Sevdalı lebler (Koşma)

Ela gözlerini sevdiğim güzel

Hazanı göğnüme ağdırma benim

Eza sözlerine yandığım güzel

Hazanı göğnüme ağdırma benim

 

Aman ağalarım söyler beylerim

Bir ataş düştü de ağlar gezerim

Iraktır yolların bağlar niderim

Kaderi göğnüme çözdürme benim

 

Tatlıdır dilleri yumuş tutturam

Nazlıdır halleri biliş eyleyem

Babalın boynuma gelin neyleyem

Kıymatı kendine bindirme benim

 

Bir mani söyle gülüm ha ezelden

De hadi varsa bir eylik tezelden

Bu gönül geçmez akçedir güzelden

Güzeli gazele eş etme benim

 

Şu kara zülfüne kullar dayanmaz

Ay düşe mahına eller uzanmaz

El sözü düşmeye kemler dolanmaz

Gezeni konağa kondurma benim

 

Ak memeleri domur domur terleye

Ala gözler ağıt düzer çekmeğe

Ben şu yare niza etsem boylaya

Nazarı duaya çavdırma benim

 

Bahar geçer yazı eyler güz gele

Ömür sazı kışa çalar gün gele

Ben bu ömrü yele verdim gel hele

Sorgumu kabrime indirme benim

 

Gülüm gülşenim boz viran eyledi

Bağ-ı irfanımı cehle söyledi

Nice yolu şirke pazar eyledi

Feleği deccale ağdırma benim

 

Güzelim güzelim hele gel şöyle

Oturak nazara hele gül şöyle

Namahrem olmaz gel hele gel şöyle

Sevdayı leblere saydırma benim

 

Ben güzele yanar isem kime ne

Bahar geçmiş hazan olmuş diye he

Ağıt düzer ömür sazı güle de

Kavlini yazgıdan çevirme benim

 

Neyleyim güzelim neyleyim seni

Baharı denkleyim sarmaya demi

Kararım kavidir dönmezem beri

Cihanı başıma ağdırma benim

 

Söyleyin ağalar beyler neyleyim

Usul boyla ince beli denkleyim

Hele gel de memelerin emeyim

Elleri boynuna uğratma benim

 

Aşığa sorulmaz mektep meşrebi

Kul ahmet yanılmaz bir Muhammedî

Yazdığı irşad eyler güzelleri

Çirkini kıçına döndürme benim

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

10 Temmuz 2013
Okunma
bosluk

Suna boylum (Koşma)

Benden selam eylen suna boyluma

Hazanı bahara çelik koşmasın

Yenem derim de yenemem göğnüme

Hazanı bahara çelik koşmasın

 

Devası derttendir yoldan çekilmez

Nizaı yoktandır elden çekinmez

Kararı onbeştir aşktan sorulmaz

Hasanı bahara deyip geçmesin

 

Al yeşil yemeni geymek hazından

Hem dara düşmeğe ölmek zorundan

Bir kula sunmaya emmek tadından

Yiğiti sunaya kaşık düşmesin

 

Aldırdım aklımı garip aşığım

Bindirdim sıdkımı kulluk ederim

Yaylada güzeller gülün dererim

Mehmeti fatmaya çavıp düşmesin

 

Karadır karadır bahtım karadır

Usul boya ince beli yazadır

Demem o ki bana şöyle geledir

Cenneti cemale bakıp düşmesin

 

Geldiğim gittiğim yollar uslanmaz

Güzeldir  koynumda lebler dayanmaz

Altunu asbapa söyler soyunmaz

Akçeyi mihrine sayıp düşmesin

 

Nicedir güzele saydım çarhını

Bellidir hürmüze koştum sadrını

Revadır kulluğa yazdım mahını

Aşığı eşiğe yelip düşmesin

 

Güzeller güllüdür elden düşmeğe

Süzdürür nazeder gözden içmeğe

Daradır yareler sazdan koşmağa

Yareli yarime süzüp düşmesin

 

Ahidir kulluğum Hakk’tan yazıla

Gömlektir giydiğim  bezden biçile

Nicedir dediğim erden sayıla

Meradan sürdüğüm bozuk düşmesin

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

10 Temmuz 2013
Okunma
bosluk

Sana da gelir, bana da gelir

 

Sevabım sana

Günahım bana

Ölümlü dünya

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Kararım kavi

Dönmezem beri

Çulsuzum gari

Sana da gelir

Bana da gelir

 

İmanım Hakk’tan

Meramım yoktan

Bahası çoktan

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Güllerim güzler

Hazanım bekler

Şu yaman haklar

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Kuran’ım okur

Ümmetim dokur

Muhammed bilir

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Cehennem narı

Sıratım zarı

Ömrümün varı

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Goncadır gülüm

Ancadır halim

Şu yaman ölüm

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Söyletmen beni

Dertlerim gani

Kulların hemi

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Kurtların düşer

Ağttır geçer

Bir zalim eşer

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Muradım sensin

Nigarım hem sen

Gözde şikarım

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Zikredem seni

Didarın demi

Sultansın kelli

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Allah diyeyim

Derviş göreyim

Kulun düşeyim

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Her bir umudum

Düşmez nideyim

Gonca güleyim

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Açlık zarından

Vakti sabrından

Yazar sadrından

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Hidayet eyle

Erişe derde

Açıla perde

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Kulları seçer

Sadığa yazar

Sırrını açar

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Gönül yapısın

Açtım kapısın

Gel gir Rabb’isin

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Canı canana

Kattın rayhana

Ar’ı namusa

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Beni sen eğle

Seni biz eğle

Cümle cemeyle

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Mecnunun adı

Sıdkımın yadı

Bilişim dahi

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Biçare dönem

Aşkına yanam

Ölek de ölem

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Gündüz gülleye

Gece külleye

Dua eyleye

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Kamu alemi

Sevdik denklemi

Bugün akşamı

Sana da gelir

Bana da gelir

 

İsyandır halim

Zulümdür cehlim

Günahkar katlim

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Ummanda katre

Salatta sütre

Çavdığım küfre

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Nettin Ahmet’im

Yolum bilmedim

Sırat geçmedim

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Dosta düşmanlar

Öldü pişmanlar

Ben’e horluklar

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Canım güzeldir

Güzel gözdedir

Sever güldedir

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Gahi ağlayam

Gahi gülmeyem

Men’i bilmezem

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Nefsin çerisi

Takva libası

Ömür yitesi

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Hikmet  korkudan

Ağlar seviden

Rengi gülünden

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Canım hükmüdür

Halim künhüdür

Kün’ü kanıdır

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Ateşe bostan

Damara lisan

Didara kurban

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Yoksulluk bende

Miskinlik serde

Köşkündür gel de

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Muhammed postta

Savrulam kasta

Kül oldum handa

Sana da gelir

Bana da gelir

 

İlmim taatim

Gücüm takatim

Nerde inayetim

Sana da gelir

Bana da gelir

 

Ah kul ahmedim

Canım veririm

Közde yanarım

Sana da gelir

Bana da gelir

 

 

Aşık Ahi Kul Ahmed Nasibidir.

 

 

6 Temmuz 2013
Okunma
bosluk

Yare (Koşma)

Bakmayın siz benim ağladığıma

Bir ataş düştü ciğer’mde yarem var

Döner döner yanarım da yarime

Bir ataş düştü ciğer’mde yarem var

 

Kızılırmak gibi çağlar akarım

Yel estikçe rayihalar kokarım

Üç gün güler isem beş gün ağlarım

Bir ataş düştü kalbimde yarem var

 

Allah kahretmesin böyle zalimi

Aleme rüsvay etti gör halimi

Kafir etmez ettiğin şu zulümü

Bir ataş düştü gönlümde yarem var

 

Yar göçünü denklemiş seher vakti

Gül takarmış başına göçer ahdi

Altun asbap yumuş zülfü taraklı

Bir ataş düştü sarımda yarem var

 

Bakar oldum yar göçünün ardından

Beyler komaz şu yaylanın gülünden

Giri versem ak gerdanın koynundan

Bir ataş düştü koynumda yarem var

 

Düşer oldum toz topraklı yollara

Karışaydım boz bulanık sellere

İsmi cismi bilinmedik illere

Bir ataş düştü bağrımda  yarem var

 

Ahdim kaldı şu gelinin yanında

Canım tüter bir gecenin harında

Güller açar çift memenin ucunda

Bir ataş düştü tenimde yarem var

 

Karanlık gecede çıkıp gelesin

Dereyim gülleri vakti yetesin

Kollarım üstüne yatıp kalasın

Bir ataş düştü canımda yarem var

 

Döne döne teneşirde yunayım

Kimse bilmez cahile post olayım

Kâfur içtim Rahman’a dost olayım

Bir ataş düştü  kullukta yarem var

 

Gurbet ile gidersem anmazlar

Güzel ile bağrı başlı komazlar

Memesinde çakır diken bilmezler

Bir ataş düştü gülümde yarem var

 

Salınırda benim yarim salınır

Hasret kaldım ciğerciyim bölünür

Akıbeti bu dert beni öldürür

Bir ataş düştü ömrümde yarem var

 

Kırata da yavrum yol mu dayanır?

İkrar vermez isen yiğit darlanır

Yarın kara toprak örter söylenir

Bir ataş düştü sorgumda yarem var

 

Karakaş altında sürme nazeyler

Güzel gül elinde ele sazeyler

Mene sen diyende cane yazeyler

Bir ataş düştü haremde yarem var

 

Ak kolları sala sala yürüsün

Al fistanı yare diye sürüsün

İnce bele yiğit kolu sarılsın

Bir ataş düştü böğrümde yarem var

 

Ahi kula ahmed yazar yareler

Vera kıla rahmet düşer çareler

Güzel sene düştüm bilmem niceler

Bir ataş düştü zühdümde yarem var

 

Kul ahmedin derdi bitmez şöylece

Kim ne bilsin feta örter boyluca

Kaç garibin ahı düşer fakrına

Bir ataş düştü sırrımda yarem var

 

 

aşık ahi kul ahmedin nasibidir

 

17 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Yar elinden (Varsağı)

Yar elinden yar elinden

Bade içtim yar elinden

Ağşam sabah kul olmaya

Yane düştüm yar elinden

 

Al fistana mavi yazma

Yanar olmuş sallı durma

Hay düşümde yarım elma

Sene düştüm yar elinden

 

Gelin çıkma yalın ayak

Başa durma eksik etek

Olmaz olsun kahpe felek

Derde düştüm yar elinden

 

Altun asbap düze durur

Düze vardım eğri yatır

Canı verdim daha nedir

Cane düştüm yar elinden

 

Yar severim yaran olmaz

Akçesine kesem yetmez

Gönül düşkün gayri bilmez

Yele düştüm yar elinden

 

Havalanma deli gönül

Göğe çıkmış dalı melül

Edep bilmez ben’i cahil

Kele düştüm yar elinden

 

Menendin yok şu alemde

Sadrıma düştü yarem de

Bir ağlar bir gülersen de

Ben’e düştüm yar elinden

 

Gel güzelim bekle beni

Ağşam sabah çıkar yeni

Aklım alsan ebru demi

Niye düştüm yar elinden

 

Gamzelerin çifte çifte

Fitnelerin onbeş gülde

Bre güzel alma diye

Dile düştüm yar elinden

 

Kaşlarını kara saydım

Mecnununu çöle saldım

Ben bu aşkı gülde buldum

Ele düştüm yar elinden

 

Güzelliğin başa bela

Ala gözün kula cefa

Sever isem sanem ola

İle düştüm yar elinden

 

Ağam taş yerinde ağır

Bülbül öter gülde hatır

İnsan sevdiğinden soğur

Göze düştüm yar elinden

 

Aşkı yazdım sırasına

Sıra geldi kime sine

Bir söylenir ölesine

Nice düştüm yar elinden

 

Kul ahmedin şavkı vurdu

Döndü döndü Hakk’a kuldu

Aramanın hakkı buydu

Aşka  düştüm yar elinden

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir.

16 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Mihenk taşı (Koşma)

Ben bu aşkın sırrını şerh eylesem

sırlarım kelama kitaba sığmaz

Yaranlar aşkına zarım söylesem

Gözyaşım hesaba, mizana sığmaz

 

Hakk kelamı Rasul ile derc’olur

Ey sevgili aşkın bize yol olur

Bir noktadan cahil ilmi dağıtır

Merakım dünyaya cihana sığmaz

 

Güzel baki, meydan yiğite kalsa

Bağ-ı irfanımı edep ile yusa

Aşk ataşı yaksa divane kılsa

Yüreğim gömleğe ömrüme sığmaz

 

Cemalin bağında seyran eylesem

Kadrime dokundu ihsan eylesem

Sendeki halleri mihenk eylesem

Semaım yerlere göklere sığmaz

 

Güzelsin alemden ey peri sanem

Her gören, gönül verir, ahu zarem

Nice eğri düşer canı muhtarem

Veraım sadrıma canıma sığmaz

 

Dost ile olunca yağmurla beni

Gör nice eyledi divane hemi

Nice aşıkların tutmuş alemi

Mezatım tekkeye Mekke’ye sığmaz

 

Göz yaşım çağlıyor, katrem ırmağa

Mihnet etme cahil ile taşmağa

Yitirdi mihengim elden ayruğa

Hazanım fermana namaza sığmaz

 

Şu güzelin bahçasında açılan

Yar koynunda ellerimde yumulan

Ak gerdana dökülüp de saçılan

Kınalım ellere güllere sığmaz

 

Kudret kaleminden çekmiş sürmeler

Güzel hicri ile yıkmış niceler

Mah yüzüne çifte mahya dizeler

Mihrabım gözlere benlere sığmaz

 

Kaşları karadır gözleri ela

Sevdiğim gücenir ikili sıra

Gönüller şevkidir eğriye vara

Sözlerim ağuya karaya sığmaz

 

Güzel yüzün gören gayri unutmaz

Tesbihi sensin ayru din tutulmaz

Zahid mihrab, aşık eşik unutmaz

Kulluğum şeriat tarikat sığmaz

 

Ahi ahmed katren deryaya varsın

Gönül düştü bir zalime nice yansın

Dost kapısında kul tartıya çıksın

Günahım batmana kantara sığmaz

 

 

aşık ahi kul ahmed nasibidir

2 Haziran 2013
Okunma
bosluk

Tutulmaz öğütler (Koşma)

Oğulcağızım ortak koşma Allah’a

Şirk zulümdür büyük düşer günaha

Bir kayada saklı duran hardala

Şirk zulümdür büyük düşer günaha

 

Göklerde hem yerde gizi getirir

Latif olmuş haber yazar yetirir

Namaz bende eşik sende mihrabdır

Şirk zulümdür büyük düşer gazaba

 

İyilik emirden kötülük kuldan

Sabırdır kötüden gelirmiş andan

Kibirdir insandan çevrilmiş yüzden

Şirk zulümdür büyük düşer azaba

 

Kim yeryüzünde şımarıp yürüye

Hakk sevmemiş kibiriyle öğüne

Kul mutedil ola  gönül şöylece

Şirk zulümdür büyük düşer sadıra

 

Sakla sesini alçakta, anırma

Alim sohbeti yar olsun ayrılma

Hikmet sahibi sözeyler kulakta

Şirk zulümdür büyük düşer serabda

 

Yağmurun teriyle canlanır güller

Hikmetin nuruyla dirilir kalpler

Hayatın tadıyla tüllenir canlar

Şirk zulümdür büyük düşer nizama

 

Dünya deniz yutar kuldan niceyi

Allah’tan korkanlar takva giyesi

İmanı gemiden  saya ölesi

Şirk zulümdür büyük düşer gazaya

 

NOT: bunlar lokman Hekim’in oğluna öğütleridir. şiir haline getirmek bize kısmet olmuştur. devamı vardır inşallah.

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

28 Mayıs 2013
Okunma
bosluk

Allah görelim neyleye (Semaî)

Allah Allah nazım sana

Allah dedim gönlüm kala

Aşka düşem senden yana

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Söyleşirim Hakk’tır yarim

Koklaşırım birdir yarim

Gonca gülü derdim yarim

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Yola çıktım kullar öle

Derde düştüm kimler niye

Ümmet saydım tevhid bile

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Sana yandım sana yandım

Yanmakta derman okudum

Divandaki sırrı çözdüm

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Nazar etme gülüm solar

Bahar gele canım sever

Eller duya yarim hazar

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Aşka düşem seni bilem

Senden gayri kimi nidem

“Bir” sözüne kıyam edem

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Allah diyen yolda kalmaz

Ele güne dile düşmez

Karar eder da’va bilmez

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Aşkı yazdım saf kullara

Dönüp geldi dert yollara

Çekmek oldu şart bunlara

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Aşkın aldı beni benden

Düşe durdum yoğa vardan

Sevi kula yazdım candan

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Bakar oldum yollar uzar

Varır gider yari sarar

Benim yarim gönül yuyar

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Seni dedim bende buldum

“Ben”den geçtim canda kuldum

Öldüm yittim kande buldum

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Hele gönül hele gönül

Bana yazdın iki meyil

Biri irfan biri cehil

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Dara düştüm yare canım

İçer oldum nene lazım

Ben yitirdim ben ararım

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Bağlar ben’im güler benim

Çata durur gözler benim

Yar söyleşir diller benim

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Sofulara mihrab gerek

Aşıklara eşik gerek

Yüz sürmeğe sadık gerek

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Okur oldum medresede

Döner canım meyhanede

Dem çekerim her nefeste

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Gökyüzüne tahtlar kurdum

Seni canda ayan gördüm

İndim yâre gönül koydum

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Kelp söylemiş haram diye

Aşk şarabı iman biye

Saki doldur günah bize

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Yarle aram sual olmuş

Hoş olaymış olmayaymış

Yar benimdir kime n’olmuş

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Ben söylerim günah çeki

Gah ağlarım ümmet kaşı

Can bedende uçmak nesi

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Yar çığırmış gide duram

Varım yoğum ele verem

Bir canımı sana sunam

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Kararım kavidir dönmem

Ele güne rezil olmam

Kim demiş ki candan geçmem

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Ahi kula ahmed yazmış

Gönül tahtın sana yumuş

İkidebir seni demiş

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

Ahmed fakirullah yanar

Eder arşda Hakk’la pazar

Yere düşüp kullar çeker

Allah görelim neyleye

Neylerse güzel eyleye

 

 

Aşık ahi kul Ahmet’e bunları yazmak nasip olmuştur.

20 Mayıs 2013
Okunma
bosluk

Bozuk bozuk (Koşma)

Bu yıl da yaylaya çıkan dönmedi

Eser seher yeli el bozuk bozuk

Yiğit varıp pınarlara çöğmedi

Akar perçem suyu tül bozuk bozuk

 

Sordum illerini kimden geçmeğe

Sardım bellerini koldan ölçmeğe

Duydum dillerini hüsnün biçmeğe

Çalar sazım huyu tel bozuk bozuk

 

Aşiret sarar yareleri güllen

Güzeller düşer yiğitlere kolnan

Meramım olsun gecelerim kıznan

Yazar kader deyu yel bozuk bozuk

 

Güller derdim bahçaların önünde

Hasta gördüm sırra kaim başında

Dört kitabı ayan ettim elifte

Okur Kuran sa’yi kul bozuk bozuk

 

Cahillerin eline mi düşeyim

Namerdlerin aşını mı içeyim

Zalimlerin elinde mi öleyim

Ömür çeker bunu hal bozuk bozuk

 

Yolum düze varmaz dağlar eyleşir

Dalım ele varmaz beyler söyleşir

Düşman dölek durmaz kozlar paylaşır

Kılıç biçer canı kol bozuk bozuk

 

İndim pınara yar gelmez eyleşir

Elin yari cilve yapar söyleşir

Üç beş yari sara durmak boylatır

Onbeş olmaz dünü gül bozuk bozuk

 

Bir yar sevdim ağıt düzer sadrından

İki düştüm deyu açmaz gönlünden

Güller ile sara durdum eşkinden

Karar etmez beni dal bozuk bozuk

 

Güle düşen güzel olur renginden

Ala düşer koruk sallar terinden

Beni yazmış nazlı yarim telinden

Yaran saymaz beni yol bozuk bozuk

 

Edep erkan düşer yiğit kârından

Usul bilir saygı hürmet babından

Nice arsız yolsuz namerd bağından

Kelam çıkmaz beri bel bozuk bozuk

 

Sordum göçleri yaylaya yürümüş

Baştır başangı hörgüçü dürümüş

Güzel naz ile sorgusu zorimiş

Selam etmez demi dil bozuk bozuk

 

Çekilmez perçemi bu yıl dağların

Örülmez saçları onbeş çağların

Bilinmez düşmanı yahşi kulların

Aşret bilmez mani çal bozuk bozuk

 

Ahi ahmed kul düşende kararmış

Güzel eyler gül nazında yanarmış

Dosttan name var davetine uyarmış

Gitmek güzel beli gel bozuk bozuk

 

Ey Ahi ahmed kul mu yaratıldın

Kullar gibi yere mi oturtuldun

Ölsün diye ağu mu içirildin

Zulüm sarar kulu el bozuk bozuk

 

 

aşık ahi kul ahmede bunları yazmak nasib olmuştur

20 Mayıs 2013
Okunma
bosluk

Ağdı gönül (Varsağı)

Yollar uzun ağar çeker

Severim sevdiğim seni

Söyler dilim sıla çeker

Severim sevdiğim seni

 

Muradına ermek diler

Çifte güzel sarmak ister

İnci mercan takmak diler

Severim cananım seni

 

Hey efendim hey aşk olsun

Kupalara zem zem dolsun

Onbeşine girmiş olsun

Severim meramım seni

 

Gönül sırrı açmaz ele

Sıra gele düşe derde

Bir nefeslik sevmek diye

Severim mihrabım seni

 

Sattım gitti varı yoğa

Düşen bilir aşk-ı vera

Gel seninle ölek daha

Severim gül’zarım seni

 

Esti yeller bağrım sarar

Dertli gözler yaşlar arar 

Nazlı yare bahar sorar

Severim sevdalım seni

 

Namertlere aman olmaz

Usul adap erkan bilmez

Dost edinen iflah olmaz

Severim belalım seni

 

Gönül gözü açmayınca

Alemleri görmeyince

Hakkı’ın nuru ermeyince

Severim yaranım seni

 

Akıl alma cahillerden

Düşüp kalkma kötülerlen

Bilir bilmez aptallardan

Severim maralım seni

 

Güzel gel şöyle sarılak

Akşam sabahı katışak

Ölerekten hay bilişek

Severim ceylanım seni

 

Yaylalarda güzel gezer

Dolanır pınara iner

Bakracına yiğit ister

Severim kınalım seni

 

Toprak oldum güller beni

Suya ağdım canlar demi

Dahi yakîn eyler canı

Severim beyanım seni

 

Canlar canı güle düşmüş

Güle yanmış beni silmiş

Daha kimler Hakk’ı bulmuş

Severim ayanım seni

 

Bir güzele ağdı gönlüm

Ağmak ne ki çöğdü gönlüm

Git işine emmi oldum

Severim kararım seni

 

Ahi ahmed sevdi güzel

Güzellere düşmek güzel

Hazan oldu bilmez gazel

Severim söylerim seni

 

Ahi kula ahmed taştı

Varıp deryaya ulaştı

Aşkın şarabından içti

Severim veraım seni

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

16 Mayıs 2013
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç