Maralı gözler…(Koşma)

Ben bir güzel sevdim gözler maralı

Bağ-ı irfanımı cehle yazarmış

Ben bir cahil olsam alıp kaçalı

Can-ı emanımı şerre yazarmış

 

Gezer olsam nazlı yarle gülünen

Güller ağlar bağlı elde yaşınan

Benim gülüm saklı yerde düşünen

Can-ı ayanımı gize yazarmış

 

Ben bir güzel sevdim kendi halımca

Varım yoğum serdim neslim boyunca

Baka kaldım yarim elden olunca

Can-ı yaranımı hiçe yazarmış

 

Güzel beni def mi eden yanından

Baha kılman şart mı ölüm baçından

Bana yoktur ölmek levhi mahfuzdan

Can-ı divanımı od’a yazarmış

 

Bu sürmeleri Hakk çekmiş ezelden

Yar zülüfleri de salmış boyundan

Ak gerdanı da çözmüş lebinden

Can-ı serabımı güle yazarmış

 

Yarin koynunda da sabah mı olur

Kaçtır öldüğüm de yumah mı olur

Sevdim deyu kader bozmah mı olur

Can-ı cananımı köze yazarmış

 

Bu güzelle başım derde girerken

Ağıt yaktım seven dara düşerken

Bu kaçıncı namaz imam kılarken

Can-ı imanımı beze yazarmış

 

Gülleri ele mi verdim bağından

Elleri yare mi biçtim çarından

Böyle bahtı kara gülmez arından

Can-ı dermanımı göze yazarmış

 

Yarin sarayında yiğit olsaydım

Yiğit kim serçeyim aslan kesseydim

Arşın kapısında burak olsaydım

Can-ı hayalimi kula yazarmış

 

Ahi kul ahmed de neler söylenir

Başa gelmedik de işler eyletir

Saf bir kuldur ağu içer arşdadır

Can-ı gülşenimi Hakka yazarmış

 

AÇIKLAMA: maral, gözlerinin güzelliği ile bilinen bir ceylan türüdür. Bağ-ı irfan kişinin bilgi erdem ve ahlak toplamıdır. Cehle yazmak bilgiliyi cahil olarak haksızca nitelemek demektir. Alıp kaçırmak cahillik sayılmıştır. Bu takdirde can-ı eman demek canının güvenliği şer olarak tehlikeye girer deniyor.

Nazlı yarle gezmek güzel ise de güller elde kesilmiş ve bağlı olduğu için ağlıyorlar. Gülün saklı yerde olması  değerli hazinelerin genelde saklı yerde olduklarını ve oradan düş görerek bizi de aynı şekilde gize yani saklı yazdığını fakat canımızın açıkta olduğunu söylüyor.

Baha kılmak ölçü kılmak demektir. Ölüm baçı demek ölümün vergi verir gibi verilmesi demektir. Baç yol geçme vergisidir normalde ve Köroğlu dağdaki geçitte alırdı. levhi mahfuz, gizli levha olup Allah’ın kaderi yazdığı levhadır. Ölmenin olmaması demek canın durduğu yerin ateş-od  olmasındandır. Aşıklar ölmez de ondan. Sürmelerin ezelden çekilmesi demek alımlı yaratılışın ezelden insanların yaratılışından geldiğindendir.  Gerdanın lebden çözülmesi döşün ta memelere kadar açılması olup bunu serab olarak gördüğümüz ve gül olarak göğüsleri değerlendirdiğimiz anlaşılmalıdır.

Ölmek ve yumah malum. Sevmek bir kader diyor. Bunu bozmah doğru değil diyor. Böylece can canan ateşte –közde bir olmalılar demek istiyor.  Aşk anca bu halde kıvam ve fedakarlığa ulaşarak kemali bulabilir. Seven dara düşerken normalde ağıt yakılmaz. Fakat sevenin dara düşmesinden o kadar çok üzülüyoruz ki ona şimdiden sanki ölmüş gibi ağıt yakıyoruz. Çünkü aşk ve aşıklar çok kıymetli olup diğer insanlardan üstündürler.  Sonra o kadar çok ölüyor ki her ölüme bir namaz sayıyor ve imanımın canını bezde (Kabutta) hayat bulacağını yani imanımı kurtarabilecek şekilde yarin yazdığını söylüyor.

Çar diye kadınların başlarına örttüğü örtüye denir.  Canın dermanının göze yazılması yarin bana bakarak gülmesine bağlıyor.  Serçenin aslan kesilmesi erkeğin dişisinin yanında yiğit olup aslan kesileceğini bu yüzden de bir erkeğe karısının yanında ters bir söz söylemenin uygun olmadığını belirtmek istiyor dolaylı olarak. Arşın kapısında Burak olmak demek arşa kadar yükselmek için bir Burak gibi yükseltecek ihlas, aşk, ve amele ihtiyaç olduğunu ima ediyor. Ancak hemen sonra hayalin kulluğa yazılması son mertebe ve hayalin KULLUK  makamı olduğu bildiriliyor ve Burak terk ediliyor.

Kul ahmedin söylenmesi demek bu birçok şeyi aslında hayal ettiği fakat elde edemediği, söylenip durduğu belirtiliyor. Başa gelmedik işleri de başkalarına yaptırdığı belirtiliyor.  Saf bir kul olup ağu içerek arşa çıkmak demek: arşa kadar çıkabilmek için önce temiz kalp gerektiği, sonra ağu içmekten maksat dünyada dert ve sıkıntılara sabrederek şikayet etmeden onları yutmak gerektiği ve bunu isteyerek yapması gerektiği belirtilerek anca böyle olursa kendiliğinden arşda bulacağı söyleniyor.

Böyle olunca  veya olmadan bütün güllerimin olduğu gül bahçem olan gülşenimi Cenab-ı Hakka sunduğunu söyleyerek noktayı koyarak şiir bitiyor.

Bu gülleri Hakka sunma olayı  Peygamber efendimizde de var olup o da kendi yanındaki güllerle çok büyük yazılmış bir Arapça ALLAH yazısını örgü gibi güllerle ördüğünü çıplak ve gündüz gözü ile gördüm desem ne dersiniz… bunları lütfen Riya veya kibir saymayınız da imanımızı artırsın sen söyle dememiz daha iyi uygun olur.  bu anlattığımı açık gözle ilahi huzurda, 2000 yıları idi. sallallahü aleyhi vesellem…

Aynı anda daha sonra yaklaşık 10 türlü arapça yalınkat ALLAH ismi celalleri kademeli olarak bir hafta içinde gösterildi. bu isimlerin sadece 3 veya dört tanesinin yeryüzünde olduğunu gördüm. diğerleri yok. buradan ayrıca camilere yazı yazmam gerektiği mesajını da anladım. 

Bu gördüğüm isimleri zaman zaman ülke alan camiine yazmakla beraber bunun bize hattatlık yapmamız anlamında bir mesajda olduğunu anladım. ve bir hat hocası bulup ders aldım.  

  

 

ahi kul ahmede nasibdir

30 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Ölmeden evvel öldürme beni (Güzelleme)

Kara kaşlarına kurban olduğum

Baharı kış diye giydirme beni

Leblerini açıp durma karşımda

Ölmeden evvel de öldürme beni

 

Kara kaşlarını keman eylersin

Öleyim diye mi sala verirsin

Hayır da var iken şer mi işlersin

Yakılmadan evvel tövbedir beni 

 

Kara yarimi kimler de kararmış

Ak elleri hayru şer de işlermiş

Yagaz  göğnüm bu zalime düşermiş

Babalın alayım bandırma beni

 

Kara kışımı da yaza belledim

Güzel, bahtını da ben mi taşladım

Mayil oldum ha koynunda öleydim

Namazım kılmadan gömdürme beni

 

Kara zülfünü de tel tel sevdiğim

Her biriynen bağla kölen olayım

Sabaha varmaz koynunda öleyim

Hakkını helal et, yakdırma beni

 

Kara biberim de türlü türlüdür

Acem ilinden gelmiş el üstüdür

Ben bu yari nideyim çok nazlıdır

Gerdeğe girmeden bıktırma beni

 

Kara düzenler kurarmış sevdiğim

Düzenin hayır mı şer mi bileyim

Beni kara görüp yerme, akçayım

Akımı kalbimden çözdürme beni

 

Kara bağlar, yari elden uçanlar

Anka olur Kaf’tan alır sadıklar

Saki Hakk’tır rıza içen aşıklar

Arş mıdır çıktığım bildirme beni

 

Kara köle miyim senin emrine

Baha kılsan canım onmaz düşüne

Selam eylen yazıdaki çobana

Sütündeki suya kandırma beni

 

Karayım karaysa mevlam yaratmış

Ela göze kara sürme cefaymış

Ben bu yarin aşığıysam kaçaymış

Bedeli canımlan ödetme beni

 

Kara ahmedim de kuluk edermiş

Bir “güzele” kul olan hay uçarmış

Gözü yaşlı bağrı yanık olaymış

Kullar yahşi iken dertetme beni

 

 

not: Güzelden kasıt Allah’tır.

 

ahi kul ahmede nasib

27 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Levhe yazılan aşk

Hakk fermanı ulaştı kudret elinden

Düştüm dipsiz denize yüzmek zorundan

 

Kadir-i mutlak ferman eyledi ânâ

Elhamdülillah salim çıkardı câna

 

Beş yaşında okudum elif ba’ya er

Altı yaşında şakıdım Yunus derler

 

On yaşımda içtim şarab pir elinden

Mevlana derler aşk-ı canan kulundan

 

On dördümde Hakk’ı sual ettik biraz

Hakikat vücud buldu iman et aymaz

 

Yirmiye erdim ömrüm gitti uçmuşum

Bağrım açtım aklım şaştı düşmüşüm

 

Çok vuruştum nefs ve şeytan hasım dura

Sabır ve rıza er durdum makam ola

 

Yirmibeş tam karışmağa meyil oldu

Meyil kim her yanım aşka zeyil oldu

 

Otuzumda çevrilmedim sağ yanıma

Öz nefse bekçi durdum fakr ve rızana

 

Otuz beşte “bela” diyen ruhlar kelam

Sır şerbetinin sakisi Rasul Selam

 

Kırkta daldım derya ne Rahmete bandım

Cevher-i Marifete ol sırdan erdim

 

Mum gibi eridim pervaneye döndüm

Aklım zayi oldu divaneye şaştım

 

Kırk beşte cehle çiğnetir toprak gibi

“Hu, Hu” aşkına döküldüm yaprak gibi

 

Bin paralık kıymeti bir pula sattım

Anka olup kaf dağına kanat çırptım

 

Ellide paralandı döndü dergaha

Her ne günah var ise şeytandan yana

 

Tövbekar oluptur Hakk’a boyun sundum

Ol günahı sevaba Kerim’i buldum

 

Hakk Rasul’ün vahyi Cebrail oluptur

“Zikr edesin” dedi Rahman, “kul” oluptur

 

Mevlana, Habib-i Neccar ve Hakk Rasul

Elli beşte tamam oldu üç el husul

 

Onca rahmet çoğ idi saldım ümmete

Kim dahi sıkışa koşturdu ahmed’e

 

Şeriat evladır bostan yaptım cevlan

Tarikat âlî oldu gülizar seyran

 

Hakikat anka’dır uçarmış kaf’larda

Marifet eşiğin geçermiş “kul”lar da

 

“Elest” bir şaraptır Mürşidi verirmiş

Kararınca içenler mürşid olurmuş

 

Canla canan bir oldu deyu harında

Aşkımı levhe yazdı “kul” der arşında

 

İmdi ahmed yandıkça can mı canan mı

Bir olmaya vardıkça candan geçen mi

 

Perdeler hicap senin gülün gülşen mi

Gül olmağa kim vardan yoğa göçen mi

 

Çok tamah kılma dünya çeker seni de

Sert düşersin hem cehle yazar teni de

 

ahi kul ahmed senin kararın nedir

Bir kararın yoktur aşkda zarın nedir

 

Ahi ahmed için dışın yanıverdi

Yanmak ne ki saç üstünde pişiverdi

 

not: dün Samsun’a hayırlı işe (Kız istemeğe) giderken ulusoy otobüsünde yazıldı sevgili dostlar. kız çok zorda çok zorda…

ahi kul ahmed

9 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Evvel bahar ermeyince / ben bir şahin olsam / bağlar başı şiirleri…

Evvel bahar ermeyince

 

 

Evvel bahar ermeyince

Kırmızı gül açmaz imiş

Kırmızı gül açmayınca

Gonca diye kokmaz imiş

 

Bahar baçı güller imiş

Gül bahayı aşk eylemiş

Aşkın sazı bülbül ötmüş

Bülbül gülsüz yatmaz imiş

 

Bülbül güle aşık imiş

Aşık ne ki ölür imiş

Ölmeden evvel ölseymiş

İnsan oğlu ölmezmiş

 

Gül bahardan azad imiş

Evvel nazar gonca imiş

Gonca Hakk’ın fehmi imiş

Fehme eren yanmaz imiş

 

Kır çiçekli ala dağlar

Lale sümbül çiğdem eğler

Yazıdaki oğlak söyler

Cana bülbül ayvaz imiş

 

Er baharda bağım gülşen

Gül dedimse kastım aşktan

Bülbül kimmiş benim canan

Canın sunan ölmez imiş

 

*                 *                  *

 

Şahin olsam ne çıkar bundan

 

İlim arzu edenlerindir

Arzu etsem ne çıkar bundan

Alim arzu edenlerdir

Sazı olsam ne çıkar bundan

 

 İlme gönül vermem veremem

 Arzu diye gece ölemem

 Ben bir arzu ile yaşarım

 Canı olsam ne çıkar bundan

 

Mesaj alındı yaşlan beyim

Bilmez kimse hem arzu halim

Sohbetimiz var arzu canın

Canan olsam ne çıkar bundan

 

Bize şahın nazarı gerek

Karga değiliz sekecek

Taksam cırnamı can verilcek

Şahin olsam ne çıkar bundan 

 

 *                   *                     *

 

 Bağlar başı

 

Bağlar başı yeller nazı

Çıka geldi ömrüm varı

Çala dursam ömrür sazı

Gönül çarhı ferman bilmez

 

Bağlar başı candan öte

Canan bekler candan geçe

Vara dursam neyden geçe

Gönül çarhı “ben”den bilmez

  

Bağlar başı sevda baçı

Etse eydür can niyazı

Gönül sazı canan nazı

Gönül çarhı eyvan bilmez

   

Bağlar başı dağlar kaşı

Yollar aşar dağdan âri

Benim yarim kimden eğri

Gönül çarhı zordan bilmez

 

Bağlar başı güller kârı

Aça dursa gonca gülü

Gülüm bilmez canan beni

Gönül çarhı candan bilmez

  

Bağlar başı eller kârı

Koka dursa gülüm zari

Bülbül güle yansa dahi

Gönül çarhı neyden bilmez

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

 

 

 

30 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Ecel oku erdi cana..

Ecel oku erdi cana

Canan yayı gergin dostlar

Gafil oldum kaldım yaya

Canan yayı girgin dostlar

 

Unut Hakk’ı oldur sultan

Eğri doğru vardan yoktan

Emanetti aldı candan

Canan hayyı solgun dostlar

 

 

Can boğaza kement ata

Elif iken ba’ya koşa

Yokuş geldi gevher döke

Canan deyu yoklar dostlar

 

Nazlı nazlı yürür idin

Kamu alem sürür idin

Kara defter yazar idin

Canan yazdı kara dostlar

 

Adın kazırlar defterden

Canın çekerler teninden

Kara düzenler ölümden

Canan der ki canın dostlar

 

Kabir sıka dört bir yandan

Amel getir bana senden

Yoksa yiye çıyan kurttan

Canan sordu kavi dostlar

 

Mü’min kullar hoşluk ile

Cevap vere güller ile

Huri gılman hizmet ede

Canan nuru bize dostlar

 

Münafıklar şaşkın ola

Rabbim kim ki diye haşa

Kulak topuz yiye anda

Canan vurdu çifte dostlar

 

Kafir ise zoka yermiş

Sorgu sual bilmez imiş

İmdat için iman etmiş

Canan bunu neyler dostlar

 

Bağ-ı bahçen viran olur

Beden dahi çeker durur

Cümle dostlar koşar gelir

Canan bolca toprak dostlar

 

Evlat uşak suyun döker

Üç beş adım döner gider

Varsa aşkın gelir söyler

Canan aşkı candan dostlar

 

Gülüm dalında mı kaldı

Elim ah uzandı düştü

Dünya sandım benim oldu

Canan n’ola kaydı dostlar

 

 

Gaflet ile geçti ömür

Namaz niyaz kaldı “devir”

Canım nitsin sorgu ağır

Canan diye imdat dostlar

 

Halik yarattı doğum ölüm

Alnıma çaktı hem mührüm

Hiç bilmedim ne var yarın

Canan dahi heyhat dostlar

 

Ahi ahmed kuldur paşa

Zabah ağşam aşka düşe

Ağlar ise ümmet uça

Canan sırrı ”kul”dur dostlar

 

 

ahi kul ahmede nasib

22 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Can pazarı canan evvel…

Ağlar isem yane yane

Şol gözümü silen kimdir

Bağlar isem kuşak hare

Şol belimi saran kimdir

 *

Ağu içsem dost elinden

Ağıt yaksa yüreğinden

Çeke dursam şol dilinden

Bu derdimi salan kimdir

 *

Güller ağlar nazı içun

Nazlı eyler başım içun

Başım feda Rahim içun

Bu fetayı yapan kimdir

 *

Sağlar yadı çekmez hali

Beyler karı onmaz düşü

Fakir neyler Karun varı

Bu metaı veren kimdir

 *

Çağlar isem coşa coşa

Katrem düşe derya naza

Bağı bostan güle yaza

Bu gülşeni açan kimdir

 *

Eyler isem gülşen yası

Bağı irfan cehlin sazı

Umut olmaz ilmin yüzü

Bu sebebi soran kimdir

 *

Saflar düşer doğru yolda

Ağlar durur gözü yarda

Güle dursun nazlı şurda

Bu niyazı eden kimdir

 *

Benim dosttan dosta koşan

Dost başına “bela” kılan

Ümmet içun sala veren

Bu nidayı salan kimdir

 *

Yaran ile yaran ile

Kul bahasın taat ile

Gül yeşerir toprak ile

Bu safayı süren kimdir

 *

Selam saldım sarı güle

Gül bahası yare çile

Ben yanarım dünü güne

Bu cefayı eden kimdir

 *

Bahar desem yaza çalar

Yaza ersem kışa döner

Mehil vermez ömür biter

Bu zamanı içen kimdir

 *

Ben söylerim Hakk’ı evvel

Aşka düşem vakti evvel

Can pazarı canan evvel

Bu canımı yakan kimdir

 *

Aşkı yakin cevr-u cefa

Yana dursun can-ı vefa

Kim yanmazmış nefsi heva

Bu hevesi eden kimdir

 *

Sen söyle aşk ile daim

Bir eyler şevk ile kaim

Gül pahasın dertle hoşum

Bu bedeli koyan kimdir

 *

Ahi kulsun ahmed ağa

Baş gelmeğe kimse sana

İki gözü çağlar Hakk’a

Bu selleri akan kimdir

*

*

ahi kul ahmede nasib

21 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Vay hele yaman yuyalar..

Şol dünyada ademlere

Gün gele tamam diyeler

Bağu bostan harab ola

Oy gele yaman diyeler

*

Malın mülkün evlad eşin

Taat gayri döner hepsin

Sorgusu kavidir dostun

Bil hele yaman soralar

*

Münker nekir sual eyler

Topuz vurur kulak neyler

Bilmez isen Rabbin kimler

Gel hele yaman vuralar

*

Nefis ile eylen haram

Varı yoğa uçkur tamam

Helal haram dursun ağam

Var hele yaman edeler

*

Günah çeki katır yükü

Bunca bela ahır seki

Tövbe yoksa satır ne ki

Vay hele yaman keseler

*

Yakasız donlar biçeler

Etünden yemler yapalar

Kurtlara bayram sunalar

Uy hele yaman yiyeler

*

Dünya tatlı şeker kaymak

Ölüm uzak  yaşam sıcak

Bağrı açık duşa girmek

Vay hele yaman diyeler

*

Yığdım ettim neslim içun

Sattı beni nefsi uçun

Taat dahi işim içun

Hey hele yaman yazalar

*

Ülkem dedim gazap saçtım

..çilik deyu üstün gördüm

İslam deyu Cuma bildim

Vay hele yaman kızalar

*

Benim param benim malım

Uyku tutmaz Karun benim

Divan dura beş bin kulum

Vay hele yaman yiteler

*

Bağım bahçem gülşen idi

Güller bana sırdaş idi

Gözler dizler çekti şimdi

Vay hele yaman kokalar

*

ahi kul ahmed tozutur

Baş olup adil konuşur

Dost aşkına bin kez ölür

Vay hele yaman yuyalar

*

ahi kul ahmed

17 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Gül Pahası

Ben gül verdim dosta dosta
Gül pahasın aşkla ölçem
Bir gün dahi gonca açsa
Gül pahasın aşkla ölçem

*

Bu gül açsın dosta dosta
Dost pahasın ölçem sıdka
Bir gün dahi olmaz şerre
Şer pahasın kinle ölçem

*

Ben gül olsam dosta dosta
Her gün koksam bahar gelse
Canan benim canım olsa
Can pahasın aşkla ölçem

*

Ben gül versem dosta dosta
Bir gül desem kulun yasta
Akşam zabah ölem hasta
Kul pahasın gülle ölçem

*

Ben el versem dosta dosta
Elim dahi bilmez nokta
Cahil ilmi verdi çoğa
Bil pahasın halle ölçem

*

Ben el alsam dosttan dosttan
Neler etsem neler Hakk’tan
Kime yazsam ebced kaştan
Yaz pahasın ba’dan ölçem

*

Ben dal olsam dosta dosta
Dalımdaki çiçek dosta
Dosttan dosta sırlar başka
Sır pahasın kalple ölçem

*

Ben nur olsam dosta dosta
Hak vermişse cümle halka
Aydınlandı ümmet sefa
Nur pahasın gözle ölçem

*

Ahi ahmed dosta dosta
Kulluk eder beşe ona
Sırtındaki aba kaça
Kul pahasın çulla ölçem

*

ahi kul ahmede nasib

8 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Yeller dahi bilmez beni (Bütün TEVHİD -ve Kerbela- şehitlerine ithaf edilmiştir)

Ben dost ile dost olmuşam
Eller bir dost bilmez beni
Cahiller horlar nideyim
Yaban dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost kalayım
Cananla aşka düşeyim
Can yite harda olayım
Ölüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost demişem
Dost için şerre gülmüşem
Güller içinde elmisem
Gülüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost gezmişem
Her bir dosta yol vermişem
Çıblak düşmüş kul varmışam
Kulum dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dost ararım
Dost başına kul sayarım
Bir ömüre er düşerim
Adım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ney çalarım
Gün geçmez ki hoş nizaım
Söz olursa bir behlülüm
Harun dahi bilmez beni

*

Ben dost ile hoş olayım
Bağu bahçem güz çalayım
Bir gönüle yar olayım
Yaran dahi bilmez beni

*

Ben dost ile gül dikerim
Güle gülşen toprak benim
Bahar gelmiş kırlar benim
Sümbül dahi bilmez beni

*

Ben dost ile meşk ederim
Can evimi köşk döşerim
Cananımı şen göreyim
Canım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile cümbüş etsem
Bir aşk ile yana dursam
Seherlerde dua etsem
Rabbim dahi bilmez beni

*

Ben dost ile bağlar bozsam
Bağı bostan güze çalsam
Gönül aşka paha biçsem
Maşuk dahi bilmez beni

*

Ben dost ile pazar ettim
Aşk pahasın canla ölçtüm
Canı canla harda yaktım
Canan dahi bilmez beni

*

Ben dost ile kahve içsem
Kahve ne ki sohbet kılsam
Dosttan şerri sıdka yazsam
Sadık dahi bilmez beni

*

Ben dost ile çalsam sazı
Dağlar söyler zikrin kaşı
Kullar uyur seher nazı
Yeller dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ağlar olsam
Tac-u tahtı atıp gitsem
Fizandaki kulu olsam
Rahman dahi bilmez beni

*

Ben dost ile güller eksem
Yar aşkına toprak olsam
Yağan yağmur canan desem
Güller dahi bilmez beni

*

Ben dost ile dosta koştum
Aklı koyup arşa çıktım
Kalpten kalbe sırra erdim
Erler dahi bilmez beni

*

Ben dost ile illet bozdum
Gömlek deyu cübbe saldım
Döne döne bi hal oldum
Vedüd dahi bilmez beni

*
Ben dost ile fer alırken
Zarda kalmışım ziyadan
Nuru yok asude mülkün
Çırak dahi bilmez beni

*

Ben dost ile hu hu çekip
Şek ile dergah dolaşıp
Ümidim hafay-ı mihrab
Destur dahi bilmez beni

*

Ben dost ile tarik olsam
Er yok eren yok post sorsam
Baktım ki sır evliyadan
Cahil dahi bilmez beni

*

Ben dost ile nefes bulsam
Şarkı asude bağlasam
Son tecelli ah neylerim
Sazım dahi bilmez beni

*

Ben dost ile sefer kılsam
Son yolcuyum Kerbeladan
Köhne kitap kandil olsam
Gözüm dahi bilmez beni

*

Ben dost ile iksir içsem
Ali doldurup sır ilham
Uşşak yoğrulmuş Kerbela
Makam dahi bilmez beni

*

Ben dost ile cana düşsem
Canlar canı kime koşsam
Hangisi Hüseyin bilsem
Ağlar dahi bilmez beni

*

Ben dost ile canım versem
Cananımı canda görsem
Ben bir Ali eri olsam
Hasan dahi bilmez beni

*

Ben dost ile kılıç çalsam
Pazum dahi Ali olsam
İman yoksa rezil olsam
Elim dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ilim yapsam
İlmin şehri Ali bilsem
Kanım ile tevhid yazsam
Yamak dahi bilmez beni

*

Ben dost ile ahi olsam
Ahmed kula yama kılsam
Çevir çevir yana dursam
Aşık dahi bilmez beni

*

Not: Bu şiir gariplik duygusu ile başlamış, iki gün parça parça yazılmış, son bölümde ise Kerbela şehitleri ile binlerce müslümanın öldüğü milyonlarca başka başka tevhid şehitleri anısına son bölüm ilave edilmiştir. umarım güzel dua olarak takdiri ilahiye mazhar olur, sizlerin de seveceğini umuyorum sevgili okurlarım. Allaha emanet olunuz efendim.

*

ahi kul ahmed

5 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Şu düzen heç bozulmaz mı?

Men aşığam giyem libas
Söküğüm heç dikilmez mi?
Men kaşıyam güzel elmas
Sevdiğim heç sarılmaz mı?

*

Yaş ellibeş gözler çıra
Sevilmez mi beller ince
Bu kaçınca yar olsa da
Gördüğüm heç öpülmez mi?

*

Bülbül gül dalında gerek
Derviş elin asa gerek
Tur dağında Musa gerek
Vardığın heç konuşmaz mı?

*

Güzel sever isen benli
Sözü tatlı şeker dilli
Gözler süze yalnız beni
Şu güzel heç çekilmez mi?

*

Sözün kaba gönlüm ince
Örter külü kusuruma
Alem şaşar kul ahmede
Şu gazel heç yazılmaz mı?

*

Libasıma aşk iğnesi
Dikemedim gel uğrusu
Gönüldür Hakk’ın yapısı
Bu dikiş heç sökülmez mi?

*

Bahçem bağ idi baharda
Gonca güllerim seherde
Bülbülüm kırk türküm güle
Şu beste heç yapılmaz mı?

*

Zaman döndü gitti bahar
Kışa vardı nev-i bahar
Gül kurudu bülbül susar
Şu kışa heç kızılmaz mı?

*

Bahar biterde yaz olur
Yaz gider donar kış gelir
Ardı sıra nöbet alır
Şu düzen heç bozulmaz mı?

*

Ömürde bahar bir yaz bir
Kırk bahar olsaydı aşk bir
Seven sevilen söyleşir
Şu arzu heç şevk bulmaz mı?

*

Görmeden sevilir güzel
Aşk bağına düşen gazel
İbrişim sardığım güzel
Şu pulat heç bükülmez mi?

*

Kul ahmedin gözü yaşlı
Kaç yaşadı yazlı kışlı
Toprak sandı bağrı taşlı
Şu adem heç ölümsüz mü?

*

ahi kul ahmede nasib

23 Kasım 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç