Gönülle onmaz işler

Deli gönül gel hele

Gezelim senin ile

Şöyle bir yol uy bene

Gezelim senin ile

 

Gel şimdi dosta varak

Her ne derse yaparak

Sabah akşam bilişek

Bilişek senin ile

 

Uyma şeytan sözüne

İman ister ardına

Gel dostların yanına

Varalım senin ile

 

Söyle sözün kavisin

Aşka düşmüş nevisin

Şol Muhammed nebisin

Uyalım senin ile

 

Bağu bahçe gülleri

Hem de şol gönülleri

Irak olmuş elleri

Derelim senin ile

 

Akar gönül alçağa

Varır gider ummana

Hele canı canana

Katalım senin ile

 

Yaran ol dosttan yana

Dost kimdir candan yaza

Hoş  sevi kuldan çala

Çalalım senin ile

 

Gidelim ilden ile

Hem gönülden gönüle

Hepisinin dengi ne

Çekelim senin ile

 

Biz bu aşkın od’ına

Yanalım önden sona

Ya vedüd çerağına

Ölelim senin ile

 

Ya Allah çığır bana

Yazadur senden yana

Aşıklar namazıma

Duralım senin ile

 

Ecel oku erdi de

Ömrümüzü yirdi de

Hakk’la Pazar itti de

Kabulüm senin ile

 

Söyle sözü beride

Aşşa dur ha edeple

Zalim nefsi kal’ada

Yıkalım senin ile

 

Zahirden batına var

Varından yoğunu gör

Sadıktan hay dosta er

Erelim senin ile

 

Bir uluya varalım

Tevbe nazar kılalım

Buğday himmet seçelim

Meramım senin ile

 

Ulu kişi hangi ne

Gönül sırrı engine

Adlarımız deliye

Çıkarak senin ile

 

Şeriat kıldan ince

Tarikat yoldan nice

Hakikat marifete

Banayım senin ile

 

Cahil idim evvela

Cehli yudum horluğa

Marifeti uçmağa

Verelim senin ile

 

Ahi ahmed halini

Aşkı yıkmış bendini

Ömür yetmez harcını

Karalım senin ile

 

 

aşık ahi kul ahmed

10 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

Aşk-ı Tevhid -1

Besmeledir söze baş

Berekettir nice iş

İman kavi tevhid hoş

La ilahe illallah

 

Canu gönülden yada

Kaygulardan azade

Gönlüm kılar asane

La ilahe illallah

 

Gülü  gülşeni açar

Gülden yaranlar yazar

Onca sırra aşikar

La ilahe illallah

 

Derdi gönülden siler

Azı çoğundan sayar

Arşu alaya çeker

La ilahe illallah

 

Güven eyler korkudan

Nuru salar ardından

Şeriatın yolundan

La ilahe illallah

 

Seni sana bildiren

Ölmüş iken onduran

Sorgu sual yetiren

La ilahe illallah

 

Allah’ı zikredelim

İmanı pak idelüm

Saf kalp ile diyelüm

La ilahe illallah

 

Taatım sana Rahman

Afüv kıla sen sultan

Sevab üzre günahtan

La ilahe illallah

 

Daim kullar sehv eyler

Hatasını yük eyler

Kerim üste ver eyler

La ilahe illallah

 

Aşık ol gel meydana

Candan geç sen canana

Rahman kılar yarana

La ilahe illallah

 

Can gözüm açtı tevhid

Hem arşa Burak tevhid

Hem kış hem yaz it tevhid

La ilahe illallah

 

Şeytanlar uzak olsun

Uzak ne merdud olsun

Müminler gazap kılsın

La ilahe illallah

 

Bu gözlere nur verdin

Gönüllere sevinç erdin

Bu gönüle seni yazdın

La ilahe illallah

 

Canı sattım meccane

Canan kıldım her cane

Baha eyler kim yare

La ilahe illallah

 

Ahmed tevhid kanmadı

Boşa Behlül olmadı

Hakk’tan gayri bilmedi

La ilahe illallah

 

 

 aşık ahi kul ahmed

9 Temmuz 2012
Okunma
bosluk

İhsan = Estetik = Güzellik = Anlayışlılık = Ahlaki İyileşme = Hoşgörü = Edep Şuuru Üzerine

Estetik  İslam’da ibadetle başlamış görünüyor. Ancak estetik fıtridir. Kişi yetişkin olunca ya gelişir ya das üstü örtülür. Bir ayette “..her şeyi en güzel yaratan Allah’tır” buyuruldu.  Sanat felsefesi ahlakın bir parçasıdır. Ahlak da değer olarak norm oluşturur.

Buradaki tartışma estetiğin Allah’ın zatından mı, yoksa, insanlar mı atfediyor tartışmasıdır.

Allah insanı bir sanat eseri gibi yarattı.

Allah ademi kendi suretinde yarattı =bu benzetme esmai Hüsna açısındandır.

Tevhid = Bu noktada Hakk ile mahluku ayırmak gerek. Benzetmemek gerek.

Tenzih = Allah ve peygamberi birbirine benzetme yapılmamalı. Görevleri ayrışmalı ve peygamberin sınırı belirlenmeli.

Helal-haram dairesinde Müslümanlar ölçüye dikkat ettiler. Örneğin sinemada tiyatroda, hat sanatında.

Cibril hadisinde temel üç soru var.

İman nedir?

İslam nedir?

İhsan nedir? = Allah’ı görüyor gibi ibadet etmendir…..

İbadetteki bu tavrı günlük hayatın içinde de düşünmeliyiz. Bir şeyi güzel yapmak da bir ihsan şuurudur.

İyi  =  yapma

=  olma

=  duyma

=  muamele     ‘nin hepsi ihsan şuurunu oluşturuyor denilebilir.

Kötü davranışta da ihsan şuuru gerek. Amele yağmelü.  Öyle iş yapın ki Allah görüyor, peygamber görüyor, ümmet görüyor.=İYİ

İTKAN=sapasağlam.

Peygamber efendimiz oğlu ibrahimi kaybedince mezara bir sahabe iniyor. Efendimiz şu deliği düzelt deyince “bunun ölüye bir zararı yok ya Rasulüllah”  diye cevap alınca “hayır, göze hoş gelsin” buyuruyor. Arkasından da “Allah, kulunun yaptığı işi iyi ve güzel yapmasından hoşnut olur”  hadisini buyuruyorlar.

Bazı haller var ki onun da estetiğine dikkat edilmesi gerekir. Örneğin “ameli başa kakmayın ki bir estetiği olsun” “sağ elinin verdiğini sol el görmemeli ” “başkasının aldığını görmemesi” bunlar birer ihsan şuuru.

Gazali

1-     Kusursuzluk  (onlar semaya bakmıyorlar mı?   ….. düzensizlik görebiliyorlar mı?

Çatı      gök

Sergi    yer

Lamba  yıldız

Mavi

Yıldız

(Turkuaz) mavi   …..teskiye

yeşil    ….telkin

2-Amaç olacak (biz yeri ve göğü boşuna yaratmadık,…-insan başıboş yaratılmadı..)

3-Uyum olacak. (ölçülülük olacak.. insan,varlık,otlar, simetri)

4- Nizam olacak.(andolsun saf saf duranlara, lezzetül ayn=gözlerin hoşlandığı)

Bu dört unsur olmazsa güzellik değişken olur.  Estetik tecrübeden yararlanmak da mümkündür.

Bir Türkün Alman hapisanesinde HAT çalıştığını düşünün.

Sıdık ve Salihler kusurları an aza indirilmiş insan en faydalı insandır. Ruh güzelliği yüsektir ve ahseni takvim olarak adlandırılır bu kişiler.

Aristoya göre duyuların algısı anlamındadır. Halbuki asıl olan ahlak güzelliğidir.

“Allah güzeldir, güzel olanı sever”

Bir adam saçı sakalı karışmış fakat yediği haram, içtiği haramdır. Nasıl kabul olur bunun duası….

Güzellik hem maddi ve hem de manevi olmalıdır. Güzellik güçtür, etkiler. Estetik islama davet aracıdır= giyim, çevre, hareket…

Gaye için var olmak, insan-ı kamil’de estetik var.

Kusurlar bile söylenirken estetik olmalı. Kırmadan dökmeden.

Peygamber efendimiz kusuru umuma söylerdi.

Müslümanın namazı estetik olmalı, yem yer gibi olursa rahatsız eder. Yani tadili erkan üzere olmalı.

Ahlaki davranışlarımız da estetik olmalı. İlişki, alış-veriş, aile hayatı = estetik olmalı.

İslam savaşa bile kadın, yaşlı, çocuk, ağaç, ekinler yakılmamalı, eli eziyet etmemeli, burnu, kulağı kesmemeli…

İyi bir söz sadaka verip başa kakmadan iyidir.

Sözü süz de söyle

Yaz da söyle kışta söyle

Ağzını büz de söyle

Gazali

Tenzih

İbadet

Hukuk

 

İman

İbadet

Ahlak

Azaların güzelleştirilmesi

Çatal, kab, bedesten, camii

Hem kullanışlı hem göz zevkine uygun olmalı

Sanatın büyüleyiciliği

Estetik –sevgi var –bilmek de gerek

İlim, bilirse – muhabbet hasıl olur

Hal üzre olmak- değer bilmek

Rabbena ma halekteha batıla  =  sen boşa yaratmadın ya Rabbi

Camiler Allah’la ilişkileri olumlu etkiliyor.

Osmanlı = mabed medeniyeti

Taşların duası,

Allah’ın celal sıfatı camilerdir. İçinde ise Cemal sıfatı müşahhas hale getirilmiş.

Hadis:”Kuran’ı sesinizle süsleyiniz”  Kuran’ın özel ciltlerle ciltlenmesi ve tezhib le süsleme yapılması estetiktir.

İstanbul beyefendisi” tavırların estetiğini güzelliğini hatırlatır.

Her Müslüman İslam’ın temsilcisidir. Yaşamında estetik olmazsa kaba saba olur ve tebliğ mesajı veremez.

Hat çalışan bir öğrenci yaptığını kendinden bilmemeli, Allah’ın güzelliğini hatta aksettiriyorum” demeli.  Okuyan kişi , Allah’ın lütfuyla okudum demeli. Hazır bulup kullanan ses tellerini kendi yaratmadı elbette.

BATI’ya göre ne kadar tanrıya isyan ederse o kadar iyi sanatkar olur.

Tecelligah, lütuf, aktarıyorsa, yansıma olarak aktarır

Ayet “Allah yaratanların en güzeli değil midir?”

Burada Halıkla Mahluka dikkat edip karıştırmamak gerek.

Oruç : “size biri kötü söz söylerse “ben oruçluyum” desin”  ==  estetik var.

Hacc: “Hacc yapan kötü söz söylemesin, incitmesin== ahlaki dönüşüm var.

Malkom X: (Amerikalı Müslüman Lider olup Hacc yapınca gerçek İslamı anlalıyor. 36 sene beyaz düşmanlığı yapıyor şeyhinin etkisiyle. Hacc yapıp ciddeye gelince herkesin kendini kucakladığını görüyor ve evrensel bir din olduğunu anlayınca dönüşte şeyhini terk ediyor. Mısırda sabah ezanları okunurken firavunların sesinin kesildiğini görüyor. Müthiş bir sahne müthiş.. –Bu filmi bu fakir de izledi–

Camideki namazın hidayete vesile olması: “soyut bir varlığın karşısında bir sesle birlikte hareket ediyorlar. Bundan çok etkilendim” diyor bir batılı yazar.

Oruç tutup da gereğini yapmayanlar için efendimiz: “yanına sadece açlık ve susuzluk kalır” diyor.

Mevlana ise denizi kullanır ve der ki:

Bu denizde ölmek yok

Bu denizde muhabbet var

 .

 

 

aşık ahi kul ahmede nasibdir

11 Nisan 2012
Okunma
bosluk

İman, aksiyona (Harekete) neden dönüşmüyor?

Aksiyon; öncelikli düşünce

Mebdee=basit düşünce

Münteha=mürekkep/alternatifleri de düşünebilmek

 

Ben benden kurtulucunda baktım ki ağyar kalmadı.

 

Şuhud- İmam-i Rabbani buyuruyor;

 

Vahdet-i vücud

ve

Panteizm

 

Cismaniyeti bırakarak kalp ve ruhun dereceyi efali üzerine çıkmak gerekiyor.

 

Başka şeyleri tanıtma zılli meseleler olarak görünüyor.

Hz. Peygamberi doğru tanıtmak, en asli görev olarak görünüyor.

Tefekkür ve şefkat arasında ki bağlantıyı mutlaka bilmemiz gerekiyor. 

Allah’a ulaşan yollar mahlukatın solukları adedincedir.

 

Her mürşide el verme ki yolun dağlara sapar imiş.

Mürşidi kamile el ver ki yolunu aşan eder imiş.

 

Denize attığımız insan hala ıslanmıyorsa ortada bir problem var demektir. Heyecan, doğru kullanıldığı takdirde son derece kutsal bir görev ifa eder. Kendini aşarak başkası için yaşamak, yari ve zulfi yari incitmeden götürmek son derece önemlidir. ( akıllıca, Kuran mantığı ile ).

 

Nasıl bir bencilliktir ki insanları nasıl ateşe gönderirim ya da cennetten mahrum edebilirim demek hala taraftar bulabiliyor.

 

Halvetiye…………….İlahi hal ile hallenmek

Celvetiye ……………Halkın içinde Hakk’la beraber olmak

 

Kişi Allah ile olan münasebetlerini ve muhabbetini kavi tutmalı başkalarının sıkıntısından dolayı onun da burunlarının delikleri sızlamalıdır.

 

Şu hikaye çok ilginçtir. Bir gün Peygamber Efendimiz Kabe’de namaz kılarken sanıyorum Ebu Leheb olmalı gidip bir hayvan işkembesini pisliğiyle beraber getirir ve Peygamber Efendimiz secdedeyken üzerine atar. Yanında beklemekte olan kızı Fatîma ağlamaya başlar ve beddua edince Peygamber Efendimiz der ki: “korkma kızım Allah sevdiklerini terk etmeyecektir” işte bu bağlantının kavi olduğuna açık bir delildir.

 

Sizin bağlantınızın kavilik derecesi nasıl acaba?

 

 

ahi kul ahmede nasibdir.

21 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Dağlar güzeli (Koşma)

Başına sarar buğulu dumanı

Kaşına çekermiş karını dağlar

Döşüme söyler tövbesiz gümanı

Günaha yazarmış bahayı dağlar

.

Yörük yaylasında yar yaylakladım

Şart eyledi bey tuza çuvalladım

Ar eyledim elden can pazarladım

Canıma yazarmış bahayı dağlar

.

Yağmurun bitmezmiş ağıt sayarım

Yel estikçe rayihalar kokarım

Lale sümbül gül bülbülüm öterim

Derdime yazarmış bahayı dağlar

.

Yağız ata bindim vurdum dağlara

Çifte suna sardım çöğ kucağıma

On gardaşı mavzer saldı sırtıma

Kurşuna yazarmış bahayı dağlar

.

Bağlarını anam babam işlesin

Yaylalarda nazlı yarim boylasın

Bir cerene sadak saldım düşmesin

Nasibe yazarmış bahayı dağlar

.

Yükseğin erişilmez ne zalımsın

Eteğin yarime yurt hoş çemensin

Söylenir Kuran’da yürür kazıksın

Kelama yazarmış bahayı dağlar

.

Bağrında kimler yatar aşk neferi

Şirin için Ferhat deler dağları

İman olmasaydı naçar dağlayı

Allah’a yazarmış bahayı dağlar

.

Benden selam eylen kaşı kemane

Kaçıp kaçıp yüreğimi döyene

Yükseklerde otağ kurmuş gelele

Börüme yazarmış bahayı dağlar

.

Erenler söyleyin biz de bilelim

Gönül düşen yar el olmaz belalım

Kelamı kadim der güzel sevelim

Aşığa yazarmış bahayı dağlar

.

Kışın bürün yazın aç perçemini

Güzeller suyundan içer nazlarını

Koç yiğitler su başında sunasını

Kaşına yazarmış bahayı dağlar

.

Efelerin yurdu musun yüksekte

Kaç kızanla bekler oldun Belek’te

Haraç salmış zalimlere dölekte

Ödüne yazarmış bahayı dağlar

.

Gider de yol üstüne otururum

Şeytan’la bazar eyler bölüşürüm

Saf kulu Hakk’a çeler sekinetim

Kafire yazarmış bahayı dağlar

.

ahi kul ahmed de ölse ölünür

Sevda bir ateştir dağla ölçülür

Aşk-ı iman yeldirdiğim kaşıdır

Kalbime yazarmış bahayı dağlar 

 

.

şart: yörükler kız isteyen yiğite ağır şartlar koşarlar.

tuza çuvallamak: tuz çuvalını ovadan yaylaya belli bir vakitte çıkaramadığı için çuvallamış, yani şartı yerine getirememiş oluyor.

ar eylemek: bu mahcubiyetten utanmak

can pazarlamak: şartı yapamayınca yayladan ayrılıp yarinin ve herkesin yanında ve yarinden umutsuz kaldığı için intihar edip canını karşılık olarak vermek. (bunun filmi yapıldı, Türkan Şoray oynadı-yer Toroslar- Yörük yaylaları genellikle oralardadır.- ayrıca annem de yörüktür)

mavzer: çanakkalede de kullanılan koldan sürmeli tek tek atan uzun harp silahı.

sadak: içinde 10 tane ok bulunan yuvarlak kutu.

-Dağların Kuran’da yürümesi ve yeryüzüne sağlamlık için kazık oldukları iki ayrı ayette yazılıdır (en doğruyu Allah bilir)

kelam: Kuran sözüne denir.

Ferhat gerçekten imanla dağları delmiştir. Kırşehirdeki kaleyi de bu kardeşiniz boydan boya delmişti – Batıdan doğuya doğru- Allahü alem- Bunun anlamını şöyle yorumladı bu fakir: zikir üç türlüdür. 1- dil ile zikir 2- Kalp ile zikir 3- Amele, işe, ahlaka, harekete dönüşmüş zikir.. işte bunlardan üçüncüsünü yapamazsanız düşman başınıza bombayı yağdırır durur. bu zikir her türlü ilerlemeyi ifade eder. işte bize iman gücümüzün çok güçlü olduğu bir dönemde (sanırım 1995′ten sonraydı) nasib edilen bu güzel olaydan, ”delmeyi” bir harekete dönüşmüş zikir, batıdan doğuya doğru olmasını ise Batı’nın tekniğini ele geçirmeyi, tekniğini almanın mesajı olarak algıladık. ancak bunun içinde laiklik ve benzeri sosyal kanunlar yoktu. sonuç ise: imanla bu iş olduğuna göre İSLAMLA BATININ TEKNİĞİNİ ALINIZ OLARAK ALGILADIK bu olağanüstü nasibi.

Aynı konuda Sultan I. Abdülmecid bir yabancı heykeltraşa bir heykel siparişi verir ve bunu yüksek bir kaide üzerinde İskenderun’a yönü Doğudan (arkası) Batıya (önü) olmak üzere planlamıştır. Yani Doğu olarak biz, siz Batı’yı aydınlattık demek istemiştir aslında..Fakat ömrü vefa yetmeyip de ölünce yarısı tamamlanıp parası da ödenmeyince heykeltraş tutar Amerika’lılarla anlaşır ve tamamlayıp onlara satar. heykel oldukça büyüktür ve gemi ile Amerika’ya, New York’a götürülüp Osmanlı’da I Abdülmecid’in düşüncesinin aksine, arkası Batıya önü doğuya olmak üzere dikilir. bunun anlamı Doğu bizi aydınlatmadı, biz batı olarak doğuyu aydınlattık demek istemişlerdir böylece. ve o heykel bugün New York’ta dikili olan HÜRRİYET HEYKELİDİR. bu heykel dava edilerek Amerika’dan alınabilir kanaatindeyim. itiraz edebilecek resmi veya özel şahıslara duyurulur…  

-dağla ölçülür: sözünde iki anlam vardır. birici mana hakiki dağ olup, yüksekliğin verdiği zorlukla sevdanın ölçülmesi olduğu gibi ikinci manası: dağlamak, ateşle dağlamak kastedilmiştir.

 

 

 

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Ağladığın “latif”dir taştan âri; Ahdin “bela” kıl sen yakuttan âri

Kabe bilmez imiş sırrımız nihan

Tavaf eyler imiş varanlar cihan

 

Taş oladır anlamaya gönlümü

Helak mıdır döndü şerre sıdkımı

 

Ya Beytullah nerden aldı nurunu

Temiz olmuş pak eyler kim kulunu

 

Yemin kıldım perde yoktur Rahman’a

Baha kıldım candan olam sırrına

 

Celalimin şavkı Kabe mihengi

Ay tutulmadı hem gönül nirengi

 

Kim velidir adı varır divane

Kim delidir aklı satar meccane

 

Verir mi bir “siyah taş”a sırrını

Mahbub kılar mı bir öpmek aşkını

 

Zatın bilinmezdi derse ki “kesif”

Sıdkı sadıkların özlerdi “latif”

 

Bilmez cehlimiş kim kesfe meyleder

Bilse ehlimiş kim ”latif” lütfeder

 

Hem tanır hem eyler vakit yanında

Rahim, Rauf Allah dosttur canında

 

Kalkıp ayağa doğrulsa görülmez

Tavaftan tahrife zatın bilinmez

 

Benden bir müjdedir konuk canlara

Güven ve teminat O’ndan kullara

 

Kavuşmakla ferah kılar dostunu

Yaşar isem temiz kılar urbamı

 

Beytullah’ı tavaf eyler bilmezmiş

Şeriatın sırrı dahi  gaybimiş

 

Daha nice var ki yasa, delildi

Onlar keşf gözüdür körlük zelildi

 

Ölmüşü dirinin tavafı züldür

Yoğ imiş diri gibi bilge haldir

 

Tecelliden bir nur zatı âliden

Melekten uzak insanı haliden

 

Anla ki bu iş bir gaybdir söylenen

Keşf ve tahkik diriydi hem görünen

 

ahi kul ahmed canın sır eylersin

Kabe midir taşa ayan eylersin

 

Mana gönlün taş mıdır varırsın sen

Taş gönlün yakut mudur ağlarsın sen

 

Ağladığın “latif”dir taştan âri 

Ahdin “bela” kıl sen yakuttan âri   

 

Açıklama:

-Nihan: gizli

-miheng: ölçü alınan

-nirengi: denge noktası

-meccane: bedava

mahbub:sevgili

-kesif:maddi ve yoğun

-latif:görülmeyen, tanımlanamayan, her tarafta bulunabilen, nurani (Allah Latif bir varlıktır)

-cehl:cahillik

-urba:elbise, şiirde urba din ve takva anlamında kullanılmıştır.

-keşf:kişinin mesafe alarak bazı olağanüstülüklere vakıf olması, farketmesi, sırrını anlaması,

-zül:aşağı olup adi sayılan,

-ahdin bela kılınması: kalü belada insanlar Allah’a söz vermeleri “Bela”dır. bu ahdini yeniden “bela” diyerek gerçekleştir deniyor.

 

 

 

ahi kul ahmede nasibdir

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Hakikatli kulların sadakati

Mülkü Beka’dan uçmuşam

Fani cihana yorarım

Her bir amelim yapmışam

Baki cihana yorarım

 

Dost cemalini görmüşem

Huri gılmanı nitmişem

Bağı bostanı bozmuşam

Gülü canana yorarım

 

Vahdet meyinden içmişem

Aşık deyup de uçmuşam

Dost kokusunu almışam

Zannı Cemale yorarım

 

İbrahim’im cananım var

Cebrail’i ne hacet var

Berden ve selama nar

Ânı Rahman’a yorarım

 

Ya Muhammed’im dostum dost

Gel gidelim hey dosta dost

Ümmetinden beni de dost

Kıldı uçmağa yorarım

 

İsmail’im sadıkım yaz

Hakk yoluna bin canım yaz

Koça kurbandır diyorlar

Canı kurbana yorarım

 

Kul İsa’dır Hakk Rasulüm

Yerde ”Ahmet gele” dedim            

Canım yandı göğe çektin

Ruhu hayata yorarım

 

Musa’yım Kelim’im dedin

Kader sırrını cezmeyledin 

Turda yakıp devreyledin

Aczim nuruna yorarım

 

Eyyüb’üm çok cevru cefam

Çekerim yoğiken devam

Sabrımı zorlayınca belam

Çare rızaya yorarım

 

Musa imiş çoban gezer

Muhammed’miş alem güder

İmanımı ümmi söyler

Dini çobana yorarım

 

Aşık ahmedim yanarmış

Yanmak da ne ki ölürmüş

Hakk yoluna “kul” varırmış

Bunu Allah’a yorarım

 

Ahi kul ahmed erermiş

Vuslat olup da geçermiş

Mest oluban hem uçarmış

Canı Rahman’a yorarım

 

“kul ahmed”im de ahmedim

“Hay, ben de içtim bir hoşum”

Sakilik var senin olsun

Cübbe imana yorarım

 

Şişeyi çaldımdı taşa

Namusu vermişim beşe

Başımı SENİN yoluna

Kese kurbana yorarım

 

Ey “kul” hakikatli yarsın

Ahiliğin başta olsun

Mü’min kullar neyin olsun

Yaza ümmete yorarım

 

Ümmet aşkım kavidir bak

Kavi ne ki  öldürür bak

Sünnet ile yandırır bak

Aşkı Rasule yorarım

 

Güler isem sendendir bu

Ağlar isem derttendir bu

Ağu içsem candandır bu

Canı ümmete yorarım

 

Gül Muhammed’im muhammed

Can boğazda “Ya Muhammed”

Nur Muhammed’im gel ahmed

Canı vermeğe yorarım

 

 

ahi kul ahmed’e nasib

14 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Her aşk bir köle arar

Ahbeptu kadehini içermiş divaneler

Ahirette alaf saçarmiş dost pervaneler

 

Hakk’ın kudreti yedi cehennemi nar eyler

Ol nar aşığın narasından kaçarmış dostlar

 

“Doldun mu” derse Hakk şikayeti aşıklara

Takati yoktur cehennemin şol aşıklara

 

Hakk Teala varayım ol meramımdan yana

Aşık say ki yaşlarımdan döne ateş suya

 

Aşk satarım çık dükkanımı arşa kurmuşam

Gözyaşım derya “hay” kademine yüz sürmüşem

 

Kaçar olsun inşaallah ahından yedi sema

Göçer olsun inşaallah aşkından şerri cefa

 

Hakk saki oluptur mey içirir peymaneden

Ev bark çoluk çocuktan, kıldırır divaneden

 

Vücudumdan kaçar mı şeytan Hakk’ın fehmiyle

Cürmümden isyanıma karar sekinetiyle

 

Ol kapı ki aşk derler Hakk sana açmış ola

Kadir-i mutlak ol aşkını gönlünde kıla

 

Lütfi ihsan ile aşıkları sultan yaza

Sultan kim yolunda kaim Hakk’a canan yaza

 

Meyden bir katre sundu Sübhan’ım açtı kalbim

Zikrin bin bir sırdır ol sırrına kadem kalbim

 

Her aşk bir köle arar, bil bu sırrı gılman kim

Cennet nedir, aşık kastı nicedir, rıza kim

 

Allah deyu kalksa kabirden alem yanarmış

Sevi kuldur deyu Rahman’ım yalnız severmiş

 

Seherlerde yaş yerine kan dökermiş dostlar

Hamdeylese lanetli şeytan kaçarmış dostlar

 

Vaadine yoktur güman söyler kendi Cemal

Yalnız aşık olmaz lütf ile yola koy Cemal

 

Sen feryad ederken garipler elinden tutar

Aşk ile şevk şarabı içmek tasından tutar

 

Ahi kul ahmed aşk özündür aşksız kalma sen

Aşksız olan cahilin işin cehle koma sen

 

Arş ve kürsi bekler sahibini bir vecd ile

Levh ve kalem yazar sadıkını bir çeşm ile

 

Aşksız gelen aşkı dünyadır Hakk’tan bigane

Hakk’sız gelen yarandır yedi tamu civane

 

 

ahi kul ahmede nasib

 

9 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Allah’ım

Etiketler:

Her daim anarım seni

Kararım yoktur Allah’ım

Can dahi bilirim seni

Cananım yoktur Allah’ım

 

İsmi Baki olan sensin

Dilde yadı olan sensin

Gönül dahi koyan sensin

Nizaım yoktur Allah’ım

 

Aşkına düşen abdallar

Kendine gelmez aşıklar

Zikrine dönen mürşitler

Bela’ım yoktur Allah’ım

 

Sen yarattın kamu alem

Ol deyince oldu hemen

Doğrulunca ruhu adem

Olduğum yoktur Allah’ım

 

Malik-ül mülk benim dedin

Veresiye verdim dedin

Emaneti cana yettin

Emanım yoktur Allah’ım

 

Dile destan ele bostan

Güle mestan hele canan

Baha kıldın aşka düşen

İhlasım yoktur Allah’ım

 

Aşkı bilmez kullar öle

Bag-ı bostan döker gide

Bağ-ı irfan cehle düşe

Çerağım yoktur Allah’ım

 

Aşık olsam derya deniz

Canım versem Hakk’a ikiz

Bağı bostan gülistanız

Dikenim yoktur Allah’ım

 

Cemaline aşık gerek

Kullarına rahmet gerek

Bağışına ahmet gerek

Salatım yoktur Allah’ım

 

Bahar gelse yaza varmaz

Güler isem ömür yetmez

Senden ayrı düşmek olmaz

Fermanım yoktur Allah’ım

 

Dertli olan kullar aşkı

Seherlerde gözü yaşlı

Ağıt yaktım ümmet yahşi

Mihengim yoktur Allah’ım

 

Adem dedin cennet koydun

Kerem edip havva verdin

Elma deyu günah yazdın

Helalim yoktur Allah’ım

 

Aklım fikrim şaşa dura

Ahlak için islam ola

Yüzyirmidörtbin nebiye

İnkarım yoktur Allah’ım

 

Musa dedin kelim kıldın

Turda nurun ile yaktın

İlyas ile feta ölçtün

Bildiğim yoktur Allah’ım

 

İsa hazret meryem ile

Meryem dahi rahman ile

Çarmıha ger ferman ile

Öldüğüm yoktur Allah’ım

 

 

Muhammed Mustafa kulun

Geldi sonunda İslamın

Ümmetedir muhabbetin

Mahrumum yoktur Allah’ım

 

Ahi ahmed ister seni

Lütuf göster cemal demi

Aşık sayıp abdal de ki

Ölesim yoktur Allah’ım

 *

 

ahi kul ahmed’e nasib

9 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Perdeler hicap güller eyvanda koksun, Rahman’ın derdi kullar arşında gülsün…

Riyaset eyle, talip aşık olasın

Teberrük eyle güzel sözüm tutasın

 

 Kan revan eyle, yaşlı gözler uykusuz

Teberrük demi kamil sözü bilesin

 

Bu ne iştir ki taliplerde yok ihlas

Teberrük ola kamil kim Hızır-İlyas

 

 Bir mürşide er durup deme gavs-gıyas

Teberrük şundan beri ol, ümmet kıyas

  

“Talibim” deyu ortaya çıkarlar hem

“Teberrük” der de namahreme bakar hem

 

Gönüllerde saflık a’raz olmuş kirden

Teberrük bilmez, kişi malı yemekten 

 

“Hizmetim kavi” deyip “talip” yazdırır

Teberük ne, haramı helal yazdırır

 

 Gözlerinde yaş yoğken ümmet saydırır

Teberrük etmez, halk içinde sövdürür

  

Zahidlik kime kaldı, ağlar yaşı yok

Teberrük kılmaz gönlü gamsız cevr-u yok

 

 Her hilesi bir çıkara vara dursun

Teberrük kılmaz, Hüda’ya çıkadursun

  

Gönül nur olmayınca “talibim” deme

Teberrük talibedir ki inci neme

 

 Ol taliplerin Hakk’a açılır sırrı

Teberrük sırradır ki aşktan olur nuru

  

Sufiye benzer de kıyametten korkmaz

Teberrük etmez de helal haram üzmez

 

 Riyadır tesbihi cümleyi kandıra

Teberrük için gözyaşı dökmez Hakk’a

 

 Hak rızası, aşk derdini bilseydiniz

Mahşerde rezil olup aşk neyleseniz

 

 Aşka düşen Hakk cemalin görür imiş

Sarhoş olup “Hu” zikri vuslatın imiş

  

Hakk’tan dilerim Hakk yoluna geleni

Şeytan yarandır şer yoluna varanı

 

 Şer yolundan çaldım Hakk yoluna saldım

Mustafa’ya müştak oldum biat sundum

  

Süslü evlerde ahir zaman ümmeti

Nefs ve heva bozar anın huy örfünü        

 

 Şan ve şöhretle dik tutarmış boynunu

Ten ve nefs bilmezmiş edep kıl kârını

 

Dünya fani bilmeyenler bu ümmetin

İbret almaz neyi olur gidenlerin

 

 Gözle görüp iliştirmez erenlerin

Nazara girip sakınmaz haramların

  

Doğru yolu kim terkeder şeytan yardır

Pîrim diye etek tutmak lanet şerdir

 

Sabah akşam lanet çarhı ile görüşe

Şeytan dost edinir kulunu işrete

 

İman ile İslam’a gül çiçek ahmed

Ölmem diye mevlaya bir kader rahmet

 

Ömür aktı gitti ey gafil zamandan

Kaç bahar yaşadın sen gül-ü çemenden

 

Vakt erişe emanet uçmağa dura

Can verende lanetli şeytan pir ola

 

İmana talep kılar rüşvetle şeytan

Gönül halini sormaya varmaz candan

 

 Tövbe yoktur gayri Mevla kabul etsin

Allah demek yetmez Rahman elin tutsun

 

İsyan ile cürme yol almakta başsın

Bu düğümü bir pire varmakla çözsün

 

Ey ahi ahmed kaç pirden el aldın sen

Kaçını zayi ettin şeytana gülşen

 

Perdeler hicap güller eyvanda koksun

Rahman’ın derdi kullar arşında gülsün

 

 “Kul ahmed” sözünü cehle açmaz imiş

Cahilin pulu “ahi”ye geçmez imiş

 

 ahi kul ahmed’e nasib

3 Ocak 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç