Bok çukurunda bal yalamak (Bir hikaye)

ne yaşarsan ne bulursun?

sona gelen ne yapar ne umar ne bulur?

 

Bu kitabın sonu yoktur.

Sonu başındadır.

Her baş bir son doğurur.

Lakin her son bir baş doğurmaz.

Siz yolda dikenli de olsa ısrarla doğruluk şarkısı söylerseniz sonunuzdan binlerce baş doğar.

Dön başa dön başa başların Rahman’dadır.

Son dedimse ağlama güllerim cennettedir.

Sa’y dedi Rahim olan Allah

Cennet yolundadır.

Şefaatin dahi kıldığın namazdadır.

Peşini şeytandan vadeyi Hakk’tan bulasın. Bal için beklerken, bok için sıradasın. Niye?

 

Bir hikaye: güneydoğuda iki komşu köyde iki genç yaşarmış ve arkadaşmış bunlar. Gel zaman git zaman biri okumuş imam olmuş, diğeri de hırıstiyan bir aileden geldiği için gitmiş okuyup papaz olmuş.

Derken bir gün imam olan bir rüya görmüş ve arkadaşını çağırıp anlatmak istemiş. Buluşunca başlamış anlatmaya imam olan. Demiş ki rüyamda senle ben uçuyorduk fakat sen benden daha yüksekte uçuyordun deyince papaz olan demiş ki, bak işte görüyorsun bundan da belli ki benim yolum seninkinden daha doğru demiş.

 

Berikisi anlatmaya devam etmiş. Daha da yükseklere çıktık yine swen benden daha yüksekteydin deyince o sözünü tekrarlamış. İmam devam etmiş derken düşmeye başladık fakat sen yiner yüksekteydin deyince berikisi üstünlüğünü tekrarlamış. İmam en sonunda şöyle demiş. Derken demiş ikimizde birer havuza düştük. Ben bok havuzuna sen ise bal havuzuna düştük deyince papaz bak yine ben üstünüm benim yolum doğru deyince imam şöyle demiş.

 

Fakat demiş ikimizde havuzlardan çıktık ve ben seni yaladım sen beni demiş. Ya dostlar işte böyle. Bu kitabı hayatı okudum da elime bir şey geçmedi demeyin. Ya tekrar edin okuyun ya tefekkür edin ya da ibadetin arkasından Cenab-ı Hakk’a dua edin ve bekleyin.. Boka da düşseniz bal yalamanız kuvvetle muhtemel. Boka itiraz edip durmayın. Zira Allah’ın işleri daima bir hesap üzeredir. itiraz eden kendini yanlış yerde bulur. uzağa bakan ve hali,ne şükreden kazanır. zira ALLAH’ın işine karışılmaz. Hesabın dışına çıkmayın yeter.  O merhametini göstermek isteyecektir sabredenlere. kısa vadeli zevk ve uçkur hesabı yapanların uzaklardan bekledikleri fazla bir şey yoktur. onun için bala da düşse o kişinin yalıyacağı boktur vesselam..ancak boka düşmüş bir müslüman ise sabrederse bal yalayacaktır eminim.

yanlış yapmayın!!

 

 

aşık ahi kul ahmede nasib olmuştur.

 

 

 

 

24 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Göğermiş memeler (Semaî)

Geliyor karşıdan gülüm

Kara düşmüş benli dalım

Tel tel olmuş zülfün telin

Saçak düşmüş memeleri

 

Sen varken dünya nicedir

Sen gülken huri cefadır

Sen güzel eller kazadır

Top top olmuş memeleri

 

Kırşehir’in almaları

Karabacak balcıları

Bahar demiş sunaları

Sıka durmuş memeleri

 

Yeşile de al incinir

Sarıya kulun dökülür

İnce belden kol bilinir

Sara durmuş memeleri

 

Cemalin benzermiş aya

Giydiğim delinmiş saya

Haçça ile güllü “bela”

Ne hoş imiş memeleri

 

Aşık ahmed böyle dedi

Güzel için ağu yedi

Koyun girip gönül yudu

Eme durmuş memeleri

 

Yaban iller zorda gönül

Gel gidelim dosta gönül

Men sevmişem yahşi gönül

Zem zem olmuş memeleri

 

Yar koynunda civan olsam

Akıp akıp divan dursam

Sırra erip revan olsam

Ballar sürmüş memeleri

 

Canı cana verdim bilmez

Açtı göğsün derdi olmaz

Cümle alem sorgu etmez

Allı güllü memeleri

 

Terek suyu zorlu akar

Tiflis canı ondan bular

Yahşi  güzel ıslak giyer

Başlanırmış memeleri

 

Terekeme güle derler

Ele gelmez suya söyler

Kimler içmiş aşkı beyler

Meyle içmiş memeleri

 

Kars’ın kargısı kararmış

Ota çöpe kim bakarmış

Bir güzele ahmed yanmış

Eme durmuş memeleri

 

Men seni sevirem gönül

Meni sevmesen de gönül

Hemi öldürsen de gönül

Şu göğermiş memeleri

 

Dara düştüm yar neylesin

Candan geçtim kul eylesin

Yari öpsem gel eylesin

Çöze dursun memeleri

 

Ahmed neylersin güzelim

Güle bülbül şu gazelim

Söyledikçe gül pazarım

Ölçe dursun memeleri

 

Ahi ahmed gül eylesin

Ötelerde hu söylesin

Muhammed’e yar olasın

Sağlık olsun hadisleri

 

NOT: burada yazılan bazı uç yazılar müstehcen düşünülebilir. biz ise bunu nasibe yormadık ve Hakk’ın adını anmadık. peygamber efendimizin adının geçtiği yerde ise hem müstehcenliğe yer vermedik ve yazılanların şifaya dönmesi için hem adını hem de hadis  kelimesini andık. zira dini konularda müstehcenlik olsaydı ümmetin cinsel sorunları çözülemezdi. bir amacımızda konuşulamayan bazı şeyleri konuşulabilir hale getirip tabuları yıkmaktır. bir doktora nasıl ki müstehcenlik olmazsa aşığa da müstehcenlik olmaz.  bu nedenle müstehcenliğe bile bile sağlık için yer verdik. bu şiirimizin kalbi iyi olan müslümanlarda sağlık ve şifa olacağinı umut ve dua ediyoruz. eli uçkurunda olup kalbi sıkıntılı kimseler ise gıybet edebilirler ve hem de bunu doğruluk ve edep adına yapabilirler. bizim edebimize halel gelmez böyle yazdık diye. eyvallah..

aşık ahi kul ahmed yazdı bu yazıyı (Müstehcenli diye nasibe yormadık)

18 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Çulsuz aşk (Varsağı)

Behey yeşil gözlü güzel

Gülün bilmez demedim mi

Yiğit yıkar şu gözlerin

Ömür bilmez demedim mi

 

Bak şu nazlı güzel daşa

Selam eyler gelmez başa

Hakk’ın emrettiği kaşa

Şerri bilmez demedim mi

 

Ben bir deli olsam başa

Gömlek giyem önden sona

Aşkın olduğu şu yere

Çıkamazsın demedim mi

 

Şu güzelin kaşı gözü

Duramıyom ince sızı

Yar biçermiş ele bizi

Sınamazsın demedim mi

 

Usul edep erkan ola

Yola inmek ayan sa’ya

Cana düşen şu “bela”ya

Düşemezsin demedim mi

 

Ele düştü gönül kuşu

Çıka geldi kader yazı

Aşka çaldım dünü günü

Yanamazsın demedim mi

 

Bre güzel neler etti

Nice ocak söndü gitti

Kaşı gözü naza çekti

Karamazsın demedim mi

 

Yiğit olan doğru çalar

Namertler var eğri bakar

Dertlilere “Bari” düşer

Bilemezsin demedim mi

 

Yörü bre yaren ağa

Güzel kızlar saran dağa

Nice düşer yanık daha

Onbeş yetmez demedim mi

 

Bağı bostan zebil olur

Cümle alem melül olur

Güle düşmek yakîn olur

Dost haylamaz demedim mi

 

Güzel göze sürme çeke

Çeker perçem sırrım söke

Vakit gele tamam diye

Ağıt yetmez demedim mi

 

Ahmet arşın ile ölçün

Yele verdin koca ömrün

Karar oldu yaman düşün

El söylemez demedim mi

 

Hay ağalar zorlu beyler

Yol eylemiş dağa kızlar

Su yaylası genç ağırlar

Seni bilmez demedim mi

 

Hûma kuşu yüksek uçar

Yiğit olan alçak düşer

Felek bize türlü donlar

Biçer biçmez demedim mi

 

Kerpiç döktüm ömür ölçer

Varır gider selam eyler

Şu âleme girer çıkar

Kapı ağmaz demedim mi

 

Yörü bre kaşı keman

Senden âlâ yar eylemen

Dünya ipe ecel yaman

Çeker çekmez demedim mi

 

Bir gönüldür yandı canım

Kurban olsun sende canım

Felek  kollar pundun senin

Büker bükmez demedim mi

 

Ölmeden bir dem sürmedim

Kara toprak ben ölmedim

Ne aman bildin ne güman

Zulüm bitmez  demedim mi

 

Felek derler kendi bilir

Aman vermez zaman bilir

Ne söylesek kulak sağır

Kader bilmez demmedim mi

 

Böyle m’olur böyle m’olur

Yardan ayrı düşen n’olur

İner deryaya dökülür

Katre  bilmez demedim mi

 

Ey turnalar selam edin

Yar yoluna güller saçın

Ah eyledim güllü benim

Aşkın gülmez demmedim mi

 

Kırk beste yapmış bülbül

Kırkına da  yakarmış gül

Eğri dalda doğru  melül

Aşkın sapmaz bilmedin mi

 

Güllü benim gül senindir

Güllü bekler gül elimdir

Çala dursam kırk donumdur

Aşkın baçsız bilmedin mi

 

Seve durdum feta candan

Güle rakib oldum halden

Canım sevdim canan canlan

Aşkın duymaz görmedin mi

 

Seve durmuş feta yoktan

Canan sevmiş cana kuldan

Meydan sandı benli yoldan

Aşkın bensiz bilmedin mi

 

Karar düştü ahmed paşa

Bülbül cana rakip ola

Kim yanarsa önden sona

Aşkın çulsuz bilmedin mi

 

Ahi ahmed güle yazdı

Gül baharda gonca açtı

Bir bülbüle canan oldu

Aşkın sensiz bilmedin mi

 

Yetti gari gülün kastı

Çala durur bülbül mesti

Gülşenimde poyraz esti

Aşkın elsiz dermedim mi

 

Yolum dertli aşım dertli

Kolum bekler güle katlı

Muhammed’li yola saptı

Aşkın sekmez demedim mi

 

Ahi ahmed onbeş yazar

Yazı diye güzel sarar

Bakar bakar Hakk’a düşer

Aşkın yetmez sevmedin mi

 

 

aşık ahi kul ahmede bu yazıları yazmak nasib olmuştur

17 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Dağ imiş (Koşma)

Güzel sevdim deyu kostak yol etmiş

Arkam sıra gıybet eden çoğ imiş

Şu güzeli naza çeken zor etmiş

Önüm sıra yola düşen çoğ imiş

 

Hazan erdi gönül çemen neylesin

Nice güzel sarmak gönül eylesin

Dünü günü ana baba kollasın

Aramızda yüce duran dağ imiş

 

Salındı boyuna kavak yelleri

Goncayı açarmış yiğit kolları

Baharı çemendir yayla kızları

Ardımızda sıra kollar çoğ imiş

 

El dayim yoklarmış senin bendini

Gül yüzün soldurur çözer dengini

Bu illerde paşa beylik ingili

Vatanında züğürt olmak yeğ imiş

 

Karşımda durur boz bulanık dağlar

Yar yüreğim çatallı sene yanar

Gadaların alayım tozlu yollar

Yar eline ırak düşmek dağ imiş

 

Bahar olsa yazı gelmez çemenden

Yazı düşse harman olmaz sinemden

Habar geldi yare bilmez zalımdan

El dilinden zehir içmek yeğ imiş

 

Dağlar oldum iniledim bir zaman

Perçem açtım aktı suyum bir zaman

Çemenlendi eteklerim bir zaman

Dağ elinden gayri düşmek dağ imiş

 

Bu illerde bilmem ki ne işim var

Yar iline habar saldım sazım kar

Gel eylemiş gayri durma canım var

Her yanımdan dara düşmek dağ imiş

 

Kaç demet hayal etsem yar üstüne

Ne söyler bilmem anın yel üstüne

Kur kurul açıl saçıl kol üstüne

Er kolundan canda yitmek cağ imiş

 

Hayatım şahittir iman yarime

Döşedim zaittir kulpu zarına

Aşığa bahadır cehli yunmaya

Aşk od’undan iman çalmak sa’ imiş

 

Ahi kula ahmed yazdım dalından

Çala durdum gönül sazı yolundan

Gelmez gitmez Rahman yaza eşkindan

Hakk yoluna candan geçmek dağ imiş

 

 

aşık ahi kul ahmede bunları yazmak nasib olmuştur

17 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Bakraç (Koşma)

Sallanı sallanı gelir pınardan

Bakracı söyler her iki yanaktan

Muradım belleri sarar savaktan

Bakracı söyler her iki yanaktan

 

Yeşilin üstüne de al incinir

Elinin tersine de kul düşürür

Sarılıp yatmağa da kol gerilir

Aşığı çeker her iki belikten

 

Saydı divaneye aklım zorundan

Yazdı edebime sükut erinden

Verdi nazarıma şahit kulundan

Yarini seçer her düşü canından

 

Hasret kalıp diz üstüne yıkıldım

Pazar kılıp yol üstüne oturdum

Şeytan dedi kul üstüne kuruldum

Şerrini düzer her kişi yolundan

 

Dost elinden ırak düştü sarayım

Gönül kasrı yarelendi yüreğim

Felek sattı insan kârı nideyim

Sadrımı bezer her gülü çemenden

 

Gönül suyu yüreğimden akıyor

Gayret sa’yi Kuran’ımdan çavıyor

Benim yarim sözü sazdan ölçüyor

Bağrımı sarar her gayri yürekten

 

Evlerinin önü de elvan elvan

Kokarmış da lale nergis gül eyvan

Yar uğruna kokarmış derde reyhan

Gülşeni döşer her yadı çiçekten

 

Bağların güzeli güllere nazar

Çemende eyleşir yarine hazar

Dağlara düşermiş perçemi çeker

Yücesi zalım her izi dölekten

 

Yan dedi yan dedi Rabbim ümmete

Ben yanmassam kimler yanar eşkine

Hazan kıldın can bedende gel diye

Sadrını açar her sözü fetadan

 

Ele verdim gülüm gülşenim ağlar

Yola düştüm yarim dövünür söyler

Cana verdim canan kudretten eyler

Kadrini sorar her  güle çemenden

 

Bir yar için nice yiğit yıkılır

Su başında onbeş suna bakışır

Bir kadere çifte güzel yazılır

Gönlünü eyler her iki kucaktan

 

İbrişim atkının teli söylesin

Kargı kamış gibi dalı uzasın

Dua saldım ardı sıra yanasın

Aşkını yazar her iki dudaktan

 

Benim yarim mani dizer bakraca

Sağı benim solu senin ortaca

Hayat budur kimler çözer bulmaca

Yazgısı şeçer her iki suvaktan

 

Derdim artar dünü günü ahmedim

Ele güne düştüm seni diledim

Cenneti alaya beli niyetim

Mizanı tartar her iyi yazandan

 

Ahi kul ahmedim böyle işlerim

Oturmuş hasbihal eder eşlerim

Hakk yoluna feda olsun canlarım

Sevabı katlar her iki günahtan

 

NOT: Bu şiirin adının bakraç olmasının nedeni Bakracın iki kulplu olup

hayatın da iki kişi tarafından çekilmesi gerektiği düşüncesindendir.

 

 

aşık ahi kul ahmede bunları yazmak nasib olmuştur.

15 Nisan 2013
Okunma
bosluk

Yar ile yaran

Yar ile yar ile

Gülerim yar ile

Bu ömrü var ile

Dokurum yar ile

 

Yar eyle yar eyle

Bu gönlü yar eyle

Dost oldum sen güle

Meramım yar ile

 

Yar diye yar diye

Kararım yar diye

Bir güzel yar diye

Beklerim yar ile

 

Yar oldum yar oldum

Yare yaran oldum

Bahayı “ben” kıldım

Yanarım yar ile

 

Yar eyle gül demi

Beklerim gül seni

Bir gönül perçemi

Çekerim  yar ile

 

Yar eyler yar eyler

Yaredir yar eyler

Gönülden kul eyler

Hallerim yar ile

 

Yar ölem yar ölem

Yarden gayri ölem

Ölüp ölüp yitem

Mezatım yar ile

 

Yar elden yar elden

Yıka gel yar elden

Yar bahadır “ben”den

Hazanım yar ile

 

Yar söze yar söze

Can dizdim yar söze

Naz etme yar bize

Meyanım yar ile

 

Yar içim yar içim

Can düşer yar içim

“Ben” içer kul içim

Salahım yar ile

 

Yar senin yar senin

Güllerim yar senin

Sözümde naz senin

Mihengim yar ile

 

Yar aşkım yar aşkım

Yar sensin can aşkım

Bir naza bin canım

Nirengim yar ile

 

Yar nidem yar nidem

Yar seni zar idem

Bu gönül hem diyem

Bazarım yar ile

 

Yar başa yar başa

Yar düştü kıç başa

Men sende hiç ola

Beyanım yar ile

 

Yar düşe yar düşe

El mene kim neme

Hay demek ar niye

Edebim yar ile

 

Ahi kul yar ola

Yare çarık ola

Bahası can ola

Cananım yar ile

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib oldu.

17 Mart 2013
Okunma
bosluk

Yağlık (Varsağı)

Be hey gidi yaren ağa

Gönül gözün seyrandadır

Ben söylerim sen duymazsın

Hatır senin nerendedir

 

Güller açar bahar yazı

Ağıt düzer yaza kışı

Yar çalarmış gönül sazı

Aşka sözün nerendedir

 

Başa durdum başolmadı

Naza çektim ham olmadı

Güle döndüm yar olmadı

Ağlar gözün nerendedir

 

Kara kaşa sürme göze

Sardı kuşak ince bele

Bir gönülden bir gönüle

Sırrı senin nerendedir

 

Mah yüzünü aya saydım

Hay deyip de seni içtim

Bir bedeni güzel yazdım

Başı senin nerendedir

 

Saz çalarım dert üstüne

Sapı uzun dut  üstüne

Söz düşürdüm el üstüne

Şeytan senin nerendedir

 

Türkü yaktım yane yane

Aşkı yazdım canı cane

Irak düştüm gönlü kare

Yakîn senin  nerendedir

 

Derdi bitmez iki kelim

Biri  yaşım biri ölüm

Bundan kelli var mı yolum

Kefen senin  nerendedir

 

Bir yolunu bine ağdım

Ömür sazı yare çaldım

Nice evla sona yarim

Baki  senin  nerendedir

 

Hey gidi ağalar beyler

Kol dolayı ince beller

Yar yitirdim onsun eller

Zulüm senin nerendedir

 

Aşık derler aşka düşe

Aşk yüzüne ataş saça

Baş gelmeye başa gele

Canan senin  nerendedir

 

Karar ile karar ile

Şeytan sarar dünya ile

Bir gönüle bela düşe

Hadi senin nerendedir

 

Bir yar sevdim kelam üzre

Karar etmez canım üzre

Yenim silmez gülüm üzre

Yağlık senin nerendedir

 

Aşkı astım boyun çeker

Canı canan ölsün bekler

Kulluk etmek bela eyler

Arşı senin  nerendedir

 

Yare dedim gele dursun

Onbeş kıza imam olsun

En sonunda yare düşsün

Lebler senin nerendedir

 

Bir güzele gönül verdim

Bin lisanla niza ettim

Bir bakışa düştü yazgım

Gülüm senin nerendedir

 

Bre yiğitler güzel sevin

Kafir koman boynun vurun

Dönüp güzellere sorun

Canlar senin  nerendedir

 

Yarin elin yol  eyledim

İlmek ilmek söz beledim

Söylenmedik dert eyledim

Türkü senin  nerendedir

 

Bir o yana bir bu yana

Bakar oldum yar yoluna

Gönül düşmüş bir zalime

İman senin nerendedir

 

Ahi ahmed nice kuldur

Ağıt düzer ümmet yoldur

Gül Muhammed kânı hoştur

Allah senin  nerendedir

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

27 Şubat 2013
Okunma
bosluk

Yörük gelini (Varsağı)

Pınar başı sıra güder

Allı gelin suya gider

Alma alma döşler döğer

Gelin senin adın nedir

 

Adım anmak kolay gelmez

Ele güne demek olmaz

Senin derdin derman olmaz

Aşık gülün adı nedir

 

Kaçar imiş yayla gülü

Naçar kalmış yaban oğlu

Seni sevmek aşkın kaşı

Gelin senin kokun nedir

 

Elvan elvan yaban oğlu

Kokum varmaz sana doğru

Lale sümbül gülü eğri

Aşık  senin neslin nedir

 

Türkmen desem babam  dalı

Yörük düşer anam kaşı

Yaylalarda otağ nazı

Gelin senin boynun nedir

 

Başım taşır baş üstüne

Sürme çeksem naz üstüne

Vur kılıcı boynum üste

Aşık senin baçın nedir

 

Kelle aldım senin içun

Selam saldım aşkın içun

Canım verdim canın içun

Gelin senin kastın nedir

 

Güle bülbül canan düşer

Dikeniyle kabul eder

Canın yetmez daha ister

Aşık senin varın nedir

 

Hüccetim kadıdan gayri

Beratım sendendir eyri

Silinmez levhtedir yazgı

Gelin senin derdin nedir

 

Derdi olan hem ben miyim

Yaylalarda eller neyim

Yar peşimde koşan suyum

Aşık senin dengin nedir

 

Aramadan bulmak olmaz

Su başında sarmak olmaz

Ağan duysun yormak olmaz

Gelin senin kulun nedir

 

Ağam gele dövülesin

Su başında sövülesin

Aşkım için kul olasın

Aşık senin canın nedir

 

Dövülürsem dövüleyim

Su başında sövüleyim

Aşkın  ile can vereyim

Gelin senin zorun nedir

 

Yaylalarda  onmadın mı

Soğuk sular içmedin mi

Güzel ile göçmedin mi

Aşık senin ahdin nedir

 

Yaylalara göçer olsam

Soğuk suyun içer olsam

Ben bu aşkı çeker olsam

Gelin senin yarin nedir

 

Yar üstüne yar seçerim

On şakiyi vur isterim

Daha yetmez can isterim

Aşık senin darın nedir

 

Şarktan garbe yol düzenim

Her geçenden baç isterim

Şu koynumda yun isterim

Gelin senin boyun nedir

 

Yaylalarda yaylaklarım

Yörükleyin boylanırım

Serv-i revan söylenirim

Aşık senin yolun nedir

 

Benim yolum doğru gider

Muhammed’e yakîn düşer

Eğri diyen doğru söyler

Gelin senin dinin nedir

 

Benim dinim sevmek ile

Seven ölmez canan diye

Hakk kamışı menem bile

Aşık senin ömrün nedir

 

Aşk uğruna yeldirirem

Gah ağlay gah güldürürem

Ölmeden de öldür görem

Gelin senin  zülfün nedir

 

Zülüf derler kına üzre

Aşık bağlar yari zülfe 

Saz çalarım tel tel güle

Aşık senin korkun nedir

 

Seni sevmek gönül cevri

Bulmaz ise can-ı aşkı

Yandı gitti ömür sazı

Gelin senin yolun nedir

 

Benim yolum gülden âri

Düşen çıkmaz belden âri

Adap erkan sabır varı

Aşık senin aşın nedir

 

Tarla tapan öküz  saban

Yele verdim dane harman

Üç avratlı eve sultan

Gelin senin yazgın nedir

 

Arşa çıkar laf atarsın

Levhe bakar bi kararsın

Üç avrada hor bakarsın

Aşık senin bahtın nedir

 

Kara bahtım güle döndü

Ömür sazım sana güldü

Vurgun yedim kalbim üstü

Gelin senin nazın nedir

 

Evlerinin önü marul

Sular akar şarıl şarıl

İlim bilmez kara cahil

Aşık senin sakin nedir

 

Aşkı içem sen yoluna

Ağıt kılam yağ od’ına

Sırıl sıklam gül dalına

Gelin senin sazın nedir

 

Yarin sazı duttan olur

Çala durmak dertten olur

Zülüflerim telden olur

Aşık senin zühdün nedir

 

Hay, La ilahe yoktur bes

Muhammed’e yol mukaddes

Nur içinde canlar havvas

Gelin senin halin nedir

 

Karar etsem cahil derler 

Üçe varsam zalim gözler

Sen yanında sultan eyler

Aşık senin yazgın nedir

 

Yaza yaza yazgı yazar

Sen istersen katlı düşer

Üç avradı sultan büker

Gelin senin arzun nedir

 

Güllü gelin boylar adım

Yarelendi gülüm dalım

Şu aşığa yaz muradım

Aşık senin kârın nedir

 

 Aşık ahmed yandı bu kez

Gülüm dedi körpe yagaz

Can cananda öldüğü  yaz

Gelin senin aşık nedir.

 

 

Not: VARSAĞ    Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir.  Önce Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla  anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4  duraklı veya duraksız olur. Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba  ccca.

 

Semâiden ezgi  yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde “bre”, “hey”,  “hey gidi”, gibi ünlemler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar  ezgisiyle fark edilir. Güney  Anadolu’da Maraş’tan Mersin’e kadar uzayan bölgede yaşayan Varsak Türkleri,  Selçuklular zamanında Anadolu’ya yerleşmişlerdi. Varsağı, Varsak Türkleri’nin  kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri türkü biçimidir. Halk edebiyatında en çok varsağı söyleyen aşık, Karacaoğlan’dır.

 

 

 

 

 aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

 

22 Ocak 2013
Okunma
bosluk

Aşkın yeli (Varsağı)

Yörü bre yaren ağa

Senden âlâ yar olma mı?

Kışda yaylayan güzelin

Yanakları al olma mı?

 

Yaren kalbi çifte çotar

Her birinde güller biter

Bir yiğide iki düşer

Birin seven del’olma mı?

 

Yürek düşer bir zalime

Allar giyer el gördüye

Selam saldım nazlı yare

Ayrı düşmek zül’olma mı?

 

Yollar ince uzun gider

Uzun diye seven nider

Bahar gelmiş yazı geçer

Güzleyince bir olma mı?

 

Bugün yari düşte gördüm

Gördüm amma hayra yordum

Varıp güzellere sordum

Onbeşinde yar olma mı?

 

Hey ağalar zorlu beyler

Otağ kurmuş Yörük kızlar

Öteden sırnaşır canlar

Ayrılanlar bir olma mı?

 

Ben seni sevdim seveli

Alı mordan yar seçeli

Bahasıdır can vereli

Bencileyin kul olma mı?

 

Başı duman zorlu dağlar

Yaylasında kızlar eyler

Yarden ayrı düşen kullar

Yanıp yanıp kül olma mı?

 

Yarim giyer al yemeni

Kemha sarar gül bedeni

Emen bilir şol lebleri

Ölüp ölüp sorulma mı ?

 

Onbeşinde bir yar sevdim

Turnalarla selam saldım

Mah yüzünü huri sandım

Nur içinde sevilme mi?

 

Gül dikensiz olmaz imiş

Bülbül güle canan olmuş

Benim yarim can istemiş

Yar deyip de geçilme mi?

 

Ölmeden bir dem sürmedim

Kara toprak ben ölmedim

Öldüm öldüm de yitmedim

Aşk içinde yelinme mi?

 

Aşık Ahmet yanar imiş

İman kaşı aşka düşmüş

Muhammed’li yolda ölmüş

Hakk yanında kul olma mı?

 

 

Not: VARSAĞ    Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir.  Önce Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla  anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4  duraklı veya duraksız olur. Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba  ccca.

Semâiden ezgi  yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde “bre”, “hey”,  “hey gidi”, gibi ünlemler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar  ezgisiyle fark edilir. Güney  Anadolu’da Maraş’tan Mersin’e kadar uzayan bölgede yaşayan Varsak Türkleri,  Selçuklular zamanında Anadolu’ya yerleşmişlerdi. Varsağı, Varsak Türkleri’nin  kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri türkü biçimidir. Halk edebiyatında en çok varsağı söyleyen aşık, Karacaoğlan’dır. 

 

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

 

20 Ocak 2013
Okunma
bosluk

Gel şöyle sarılak (Koşma)

Ala gözlerine kurban olduğum

Gel şöyle sarılak boydan seninle

Gerdan kırıp zülfün telin saldığım

Gel şöyle sarılak  tenden seninle

 

Sever oldum onbeşinde gül gibi

Sala verir el aleme dal gibi

Caymaz gözüm mihengine hal gibi

Gel şöyle sarılak nazdan seninle

 

Bir hal olmuş başa gelen çekilir

Onbeşinde güzel deyu öpülür

Koç yiğitler sunasına sarılır

Gel şöyle yumuşak lebden seninle

 

Dostu olan dost yoluna bakınır

Güzel sevmek yiğit harcı sayılır

Niza olmaz güzel şavkı öldürür

Gel şöyle öpüşek gülden seninle

 

Söyle güzellerin mahı mısın sen

Gözleri dumanlı kuğu musun sen

Al kuşakla  cana   deva mısın sen

Gel şöyle dolanak belden seninle

 

Zülfünün tellerine dolansaydım

Gürzünen hisarını bir yıksaydım

Bahası cana mı canan olsaydım

Gel şöyle değişek candan seninle

 

Güzel, baban duyar seni öldürür

Baha bilmez beşbin deyu tutturur

Beyden geçtim hünkâr kadı bildirir

Gel şöyle ölçüşek haydan seninle

 

Yağız atla kaçırsam gülüm seni

Karlı dağlar aşarım Ferhat gibi

Sen bende ben sende can cana hani

Gel şöyle katışak candan seninle

 

Severim güzeli nazlı olursa

Beli ince boyu dallı usulsa

Çotarım dördün cariyem sayılsa

Gel şöyle bilişek yaddan sizinle

 

Güzel sana düştü kavli kararım

Yüce dağlar yoktur size zararım

Pınardı gözdü sunamı ararım

Gel şöyle sevişek gözden seninle

 

Pazar edemedim zilli yar ile

Sardı beni cilve ile naz ile

Mehlem olmaz bir yarelik söz ile

Gel şöyle yatışak koldan seninle

 

Bir selam geldi de ala gözlüden

Ölür isem eğer ben bu yareden

Namazım kılsın da gitsin evvelden

Şöyle bir ayrılak Hakk’tan seninle

 

Ahi kul ahmedim bağlar bozarım

Akıl ahlak ile kullar yazarım

Kaç güzeli sevdi isem meramım

Gel şöyle sevişek kuldan seninle

 

 

Aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

25 Aralık 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç