Gel şöyle sarılak (Koşma)

Ala gözlerine kurban olduğum

Gel şöyle sarılak boydan seninle

Gerdan kırıp zülfün telin saldığım

Gel şöyle sarılak  tenden seninle

 

Sever oldum onbeşinde gül gibi

Sala verir el aleme dal gibi

Caymaz gözüm mihengine hal gibi

Gel şöyle sarılak nazdan seninle

 

Bir hal olmuş başa gelen çekilir

Onbeşinde güzel deyu öpülür

Koç yiğitler sunasına sarılır

Gel şöyle yumuşak lebden seninle

 

Dostu olan dost yoluna bakınır

Güzel sevmek yiğit harcı sayılır

Niza olmaz güzel şavkı öldürür

Gel şöyle öpüşek gülden seninle

 

Söyle güzellerin mahı mısın sen

Gözleri dumanlı kuğu musun sen

Al kuşakla  cana   deva mısın sen

Gel şöyle dolanak belden seninle

 

Zülfünün tellerine dolansaydım

Gürzünen hisarını bir yıksaydım

Bahası cana mı canan olsaydım

Gel şöyle değişek candan seninle

 

Güzel, baban duyar seni öldürür

Baha bilmez beşbin deyu tutturur

Beyden geçtim hünkâr kadı bildirir

Gel şöyle ölçüşek haydan seninle

 

Yağız atla kaçırsam gülüm seni

Karlı dağlar aşarım Ferhat gibi

Sen bende ben sende can cana hani

Gel şöyle katışak candan seninle

 

Severim güzeli nazlı olursa

Beli ince boyu dallı usulsa

Çotarım dördün cariyem sayılsa

Gel şöyle bilişek yaddan sizinle

 

Güzel sana düştü kavli kararım

Yüce dağlar yoktur size zararım

Pınardı gözdü sunamı ararım

Gel şöyle sevişek gözden seninle

 

Pazar edemedim zilli yar ile

Sardı beni cilve ile naz ile

Mehlem olmaz bir yarelik söz ile

Gel şöyle yatışak koldan seninle

 

Bir selam geldi de ala gözlüden

Ölür isem eğer ben bu yareden

Namazım kılsın da gitsin evvelden

Şöyle bir ayrılak Hakk’tan seninle

 

Ahi kul ahmedim bağlar bozarım

Akıl ahlak ile kullar yazarım

Kaç güzeli sevdi isem meramım

Gel şöyle sevişek kuldan seninle

 

 

Aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

25 Aralık 2012
Okunma
bosluk

Aşık Paşa’ya III

“aşık iş bu öğüdü ilkin sen al”

“Bu öğütten olmasun gönlün melal”*

 

Kuran bilmek marifettir alemde

Niceler  yükselir aşkın deminde

 

Dersimiz Kuran ola hem batından

Cümleye davet saldık biz hattından

 

Nice evliya sohbete yanaşık

Halkı yaran kılıp cehli yıkadık*

 

Hangi ismi Divan-ı aşk eyledin

Paşa’yla Divan-ı Aşık boyladın

 

Failatün failatün failün

Aşığa lisan oldu hem yazdığın*

 

Garip-name dedi kendi garipten

Onbin alyıyüz onüç beyt kerpiçten*

 

Tevhid, münacat ve övgü nebiye

Dört halife karar eyler ümmiye*

 

Elvan çelebi eydur kim oğuldan

Menakıb-ül Kutsiyye der  babadan

 

Kerîm-i Rahim’den gönlüne ağdı

Faslı hitap kim düştü ondur babı

 

On hikaye etti her bir babını

İbretten hikmete yazdı sıdkını

 

Kimini zahirden ayan eyledi

Bendini batından revan eyledi

 

İlimdir esrar ile kaf eyleye*

Düşümdür envâr ile nun ekleye*

 

İlmi ledün olmadan yakîn düşmez

Yakîne menzil dilde kudret düşmez

 

Bu kitabı dil ile esrar kıldı

Can ile canan aşkı mesrur kıldı

 

Beyan olmaz beyan olmaz cahile

Derya sığmaz hod bardağa cehlile 

 

Garip’ten nice acaip hikmetler

Aşık’ın sanatı gözde ziynetler

 

Aleme giryan oldu bu ibretler

Ademe püryan oldu bu hikmetler

 

Yere düştü ad ile oldı bir kitap

Garip dedi ad ile on türlü bab

 

Her babta on destan çarha verirdi

Şerh eyleye kıyl-ü kal dehre verirdi

 

Cümle ilim bu kitapta derc oldu

Hem cevahir sarf edip de harc oldu

 

Ey ilmi ledün sultanı gel beri

Kaç nefes eyledin gayri öl beri*

 

İş bu alemi ibret dolu gördü

Adem-i hali hikmet dolu gördü

 

Kur’an da meth eyler nazarın Allah

On kez öğer imiş dostların Allah 

 

Zül Celaldir dostların öğmek eyler

Ve dahi düşmanlara söğmek diler

 

Nice fakirle on hamamda yundu

Fakir hakkı ondabir öşru sundu

 

Evamir-i aşare Musa söyler

Musa kim Rabb’inden on emir eyler

 

Hem Muhammed on çağırdı ademi

Bir ağaç altında aldı biatı

 

Miskin ola anılmaya nameden

Ad eyle sen varlık içun yareden

 

Devlet ol devlet ol adla baki ol

Rahmet pınarı ol adla saki ol

 

Hakk nasib eyledi gönül şavkından

Semadan arza söyler aşk halından

 

Türk dili bilinmez idi elinden

Söylendi Türk dili ma’ni yolundan

 

Türkler içun yazdı mahrum olmaya

Öz dilinde Hakk’ta karar eyleye*

 

Yüz destan ile tamama erişti

Kitab-ı hatm ile karar yetişti

 

Bin üç yüz otuz idi bu hıtama

Ol kitaba çifte hicret denk ola*

 

Bu kitabı te’lif eyledi aşık*

Türkçeyle bezedi ruhu yanaşık

 

Katre bilmez deryaya kim kavuşur

Zerre düşmez aşığa gün eyleşir

 

Deryadan içtiğin bardak kânıdır

Yüzbin bardak dök içtiğin aynıdır

 

Nice söyledin sevdiğin aşk halde olmak

Aşk’da mecnun hoddır aşk yerde olmak

 

Aşka kul olmayan yoktur alemde

Alemi aşk yaratır kul alemde*

 

Çalab’ın kudret elinden gelirmiş

Gelmek de ne nakşı türlü bünyadmış

 

Yoktan oldu varlık dahi garkolmuş

Dün-ü gün garb-ı şark karar etmezmiş

 

Her savaşta Aşık vuruşur imiş*

Aşık’a duadır ümmet  kaşıymış

 

Annesi bulundu nice hal üzre

Terek düzeltir dedem evi içre*

 

Nice adem sülbünden indi belli

Galip abi yitti Recep’ten belli*

 

Ecel oku kavi durur elaman

Ne sultan kodı ne nebi vayaman

 

Vakt erişti tamam oldı zamanı

Altmış üçtür cihan içre semanı*

 

Bin üç yüz otuz iki idi saat

Latif üzre canın verdi vü rahat

 

Bir ahir ademe görünür  anda

Aşık paşa anılır can boğazda*

 

Kim dahi derman ararsa Aşık’tan

Dua ve amelle yol bula ışktan*

 

Uzaktan dua etmek de ne ola

Yakın gele yakîn olan bu Aşka*

 

Bir ahi ahmed yar olmuş gönülden

Bu gönlü ihya etmiş kul elinden*

 

Yazıp düzdük  marifetten sayıldı

Tasdik etmek ol Paşa’nın kânıydı*

 

Her kim amel eylerse yazımızla

Vacip ola hem şefaat darıyla*

 

Bize dahi verildi paşa’dan el*

Elin yüzün yuya can diyen kel

 

Kul ahmed dahi gel ümmet kaşından

Ağıt düzer Muhammed  darından

 

 Hıtama erişti bu beyitler hem

Aşık’a Paşa ekledik gönül hem

-——-son————–

* lı yerlerde sırlar vardır

( H. 1434)

 

 

Not: bu yazılanlar Aşık Paşa Hazretleri tarafından tecelli edilerek herhangi bir yanlışlığın olmadığı, kendisi hakkında doğru şeyler söylendiği bize ifade edilmiş ve bazı ikramlarda da bulunmuştur. 

 

 AŞIK PAŞA:

1272 de Arapkir’de (Kırşehir) doğup 1332 de vefat eden bu zat, büyük şeyhlerden olup zaviye kurmuş ve ilim yaymıştır. Osman Bey’in söğütteki hutbesine katılmış ve Kırşehirin Osmanlı topraklarına katılmasında rol oynamış ve Kırşehir Beyliği verlmiştir Osman Bey tarafından.. Orhan beyle de bağı vardır. Osmanlı askerinin nasıl yapılanması konusunda da Şeyh Edebali ile birlikte katkıları vardır. baba İshak isyanına katılmamış, ancak babasının müridi baba ishak diye babası muhlis paşa kellesini vermiştir.

En önemli eseri GARİP-NAME’DİR. o dönemde herkesin farsça edebiyatı ve resmi yazışmayı, arapçayı ise ilim dilinde kullandığı ve aktarma tercümeler yaptığı bir dönemde tamamiyle özgün ve tercümesiz 10 613 beytlik “failatün failatün failün” kalıbıyla yazdığı TÜRKÇE eser vermiştir.. içinde dinin ve hayatın içinden her şeyi koymuş, dil hakkında da gramer oluşturup kuralları geliştirerek kelimeler üretmiştir. şu sözler o dönemler için ne kadar ilginçtir:

 

Türk diline kimesne bakmaz idi

Türklere hergiz gönül akmaz idi

 

Türk dahi bilmez idi ol dilleri 

İnce yolu ol ulu menzilleri

 

sevgili okurlar, bu zatın yaklaşık 15 yıl önce annesinin mahalle içinde kaybolmuş mezarı dedemin (annemin babası) aşıkpaşa mahallesindeki evinin bahçesine sıkışmış idi. anneannem gilde bu kadın evin mutfağına gelir ve tereklerdeki bakır kaplar düzeltirmiş. anneannem de onu gündüz gözüne görürmüş. bir gün eve gelin gelmiş. geline de görününce gelin korkudan hayalet var diye kaçmış. anneannem gelip şöyle demiş. “bak demiş gelin senden korkuyor. artık gözükme olmaz mı” deyince bir daha görünmemiş. 

Daha sonra biz o zamanki belediye başkanıyla görüştük ve Aşık Paşa’nın türbesinin arkasına defnini sağladık.

İkinci tespitimiz onun yaşayan akrabaları ile ilgili oldu. Kırşehirde vefat eden arzuhalci Galip Gökçınar abimizle halen yaşayan ve 35 islami eseri olan Recep Okatan abimiz. 

Bu üç yazının doğruluğunu bu zat bize doğrulamış ve tasdik etmiştir. ikram olarak da aşağıdaki sırrı bize biiznillah vermiştir.

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

 

 

6 Aralık 2012
Okunma
bosluk

Aşık Paşa’ya II

Halk dahi eyledi bela aşkından

Aşık’a ram oldu ilmin şavkından

 

Mısır’da hükm-ü firavun karıyken

Firavun duysun Allah’ın kanıyken*

 

Şirk daim ölür zaman zebundur*

Tevhid daim yaşar kalpler zebundur*

 

Kubbet-üs Sahra’dan bir nur yükseldi

Çevresi nurdan sırrını söyledi

 

Ahmed  gördü bu  nuru nerededir

Kubbe etrafındaki çemberdedir*

 

Bir nur dahi ayan oldu ahmede

Burakla çıkarken giz Muhammed’e*

 

Yazdı kaç pencere görmek dilinden

Miraç idi maksud görmek şevkinden

 

Hakk’tan bir fehim erişti Paşa’ya

Haram’dan Aksa’ya düştü veraya*

 

Burak dahi bilir oldu erini

Onca yüğseğ aşar oldu yolunu

 

Arş alaya serer oldu postunu

Makam eyler kul deyu kim aşkını

 

Gümanım yoktur şikarım ümmetten

Aşk duysa gelecek her bir sünnetten

 

Şafi ol, şafi ol ya aşk neferi

Cümle ümmet söylenirmiş gel beri

 

Aşık’tan Muhammed’e selam oldu

Selam kim ziynetlerim zebun oldu

 

Bir ahi ahmed kul oldu edepten

Ümmete yandı can baha teninden

 

Nice buhran sarmış iken memleket

Hayra döndü Aşık ilen felaket

 

Mutasavvuf söyler Hakk’ın dilinden

Halka yol eyledi aşık kaşından

 

Maksudu Türkçe idi hem Garip’ten

Name deyu namlandı hem dilinden

 

Türklerin evveli Orhon yazından

Kutadgubilig bezeye elinden

 

Kim korkar dedem korkut diye dursun

Nice aşkı efsane yaza dursun

 

Her birinden fışkırır nice yarim

Nazara düşer imiş saçım başım

 

İlahi aşka güzel ahlak yazdım

Güzel ahlak katında gayri gördüm*

 

Gül insan eyledim tasavvuf  kânı*

Güzel insan aşık imiş halk varı*

 

Aşık eyler kim Yunus’luk söylenir

Yunus kim bir adem deyu boylanır

 

Süleyman derler çelebi söylenir

Name salar Garip kuldan benzetir*

 

İlahi aşka kul düşer Mevlana

Aşkın neyinden  süzüldü Paşa’ya*

 

Marifetten bir name ey İbrahim

Sen de Aşık sazı çal hey İbrahim

 

Leyla vü Mecnun’dur kim aşk sazından

Aşk eyledi kamu alem yadından

 

Mecnun ile menem aşkı  hal melül

Men Mushaf  hatmedem o kaldı vel-leyl*

 

Yusuf ile Zeliha aşk nazıdır

Beridir günahtan ki kul canıdır

 

Her ne var ise alemde aşk imiş

Aşk olmaya bir kuru toprak imiş

 

Kaç Sinan Paşa bir Garipnamedir

Aşık’tan bu nesle selamnamedir

 

Yazıcıoğlu Mehmet derler  buna

Kaygusuz Aptal kıldım aşkı baha

 

Eşrefoğlu Rumî sözün telinden

Bakî bakidir aşık yelinden

 

Harname yazar Şeyh Galip tülünden

Paşa’dan süzüle zaman elinden

 

Hikmetinden sual olmaz Paşa’nın

Ahmedî kul üzre aşık hüccetin

 

Nabi’dir Rami Mehmet paşa haddi

Koca Ragıp paşa anın veraı

 

La ilahe yoktur illallah bes bes*

Kul eyler hünkar cem’i ol Allah bes*

 

Sultan Ahmed’i bir eyledi paşa

Hüdai derler Aziz Mahmut kaşa

 

Müştak Baba sırrından aşık eyler

Bir Sami Abdurrahman paşa neyler

 

Aşık’a dil Türkçe’den gayri yoktur

Kaç kelam eylese Türk gayri yoktur*

 

Dil eydur ki kural üzre olmalı*

Gülşehri eyler gönlünce uya olmalı*

 

Güzel Türkçe Aşık’tan sadır oldu

Kimseler demine var bakmaz oldu

 

Türk Dili garip idi nameden*

Türke gönül akmaz idi kimseden* 

 

Yaban ilde yaban diller peyledi*

Türk dahi kendi özün bilmedi

 

Türkü saldım ince uzun yollarda

Nişanı  ulu menzilli yurtlarda

 

Hikmet ile gönül arar çöllerde

Dille sevilir güller gönüllerde*

 

Her dilde nice eksik yol eyledi

Kemal için uyumları  kolladı*

 

Günlük hayattan yol verdi halkına

Nice ekin deyu oğul şavkına

 

Benim kıza senin oğlan yakışır

Davet kılak cümle alem doluşur

 

Kızlarımız gelin ola otağdan

On çocuğa ad olaydı Aşık’tan

 

Gel bir de öksüz sen doyur hayrına

Hayır kim evlendir onu bahtına

 

Hakanlık akla asalet babından

Yiğitlik ve ilim feta abından

 

Vefa ve cömertlik gerek sıdkından

Paşa yazdı bunları şart âlîden

 

Rahatlık neşe ve sevinç aranır

Güven ile inşa olur boylanır

 

Garipnameden marifetname hem

Gençname dahi izledi Aşık dem

 

Başarı ve saadet gerekirmiş

Hakikat birlik ânâ karakırmış

 

Vahdetle cihana yürü devletlüm

İslam fışkırsın temelden Allah’ım

 

Mevlana’nın aşkına yandık Fars’tan

Yunus’un özi ile Paşa Türk’ten

 

Nice yemek ve kumaş pazarladı

Al tamgalı adamlar vergiledi*

 

Zübde-i alemde çimlenir insan

Kainat urbamdır  ol emre insan

 

Aşık’a tarikat nedir adaptan

Uçurur şeyhini mürid  sıdkından

 

Kainat aynadır sana bilseydin

Hakikat mizandır sana görseydin

 

Gör kendini gör kendini davettir

Görmez kalbe nişan vermek afettir

 

Her bir varlık yazıldı hem inceden

Söylendi ânın faslı hem niceden

 

* lı yerlerde sır vardır

devamı III’de……………….. 

 

AŞIK PAŞA:

1272 de arapkirde (Kırşehir) doğup 1332 de vefat eden bu zat, büyük şeyhlerden olup zaviye kurmuş ve ilim yaymıştır. Osman Bey’in söğütteki hutbesine katılmış ve Kırşehirin Osmanlı topraklarına katılmasında rol oynamış ve Kırşehir Beyliği verlmiştir Osman Bey tarafından.. Orhan beyle de bağı vardır. Osmanlı askerinin nasıl yapılanması konusunda da Şeyh Edebali ile birlikte katkıları vardır. baba İshak isyanına katılmamış, ancak babasının müridi baba ishak diye babası muhlis paşa kellesini vermiştir.

 

en önemli eseri GARİP-NAME’DİR. o dönemde herkesin farsça edebiyatı ve resmi yazışmayı, arapçayı ise ilim dilinde kullandığı ve aktarma tercümeler yaptığı bir dönemde tamamiyle özgün ve tercümesiz 10 613 beytlik “failatün failatün failün” kalıbıyla yazdığı TÜRKÇE eser vermiştir.. içinde dinin ve hayatın içinden her şeyi koymuş, dil hakkında da gramer oluşturup kuralları geliştirerek kelimeler üretmiştir. şu sözler o dönemler için ne kadar ilginçtir:

 

Türk diline kimesne bakmaz idi

Türklere hergiz gönül akmaz idi

 

Türk dahi bilmez idi ol dilleri

İnce yolu ol ulu menzilleri

 

sevgili okurlar, bu zatın yaklaşık 15 yıl önce annesinin mahalle içinde kaybolmuş mezarı dedemin (annemin babası) aşıkpaşa mahallesindeki evinin bahçesine sıkışmış idi. anneannem gilde bu kadın evin mutfağına gelir ve tereklerdeki bakır kaplar düzeltirmiş. anneannem de onu gündüz gözüne görürmüş. bir gün eve gelin gelmiş. geline de görününce gelin korkudan hayalet var diye kaçmış. anneannem gelip şöyle demiş. bak demiş gelin senden korkuyor. artık gözükme olmazmı deyince daha görünmemiş.  daha sonra biz o zamanki belediye başkanıyla görüştük ve aşık paşanın türbesinin arkasına defnini sağladık.

 

ikinci tespitimiz onun yaşayan akrabaları ile ilgili oldu. kırşehirde vefat eden arzuhalci Galip Kaya abimizle halen yaşayan ve 35 islami eseri olan Recep Okatan abimiz olduğunu bulduk. bu zatlarda çok muhterem kişiliklerdir. Aşık Paşa kendisine uzaktan kuran ve dua okunmasının yerine yanına gelinmesini rüya yoluyla serzenişte bulunmuştur. ayrıca bu fakir kardeşiniz de yanındaki mezarlıkta yatanlardan olup azap çeken var ise o kişi ile azabı arasına engel olacak bir şey koyduğunu gördü. o azap çekenin yerine bu fakir üç gün yattı da Allah’tan affını sağladı.

 

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur.

5 Aralık 2012
Okunma
bosluk

Aşık Paşa’ya

Baba İlyas’tan var bir kol uzadı

Muhlis Paşa sülbünden ad oldı    

 

Baba İshak derc oldu şer yolundan  

Baş istendi İlyas deyu şeyhinden     

Zaman şerlidir Keyhüsrev ikidir

Bin iki yüz yetmiş iki Arapkir 

 

Geldi cihana bir kayıtlı adem

Hızır’dan rahmet oldu Aşık adem 

 

Fena makamı erişilmez hikmet

Yar oldu Rahman güler yüze izzet

 

Çirkin işlere hiç düşmemiş gayri

Ne almışsa anı söyler Hakk sırrı

 

Bir Bekir’i sıdk eylemiş gönülden

Adli sanat Ömer Aşık sazından

 

Osman hayası hicapdır edepten

Ali cömertlik nişanı ilimden

 

Cümlesinin ahlakı cem oluptur

Aşık bahçasında can gül oluptur

        

Cihana kim değer verir yolundan

Sekiz cennet anda söyler sazından

 

Dokuz felek meydan kılar halinden

Dolaşmağa veli derler vuslattan

On bölümü onundan aşikare

Yazıp düzdü garipten name diye

 

Yandı yakıldı aşktan Hakk’a döndü

Canlar ve akıllar kim dahi gördü

 

Alemin sırrı ayan idi ona

Kainat yazdı ikra’ dan bir bela

 

İlm-i ledün olmadan görmek ne ki

Kör gözle nazar etmek kalbler çeki 

 

Aşığın yolu Hakk’tan düzülmüştür

Nice güzellik bahasız verilmiştir

 

O kaza sözünden kader yüzüne

Kadir özinden kudretin aynine

 

İlmi noktadan artırdı cahiller

Noktada söylermiş ilmi aşıklar*

 

Aşığın şavkı paşadan geledur

İçten dışa rahmet çerağ oladur

 

Boydan ârî güler yüzü yar idi

Yare bilmez rahmet üzre nur idi

 

Ahlak ile düşer idi gönüller*

Eyi duysa imam idi fakirler

 

Aklı keşf ile çekerdi nizasız

Dilinden hikmet akardı bahasız

 

İlahi ilmi çerağ kıldı cânâ

Akıl amel ve feraset hem ânâ

 

Çerağın cihan üzre salmıştır

Aydın ola cihan ânı bilmiştir

 

Fütüvvet sahibi olmak yokuştur

Müşkülleri çözmek ânâ bakıştır

 

Riyasetin katığı geven ola

Halvet ve tilavet ve zikir cânâ

 

Terbiye fikir ve ibadet anda

Hakk’a münacat evladan yazıla

 

Kalbi ruhla sırlaya keşfe âyân

Bir nazar kıla dua ile sultan

 

Latifî der velilerden Aşık’tır

Arifler şem’i çerağından ışktır

 

Sahibi maariften yazıldı hem

Arslan yelesinden gül dokundu hem

  

Acem sınır boylarından geleler

Vatan tutup Kırşehir’de öleler

 

Şeyhi Hamedani veliyi sultan

Ali bin Muhlis bin şeyh İlyas andan

 

Büyük şeyh dimek ne ânâ zül ola

Zenginliği gönül eyler zühd ola

 

Söze sultan bildik arif kaşından

İmana delil eyler salahından

 

Melekût denizleri gezmeye kim

Ceberrut dünya ânı bekleye hem

 

Hakikat müşkili anda söz bulur

Kim ki anlamaya kanda hay durur

 

Hazineler açıktur Hakk’tan bela

Kılmadı nefsine andan mübtela

 

Süleyman Türkmanî tasavvuf yoldur

Kemalde marifet arınmış kuldur

 

Kimseler bilmezdi anın sırrını

Söyler idi varacağı meylini

 

Kırşehir’in toprağından kök salar

Edebali öğüdüyle bir çınar*

 

Osman Gazi ile eyledi kelam

Devletü cihan söyledi hem allam

 

Osman hutbesinde şeyhler var idi

Kalplere sultan Aşık’a yar idi

 

Kırşehiri çekti Osmandan yana*

Birlik ile güven ve neşe ola

 

Aşık paşa paşadır şedden yana

Sultana kuşattı ahiden yana

 

Al-i Osman arar oldı ân gibi

Karar kıldı vü Kırşehire bey gibi

 

Aşık’a beylik kıldı Osman mührü

Mühür kim Hakk’tan ata ferman zühtü

 

Bir zaviye kurmuş idi haramsız

İlim neşri maksud oldu akçesiz

 

Elvan Çelebi’den bin Latifiye

Söylendi velilik aşık cevrine

 

Tarikattan hakikate sahiptir

Marifetten hilkatine mahbuptur

 

Acemden yol eyledi Kırşehir’e

Vatan dedi yazınca hem dilinde

 

Devri Orhan idi selam eyleye

Hacı Bektaş beyaz deyu biline*

 

Orhan dahi kuşandı şedd lalinden*

Ahiler donu salimdir halinden

 

Vakt-i Orhandır sultanlık eyleşir

Gönüller türabı aşık söyleşir

 

Kıim büyük şeyhlik verirmiş post ile

Nice zenginlik gönülden cevr ile

 

Nice ferman yazar söze sultandır

İmana bulunmaz delil burhandır

 

Kim melekut denizlere gezgindir

Mutmain olmaz mı suküt yazgındır

 

Ceberrut dünyasının anahtarı

Aşığa verilmiştir tövbekarı

 

Hakikat müşkülleri kim sözünden

Mesele komaya ayan özünden*

 

Kim hazine kıldı Hakk yar kuluna

Bilirdi anın sırrını belaya

 

Süleymanı Türkmani tedrisinden

Hay der edeple aşık bu kulundan

 

Bir zaviyedir aşığın emrinden

Sofra düze bac’lar ahi yolundan

 

İlme neşre kim yol etti kalemden

Kalem dedi aşk kelamı kadimden*

 

………………………….devamı II’de

* lı yerlerde sır bulunmaktadır..

 

AŞIK PAŞA:

1272 de arapkirde (Kırşehir) doğup 1332 de vefat eden bu zat, büyük şeyhlerden olup zaviye kurmuş ve ilim yaymıştır. Osman Bey’in söğütteki hutbesine katılmış ve Kırşehirin Osmanlı topraklarına katılmasında rol oynamış ve Kırşehir Beyliği verlmiştir Osman Bey tarafından.. Orhan beyle de bağı vardır. Osmanlı askerinin nasıl yapılanması konusunda da Şeyh Edebali ile birlikte katkıları vardır. baba İshak isyanına katılmamış, ancak babasının müridi baba ishak diye babası muhlis paşa kellesini vermiştir.

en önemli eseri GARİP-NAME’DİR. o dönemde herkesin farsça edebiyatı ve resmi yazışmayı, arapçayı ise ilim dilinde kullandığı ve aktarma tercümeler yaptığı bir dönemde tamamiyle özgün ve tercümesiz 10 613 beytlik “failatün failatün failün” kalıbıyla yazdığı TÜRKÇE eser vermiştir.. içinde dinin ve hayatın içinden her şeyi koymuş, dil hakkında da gramer oluşturup kuralları geliştirerek kelimeler üretmiştir. şu sözler o dönemler için ne kadar ilginçtir:

 

Türk diline kimesne bakmaz idi

Türklere hergiz gönül akmaz idi

 

Türk dahi bilmez idi ol dilleri

İnce yolu ol ulu menzilleri

 

sevgili okurlar, bu zatın yaklaşık 15 yıl önce annesinin mahalle içinde kaybolmuş mezarı dedemin (annemin babası) aşıkpaşa mahallesindeki evinin bahçesine sıkışmış idi. anneannem gilde bu kadın evin mutfağına gelir ve tereklerdeki bakır kaplar düzeltirmiş. anneannem de onu gündüz gözüne görürmüş. bir gün eve gelin gelmiş. geline de görününce gelin korkudan hayalet var diye kaçmış. anneannem gelip şöyle demiş. bak demiş gelin senden korkuyor. artık gözükme olmazmı deyince daha görünmemiş.  daha sonra biz o zamanki belediye başkanıyla görüştük ve aşık paşanın türbesinin arkasına defnini sağladık.

 

ikinci tespitimiz onun yaşayan akrabaları ile ilgili oldu. kırşehirde vefat eden arzuhalci Galip Kaya abimizle halen yaşayan ve 35 islami eseri olan Recep Okatan abimiz olduğunu bulduk. bu zatlarda çok muhterem kişiliklerdir. Aşık Paşa kendisine uzaktan kuran ve dua okunmasının yerine yanına gelinmesini rüya yoluyla serzenişte bulunmuştur. ayrıca bu fakir kardeşiniz de yanındaki mezarlıkta yatanlardan olup azap çeken var ise o kişi ile azabı arasına engel olacak bir şey koyduğunu gördü. o azap çekenin yerine bu fakir üç gün yattı da Allah’tan affını sağladı.

 

bu üç yazının doğruluğunu bu zat bize doğrulamış ve tasdik etmiştir. ikram olarak da aşağıdaki sırrı bize biiznillah vermiştir

————————————————

 

Not: Her kim bu sitede yer alan islami bir emirle amel ederse; o kişiye duamız vacip olmuştur. Şifa bulur veya işi olur ve imanla göçer ve ahirette şefaatimiz vacip olur bi iznillah. Bu bir dua’dır. İlgili yazıyı okuyunuz lütfen (Derdi olan, imanla ahirete göçmek isteyen, ahirette bi iznillah şefaat duası talep eden her kim var ise; bu yazıyı okuya,) yazısı..

 

aşık ahi kul ahmede yazmak nasib olmuştur

2 Aralık 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç