Yoktan yane..

Sen yarattın kamu alem

Bilmeyedir varın içun

Aşk ateşi sarmış diyem

Yandığımı bilmek içun

 

Suret verdin ol’dur canı

İman ile sardın anı

Bizimledir Kur’an kânı

Dediğini yazmak içun

 

Taat kıla arif kişi

Kabul ola canın kuşu

Yazlı kışlı aşkın beşi

Didarını görmek içun

 

Seni bilmez cahil kişi

İblis dostu olmuş işi

Tuta durur etek ucu

Şeytanına kulluk içun

 

Dost elinden uça dursam

Sabır çeki dava kılsam

Varı yoğa nice versem

Nefs kal’asın yıkmak içun

 

Gele dursam Hakk’tan yane

Hakk’ın sazı yoktan yane

Ömür varken önden sona

Gafletimi aşmak içun

 

Aşktan yana sefa dedim

Gönül gözü cefa buldum

Reva eyler yana canım

Aşıkları bilmek içun

 

Aşkı bilmez ahmak kişi

Candan olmaz heç bir işi

Muhanetin görmez gözü

Aptalları ayruk içun

 

Sevdim seni gönül dağı

Aşkı yazdım Halil bağı

Gelen giden can otağı

Cananları ayruk içun

 

Yar eyledim yar eyledim

Senden ayrı dost peyledim

Emaneti huş eyledim

Günahları sevap içun

 

Bilmez idik Hakk’tan fehim

Zikir ile didar işim

Zelil olup Allah yarim

Canı feda etmek içun

 

Saf bir kalple yandım melül

Baha ister gayret delil

Ben’i yiten olmaz zelil

Allah’ında yokluk içun

 

Dertsiz aşık yakın düşmez

Hakk’ı yaran levhe yazmaz

Gönül gözü açan bilmez

Bildiğini nisyan içun

 

Hakikat sözleri bilmek

Aşkla yanıp canın satmak

Aramak ne kendi yazmak

Aşığını bilmek içun

 

Sırrından perdeler açıp

Zorluk, cefa ve horlatıp

Hem canı dara düşürüp

Derslerini vermek içun

 

Aklı sildim gömlek giydim

La mekanda Mecnun oldum

Nazlar mahı Leyla yazdım

Arşu âlâ şenlik içun

 

Kelamla yakar her seher

Mahbubuna cemal yazar

Gayrin geçtim zatın nazar

Yekliğini bilmek içun

 

Cemal cefa, yazar yoğa

Mahşerde yakışır kula

Aşık deyu yaratıla

Talipleri yazmak içun

 

Kul olanı bezer nura

Adıyla yar yazar aşka

Kuldan canan ümmet kaşa

Bazarını kurmak içun

 

Cefa ile cemal yaza

Celal yakar komaz sefa

Yada yaşlar salar vefa

Sevdiğini yahşi içun

 

Ümitten korkuya mihrab

Delilin vardan yoğa ab

Altundan gümüş ne hisab

Hatırını saymak içun

 

Bir kamilde toprak olam

Aşk yoluna candan geçem

Dermanını dertten bilem

Yandığıma duman içun

 

Manası Hakk’tan, kelam kuldan

Ölenler bela var dosttan

Hakk’ın sazı feta haydan

Hallerimi eman içun

 

Kul olan tevhidle uça

Burak ilen arşa çıka

Alemleri Hakk’tan göre

Ümmete de dönmek içun

 

Birdir arş’da Yusuf nebi

Züleyha bilmez kim dahi

Gömlek yırtmış döşten âri

Sadıkları ölçmek içun

 

Sen bir züleyha bul cemal

Kaçmayam ben ahı cemal

Ahi ahmed saki cemal

Kulluğumu sıga içun

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur…

21 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Yiğit mahsun güzel mahsun (Koşma)

Felek vermezsin dengimi dengime

Güzeller mahsun var git yiğit mahsun

Kader düşürür güzeli kötüye

Güzeller mahsun var git yiğit mahsun

 

Yolum çavarmış yüğsekten engine

Cana yakarmış yürekten ingiye

Seni yazarmış aşıktan densize

Yürekler mahsun var git canlar mahsun

 

Allar giyermiş kastın bana mı?

Dallar ağarmış baştan başa mı?

Güller güzlemiş halden hale mi?

Bülbüller mahsun var git dallar mahsun

 

Gönül sarayı canan elindeymiş

Canla canan harda bir yolundaymış

Cahille ahmak ola zenaatmış

Cananlar mahsun var git saray mahsun

 

Al yeşil fistanlar sendedir sende

Tac eyler gülleri nicedir elde

Gör aşkı şöyle bir gözdedir gözde

Aşıklar mahsun var git gözler mahsun

 

Dağlar aşam yaylalara baharın

Güzel saram gönüllere sevabın

Ha bir eksik ha bir fazla yaranın

Yaylalar mahsun var git dağlar mahsun

 

Gönül ister hem konayım güllere

Ardı sıra sara duram bellere

Sordum idi şu feleği yollara

Gelenler mahsun var git giden mahsun

 

Yollar uzun uzar gider dalolur

Güller açar bağı bahçe yarolur

Garip gelen garip gider elolur

Eylerim mahsun var git eyler mahsun

 

Ağalar beyler muradım yardedir

Onca millet peşim sıra yoldadır

İflah olmaz yarelerim kalptedir

Yareler mahsun var git eller mahsun

 

Çadırlar baş eğer başa başeyler

Canlar döşüne söylermiş nazeyler

Garip kullar selamı bir sıreyler

Çadırlar mahsun var git döşler mahsun

 

Gam çekme gam çekme divane gönül

Bunlar da geçer Hakk’ın yeri gönül

Ümitsiz olma elden gelen gönül

Gülenler mahsun var git gönül mahsun

 

Şu kara kaşlara versem varımı

Nice yiğitler cenk eder bendimi

Kimse bilmez közdeki aşkımı

Yiğitler mahsun var git aşık mahsun

 

Aşık kul ahmed de döner dövünür

Güzeller için yandıkça yeldirir

Bir garip ölmüş kimsesi oldurur

Güzeller mahsun var git ahmed mahsun

 

 

aşık hattat ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur..

11 Ekim 2012
Okunma
bosluk

Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’a ağıt

Neşetim Neşetim aslan Neşetim oy..

Kara topraklara düştü Neşetim oy oy..

Bu dünya dost olmaz şu eyilere oy

Yare gönüllere düştü Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Gardaşım oy oy

 

Bahar olur yazı gelir kışlanır oy

Ömür yaşar zaman gelir eyleşir oy oy

Gönül sever kulluk eder yükselir oy

Nice gönüllere erdi Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Sırdaşım oy oy

 

Türkülerin dili sustu neyleyim oy

Bülbül garip güller solgun son sözüm oy oy

Bozkırın Tezenesi çalar gönlüm oy

Dar-ı kararına vardı Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Ağıtım oy oy

 

Abdallar içinde sen misin yanan oy

Hakka ruz eyleyip kendinden geçen oy oy

Bahçelerde bağlarda gönül çalan oy

Yar-i toprağına indi Neşetim oy oy

  

Neşetim oy oy

Belalım oy oy

 

Muharrem Ustanın sazından ağzı oy

Hem dahi alırmış aşkı çerağı oy oy

Kullar içinde yaşarmış takvayı oy

Gönüllere aşkı ektin Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Sevabım oy oy

 

Sana hazine dediler yaşarken oy

Gurbanım zahide yetim kalırken oy oy

Gönül dağı kalpten kalbe geçerken oy

Kara topraklara kandı Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Sebebim oy oy

 

Türküyü kulaktan kalbe indirdin oy

Göğnüm hep seni arıyor dedirdin oy oy

Neredesin neredesin eyleştin oy

Gariplere el attın sen Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Hemşehrim oy oy

 

Sen çaldıkça eller bilmedi kadrin oy

Ankara’dan Almanya’yı yol ettin oy oy

Garip bülbül öter oldu makamın oy

Sinelere sırrı açtın Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Yoldaşım oy oy

 

Acem kızı nen olurdu gülleri oy

Ahu gözlerde aradın aşkını oy oy

Leyla mı sardın mecnunun yorgunu oy 

Babadan geçmek olur mu Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Nazarım oy oy

 

Kaç yıl yaşadın hele yazlı kışlı oy

Nice dertler çektin sinende gizli oy oy

Baha kıldın “kalsa nefesten ayrı” oy

Dar-ı emanına koştun Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Yanarım oy oy

 

Dediler bugün bir adam öldü oy

Adam kim milyonlar başına ağdı oy oy

Türküler gönüllerde yetim kaldı oy

Arşu âladan duyur sen Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Güllerim oy oy

 

Kırşehir’den çıkarmış bu yiğitler oy

Bağrına dönermiş ömrü yitikler oy oy

Bu kaçıncı düzdüğüm ağıtlar oy

Avşarın döküldüğü yurt Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Hazanım oy oy

 

Şirin ettin Kırşehir’in tadını oy

Deldin bir haberle kara bağrını oy oy

Sensiz tadı yok sineler aşkını oy

Gönüllerdir tahtın şirin Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Yitirdim oy oy

 

Baş sağolsun baştanbaşa yol olsun oy

Türkülerde cansın canın sağolsun hey hey

Bir kelamlık saltanatın yürüsün hay hay

Gönüller turabın yazdım Neşetim hey hey

 

Neşetim oy oy

Niyazım oy oy

 

Neşet ölür kalan sağlar bizimdir oy

Namı yürür kalan canlar şirindir oy oy

Bu kaderi taşa çalsam yeridir oy

Bin bir gülle Hakk’a koştun Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Yanarım oy oy

 

Aşık kul Ahmet de yanar yakılır oy

Bir Neşet uğruna ağıt döşenir oy oy

Cümle kullar ile kalbi yanaşır oy

Kalpden kalbe yol eyledin Neşetim oy oy

 

Neşetim oy oy

Gurbanım oy oy

 

 

 

Bu ağıt, Neşet Ertaş’ın cenazesine Ankara’dan Kırşehir’e giderken otobüste yazıldı ve Kırşehire gelen gelmeyen yüzlerce kişiye dağıtıldı tarafımızdan..

Neşet hemşerimle bundan yaklaşık 10 sene önce kırşehirde stadyumda konser vermeden önce bir söyleşi yapmıştım. Orada kendi aşireti olan Avşar aşiretine çok bağlı olarak gördüm. Şiirlerinde  Ancak insani bir yol izledi. Bunda onun aşiretinin aşağılanmasının da etkisi var denilebilir. İnsanlıktan bu kadar bahsetmesinin nedeni bu olsa gerek.

İkinci olarak Kırşehir’i de öne çıkardı denilebilir. Şirin kırşehir ismi onun eseridir ve bu bir milliyetçiliktir denilebilir. Ancak zamanla insani tavır ve söylemler yerellikten çıktı ve topluma mal oldu.

Buna rağmen Hakk’ın sazından da çaldığı oldu.  Derin anlamlı ifadeler inançlı kesimden de taraftar buldu denilebilir. Halk kendini neşette bulunca onu kendisi için sevdi.

Babası Muharrem Ertaş ile 15 yaşımda karşılaştım. Bir düğün için usta aramaya bağbaşı mahallesine gitmiştik. Bir eve girince bana büyüklerim sen bu odada otur biraz dediler ve onlar usta aramaya gittiler. Oturduğum evde karşımda sedirde bir adam bağdaş kurmuş oturuyordu. hiç konuşmadan o bana baktı ben ona baktım durdum. Tam yarım saat. Fakat adamdan öyle bir rahmet akıyordu ki anlatamam. Benim 10 yaşımda keşfim mevlanadan aşk şarabı içerek açılmıştı. Ben Muharrem ustanın rahmani tarafını görüyorken herhalde o da bendekini  görüyordu. Derken


 

aşık hattat ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur..

26 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Yayla güzeli (Koşma)

Yüce dağ başında yiğitler gezer

Gölleri serindir ördekler yüzer

Yaylanın güzeli çadırda süzer

Dilleri tadlıdır balaban arar

 

Seherlerde açılan üçgül müsün

Başına takıştırmış sultan mısın

Cenneti âlânın balından mısın

Boyları selvidir dengini arar

 

Burcu burcu kokan yeller sararmış

Bülbülü güle verdim aşk bazarmış

Halimi Bey’e sundum söz ağarmış

Bey’leri yamandır ferhatı arar

 

Karadır kaşlar sürmeyi neyler

Bahadır canlar cananı bekler

Ben bu yar ile de öldüğüm demler

Ölmeyi dileyen leylayı arar

 

Poşuyu yüzüne çekmiş yürümüş

Salınır da yiğitleri sürürmüş

Ak göğüsler düğmeleri koparmış

Memeler domurdur sıkanı arar

 

Kara gözlüm bağlarını çözmeden

İnci mercan dişler ile gülmeden

Bahar diye kışa yorgan atmadan

Yaylası  yüksektir çeviği arar

 

Ha bin yaşadım ha bir gün hepsi bir

Kaç güzel sevdi isem ömürden yir

Al birin çal ötekine yarımdır

Güzeller ömrünü vereni arar

 

Ben yarimi saramadım belinden

İncinirmiş soyamadım teninden

Güzelleri yatırmalı solundan

Yiğitler koluna yatanı arar

 

Bahçalarda pazı olur yeşilden

Deremedim güllerini  dikenden

Ben yarimi seçemedim güzelden

Güzeller cefayı çekeni arar

 

Ne yaşadın yaran ile ömürden

Acı tatlı yediğinden elinden

Cefa çeker bir zalımın nazından

Zalimler aşkına kulları arar

 

Bahar bitti yazı bitti kış gele

Akıbeti hayra varmaz bak hele

Nice güzel sevdim  ardı  mezere

Azrail vaktine ereni arar

 

Ahi kul ahmedim yoktur zararım

Kaç güzele yandım ise bizarım

Hakk yoluna varsın cümle bazarım

Aşıklar  dönerde Allah’ı arar

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

6 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzele verdik gidiyor…(Koşma)

Ben yarimden ayrı düştüm düşeli

Her anım bin yıla döndü gidiyor

Yine azab oldu ömrü sürmeli

Gönlüm cefalara düştü gidiyor

 

Belli olmuş bağlarının boranı

Çözülmüyor dağlarının kemanı

Onbeş oldu soframızın horanı

Rızkımız mevlaya kaldı gidiyor

 

Her geçen günde artıyor vebalım

Bağı bahçe viran oldu bazarım

Az yaşa çok yaşa sonu babalım

Ömrümüz kazaya kaldı gidiyor

 

Gide gide yollar yokuşa vardı

Uzak oldu dostlar canıma yetti

Ciğerim yandı da yar köz köz oldu

Salahım duaya kaldı gidiyor

 

Divane olmuşum niyazım yeter

Gam alır gam satar bizarım yeter

Zalım felek kıyamette de naçar

Ahiret kaderi yazdı gidiyor

 

Nazar kılam sen yar ile yarana

Baha eyleyem gel canı canana

Ahdim kavi yaz ol cümle cihana

Aşkımı canana verdik gidiyor

 

Kömür gözlüm de ahdimi alırım

Almaz isem çekerekten ölürüm

Güzeller içinde seni bilirim

Ahdimi güzele verdik gidiyor

 

Ferhat ile dağları deliversem

İmanla azraile canı versem

Güllerle  Muhammed’e koşuversem

Cenneti rızaya saydık gidiyor

 

Allar ile donatsalar donumu

Hakk’a doğru çevirseler yönümü

Yeyip içsem hatırlamam ölümü

Dünyayı şeytana verdik gidiyor

 

Selvi boyla endam akıl ziyanı

İnce belde zülüflerin turası

Neresidir güzellerin yaylası

Aklımı  güzele sardık gidiyor

 

Güzel altın tas içinde bal mısın

Onca çiçeklerden çavan dal mısın

Cenneti aladan kokan hur’misin

Güzeli bal ile ölçtük gidiyor

 

Gel beni düşürme mihnete derde

Aşka düşenim canana kul nerde?

Yiğit olan yiğit canı bazarda

Yiğidi can ile ölçtük gidiyor

 

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri

Yarden ari çav da gel al şalları  

Sordum bize varmaz  imiş yolları

Yarimi yabana saydık gidiyor

 

Ak göğsünde yar memeler görünsün

Siyah zülfün tel tel olsun örülsün

Bilmem namahremsin bilmem canımsın

Bahayı kitaba saydık gidiyor

 

Leylağa karıştı çemenler dağlar

Suyundan içermiş güzeller beyler

Ben sıdkımı bozmam da sunam  ağlar

Ağıtı sunaya verdik gidiyor

 

Ahi kul ahmedim yönün çevrilsin

Aşk bazarında kim canın yeldirsin

Ha yaşadın ha öldün şu şarabsın

Kitab-ı aşkı içtik de gidiyor

 

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

5 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Ela gözlerin aşkı (Koşma) (Asker ve yavuklusu)

Ela gözlerine kurban olduğum

Sana tenhada bir sözüm var benim

Zülfü siyahına gönül koyduğum

Can-ı cananına nazım var benim

 

Ak ellere al kınalar yakışır

Ela göze siyah sürme çakışır

Benim yarim yadellerde oturur

Hal-i melaline yazım var benim

 

Yiğit olan yiğit sırrın bildirmez

Arsız ile yolsuz ile oturmaz

Benim yarim kemler ile konuşmaz

Ah-ı divanına sözüm var benim

 

Ela gözler sürmesini  çekermiş

Kaşı keman bohçasını açarmış

Benim yarim elde kılıç çalarmış 

Dar-ı mihnetine lalim var benim

 

Güzeller ağır olur akçe çeker

Zülüfler zalım olur ökçe yeter

Benim yarim has bahçede gül derer

Aşk-ı meramına yelim var benim

 

Altın kemer ince beli sıkarmış

Boylarından güzel çirkin kadermiş

Benim yarim yaylalarda boyatmış

Aşk-ı hüsranına zorum var benim

 

Mecnun muyum deli miyim gezerim

Öksüz müyüm garib miyim düşerim

Benim yarim sallanır da  cerenim

Aşk-ı fakirine sıdkım var benim

 

Geyme dedim giydin allar hareler

El ne bilsin gönlündeki yareler

Benim yarim manilerle celbeder

Şah-ı devranına ömrüm var benim

 

Cemalin hayalimden gitmez oldu

Ağlayıp gözyaşım dinmez oldu

Benim yarim  yazgılarda  yadoldu

Hakk-ı levhine nizaım var benim

 

Söyleyim ben sana sözün doğrusu

Seni saran ölmez işin doğrusu

Benim yarim gökte cennet hurisi

Dar-ı emanına kastım var benim

 

Yanarım ateşim yarimden gelse

Hakk emreylese kül olsa nic’olsa

Benim yarim yaren diye del’olsa

Gül-i gülşenine canım var benim

 

Mustafam da mustafam mustafam

Görev eyler can yoluna kunduram

Benim yarim taburunda zor yazam

Hal-i eyyamına emrim var benim 

 

Asker oldum Malatya’nın şavkına

Yarden uzak salavatın şevkine

Benim yarim ağıtlarda engine

Yar-i salahına yazgım var benim

 

Ahi ahmed yanar imiş gidene

Arkasından ağıt düzüp yanana

Benim yarim mani söyler canana

Din-i imanına ahdim var benim

 

Ahi kul ahmed de candan olurmuş

Can ile canan harda bir olurmuş

Benim yarim canı canla bezermiş

Aşk-ı bazarına malım var benim

 

 

 

(Askere Malatyaya giden Mustafa’nın sevdiğine yazdığı olarak kaleme aldığımız şiirdir,

sevdiği kız ela gözlüdür ve yarini savuştururken çok ağlamıştır.

cümle Ümmeti Muhammed’in çocuğu sağ salim gelsin inşaallah)

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

4 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Güzel aşkın elinden (Koşma)

Kara gözlerine kurban olduğum

Yeldirme beni gel aşkın elinden

Siyah zülfünü de boydan ölçtüğüm

Öldürme beni gel aşkın yelinden

 

Baha kıl sen canımı aşk yoluna

Nice dosttan çevrilem hay demine

Canı serpuş eyledim aşk iline

Soldurma beni gel elin sözünden

 

Ala gözler siyah sürmeyi neyler

Ak ellere al kınalar  gül eyler

Dost elinden bir nazarlık kul eyler

Aldırma beni gel elin kahrından

 

Ala gözlere siyah kaşlar düşer

Yaylanın karı döşüne yol eyler

Sana yanmış koç yiğitler zor beyler

Yeldirme beni gel senin aşkından

 

Yiğit olam nice sırlar taşıyam

Sala verem şerli huylar paylayam

Elden ari kime derdim söyleyem

Bildirme beni gel gülün halinden

 

Düğün olur körpe kızlar baş gelir

Memeleri domur domur ter olur

Bir kıza da onbeş civan del’olur

Darıltma beni gel memen ucundan

 

Zülfünün teline kimleri astın

Beş bini saydılar bir ben mi kastın

Güzeller içinde sen misin algın

Yollama beni gel elin zorundan

 

Senin ilen yiyip içip bakışsam

El atıp da düğmelerin koparsam

Canı cana katıversem  bir olsam

Nazlanma beni gel canın özünden

 

İnce bellerini güzel sararım

Gece gündüz sevdalara yelerim

Eller bilmez memelerin sıkarım

Soğutma beni gel yarim koynundan

 

Yarim, hatırın hoş, birin bin olsun

Senden âlâsı bulunmaz kül olsun

Ahdinde durmayan yar el olsun

Soldurma beni gel gülüm eşkinden

 

Ela gözlü yar gel yandırma beni

Baharımı kışa döndürme beni

Ahdim kavi yazdım çözdürme beni

Çıkarma beni gel gönül  bağından

 

Yar doğru mudur, yolların sulaklı

Onca güzel arasında ulaklı

Halden bilenlere kurban olak mı?

Seyirtme beni gel zalim peşinden

 

Ahi kul ahmed yolun aşka varsın

Aşk ile yoğrul canın yana dursun

El olma sen gül iken canan bilsin

Canla canan harda aşkın elinden

 

 

hattat aşık ahi kul ahmede nasibdir

1 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Kitab-ı aşk – 2

Ey gönüller dostu aşkım, Yandım sana bi hoş gelir

Senin aşkından yüreğim, Taştı bana bi hoş gelir

 

Aşk od’na yansam ne hoş, Ağlamaktan oldum serhoş

Aşksız gönül katı berduş, Yürek bana bi hoş gelir

 

Aşk od’na yansam gerek, Güldüğüme ağıt düşek

Bir gönüldür can verek, Kafirlere nahoş gelir

 

Ben söylerem Hakk’tan yane, Cihanı tuttu avaze

Kim gördüğümden azade, Her birinden bir taş gelir

 

Var nice taşlar atılaydı, Taşlara başlar tutulaydı

Dost ilinde bilineydi, Sevdiğime  bir hoş gelir

 

Kimmiş bizi aşık bilen, Sevdiğimiz Hakk’ı beyan

Vay şu aşkı inkar eden, Gözü kaşı bi hoş gelir

 

Niceleri var ki bilmez, Talih zebun eyler gülmez

Aşk elinde yavaş olmaz, Yazı kışı bi hoş gelir

 

Saf gönüller ele kanmaz, Yolunda yokuşta durmaz

Hakk’ı sevenler bilinmez, Kamu alem gardaş gelir

 

Ahi ahmed bil kendini, Dosta açıp şol gönlünü

Hangi telden çalsan sazı, Ol sultana yahşi gelir

 

 aşkın kudreti

 

İşidin ey yaranlar, Kıymetli güzeldir aşk

Verilmez hiç cahiller, Hürmetli güzeldir aşk

 

Hem vefadır hem cefa, Can uçurur canana

Muhammeddir Mustafa, Sevmeli güzeldir aşk

 

Dağa düşer yel eyler, Yaylalara gül eyler

Sultanları kul eyler, Cüretli güzeldir aşk

 

Kim ki aşka vuruldu, Yoktur cihan kaygusu

Aşk iledir bilgisi, Edepli güzeldir aşk

 

Denizleri kaynatır, Rüzgar olur söyletir

Mahbup olur çığırır, Kudretli güzeldir aşk

 

Akılları şaşırtır, Belalara düşürür

Yalnız benim dedirtir, Makamlı güzeldir aşk

 

Ahi ahmed neyleye, Didarını boylaya

Ol muhabbet toylaya, cihanı dönderir aşk

 

 

 

aşık ahi hattat kul ahmete nasibdir

29 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Kitab-ı aşk – 1

Aşk

 

Türlü cevr-u cefanın, namına aşk demişler

Bu cefayı ol süren, dosta gönül ekmişler

 

Aşk urur onca bela, çevirir nice hale

Dost elinden pervane, hay melamet etmişler

 

Her kim ki aşka düştü, her dem kaynadı taştı

Ol dirlik serencamı, her tarafın urmuşlar

 

Her kim aşka can ise, evvelde yazgı ise

Aşka hem yaran ise, can od’u pek urmuşlar

 

Ahi ahmedin canı, başında aşk çeraı

Her kim aşkı inkarı, bu meradan sürmüşler

 

aşk

 

İşidin ey yarenler, aşk bir güzele benzer

Aşkı olmayan kişi, yüreği taşa benzer

 

Taş yürekte ne biter, gülden ari dert biter

Nice tatlı söz söyler, manisi ağuya benzer

 

Aşk ile gönül yanar, yandıkça muma döner

Taş gönüller kararır, hayratı şerre benzer

 

Kim sultanın kapısı, aşk iledir kerpici

Aşık tutar yapısı, yaldız paşaya benzer

 

Endişeden âri ol, selam üzre halim ol

Aşk ile yan ahi ol, postu dervişe benzer

 

Aşık

 

Bana can sensin canım, sensiz kararım yoktur

Arşda sen olmaz isen, bil ki nazarım  yoktur

 

Her daim seni gözler, sözümle seni söyler

Gel gör ki senden ayrı, özde bazarım yoktur

 

Çün ben benden geçmişim, benden sana uçmuşum

Gayri ne halde  isem, bir an kararım yoktur

 

Eğer beni yakarsan, yetmiş kez öldürürsen

Yine dönerim sana,  zira hiç arım yoktur

 

Aşık canına kim dost, canı birdir maşukla

Türlü türlü hali var, gayri meramım yoktur

 

Canu gönül akıldan, ne ayrı ne mülkü var

Her yufkada eli var, aşkda dermanım yoktur

 

Bu dirliği seversen, aşk eteğini tutasın

Aşk ile ol nesneye, gayri zevalim yoktur

 

Aşıklara bu suret, yüzbin gömlek içeru

Nicedir rüzgar esmez, hüsran zamanım yoktur

 

Ahmed dahi aşığın, göster didarın ona

Cananım dahi sensin, közde şikarım yoktur

 

aşık

 

Aşk ile postum lal oldu, görünmeye bir hal oldu

Saralı bir can eyledi, ele berhudar söyledi

 

Hakk Teala dostlar yazar, birliğine şahit kılar

Nice giriftar kılar da, ele dünyayı peyledi

 

Arifleri sorgu etmez, aşıklara huri vermez

Bir dem kendin unutturmaz, ele şeytanı peyledi

 

Selam eyler selam eyler, selamdan gönüller peyler

Bir nice aşıklar ağlar, ele benliği peyledi

 

Var iken yok musun harda, bulunmaz bahası canda

Ayrılık olduğu yerde, ele nizaı peyledi

 

Nefsin kal’asın yıkalım, tarikattan yol bulalım

Er eteğini tutalım, ele şeriat peyledi

 

Er ile çıktık yola kim, bulunmaz baha sunalım

Hakikatle hay olalım, ele tarikat peyledi

 

Nişanı aşktan esirdi, bu canı yoktan var itti

Yüz bin marifet sanatım, ele hakikat peyledi

 

Marifeti şeriatın, dini aşkın yoluna mı

Aşığı nice ettin sen, bene Mansur’u peyledi

 

Gel gör ki hiç değişmiyor, softaların iktidarı

Aşk eyledim marifetle, ele şeriat peyledi

 

Şükür ki Allah’ın şanı, aşktan yanadır kılıcı

Ölmez aşk yakmaz aşıklar, bize ahiret peyledi

 

 Aşkın demi

 

Aşık gönlünü açar, cananını eyletir

Aşksız olan neylesin, şeriatı peyletir

 

Aşıkın canı aşkdur, aşkla yanar eğlenir

Aşığın verdiği can,  çün aşksızı horlatır

 

Kimi mal mülkü sever, kadınla döner dünya 

Aşığa mal yoktandır, yoktan olalı giyer

 

Aşık dünyayı neyler, akıbeti terk eyler

Aşk eteğin tutmuştur, kim ölürse yanar gider

 

Ezeliden bir kadeh, sundu bana cananım

İçeliden beri ah, kim içmezse hoyrat gider

 

Ahi ahmed nişanın, aşktan esirdi canın

İçtikçe her dem halin, aşktan yanalı gider

 

 

Mansur:şamda “ben allah’ım” dediği için idam edilen kişi

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

 

25 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Elhamdülillah..

Kuru idik yaş olduk

Kanatlandık kuş olduk

Birbirimize eş olduk

Uçtuk elhamdülillah

 

Vardığımız illere

Şol sefa gönüllere

Muhammedî sünnete

Saçtık elhamdülillah

 

Ayak idik baş olduk

Can idik canan olduk

Kefi ile nun bildik

Ol’duk elhamdülillah

 

Dertliyken derman bulduk

Hastayken şifa bulduk 

Ağlarken yahşi olduk

Olduk elhamdülillah

 

Ömür sürdüm illere

Var nice gönüllere

Ahiri hurilere

Vardık elhamdülillah

 

İkra dedim halime

Şol bahçemiz güllere

Bu aşkı nesillere

Verek elhamdülillah

 

Cahil idik yıkandık

Alemlerle horlandık

Cehli arif eyledik

Olduk elhamdülillah

 

İman ile şeriat

Bir dost ile tarikat

Hepisinden hakikat

Mar’fet elhamdülillah

 

Günler yiter tamamdır

Geri gelmek muhaldir

Senden yana dönendir

Kulum elhamdülillah

 

Candan geçtik canana

Yollar ölçtük dağlara

Sadırlarda nazara

Bildik elhamdülillah

 

Sen bir aşk eriysen

Aşkını sıdk eylesen

Od vuralar canın hem

Piştik elhamdülillah

 

Ahmet tenin yuka mı

Aşka düşün sârâ mı

Ölmek ilen sâfâ mı

Öldük elhamdülillah

 

Yare düştük can olduk

Cananıma hal olduk

Safalara gark olduk

Coştuk  elhamdülillah

 

Yavandık yağlı bulduk

Fakirdik zengin olduk

Cahildik arif olduk

Bildik elhamdülillah

 

Gafletken mümin olduk

Aç idik hem tok düştük

Cümleyle ümmet olduk

Olduk elhamdülillah

 

Bir gönlün od’na yandık

Akıllıydık delolduk

Canana divan durduk

Tüttük elhamdülillah

 

Ahi ahmed halleri

Güller sarar kalbleri

Sabırlı aşk neferi

olduk elhamdülillah

 

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir..

23 Temmuz 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç