Gülüm kurban olayım

Ya gel divan durayım

Ya git mecnun olayım

Bağlar soğuk alıyor

Gülüm kurban olayım

 

Ademe ol diyende

Nesline kul yazanda

Darına hay koşanda

Kulum kurban olayım

 

Ellerin bazarına

Dökülmez lisanına

Aşıklar yaranına

Canım kurban olayım

 

Sözüne ar bulunmaz

Nazına yar olunmaz

Sazına söz düzülmez

Dalım kurban olayım

 

Canımı cananıma

Halimi imanıma

Ömrümü çerağıma

Verem kurban olayım

 

Başımın secdesidir

Malımın zekatıdır

Ömrümün abiditir

Halim kurban olayım

 

Salatımı kılayım

Hayratımı vereyim

Muhammed’e koşayım

Külüm kurban olayım

 

Sıfat ayan eyledin

Zatı andan sırladın

Cümle boynu eyledin

Nazım kurban olayım

 

Azabımı çekmeden

Şarabımı içmeden

Ölmeden de ölmeden

Ölim kurban olayım

 

Selamımdan evladır

Merakımdan süfladır

Niyazımdan beladır

Yadım kurban olayım

 

Selam saldım güzele

Al kuşana beline

Yar koynumda gecele

Yarim kurban olayım

 

Bahar ermiş salından

Güzel yetmiş boyundan

Cümle ümmet kaşından

Ağlar kurban olayım

 

Yare yandım yakıldım

Ele düştüm alındım

Er kişiden sayıldım

Çağlar kurban olayım

 

Sofra düzdüm türlüdür

Bacıları güllüdür

Çırak kalfa ustadır

Eyler kurban olayım

 

Sözümden âlâ gelen

Yumuşa bela diyen

Edebi evla sayan

Beyler kurban olayım

 

Mecnun yazar elinden

Leyla sayar nazından

Muhabbetli yolundan

Gider kurban olayım

 

Bahar geçer gülünen

Güzel güler nazınan

Böyle sevda canınan

Çeker kurban olayım

 

Kimler geldi göçtüler

Seve seve öldüler

Candan geçip gittiler

Ölür kurban olayım

 

Ahi ahmed kurbandır

Canı Hakk’a kurbandır

Ümmet kaşı bundandır

Kurban kurban olayım

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

30 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Ökçeli yarim (Koşma)

Benden selam eylen yarin iline

Nazlanıp da öte öte durmasın

Bahar döner yazı geçer halına

Sızlanıp da ağu içip ölmesin

 

Yar seninle böyle miydi bazarım

Gömlek düştü akıl yitti hazanım

Yaktı beni kaşı keman yaranım

Közleyip de aşkı yerip durmasın

 

Altına al geyer üstüne kemha

Gel güzelim beni koynunda sakla

Kız mıdır dul mudur perçemi aça

Eyleşip de yaban ilen kalmasın

 

Kara kaş altında neler çevirir

Ak ellere al kınalar yaktırır

Ben bir turna olsam selam yazdırır

Okutup da alem ilen salmasın

 

Ala göze siyah sürme nazından

Yiğit olan yiğit ölür yasından

Sen şöyle bir döşen aşkın telinden

Tutturup da ağıt ilen sarmasın

 

Al yanaklar alma gibi kırmızı

İnci mercan dişler ile gülüşü

Ben söylerim Hakk’a giden Rasulü

Belleyip de kafir ilen yormasın

 

Yanarım yanarım yare yanarım

Bilmedi kadrimi niyet ararım

Kimseler içmez tasımdan ağlarım

Gıybeti de eller ilen yapmasın

 

Yar taramış zülfünü belden âri

Ak göğüsler fırlar düğmeden âri

Güzel sevme derler cahilden âri

Bakışıp da ökçe ilen gitmesin

 

Yar kalemi almış yazar hünkara

Sevdiğin sınarmış yerer cihana

Yiğit olan yiğit sabrı meydana

Sözleşip de karar ilen yıkmasın

 

Sevdim sevdim alamadım yanaktan

Baha kıldı beş bin kayma başlıktan

Canım koydum üç gül ile taraktan

Tartılıp da pullar ilen gitmesin

 

Güzel ayrılır mı sevdana düşen

Dört kitapta gördüm ölmeden ölen

Neye saydın canım sundum bilmeyen

Pazarı da beyler ilen yapmasın

 

Yarden ölçtüm yollar ırak pekuzar

Haber saldım gelen giden ahuzar

Sen bir sala eyle dağlardır ular

Salınıp da yollar ilen tozmasın

 

Kul ahmed der bu sevdaya doyamam

Memeleri alma alma ememem

Ağu içtim yar elinden ölemem

Unutup da eller ilen saymasın

 

 

Aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur..

 

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Güzel İncinir (Koşma)

Bir yar sevdim er baharda boylanır

Sevsem incinir sevmesem incinir

İnce bellerini kuşaktan sarar

Sarsam incinir sarmasam incinir

 

Bu güzele mecnun olsam yerinir

Hasretinden zelil olsam gezinir

Ne diye de candan ala övünür

Övsem incinir övmesem incinir

 

Hüccetim kadıdan beratım senden

Solar mı hiç gülüm dediği sözden

Silinmez yazının şahidi Hakk’ta

Silsem incinir silmesem incinir

 

Gövel ördek gibi suya sa’lırsın

Çırpınıp dalınla boydan da’lırsın

Ben bir avcı olsam çifte hatırsın

Salsam incinir salmasam incinir 

 

İster isem güzel seni ağandan

Altun akçe sarım da kesemden

Beş bin kayme az gelir de boyundan

Ölçsem incinir ölçmesem incinir 

 

Güzel sevmek şifadır şu alemde

Cahille ahmak olmak mı deryada

Kaçtır sevdiğim can cana kattım da

Ölsem incinir ölmesem incinir 

 

Güzelim güzelim algın güzelim

Uğruna da kırk avradı boşarım

Ağşamdan sabaha yoktur kararın

Yatsam incinir yatmasam incinir

 

Güzel sensiz olmaz dünya nazenin

Ele düşsem baha kılar can tenin

Bir varmış bir yokmuş şöyle halvetin

Girsem incinir girmesem incinir 

 

Türkü yaylaklasam şirin boyuna

Kına yaksam zülüflerin aşkına

Derviş olsam peşi sıra varmaya

Varsam incinir varmasam incinir

 

Çirkini ömre cefa say gazeldir

Güzel ile sohbet etmek güzeldir

Tatlı dille güler yüze nazardır

Baksam incinir bakmasam incinir 

 

Güzel menendin yoktur şu alemde

Yenem derim de yenemem göğnümde

Varımı yoğ eylesem senin yolunda

Koysam incinir koymasam incinir

 

Güzeller kokar imiş gülden âri

Dalına varır imiş beyden âri

Nazında aşık dürür ondan âri

Onsam incinir onmasam incinir

 

Güzelsiz ömür olmaz ömür olmaz

Güzele baha gökçedir pul olmaz

Kaç güzeli sardı isem yar olmaz

Sarsam incinir sarmasam incinir

 

Güzel sana yandım yakıldım

Bahçalarda güller ile okundum

Seni almaz isem Hakk’a darıldım

Alsam incinir almasam incinir

 

Didem yaşı akar oldu divane

Bir ataş düştü aşıktan cihane

Bir selam salsam gülşenle güzele

Salsam incinir salmasam incinir

 

Yaylanın gülü dağların karı var

Bir güzel gördüm çadırda nazı var

Türkü dizdim anda söyler sazı var

Dizsem incinir dizmesem incinir

 

Pazar kılsam güzel ile güzelce

Üste ister altun akçe kolunca

Sala eyler ömür sazı yetince

Yetsem incinir yetmesem incinir

 

Bir güzel sevsem de gerdanlı benli

Yağız atla kaçırsam allı güllü

Kopsa gardaşları mavzerli beyli

Çöğsem incinir çöğmesem incinir

 

Köz köz olmuş sinemdeki yareler

Aşık saymaz candan ari nazeder

Cana sayar bir şeftali yadeder

Saysam incinir saymasam incinir

 

Güzelsiz gün doğmaz hem batmaz imiş

Yar elinden ağu içen ölmezmiş

Güzele köle olsam varmazmış

Olsam incinir olmasam incinir

 

Kadrimi bilmeyen güzel olur mu

Muhanet eyleyen sırra erer mi

Yolsuzla arsıza güzel varır mı

Desem incinir demesem incinir

 

Söylerim sözüm kar etmez güzele

Türküler yaksam sazımla efkara

Gönüller söylermiş seni cihana

Desem incinir demesem incinir

 

Çotarım güzelleri çotak çotak

Bağlarım gönülden anası uzak

Beli ince dalı sallı bir kavak

Çıksam incinir çıkmasam  incinir

 

Kerem et güzelim bağlarım katlı

Selam da söyledim yolladım atlı

Kimseler bilmesin kulluğum şartlı

Yansam incinir yanmasam incinir

 

Bağlar başı dağlar kaşı yolunan

Sala verir gurbet kuşu elinen

Ölen bilir güzel hali nurunan

Ölsem incinir ölmesem incinir

 

Kara kaş altında gözler sürmeli

Güzel seni kaçırsam da nameli

Canı cana katsam da gel öleli

Ölsem incinir ölmesem incinir

 

Gel hele şöyle bir sevip sarılak

Bir hasırla iki direk yetirek

Sen onbeşinde ben vurgun yektirek

Öpsem incinir öpmesem incinir

 

Darılmayın bana ağalar beyler

Güzel sevdim diye yolumdan eyler

Beni benden alan canımdan söyler

Candan incinir canandan incinir

 

Ahi kul ahmed güzel sever güzel

Güzelsiz ömürler bağlarda gazel

Sırrımı açmadım boynumdur helal

Açsam incinir açmasam incinir

 

 

yazmak, ahi kul ahmede nasib olmuştur…

 

 

 

 

 

9 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Kırşehir’in halları (Koşma)

Gönül arzular Gırşaar halını

Kaman yeşildir uzaktan görünür

Evvel bahar yaz ayları salındı

Coşar Kızılırmak kızıl görünür

 

Karabacak selafur bağarası

Yatan bilir selamlığın havası

Bir yar sevdim kavaklıklar arası

Yatar koluma çalpıdan görünür

 

Kılıçözü boylu boyunca akar

Kaç  yavruyu yedi anası yanar

Serpme ile balık tutak gardaşlar

Girdiğimiz sular derya görünür

 

Yamacında Kervansaray görünür

Horozun gediği beldir geçilir

Kaç güzel geçtiyse yayla gülüdür

Boztepe yörüğü elden görünür

 

Çuğuna varınca ellerim titrer

Barajda aynalı sazanlar atlar

O oltayla tuttuğumuz balıklar

Hakk’ın rahmeti balıktan görünür

 

Harmanda düvene binsem kaşınsam

Bağ bellesem herbir yanım hamlasam

Güzel ile bir palada otursam

Gel de sarılak yalandan görünür

 

Yedi oldu kazaların sayısı

Koptu hacıbektaşı kozaklısı

Köylünün şa’rlı oldu avratlısı

Hastası sağı pazarda görünür

 

Üzüm haftına batsam sıza sıza

Ayvalar atsam pekmez kazanına

Boranı hedik kelle gel sabaha

Yumuşun hakkı sabırdan görünür

 

Ahi Evran Aşık Paşa salahı

Hacı Bektaş Kaya Şeyhi selamı

Ahmed-i Gülşehri Şeyh Süleymanı

Cümlesi Türkçe’ye algın görünür

 

Çalpıdan atlarlar alma yolmağa

Sağbısı tutarmış rezil etmeğe

Kaç güzel sevdiysem cana katmağa

Selamı sabahı arkta görünür

 

Aşık Paşa Ahi Evran Hastane

Cıncıklı Kapıcı Ahirmen cümle

Gel güzel beni yabandan belleme

Güzeller  gönülden gülden görünür

 

Tarla tapan seğirtirmiş oğlanlar

Güvercin deyu kurulur tuzaklar

Daş döğüşü olur vızlar sapanlar

Anam kapıda pecede görünür 

 

Zıkka oynayan beller kırılırmış

Soluyu soluyu hem karakırmış

Dalağı kabaranlar böğürürmüş

Anası güzeller cazdan görünür

 

Topak halam üzüm leblebi verse

Peynirli dürüm hem şerbet içirse

Alma köftür üvez hevengi çözse

Kilerin tadı pestilden görünür

 

Okuldan çıkınca döğüş başlardı

Cam kıranları hocalar haşlardı

Başangıdır deyu millet bıkardı

Karamemmet hasanla şer görünür

 

Sızgıt yapardı anam teker gibi

Yufka ekmanen dürerdi yi diyi

Ceplerimde şak leblebi var diyi

Komşunun kızları bizde görünür

 

Sümüğü akan koluna silerdi

Faytona asılan kamçıyı yerdi

Ustayla çemen-ekmek has nimetti

Okuldan sonra çıraklık görünür

 

Ceviz kaval ederdik bahçalarda

Enekli oynarız sakamız toksa

Kola söylese de bir kavga çıksa

Korkağın anası bizde görünür

 

Çiğ köftelik bir et çıksa satırdan

Kelle gelir sabanan tandırdan

Üşüşürdük yedi gardaş peşinden

Sarımsaklı paça başta görünür

 

Tok çik opban mirre aşşık oynasak

Enek ütüp cebimizi doldursak

Sonra aşşa mahalleden kaçırsak

Dövüşün alası daştan  görünür

 

Bir düğün olunca kayın giderdik

İnce sazlarla türküler söylerdik

Tavuklu dam pilavsız kalkmazdık

Sazdan sözden bir Muharrem (Ertaş) görünür

 

Anam Yörük babam Türkmen soyundan

Horasandan, Şam, Kayseri göçünden

Ama Hafız’ın Mehmet’in dalından

Üçgözdeki suyu bulmuş görünür

 

Orta ikiden git imam hatibe

Kuran hadis Arapça ilim ile

Dön Cacabey’e var birinciliğe

Hakk yardımı sadaklattan görünür

 

Hakkı dayım tuturuk getirirmiş

Sonra kaleye gider hem okurmuş

Sultan Hamidi’n müderrisi olmuş

Cumhuriyette kaybolmuş görünür

 

Bir ahi ahmed yaşamış ölmüş

Hakk’ın divanına kul deyu varmış

Hak bazarında hem sırtını açmış

Gelen vurmuş giden vurmuş görünür

 

(olaylar 1960 ila 1973 yılları arasında aşıkpaşa mahallesi tekke sokak ve çevresinde bizzat yaşadığım olaylardır. orada bir dam ev ile yine kerpiçten yapılmış iki katlı konağımız vardı. dam evin yarısı ahırdı ve ineklerimiz ve eşşeğimiz vardı. eşeği seğirtmek büyük zevkti. karabacaktaki bağ evimize eşşeğin habesi ile su götürürdük. eşşek karpuz kabuğuna aniden eğilince boynundan aşşa düşerdik. ne günlerdi .Orta ikiyi bırakıp İmam hatip bire giderek bir feta yaptığımı umut ederim.

cacabey ortaokulunu birinci bitirdim bir imam hatipli olarak. ozamanlar imam hatibe imam hatap yani odun derlerdi. imamhatipten gelip birinci olunca bu kötü hitaplar büyük ölçüde son buldu..

Dedelerimiz horasandan çıkıp Şam’a yerleşmişler. sonra oradaki arazilerini Hasaneyn adlı bir camöiye bağışlayarak Kayseriye gelmişler.. bu seyahat veya göçlerde dedelerimiz gönül eri tarikat ehli insanlar arayarak olmuş. kayseriden de Kırşehire gelerek yerleşmişler. Bu dedemizin adı AMA HAFIZ imiş ve okumaktan gözleri kör olmuş. kırşehire gelince su aramış ve üçgöz suyunu bulmuş. su çok baskın olduğu için üzerine çok büyük bir taş koymuş..

Babamın öz dayısı olan Hakkı dedemiz zor şartlarda okumuş. babası bakkal ali efendi çok sert bir adammış ve dayımıza sabah namazından önce bir eşşek yükü tuturuk getirmeden okula savmazmış. okul da kaledeymiş. derken okuyup İstanbula gitmiş ve Sultan Abdülhamitin sarayında SARAY MÜDERRİSİ (Profesörü) olmuş. daha sonra Cumhuriyette Kaybolmuş. akıbetini devlet yetkililerinden soruyorum. lütfen cevap versinler.

Muharrem ertaş usta ile onun evinde yarım saat oturdum. 15 yaşımdayken keşfim açıktı. o sedirde oturup beni, ben de onu süzdüm hiç konuşmadan. üzerinden öyle bir rahmet akıyorduki anlatamam. o yarım saati hiç unutmadım hiç. İşte kelamsız hal diliyle konuşma diye buna denir ve takva sahibi çok az insana nasibolurbenim keşfimi 10 yaşımda Mevlana (ks) açmıştı.

son şah beyitte geçen sırt açmak deyimi kul hakları içindir. peygamber efendimiz de veda hutbesinde sırtını açmış ve kimin hakkı varsa gelsin alsın demiştir işte bu davranış insanlar arasındaki eşitliği ifade eder temelde……)

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

9 Eylül 2012
Okunma
bosluk

il’e gidelim (Koşma)

Gönül ne gezersin sarp yaylalarda

Geliver ovaya el’e gidelim

Bir güzel bir yiğide yetmezmiş

Sunaları bolca il’e gidelim

 

Yad illerde ne güzeller var imiş

Bir yiğide onbeş güzel dar imiş

Sordurun  kadıya bize kaç imiş

İmamları bolca il’e gidelim

 

Muhanetin köprüsünden geçilmez

Çirkinlerin testisinden içilmez

Güzellerin sadıkına doyulmaz

Avratları bolca il’e gidelim

 

Kalem kaşlar sürmeyle ne zalımdır

Güzel kızlar yiğit ile algındır

Benim yarim söğüt gibi salkımdır

Çemenleri bolca il’e gidelim

 

Gardaşım yoldaşım yanıma gelsin

Sabahım akşamım gönlümü alsın

Güzeller seçermiş boyumu görsün

Cerenleri bolca il’e gidelim

 

Güzel kızlar  bellerinden bağlanır

Zülüfleri beliğinden örülür

Benim yarim dillerinden öpülür

Sohbetleri bolca il’e gidelim

 

Mani dizdim ben yarime usuldan

Dara düşmüş sülalesi malından

Üçe aldım beşe sattım karından

Harmanları bolca il’e gidelim 

 

Güzelim güzelim bahtı güzelim 

Candan geçtim yetmez imiş maralım

Vermez imiş on gardaşın vuralım

Mavzerleri bolca il’e gidelim

 

Güzelle yatmak bir ömür törpüsü

Soğutur koynundan canım yarısı

Akşam sabah bir istanbul türküsü

Sadakati bolca il’e gidelim

 

Benim yarim sallandıkça boylanır

Yalan bilmez manilerle datlanır

Huyu güzel sevildikçe allanır

Nazlıları bolca il’e gidelim 

 

Ahi kul ahmed de güzel severmiş

Üç beş değil on güzeli kız öpmüş

Zaman gelmiş bir hatuna kul olmuş

Huzurları bolca il’e gidelim

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

8 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Ela gözlerin aşkı (Koşma) (Asker ve yavuklusu)

Ela gözlerine kurban olduğum

Sana tenhada bir sözüm var benim

Zülfü siyahına gönül koyduğum

Can-ı cananına nazım var benim

 

Ak ellere al kınalar yakışır

Ela göze siyah sürme çakışır

Benim yarim yadellerde oturur

Hal-i melaline yazım var benim

 

Yiğit olan yiğit sırrın bildirmez

Arsız ile yolsuz ile oturmaz

Benim yarim kemler ile konuşmaz

Ah-ı divanına sözüm var benim

 

Ela gözler sürmesini  çekermiş

Kaşı keman bohçasını açarmış

Benim yarim elde kılıç çalarmış 

Dar-ı mihnetine lalim var benim

 

Güzeller ağır olur akçe çeker

Zülüfler zalım olur ökçe yeter

Benim yarim has bahçede gül derer

Aşk-ı meramına yelim var benim

 

Altın kemer ince beli sıkarmış

Boylarından güzel çirkin kadermiş

Benim yarim yaylalarda boyatmış

Aşk-ı hüsranına zorum var benim

 

Mecnun muyum deli miyim gezerim

Öksüz müyüm garib miyim düşerim

Benim yarim sallanır da  cerenim

Aşk-ı fakirine sıdkım var benim

 

Geyme dedim giydin allar hareler

El ne bilsin gönlündeki yareler

Benim yarim manilerle celbeder

Şah-ı devranına ömrüm var benim

 

Cemalin hayalimden gitmez oldu

Ağlayıp gözyaşım dinmez oldu

Benim yarim  yazgılarda  yadoldu

Hakk-ı levhine nizaım var benim

 

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Seni saran ölmez işin doğrusu

Benim yarim gökte cennet hurisi

Dar-ı emanına kastım var benim

 

Yanarım ateşim yarimden gelse

Hakk emreylese kül olsa nic’olsa

Benim yarim yaren diye del’olsa

Gül-i gülşenine canım var benim

 

Mustafam da mustafam mustafam

Görev eyler can yoluna kunduram

Benim yarim taburunda zor yazam

Hal-i eyyamına emrim var benim 

 

Asker oldum Malatya’nın şavkına

Yarden uzak salavatın şevkine

Benim yarim ağıtlarda engine

Yar-i salahına yazgım var benim

 

Ahi ahmed yanar imiş gidene

Arkasından ağıt düzüp yanana

Benim yarim mani söyler canana

Din-i imanına ahdim var benim

 

Ahi kul ahmed de candan olurmuş

Can ile canan harda bir olurmuş

Benim yarim canı canla bezermiş

Aşk-ı bazarına malım var benim

 

 

 

(Askere Malatyaya giden Mustafa’nın sevdiğine yazdığı olarak kaleme aldığımız şiirdir,

sevdiği kız ela gözlüdür ve yarini savuştururken çok ağlamıştır.

cümle Ümmeti Muhammed’in çocuğu sağ salim gelsin inşaallah)

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

4 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzel sorulur olsun (Koşma)

Benden selam olsun gül yüzlü yare

Güzelliğin gülden sorulur olsun

Kıymatın bilinsin el düşe nara

Güzelliğin elden sorulur olsun

 

Kız, aklımı aldın divane kıldın

Kara kaşlarını nazara yazdın

Bir gün yatıp on  gün yabana saydın

Vefalığın halden sorulur olsun

 

Dağlar açmış perçemini kaşına

Güller açmış goncasını dalına

Güzel çekmiş çadırını halına

Hatırların boy’dan sorulur olsun

 

Güzel gel seninle kiraz yolalım

Ayva nar hemi de pazar edelim

Beşe alıp üçe sattık nidelim

Kazançların baçtan sorulur olsun

 

Güzel gel bir gececik sarılalım

Ağu içir ölüncek bakışalım

Ha şöylece canları verişelim

Bahaların candan sorulur olsun

 

Ben bu güzelle ne etsem neylesem

Üç gün atlı beş gün yaya yürüsem

Yörük yaylasında niza eylesem

Güzellerin bey’den sorulur olsun

 

Bu güzele benzer yar bulamadım

Alı al moru mor gül deremedim

Sevdim de kıymatını bilemedim

Cilvelerin benden sorulur olsun

 

Güzel aldın beni cilveyle nazla

Melhem olman mı bir ballıca sözle

Ak ellerle yaram sarsan ha şöyle

Şifaların yarden sorulur olsun

 

Güzel, bir ah çeksem dağlar başına

Zülfün peçe çekmiş zalım kaşına

Sende bu güzellik anan soyuna

Cefaların nazdan sorulur olsun

 

Bu yar ile pazar eyledik baştan

Sinene çek dedi dertlerim halden

Çeker oldum bitmedi yazdan kıştan

Salaların kaştan sorulur olsun

 

Ahi kul ahmedim sevmek işimdir

Güzeller hatırı baha canımdır

Bu güzele yanmak iman düşümdür

Yazgıların Hakk’tan sorulur olsun

 

 

Baç: Pazar vergisi

Boy: ırk boyu

Baha:bedel

Bey:Yörük beyi

Zülf:saç

 

 

 

 aşık ahi kul ahmede nasibdir

 

 

 

 

 

 

 

 

12 Mayıs 2012
Okunma
bosluk

Haçça gelin incinir (Koşma)

Benden selam olsun Haçça geline

Sarsam belin ince deyu incinir

Yenem dedim yenemedim göğnüme

Sarsam koynum nazlı deyu incinir

 

Yari güzel olan döner fırlanır

Derdi nazar olan bana eğlenir

Benim yarim eller ile sohranır

Sorsam kelin nice deyu incinir

 

Al giydim allar giydim de hareli

Yar koynumda yanarmış biçareli

O yar hasta olmuş ister pekmezi

Katsam karın nice deyu incinir

 

Ararım yar arar sevda ararım

Oturdum bahçaya zülfün tararım

Yollarda yitirdim yarim sorarım

Örsem belik kına deyu incinir

 

Arap atına da yol mu dayanır

Yari güzel olana el dalaşır

Ben bir güzel sevdim inci mercandır

Bilsem için nice deyu incinir

 

Pazar eyleyemem yar ile yaran

Denk düşemedim cilve ile nazdan

Mehlem eylesin ballı sözle sazdan

Sorsam sözün nice deyu incinir

 

Varmayınca kaptırdımdı Haççayı

Heba ettim onca altun akçayı

Dolanı dolanı öldüm bahçayı

Sorsam ahdin nice deyu incinir

 

Ahi kul ahmedim yanar yakından

Bir selam geldi de Haçça gelinden

Eğer ölür isem ben bu yareden

Ölsem sorgun nice deyu incinir

 

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

7 Nisan 2012
Okunma
bosluk

Allı Turnam (Koşma)

Gene bir sevda geldi er başıma

Komazlar ki gidem kendi yoluma

Değmen benim nazlı gonca gülüme

Allı turnam seher yeli esti mi

 

Yiğitler sarar Kırşehir bağında

Soğuk sulu Kervansaray dağında

Güzelleri yeter kendi halınca

Allı turnam sevme vakti geldi mi

 

Yağız atlar yarışır yamacında

İlme meftun var ahi evranında

Terme suyu şifadır başucunda

Allı turnam şifa vakti geldi mi

 

Yaz bahar ayları erer mi acep

Kaç güzele çiçek versem hiç sebep

Kovulur beşinden kimine türab

Allı turnam selamımı dedin  mi

 

Yarimden ayrı hay düştüm düşeli

Turnalarla dertleştim dertleşeli

Siyah zülfün ak gerdana döşeli

Allı turnam yavukluma yazdın mı

 

Yar elinden ben bir kadeh içmişem

Genç yaşımda taze çıtır sevmişem

Sabah vakti su yolunda öpmüşem

Allı turnam on binlerin uçtu  mu

 

Ben yarimi ahvalinden bilirim

Gonca gülden renk alırken tanırım

Yad ile görüşme gülüm ölürüm

Allı turnam yavruların yetti mi

 

Yar sende insaf bende yoktur derman

Kaşların ömrüme biçiyor ferman

Zülüfün süngüdür vuruyor candan

Allı turnam göçün vakti geldi mi

 

Ahi kul ahmedim Hakk’tan yanayım

Yar içun seyfeyi bel’me takayım

Önden sona altı metre biçeyim

Allı turnam sala vakti geldi mi

 

 

seyfe: kılıç

altı metre biçmek: kefen boyu 6 metredir

on binlerin uçması : seyfe gölünden (kırşehirde) yaklaşık on bin allı turna  soğukların

 gelmesine bir hafta kala sezgiyle erkenden göç etmiştir.

turnanın yazması: uçarken dizilerek yaptıkları çızılarıdır.

Yağız atlar: kırşehirde kervansaray dağı eteklerinin yamacında at yarışları yapılırdı.

ahi evranında: ahi evran üniversitesi kastedildi.

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir.

7 Nisan 2012
Okunma
bosluk

Gövel ördek yarim (Koşma)

Ben bir selam salsam kara gözlüme

Leblerini çöze dursun varayım

Bu bir helal güldür nigar kaşına

Domurları sıka dursun nideyim

 

Kurban olam kaşlarına yayına

Sala saldım güzel  deyu acuna

Kimler yanmış benden âri mahına

Karanlığı çıka dursun göreyim

 

Bahar gelir yazı gelir yar olmaz

Gazel düşer kışı erer vazgeçmez

Gönül budur kıza dula aldırmaz

Etekleri  çemre dursun geçeyim

 

Dağlar mıdır kaşı kardan çekilmiş

Açar perçemini aşka karahmış

Uzar dallarını boydan çalarmış

Cariyesi yuya dursun beleyim

 

İntizar etmem de etmem elaman

Yüreğime ingi indi vayanam

Kullarını zulme çeker yaraman

Belaları yağa dursun yanayım

 

Divane saydılar divan kurdular

Cahile verdiler cehlim yudular

Alime yazdılar saçım yoldular

Hallerimi bile dursun cahilim

 

Bire aldım hiçe sattım bilmezler

Dost aşkına gayri düştüm görmezler

Ben bu aşkı güle verdim yelmezler

Gözlerimi sile dursun maralım

 

Aldım idi aldım idi algınım

Aldan âri çaldım idi vurgunum

Seni seven kullar öldü bir benim

Binlerini yıka dursun zalımım

 

Bahar yazdım kış okudum üşüdüm

Kömür gözlüm yan gönlüme eşkinim

Sar beni sarmala beni öldüğüm

Kucağını aça dursun çiçeğim

 

Ne kadar medhetsem göğcek mi göğcek

Al yeşiller içinde gövel ördek

Seyfeye süzülür turnalar oncak

Muradımı duya dursun cerenim

 

Gayri dayanamam gayri düşmeğe

Al kanlar içinde kolda yatmağa

Yar sarmalamış da göğsün emmeğe

Dermanımı  vere dursun sarmalım

 

Gel otur yanıma kavak yelleri

Irganan selvinin savak tülleri

Bahçaynan bağların ayrık otları

Baharımı çiçek dursun çiğdemim

 

Duaları saldım idi ardından

Gelmez gitmez yemez içmez Rahman’dan

Yetir deyu arşa çıktım aşkından

Kâfurunu  içe dursun cennetim

 

Ahi ahmed yanar imiş güzele

Güzel yakmaz imiş kulu düşene

Gari seni  yazdım kadı şerhine

Gayrisini  sala dursun  birtanem

 

 

AÇIKLAMA:

Leb: göüs, meme

Domur: genç kızın yeni çıkan memesi, kızlar utandığından içerden bir kuşakla belirginleşmesini önlemek ister.

Kaşlarına yayına: kaşlar ile yay ayrı zikredildi bu sefer. Kaş yay gibi olduğu gibi, bizim kastımız olan yay; yarin bedeninin yay gibi bize gerili olması anlatılmak istendi.

Acun: Dünya, her taraf.

Âri: başka,

Mahı: ay yüzü

Karanlığı çıka dursun: Malum Ay’ın dolunayken biri görünen aydınlık, diğeri arkada kalan karanlık yüzü vardır. Karanlık taraf kişinin dert tarafı anlamına gelir. Bu yüzden yarin şirin ve herkesin gördüğü ve ilgilendiği güzel yüzü yerine onun dertlerini bize dönmesini istiyoruz ve bu durumda, bu şekilde  onu görmek istiyoruz anlamı ile “görmek” demek yalnız olursa onun ihtiyacını gidermek anlamı da taşır anlamı düşünülerek yazıldı.

Bahar gelir yazı gelir yar olmaz: yaz, baharın bir parçası dedik, ikinci de yazısı gelmek, üçüncü mana yazı tarla dedik, ve bunların hiç birini kalıcı olmadığı yar olmadığı yanında dördüncü olarak yarin de gelmediği kastedildi. Hemen arkasından gelen mısrada ise gazel düşer kışı erer dedik. Yani gazel ve kış bu sefer aşığın içinde oluyor, yani kendi kış yapması bu bilince varması demek. Ancak bununla yani yaşlı gönülle isteğini bildirerek yaşlanmaya (Allah’a) itiraz etmeden  istekliliğini devam ettirmek istiyor.

Etekleri çemre dursun geçeyim: aşık kendi engellerini yarinin çabasıyla (veya duasıyla) aşmak istiyor.

Dağlar mıdır kaşı kardan çekilmiş: Yarin kaşı dağların karı gibi yukarıya çekilmiş benzetirken bu çekilmeyi sonraki satırda perçem açmak olarak da benzetiyor ki, bu çekme aşka susamak ve aşka davet etmek anlşamıyla birleşiyor.

Uzar dallarını boydan çalarmış: yar, evleneceği kişiyi kendi boyundan seçerek bu seçmeyi bir çalma (Gönül çalması) olarak söylemek istiyor.

Cariyenin yuya dursun yazayım: yazı temiz kağıda yazılır. Yıkanmak temiz kağıt olmak (beyaz sayfa) demektir ki yazıya uygun hale gelmek demektir.  Yare diyor ki kirlerini yani bana karşı hislerini temizle ki söylediğimi (yazdığımı) itiraz etmeden yapabilesin. Korkularını, tortularını at ve bana hazır hale gel diyor..

İntizar etmem de etmem elaman: demek, belalarına elaman dememe rağmen lanrte benzer bir kötü dua etmiyor, kıyamıyor.

Yüreğime ingi indi vayanam:  ingi inmek, ağır dertten dolayı kısmi bir felç hali yaşamak. Acıyı gerçekte yürek duyar. Ten acısından daha ağırdır. (ayniyle vaki yaşadık bir aşkımızda)

Kulların zulme çekilmesi, kul olanlar bağlananlardır, görüp hayran kalıp geçenler değildir. Kulun zulme çekilmesi kulun sadakatinin denenmesi olduğu gibi kulu daha çok naz ile veya başka türlü yakm ası anlamına da gelir. Yar aman diyerek aşık bunu pek doğru bulmuyor denilebilir.

Hemen arkasından belaları yağa dursun yanayım: diyerek bu sefer yarin belaları arka arkaya göndermesini aşığın kendisinin yanmasına vesile olacağı için itiraz etmeden bu sefer onu aşkında yanma seviyesine gelmeyi yanarak arzu eder halde istiyor.

Divane sayıp divan kurmak: tamamen ters şeylerdir. Zira divane olana deli derler ve deliye kılıç yoktur. Burada aşktan divane olmanın yargılanması anlatılıyor ki bu çok acaip, halkın veya karar veren kadı gibi makamların cehaletle haytalı bir şekilde gerçekte aşkı haksız yargılamaları anlatılmak isteniyor.

Cahile verdiler cehlim yudular: sözü bizi horlayacak şekilde cahilden bildiler. Gerçekte biz cahil değildik, lakin olgun bir derviş olunabilmenin bir şartı da horlanmak olduğu için cahile vermek de horlanmak demektir ki böylece cahiller bizim cehlimizi yani ham taraflarımızı yıkadılar, giderdiler demek istiyor.

Alime yazdılar saçım yoldular: sözü, alim kişilere karşı halkın tutumunun onun şekli özelliklerine tabi olmak gibi yüzeysel tavırlar sergilediklerini, alimi anlamaya çalışmadıklarını, alimin saçından bir hatırayı bereket saydıklarını ve bu yüzden alimi yolarak da ona eziyet ettiklerini, gerçekte biz kendimizi alim olduğumuzu bu durumları bilerek söylemek istemediğimizi, fakat cahillerin yolacak bir alimi kendilerinin seçtiklerini bu belirlemeyi  kendi cahilliği ile yaptığını, doğru alimden ziyade onların istediği kişinin alim kurban seçildiğini ifade ediyor. Burası çok önemli, çok önemli… alimi değil kendi alimini seçmek.. işte ilimi siyaseti bile alimler bilgisini saklar cehlini öne sürer. Bu hem tevazudur hem cahillerin gereksiz ve yıpratıcı cahilliğinden korur. Bunu bilen bir alim, cahil olduğu halde alim kesilen cahillerin seçtiği birisi için, kalkıp da bu adam yalan yanlış söylüyor demez. Derse o alimi cahiller hemen döverler. Akıllı alim bu cahillerin alimi için “ey ahali, ey cemaat, bu adam eli öpülecek, önünde divan durulacak adamdır” der ve geri çekilir. İşte şimdi cahiller kendi yalan söylese de alimlerini gözlerinde daha da çok yüksek möakama çıkarınca artık onun saçını başını yolarlar ki alim geçinen cahil böylece gününü görmüş olur. İlginç değil mi?

Yoruldum. Kalanı sonra inşallah..

 

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir.

 

12 Mart 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç