Gel şöyle sarılak (Koşma)

Ala gözlerine kurban olduğum

Gel şöyle sarılak boydan seninle

Gerdan kırıp zülfün telin saldığım

Gel şöyle sarılak  tenden seninle

 

Sever oldum onbeşinde gül gibi

Sala verir el aleme dal gibi

Caymaz gözüm mihengine hal gibi

Gel şöyle sarılak nazdan seninle

 

Bir hal olmuş başa gelen çekilir

Onbeşinde güzel deyu öpülür

Koç yiğitler sunasına sarılır

Gel şöyle yumuşak lebden seninle

 

Dostu olan dost yoluna bakınır

Güzel sevmek yiğit harcı sayılır

Niza olmaz güzel şavkı öldürür

Gel şöyle öpüşek gülden seninle

 

Söyle güzellerin mahı mısın sen

Gözleri dumanlı kuğu musun sen

Al kuşakla  cana   deva mısın sen

Gel şöyle dolanak belden seninle

 

Zülfünün tellerine dolansaydım

Gürzünen hisarını bir yıksaydım

Bahası cana mı canan olsaydım

Gel şöyle değişek candan seninle

 

Güzel, baban duyar seni öldürür

Baha bilmez beşbin deyu tutturur

Beyden geçtim hünkâr kadı bildirir

Gel şöyle ölçüşek haydan seninle

 

Yağız atla kaçırsam gülüm seni

Karlı dağlar aşarım Ferhat gibi

Sen bende ben sende can cana hani

Gel şöyle katışak candan seninle

 

Severim güzeli nazlı olursa

Beli ince boyu dallı usulsa

Çotarım dördün cariyem sayılsa

Gel şöyle bilişek yaddan sizinle

 

Güzel sana düştü kavli kararım

Yüce dağlar yoktur size zararım

Pınardı gözdü sunamı ararım

Gel şöyle sevişek gözden seninle

 

Pazar edemedim zilli yar ile

Sardı beni cilve ile naz ile

Mehlem olmaz bir yarelik söz ile

Gel şöyle yatışak koldan seninle

 

Bir selam geldi de ala gözlüden

Ölür isem eğer ben bu yareden

Namazım kılsın da gitsin evvelden

Şöyle bir ayrılak Hakk’tan seninle

 

Ahi kul ahmedim bağlar bozarım

Akıl ahlak ile kullar yazarım

Kaç güzeli sevdi isem meramım

Gel şöyle sevişek kuldan seninle

 

 

Aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

25 Aralık 2012
Okunma
bosluk

Ela gözlerin aşkı (Koşma) (Asker ve yavuklusu)

Ela gözlerine kurban olduğum

Sana tenhada bir sözüm var benim

Zülfü siyahına gönül koyduğum

Can-ı cananına nazım var benim

 

Ak ellere al kınalar yakışır

Ela göze siyah sürme çakışır

Benim yarim yadellerde oturur

Hal-i melaline yazım var benim

 

Yiğit olan yiğit sırrın bildirmez

Arsız ile yolsuz ile oturmaz

Benim yarim kemler ile konuşmaz

Ah-ı divanına sözüm var benim

 

Ela gözler sürmesini  çekermiş

Kaşı keman bohçasını açarmış

Benim yarim elde kılıç çalarmış 

Dar-ı mihnetine lalim var benim

 

Güzeller ağır olur akçe çeker

Zülüfler zalım olur ökçe yeter

Benim yarim has bahçede gül derer

Aşk-ı meramına yelim var benim

 

Altın kemer ince beli sıkarmış

Boylarından güzel çirkin kadermiş

Benim yarim yaylalarda boyatmış

Aşk-ı hüsranına zorum var benim

 

Mecnun muyum deli miyim gezerim

Öksüz müyüm garib miyim düşerim

Benim yarim sallanır da  cerenim

Aşk-ı fakirine sıdkım var benim

 

Geyme dedim giydin allar hareler

El ne bilsin gönlündeki yareler

Benim yarim manilerle celbeder

Şah-ı devranına ömrüm var benim

 

Cemalin hayalimden gitmez oldu

Ağlayıp gözyaşım dinmez oldu

Benim yarim  yazgılarda  yadoldu

Hakk-ı levhine nizaım var benim

 

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Seni saran ölmez işin doğrusu

Benim yarim gökte cennet hurisi

Dar-ı emanına kastım var benim

 

Yanarım ateşim yarimden gelse

Hakk emreylese kül olsa nic’olsa

Benim yarim yaren diye del’olsa

Gül-i gülşenine canım var benim

 

Mustafam da mustafam mustafam

Görev eyler can yoluna kunduram

Benim yarim taburunda zor yazam

Hal-i eyyamına emrim var benim 

 

Asker oldum Malatya’nın şavkına

Yarden uzak salavatın şevkine

Benim yarim ağıtlarda engine

Yar-i salahına yazgım var benim

 

Ahi ahmed yanar imiş gidene

Arkasından ağıt düzüp yanana

Benim yarim mani söyler canana

Din-i imanına ahdim var benim

 

Ahi kul ahmed de candan olurmuş

Can ile canan harda bir olurmuş

Benim yarim canı canla bezermiş

Aşk-ı bazarına malım var benim

 

 

 

(Askere Malatyaya giden Mustafa’nın sevdiğine yazdığı olarak kaleme aldığımız şiirdir,

sevdiği kız ela gözlüdür ve yarini savuştururken çok ağlamıştır.

cümle Ümmeti Muhammed’in çocuğu sağ salim gelsin inşaallah)

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

4 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzel sorulur olsun (Koşma)

Benden selam olsun gül yüzlü yare

Güzelliğin gülden sorulur olsun

Kıymatın bilinsin el düşe nara

Güzelliğin elden sorulur olsun

 

Kız, aklımı aldın divane kıldın

Kara kaşlarını nazara yazdın

Bir gün yatıp on  gün yabana saydın

Vefalığın halden sorulur olsun

 

Dağlar açmış perçemini kaşına

Güller açmış goncasını dalına

Güzel çekmiş çadırını halına

Hatırların boy’dan sorulur olsun

 

Güzel gel seninle kiraz yolalım

Ayva nar hemi de pazar edelim

Beşe alıp üçe sattık nidelim

Kazançların baçtan sorulur olsun

 

Güzel gel bir gececik sarılalım

Ağu içir ölüncek bakışalım

Ha şöylece canları verişelim

Bahaların candan sorulur olsun

 

Ben bu güzelle ne etsem neylesem

Üç gün atlı beş gün yaya yürüsem

Yörük yaylasında niza eylesem

Güzellerin bey’den sorulur olsun

 

Bu güzele benzer yar bulamadım

Alı al moru mor gül deremedim

Sevdim de kıymatını bilemedim

Cilvelerin benden sorulur olsun

 

Güzel aldın beni cilveyle nazla

Melhem olman mı bir ballıca sözle

Ak ellerle yaram sarsan ha şöyle

Şifaların yarden sorulur olsun

 

Güzel, bir ah çeksem dağlar başına

Zülfün peçe çekmiş zalım kaşına

Sende bu güzellik anan soyuna

Cefaların nazdan sorulur olsun

 

Bu yar ile pazar eyledik baştan

Sinene çek dedi dertlerim halden

Çeker oldum bitmedi yazdan kıştan

Salaların kaştan sorulur olsun

 

Ahi kul ahmedim sevmek işimdir

Güzeller hatırı baha canımdır

Bu güzele yanmak iman düşümdür

Yazgıların Hakk’tan sorulur olsun

 

 

Baç: Pazar vergisi

Boy: ırk boyu

Baha:bedel

Bey:Yörük beyi

Zülf:saç

 

 

 

 aşık ahi kul ahmede nasibdir

 

 

 

 

 

 

 

 

12 Mayıs 2012
Okunma
bosluk

Ataşda yareli yarim… (Koşma)

Bakmayın benim ağladığıma

Bir ataş düştü gönlüm yareli

Etmeyin  benim eylediğime

Bir ataş düştü yarim yareli

 

Al Kızılırmak gibi çağlarım

Deli  devrek döner de eğlerim

Al yeşilli gelinler çekerim

Bir ataş düştü gelin yareli

 

Irmak bucağı da buz tutmazmış

Yeşil başa çifte salınmazmış

Anaç  vurunca kirik yanarmış

Bir ataş düştü yavrun yareli

 

Yel estikçe bağrım yarelenir

Üç gün gülsem beş gün karelenir

Yar eğlendikçe başım dertlenir

Bir ataş düştü halin yareli

 

Acem illerinden garib geldim

Yol yordam bilmez bir fakir kulum

Zaviyeniz açılmaz mı gülüm

Bir ataş düştü yaban yareli

 

Seni doyurmak bize gerektir

Sofra düzmek hep ola adettir

Ahi derler yarenlik sohbettir

Bir ataş düştü yaran yareli

 

Hoşluğumuz kerem eyler iken

Bir yar içun başım terler iken

Gerdana beşi birlik dar iken

Bir ataş düştü saran yareli

 

Bre yiğidim sebatın yoktur

Ağşama sarsan sabahın yoktur

Al yanaktan da ötesi yoktur

Bir ataş düştü öpsen yareli

 

Yar göç eylemiş seher vaktinde

Düzelirmiş yükü at üstünde

Selam vermezmiş boy’un içinde

Bir ataş düştü nazın yareli

 

Ahi kul ahmed yanar yakılır

Yarim gitti deyu var döğünür

Eller güler şu bağrım delinir

Bir ataş düştü bağrın yareli

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç