tesbihçi ahmet ağanın kaza namazları

Dursun abi,

öncekini beğenmekle hata ettin. seni uyutmam bak haberin olsun. ya yerini aç, ya gönlünü aç. sessizlik de bir bıkma işareti sayılır. öt biraz da sabahı anlayalım. namaz kazaya kalmasın.

bülbül ötmezse gülün kadrini kargalar bilmez. ses verecek birini arıyorum. lakin herkes köçek(Estağfurullah sözün gelişi)…bu davula bir zurna lazım, ağzından sular aka aka..

davulum yarılana kadar feda olsun. lakin milletin kulağına az geliyor şu hale bak..

her yazdığım bir sırrı ifşa ediyor lakin aptallara ne gam. ırgalamıyor. sürekli pazar yeri değiştiriyorum. yeni müşteriler bulur muyum diye. gel gör ki herkes bugdaydan yana.. bizde himmet bulunmaz ama rahmete çanak tuttuğumuzu görenler var. bize kızanlara ikram ederiz. çorbadan başka aşımız olmaz. kebap isteyen başka kapıya..

bak benimle görüşmek istemişsin.. bunca lafın üstüne pişman olabilirsin sonra. iyi düşün. her karganın eti yenmez. ben adamı alır göklere çıkarırım sonra bir bırakırım.. paraşütün yoksa çakılırsın haberin olsun..
kiminle çuvala girmek zordu?

neyse, seni iyilerden saydık da çalıp durduk yere. sen de değerini belli et artık.. boş bırakmadım aşşayı.

*

dizdi gene tesbihçi ahmet ağa birşeyler.
görelim kim takar boynuna anın seyreyler…

*

Ey Allahın fakir kulu
Söylen sözü eğri büğrü
Dinlemezler yorma gari
Yazdıkların nice senin

*

Pazar kurup gül satarsın
Gülüne paha biçersin
Pahayı aşıklar bilir
Sattıkların nice senin

*

Gonca güle bülbül konar
Aşk derleyip halin yanar
Bahar öter kışın gider
Bahçelerin hazan senin

*

Akıl arar kendi gibin
Fikir sorar doğru kimin
Karga söyler rehber benim
Yaptıkların heba senin

*

Cümleyi aşk ile seven
Hakka vera ile bakan
Hak sevince oldu yaren
Vereceğin gönül senin

*

Aşk ile döner dururum
Kimse bilmez nihanım
Sevgi ile harman oldum
Tarladaki dane senin

*

Kul Ahmet sen garip kulsun
Yarenliğin kimler bilsin
Kendi alıp kendi satar
Pazardaki mana senin

*

Dursun abi selam olsun
Yarenliğim hatır bulsun
Hemşehriler sala salsın
Öldürdüğün ne ki senin

*

ahi kul ahmed

27 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

“eyvallah”

Bak Tahsinciğim, bey’den mey’den anlamam. ikisinden de sarhoş olurum sonra. ikisi de haram biliyorsun. niye bana ikram ediyorsun? Davulcuların sarhoşken daha ala davul çaldıkları doğrudur. Neşet’imin sülalesi iyi bilir. Lakin yasak olan sarhoş olmak değildir. “mey”le “bey” yasaktır. o zaman sarhoş olmak için başka şeyler bulmak lazım değil mi? senin aklına bir şey geliyor mu?

Gelin sarmak, kız sarmak 5 dakkada bitiyor. gül kokluyorum 3 günde soluyor. dost bildiğim az deyince hopluyor. avrat desen şal deyip de zıplıyor. el aleme güçlerimiz yetmiyor. kardeş hani, miras için kaçıyor. selam versem rüşvet deyü almıyor. iyiliği maraz deyü yapmıyor, zengin “benim” deyü vermiyor. fakir “yetmez” deyü çalıyor. dindar bana kafir deyü sövüyor. kafir sorsan İsa deyü tapuyor. yahudinin oyunu mazlumları biçiyor.

anlıyacağın ortada ne sarhoş var ne sarhoş olunacak bir şey. bir şeyler içiliyor aslında velakin hepsi de zamanın kıskacında. benim derdim sarhoşluktan uyanmamak. sorun bu.. bu yüzden çok etkili ve uzun ömürlü bir içki bulmalıyım ki hiç ayıkmayayım.. senin şu “eyvallah” kapından bir girelim bakalım. karşımıza ne çıkacak? Ayva arapçada evet demektir. Allah’ı da biliyor olsak da ne kadar doğru tanıdığımız muğlakdır. bu, bir anlamda Allah’a evet demek anlamına gelebilir mi sence?

bana hitabını boşver. Fakat O hep kendi alıyor kendi satıyormuş. bize hiç kar bırakmıyormuş doğru mu? hem de kendi yazdığını bize oynatıp alkışları da kendine çeviriyormuş öyle mi? Napalım Ona küselim mi şöyle bir?
bak ben şimdiye kadar naptım biliyor musun.

Babam kızardı, kaçardım, kişiliğimi korudum=hürriyet. okurdum, posasını atardım maksad bulurdum, onunla oynardım=hürriyet. sigara içerdim, bıraktım=hürriyet. Günahları terkettim kimse bana hadi demiyor=hürriyet. Yemek fişini bıraktım istediğim gibi yiyorum=hürriyet. Servisle işe gitmeyi bıraktım, otobüste insanlığımı anladım=hürriyet. pantolonun sıkmasına itiraz için bol cübbe giyip ferahladım=hürriyet.

işte bütün hürriyetler senin “eyvallah”a çıktı aslında. yani sen “eyvallah” dedin lakin ben yıllardır onu yaşatmışım. kelimenin sahibi anlaşıldı umarım.

dedim ya ben davul çalarım. lakin sarhoş olamadım. rahmetli muharrem ertaşı sedirinde rahmet içinde görmüştüm çocukken. keşke sorsaydım.
uzun hikaye tahsin kardeş. bir zurnacı da arıyorum benim ritmime nağme dizecek. lakin çok köçek var. zurnacı yok.. ömürlük bir içecek bulunca bana haber ver e mi?

Bak sevdim işte bu sözü
Şöyle selamın diyesi
Ol hayırların mihengi
Kabul imiş “eyvallah”

Kabul olur mu hayırlar
Döşediğim ak yazılar
Sarıversem al yazmalar
Gelin imiş “eyvallah”

Maksat Hakka ok atasın
Halis niyyet kılasın
Kalemle kılıç çalasın
Alim imiş “eyvallah”

Fakir kulun imam oldu
Halkı bekler uya hadi
Namazların her rekatı
Gözü yaşmış “eyvallah”

El yazar kalem sanırsın
Görür gözün kim bilirsin
Hak gizler de sen açarsın
Yapan O’ymuş “eyvallah”

Yapan O’ysa kalpler bizar
Kader yazar kullar oynar
Sebepleri azar azar
Dizen O’ymuş “eyvallah”

Ahmet beye nida olmuş
Kılıç elde kalem çalmış
Öküz çekmiş teker ötmüş
Saman sarmış “eyvallah”

Tahsin kula selam olsun
Kalem ile doğru yazsın
Öküz koşup tarla sürsün
Dane sözmüş “eyvallah”

Sor bak SAHİBİNİN kimi var
Kim içmiş meyinden deyi ver
Dünya içen kullarını salıver
SENİ içtim kadehleri kırıver
“EYVALLAH”

işte ben içecek bir şey buldum ki ölene kadae ayıkmam. bu yüzden de sarhoşun sorumluluğu olmaz. yani=Hürriyet=HÜR ADAM. Bütün hürriyetler HAKKA çıkar Elhamdülilah.

 
Kul Ahmet Atik
26 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

Aşka düşmüş “eyvallah”

Bak sevdim işte bu sözü
Şöyle selamın diyesi
Ol hayırların mihengi
Kabul imiş “eyvallah”

*

Kabul olur mu hayırlar
Döşediğim  ak yazılar
Sarıversem al yazmalar
Gelin imiş “eyvallah”

*

Maksat Hakka ok atasın
Halis niyyet kılasın
Kalemle kılıç çalasın
Alim imiş “eyvallah”

*

Fakir kulun imam oldu
Halkı bekler uya hadi
Namazların her rekatı
Aşka düşmüş “eyvallah”

*

El yazar kalem sanarsın
Görür gözün kim bilirsin
Hak gizler de sen açarsın
Yapan O’ymuş “eyvallah”

*

Ahmet beye nida olmuş
Kılıç elde kalem çalmış
Öküz çekmiş teker ötmüş
saman yığmış “eyvallah”

*

Tahsin kula selam olsun
Kalem ile doğru yazsın
Öküz koşup tarla sürsün
Rahmet no’lmuş “eyvallah”

*

yazılarına eleştirimize “eyvallah” diyen Kırşehirli yazar tahsin beye güzellemedir..

*

ahi kul ahmed

26 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

kızgın karga güle konmaz

Size başkalarının dediği gibi ben de Zafer Hocam diyeyim. Zafer Hocam.. aslında resminiz sizi genç, beni eski genç gösteriyor diyebilirim.

bana hoşgeldin dememiştiniz ama olsun, insanlar daima benzerlerini kabule daha yatkındırlar.
yazılarınız adeta benzetmekte hata olmasın ama Kuran değil de Kuran’ın uslubu gibi. bir ateşliyor, bir duruyor. bir tam gaz, bir rölanti. bir birleştirip güzel öğüt veriyor, bir birbirine tutturuyor.
insanlar ise tam doğru ile ilgilenmezler, belki aklı selim olan çok azı.

onlar hangi yazı kızıyor, hangisi bağırıyor, (cesaret farklı) hangisi heyecanlı bir roman edasında, hangisi gıdıklıyor benim hemşericiliğimi, yahut milliyetçiliğimi, kavmimin üstünlüğünü, yahut padişahın kızını içimizden hangi kelimize verecek,bunları arar. burası müftülük, yazan da müftü yardımcısı değil zaten.

işte sizin yazılarınızın pazar yerinde bunları görüyorum. bunları kötülediğimi sanmayın. ben biraz psikoloji ve sosyoloji tahsil ettiğimi söylemem kibrime verilmesin de eh diyelim.
 
diyeceğim o ki yazı ile okuyucu örtüşüyor görünüyor. kısa, vurgulu, dokunaklı, damardan vesselam. ben bu örtüşmeyi sağlayamamıştım doğrusu. ben hep ilmi, doğruyu, adaleti, soruna çözüm üretmeyi, bütün insanları birlikte tümüyle kucaklamayı, merhameti, sevgiyi esas alır, konuyu bütünüyle uzun uzun anlatamazsam çatlar ölürüm. Sonra oturur, seyreder, malım bu, ihtiyacı olan alsın derim. bu şuna benziyor. imam cemaate uysa ilim gidecek tavuğun yem yediğine dönecek, ilim dese cemaat ofluyacak vesselam.

artık sadece şöyle yapıyorum: diyeceğimi yine diyorum lakin onun anlayacağı lisanı kullanıp başlıkla tavlamaya çalışıyorum.

senin gibi adamlar müftü istemez, danışman da istemez. diyeceğim o ki merhametin var lakin çemberini genişletmeni dilerim. Allah rahmetinden kimseyi kovdu mu (Şeytan hariç). Sen de dışarda bırakma. her dışarıda bıraktığına halk kılıç sallar. SEN VUR dersin o ÖLDÜRÜR.

kalemle, kılıç da çizersin, gül de. sen gülü tercih et. o zaman dostların da biraz değişir ve bülbüllerin sayısı da artar. şimdi seni tasdik edenler kendi kızgınlığını sende bulanlardır.
Öyle yaz ki onlar sana bağırsın.

Hastayı iğne acıtır, vurana da bağırttırır laki hayrınadır. halbuki deliliğinden bağıranlar tamam bu benim adamım deyip övgüye koşuyor..

Benim bir hatamı söyleyenin ellerinen öperim. övgü zaten söyleyenindir der oralı olmam. yoksa bu beni öldürür bitirir, kibre iter, artık üç gün estağfurullah çekerim.

halbuki kızgın karga güle konmaz. vesselam…

*

Ben söyledim ilim ile
Sen dinle bir hilim ile
Cümle alem kimin ile
HAK yazımı satamadım

*

Zafer hocam yaman adam
Okuyanı kim ki bilmem
Fırtınalar eker biçer
Bak sözümü diyemedim

*

Doğrulara fikir gerek
Söylemeye usul gerek
Dervişlere zikir gerek
HAK zikrini çekemedim

*

Ben söyledim kalem ile
Vara gide KIRŞEHİRE
Cümle insanı bir bile
HAK birliğin eremedim

*

Er kişi eksiğin bilir
Noksan ile kemal bulur
Yağcı kendin tasdik eder
VUR dediğin öldürmedim

*

Biraz doğru biraz eğri
Yarenlik de bize kaldı
Çal Zaferi yere haydi
BAK sevdiğim diyemedim

*

Kul Ahmedim çok uzattın
Aklın verip gönül aldın
Doğrulara sarılmadın
BAK dirliğin nice senin

*

ben malımı sundum aha
aklım fikrim hep günaha
ol günahım muhabbettir
BEN neyleyem, paha senin

*
ahi kul ahmed

21 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

Güvensizlik Dostluğun Faresidir

Bizde yazılar denetime tabi tutulunca Veysel arkadaşıma “makaleyi senin adına gönderebilir miyim” deyince “bi gönder bakayım” demesi üzerine yara alan dosta bir kaç söz ile gül atıp yaraladık.
*
ilacı bulsam ruhuma çalacam.
bedenim ziyan.
ziyaı bulsam dostuma tutacam.
sözlerim nihan
*
Güvensizlik aldı demi
Al duvara çaldı beni
Döktün küpüm şerabını
El yazıma sordu hemi
*
Yazı yazdım ha şöylece
Adalet üzre öylece
Veysel adına olsa da
El sazıma verdi hemi
*
Şüpheyle dostluk nas’lolur
“Sal gitsin” desen ne olur
İki akıldan bir dost çıkmaz
Yel sözümü serdi hemi
*
Şairlik zulümden doğar
Zulüm ki aşkı alıkoyar
Nazeder de varır çatar
Hak sözümü duydu hemi
*
Adı Veysel kendi Veysel
Sözüm yedi andı misal
Irmak desem kumlar visal
Ak sözümü netti hemi
*
Eyisin hoşsun damande
Buğday sekisin damende
Çift seklemin değirmende
Un tozunu silkti hemi
*
Silkme dedim silktin beni
Sonra döndün verdin yeri
Eyi kötü bir mi deki
El sözümü yuttu hemi
*
Gayri diyem baha kaça
Yazıp düzdüm ölçe biçe
Veysel adı cümle kula
Yar sözümü andı hemi
*
Dostu dosta çalma hemi
Dosttan dosta varsa demi
Kullar bilmez ölse beni
Var sözümü yazdı hemi
*
Veysel dostum oynar hah bar
Gönlü geniş dersi ezber
Söyler türkü, aşık sazlar
Ser sözümü bilmez hemi
*
Çaldım sözümü efkara
Tok dinledi var ne çare
Ben aşığam gülizare
Gül bendimi yıkmaz hemi
*
Veysel dosttur lafın bilmez
Söyler doğru mihnet etmez
Milliyetçi ümmet kesmez
“Kul” sözünü takmaz hemi
*
Hoş bir sazdır çalar ahmed
Tezenemde türkü hasret
Veysel söyler aşık emret
Bar sözünü aymaz hemi
*
Vakıf kursam kurma demez
Yerim yoktur öte yazmaz
Hayır için şarab içmez
“kul” sözümü zemzem hemi
*
Ahi kuldur ahmed paşa
Yazdın çizdin ücret kaça
Dostum deyip hatrı üçe
Ver sözümü tutmaz hemi

ahi kul ahmed

20 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

bizarım (Çanakkale’nin hatırı ile Bugünün katırından)

Oğlu yazmış baba dökmüş söze he
Alı almış moru satmış kime ne
Genci sövmüş yaşlı azmış diye he
Memleketin yatırları arzedin

*

Rızkı kapmış, riski sapmış vira he
Dili fesat, gözü kinden kara he
Kime dese, sözü kinden ziya he
Ahırların katırları az tepin

*

Nice can verdik bu ülke variçun
Vara hakka cennet diye huriçun
Ehli kaldı kırkbeşliğe aş içun
İmamlar nikahın kıydı züliçun

*

Ey insan sen elçi idin hakka ha
Hak ne demiş sana bu can ile ha
Akıl ahlak iman ile döne de
Dünyalar ziyanın kıldı seniçin

*

Verdi aldı canla cennet şerabı he 
Kim duydu ki ol gönülde figanı he
Vardı hakka dertli aşkın niyazı he
Hülyalar serabın kıldı seniçun

*

Hakka doysam bitecek bunca figan
Her içen susuyor ne ki bu yakan
Akıl bitti, kalp yitti aşk bu saran
Gönüller verasın buldu senüçün

*
 
Kul Ahmed’im alır satar sevgiyle
Ummana bir katre düşmüş ahıyla
Hak kapısın nice çalmış zikriyle
Arifler şarabın içti senüçün

*

ahi kul ahmed

20 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

büyük vaiz ölüme naat

Kuzum derdin ne senin ağlayarak
Sazın türküler yakar dağlayarak
Bilmez misin biz ölü yaşayarak
Ölü yaşarken, ölenlerden bize ne

*

Saygı sevgiyi yaşamadım ki vereyim
Oğlum ahlakı sokaktır diyeyim
Ben kılmadım ki neslimi salayım
Ölü naçarken ölenlerden bize ne

*

Ey ölüm tadın şerbette yok diyem
Nefes alsam vereceğimi bilmem
Yaşadıkça senden ayrı duramam
Ölüm yakınken kaçanlardan bize ne

*

Ey ölüm iyi ki sen varsın ahir
Cümle sahtekarı topla sen zahir
Hep mi kürt memet nöbete yakışır
Ölüm sağımken kaçanlardan bize ne

*
Kaç doğrunun doğruluğu sendendir
Kaderdir eğrilik yoksan tacıdır
Doğruluğum hakkın nuru tacıdır
Ölüm yoğumken varlığımdan bize ne

*

Kul ahmed dertlendikçe dertlenirsin
Cümle varı sever aşka düşersin
Kim bu sırrı ele verir bilesin
Ölüm bağımken kopanlardan bize ne

*

ahi kul ahmed

20 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

Bir Ahi Büyüyor

biri ya takılacak ya zulmedecek

yahut yüreğim şöyle bir okşayacak

Hak ruhuma ney misali üfürecek

ötmeye mecbur kalır şairin oğlu 

*

Rabbim yollamış beni Kırşehir iline

babam Ama Hafızın Hakkı’dır biline

beş yaşında gidilir mi Cumhuriyet’e

mahkemeye mecbur kalmış Kalaycıoğlu

*

orta ikiyi feda, git İmam Hatipe

Kuran, tefsir, hadis, arapça ilim ile

üç yıl sonra dön gerisin geri Cacabey’e

birinciliğe yakışmaz mı imamoğlu

*

Kırşehir Lisesi az kahrımız çekmedi

Nimet hanım şu kızla dans ediver derdi

Sütçü edebiyat notumu pek kısardı

itiraza mecbur kalmış berberin oğlu

*

Ali Hikmet söyler “çatal karam çingenem”

Porto Riko’da kumar, Kabe’de namazım

desteksiz atardı Ali Hikmet’in vahabım

özlemeye mecbur kalmış berberin oğlu

*

sonra gurbet başladı Siyasal ile

koptu bağrım gül kokusun eller ile

hasret çöktü Aşıkpaşada dam eve

özlemeye mecbur kalmış gurbetin oğlu

*

ineğimiz vardı sürerdik sığıra

tavuklar gıdaklayıp verirdi yumurta

misafir ağırlardık iki katlı konakta

gelenleri seyran etmiş konağın oğlu

*

büyümüş okumuş Ahi Evran kim demiş

kalem çalmış Ahilik bir insanlık imiş

site kurup “ahikirsehir”i duyurmuş

duyanları hayran etmiş ahinin oğlu

*

lakin halkı şaşmış, bilirken bilmez olmuş

Ahi Evran veli yerinde yatsın demiş

duadan öte de bir şeyini bilmezmiş

cahilleri seyran etmiş bilenin oğlu

*

Garipname ile aşıkpaşa menzilli

Felekname dedi kim Ahmedi Gülşehri

Yaratılanı yaratandan seven Yunus’u

Cümlesini seyran etmiş Rahmanın kulu

*

Ey Kırşehir bağrındakiler beni yakar

Karabacak Dinekbağı Kılıçözü akar

Kaleden oruçta ramazan topu atar

Kul Ahmet beyan etmiş ki hallerim AHİ

*

ahi kul ahmed’in kısa bir hayat hikayesidir.
*

ahi kul ahmed

30 Nisan 2011
Okunma
bosluk

İnek türküsü

Said Sargın

Mucur ve köylerinde çok meşhur olan, bir inek için yazdığı mizah öğeleriyle dolu olan şiirdir. Kitaba göre inek ile ilgili şiirin, ya da Geycekli köylülerin deyimiyle “İnek Türküsü”nün hikâyesi şöyledir:

 
Kıran Köyünden Şemsettin Gündüz’ün birkaç İneği vardı, satacaktı. Geycek’ten Niyazi Sapmaz ve Asaf Sargın’a da inek gerekli idi. Şemsettin Gündüz ineklerinin iyi cins olduğunu söyledi. Geycek’li iki ozan kalkıp Kıran’a gitti. Ancak inekler övüldükleri gibi değildi, çelimsiz yaratıklardı. İnek sahibi ineklerini nasıl bulduklarını sordu. Aşık Niyazi “Şemsettin bey, iznin olursa bunu türkü ile söyleyelim” dedi. Görelim ne dedi, Aşık Niyazi Sapmaz’a iyi kulak verelim:
 
HEÇ KUSURUNU BULAMADIM İNEĞİN
 
Fitilsiz idareye benzer gözleri
Körpe oğlak ayaklı kibar izleri
Çok intizar almış çarpık dizleri
Bir kusurun bulamadım ineğin
 
Kuyruğu pek kısa, bozuk arkası
Beş senelik palto gibi hırkası
Yumruk gibi sırtındaki ohrası
Heç kusurun bulamadım ineğin
 
Çok meşhur arkadaş gelde gör dedi
Sağdırdım baktım ki bir cezve südü
Hakikat halapa, üç parmak budu
Bir kusurun bulamadım ineğin
 
Erzulumdan gelmiş cinsi anası
Emerkene görünmüyor danası
Çiftçi döğmüş bütün yara sinası
Bir kusurun bulamadım ineğin
 
İstemem Asaf’ım gidelim aman
Yem döktüm bilmiyor,görmemiş saman
Muhanete gitmez alan bir zaman
Bir kusurunu bulamadım ineğin
 
Milâyım duruyor uyumuş danı
Noksanı boynunda bir yörük çanı
Caydın mı Niyazi eyi olur sonu
Heç kusurunu bulamadım ineğin
 
Boynuzu yok, buğazında kendiri
Çökeleği olmaz, mehşur pendiri
Çok gezmiş pazarı, görmüş Çandır’ı
Ben kusurun bulamadım ineğin”
 
Dört yiğit getirin,yıksın yatırsın
Örmesini Kalhannı’ya batırsın
Aşık Hasan noksanını yetirsin
Ben kıymetin bilemedim ineğin
 
Yazılmamış,katim kalmış sayımda
Çökmüş kalmış Kalhannı’nın suyunda
Var ise müşteri Kıran köyünde
Ben kıymetin bilemedim ineğin
30 Nisan 2011
Okunma
bosluk

Kırşehir ağzı bir atışma

15.05.1996 tarihinde Geycek köyünden Nebioğlu Suat Ertuğrul ile Geycekli Sait Sargın arasında geçen atışma;

 
Nebioğlu:
 
Anasında hızlı bir tay gibisin
Acemice söyler bir bey gibisin
Tavında değilsin,bir toy gibisin
Kaşın gözün niye oynar Geycekli
 
Geycekli:
 
İlmini bilemem,yoktur satışın
Boşuna meydanda göbek atışın
Kurban olsan,yedi eve yetişin
Kalanında yetim doyar Nebioğlu
 
Nebioğlu:
 
Aman,hiç inanma,kötüye,keme
Yılışma karşımda,ozanım deme
Şehadetin kabul etmez mahkeme
Kem söz,sahibine uyar Geycekli
 
Geycekli:
 
Yağızca bir at’a binmedin daha
Eşeğin sırtında inmedin daha
İmana gel dedim,dönmedin daha
Melun şeytan gözün boyar Nebioğlu
 
Nebioğlu:
 
Dost isen tertemiz,sade huya gel
İlim dinle,alimleri duyda gel
Vebalini bir çıkıya koyda gel
Yarı yolda nefsin cayar Geycekli
 
Geycekli:
 
Şu koca bedenin dünyayı ister
Yeşil elbiseli oldun mu asker
İmzalı mühürlü tezkere göster
İhanetin eller duyar Nebioğlu
 
Nebioğlu:
 
Geceyi gündüzü seyret,bakta gel
Aşık isen yürekleri yakta gel
Nebioğlunun makamına çıkta gel
Kaleminde düşük ayar Geycekli
 
Geycekli:
 
Hikmet ne kuytuda,ne de düzdedir
Seyir ne gecede,ne gündüzdedir
Adalet,merhamet önümüzdedir
Sözün seni nar a koyar Nebioğlu
 
 Sait Sargın
10 Nisan 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç

Son Yorumlar

Etiketler