Yeşil gözlerin aşkı

Al hare giyer de, yeşil gözlerin

Beni derde salan gozel has gelin

Bir çare düşerde sesil  nazların

Beni derde koyan gozel has gelin

 

Yeşil başlı gövel ördek süzülür

Süzülür de kirik ilen açılır

Üzme beni gelin yaram deşilir

Beni darda koyan gozel baş gelin

 

Yeşil gözler yeşillenmiş çemen mi

Dağlar karı erir gönül yuman mı

Bağda gozel, alıp kaçsam gelmen mi

Beni  at da gören gozel koş gelin

 

Bir nazına bin sözümü sereyim

Domurları terler imiş sıkayım

Helal güller bahar söyler açayım

Beni canda gören gozel hoş gelin

 

Söyler dilim ağlar özüm bilmezler

Sözüm beştir O’nu çalar duymazlar

Aşkı güle yazdım kokar dermezler

Beni bağda gören gozel gül gelin

 

Yiğitler dizilir sıra daşına

Sunalar doluşur pınar başına

Üçgül açmış çemenlerde dağlara

Beni  dağda goren gozel güç gelin

 

Ahi kulum ahmedim gozel içun

Gozel deyu ömür yidim aşk içun

On gozelden bire düştüm sıdk içun

Beni narda goren gozel gül gelin

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

18 Mart 2013
Okunma
bosluk

Yağlık (Varsağı)

Be hey gidi yaren ağa

Gönül gözün seyrandadır

Ben söylerim sen duymazsın

Hatır senin nerendedir

 

Güller açar bahar yazı

Ağıt düzer yaza kışı

Yar çalarmış gönül sazı

Aşka sözün nerendedir

 

Başa durdum başolmadı

Naza çektim ham olmadı

Güle döndüm yar olmadı

Ağlar gözün nerendedir

 

Kara kaşa sürme göze

Sardı kuşak ince bele

Bir gönülden bir gönüle

Sırrı senin nerendedir

 

Mah yüzünü aya saydım

Hay deyip de seni içtim

Bir bedeni güzel yazdım

Başı senin nerendedir

 

Saz çalarım dert üstüne

Sapı uzun dut  üstüne

Söz düşürdüm el üstüne

Şeytan senin nerendedir

 

Türkü yaktım yane yane

Aşkı yazdım canı cane

Irak düştüm gönlü kare

Yakîn senin  nerendedir

 

Derdi bitmez iki kelim

Biri  yaşım biri ölüm

Bundan kelli var mı yolum

Kefen senin  nerendedir

 

Bir yolunu bine ağdım

Ömür sazı yare çaldım

Nice evla sona yarim

Baki  senin  nerendedir

 

Hey gidi ağalar beyler

Kol dolayı ince beller

Yar yitirdim onsun eller

Zulüm senin nerendedir

 

Aşık derler aşka düşe

Aşk yüzüne ataş saça

Baş gelmeye başa gele

Canan senin  nerendedir

 

Karar ile karar ile

Şeytan sarar dünya ile

Bir gönüle bela düşe

Hadi senin nerendedir

 

Bir yar sevdim kelam üzre

Karar etmez canım üzre

Yenim silmez gülüm üzre

Yağlık senin nerendedir

 

Aşkı astım boyun çeker

Canı canan ölsün bekler

Kulluk etmek bela eyler

Arşı senin  nerendedir

 

Yare dedim gele dursun

Onbeş kıza imam olsun

En sonunda yare düşsün

Lebler senin nerendedir

 

Bir güzele gönül verdim

Bin lisanla niza ettim

Bir bakışa düştü yazgım

Gülüm senin nerendedir

 

Bre yiğitler güzel sevin

Kafir koman boynun vurun

Dönüp güzellere sorun

Canlar senin  nerendedir

 

Yarin elin yol  eyledim

İlmek ilmek söz beledim

Söylenmedik dert eyledim

Türkü senin  nerendedir

 

Bir o yana bir bu yana

Bakar oldum yar yoluna

Gönül düşmüş bir zalime

İman senin nerendedir

 

Ahi ahmed nice kuldur

Ağıt düzer ümmet yoldur

Gül Muhammed kânı hoştur

Allah senin  nerendedir

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

27 Şubat 2013
Okunma
bosluk

Ökçeli yarim (Koşma)

Benden selam eylen yarin iline

Nazlanıp da öte öte durmasın

Bahar döner yazı geçer halına

Sızlanıp da ağu içip ölmesin

 

Yar seninle böyle miydi bazarım

Gömlek düştü akıl yitti hazanım

Yaktı beni kaşı keman yaranım

Közleyip de aşkı yerip durmasın

 

Altına al geyer üstüne kemha

Gel güzelim beni koynunda sakla

Kız mıdır dul mudur perçemi aça

Eyleşip de yaban ilen kalmasın

 

Kara kaş altında neler çevirir

Ak ellere al kınalar yaktırır

Ben bir turna olsam selam yazdırır

Okutup da alem ilen salmasın

 

Ala göze siyah sürme nazından

Yiğit olan yiğit ölür yasından

Sen şöyle bir döşen aşkın telinden

Tutturup da ağıt ilen sarmasın

 

Al yanaklar alma gibi kırmızı

İnci mercan dişler ile gülüşü

Ben söylerim Hakk’a giden Rasulü

Belleyip de kafir ilen yormasın

 

Yanarım yanarım yare yanarım

Bilmedi kadrimi niyet ararım

Kimseler içmez tasımdan ağlarım

Gıybeti de eller ilen yapmasın

 

Yar taramış zülfünü belden âri

Ak göğüsler fırlar düğmeden âri

Güzel sevme derler cahilden âri

Bakışıp da ökçe ilen gitmesin

 

Yar kalemi almış yazar hünkara

Sevdiğin sınarmış yerer cihana

Yiğit olan yiğit sabrı meydana

Sözleşip de karar ilen yıkmasın

 

Sevdim sevdim alamadım yanaktan

Baha kıldı beş bin kayma başlıktan

Canım koydum üç gül ile taraktan

Tartılıp da pullar ilen gitmesin

 

Güzel ayrılır mı sevdana düşen

Dört kitapta gördüm ölmeden ölen

Neye saydın canım sundum bilmeyen

Pazarı da beyler ilen yapmasın

 

Yarden ölçtüm yollar ırak pekuzar

Haber saldım gelen giden ahuzar

Sen bir sala eyle dağlardır ular

Salınıp da yollar ilen tozmasın

 

Kul ahmed der bu sevdaya doyamam

Memeleri alma alma ememem

Ağu içtim yar elinden ölemem

Unutup da eller ilen saymasın

 

 

Aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur..

 

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Rahman’ın kulları

Ol benim halimi

Görmeğe kim gelir

Zevk ile canını

Vermeğe kim gelir

 

Yarimin illeri

Uzaktır yolları

Goncadır gülleri

Dermeğe kim gelir

 

Kuran’ın özini

Tutarım sözini

Muhammed yüzini

Görmeğe kim gelir

 

Ol benim Rabb’ime

Kim gele zikrine

Dertleri sırtına

Vurmağa kim gelir

 

Rahman’ın kulları

Niyazdır halleri

Namazdır işleri

Kılmaya kim gelir

 

Rabb’imin arşını

Gözlerim yolini

Bu cahil kulini

Çekmeğe kim gelir

 

Rahman’ın yazgısı

Muhammed çözgüsü

Gönüldür hepisi

Yanmaya kim gelir

 

Rahman’ın sözüyle

Muhammed eliyle

Ahmedin sazıyla

Çalmağa kim gelir

 

Muhammed ilinde

Sünneti halinde

Susayan dilinde

Yanmağa kim gelir

 

Ahdine vefayı

Dert ile cefayı

Sabr ile belayı

Çekmeğe kim gelir

 

Erlerin şem’ine

Dönerim demine

Kararım yoluna

Yanmağa kim gelir

 

İslam’ın donunu

Çaldığı sazını

Dost için canını

Vermeğe kim gelir

 

Şehitler kârını

Ateşin narını

Kulların hakkını

Vermeğe kim gelir

 

Benim varım yoğdan

Yuvarlandı halden

Canım dedi arşdan

Çıkmağa kim gelir

 

Allah için canı

İslam için malı

Aşk içundur  ârı

Vermeğe kim gelir

 

Seherlerde ahı

Canlarında mahı

İki cihan kânı

Olmaya kim gelir

 

Ahmed sazı duttan

Çala dursam dertten

Muhammedli yoldan

Geçmeğe kim gelir

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

 

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Allah yoluna – 2

Haydi varalım

Allah yoluna

Doğru gidelim

Allah yoluna

 

Bir gün gelecek

Cümle ölecek

Doğru çıkacak

Allah yoluna

 

Dünya metaın

Çeker yaranın

Doğru beyanın

Allah yoluna

 

Gelen gidiyor

Giden demiyor

Kuran yetmiyor

Allah yoluna

 

Şerik koşmayam

Yolum şaşmayam

Yare açmayam

Allah yoluna

 

Gönül yareli

Yarim sürmeli

Zülfü kınalı

Allah yoluna

 

Ahmedin halı

Duttandır sazı

Gönüldür yazı

Allah yoluna

 

Derdine düşen

Aşkile yanan

Rahmandır canan

Allah yoluna

 

Kararım kati

Dönmezem sahi

Dinimdir baki

Allah yoluna

 

Emmaredir halim

Bilmeye benim

Zevk ile canım

Allah yoluna

 

Yarimin ili

Uzaktır yolu

Goncadır gülü

Allah yoluna

 

Besmele başı

İkra’dır aşı

Sözlerin hası

Allah yoluna

 

Kalemden düşer

Kuran’da yazar

Erlerde nazar

Allah yoluna

 

Salatım sana

Beratım bana

Can verdim hele

Allah yoluna

 

Kuran’ın sözü

İllallah özü

Muhammed yolu

Allah yoluna

 

Kulların Rabbi

İşlerler haddi

Tövbedir dahi

Allah yoluna

 

Kaderdir yazar

İyilik bozar

Duadır bazar

Allah yoluna

 

Muhammed ağlar

Ümmeti çağlar

Doğrusu güler

Allah yoluna

 

Yarattın alem

Bilinmendir hem

Ateştir cehlem

Allah yoluna

 

Suret-i adem

Can eyler benem

Aşk iman saram

Allah yoluna

 

Kuran sazıyla

Hakkın sözüyle

Nebi haliyle

Allah yoluna

 

Arif sorulmaz

Aşık darılmaz

Cahil sarılmaz

Allah yoluna

 

Aşka yazmaya

Cehlim yumaya

Sırrı açmaya

Allah yoluna

 

Arifi halden

Cahili sözden

İblisi şerden

Allah yoluna

 

Dostun elinden

Sabır çekinden

Varım yoğumdan

Allah yoluna

 

Nefis kal’asın

Yıkam burçların

Açar didarın

Allah yoluna

 

Yanar dururum

Aşktır gururum

Hakk’tır kararım

Allah yoluna

 

Aşkı cefadan

Canı revadan

Kalbi riyadan

Allah yoluna

 

Ahmağın hali

Salağın yari

Aşıktan beri

Allah yoluna

 

Aşkı yazarım

Canana canım

Hakk’tır yaranım

Allah yoluna

 

Ahi ahmed kim

Kime miraç hem

Can verir alem

Allah yoluna

 

Gelen erişur

Giden bakışur

Canan ayruşur

Allah yoluna

 

Yare gönülde

Gönül fetada

Günah çekide

Allah yoluna

 

Emanım Hakk’a

Çerağım aşka

Günahım yana

Allah yoluna

 

Hoştur didarın

Zatı nihanın

Gayri hicabın

Allah yoluna

 

Zikir işimdir

Zelil halimdir

Varım yoğumdur

Allah yoluna

 

Melül yanarım

Zelil yiterim

Yokluk içerim

Allah yoluna

 

Yakin aşığın

Levhe yazdığın

Didar açtığın

Allah yoluna

 

Şeriat benden

Tarikat bizden

Hakikat yoktan

Allah yoluna

 

Aşkla yanarım

Canım satarım

Ümmet ararım

Allah yoluna

 

Sırrından açar

Horlanan uçar

Cehlimi yuyar

Allah yoluna

 

Dara düşürür

Aklı yitirir

Gömlek giydirir

Allah yoluna

 

La mekanda aşk

Mecnun canı aşk

Leyla mahı yak

Allah yoluna

 

Kelamla yakar

Cemale yazar

Zatını saklar

Allah yoluna

 

Gayrinden gayri

Yoğundan arşı

Zatından aşkı

Allah yoluna

 

Aşık saymazlar

Ölsem yumazlar

Baha biçmezler

Allah yoluna

 

Kulum kulluğum

Arştır çıktığım

Halktır döndüğüm

Allah yoluna

 

Hakk’ın işidir

Ümmet kaşıdır

Aşık sazıdır

Allah yoluna

 

Ümitten korku

Mihraptır şavkı

İmandır dengi

Allah yoluna

 

Altundan gümüş

Hisaptan düşmüş

Orda geçmezmiş

Allah yoluna

 

Ahi ahmedsin

Ağlar gülersin

Eller horlasın

Allah yoluna

 

Yolun incedir

İnce incedir

İnce eliftir

Allah yoluna

 

   

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur…

 

 

19 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Güzel İncinir (Koşma)

Bir yar sevdim er baharda boylanır

Sevsem incinir sevmesem incinir

İnce bellerini kuşaktan sarar

Sarsam incinir sarmasam incinir

 

Bu güzele mecnun olsam yerinir

Hasretinden zelil olsam gezinir

Ne diye de candan ala övünür

Övsem incinir övmesem incinir

 

Hüccetim kadıdan beratım senden

Solar mı hiç gülüm dediği sözden

Silinmez yazının şahidi Hakk’ta

Silsem incinir silmesem incinir

 

Gövel ördek gibi suya sa’lırsın

Çırpınıp dalınla boydan da’lırsın

Ben bir avcı olsam çifte hatırsın

Salsam incinir salmasam incinir 

 

İster isem güzel seni ağandan

Altun akçe sarım da kesemden

Beş bin kayme az gelir de boyundan

Ölçsem incinir ölçmesem incinir 

 

Güzel sevmek şifadır şu alemde

Cahille ahmak olmak mı deryada

Kaçtır sevdiğim can cana kattım da

Ölsem incinir ölmesem incinir 

 

Güzelim güzelim algın güzelim

Uğruna da kırk avradı boşarım

Ağşamdan sabaha yoktur kararın

Yatsam incinir yatmasam incinir

 

Güzel sensiz olmaz dünya nazenin

Ele düşsem baha kılar can tenin

Bir varmış bir yokmuş şöyle halvetin

Girsem incinir girmesem incinir 

 

Türkü yaylaklasam şirin boyuna

Kına yaksam zülüflerin aşkına

Derviş olsam peşi sıra varmaya

Varsam incinir varmasam incinir

 

Çirkini ömre cefa say gazeldir

Güzel ile sohbet etmek güzeldir

Tatlı dille güler yüze nazardır

Baksam incinir bakmasam incinir 

 

Güzel menendin yoktur şu alemde

Yenem derim de yenemem göğnümde

Varımı yoğ eylesem senin yolunda

Koysam incinir koymasam incinir

 

Güzeller kokar imiş gülden âri

Dalına varır imiş beyden âri

Nazında aşık dürür ondan âri

Onsam incinir onmasam incinir

 

Güzelsiz ömür olmaz ömür olmaz

Güzele baha gökçedir pul olmaz

Kaç güzeli sardı isem yar olmaz

Sarsam incinir sarmasam incinir

 

Güzel sana yandım yakıldım

Bahçalarda güller ile okundum

Seni almaz isem Hakk’a darıldım

Alsam incinir almasam incinir

 

Didem yaşı akar oldu divane

Bir ataş düştü aşıktan cihane

Bir selam salsam gülşenle güzele

Salsam incinir salmasam incinir

 

Yaylanın gülü dağların karı var

Bir güzel gördüm çadırda nazı var

Türkü dizdim anda söyler sazı var

Dizsem incinir dizmesem incinir

 

Pazar kılsam güzel ile güzelce

Üste ister altun akçe kolunca

Sala eyler ömür sazı yetince

Yetsem incinir yetmesem incinir

 

Bir güzel sevsem de gerdanlı benli

Yağız atla kaçırsam allı güllü

Kopsa gardaşları mavzerli beyli

Çöğsem incinir çöğmesem incinir

 

Köz köz olmuş sinemdeki yareler

Aşık saymaz candan ari nazeder

Cana sayar bir şeftali yadeder

Saysam incinir saymasam incinir

 

Güzelsiz gün doğmaz hem batmaz imiş

Yar elinden ağu içen ölmezmiş

Güzele köle olsam varmazmış

Olsam incinir olmasam incinir

 

Kadrimi bilmeyen güzel olur mu

Muhanet eyleyen sırra erer mi

Yolsuzla arsıza güzel varır mı

Desem incinir demesem incinir

 

Söylerim sözüm kar etmez güzele

Türküler yaksam sazımla efkara

Gönüller söylermiş seni cihana

Desem incinir demesem incinir

 

Çotarım güzelleri çotak çotak

Bağlarım gönülden anası uzak

Beli ince dalı sallı bir kavak

Çıksam incinir çıkmasam  incinir

 

Kerem et güzelim bağlarım katlı

Selam da söyledim yolladım atlı

Kimseler bilmesin kulluğum şartlı

Yansam incinir yanmasam incinir

 

Bağlar başı dağlar kaşı yolunan

Sala verir gurbet kuşu elinen

Ölen bilir güzel hali nurunan

Ölsem incinir ölmesem incinir

 

Kara kaş altında gözler sürmeli

Güzel seni kaçırsam da nameli

Canı cana katsam da gel öleli

Ölsem incinir ölmesem incinir

 

Gel hele şöyle bir sevip sarılak

Bir hasırla iki direk yetirek

Sen onbeşinde ben vurgun yektirek

Öpsem incinir öpmesem incinir

 

Darılmayın bana ağalar beyler

Güzel sevdim diye yolumdan eyler

Beni benden alan canımdan söyler

Candan incinir canandan incinir

 

Ahi kul ahmed güzel sever güzel

Güzelsiz ömürler bağlarda gazel

Sırrımı açmadım boynumdur helal

Açsam incinir açmasam incinir

 

 

yazmak, ahi kul ahmede nasib olmuştur…

 

 

 

 

 

9 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Allı güzel (Koşma)

Ben de bıktım şu dünyanın halından

Bağlar bozuk hazan olmuş gidiyor

Derde düştüm şu yaylanın belinden

Dağlar yüksek Ferhat olan gidiyor

 

Ağla ağla gözüm yaşı selolur

Selden gelen değirmene su olur

İflah etmez bu dert beni çürütür

Yollar ırak şaki sarmış gidiyor

 

Kime ne ettim ben geydin alları

Irak ettin gözlediğim yolları

Zahmetlerle yetirdiğim gülleri

Eller yoldu bizar olup gidiyor

 

Sara sara sardım gönlü çirkini

Yaylalarda geçmez akçe hat’rını

Yaban ilde verem etti canımı

Ahdi bozuk aş’ret yılmış gidiyor

 

Yaylalarda gelin kızlar söyleşir

Ele gitmez kavim gardaş paylaır

Elde deyu bana ırak eyleşir

Aşret bozuk iller yavan gidiyor

 

Dağların karı, bağların gülü var

Onbeşinde memelerin balı var

Atadan ayrılmanın da yolu var

Usul bozuk gönül kırgın gidiyor

 

Sabah olur ağşam olur yar gülmez

Oğlan uşak sokaklarda ev bilmez

Heriflik de ele düşmüş pul etmez

Dara düşen candan geçmiş gidiyor

 

Bir yar sevsem eskisine zor gelir

Eski alsam cana katmaz hor gelir

Benim gönlüm kime yansa gül olur

Güle düşen bülbül olmuş gidiyor

 

Canı cana kulu arşa yol etsem

Derde düşen ben’li haller köz etsem

Kime varsam baha vermez aşk desem

Yavan düşen paye almış gidiyor

 

Kara gözler sürme ilen ne zalım

Yakar durur yerli yaban belalım

Aman vermez memelerin emeyim

Allı yanak yarelenmiş gidiyor

 

Kul ahmed de yanar imiş güzele

Kaç güzel sevmiş bu gönül bazara

Benden geçtim canan diye satıra

Boyun vermiş candan olup gidiyor

 

 

aşık hattat ahi kul ahmede nasibdir

24 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Kırşehir’in halları (Koşma)

Gönül arzular Gırşaar halını

Kaman yeşildir uzaktan görünür

Evvel bahar yaz ayları salındı

Coşar Kızılırmak kızıl görünür

 

Karabacak selafur bağarası

Yatan bilir selamlığın havası

Bir yar sevdim kavaklıklar arası

Yatar koluma çalpıdan görünür

 

Kılıçözü boylu boyunca akar

Kaç  yavruyu yedi anası yanar

Serpme ile balık tutak gardaşlar

Girdiğimiz sular derya görünür

 

Yamacında Kervansaray görünür

Horozun gediği beldir geçilir

Kaç güzel geçtiyse yayla gülüdür

Boztepe yörüğü elden görünür

 

Çuğuna varınca ellerim titrer

Barajda aynalı sazanlar atlar

O oltayla tuttuğumuz balıklar

Hakk’ın rahmeti balıktan görünür

 

Harmanda düvene binsem kaşınsam

Bağ bellesem herbir yanım hamlasam

Güzel ile bir palada otursam

Gel de sarılak yalandan görünür

 

Yedi oldu kazaların sayısı

Koptu hacıbektaşı kozaklısı

Köylünün şa’rlı oldu avratlısı

Hastası sağı pazarda görünür

 

Üzüm haftına batsam sıza sıza

Ayvalar atsam pekmez kazanına

Boranı hedik kelle gel sabaha

Yumuşun hakkı sabırdan görünür

 

Ahi Evran Aşık Paşa salahı

Hacı Bektaş Kaya Şeyhi selamı

Ahmed-i Gülşehri Şeyh Süleymanı

Cümlesi Türkçe’ye algın görünür

 

Çalpıdan atlarlar alma yolmağa

Sağbısı tutarmış rezil etmeğe

Kaç güzel sevdiysem cana katmağa

Selamı sabahı arkta görünür

 

Aşık Paşa Ahi Evran Hastane

Cıncıklı Kapıcı Ahirmen cümle

Gel güzel beni yabandan belleme

Güzeller  gönülden gülden görünür

 

Tarla tapan seğirtirmiş oğlanlar

Güvercin deyu kurulur tuzaklar

Daş döğüşü olur vızlar sapanlar

Anam kapıda pecede görünür 

 

Zıkka oynayan beller kırılırmış

Soluyu soluyu hem karakırmış

Dalağı kabaranlar böğürürmüş

Anası güzeller cazdan görünür

 

Topak halam üzüm leblebi verse

Peynirli dürüm hem şerbet içirse

Alma köftür üvez hevengi çözse

Kilerin tadı pestilden görünür

 

Okuldan çıkınca döğüş başlardı

Cam kıranları hocalar haşlardı

Başangıdır deyu millet bıkardı

Karamemmet hasanla şer görünür

 

Sızgıt yapardı anam teker gibi

Yufka ekmanen dürerdi yi diyi

Ceplerimde şak leblebi var diyi

Komşunun kızları bizde görünür

 

Sümüğü akan koluna silerdi

Faytona asılan kamçıyı yerdi

Ustayla çemen-ekmek has nimetti

Okuldan sonra çıraklık görünür

 

Ceviz kaval ederdik bahçalarda

Enekli oynarız sakamız toksa

Kola söylese de bir kavga çıksa

Korkağın anası bizde görünür

 

Çiğ köftelik bir et çıksa satırdan

Kelle gelir sabanan tandırdan

Üşüşürdük yedi gardaş peşinden

Sarımsaklı paça başta görünür

 

Tok çik opban mirre aşşık oynasak

Enek ütüp cebimizi doldursak

Sonra aşşa mahalleden kaçırsak

Dövüşün alası daştan  görünür

 

Bir düğün olunca kayın giderdik

İnce sazlarla türküler söylerdik

Tavuklu dam pilavsız kalkmazdık

Sazdan sözden bir Muharrem (Ertaş) görünür

 

Anam Yörük babam Türkmen soyundan

Horasandan, Şam, Kayseri göçünden

Ama Hafız’ın Mehmet’in dalından

Üçgözdeki suyu bulmuş görünür

 

Orta ikiden git imam hatibe

Kuran hadis Arapça ilim ile

Dön Cacabey’e var birinciliğe

Hakk yardımı sadaklattan görünür

 

Hakkı dayım tuturuk getirirmiş

Sonra kaleye gider hem okurmuş

Sultan Hamidi’n müderrisi olmuş

Cumhuriyette kaybolmuş görünür

 

Bir ahi ahmed yaşamış ölmüş

Hakk’ın divanına kul deyu varmış

Hak bazarında hem sırtını açmış

Gelen vurmuş giden vurmuş görünür

 

(olaylar 1960 ila 1973 yılları arasında aşıkpaşa mahallesi tekke sokak ve çevresinde bizzat yaşadığım olaylardır. orada bir dam ev ile yine kerpiçten yapılmış iki katlı konağımız vardı. dam evin yarısı ahırdı ve ineklerimiz ve eşşeğimiz vardı. eşeği seğirtmek büyük zevkti. karabacaktaki bağ evimize eşşeğin habesi ile su götürürdük. eşşek karpuz kabuğuna aniden eğilince boynundan aşşa düşerdik. ne günlerdi .Orta ikiyi bırakıp İmam hatip bire giderek bir feta yaptığımı umut ederim.

cacabey ortaokulunu birinci bitirdim bir imam hatipli olarak. ozamanlar imam hatibe imam hatap yani odun derlerdi. imamhatipten gelip birinci olunca bu kötü hitaplar büyük ölçüde son buldu..

Dedelerimiz horasandan çıkıp Şam’a yerleşmişler. sonra oradaki arazilerini Hasaneyn adlı bir camöiye bağışlayarak Kayseriye gelmişler.. bu seyahat veya göçlerde dedelerimiz gönül eri tarikat ehli insanlar arayarak olmuş. kayseriden de Kırşehire gelerek yerleşmişler. Bu dedemizin adı AMA HAFIZ imiş ve okumaktan gözleri kör olmuş. kırşehire gelince su aramış ve üçgöz suyunu bulmuş. su çok baskın olduğu için üzerine çok büyük bir taş koymuş..

Babamın öz dayısı olan Hakkı dedemiz zor şartlarda okumuş. babası bakkal ali efendi çok sert bir adammış ve dayımıza sabah namazından önce bir eşşek yükü tuturuk getirmeden okula savmazmış. okul da kaledeymiş. derken okuyup İstanbula gitmiş ve Sultan Abdülhamitin sarayında SARAY MÜDERRİSİ (Profesörü) olmuş. daha sonra Cumhuriyette Kaybolmuş. akıbetini devlet yetkililerinden soruyorum. lütfen cevap versinler.

Muharrem ertaş usta ile onun evinde yarım saat oturdum. 15 yaşımdayken keşfim açıktı. o sedirde oturup beni, ben de onu süzdüm hiç konuşmadan. üzerinden öyle bir rahmet akıyorduki anlatamam. o yarım saati hiç unutmadım hiç. İşte kelamsız hal diliyle konuşma diye buna denir ve takva sahibi çok az insana nasibolurbenim keşfimi 10 yaşımda Mevlana (ks) açmıştı.

son şah beyitte geçen sırt açmak deyimi kul hakları içindir. peygamber efendimiz de veda hutbesinde sırtını açmış ve kimin hakkı varsa gelsin alsın demiştir işte bu davranış insanlar arasındaki eşitliği ifade eder temelde……)

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

9 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzele verdik gidiyor…(Koşma)

Ben yarimden ayrı düştüm düşeli

Her anım bin yıla döndü gidiyor

Yine azab oldu ömrü sürmeli

Gönlüm cefalara düştü gidiyor

 

Belli olmuş bağlarının boranı

Çözülmüyor dağlarının kemanı

Onbeş oldu soframızın horanı

Rızkımız mevlaya kaldı gidiyor

 

Her geçen günde artıyor vebalım

Bağı bahçe viran oldu bazarım

Az yaşa çok yaşa sonu babalım

Ömrümüz kazaya kaldı gidiyor

 

Gide gide yollar yokuşa vardı

Uzak oldu dostlar canıma yetti

Ciğerim yandı da yar köz köz oldu

Salahım duaya kaldı gidiyor

 

Divane olmuşum niyazım yeter

Gam alır gam satar bizarım yeter

Zalım felek kıyamette de naçar

Ahiret kaderi yazdı gidiyor

 

Nazar kılam sen yar ile yarana

Baha eyleyem gel canı canana

Ahdim kavi yaz ol cümle cihana

Aşkımı canana verdik gidiyor

 

Kömür gözlüm de ahdimi alırım

Almaz isem çekerekten ölürüm

Güzeller içinde seni bilirim

Ahdimi güzele verdik gidiyor

 

Ferhat ile dağları deliversem

İmanla azraile canı versem

Güllerle  Muhammed’e koşuversem

Cenneti rızaya saydık gidiyor

 

Allar ile donatsalar donumu

Hakk’a doğru çevirseler yönümü

Yeyip içsem hatırlamam ölümü

Dünyayı şeytana verdik gidiyor

 

Selvi boyla endam akıl ziyanı

İnce belde zülüflerin turası

Neresidir güzellerin yaylası

Aklımı  güzele sardık gidiyor

 

Güzel altın tas içinde bal mısın

Onca çiçeklerden çavan dal mısın

Cenneti aladan kokan hur’misin

Güzeli bal ile ölçtük gidiyor

 

Gel beni düşürme mihnete derde

Aşka düşenim canana kul nerde?

Yiğit olan yiğit canı bazarda

Yiğidi can ile ölçtük gidiyor

 

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri

Yarden ari çav da gel al şalları  

Sordum bize varmaz  imiş yolları

Yarimi yabana saydık gidiyor

 

Ak göğsünde yar memeler görünsün

Siyah zülfün tel tel olsun örülsün

Bilmem namahremsin bilmem canımsın

Bahayı kitaba saydık gidiyor

 

Leylağa karıştı çemenler dağlar

Suyundan içermiş güzeller beyler

Ben sıdkımı bozmam da sunam  ağlar

Ağıtı sunaya verdik gidiyor

 

Ahi kul ahmedim yönün çevrilsin

Aşk bazarında kim canın yeldirsin

Ha yaşadın ha öldün şu şarabsın

Kitab-ı aşkı içtik de gidiyor

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

5 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Ela gözlerin aşkı (Koşma) (Asker ve yavuklusu)

Ela gözlerine kurban olduğum

Sana tenhada bir sözüm var benim

Zülfü siyahına gönül koyduğum

Can-ı cananına nazım var benim

 

Ak ellere al kınalar yakışır

Ela göze siyah sürme çakışır

Benim yarim yadellerde oturur

Hal-i melaline yazım var benim

 

Yiğit olan yiğit sırrın bildirmez

Arsız ile yolsuz ile oturmaz

Benim yarim kemler ile konuşmaz

Ah-ı divanına sözüm var benim

 

Ela gözler sürmesini  çekermiş

Kaşı keman bohçasını açarmış

Benim yarim elde kılıç çalarmış 

Dar-ı mihnetine lalim var benim

 

Güzeller ağır olur akçe çeker

Zülüfler zalım olur ökçe yeter

Benim yarim has bahçede gül derer

Aşk-ı meramına yelim var benim

 

Altın kemer ince beli sıkarmış

Boylarından güzel çirkin kadermiş

Benim yarim yaylalarda boyatmış

Aşk-ı hüsranına zorum var benim

 

Mecnun muyum deli miyim gezerim

Öksüz müyüm garib miyim düşerim

Benim yarim sallanır da  cerenim

Aşk-ı fakirine sıdkım var benim

 

Geyme dedim giydin allar hareler

El ne bilsin gönlündeki yareler

Benim yarim manilerle celbeder

Şah-ı devranına ömrüm var benim

 

Cemalin hayalimden gitmez oldu

Ağlayıp gözyaşım dinmez oldu

Benim yarim  yazgılarda  yadoldu

Hakk-ı levhine nizaım var benim

 

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Seni saran ölmez işin doğrusu

Benim yarim gökte cennet hurisi

Dar-ı emanına kastım var benim

 

Yanarım ateşim yarimden gelse

Hakk emreylese kül olsa nic’olsa

Benim yarim yaren diye del’olsa

Gül-i gülşenine canım var benim

 

Mustafam da mustafam mustafam

Görev eyler can yoluna kunduram

Benim yarim taburunda zor yazam

Hal-i eyyamına emrim var benim 

 

Asker oldum Malatya’nın şavkına

Yarden uzak salavatın şevkine

Benim yarim ağıtlarda engine

Yar-i salahına yazgım var benim

 

Ahi ahmed yanar imiş gidene

Arkasından ağıt düzüp yanana

Benim yarim mani söyler canana

Din-i imanına ahdim var benim

 

Ahi kul ahmed de candan olurmuş

Can ile canan harda bir olurmuş

Benim yarim canı canla bezermiş

Aşk-ı bazarına malım var benim

 

 

 

(Askere Malatyaya giden Mustafa’nın sevdiğine yazdığı olarak kaleme aldığımız şiirdir,

sevdiği kız ela gözlüdür ve yarini savuştururken çok ağlamıştır.

cümle Ümmeti Muhammed’in çocuğu sağ salim gelsin inşaallah)

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

4 Eylül 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç