Yardan ayrılanın ( Varsağı )

Bre güzel böyle m’olur

Halı yardan ayrılanın

Katresi deryaya varır

Halı yarden ayrılanın

 

Gökte güvercinler uçar

İner ovalara düşer

Ak elleri deste tutar

Gülü yardan ayrılanın

 

Havalanma telli turnam

Kondu göçtü kimler canan

On üçünde yazdı ferman

Canı yardan ayrılanın

 

Gül dikensiz olmaz imiş

Er baharda gonca açmış

Bülbül diye mihnet etmiş

Dalı yardan ayrılanın

 

Ahi Ahmet geçmez imiş

Ataş almış yürek yanmış

Can düşüpte ciğer deşmiş

Gönlü yardan ayrılanın

 

Dumanlı dağlar dumanlı

Sevenin hali gümanlı

Bahar geçmiş yazlı kışlı

Ömrü yardan ayrılanın

 

Sevdim seni sevdim seni

Senden âla çoktur beni

Sen olmasan kimler nesi

Derdi yardan ayrılanın

 

Gelin kızlar gelin gelin

Bahasıdır aşka yelin

Onbeşidir canı tezin

Eli yardan ayrılanın

 

Erenler biz de bilelim

Seven el olmaz belalım

Bu aşkı cana satalım

Nazlı yardan ayrılanın

 

Kervansaray pare pare

Allar giyer kare kare

Selam almaz nazlı yare

Kulu yardan ayrılanın

 

Yel üstünde çifte konak

Haydi şöyle konup göçek

Sevip sevip ayrılacak

Zülfü yardan ayrılanın

 

Bugün yari düşte gördüm

Gördüm amma hayra yordum

Varıp güzellere yandım

Teni yardan ayrılanın

 

Yörü bre güzel hele

Yiğit bekler çağın gele

Senin olmadığın yere

Düşe yardan ayrılanın

 

Küskün müyüz akça gelin

Açmaz mıymış gonca gülün

Bağı bahçe gülşen neyin

Adı yardan ayrılanın

 

Kaşın siyah kara kara

Şükür ettim yaradana

Canım ister daha daha

Hani yardan ayrılanın

 

Selam versem almaz imiş

Kadir kıymet bilmez imiş

Hepten kelli onmaz imiş

Beli yardan ayrılanın

 

Ahi kulum gelmez yere

Selam salma duymaz ele

Aşık olmayaymış diye

Canı yardan ayrılanın

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

22 Nisan 2014
Okunma
bosluk

il’e gidelim (Koşma)

Gönül ne gezersin sarp yaylalarda

Geliver ovaya el’e gidelim

Bir güzel bir yiğide yetmezmiş

Sunaları bolca il’e gidelim

 

Yad illerde ne güzeller var imiş

Bir yiğide onbeş güzel dar imiş

Sordurun  kadıya bize kaç imiş

İmamları bolca il’e gidelim

 

Muhanetin köprüsünden geçilmez

Çirkinlerin testisinden içilmez

Güzellerin sadıkına doyulmaz

Avratları bolca il’e gidelim

 

Kalem kaşlar sürmeyle ne zalımdır

Güzel kızlar yiğit ile algındır

Benim yarim söğüt gibi salkımdır

Çemenleri bolca il’e gidelim

 

Gardaşım yoldaşım yanıma gelsin

Sabahım akşamım gönlümü alsın

Güzeller seçermiş boyumu görsün

Cerenleri bolca il’e gidelim

 

Güzel kızlar  bellerinden bağlanır

Zülüfleri beliğinden örülür

Benim yarim dillerinden öpülür

Sohbetleri bolca il’e gidelim

 

Mani dizdim ben yarime usuldan

Dara düşmüş sülalesi malından

Üçe aldım beşe sattım karından

Harmanları bolca il’e gidelim 

 

Güzelim güzelim bahtı güzelim 

Candan geçtim yetmez imiş maralım

Vermez imiş on gardaşın vuralım

Mavzerleri bolca il’e gidelim

 

Güzelle yatmak bir ömür törpüsü

Soğutur koynundan canım yarısı

Akşam sabah bir istanbul türküsü

Sadakati bolca il’e gidelim

 

Benim yarim sallandıkça boylanır

Yalan bilmez manilerle datlanır

Huyu güzel sevildikçe allanır

Nazlıları bolca il’e gidelim 

 

Ahi kul ahmed de güzel severmiş

Üç beş değil on güzeli kız öpmüş

Zaman gelmiş bir hatuna kul olmuş

Huzurları bolca il’e gidelim

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

8 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Yar İle Yaran İle (Koşma)

Selam edin mühür gözlü yarime

Acep bahar dalım nazlı açar mı

Yenem dedim yenemedim göğnüme

Acep bahar dalım karla üşür mü

 

Hani benim ince belli yavuklum

Dağlar, söyle, sana var mı zararım

Canım burda canan orda nigarım

Acep seher yelim,  şalı sarar mı

 

Herkes gider imiş kendi yoluna

Canan döner imiş kendi özüne

Harda canım yitmiş canan eşkine

Acep bahar demim gonca kokar mı

 

Yarin sevdasına düştüm düşeli

Yanar yüreğim de kar ile döşeli

Kimse bilmez sevda zulme döneli

Acep nazardayım gözü yıkar mı

 

Kömür gözlü yar, Horoz’un Gedik’ten

Var Boztepe’ye de anam kaşından

Seni eller alsın cahil sazından

Acep anar da, ha geri döner mi

 

Al kınalar yakmış akça ellere

Belikleri salmış kolunç üstüne

Zabah ağşam andım yetmiş kere de

Acep “kim o” desem göğnün açar mı

 

Bülbülü figana yazdım bilmezmiş

Ben’imi ataşa saldım yanmazmış

Yokluğu fakr’ime verdim yetmezmiş

Acep kaçtır baha, canı yakar mı

 

Görem dedim nazlı yarin boyunu

Kaştan almış akça eller suyunu

Dağlar ile kaşı söyler eşkini

Acep gözlerim aşka kanar mı

 

Yunmuş arınmış Çuğun’un Gölünde

Işıldaşır yanar kına zülfünde

Salına salına yürür ardınca

Acep cariyem bana  da kanar mı

 

Lale sümbül güle bağrın çemenmiş

Bülbül olamadım canım bahaymış

Yit dedim de yitmez nice nizaymış

Acep aşk od’na da cana kanar mı

 

Nazlı gözler sürme ilen zalımdır

İnce bele çiğ ibrişim bağımdır

Seni sarmak kaç seherlik şalımdır

Acep ağlar gözüm seni yıkar mı

 

Algın gözler dağdan aşmış aldırmış

Karı kaşa bahar açan perçemmiş

Çemeninde namaz durdum yakınmış

Acep eller duam yari yuyar mı

 

Yar ile yaran ile gel söverek

Çözemedim ak domuru sıkarak

Ayva kiraz dudakları emerek

Acep ölsem yarim beni yuyar mı

 

Bir yar için beş del’leri oynarım

Gömlek giysem yundum diye yazarım

Arşu âlâ yurdum oldu dönerim

Acep gökte sema beni yıkar mı

 

Ahi kul ahmedim Hakk’a bakarım

Hakk deyip de geçmem kulu düşerim

Halk içinde Behlül diye düşerim

Acep sorsam Mansur bene Reşit mi

 

açıklama: horozun gedik, kırşehirin doğusundaki kervansaray dağının, anamın kaşı dediğim akrabalarının olduğu boztepe  kazasına doğru verrdiği geçitin adıdır.

bülbülün figana yazılıp bilmemesi demek:, aşka düşen birinin niye aşka düştüğünü dahil bilmemesi kendi durumundan haberdar olmaması, yani kendini görmemesi, kendine dönmemesi gerektiğini söylüyor. kendinin farkına varan tedbir alır. halbuki aşkta tedbir yoktur, kendini değil maşukunu görmek esastır. kendini gören düşer, kibre bile gidebilir veya kendinde bir şey görmeye başlar ki bu aşkı bitirir.. halbuki karşıya bakan ayağını da kendini de görmez. hallacı mansuru da bir yerde durduran ve “enel hakk” dedirten kendini görmesidir ve canıyla ödemiştir. halbuki hz. rasulüllah sürekli ileri baktı, hiç kendine bakmadı, her makamdan sonra daima bir ileri makam olmalı dedi,, bir taraftan da ilerledikçe bir önceki eksik bir makam olduğu için gerideki dünkü makamına “estağfirullah” dedi. işte hergün ilerleyip geriye estağfirullah demeyi müslümanlar anlamıyor, anlamıyor, ölecem valla.  azrail geldiğinde onu serbest bıraktı allaha yürüyüp yürümemekte.. fakat onun bu dünyadaki ilerleyeceği makam bitmişti ve şimdi hasta yatağında refiki ala dediğimiz allah’ın yanına göz dikti. şimdi dünyaya estağfirullah diyecek makam kalmamıştı ve o da dünyada artık kalmak istemedi. kalsaydı ilerleyemeyecekti ve iki günü birbirine eşit olan ziyandadır hadisi gereğince ziyan içinde olacvaktı. bu da bir peygambere yakışmazdı.

işte mümin kardeşim, sen de hergün bir ileri gitmek için ikra=oku çalış da ilerleyince estağfirullah diyeceğin bir arkada eksik günün olsun, kemale yürü bütün gücünle. aptalca bilmeden estağfirullah deyip durma. bunu anla ve gereğini yap. yarısı boş tesbih dönderip durma.. bu, dille zikir, kalple zikir ve en önemlisi ahlak ve tekniğe dönüşmüş yaşanan zikirden bu üçüncüsünü ifade eder.. anlamadıysanız daha yapacağım bir şey kalmadı ey geri kalmış müslüman. sen geri olmasan bu ülke kendiliğinden ileri olur mu?

ülkene geri kalmış deyip kendi geri kalmışlığını görmeyen aptal müslümanım. bizim şu siteyi nasıl gayretle doldurduğumuzu sizin için bir anlasan eh birazcık sana örnek teşkil eder acizane..sen bizim gibi en az 12 saat horlana horlana çalıştığımız zinhar sizi ilgilendirmez. siz başkalarınca belirlenmiş başkaları örnek alınmış alışılmış hayatınızı VAHİY İÇİNDE İNSAN İÇİN ASLA BOZMAZSINIZ. CEBİNİZDEN 5 KURUŞ ÇIKSIN İSTEMEZSİNİZ. Bİ UCUNDAN DA BİZ TUTALIM DEMEZSİNİZ. VERDİĞİMİZ KAĞITLARDAN 1 LİRAYA 20 TANE ÇOĞALTIP ARKADAŞ VEYA KOMŞUNUZA İKRAM ETMEZSİNİZ. NASIL OLSA BİRİLERRİ YAPAR DER GEÇERSİNİZ. YA DA VERMEKTEN UTANIRSINIZ. ZAMAN ZAMAN BANA DENEN EŞŞOĞLUEŞŞEK LAFI BENİ ETKİLEMEZ VE SARSMAZ LAKİN SİZ BUNA  HORLANMAYA TAHAMMÜL EDEMEZSİNİZ. UNUTMAYIN Kİ DİNİ İÇİN HORLANMAYI GÖZE ALAMAYANI ALLAH AŞIK YAZMAZ, YAZMAZ.  SİZ BUNU BİLİR BU SEFER ON DAN BUNDAN ŞEFAATLE ARASYI KLAPATMAK İSTERSİNİZ. APTALLAR… ŞEFAATİN DE ALLAHIN İZNİNE ÖNCE LAYIK OLMAYI HELE BİR BİLSEYDİNİZ YA. DOĞRUSU BUNDAN DA MORALİNİZ BOZULUR. LAKİN ARTIK BUNA GÖZÜNÜZÜ KAPAR, KULAĞINIZI TIKAR VE APTALCA GÖZÜ BAĞLI AT GİBİ AHİRET UÇURUMUNA HÜLYALAR İÇİNDE GİDERSİNİZ????

SİZLERİ SEVİYORUM. BİRAZ AKILLI OLUN AKILLI. HADİSTE AKILLI OLAN AHİRETİ DÜŞÜNEN VE GEREĞİNİ YAPAN ADAMDIR BUYRULDU. AKILLI OLMAK BU, BU, İLERİDEKİ MENFAAT. BU DÜNYADAKİ TİLKİLİK DEĞİL, DEĞİL..

yokluğun fakre verilmesi demek sadece dünyayı terkin yeterli olmadığı, bir taraftan da tasavvufi bilgi ve aşkını duymak gerektiğini ima ediyor.

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir.

24 Mart 2012
Okunma
bosluk

Denizciye selam

Denizci selam olsun

Cümleye kelam olsun

Denize yunus musun

Ellerim tele yazı

 

Denizimi coşturdum

Gemiler çalkaladım

Dalgaya mı düşürdüm

Ellerim yüze yazdı

 

Denizi çok severim

Ellerim gemi yazdı

Gözlerim de yolunu

Ellerim böle yazdı.

 

Denizi çok severim

Hep düşlerin görürüm

Yaz baharın beklerim

Ellerim  gele yazdı.

 

Denizi çok severim

Ayyıldız seyrederim

Bir bahadır öderim

Ellerim  cane yazdı.

 

Denizi çok severim

Gemilerin binerim

Gel de al beni derim

Ellerim sene yazdı.

 

Denizi çok severim

Gelin gibi örterim

Güllerin ben dererim

Ellerim güle yazdı.

 

Denizi çok severim

Dalgaları döverim

Derya deniz gezerim

Ellerim bile yazdı.

 

Denizi çok severim

Çok nazlısın güzelim

Gözlerinden öperim

Ellerim yare yazdı.

 

Denizi çok severim

O beni hiç mi sevmez

Sevdiğin kim bildirmez

Ellerim gize yazdı.

 

Denizi çok severim

Mavilikler bakarım

Limanları yoklarım

Ellerim uğra yazdı.

 

Denizi çok severim

Gelin başı süslerim

Kına yakar dürerim

Ellerim sare yazdı.

 

Denizi çok severim

Gemiler yatmış yarim

Kim gönlünü küstürdüm

Ellerim gele yazdı

 

Denizi çok severim

Balık olup yüzerim

Barbarosa söylerim

Ellerim kâre yazdı

 

Denizi çok severim  

Beş kıtadır gezerim   

Dost düşmanı sezerim 

Ellerim  hare yazdı.      

 

Denizi çok severim

Hakk bildirir dostlarım                            

Benliğimi öldürem

Ellerim Kâre yazdı

 

Ahi ahmed yüzerken

Deniz deyu ölürken

Sudur beni çekerken

Ellerim dane yazdı

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir. (2004)

13 Mart 2012
Okunma
bosluk

çarşılar, çarşılar…

Çarşılar, çarşılar…
Allı pullu mankenli çarşılar
Al, ver, sat, kat çarşılar
Her biri yüz bin mal satar çarşılar
*
Çarşılar, her biri bir ocakta karşılar
Çarşılardan karşıya haber var
Bir de gönül yaz amcaya ne naz
Erzurumlu yamak henüz işi öğrenmedi
*
Bir yerine beş, ahmed yerine ökkeş
Maraşlı mehmet usta hele az bi bekleş
Çaylar, çaylar, çaylar…
Beş çay!
Sağlam olsun beyler
*
Ustanın demi demlenir kıvamınca
Vermez kimseye bir çay, demini almayınca
Lezzet ile yoklar tadı, hoş ve oturmuş mudur?
Kendi halinde oturmaya bırakılmış mıdır?
*
Hayda bre koçum selami, nerde bardaklar?
Bir güzel dolum için bekler nazlı yarlar
Yar ile yaran, çay ile demlen
Dol göğsüne dek tavşan kanı dem hemen
*
Su ile sevişir sıcacık, rengi bozulmadan
Sıcak bir su gezer teninden bardakların
Isınarak bekler aşkını demlenen çayların
Dolunca bir bir yerini askıda alırlar
*
“Sekiz çay sağlam” denince sırayı bozmazlar
Maraşlı ökkeş hele bir tarta dursun askıyı sallayıp dökmeden
belkide yarısı varacak müşteriye dudak payından..
…………………………………………………….
Devamı yazılacak inşallah çayınız gelir şiparişi verin bakalım şimdiden.

ahi kul ahmed

21 Ekim 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç