Güzel, sarmayınan (Koçaklama)

Senin içun seni sevdiğim güzel

Çifte benlerine nazar değer mi

Canı cana katıp öldüğüm güzel

Bahar güllerine soğuk düşer mi

 

Bir dost ararım da güzelden olsun

Daşa yaslanırım da topraktan çıksın

Güle darıldım da dikenden geçsin

Dostun tandırına hedik düşer mi

 

Baharı kışa kattım gül kokmadı

Deliyi başa yazdım hiç eyledi

Divane oldum Hakk’ta “bir” olmadı

Hakk’ın zatına da “gayri”  düşer mi

 

İmanın yok mudur yürek döyerken

Cemalin ay mıdır hal üzre iken

Güzel yaratırmış “Güzel” giz iken

Böyle azaba da sadık düşer mi

 

Eğilir dallarım toprak yakîndir

Alçağa konarım güzel başımdır

Nice bahtı kara kader dostumdur

Bağ-ı irfanıma ümmet düşer mi

 

Kaç güzele yandım murat almadım

Bir çirkine düştüm ayna vermedim

En son şu zalime iman sormadım

Güzel yaradan da zalim düşer mi

 

Yanarım yanarım ağlar yanarım

Mor çiçekli ala dağlar aşarım

Lale sümbül gülden kullar çalarım

Canan dererim de Leyla düşer mi

 

Yan göğnüm  bahar eyyamı gecikti

Bülbül güle düştü benzi karahtı

Güzel diye döndüm nar-ı cemaldi

Kahır çekerim de ben’e düşer mi

 

Ellerim duadır sana ağıtım

Söylerim kelamdır sana indiğim

Sözüme tel misin zülfün gerdiğim

Çala dururum da uşşak düşer mi

 

Kararım yoktur a gülüm efendim

Mihrabım kıldım çare kıblegahım

Cihan-ı kudrette güzel sultanım

Bazar eylerim de  karar düşer mi

 

Yuka olur aşıkların bağırı

Zalim olur güzellerin nazarı

Çatal olur yiğitlerin yüreği

Varır deşerim de boran düşer mi

 

Yüce dağın ardı sıra gidilmez

Eteğinde göven ördek vurulmaz

Onbeşinde körpe gelin geçilmez

Alır kaçarım da attan düşer mi

 

Dumanı batasıca ala dağlar

Babal mı aldın depende yol eğler

Yörük yaylasında güzeller ağlar

Gider isterim de şarttan düşer mi

 

Kokarsın burcu burcu gül içinde

Bakarsın nazlı nazlı el içinde

Söyletmen beni onbir saz içinde

Beler  koynuma da kızdan düşer mi

 

Ahi kul ahmed de yanar yakılır

Güzel sarmayınan yiğit olunur

Üç yüz atlı beş yüz yaya döğüşür

Güzel uğruna da candan düşer mi

 

.

 

ahi kul ahmede nasibdir

14 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Sarı güzele sararmışım (Güzelleme)

Sarı saçlarına kurban olduğum

Bahar gelir sana döner gün gelir

Sazdır tellerine zülfün gerdiğim

Yiğit ölür adı kalır gün gelir

 

Ben bu hasret ilen çokca yaşamam

Sen bu nazlar ilen niyaz çekemen

Ağla ağla derken ömre yitemem

Yaşlar yaşar darda düşer gün gelir

 

Seni seven benim ben’i göremem

Seni senim için seven bilemem

Ağu aşkın baçı gari saramam

Ölen sever ben’ler yaşar gün gelir

 

Cemal diyerekten seher düşermiş

Sarı saçlarına altın göğermiş

Beller kırılası bizden geçermiş

Körpe gelir koca düşer gün gelir

 

Ala gözlü çifte benli sevdiğim

İnsafın yok mudur öldür bakayım

Kadıya haber sal mihrin vereyim

Eşek ölür kadı bunar gün gelir

 

Kaç yaşadım yaşlar ile yaşlanmaz

Kim demedim gelir kucak söylenmez

Bu baharın ardı sıra ölünmez

Bahar gider çirkin düşer gün gelir

 

Bir aşk için yana durdum ahımdan

Gece gündüz öldüm hiç sevabından

Ağşamdan koynuna girdim canıylan

Koyun soğur adam ölür gün gelir

 

Gönlün hoş olsun a canım efendim

Yurtlarınız boş kalmaya belendim

Sizi hörülerden saydım genceldim

Nazlar sarar ömür yiter gün gelir

 

Ahi kul ahmed de kışda düşlemiş

Güzel deyu ağu içer yaşarmış

Kimse bilmez canı Hakka satarmış

Canlar ölür Canan yaşar gün gelir

 

Açıklama: bu şiir dün etlik halk otobüsünde yanına oturduğum dişçilik uzmanlığa çalışan altın saçlı kız için yazmaya çalıştım. siz benim her gördüğüme aşık olduğumu, yazıda 300 sevdiğim olduğunu, hep bu güzellikle ilgili şirleri ayrı ayrı onlara yazdığımı bilmiyorsunuz tabii. işte böyle bütün güzelleri sevmek bir Karaca’Oğlan’a bir de bize mahsus denilebilir. Yaşantılarımız benzer olduğu için yazdığımız şiirler de çok benzerlik gösteriyor. o da güzellere “var git emmi işine” diyene kadar, biz de “var git emmi dişine” kadar denilene kadar yolları, yazıları, dağları, pınarları, göçleri, yiğitleri, güzelleri, körpeleri, lebleri, belleri, canları, yaranları, cananları, hatta kocamışları birlikte yazıp duracağız. ikimizin şiirlerini yan yana koyun ve bir edebiyat öğretmenine hangisi hangisinin deyin asla ayıramaz. çünkü yaşantılar ve düşünüşler aynı…ümid ederim değerli okuyucularımız bu yazılanlardan hoşnut olur ve kendini buralarda bulur her şeyiyle..

 

ahi kul ahmed’e nasibdir

 

11 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Zikirden ilahi aşka

Zikrimiz alındı muhterem hocam

Gülümüz kokar oldu bir ihtiram

 

Bilmez idik evvelde Hakk’tan fehim

Zikrile didarın açarmiş rahim

 

Dileriz bir Allah demeyi zelil

Saf bir kalb ile de yanmayı melül

 

Baha kıldı Rahman biraz gayreti

Gayret kim ki halden  hale geçmeyi

 

Dertlenmeyeni aşık saymaz imiş

Hakk içun aşka yaran yazmaz imiş

 

Gönül gözü ışımadan aşk olmaz

Hakikat sözleri bilmemek olmaz

 

Aşk ile canın satanlar ararmış

Aramak ne kendi canan yazarmış

 

Ders verir sırrından perdeler açıp

Zorluk, cefa, sıkıntı ve horlatıp

 

Aşk bir bela, canı dara düşürür

Ağıt, aklı siler gömlek giydirir

 

La mekanın arş mıdır bu Mecnun’a

Leyla’ya dert midir nazlar mahına

 

Seherlerde kelam ile mahbub kıl

Cemaline seyran ile meftun kıl

 

Akıldan geçtim gömlekten giydim bil

Zatına düştüm gayrinden geçtim bil

 

Burda cefa yazarmış yoğa, cemal

Mahşerde kul deyu çağırır cemal

 

Kim ki aşık deyu yaratılırmış

Ahdeyler, kul nurdan bezetilirmiş

 

Hakk ile yaran nider halka devran

Kul olan canan yazar ümmet halktan

 

Cemal dilersen sıkı dur cefaya

Celal ile yanasın komaz sefaya

 

Yad etmeye yaşlar salar vefalım

Yüz bin bela kılsan düşmem feryadım

 

Ümid ile korkun mihrab eyledim

Şad olmaya delili yoğ peyledim

 

Aşık olmağ altın gümüş neylermiş 

Bir kamilde toprak olmak eylermiş

 

Aşk yolunun kullarına derman mı

Dermanı dertten sayar ölmen mi

 

Manası Hakk’tan kelamı kuldanmış

Ölenler bela dost imiş candanmış

 

Yusuf kardeşi Doğan mı saymışlar

Doğan kim “ahi kul” şahin bilmişler

 

Bu kadar yarenlik Hakk nazıdır bil

Hakk içun “ahi”nin ”kul” sözüdür bil

 

“Kul” olanlar tevhid ile uçarmış

Uçmağa Hakk burak ile yazarmış

 

Arşda yoğ imiş başka nebi ”Yusuf”

Züleyha’dan kaçmamış Doğan Yusuf

 

Sen bir züleyha bul da gel mah cemal

Kaçmayam ben gel gör ki ahı cemal

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Kara düşlü yarim.. (Koşma)

Kara kaşlarını çatan sevdiğim

Cemalini mahdan saymaya geldim

Dara düşürüp de zulüm gördüğüm

Sanatını şerden yazmaya geldim

 

Kara düşlerini yuyup yıkasam

Çare leblerini güle bezesem

Hele şeftalini deva eylesem

Bahasını senden ölçmeye geldim

 

Kara bahtımı da bayram eylesen

Sana kulluğumu canan düşlesen

Bir ataş ki yanar arştan beslesen

Çerağını Hakk’tan sormaya geldim

 

Kara yazılırmış candan verenler

Cana canan imiş candan geçenler

Canla canan harda bir mi olmuşlar

Çırasını hay’dan yakmaya geldim

 

Kara vezire bir sultan olsaydım

Sultan kim serçeyim  aslan keseydim

Yar köle ararmış kulun olsaydım

Hizmetini can’dan yapmaya geldim

 

Kara bağlarmış şu cansız yüreğim

Soyha dünyadan ha eksik kalayım

Ben bu güzelden de geçmez olayım

Belasını kuldan bilmeye geldim

 

Kara yazılırmış dertli aşıklar

Dara düşermiş sıdkı sadıklar

Kime yazar imiş ceylan bakışlar

Meramını nazdan çözmeğe geldim

 

Kara ahmed kara tenden olaymış

Kara yazmaz Rahman gülden sayarmış

Bu kara ile kaç güzel  yakarmış

Çeteneyle güller sunmaya geldim

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

2 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Elif

Ben bir elif olsam başa

Kim hu dokur önden sona

Bir güzelce sunar Hakk’a

Hediyemi bilmez imiş

 

Ben bir aşk-ı elif kulum

Hakkın zatı arar kelim

Gayri olmaz O’nsuz ölim

Gördüğümü bilmez imiş

 

Güle yazdım elif bilmez

Baha kılsam nazın çekmez

Eller ile dirlik düşmez

Dostluğumu bilmez imiş

 

Yollar elif diye uzar

Baştan uca eğri gider

Ben bir yolcu olsam eğer

Muradımı bilmez imiş

 

Elif tekdir teke gider

Cana vursam uçar gider

Ben bir aşık olsam eğer

Çaldığımı bilmez imiş

 

Elif diye söyler sözüm

Ba’dan yana inler sazım

Aşık olan ağlar gülüm

Gülşenimi bilmez imiş

 

Kimler elif elif diye

Elif için canlar vere

Damdan düşen kullar öle

Öldüğümü bilmez imiş

 

Kullar ağlar elif içun

Elif olan kullar uçun

Saki olsam Rahman içun

Çakırımı bilmez imiş

 

Birim birdir elif birden

İki ben’dir sayar elden

Çalsam kapın yine senden

Kulluğumu bilmez imiş

 

Hakk’tan gayri bilmez kulum

Gayri desem yansır eşim

Hakk’ın zatı uğraş gülüm

Bazarımı bilmez imiş

 

Elif ba’ya er mi durur

Ba’yı Hakk’ın sazı bilir

Elif ba’sız ne mi olur

Hazanımı bilmez imiş

 

Eliflerin bostanıdır

Aşıkların destanıdır

Nazargahi ilahidir

İrfanımı  bilmez imiş

 

Elif benim sırrım yazar

Tövbe etsem ben’i düşer

Teke düştüm ölsem yeter

Yokluğumu bilmez imiş

 

Hakka çaldım elif sazım

Baha oldum candan geçim

Ben bu söze sırlar biçim

Açtığımı bilmez imiş

 

Sahralarda elif gezer

Çöller aşıp fizan düzer

Kaftan öte anka uçar

Mekanımı bilmez imiş

 

Musa oldum Turda elif

Yaka durdu nurla elif

Kelim deyu yazmış elif

Türabımı bilmez imiş

 

Rahman deyu yazar elif

Günah deyu kızar elif

Ölçe dursam kullar elif

Kendileri bilmez imiş

 

Kul ahmedim kullar aşkın

Elif yaz ki dünya düşsün

Muhammed’e ümmet yazsın

Eğriliği bilmez imiş

 

ahi kul ahmede nasibdir.

2 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Maralı gözler…(Koşma)

Ben bir güzel sevdim gözler maralı

Bağ-ı irfanımı cehle yazarmış

Ben bir cahil olsam alıp kaçalı

Can-ı emanımı şerre yazarmış

 

Gezer olsam nazlı yarle gülünen

Güller ağlar bağlı elde yaşınan

Benim gülüm saklı yerde düşünen

Can-ı ayanımı gize yazarmış

 

Ben bir güzel sevdim kendi halımca

Varım yoğum serdim neslim boyunca

Baka kaldım yarim elden olunca

Can-ı yaranımı hiçe yazarmış

 

Güzel beni def mi eden yanından

Baha kılman şart mı ölüm baçından

Bana yoktur ölmek levhi mahfuzdan

Can-ı divanımı od’a yazarmış

 

Bu sürmeleri Hakk çekmiş ezelden

Yar zülüfleri de salmış boyundan

Ak gerdanı da çözmüş lebinden

Can-ı serabımı güle yazarmış

 

Yarin koynunda da sabah mı olur

Kaçtır öldüğüm de yumah mı olur

Sevdim deyu kader bozmah mı olur

Can-ı cananımı köze yazarmış

 

Bu güzelle başım derde girerken

Ağıt yaktım seven dara düşerken

Bu kaçıncı namaz imam kılarken

Can-ı imanımı beze yazarmış

 

Gülleri ele mi verdim bağından

Elleri yare mi biçtim çarından

Böyle bahtı kara gülmez arından

Can-ı dermanımı göze yazarmış

 

Yarin sarayında yiğit olsaydım

Yiğit kim serçeyim aslan kesseydim

Arşın kapısında burak olsaydım

Can-ı hayalimi kula yazarmış

 

Ahi kul ahmed de neler söylenir

Başa gelmedik de işler eyletir

Saf bir kuldur ağu içer arşdadır

Can-ı gülşenimi Hakka yazarmış

 

AÇIKLAMA: maral, gözlerinin güzelliği ile bilinen bir ceylan türüdür. Bağ-ı irfan kişinin bilgi erdem ve ahlak toplamıdır. Cehle yazmak bilgiliyi cahil olarak haksızca nitelemek demektir. Alıp kaçırmak cahillik sayılmıştır. Bu takdirde can-ı eman demek canının güvenliği şer olarak tehlikeye girer deniyor.

Nazlı yarle gezmek güzel ise de güller elde kesilmiş ve bağlı olduğu için ağlıyorlar. Gülün saklı yerde olması  değerli hazinelerin genelde saklı yerde olduklarını ve oradan düş görerek bizi de aynı şekilde gize yani saklı yazdığını fakat canımızın açıkta olduğunu söylüyor.

Baha kılmak ölçü kılmak demektir. Ölüm baçı demek ölümün vergi verir gibi verilmesi demektir. Baç yol geçme vergisidir normalde ve Köroğlu dağdaki geçitte alırdı. levhi mahfuz, gizli levha olup Allah’ın kaderi yazdığı levhadır. Ölmenin olmaması demek canın durduğu yerin ateş-od  olmasındandır. Aşıklar ölmez de ondan. Sürmelerin ezelden çekilmesi demek alımlı yaratılışın ezelden insanların yaratılışından geldiğindendir.  Gerdanın lebden çözülmesi döşün ta memelere kadar açılması olup bunu serab olarak gördüğümüz ve gül olarak göğüsleri değerlendirdiğimiz anlaşılmalıdır.

Ölmek ve yumah malum. Sevmek bir kader diyor. Bunu bozmah doğru değil diyor. Böylece can canan ateşte –közde bir olmalılar demek istiyor.  Aşk anca bu halde kıvam ve fedakarlığa ulaşarak kemali bulabilir. Seven dara düşerken normalde ağıt yakılmaz. Fakat sevenin dara düşmesinden o kadar çok üzülüyoruz ki ona şimdiden sanki ölmüş gibi ağıt yakıyoruz. Çünkü aşk ve aşıklar çok kıymetli olup diğer insanlardan üstündürler.  Sonra o kadar çok ölüyor ki her ölüme bir namaz sayıyor ve imanımın canını bezde (Kabutta) hayat bulacağını yani imanımı kurtarabilecek şekilde yarin yazdığını söylüyor.

Çar diye kadınların başlarına örttüğü örtüye denir.  Canın dermanının göze yazılması yarin bana bakarak gülmesine bağlıyor.  Serçenin aslan kesilmesi erkeğin dişisinin yanında yiğit olup aslan kesileceğini bu yüzden de bir erkeğe karısının yanında ters bir söz söylemenin uygun olmadığını belirtmek istiyor dolaylı olarak. Arşın kapısında Burak olmak demek arşa kadar yükselmek için bir Burak gibi yükseltecek ihlas, aşk, ve amele ihtiyaç olduğunu ima ediyor. Ancak hemen sonra hayalin kulluğa yazılması son mertebe ve hayalin KULLUK  makamı olduğu bildiriliyor ve Burak terk ediliyor.

Kul ahmedin söylenmesi demek bu birçok şeyi aslında hayal ettiği fakat elde edemediği, söylenip durduğu belirtiliyor. Başa gelmedik işleri de başkalarına yaptırdığı belirtiliyor.  Saf bir kul olup ağu içerek arşa çıkmak demek: arşa kadar çıkabilmek için önce temiz kalp gerektiği, sonra ağu içmekten maksat dünyada dert ve sıkıntılara sabrederek şikayet etmeden onları yutmak gerektiği ve bunu isteyerek yapması gerektiği belirtilerek anca böyle olursa kendiliğinden arşda bulacağı söyleniyor.

Böyle olunca  veya olmadan bütün güllerimin olduğu gül bahçem olan gülşenimi Cenab-ı Hakka sunduğunu söyleyerek noktayı koyarak şiir bitiyor.

Bu gülleri Hakka sunma olayı  Peygamber efendimizde de var olup o da kendi yanındaki güllerle çok büyük yazılmış bir Arapça ALLAH yazısını örgü gibi güllerle ördüğünü çıplak ve gündüz gözü ile gördüm desem ne dersiniz… bunları lütfen Riya veya kibir saymayınız da imanımızı artırsın sen söyle dememiz daha iyi uygun olur.  bu anlattığımı açık gözle ilahi huzurda, 2000 yıları idi. sallallahü aleyhi vesellem…

Aynı anda daha sonra yaklaşık 10 türlü arapça yalınkat ALLAH ismi celalleri kademeli olarak bir hafta içinde gösterildi. bu isimlerin sadece 3 veya dört tanesinin yeryüzünde olduğunu gördüm. diğerleri yok. buradan ayrıca camilere yazı yazmam gerektiği mesajını da anladım. 

Bu gördüğüm isimleri zaman zaman ülke alan camiine yazmakla beraber bunun bize hattatlık yapmamız anlamında bir mesajda olduğunu anladım. ve bir hat hocası bulup ders aldım.  

  

 

ahi kul ahmede nasibdir

30 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Gari öldürme beni…..(Koşma)

Kara gözlerine kurban olduğum

Sürme çekip gari öldürme beni

Sala eyleyip koşturma ardından

Tökezleyip burnum kırdırma beni

 

Güzelliğin kıymatın ben bilirim

Yanında mevsimi hep yaz sanırım

Üç gün aşka beş gün derde düşerim

Sabahleyin koynum soğutma  beni

 

Yar aşkına düşeli aklar indi

Ak gerdan için ne ocaklar söndü

Balım gülüm iken soyhaya döndü

Azabımı senden verdirme beni

 

Pınardan pınara gez uğrun uğrun

Bakracı dolmağa tutsaymış yadın

Zülfüne dolasa bahaymış aşkın

Kulluğumu Hakk’tan ayırma beni

 

Aç kollarını da dola boynuma

Geç kaldığımı dur sala eyleme

Bu yazdığımı al da sar koynuna

Cananımı candan ayırma beni

 

Ölürüm ayrılmam senden ceylanım

Ak gerdanı aç karşımda öleyim

Al koynuna da bir ömür vereyim

Aşığını sözden caydırma beni

 

Akşam olur zabah olur yar gelmez

Günah olur sevab olur yaz bitmez

Güzel olur çirkin olur bir olmaz

Güzelini nazdan bıktırma beni

 

Ahi kul ahmedin ahdı var sende

Güzelliği çaldı taşa var onda

Huya verdi güzel diye var elde

Ellerile yazdım öldürme beni

 

ahi kul ahmed’e nasib

24 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Şahan’ın cırnağında balaban (Koşma)

Ben bir şahan olsam sen bir balaban

Daksam cırnama kaldırsam yar seni

Ak ellerin sala sala yürüyen

Doksan olsam da sararım yar seni

 

Ben bir kadı olsam hüküm bozmağa

Ak ellerin gümüş tasta yumağa

Seni bellerim de yeşil ördeğe

Noksan olsam da dönerim yar seni

 

Ben bir tüccar olsam kumaş yükümdür

Alana satarım kabut bezimdir

Ömrü harcarım iman düşümdür

Yetmiş olsam da bilirim yar seni

 

Ben bir bülbül olsam gülüm gülşende

Konmaz mıyım nazlı gonca açanda

Benim canım candan âri geçende

Yanmış olsam da soldurmam yar seni

 

Ben bir turna olsam seyfe gölünden

On bin gardaş sökün etsek yurdundan

Koç yiğitler selam yare çızgımdan

Elli olsam da sallarım yar seni

 

Ben bir ceyran olsam çölden kaçınca

Yar göğsünü açmaz elden olunca

Aşiret şaar deyu yoktan göçünce

Kırk yer olsam da yazarım zar seni

 

Ben bir güzel olsam soyha başından

Kerem et yiğidim söyle sazından

Ar ettim güzelliği yaz huyumdan

Aşık olsam da süzerim yar seni

 

Ben bir yalan dünya olsam nazenin

Allanır pullanır şer lezzetin

Düşük kapıda baş eğe dumrulun

Nebi olsam da sorarım yar seni

 

Ben bir selam olsam derviş dilinden

Yüz bin melek alır bakış nazından

Mü’min olan bilmez mi Hakk sazından

Kelam olsam da çalarım yar seni

 

Ben bir koç yiğidim başım dumanlı

Yar aşkına zayil oldum tumanlı

Aç gerdanı mayil oldum sürmeli

Harab olsam da severim yar seni

 

Ben bir yaban olsam varsam ellere

Pınar başında selam güzellere

Olmaz olsun bahtım kör topallara

Serab olsam da çerağım yar seni

 

Ben bir ahi ahmed olsam yareli

Güzeller içinde benli daneli

Aç göğsünü gülüm lebler cilveli

Yadın olsam da sararım yar seni

 

ahi kul ahmed’e nasib

24 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Levhe yazılan aşk

Hakk fermanı ulaştı kudret elinden

Düştüm dipsiz denize yüzmek zorundan

 

Kadir-i mutlak ferman eyledi ânâ

Elhamdülillah salim çıkardı câna

 

Beş yaşında okudum elif ba’ya er

Altı yaşında şakıdım Yunus derler

 

On yaşımda içtim şarab pir elinden

Mevlana derler aşk-ı canan kulundan

 

On dördümde Hakk’ı sual ettik biraz

Hakikat vücud buldu iman et aymaz

 

Yirmiye erdim ömrüm gitti uçmuşum

Bağrım açtım aklım şaştı düşmüşüm

 

Çok vuruştum nefs ve şeytan hasım dura

Sabır ve rıza er durdum makam ola

 

Yirmibeş tam karışmağa meyil oldu

Meyil kim her yanım aşka zeyil oldu

 

Otuzumda çevrilmedim sağ yanıma

Öz nefse bekçi durdum fakr ve rızana

 

Otuz beşte “bela” diyen ruhlar kelam

Sır şerbetinin sakisi Rasul Selam

 

Kırkta daldım derya ne Rahmete bandım

Cevher-i Marifete ol sırdan erdim

 

Mum gibi eridim pervaneye döndüm

Aklım zayi oldu divaneye şaştım

 

Kırk beşte cehle çiğnetir toprak gibi

“Hu, Hu” aşkına döküldüm yaprak gibi

 

Bin paralık kıymeti bir pula sattım

Anka olup kaf dağına kanat çırptım

 

Ellide paralandı döndü dergaha

Her ne günah var ise şeytandan yana

 

Tövbekar oluptur Hakk’a boyun sundum

Ol günahı sevaba Kerim’i buldum

 

Hakk Rasul’ün vahyi Cebrail oluptur

“Zikr edesin” dedi Rahman, “kul” oluptur

 

Mevlana, Habib-i Neccar ve Hakk Rasul

Elli beşte tamam oldu üç el husul

 

Onca rahmet çoğ idi saldım ümmete

Kim dahi sıkışa koşturdu ahmed’e

 

Şeriat evladır bostan yaptım cevlan

Tarikat âlî oldu gülizar seyran

 

Hakikat anka’dır uçarmış kaf’larda

Marifet eşiğin geçermiş “kul”lar da

 

“Elest” bir şaraptır Mürşidi verirmiş

Kararınca içenler mürşid olurmuş

 

Canla canan bir oldu deyu harında

Aşkımı levhe yazdı “kul” der arşında

 

İmdi ahmed yandıkça can mı canan mı

Bir olmaya vardıkça candan geçen mi

 

Perdeler hicap senin gülün gülşen mi

Gül olmağa kim vardan yoğa göçen mi

 

Çok tamah kılma dünya çeker seni de

Sert düşersin hem cehle yazar teni de

 

ahi kul ahmed senin kararın nedir

Bir kararın yoktur aşkda zarın nedir

 

Ahi ahmed için dışın yanıverdi

Yanmak ne ki saç üstünde pişiverdi

 

not: dün Samsun’a hayırlı işe (Kız istemeğe) giderken ulusoy otobüsünde yazıldı sevgili dostlar. kız çok zorda çok zorda…

ahi kul ahmed

9 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Evvel bahar ermeyince / ben bir şahin olsam / bağlar başı şiirleri…

Evvel bahar ermeyince

 

 

Evvel bahar ermeyince

Kırmızı gül açmaz imiş

Kırmızı gül açmayınca

Gonca diye kokmaz imiş

 

Bahar baçı güller imiş

Gül bahayı aşk eylemiş

Aşkın sazı bülbül ötmüş

Bülbül gülsüz yatmaz imiş

 

Bülbül güle aşık imiş

Aşık ne ki ölür imiş

Ölmeden evvel ölseymiş

İnsan oğlu ölmezmiş

 

Gül bahardan azad imiş

Evvel nazar gonca imiş

Gonca Hakk’ın fehmi imiş

Fehme eren yanmaz imiş

 

Kır çiçekli ala dağlar

Lale sümbül çiğdem eğler

Yazıdaki oğlak söyler

Cana bülbül ayvaz imiş

 

Er baharda bağım gülşen

Gül dedimse kastım aşktan

Bülbül kimmiş benim canan

Canın sunan ölmez imiş

 

*                 *                  *

 

Şahin olsam ne çıkar bundan

 

İlim arzu edenlerindir

Arzu etsem ne çıkar bundan

Alim arzu edenlerdir

Sazı olsam ne çıkar bundan

 

 İlme gönül vermem veremem

 Arzu diye gece ölemem

 Ben bir arzu ile yaşarım

 Canı olsam ne çıkar bundan

 

Mesaj alındı yaşlan beyim

Bilmez kimse hem arzu halim

Sohbetimiz var arzu canın

Canan olsam ne çıkar bundan

 

Bize şahın nazarı gerek

Karga değiliz sekecek

Taksam cırnamı can verilcek

Şahin olsam ne çıkar bundan 

 

 *                   *                     *

 

 Bağlar başı

 

Bağlar başı yeller nazı

Çıka geldi ömrüm varı

Çala dursam ömrür sazı

Gönül çarhı ferman bilmez

 

Bağlar başı candan öte

Canan bekler candan geçe

Vara dursam neyden geçe

Gönül çarhı “ben”den bilmez

  

Bağlar başı sevda baçı

Etse eydür can niyazı

Gönül sazı canan nazı

Gönül çarhı eyvan bilmez

   

Bağlar başı dağlar kaşı

Yollar aşar dağdan âri

Benim yarim kimden eğri

Gönül çarhı zordan bilmez

 

Bağlar başı güller kârı

Aça dursa gonca gülü

Gülüm bilmez canan beni

Gönül çarhı candan bilmez

  

Bağlar başı eller kârı

Koka dursa gülüm zari

Bülbül güle yansa dahi

Gönül çarhı neyden bilmez

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

 

 

 

30 Aralık 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç