CUMA SOHBETİ – 4 ( İnsandaki beklenti hastalığının imanı kuvvetlendirerek çözümü )

Karşımızdakine duyduğumuz sevginin karşılığını alamamak her zaman yaralar bizi. Karşılıksız sevmeyi beceremeyiz bir türlü. Belki de bizim yaratılışımızda olan bir şey bu. İstediğimiz gerçekleşmeyince sanki dünya başımıza yıkılır. Dünyanın en dertli insanı bizizdir o an. Yemekten, içmekten, konuşmaktan, gülmekten kesiliriz.

 

Böyle yaparak karşımızdakini üzmüş olacağımızı düşünürüz; ama çoğu zaman durum beklediğimiz gibi değildir. Halimize bir anlam verilememiştir… İnsanların duyarsızlığından şikayet ederiz bu sefer, nankörlüğünden bahsederiz; fakat hiç sıra bize gelmez nedense. En masum bizizdir her zaman. Hakkı yenen, gözü yaşlı, gönlü kırık bırakılan bizizdir. En haklıyızdır, kimsenin bizi anlamamaya hakkı yoktur.

 

Zorunlu olarak herkes bizi dinlemelidir. Ne de hoşumuza gider arkadaşımıza ya da bir yakınımızın duyduğumuz acıdan, yaşadığımız olaylardan dolayı bize acıması, “Ah, vah” nidalarıyla bizi teselli etmeye çalışması… Onun da bize hak verdiğini görürüz ya, rahatlarız, dünya bizim olmuştur, zafer bizimdir. Acaba, zafer bizim midir? Üzerinden zaman geçtikçe unuturuz. Sonra bir an gelir.

 

Tekrar aynı şeyleri yaşarız. Dünyanın en acılı insanı, haksız karşı taraf ve bizi dinleyip hak veren insanlar… Peki, bu böyle sürüp gitmeli midir? Hiç mi çaresi yoktur? Hayır, dert varsa elbet şifa da vardır. Şifayı bulmak için de aramak lazım, aranılacak yeri bilmek lazım. Önce bir kendimize bakmamız, bir öz eleştiri yapmamız gerek.

 

Amacımız temelde beklentilerimizin gerçekleşmesi mi; yoksa mutluluğa giden bir yol bulabilmek mi? Herkesin bizim emrimizde olmasını istemek mi, bir arkadaşın derdini dinleyip gözyaşını silmek mi ve bunu “ o da benim için yapsın” diye yapmak mı; yoksa “ varsın yapacak olsun veya yapmayacak olsun ben bir insan, bir vicdan sahibi olarak, bir abla, bir ağabey, bir kardeş olarak kendimi ifade edebiliyor muyum, benim için önemli olan bu” diyebilmek mi?

 

Hep “seçim sizin” “ siz olmazsanız hiçbir şey olmaz” denir; ama bir şeyler olmadı mı da siz, siz olmazsınız. Hep gözünüz dışarıyı sorgular: hakim olur yargılar, ceza kesersiniz, bu cezayı ne kadar tatbik edebilirsiziniz orası meçhul…

 

Yine aynı noktada, başladığınız noktadasınız:

 

  1. Boş ver gitsin.
  2. Boş verme gitsin.
  3. Boş ver ya da boş verme gitsin.
  4. Boş versen de boş vermesen de gider.
  5.  Boş versen de boş vermesen de gitmez, en iyisi mi sen oluruna bırak.Sürekli bir yerlere koşuşturmakla geçen hayatımızdan bir 5 dakika ayırın ve sükut içinde kalbinizi tarayın, çözümü de bulmuş olacaksınız… Bir sorunla gelen bir insan bir çözümle de birlikte gelmezse kendisi de bir sorun demektir. Yukarıdaki listeye inanan bir insan olarak, 
  6. Allah’a tevekkül ederek sonucu Allah’tan beklemeyi

 

İlave etmeliyiz. Bu altıncı maddenin yaşamsal gerekçeleri üzerine Mehmet adlı okuyucumuzla sohbet ettik; ve işi başından iman saikiyle davranışlarımız yönünden tekrar ele alalım dedik;

 

Babasının inancı zayıf olduğu için yaşanan olayların sonucu konusunda lise 3’te okuyan Mehmet’e  verebileceği pek bir şeyi yoktu. Sadece o’na “Doğru sebeplere sarıl” diye öğüt verirdi. Bir gün bu sözü en güvendiği arkadaşı ahi kul ahmet’e açmaya karar verdi.

 

Kendisine babasının söylediği bu sözü aynen aktardı ve ne düşündüğünü sordu. Ahi kul ahmet’in cevabı gayet basit ve netti. Biz şöyle dedik: “Doğru sebeplere sarılmak doğrudur. Ancak bu yeterli değildir. Doğru sonuçların alınması için Allah’ın da bu sebeplere müdahil olması gerekir. Yani sonucu daima Allah belirler. Bunun adı tevekküldür. İşte bu, imanın önemli bir cûz’ünü teşkil eder.

 

Bir müslüman sebeplere bağlanmakla birlikte Allah’a dua ederek o sebeplerin doğru etkiler yapmasını ümit eder. Yani sebebin doğru hareketini Allah sağlar. Dolayısıyla dua, sebeplerin üstündeki ana unsur haline gelir. Kim bu duayı ihmal eder ve yararsız bulursa kişi küfre gider. Müslümanın unutması ise sünnetullaha güvenmesiyle olur ve pek zarar verdiği söylenmez. Sünnetullah, Allah’ın koyduğu hareket yasalarıdır. Ancak takva sahibi bir insana Allah’ı unutmak yakışmaz. Normal halk ise genellikle Allah’ı unutarak Sünnetullaha göre konuşurlar. Doğrusu her işi Allah’a bağlamak ve O’ndan bilmektir. 

 

Bu yüzden;

Bir işe başlamadan önce, İnşallah

Kendimize güvenirsek, Evvelallah

İşe başlarken, Bismillah

İşten vazgeçersek, Eyvallah

Sonuna kadar gitmek istersek, Ya Allah

Canımız sıkılırsa, Fesübhanallah

İşe coşkuyla sarılırsak, Allah Allah

İşi başarıyla bitirirsek, Maşallah

İşi başaramazsak, Hay Allah” deriz.

 

Mehmet: Ahi kul ahmet’ sen bu kadar sözü nasıl hatırında tutuyorsun?

 

Ahi kul ahmet: İnsan yaşadığını unutmaz.

 

Mehmet: Ne yani sen yaşadığın her şeyin dini olduğunu mu söylüyorsun? Dünya yaşamı diğer yaşamdan farklı değil mi?

 

Ahi kul ahmet: “İşte anlaşamadığımız temel nokta bu, Mehmetciğim. Biz her meseleye onun ilahi yönüyle bakarız. Bir fizik dersi bile bizim için dünyalık bir ders olmaz. O da Allah’ın yarattığı kanunları inceleyen bir bilim dalıdır diye Allah’ın nazarıyla bakarız.

 

İlimleri dünyevi ve uhrevi olarak ayırt edenler, insanlara ve İslam’a büyük zarar veriyorlar. İslam’ın geliştiği 12. Yüzyıla kadar insanlar evlerindeki kitap ciltleri sayısıyla kendi aralarında övünür olmuşlardı”

 

Mehmet: Her şeyini dine bağlamak seni sıkmıyor mu?

 

Ahi kul ahmet: “Beni dünya ayakkabısı sıkıyor. Din ile yalnızca Allah’a bağlanıp diğer bütün kötü şeylerden kurtulduğumu hissediyorum. Büyük İslam Alimi Kuşeyri’nin bu konuda çok ilginç bir sözü var.

 

O şöyle diyor: “Özgürlüğün hakikati kulluğun kemalidir.” İşte her şey bu sözlerin içinde saklı. Sen kendin dışında her şeye bağlısın ama ben benim içimde bir tek ben’e yani Allah’a bağlıyım. İkinci bir vazgeçemediğim Allah’ım yok. Benim Allah’ım bir tane, ama senin Allah’ın yüzlerce. Hangisi daha kolay sana göre?”

 

Mehmet: Şu an inanç yapımın çatırdadığını hissediyor gibiyim. Söylediklerini düşüneceğim.

 

Onbeş gün sonra.

 

Mehmet: Sevgili kul Ahmet abi; bir babaya itaatin kolaylığını görünce bir tek ilahın kulluğu da kolay olmalı dedim. Bir de her vazgeçemediğimi üstümde gördüm ve ilahım sanıp onun yokluğu ile terk ettim. Bu şekilde tek ilah Allah kaldı. Sahi ya seni nasıl sevmeliyim.?

 

Ahi kul Ahmet: Ortak nokta olan Allah’ı bulduğuna göre buraya pergeli koy ve her sevdiğini bu Allah Rızası çemberinde sev. İnsan dosta değil dosttan dosta bakmalı, alıp rahmet halka nur saçmalı. Ayrıca siz Allah’tan ne bekliyorsanız Allah da sizden bir şeyler beklediğini unutmayınız. İlk adımı bazen O atar bazen siz atmalısınız. kıymetli olan önce sizin atmanızdır. Diğerleri joker kullanmış gibi olur ki bu daha az değerlidir. 

İnsan inandıkça uçar.

Kuşlar uçtukları zaman yaşarlar….

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

24 Ocak 2014
Okunma
bosluk

Yeşil gözlerin aşkı

Al hare giyer de, yeşil gözlerin

Beni derde salan gozel has gelin

Bir çare düşerde sesil  nazların

Beni derde koyan gozel has gelin

 

Yeşil başlı gövel ördek süzülür

Süzülür de kirik ilen açılır

Üzme beni gelin yaram deşilir

Beni darda koyan gozel baş gelin

 

Yeşil gözler yeşillenmiş çemen mi

Dağlar karı erir gönül yuman mı

Bağda gozel, alıp kaçsam gelmen mi

Beni  at da gören gozel koş gelin

 

Bir nazına bin sözümü sereyim

Domurları terler imiş sıkayım

Helal güller bahar söyler açayım

Beni canda gören gozel hoş gelin

 

Söyler dilim ağlar özüm bilmezler

Sözüm beştir O’nu çalar duymazlar

Aşkı güle yazdım kokar dermezler

Beni bağda gören gozel gül gelin

 

Yiğitler dizilir sıra daşına

Sunalar doluşur pınar başına

Üçgül açmış çemenlerde dağlara

Beni  dağda goren gozel güç gelin

 

Ahi kulum ahmedim gozel içun

Gozel deyu ömür yidim aşk içun

On gozelden bire düştüm sıdk içun

Beni narda goren gozel gül gelin

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

18 Mart 2013
Okunma
bosluk

Derdi olan, imanla ahirete göçmek isteyen, ahirette bi iznillah şefaat duası talep eden her kim var ise; bu yazıyı okuya,

Sitemizde yer alan İslami bir hususla amel eden kişiye dünyada yardım, imanla ahirete göçmek  ve ahirette bi iznillah şefaatimiz için duamız vacip olmuştur. Bu bir DUA’dır. Nasıl olacağını yazıyı dikkatle okuyarak gereğini de yaparak bu fakirden bir dua ümid edebilirsiniz.

Bu dua güzelliği izni Haz. Rasulüllah’tan silsile yoluyla gelmektedir. Kafadan kendi kendine uydurma, şurda şunu gördüm, burda bunu gördüm gibi yanılması muhtemel bir şey değildir.

Asıl amaç insanları Kur’ani / İslami  amellere teşvik etmektir. Bu ameller güzel, fedakarlık ölçüsünde ve ihlaslı olarak yalnızca ALLAH RIZASI için yapılınca eminim bize gerek kalmıyacaktır. Allah ümmeti muhammedi kendi rızasına uygun ihlaslı itikad ve ameller nasib etsin. AMİN.      

Sevgili okurlar İslam’da VESİLE yaşayan bir müminden dua talep etmek şeklindedir.  Zira sahabe efendilerimiz Peygamberimizden yaşarken dua talep ederlerdi. Hazreti Rasulüllah’ın ahirete göçmesinden sonra halen yaşayan amcası ibni Abbas’tan yaşıyor ve ona yakın diye dua talep ettiler. Bu yüzden halen yaşamayan zatları sevebilirsiniz. Ancak onları vesile kılmak şirke kadar gider. 

Bu yüzden müminlerin canlı canlı birbirlerinden dua istemeleri uygundur ve şifadır (Hadis). Bu nedenle bizden de dua talep etmeniz uygundur ve güzeldir ve size şifadır. Çünkü size göre ben günahsız bir ağızla dua ediyorum. Siz de bana dua ederseniz sizin ağzınız günahsız olur.

Bu yazıyı kendimize pay çıkarmak için yapmadık. Bu bizim İslami kesinliği olan bilgimizdir. Bir üstünlük amacı asla taşımamaktadır. ancak anadoluda yerleşik ölmüş derviş kültürü aşırı saygıdan ziyade kendi kasabasına bir koruyucu melek ve danışacağı, cevabınıda yine kendi vereceği, Allah’ın yanına varmış (aslında varmak isteyen kendisi) bir kerametli kurtarıcı aramaktadır. Elbette muhterem zatlar bir miktar var olsa bile bunların da özelliklerini artırır, abartır ve dualarına şirk olarak vesile kılar. o zatları ziyaret etmek elbette güzeldir. fakat Allah ile araya girerse o zat Allah: ey kulum ben sana uzakmıydım, hayır veya ibadetlerini vesile kılsaydın yetmezmiydi?? demez mi.

Maalesef bu alışkanlıkları temizlemek mümkün olmuyor. lütfen siz de dikkat edin. biz asla vesile falan değiliz. Sadece siz isteyin istemeyin biz size yaşayan bir kardeşiniz olarak dua edeceğiz. sizden farkımız yok. sadece Allah, Rasülü ve ümmeti çok sever ve bir sünnete ve ümmetten her kişiye dahi gözümüz titrer ve salya sümük gezeriz. Sakın ha bizi vesile kılmaya kalkmayınız. Aksi halde bizi de azaba uğratırsınız kendinizi de..Allah “sen bunlara böyle mi dedin” diye bana sorar. size de neden bir başka alime sormadınız diye sorar..                                                   

 

Aşık Paşa hazretleri tarafından bir sır verildi bize dostlar onun hakkında 183 beyit yazdık diye. Bu sır şu dostlar: sadece bizim yazılarımızı (şiir yada risale ya da makale) okuyup içindeki İslam’i bir temel unsurla amel ederseniz, Şefaat duamız size vacip olacak..Bu bir duadır. Cenab-ı Hakk’tan kabulünü dileriz..

Bunu sadece ahirette şefaat olarak anlamayınız. Bu dünyadaki bir sıkıntınızdan tutun ölüm anındaki (Sekerat) imanla gitmek için makbul bir duaya kadar geniş bir yelpazeyi de Cenab-ı Hakk’tan taleb ettik ve bize her üçü de verildi..

Biz şeyh falan değiliz dostlar. Sadece Ümmeti Muhammed’e olan sevgimizden dolayı bize bir kısım ümmetle ilgilenme yetkisi verildi. Peygamber efendimiz, Bu zat olan Aşık Paşa ve Said-i Nursi Hazretlerinin izin ve desteklerini yanımızda bulduk. Ümmeti Muhammed’in derdinden  kendimizi göremez olduk.

YARDIM İÇİN AMEL ETMEK ZATEN KURAN’DA VARDIR

İslami bir şeyle amel ederek Allah’tan bir şey isteme hususu zaten Kuran’ı kerim’deki iki ayrı  ayette belirtilmektedir. Bu ayetlere göre “…Allah’a ulaşmak için vesile arayınız……..”” buyurulduğu gibi bir başka ayette ise ” Sabır ve namazla Allahtan yardım isteyiniz“” buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz de her sıkıntısında namaza dururdu.

Bu noktada zaten vesileyi ilgili kişi amel ederek yapmış olmakta ve biz sadece son duasını etmekteyiz. Yani kolaya binmiş bir amelin kabuli ile isteğinin kabulünde son hamlesinde bizim etkili olmamız sözkonusu oluyor ki artık elhamdülillah bi iznillah diyebilelim bu güzide ümmet için.

Bizdeki bu ümmet sevgisi (yıllardır gözyaşıyla)  yılların sabır ve birikimiyle doruk noktasına çıkmıştı zaten. İşte bu ümmet sevgimiz nedeniyle bu EL verildi dostlar. Haz. Rasülüllah “seven sevdiği ile beraberdir” buyuruyor. Böylece biz Ümmeti Muhammedle kavuşmuş olduk. Şekil veren Aşık Paşa Hazretleri oldu denilebilir.

Bize güvenmeyenler zaten uzak duracaktır. Güvenenler ise sadece bizden etkili bir dua kazanmış olurlar. Allahü Teala arzu edilen şeyi kabul eder ya da etmez. Etmezse kazadan beladan korunmaya karşılık tutar veya Ahirete vermek üzere bırakır. Makul bir duanın şartları yerine gelirse kabul olmadı demek çok yanlıştır.

Biz ise her istenene değil doğru ve hayra yönelik olana destek veririz. Böyle durumda da isteğin kabulü kolaylaşır. Böylece biz kişiyi doğru ve kolay olana yöneltmekle kişiye iyilik yapmış oluruz aslında. Duanın kabülü bu durumda daha kolay olur. Öyle ki, belki de bize bile gerek kalmaz. Bizler de sizin gibi sıradan bir insanız. Sadece ümmet sevgimiz gözümüzün mizanından (ağıtından) ölçülür. Hiç bir olağanüstü şey görmeyiz bilmeyiz.. Sevgiden öte bir sermayemiz yoktur. Sevgi yüzünden fedakarlığımız çok yüksektir.  Farkımız : SEVGİ VE FEDAKARLIKTIR. sizleri seviyoruz dostlar…)

Bu tür meselelerin izni Haz. Peygamber efendimize kadar dayanmazsa olmaz zaten..

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SEVGİ TALİMATI:: İmamlık yaparak namaz kıldırırken bir gün namaz sırasında peygamber efendimiz tecelli etti ve dedi ki: “ahmet, namaz tekbirlerini alırken içine sevgi kat ve tekbiri öyle al“” dedi. bu fakir bunu şöyle yorumladı.

-Namazda tekbirler yumuşak ve sevgi ile alınmalı.

-Dini bir konu, dinin kolay ve sevdirilebilir yanları öne çıkarılarak ve sevimli bir ses tonu ile anlatılmalı.

-İmam demek yönetici demektir. o halde yöneticiler de serdettikleri emirlerinde hem emrin içi hem söylenişi sevgi dolu ve yumuşak olmalı.

-Evde aile reisi, iş de işveren, cemaatte cemaat lideri ve herr kim lider konumundaysa o kişiler hem yumuşak uygulanabilir karar almalı ve uygulamasını da sevgiyle, sevgiyle hitabederek yapmalı. diye düşünüyorum…

Bize verilen bu sırrı yıllarca uygulamaya çalıştım. Allah ise bu güzel ve güleryüzlü tutumumdan dolayı kendine aşık etti ve Hakk Aşığı olduk Halk Ozanı olduk. Eski yıllarda da kısmen şiir yazmakla beraber bizim OZAN lığımız ya da AŞIK lığımız 2009′dan sonraya rastlar. Bu da 53. yaşıma tekabül eder. Böylece bu sitede gördüğünüz şiirlerin hemen hemen tamamı 53-56. yaşlarım arasındadır. Diğer yıllar nerede??, Neden o önceki yıllarda bir şey yok derseniz diyeceğimiz o ki; Allah teala şimdi nasib etti demekten başka çözüm görünmüyor derim. işte bundan önceki yıllarda Allah rızası için deliler gibi insan islam ve ümmete gayretimizden, ümmeti muhammedi çok sevip düşünmemizden, çok fedakar olmamızdan, yani bu ağır sınavları aşk ile geçmemizden sonra bu AŞIKLIK verildi diyebilirim.

İşte bu yeni aldığımız yetkiyi veren Aşık Paşa veli / büyük şeyh olup mevlevi tarikatı üyesi Kırşehirde medfun Süleyman Türkmaniden tasavvuf derleri almış bir Nakşibendi Şeyhidir. dolayısıyla biz bu zattan EL almakla kökü haz. Rasülüllaha varan bir yetki almış olduk.

Bu meselenin ardından Said-i Nursi hazretlerini üstümüzde / arkamızda fiilen gördük. Bunun anlamıni iki türlü yorumladık. Birincisi (biz nur cemaatinin yazıcılar kolunu arzu ediyor idik) olduğundan diğerlerini kötülemeksizin bu yola girmemizin doğruluğuna işaret kabul ettik. İkincisi ise Ümmeti Muhammed’in sıhhat ve selameti için çıktığımız bu yolda bize arkadan destek verecek diye yorumladık.. Dolayısıyla Allah için çıktığımız bu yolda çok sevdiğim çok sevdiğim çok çok çok sevdiğim Haz. Peygamber  Efendimizi, şeyh Aşık Paşa Hazretlerini, Ve şeyh Said-i Nursi Hazretlerini yanımda, önümde, arkamda görmek Allah’a güvenen dayanan bu fakiri ziyadesiyle memnun ve bahtiyar etmiştir. Zira bu zatların yönünü bize çeviren de Cenab-ı Hakk’tır kuşkusuz..Artık bundan böyle okuyucularımızın da bu destekli fakir kardeşlerine güvenmelerini bi iznillah arzu ederiz.

Bize verilen kişi bazen rüya yoluyla bazen başka türlü örneğin kişiyi aynen görebiliriz veya temsili simgelerle gösterilir. Durumu böylece bize malüm olabilir.. kişi sayısı çoğalırsa üç beş kişi dışında kimseyi görmeyiz. Lakin bu kez genel duamızda bir yoğunlaşma olur ve ümmeti muhammed için gözyaşı dökeriz. Bu etkili ve geniş dua bize yönelen bütün müslüman kardeşlerimizi kapsar ve ayrıca özellikle ümmeti Muhammed’in başına gelebilecek toplu belaların önlenmesinde de önemli bir yer tutar bi iznillah. Artık topluca ümmete ağlamaktan kişileri göremeyiz. Sıkıntılı kardeşlerimiz artık bu genel duadan fazlasıyla yeteri kadar istifade eder diye düşünürüz.  Bunların hepsi dilektir duadır bunu unutmamak gerekir.

Bu durum  ” sana ruhtan sorarlarsa deki; RUH RABBİMİN EMRİNDEDİR” ayeti mucibince ruhumuz Rabb’imizin emrindedir zaten ve bize yönelen herkesle ruhumuzun ilgilenmesi mümkün olur aslında. Kişinin keşfi veya ihlası açıksa bizi bazen görebilir de.. Bu bazen kişinin günaha yönelmek istediği hallerde daha belirgin olur, kişiyi caydırmak için müdahale ettiğimiz sırada olur.

AMEL İÇİN İSLAMİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ elhamdülillah.

Vesilelerimizin eserlerimiz/şiirlerimiz olarak kabul edilmesi yazdıklarımızın KURANİ çizgide olduğunu gösteriyor. Vesile kılmak ise gayet basittir::

İstediğiniz kadar ve etkili muhabbetli namaz (Az az başlayıp devamlı kılmak uygun olur- Allah ibadetlerin az da olsa devamlı olanlkarını sever)

zekat (Doğru hesaplanmalı) oruç (az az tekrar edilmeli) kurban (Durumuna göre önemli rakamlara ve sayıya ulaşabilmeli) sadaka (mali durumuna göre önemli rakama ulaşabilmeli, çok evi varsa birini ikisini bir köre veya fakire vermeli, pahalı evde oturuyorsa biraz daha makul bir eve çıkıp farkı ile bir ev alıp bağışlayabilmeli, çok pahalı arabaya binen de satıp farkını sadaka yapıp daha makul bir arabaya binmeli)

Özellikle kız öğrencilere etkili tutarda ve çok sayıda BURS vermek. iyilik (Herşeyinle fedakarlık yaparak, bir aileyi sürekli ve etkili desteklemek, günde 100 kişiye selam vermek, bir münibüste 20 kişinin hepsine birden selam vermelisiniz. Herkese ve her durumda güleryüzlü olmak, Kızdığınızda da güleryüz devam etmeli. Herkesi sevmek, küslükten vazgeçmek, zina etmemek, bol bol tövbe etmek, kuran okumak, manası ile amel etmek, hadis okuyup amel edilebilenlerle amel etmek,

Allah’a isyan etmemek ve onu çok sevmek ve umutsuz olmamak, Muhammed aleyhisselamı çok sevmek ve ona Allah için tabi olmak. Her işini sevap kazanmak için değil allah rızası için yapmak. Din için insanı kırmamak (Hariciler gibi)  Hoşgörülü olmak, kızsada  sonuna kadar, fedakar olmak sonuna kadar. İsteyeni hiç boş çevirmemek.. Size kötülük yapanları affetmek ve bunu ona söylemek. Sevdiklerinize sevdiğinizi söylemek, Borç para vermek (Zekattan 18 kat daha sevaptır. Çünkü mecbur olmadığı halde vermiştir), Sıkıntılı durumlarda sabredebilmek.   bu sabır işi çok çeşitlidir dostlar. İmamı Gazali örneğin oruç tutmayı sabırdan sayar ve der ki Günahtan sakınmak bir sabırdır ve sevabı çok yüksektir (900 hasene) dolayısıyla kişi sevaptan önce işlemekte ve devam etmekte olan günahtan tövbe ile dönmesi gerekir. İkinci kıymetli sabır ise ibadette dayanıklılık ve sabırdır ve (600 hasene alır.)  300 lük hasene değerindeki sabrı da siz bulun…..(buldum ; beladaki ilk andaki isyansız sabır) 

Bu anlattıklarımız devam eder gider. Bunların ortak noktası birşeyleri FEDA ETMEK ve FEDAKARLIK YAPMAKTIR… Hiç bir şey feda etmeden ya da fedakarlık seviyesine gelmeden  Allah’a yaklaşacağınızı düşünüyorsanız sizin için üzülmek zorundayım. El ucuyla yada çingeneyle cennete gidilmez dostlar…her ne yapar iseniz hayır, ibadet, cihad hepsinde gayretli olmalısınız dostlar. Bu günkü müslümana bakacağiınıza İslamın kaynağına bakınız dostlar. Adam 20 lira dul saralı hastaya sadaka istiyorum vermiyor sonra 15 gün sonra umreye gidiyor ??? lütfen bu sitedeki “Büyük çarşının üç cahili beş zengini” adlı şiir yazımızı okusun. Allah’ın zenginlere nasıl gazap edebileceğini bir görün.

Adam Anterasta AVM yanındaki yüksek pahalı 550 milyarlık oğlu ile iki daire alıyor. 1 tirilyon yüzbin eder. Diyorum ki bey kardeşim etlikte en kırak insan içine çıkılacak daire 300 milyar. sat öbürünü al bunu ve batı kentte yüz milyara 4 daire eder .  Bunları gözleri görmeyen 4 aileye bağışla Allah için.. Ama nafile.. Aynı adam caminin iki kapısından uzak olana 4 metre daha uzak diye sevap kazanmak için lütfedip yürüyor dostlar. ve bu adam 4 metre fazla yürüyerek  lüks ve lüks döşeli evlerde cennet ümid ediyor dostlar. Soruyorum size, Allah’ın rahmetini haşa siz dağıtsaydınız ne yapardınız??? Bunlar birer örnektir. herkes bundan kendine pay çıkarsın dostlar. Allah iyi ki  fakirinin rızkını zenginden vermiyor. !!!!

BİR FEDAKARLIK HİKAYESİ

Sahabi zamanında bir köle öğle yemeğini yerken yanına gelen simtilenen bir köpeğe öğlen ekmeğini peyderpey veriyor hayvan doymuyor. bunu gören bir sahabi ona ne yapacaksin dediğinde “ORUÇA NİYET EDECEĞİM” DER. sahabi zamanında geçen bu olayı gören bir zengin sahabi kölenin çalıştığı bahçeyi satın alıp o köleye bağışlar. sorulduğunda, karşı çıkıldığında der ki, o köle köpeğe ekmeğinin tamamını verdi. ben ise servetimin sadece az bir yüzdesini verdim. bu yüzden o bunu fazlasıyla haketti!!!!!!!

İşte Allah da aynısını arar dostlar. Bu yüzden biz de aynısını yapmak zorundayız. Sizler bu sitedeki İslami emirlerle amel ederken, ibadette az fakat devamlı olanı, hayırda ise ihtiyacınızdan fazlasını yapmanızı Allah için ve sizin için arzu ederiz dostlar. Fedakarlık etmeden şıkıdık şıkıdık yaptığınızla da 50 yerde öğünerek bizimle muhabbet etmeyin lütfen..

Sizin kapınıza birisi gelse ve evinizin bütün mutfağını istese siz ne yaparsınız??? Bu fakir verir dostlar verir. İki günde söktü  götürdü.. Temizlik işçisi aniden sizden para istese ve cebinizdeki bütün parayı verip münibüs parası bile kalmayacak şekilde verseniz ve bekçiden münibüs parası istemeğe utanıp kızılay etlik şubat soğuğunda yürür müsünüz?? beni fazla konuşturmayın….

Değerli okuyucu,

bizim bu yönlerimizi tam olarak tanımadığınız için son günlerde olan bir iki olayı, kendimizi övmek için asla değil, siz anlayın ve biraz da kendinize güvenin diye örnek vermek isterim. Bunlar:

 

  • ölmek üzere olan kanser hastalarının imanla ve acısız ahirete göçmesinde,
  • kabre konan kişiye sorgusunda yardım etmede,
  • tevhid akidesine insanları davette,
  • öğrencilerin sınavda başarılı olmalarında,
  • ümmeti muhammedin genel belalardan korunması için dua etnede,
  • daha nice olaylarda da olabilir.

 

  • Bu bir genel ifadedir. bizim de sizin dualarınıza ihtiyacımız vardır. umulmadık olaylarda etkili olabilir veya olmadığı da olur. örneğin günahta ve haramda devam eden bir kişide tutmayabilir. yahut takdiri ilahi farklı yönde tecelli edecekse yine karı olmaz. yine istenen şey makul bir şey değilse o da olmaz. bu uzayıp gider. önemli olan kişinin vesile saydığımız şeylerle amel ederek Cenab-ı Hakk’a yaklaşmasıdır. biz ise kıyıya gelmiş adamı itikleyiveririz ve bu kolaydır. oysa dağa kaçmış adamı nasıl denize kadar getirip de girdiririz. bu yüzden ben yaptım olmadı, tutmadı gibi Allah’ın merhametinden şüphe ifade eden şeyler söylemeyiniz lütfen. elbette biz hiç kimseye GARANTİ sunmuyoruz. garantimiz sadece samimiyetle yaptığımız duadır. bu duamızın bile size ne zaman kabul olup ne zaman nerde hangi isteğinize veya bir kazadan beladan korunacağınızı sağlayacağı belli olmaz. onun için asla umutsuz olmayınız Allah’tan dostlar.

 

Dualarımızın etkili olduğunu, indi ilahide makbul olduğunu gördük sevindik Cenab-ı Hakk’a ELHAMDÜLİLLAH dedik. kimseden asla ve kat’a ne teşekkür bekledik ne ücret istedik ne de meşhur olmayı asla istemedik. yüzümüzü Allah’ın yolunda Muhammed aleyhisselamın ayağının altına serip gönlümü türab eyleyip ümmeti muhammede hizmetkar olmayı arzu ettik. İşte Allahü Teala da verdi dostlar verdi.

 

  • YA RABBİ, SEN DUYUR BU KULUNUN SESİNİ ÜMMET MUHAMMED İÇİN HAK OLARAK,
  • YA RABBİ, DUALARIMIZI VE SABRIMIZI SEN KABÜL ET SANA MUHABBET EDEN KULLARIN OLARAK

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

 

12 Şubat 2013
Okunma
bosluk

Güzele verdik gidiyor…(Koşma)

Ben yarimden ayrı düştüm düşeli

Her anım bin yıla döndü gidiyor

Yine azab oldu ömrü sürmeli

Gönlüm cefalara düştü gidiyor

 

Belli olmuş bağlarının boranı

Çözülmüyor dağlarının kemanı

Onbeş oldu soframızın horanı

Rızkımız mevlaya kaldı gidiyor

 

Her geçen günde artıyor vebalım

Bağı bahçe viran oldu bazarım

Az yaşa çok yaşa sonu babalım

Ömrümüz kazaya kaldı gidiyor

 

Gide gide yollar yokuşa vardı

Uzak oldu dostlar canıma yetti

Ciğerim yandı da yar köz köz oldu

Salahım duaya kaldı gidiyor

 

Divane olmuşum niyazım yeter

Gam alır gam satar bizarım yeter

Zalım felek kıyamette de naçar

Ahiret kaderi yazdı gidiyor

 

Nazar kılam sen yar ile yarana

Baha eyleyem gel canı canana

Ahdim kavi yaz ol cümle cihana

Aşkımı canana verdik gidiyor

 

Kömür gözlüm de ahdimi alırım

Almaz isem çekerekten ölürüm

Güzeller içinde seni bilirim

Ahdimi güzele verdik gidiyor

 

Ferhat ile dağları deliversem

İmanla azraile canı versem

Güllerle  Muhammed’e koşuversem

Cenneti rızaya saydık gidiyor

 

Allar ile donatsalar donumu

Hakk’a doğru çevirseler yönümü

Yeyip içsem hatırlamam ölümü

Dünyayı şeytana verdik gidiyor

 

Selvi boyla endam akıl ziyanı

İnce belde zülüflerin turası

Neresidir güzellerin yaylası

Aklımı  güzele sardık gidiyor

 

Güzel altın tas içinde bal mısın

Onca çiçeklerden çavan dal mısın

Cenneti aladan kokan hur’misin

Güzeli bal ile ölçtük gidiyor

 

Gel beni düşürme mihnete derde

Aşka düşenim canana kul nerde?

Yiğit olan yiğit canı bazarda

Yiğidi can ile ölçtük gidiyor

 

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri

Yarden ari çav da gel al şalları  

Sordum bize varmaz  imiş yolları

Yarimi yabana saydık gidiyor

 

Ak göğsünde yar memeler görünsün

Siyah zülfün tel tel olsun örülsün

Bilmem namahremsin bilmem canımsın

Bahayı kitaba saydık gidiyor

 

Leylağa karıştı çemenler dağlar

Suyundan içermiş güzeller beyler

Ben sıdkımı bozmam da sunam  ağlar

Ağıtı sunaya verdik gidiyor

 

Ahi kul ahmedim yönün çevrilsin

Aşk bazarında kim canın yeldirsin

Ha yaşadın ha öldün şu şarabsın

Kitab-ı aşkı içtik de gidiyor

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

5 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Aşk-ı Tevhid – 2

Evvel ahir çekesi

Gönüller hediyesi

Dört kitabın diyesi

La ilahe illallah

 

Kuran’da yazılıdır

Ümmet kim dokuludur

Aşıklar yangısıdır

La ilahe illallah

 

Gönüllerin sırrıdır

Acizlerin kulpudur

Muhtac olmaz şerridir

La ilahe illallah

 

Sabah akşam okunur

Evvel ahir döşenir

Arşa dahi çıkılır

La ilahe illallah

 

Dostu dosta buldurur

Düşman olsa bildirir

Asan deyu yazdırır

La ilahe illallah

  

Bahası candır yane

Esma-ı tevhid hale

İsmi a’zam niyaze

La ilahe illallah

 

Ağlar günahkar ağlar

Kalpler paslanmış neyler

Bilse tevhidi oynar

La ilahe illallah

 

Dağlar taşlar kül ola

Yazlar kışlar bir ola

Sultanlar kim kul ola

La ilahe illallah

 

Gönül bu iner çıkar

Rahmet bir nice yağar

Aşk oluban denk düşer

La ilahe illallah

 

Erenleri alp kıldık

Kılıcını zor ettik

Baha diye aşk yazdık

La ilahe illallah

 

Yerin göğün direği

Dağlar taşlar mihengi

Yazın kışın çerağı

La ilahe illallah

 

Dünya için baş ola

Sözlerime can ola

Ahireti hoş kıla

La ilahe illallah

 

Adem çıktı cennetten

Daim itti tevhidden

Kurtlar kuşlar ömürden

La ilahe illallah

 

Aşık ahmed bi çare

Senden bana bi çare

Gönüllere bu çare

La ilahe illallah

 

 

hadis: kelime-i tevhid, imanınızı artırır..imanınızı tazeleyiniz” 

 

 

 

aşık ahi kul ahmed

9 Temmuz 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç