çözülmüyor dağlarının kemanı

Onbeş oldu soframızın horanı

Rızkımız mevlaya kaldı gidiyor

 

Her geçen günde artıyor vebalım

Bağı bahçe viran oldu bazarım

Az yaşa çok yaşa sonu babalım

Ömrümüz kazaya kaldı gidiyor

 

Gide gide yollar yokuşa vardı

Uzak oldu dostlar canıma yetti

Ciğerim yandı da yar köz köz oldu

Salahım duaya kaldı gidiyor

 

Divane olmuşum niyazım yeter

Gam alır gam satar bizarım yeter

Zalım felek kıyamette de naçar

Ahiret kaderi yazdı gidiyor

 

Nazar kılam sen yar ile yarana

Baha eyleyem gel canı canana

Ahdim kavi yaz ol cümle cihana

Aşkımı canana verdik gidiyor

 

Kömür gözlüm de ahdimi alırım

Almaz isem çekerekten ölürüm

Güzeller içinde seni bilirim

Ahdimi güzele verdik gidiyor

 

Ferhat ile dağları deliversem

İmanla azraile canı versem

Güllerle  Muhammed’e koşuversem

Cenneti rızaya saydık gidiyor

 

Allar ile donatsalar donumu

Hakk’a doğru çevirseler yönümü

Yeyip içsem hatırlamam ölümü

Dünyayı şeytana verdik gidiyor

 

Selvi boyla endam akıl ziyanı

İnce belde zülüflerin turası

Neresidir güzellerin yaylası

Aklımı  güzele sardık gidiyor

 

Güzel altın tas içinde bal mısın

Onca çiçeklerden çavan dal mısın

Cenneti aladan kokan hur’misin

Güzeli bal ile ölçtük gidiyor

 

Gel beni düşürme mihnete derde

Aşka düşenim canana kul nerde?

Yiğit olan yiğit canı bazarda

Yiğidi can ile ölçtük gidiyor

 

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri

Yarden ari çav da gel al şalları  

Sordum bize varmaz  imiş yolları

Yarimi yabana saydık gidiyor

 

Ak göğsünde yar memeler görünsün

Siyah zülfün tel tel olsun örülsün

Bilmem namahremsin bilmem canımsın

Bahayı kitaba saydık gidiyor

 

Leylağa karıştı çemenler dağlar

Suyundan içermiş güzeller beyler

Ben sıdkımı bozmam da sunam  ağlar

Ağıtı sunaya verdik gidiyor

 

Ahi kul ahmedim yönün çevrilsin

Aşk bazarında kim canın yeldirsin

Ha yaşadın ha öldün şu şarabsın

Kitab-ı aşkı içtik de gidiyor

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

5 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Koç yiğitlerin sunası (Koşma)

Bir suna eğlenir pınar başında

Koç yiğitler sıra sıra dizilir

Bir turna eğlenir Seyfe gölünde

Koç yiğitler sıra sıra yakılır

 

Bir kara gözlüdür sınar kaşında

Bir kara oğlandır düşer peşinde

Naz-u niyazla söyleşir keyfince

Koç yiğitler kara kara yazılır

 

Bir sarı gelindir açar leblerin

Bir çare yalandır kaçar gözlerin

Kim demiş benimdir ince bellerin

Koç yiğitler dara dara yazılır

 

Bir yazı söylenir levhi mahfuzda

Kim nice yiğittir yazar alnında

Gün gele yakarmış gönül şavkında

Koç yiğitler kara kara yazılır

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Bir gönül niyazı..

Bir gönül pervazıdır dağlar ardında

Uçsam mı uçmasam mı bilemem gönül

Bir selam niyazıdır güller açınca

Açsam mı açmasam mı bilemem gönül

 

Bir gönül nihanıdır bağlar içinde

Bahadır cevru cefa ağlar gözünde

Söylenir gizli sırlar arşın üstünde

Desem mi demesem mi bilemem gönül

 

Bir gönül sevdasıdır yaşar bağrımda

Can mıdır canan mıdır yanar kalbimde

Dillenir ağu içen canlar nazında

İçsem mi içmesem mi bilemem gönül

 

Bir gönül nişanıdır dostlar elinde

Kim bu nişanı verir eller içinde

Ezeli bir kayıttan alır levhinde

Yazsam mı yazmasam mı bilemem gönül

 

Bir gönül yaranıdır ahi postunda

Cümleyi severmiş fütüvvet ehlinde

Aylağın şavkı vurmaz nazar cehlinde

Kovsam mı kovmasam mı bilemem gönül

 

Bir gönül aşığıdır gülün dalında

Bülbül olup ötermiş seher vaktinde

Sürme gözler süzermiş aşkın şevkinde

Çeksem mi çekmesem mi bilemem gönül

 

Bir gönül çerağıdır kalbim çarpınca

Kim kalbim çarptırır bilmem aşk vurunca

Bir maşuk olmasa şevkat şevk bulunca

Sevsem mi sevmesem mi bilemem gönül

 

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

 

20 Ocak 2012
Okunma
bosluk

bir gelinle buse-i naz-u niyaz

Ey gelin yanıp yakılıram, bana aymaz dedi
Gül lebin aldır yanarak, bana doymaz dedi

*

Ey gelin zülfün dağıtan nedir, poyraz dedi
Gül lebin baldır öpürem, seni kanmaz dedi

*

Ey gelin kaşın kemandır, sana çalmaz dedi
Gül lebin haldir çaresiz, sana gülmez dedi

*

Ey gelin gelin görmüşem, seni görmez beni
Gül lebin aldır yanmışam seni bilmez beni

*

Ey gelin zülfün dağılır yüzün görmez beni
Gül lebin baldır tadılır yüzün vermez gülü

*

Ey gelin allar giyersin tenin görmez eli
Gül lebin çıkar sıkarsın göğsün bilmez kimi

*

Ey gelin şalvar çekersin, baldır açmaz hemi
Gül lebin salıver nidersin baçtır açmaz demi

*

Ey gelin sarı yazmanın çevri açmaz hele
Gül lebin yakar gözlerim dalar kanmaz sene

*

Ey gelin sular senindir pınar dolmaz kaba
Gül lebin pınar suların bendi dolmaz derya

*

Ey gelin kaçtır gardaşın seni salmaz ele
Gül lebin nazar bağların seni komaz ele

*

Ey gelin bağı bağbanın seni saymaz güle
Gül lebin bilmez aşığın seni komaz ele

*

Ey gelin sana yanmışam, beri gelmez beri
Gül lebin açmaz aşığım beni saymaz kulu

*

Ey gelin seni sevmişem güle komaz, güle
Gül lebin nedir demişem bala kiraz diye

*

Ey gelin adım ahmeddir sana niyaz ede
Gül lebin kılar adettir adım, hem naz ede

*

Ey gelin cevr-u cefanı çektim bin naz içre
Gül lebin yazar aşkını hali ibraz ile

*

Ey gelin seyru sulüküm sana, biraz dinle
Gül lebin kıra, maksadın neyin var yaz hele

*

Ey gelin derdim busedir sana ibraz ede
Gül lebin sınar kuvvetim buse olmaz gene

*

Ey gelin niçin olmazmış buse bir kez hele
Gül lebin için iftira duyan bağnaz ise

*

Ey gelin kıldım busene özüm bin kez feda
Gül lebin bekler sırrımı közüm pek az feta

*

Ey gelin sabr-ı takatim canda kalmaz ise
Gül lebin söyler derdini mezarın kaz diye

*

Ey gelin sırrı açaram öyle olmaz diye
Gül lebin söyle edepsiz seni gammaz diye

*

Ey gelin malım fedadır sana, saçmaz ele
Gül lebin eyler bahadır kaça cambaz diye

*

Ey gelin buse yamandır gene olmaz gene
Gül lebin söyler zamanı gele biraz gele

*

Ey gelin buse zamanı geldi bu yaz diye
Gül lebin gözler zamanı kışa çalmaz diye

*

Ey gelin kışı salmışım sana bu yaz diyem
Gül lebin hoştur gelirem sana niyaz diyem

*

Ey gelin şimdi buselik bana hazır diyem
Gül lebin sorar mecliste çeng-u saz istiyem

*

Ey gelin elbet lazımdır bir hoş avaz derem
Gül lebin çalar sefadır bir hoş niyaz derem

*

Ey gelin olsun hüseyni faslı avaz çalam
Gül lebin söyler uşşaktır sonra şehnaz girem

*

Ey gelin buse sözündür sakın olmaz deme
Gül lebin eyler nazındır sakın vermez deme

*

Ey gelin hem gül yanaktan, dudak bilmez deme
Gül lebin çeker ahmed vay seni kurnaz deme

*

ahi kul ahmed

16 Kasım 2011
Okunma
bosluk

Notice: Undefined variable: pagingMiddleString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 212

Notice: Undefined variable: pagingString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 77

Notice: Undefined variable: pagingString in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/plugins/wp-page-numbers/wp-page-numbers.php on line 156
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Son Yorumlar


Notice: Undefined variable: pre_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 20

Notice: Undefined variable: post_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 26
cami alttan ısıtma
halı altı ısıtma
cami ısıtma
cami ısıtma