Tevhid şarabın içenler (Gazel)

Bir mürşit elinden tutan,   nasibini her giz alır

Tevhid şarabın içenler,   her giz mest-i elest olur

 

Dost çağrısına gelenler,   huzurda ikrar kılanlar

Nefsine arif olanlar,   Rabb’ine de arif olur

 

Dost ile Pazar kuranlar,   benliğin yere vuranlar

Huzuru hakka duranlar,   ölmeden de önce ölür

 

Kim ki canından geçtiydi,   aşkın badesin içtiydi

Benlik dağından uçtuydu,   ol kim esir değil hürdür

 

Nefs’ne uşaklık etmeyen,   benliğin ardından gitm’yen

İnsan oğlu insan olan,   şol dirilip olan gelir      

 

Canını kurban eylem’yen,   dostun diliyle söylem’yen

Yar ile gönül eylem’yen,   deyin dosttan cüda kalır

 

Dost elinden meyi içer,   mest olur şişeyi kırar

Her bir şeye arif olur,   kendisinden değil bilir

 

Ahmed özünü gizliyor,   her daim yarin özlüyor

Dostun  izini izliyor,   maksudunu anda bulur

 

14 Nisan 2016
Okunma
bosluk

İşve senin sitem senin naz senin (Koşma)

Bak hey gülüm sana bir söz söyleyim

Zülüf senin beden senin yüz senin

Sen bu dilden söyler isen ne deyim

O dil senin dudak senin söz senin

 

Gülün aynasından güle yar bakar

Gahi kaşların yıkar gahi güler

Kim nazar edince kalbimi yakar

Ayna senin nazar senin göz senin

 

Yar yaylada gah hükmü geçer sefa

Gahi incinir de eylersin cefa

Her nefes değişir belki on defa

Bahar senin kış şenin hem güz senin

 

Yaylada çeşit çeşit ruzgar eser

Gahi latif gahi buz gibi keser

Gah barışır gahi taş gibi küser

İşve senin sitem senin naz senin

 

Yayla gülü görünürsün her gülden

Gülşeninde avaz eyler bülbülden

Her perdeden çalar söyler her dilden

Mızrap senin perde senin saz senin

 

Yardan ayrı kalsam yar sitem eder

Seni gönlünde bulan da yar nider

Mülküne de ancak yar gelir gider

Çoban senin yayla senin yoz senin

 

Sana darılsam yarelenirmiş yar

Aşığın kuldan özge de neyi var

Sirette ahmede eylemiş karar

Siret senin suret senin öz senin

 

 

yoz: sürü

14 Nisan 2016
Okunma
bosluk

Nazınan gelir vallahi (Varsağı)

Bre ala gözlü dilber

Devran geçer demedim mi

Yakar olmuş şol gözlerin

Yiğit yıkar demedim mi

 

Turnalar yüksekten geçer

İner de ovayı sarar

Ay yüzüne nurun saçar

Yiğit yakar demedim mi

 

Peçe tutmuş dağlar karı

Güzel olsa yiğit yari

Nazınan gelir vallahi

Yiğit bıkar demedim mi

 

Yiğide yiğitlik varnan

Kör olsun yiğitlik yoknan

Oyalanma telli canan

Yiğit kızar demedim mi

 

Bahçalarda biter güller

Dalında öter bülbüller

Sevdadan oynaşır canlar

Yiğit sever demedim mi

 

Yiğitlik cesaret ister

Kılıcı belinde ister

Güzel sevilmeyi ister

Yiğit sever demedim mi

 

Ahi ahmed der nolaydın

Dost hat’rına kul olaydın

Güzel, eşikte yataydın

Yiğit sever demedim mi

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

15 Mart 2016
Okunma
bosluk

Anası güzel (Varsağı)

Hey bre anası güzel

Ne gezersin bu yerlerde

Seni seven bulunmazmış

Ne gezersin bu yerlerde

 

Eteğinde kervan gider

Tepesine peçe gerer

Yaylasında güzel gezer

Ne söylersin bu yerlerde

 

Yörü bre güzel yörü

Gül bahçası seyran yeri

Söyleşirken kimler seni

Ne şişersin bu yerlerde

 

Alaçık yaptım oturak

Gel güzel seninle yatak

Olmaz olsun çarhı felek

Ne eylersin bu yerlerde

 

Kaşları yıkık karadan

Bizi halk etmiş yaradan

Yeni haber geldi yardan

Ne edersin bu yerlerde

 

Selam versem alma mısın

İnci mercan dökme misin

Kadir kıymat bilme misin

Ne durursun bu yerlerde

 

Ahi ahmed ağlar gülmez

Halin nedir diyen olmaz

Ömür yiter geri gelmez

Ne ölürsün bu yerlerde

 

ahi kul ahmed nasibidir

14 Mart 2016
Okunma
bosluk

Yörü bre Yörük kızı (Varsağı)

Yörü bre Yörük kızı

Kara bağrın ezilir mi

Çiğdem gibi topla bizi

Kara bağın düzülür mü

 

Karadır kaşların kara

Sineme açtığın yara

İyi olmaz geçmez amma

Kara bağrın üzülür mü

 

Kara gözlüm n’ettim sana

Ol dertleri kattın bana

Verme bizi gelmez ta’na

Kömür gözler süzülür mü

 

Ala gözler dolum dolum

Kaşların yay oylum oylum

Yayla çiçeği kokuşlum

İnce beller sarılır mı

 

Dumanlandı dağlar başı

Göz göz oldu suyun başı

Ben dökerim gözüm yaşı

Akan seller sorulur mu

 

Naçar kaldım senden yana

Açar göğsün elden yana

Zülüflerin burma burma

Tel tel gerer dizilir mi

 

Yemenisin belden bürür

Etekler yerde sürünür

Ahi ahmed kul görünür

Hizmetinde sorulur mu

 

ahi kul ahmed nasibidir

14 Mart 2016
Okunma
bosluk

Kumaş olsam arşın arşın yırtsalar (Koşma)

Kara gözlerine kurban olduğum

Koma beni el yerine sevdiğim

Gurbet elde kem haberin alırsam

Koma beni el diline sevdiğim

 

Dağların karı bağların gülü mü

Etti beni divane mi deli mi

Ayrılık elinden bağım ezik mi

Koma beni gazeline sevdiğim

 

Darılma sevdiğim sözümdür sana

Seni severim cefa etme bana

Al yanaktan bir buse ver sen bana

Koma beni yad eline sevdiğim

 

Yine esti muhabbetin yelleri

Coştu m’ola göz yaşının selleri

Garib kaldık nideydik bu illeri

Koma beni yadellere sevdiğim

 

Kumaş olsam arşın arşın yırtsalar

Yar beline büklüm büklüm sarsalar

Dilim söyler amma gözlerim ağlar

Koma beni ara yerde sevdiğim

 

Ahi kul ahmed senin bir kölendir

Al sat öldür ister ise dolandır

Ben bu aşkı nerde bulsam yamandır

Koma beni ateşine sevdiğim

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

4 Mart 2016
Okunma
bosluk

Sürmeli gözler sürmeyi neyler (Koşma)

Kara kaşların keman olmuş yay mı

Çevresi çimenli al gülden bağ mı

Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler

Çevresi çimenli al gülden bağ mı

 

Hele bakın şu yavrunun halına

Memeleri iz eylemiş koynuna

Gördüm ala gül düşmüş de aynına

Ötesi dumanlı yareden sağ mı

 

Sevdandan yüreğimin yağı erir

Taramış zülfünü eğdirir durur

Ak kolların da sala sala yürür

Ötesi gümanlı cilveden dağ mı

 

Karlı dağlar aşamadım başından

Yatamıyom hayalinden düşünden

Kısmetse yatsaydık bir gün seninlen

Ötesi yamanlı şuleden har mı

 

Güzelleri sevdiğine vereler

Gülleri vahtında iken dereler

Rabbim hub yaratmış seni öveler

Sevdiği ölesi haberin yoğ mu

 

Ahi kul ahmedim yaran saralar

Yar yoluna baş koyduğun bileler

Dinledim hep bizi söyleşir diller

Düşmediğin diller dermeli bağ mı

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

24 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Ala gözlü benli güzel (Koşma)

Bre ala gözlü, benli güzelim

Beni de el yerine komayasın

Gümüş kemerin olayım beline

Beni de bel yerine dolayasın

 

Suya gider su testisi elinde

Yel estikçe zülüfleri belinde

Geriden baktıkça sunam dilinde

Beni de dillerine dolayasın

 

Güzelin kapısına kul olduğum

Aşkının ataşında kül olduğum

Gam yemezdim de derdinden öldüğüm

Beni de kollarına dolayasın

 

Dostum yaşmağı da çardan çarlanır

Etekleri yere düşmüş sallanır

Görem dedim nazlı yarim boylanır

Beni de gözlerinle sarayasın

 

Ahi kul ahmedim yoktur zararım

Yel estikçe rayihalar koklarım

Değmen benim nazlı dertli yaranım

Beni de zülüflerine asasın

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

17 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Kullar ölsün (Koşma)

Ala gözlerini sevdiğim güzel

Sar kara zülfüne de kullar ölsün

Memeleri domur domur terlemiş

Sil kara zülfüne de kullar ölsün

 

Vara vara vardım da sinesine

Gövel ördek de öter yaresine

Ben bu yari sevsem de ölesine

Gel kara zülfüne de kullar ölsün

 

Bahar gelir bahçalarda gülleşir

Yazı gelir yazılarda yaslaşır

Benim yarim onbeşinde boylaşır

Gel kara boyuna da eller ölsün

 

El ettim de el ettim de elaman

Yar gelmiş de duymadım ben vay aman

Benli sunam sana yandım yar aman

Gül kara zülfüne de eller ölsün

 

Bülbül olup gözlerini süzersin

Bahar deyi güllerine yanarsın

Üç gün geçmez ellerimde solarsın

Sol kara zülfüne de kullar ölsün

 

Ahi kul ahmedim bağlar bozulmuş

Güz gelmiş de bülbül gülü terketmiş

Ben dost arar iken akşam ol’vermiş

Bil kara zülfüne de kullar ölsün

 

 

ahi kul ahmed nasibidir

16 Şubat 2016
Okunma
bosluk

Yareninden ayrı düştüğün zaman (Koşma)

Behey ala gözlüm, güzel dilberim

Hoşlanırım benimle’lduğun zaman

Gider de gönlümün pası, karası

Zevklenirim benimle’lduğun zaman

 

Konuştukça bal akar dilinden

Gülüştükçe güller açar yüzünden

Al kınalı ak ellerin yüzünden

Çekiver, çevrilip baktığın zaman

 

Aşkın ataşı beni od’a saldı

Divane etti, hem aklımı aldı

Sanırım vücudum cennete vardı

O yarim koynuma girdiği zaman

 

Yandı ha yandı da yürek tavası

Çeken bilir ayrılığın havası

Çıka gelir bir cennetlik kuması

O yare de haber saldığım zaman

 

Yörü bre, kara kaşları kalem

Arayıp seni bilmem nerde bulam

Yakasın canım da canına katam

Seni bana Mevla yazdığı zaman

 

Gül dikensiz bitmezmiş be hey şaşmış

Seni bana dediler yakar imiş

Taramış zülfünü yüzüne dökmüş

Yari gerdanından öptüğüm zaman

 

Yine duman aldı dağların başın

Yenilendi sardı şol eski derdin

Aşkın ataşında kül oldun yandın

Yareninden ayrı düştüğün zaman

 

Ahi kul ahmedim eller övünsün

Sen şöyle dur, yarin gonca açılsın

Ala göze siyah sürme sürülsün

Akşamdan yar ile yattığım zaman

 

ahi kul ahmed nasibidir

5 Şubat 2016
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç