Güzelleri ığşalayıp çotmak gerek. (Koşma)

Ben yanarım şu zalımın elinden

Eteklerim ataş alır kor olur

Her seherde düşer can-ı aşkından

Yüreklerim ataş alır kor olur

 

Kaşına kalem yazdım sürmen cefa

Yazgıya çevir göğnümü kul baha

Yıkıldım düştüm canımdan olmağa

Nefeslerim ataş alır kor olur

 

Yandı bağrım yakıldı şu güzele

Yanar da tütmez dumanı gazele

Delindi ciğerim düştüm neştere

Ciğerlerim ataş alır kor olur

 

Ben bu güzeli ne etsem neylesem

Zabah akşam zülüflerin tarasam

Ak ellere al kınalar yakılsam

Duvakların ataş alır kor olur

 

Zor güzeller hayaline kandırır

Bir göz ile gel bayramı düşletir

Kaç güzel teptim de seni tarttırır

Cefaların ataş alır kor olur

 

Aşk ataşın öğüttüm değirmende

Eledim di kalburdan ahirmende

Sana kız dedim koynuma girende

Cilvelerin ataş alır kor olur

 

Dağlar karını kaşına çekermiş

Ağlar aşıklar düşüne kanarmış

Zalım güzeller ellere gidermiş

Yabanlığım ataş alır kor olur

 

Ovalarda çemenlere serilmiş

Bahçalarda gülle canan düşermiş

Bir güzel sevdim bahası ağuymuş

İçemedim ataş alır kor olur

 

Yan gönlüm yan kaçtır yandığın böyle

Bilmem öldüm mü ölmedim mi böle

Can ver can ver elifim çekti zülfe

Yazdırdığın ataş alır kor olur

 

Güzeller nazını dağlar kaşından

Yiğitler sunasın pınar başından

Yaz ola harman ola kim düşünden

Ahdettiğin ataş alır kor olur

 

Dağlara bayırlara güzel saldım

Çemenlerde güle bülbül söyledim

Yiğitlerin kaşına düşü yazdım

Yakışmayan ataş alır kor olur

 

Karadır kara da saçları kara

Görünmez gözlere tenleri çıra

Yanar durur kucağımda kor akça

Çerağımsın ataş alır kor olur

 

Bu güzelle barışmadı kavlimiz

Gün geldi de örtüşmedi tenimiz

Dost bilirdim çevirmedi yanımız

Salalarım ataş alır kor olur

 

Ahi kul ahmedim güzel severim

Severekten ölsem diye yanarım

Kaç güzeli ığşaladım çotarım

Günahımsın ataş olur kor olur

 

 

 aşık ahi kul ahmede nasibdir.

 

8 Mart 2012
Okunma
bosluk

Doğum gününe ölü bakanlar…

Gülü güzel güzel kullar

Doğum günüz kutlu olsun

Nazar düşmüş güzel hallar

Doğum günü’z kutlu olsun

 

Güzel gülden ayrı düşmez

Gülü açan yolda kalmaz

Bag-u bahça boran almaz

Doğum günü’z yaşlı olsın

 

Kalbi güzel güle düşer

Yıllar aşkla başa düşer

Ben yazarım seven beşer

Doğum günü’z nazlı olsun

 

Dünya hanı zalım zalım

Doğup gelen çalar sazım

Yaşar isen aşkla balım

Doğum günü’z tatlı olsun

 

Gezdim tozdum dünya handır

Hancı bekler namaz yoldur

Çorba dahi veren baştır

Doğum günü’z canlı olsun

 

Eyidir eyidir beyler

Zevcedir dediğim eşler

Yamulmadan yaşlanın düşler

Doğum günü’z kaşlı olsun

 

Kalan sağlar kazık çaksın

Yürür dahi yaşım sarsın

Kabrim üzre karlar yağsın

Doğum günü’z Hakk’lı olsun

 

Cennet cennet derler idi

Namaz kılan peyler idi

Kullarına Kerem idi

Doğum günü’z sazlı olsun

 

Doğdun öldün ne anladın

Ataş aldın kim bilmedin

Helal haram düz söyledin

Doğum günü’z ayrı olsun

 

Ahi kullar doğar sever

Sevgi ile yaşar gider

Ölmek ne ki aşkı yaşar

Rıza diyen beri gelsin

 

HAMOY halk oyunları derneğinde 4 kişye birden yapılan 3.3.2012 doğum gününde 10 dakikada yazıldı. lakin doğum günü yapılanların hiçbiri ve hoca da dahil dinlemek lütfunda bulunmadı. birine de sadece adınızı zikredelim mi dedik de hayıııır ki hayııııır dedi. sevgili dostlar biz abdal mıyız, aptal mıyız, şapşal mıyız, salak mıyız,  allahaşkına.. biz temiz  kalbimizi veriyoruz, insanlar kendisine özel yazılmış bir şeye kirli kulaklarını bile vermiyorlar…kızdım ve acaib taşlayacağım lakin gelecek hafta gene oraya gideceğim, tövbe tövbe estağfirullah.. artık güllü güllü yazalım bari..sevgimize aşkımıza dönelim bari..güvensizlerden ve takdir özürlülerden ayrılalım bari… 

.

ben bi abdalım abdalım

zayi eder ham düşerim

olamadım eller ile

gül ile canan düşerim

 

gül der dikenim bendendir

beni sevmek var zordandır

aşkı bilmek yol yordamdır

el ile canan düşerim

 

el dedin de ele düştüm

el verene gülü verdim

dikenini naza kattım

yar ile canan düşerim

.

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

3 Mart 2012
Okunma
bosluk

Bir güzel .. (Koşma)

Bir güzel sevdim de ben’i kırılsın

Bahar dalı onlan çiçek açarmış

Er güzel sevince canı unutsun

Seher yeli erden yola düşermiş

 

Çifte benler nazar kılar ellere

Zülüf salar aşkı duyan erlere

Beni salar sadık diye çöllere

Yoktan deve yükü serab düşermiş

 

Aklım zay edip de gömlek giyince

Sözüm sohbetimde “güzel” olunca

Cehle çaldım kılıç felek şerrince

Deccal ile felek canan düşermiş

 

Katrem deryaya varmadan durulmaz

Güzel sarmaya da kanun yazılmaz

Yiğit goncayı sarmadan bilinmez

Güzelle yiğit canda bir düşermiş

 

Kırıldı kanadım güzel sarasın

Sarıl da koynuma melül giresin

Ağşamdan sabaha öldüm bilesin

Sabahın seherinde can düşermiş

 

Ömürün ipini ecel çekermiş

Güzelin dilini yumuş bezermiş

Koynunda ölürsem cennet yazarmış

Yiğit namazına “güzel” düşermiş

 

Kirpikleri gönül ile cengeder

Mani düzer nazı güle nakşeder

Yiğit süzer boydan âri celbeder

Seven ahdine ezelden düşermiş

 

Kömür göze sürme neyler belalım

Siyah zülfün tel tel olmuş örelim

Alma yanak inci dişle gülelim

Sunaya yiğit sazı gül düşermiş

 

Kadir mevlam güzel ver de eğleyim

Altı ay kışın koynumda saklayım

Bir nazarına var git çiğ öleyim

Bu güzelin hatrı cana düşermiş

 

Ahi kul ahmed sohbetin “güzel”len

“Güzel” diye seherlerde ağıtlan

Bir kuluylan hoşnut olma çirkinlen

Güzellen çirkin Hakk’da bir düşermiş

 

(not: bu şiiri tam anlayana yemek ısmarlıyorum)

 

 

ahi kul ahmed’e nasibdir.

 

 

 

 

“Akıl başta

/ Utanma yüzde

/ Bilgi gözde bulunur

/ Öfke gelince akıl gider

/Tamah gelince utanma gider

/Haset gelince bilgi gider”     (Hacı Bektaş-ı Veli söyledi)

 

 

 

15 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Güzel, sarmayınan (Koçaklama)

Senin içun seni sevdiğim güzel

Çifte benlerine nazar değer mi

Canı cana katıp öldüğüm güzel

Bahar güllerine soğuk düşer mi

 

Bir dost ararım da güzelden olsun

Daşa yaslanırım da topraktan çıksın

Güle darıldım da dikenden geçsin

Dostun tandırına hedik düşer mi

 

Baharı kışa kattım gül kokmadı

Deliyi başa yazdım hiç eyledi

Divane oldum Hakk’ta “bir” olmadı

Hakk’ın zatına da “gayri”  düşer mi

 

İmanın yok mudur yürek döyerken

Cemalin ay mıdır hal üzre iken

Güzel yaratırmış “Güzel” giz iken

Böyle azaba da sadık düşer mi

 

Eğilir dallarım toprak yakîndir

Alçağa konarım güzel başımdır

Nice bahtı kara kader dostumdur

Bağ-ı irfanıma ümmet düşer mi

 

Kaç güzele yandım murat almadım

Bir çirkine düştüm ayna vermedim

En son şu zalime iman sormadım

Güzel yaradan da zalim düşer mi

 

Yanarım yanarım ağlar yanarım

Mor çiçekli ala dağlar aşarım

Lale sümbül gülden kullar çalarım

Canan dererim de Leyla düşer mi

 

Yan göğnüm  bahar eyyamı gecikti

Bülbül güle düştü benzi karahtı

Güzel diye döndüm nar-ı cemaldi

Kahır çekerim de ben’e düşer mi

 

Ellerim duadır sana ağıtım

Söylerim kelamdır sana indiğim

Sözüme tel misin zülfün gerdiğim

Çala dururum da uşşak düşer mi

 

Kararım yoktur a gülüm efendim

Mihrabım kıldım çare kıblegahım

Cihan-ı kudrette güzel sultanım

Bazar eylerim de  karar düşer mi

 

Yuka olur aşıkların bağırı

Zalim olur güzellerin nazarı

Çatal olur yiğitlerin yüreği

Varır deşerim de boran düşer mi

 

Yüce dağın ardı sıra gidilmez

Eteğinde göven ördek vurulmaz

Onbeşinde körpe gelin geçilmez

Alır kaçarım da attan düşer mi

 

Dumanı batasıca ala dağlar

Babal mı aldın depende yol eğler

Yörük yaylasında güzeller ağlar

Gider isterim de şarttan düşer mi

 

Kokarsın burcu burcu gül içinde

Bakarsın nazlı nazlı el içinde

Söyletmen beni onbir saz içinde

Beler  koynuma da kızdan düşer mi

 

Ahi kul ahmed de yanar yakılır

Güzel sarmayınan yiğit olunur

Üç yüz atlı beş yüz yaya döğüşür

Güzel uğruna da candan düşer mi

 

.

 

ahi kul ahmede nasibdir

14 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Yine güzelden güzelden (Koşma)

Kaşları kara da tenleri algın

Sapıver bize bir yol yavaş yavaş

Bağları belle de yaprağı şıvgın

Kırıver bize bir dal yavaş yavaş

.

Maralı gözlere vurgun yüreğim

Seherde yollara düşer meleğim

Sabahtan ağşama varmaz öleyim

Hallarım bilinsin dert  yavaş yavaş

.

Güzeli yaratmış ay ışığında

Çirkini unutmuş karanlığında

Ezelden muratmış bir olduğunda

Canı cananına kat yavaş yavaş

.

Kaçtır güzel öpmez bahar gözlerim

Yarim deyu nazlar çeker ellerin

Üç gün sevse beşgün satar dostların

Bakıver dengine hay yavaş yavaş

.

Sır eyleme aşkın nedir belalım

Al fistanlar giyen nazar celalin

Gül atarmış dostlar daşlar melalin

Yaralar gönlüne sar yavaş yavaş

.

Gül üstüne güller bağlar olurmuş

Ben gülüme yansam eller alırmış

Yan demeye yanmak kader nazıymış

Saralar bağrıma har yavaş yavaş

.

Gezeli görmedim senden alımlı

Güzeli bellerim nazlı yumuşlu

Nazına kurbanım ceylan bakışlı

Geliver koynuma gir yavaş yavaş

.

Güzelim güzelim allar giyermiş

Al yanaklı kızlar canlar yakarmış

Bir yiğidin koynu ölüm istermiş

Katıver canına can yavaş yavaş

.

Al yazmalı yarim nazlar çarlanır

Bir gönüle giren ölmez yeşerir

Kim kendinden geçer O’nda birleşir

Yazıver yazgına Hakk yavaş yavaş

.

Benim yarim nazlıdır gülü solmaz

Gönül tahtı allıdır eller sokmaz

Allar içinde bir güzel nidilmez

Bağlıdır bağlara gül yavaş yavaş

.

Ahi kul ahmed eğlenir gülünen

Canı cana katarmış da közünen

Al kanlara boyanmış da yarinen

Söndürür ömürü gel yavaş yavaş

 

.

 

ahi kul ahmede nasibdir

12 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Güzelle güzelce (güzelleme)

Etiketler: ,,,,

Canı  cananıma serer olduğum

Hali kelamına kullar yetmez mi

Ben bir aşığınam sana döndüğüm

Hali celaline döşler yetmez mi

 

Bağlar güllerinen güler cemalin

Dağlar karlarınan kaşı kemanın

Güzel dillerinen yumuş benlerin

Hali nazenine huylar yetmez mi

 

Ağlar toprak olur yerde sürünür

Söyler kelam olur derde sürülür

Zikri burak ile arşda sunulur

Hali beratına suçlar yetmez mi

 

Seni sevmeseymiş eller sevmezmiş

Bağ-ı aşkına da ben’ler düşmezmiş

“İki” diyende “bir” olmaz düşlermiş

Hali cemaline nurlar yetmez mi

 

İman eylerim de Cemal kürside

Rahman ile bazar eyler türküde

Ümmet deyu nazar eyler fak’rime

Hali şefatine kullar yetmez mi

 

Hep uzağın nasib oldu kanmadım

Ağıt düzdüm ağu içtim ölmedim

Aşık olan uçar imiş sanmadım

Hali derdinize seher yetmez mi

 

Çifte benlerine aydır yüzüne

Yüzüm sürsem yanak deyu zülfüne

Kelam oldum binbir türlü nazına

Hali cefanıza nazlar yetmez mi

 

“Sabrı cemil” misin Kuran söylüyor

Katrem deryaya varır “hu” diliyor

Sana döndükçe bir canlar düşüyor

Hali zatınıza binler yetmez mi

 

Deli isem hangi gömlek kulunuz

Mecnun isem leyli bilmez ilmimiz

Cefa çeker seher düşmez nazınız

Hali zülfünüze yeller yetmez mi

 

Bu güzeli bahar saydım saçıldım

Bir buseyi bekle bekle kocaldım

Ömür deyu öptüm sevdim ucaldım

Hali ömrünüze düşler yetmez mi

 

Kaldır perçemini yüzler görünsün

Aldır yanakların dişler ıssırsın

Varıp döneceğin yollar aşınsın

Hali belinize şallar yetmez mi

 

Yeldir yelesice yeldir tozunan

Yeller eser imiş gülden nazınan

Kızlar açmış yumru lebler gülünen

Hali onbeşinde terler yetmez mi

 

Ahdim kavidir de nazın çekerim

Hatır yollamış da zehir içerim

Kaçtır bir bahara beş kış denklerim

Hali nizanıza közler yetmez mi

 

Kaç yaşadım dünya tadın almadım

Geldim kalakaldım cana katmadım

Güzel sevdim deyu başa gelmedim

Hali kazanıza kader yetmez mi

 

Aşret göçeyledi çifte sazınan

Kızlar ar eyledi  nazı canınan

Yiğit yetim kaldı meydan tayınan

Hali  erinize toylar  yetmez mi

 

Canım sabreder ya yürek döyer mi

Gitti cananım da felek yazan mı

Selvi boydan ince belden geçen mi

Hali salanıza canlar yetmez mi

 

Ahi kul ahmede cefa yazılmış

Ağu içirmek bir güzel şartıymış

İçip içip arşa çıkan “kul”uymuş

Hali aşkınıza öl’ler yetmez mi

 

 

ahi kul ahmede nasibdir.

10 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Bir güzelin halları (Güzelleme)

Kara gözlerini sevdiğim güzel

Yazıda maralın gözünden misin

Kadir mevlam özenmiş de yaratmış

Ademle havanın teninden misin

 

Bir naz ile gözlerini süzersin

Ak elleri bellerine dayarsın

Kalem yazmış boylarına uzarsın

Cenneti âlânın dalından mısın

 

Görenler meftun olur cemaline

Kuran okur, hatib, mahfil ardına

Seni tek yaratmış Rahman nuruna

Cenneti âlânın balından mısın

 

Dualar eylerim şu has güzele

Döner gelir mi acep bu fakire

Kurbanlar keseyim onbeşi deve

Cenneti âlânın sütünden misin

 

Öyle hoş ki melül melül bakarsın

Koç yiğitler dize gelir yakarsın

Yel estikçe burcu burcu kokarsın

Cenneti âlânın gülünden misin

 

Yaz bahar ayları sen mi açarsın

Leblerini sarar giz mi eylersin

Yaz ortası gerdana şal mı dolarsın

Cenneti âlânın hurundan mısın

 

İnce bele hilal kaşa vurulur

Selvi boya akça ele yazılır

Güzel seven yiğit olsam çatılır

Cenneti âlânın belinden misin

 

Güzel hatırın kaçadır sorulmaz

Canın nazenin bahası ölçülmez

Ben canımı veririm de tartılmaz

Cenneti âlânın yurdundan mısın

 

Nergiz midir gül müdür has bahçeniz

Şeker midir şerbet midir tasınız

Baldan nehir akar imiş köşkünüz

Cenneti âlânın tadından mısın

 

Senin yurdun arşta mıdır güzel kız

Kalem yazmış kelam mıdır sözünüz

Kına yakmış huri midir zülfünüz

Cenneti âlânın nurundan mısın

 

Şu soyha dünyada dengim bulmadım

Yana yana tevir oldu hallarım

Ömür bitti beklemekten kocaldım

Azabı âlânın narından mısın

 

Ahi ahmed şeftaliye kanarmış

El uzatıp hurileri öpermiş

Ey güzel gel cömertliğe kararmış

Yalancı dünyanın canından mısın

 

Bu güzele “kul” olmuşuz canınan

Candan âri geçsem bilmez halınan

”Var git emmi” derse düşmez gülünen

Yalancı dünyanın halından mısın

 

 

ahi kul ahmede nasibdir.

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Kara düşlü yarim.. (Koşma)

Kara kaşlarını çatan sevdiğim

Cemalini mahdan saymaya geldim

Dara düşürüp de zulüm gördüğüm

Sanatını şerden yazmaya geldim

 

Kara düşlerini yuyup yıkasam

Çare leblerini güle bezesem

Hele şeftalini deva eylesem

Bahasını senden ölçmeye geldim

 

Kara bahtımı da bayram eylesen

Sana kulluğumu canan düşlesen

Bir ataş ki yanar arştan beslesen

Çerağını Hakk’tan sormaya geldim

 

Kara yazılırmış candan verenler

Cana canan imiş candan geçenler

Canla canan harda bir mi olmuşlar

Çırasını hay’dan yakmaya geldim

 

Kara vezire bir sultan olsaydım

Sultan kim serçeyim  aslan keseydim

Yar köle ararmış kulun olsaydım

Hizmetini can’dan yapmaya geldim

 

Kara bağlarmış şu cansız yüreğim

Soyha dünyadan ha eksik kalayım

Ben bu güzelden de geçmez olayım

Belasını kuldan bilmeye geldim

 

Kara yazılırmış dertli aşıklar

Dara düşermiş sıdkı sadıklar

Kime yazar imiş ceylan bakışlar

Meramını nazdan çözmeğe geldim

 

Kara ahmed kara tenden olaymış

Kara yazmaz Rahman gülden sayarmış

Bu kara ile kaç güzel  yakarmış

Çeteneyle güller sunmaya geldim

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

2 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Maralı gözler…(Koşma)

Ben bir güzel sevdim gözler maralı

Bağ-ı irfanımı cehle yazarmış

Ben bir cahil olsam alıp kaçalı

Can-ı emanımı şerre yazarmış

 

Gezer olsam nazlı yarle gülünen

Güller ağlar bağlı elde yaşınan

Benim gülüm saklı yerde düşünen

Can-ı ayanımı gize yazarmış

 

Ben bir güzel sevdim kendi halımca

Varım yoğum serdim neslim boyunca

Baka kaldım yarim elden olunca

Can-ı yaranımı hiçe yazarmış

 

Güzel beni def mi eden yanından

Baha kılman şart mı ölüm baçından

Bana yoktur ölmek levhi mahfuzdan

Can-ı divanımı od’a yazarmış

 

Bu sürmeleri Hakk çekmiş ezelden

Yar zülüfleri de salmış boyundan

Ak gerdanı da çözmüş lebinden

Can-ı serabımı güle yazarmış

 

Yarin koynunda da sabah mı olur

Kaçtır öldüğüm de yumah mı olur

Sevdim deyu kader bozmah mı olur

Can-ı cananımı köze yazarmış

 

Bu güzelle başım derde girerken

Ağıt yaktım seven dara düşerken

Bu kaçıncı namaz imam kılarken

Can-ı imanımı beze yazarmış

 

Gülleri ele mi verdim bağından

Elleri yare mi biçtim çarından

Böyle bahtı kara gülmez arından

Can-ı dermanımı göze yazarmış

 

Yarin sarayında yiğit olsaydım

Yiğit kim serçeyim aslan kesseydim

Arşın kapısında burak olsaydım

Can-ı hayalimi kula yazarmış

 

Ahi kul ahmed de neler söylenir

Başa gelmedik de işler eyletir

Saf bir kuldur ağu içer arşdadır

Can-ı gülşenimi Hakka yazarmış

 

AÇIKLAMA: maral, gözlerinin güzelliği ile bilinen bir ceylan türüdür. Bağ-ı irfan kişinin bilgi erdem ve ahlak toplamıdır. Cehle yazmak bilgiliyi cahil olarak haksızca nitelemek demektir. Alıp kaçırmak cahillik sayılmıştır. Bu takdirde can-ı eman demek canının güvenliği şer olarak tehlikeye girer deniyor.

Nazlı yarle gezmek güzel ise de güller elde kesilmiş ve bağlı olduğu için ağlıyorlar. Gülün saklı yerde olması  değerli hazinelerin genelde saklı yerde olduklarını ve oradan düş görerek bizi de aynı şekilde gize yani saklı yazdığını fakat canımızın açıkta olduğunu söylüyor.

Baha kılmak ölçü kılmak demektir. Ölüm baçı demek ölümün vergi verir gibi verilmesi demektir. Baç yol geçme vergisidir normalde ve Köroğlu dağdaki geçitte alırdı. levhi mahfuz, gizli levha olup Allah’ın kaderi yazdığı levhadır. Ölmenin olmaması demek canın durduğu yerin ateş-od  olmasındandır. Aşıklar ölmez de ondan. Sürmelerin ezelden çekilmesi demek alımlı yaratılışın ezelden insanların yaratılışından geldiğindendir.  Gerdanın lebden çözülmesi döşün ta memelere kadar açılması olup bunu serab olarak gördüğümüz ve gül olarak göğüsleri değerlendirdiğimiz anlaşılmalıdır.

Ölmek ve yumah malum. Sevmek bir kader diyor. Bunu bozmah doğru değil diyor. Böylece can canan ateşte –közde bir olmalılar demek istiyor.  Aşk anca bu halde kıvam ve fedakarlığa ulaşarak kemali bulabilir. Seven dara düşerken normalde ağıt yakılmaz. Fakat sevenin dara düşmesinden o kadar çok üzülüyoruz ki ona şimdiden sanki ölmüş gibi ağıt yakıyoruz. Çünkü aşk ve aşıklar çok kıymetli olup diğer insanlardan üstündürler.  Sonra o kadar çok ölüyor ki her ölüme bir namaz sayıyor ve imanımın canını bezde (Kabutta) hayat bulacağını yani imanımı kurtarabilecek şekilde yarin yazdığını söylüyor.

Çar diye kadınların başlarına örttüğü örtüye denir.  Canın dermanının göze yazılması yarin bana bakarak gülmesine bağlıyor.  Serçenin aslan kesilmesi erkeğin dişisinin yanında yiğit olup aslan kesileceğini bu yüzden de bir erkeğe karısının yanında ters bir söz söylemenin uygun olmadığını belirtmek istiyor dolaylı olarak. Arşın kapısında Burak olmak demek arşa kadar yükselmek için bir Burak gibi yükseltecek ihlas, aşk, ve amele ihtiyaç olduğunu ima ediyor. Ancak hemen sonra hayalin kulluğa yazılması son mertebe ve hayalin KULLUK  makamı olduğu bildiriliyor ve Burak terk ediliyor.

Kul ahmedin söylenmesi demek bu birçok şeyi aslında hayal ettiği fakat elde edemediği, söylenip durduğu belirtiliyor. Başa gelmedik işleri de başkalarına yaptırdığı belirtiliyor.  Saf bir kul olup ağu içerek arşa çıkmak demek: arşa kadar çıkabilmek için önce temiz kalp gerektiği, sonra ağu içmekten maksat dünyada dert ve sıkıntılara sabrederek şikayet etmeden onları yutmak gerektiği ve bunu isteyerek yapması gerektiği belirtilerek anca böyle olursa kendiliğinden arşda bulacağı söyleniyor.

Böyle olunca  veya olmadan bütün güllerimin olduğu gül bahçem olan gülşenimi Cenab-ı Hakka sunduğunu söyleyerek noktayı koyarak şiir bitiyor.

Bu gülleri Hakka sunma olayı  Peygamber efendimizde de var olup o da kendi yanındaki güllerle çok büyük yazılmış bir Arapça ALLAH yazısını örgü gibi güllerle ördüğünü çıplak ve gündüz gözü ile gördüm desem ne dersiniz… bunları lütfen Riya veya kibir saymayınız da imanımızı artırsın sen söyle dememiz daha iyi uygun olur.  bu anlattığımı açık gözle ilahi huzurda, 2000 yıları idi. sallallahü aleyhi vesellem…

Aynı anda daha sonra yaklaşık 10 türlü arapça yalınkat ALLAH ismi celalleri kademeli olarak bir hafta içinde gösterildi. bu isimlerin sadece 3 veya dört tanesinin yeryüzünde olduğunu gördüm. diğerleri yok. buradan ayrıca camilere yazı yazmam gerektiği mesajını da anladım. 

Bu gördüğüm isimleri zaman zaman ülke alan camiine yazmakla beraber bunun bize hattatlık yapmamız anlamında bir mesajda olduğunu anladım. ve bir hat hocası bulup ders aldım.  

  

 

ahi kul ahmede nasibdir

30 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Şahan’ın cırnağında balaban (Koşma)

Ben bir şahan olsam sen bir balaban

Daksam cırnama kaldırsam yar seni

Ak ellerin sala sala yürüyen

Doksan olsam da sararım yar seni

 

Ben bir kadı olsam hüküm bozmağa

Ak ellerin gümüş tasta yumağa

Seni bellerim de yeşil ördeğe

Noksan olsam da dönerim yar seni

 

Ben bir tüccar olsam kumaş yükümdür

Alana satarım kabut bezimdir

Ömrü harcarım iman düşümdür

Yetmiş olsam da bilirim yar seni

 

Ben bir bülbül olsam gülüm gülşende

Konmaz mıyım nazlı gonca açanda

Benim canım candan âri geçende

Yanmış olsam da soldurmam yar seni

 

Ben bir turna olsam seyfe gölünden

On bin gardaş sökün etsek yurdundan

Koç yiğitler selam yare çızgımdan

Elli olsam da sallarım yar seni

 

Ben bir ceyran olsam çölden kaçınca

Yar göğsünü açmaz elden olunca

Aşiret şaar deyu yoktan göçünce

Kırk yer olsam da yazarım zar seni

 

Ben bir güzel olsam soyha başından

Kerem et yiğidim söyle sazından

Ar ettim güzelliği yaz huyumdan

Aşık olsam da süzerim yar seni

 

Ben bir yalan dünya olsam nazenin

Allanır pullanır şer lezzetin

Düşük kapıda baş eğe dumrulun

Nebi olsam da sorarım yar seni

 

Ben bir selam olsam derviş dilinden

Yüz bin melek alır bakış nazından

Mü’min olan bilmez mi Hakk sazından

Kelam olsam da çalarım yar seni

 

Ben bir koç yiğidim başım dumanlı

Yar aşkına zayil oldum tumanlı

Aç gerdanı mayil oldum sürmeli

Harab olsam da severim yar seni

 

Ben bir yaban olsam varsam ellere

Pınar başında selam güzellere

Olmaz olsun bahtım kör topallara

Serab olsam da çerağım yar seni

 

Ben bir ahi ahmed olsam yareli

Güzeller içinde benli daneli

Aç göğsünü gülüm lebler cilveli

Yadın olsam da sararım yar seni

 

ahi kul ahmed’e nasib

24 Ocak 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç