Şu dünyada ey canlar Ağdıracak ölüm var Bağı bostan bozdurur Solduracak ölüm var Özen bezen yapadur Sonra şöyle kıradur Emanetin veredur Ödetecek ölüm var Malım mülküm hesabım Oğul uşak avradım Yar olmadı dostlarım Terkedecek ölüm var Beni derde düşürür Yolum belim şaşırır Uzak yere düşürür Varılacak ölüm var Altun gümüş geçmeğe…

Riyaset eyle, talip aşık olasın Teberrük eyle güzel sözüm tutasın Kan revan eyle, yaşlı gözler uykusuz Teberrük demi kamil sözü bilesin Bu ne iştir ki taliplerde yok ihlas Teberrük ola kamil kim Hızır-İlyas Bir mürşide er durup deme gavs-gıyas Teberrük şundan beri ol, ümmet kıyas “Talibim” deyu ortaya çıkarlar hem “Teberrük”…

sevgili okurlar.. aşağıdaki şiirin dördüncü satırları gerçekten uygun bir kıta bitişi bulunamadığı için boş bırakılmıştır. bu boşlukları sizin doldurmanızı isteyelim, sizin günyüzüne çıkmayan şairliğinizi hayata yansıtıp paylaşalım dedik. olmadı diye düşünmeyin. asıl olmayan şey sizin "yapamam, ya da beğenmezler" dediğiniz şeydir unutmayın. cesur olan iş yapar ve kusuru da olur. korkak olan kusursuz kalır lakin…

Adı iletişim denen fakat iletişimsizliğin yaşandığı bir dünya yaşıyoruz. İletişim araçları gerçekte çok gelişmiş ve yaygınlaşmış olmasına rağmen iletişimler mekanik düzeyden öteye geçmiyor. Bu kargaşa içerisinde insana “hakikati unutturuyor” ve ilave olarak “unutmayı da unutturuyor” ve İnsan gittikçe yabancılaşıyor. Önce doğaya karşı sonra insana karşı bu yabancılık artıyor. Bu yabancılaşma insanı her şeye düşman…
31 Aralık 2011 Saat : 5:55

Evvel bahar ermeyince Evvel bahar ermeyince Kırmızı gül açmaz imiş Kırmızı gül açmayınca Gonca diye kokmaz imiş Bahar baçı güller imiş Gül bahayı aşk eylemiş Aşkın sazı bülbül ötmüş Bülbül gülsüz yatmaz imiş Bülbül güle aşık imiş Aşık ne ki ölür imiş Ölmeden evvel ölseymiş İnsan oğlu ölmezmiş Gül bahardan azad…
30 Aralık 2011 Saat : 8:46

Değerli Ahiler, Yarenler! Cenab-ı Hak bir Hadis-i Kudsi’de bilinmeyi murad ettiğini (ahbeptu-muhabbet etmek) bunun için de kainatı yarattığını belirtiyor. Bu hadiste iki unsur göze çarpıyor. Birincisi muhabbet, yani aşk.. İkincisi ise bu aşkın hayat bulması için gereğini yaptığı yaratma fiili. Yani, iş.. İşte Cenab-ı Allah aşka uygun iş yaparken öylesine merhametli davrandı ki, suların tatlılığı,…
29 Aralık 2011 Saat : 12:10

Ben bir yavru şahin olsam Kapsam kaldırsam ne dersin Gökler benim, şahı olsam Ferman saldırsam ne dersin Ben bir beyaz angut olsam Seyfe gölün mekan tutsam Yazlı kışlı selam dursam Ferman duyursam ne dersin Ben bir allı turna olsam Cızgı cızgı uça dursam Seyfe deyu rüya görsem Ferman uçursam ne dersin Ben…
28 Aralık 2011 Saat : 3:36

Yine gönül kuşu eyledi pervaz Her bir demden söyledi bir ahi naz Her seher bad-ı saba hem gül-i naz Bir bahar yad-ı aşkın neşvesi saz Kim gönül çarhını savursa felek Cevr-u cefa bahadır ona niyaz “ben” ile başım dertte eydür felek Her “ben” ile iki düştüm dem poyraz Arşu âlâda kapı…
26 Aralık 2011 Saat : 5:39

Gönül gözü ışımadan ibadet düşmez La mekanda makbul olmaz dergahım işte Hakikat bu sözleri öğrenmemek olmaz La mekanda makbul olur kitabım işte Ders aldım Hakk’tan perdeler açıp sırrından Zorluk, cefa, sıkıntı gitmezmiş kulundan Melamet, ihanet, ile geçmez hoşluktan La mekanda kabul olur duaım işte Aşk bir beladır başa düşe ağıt ister Aklı giderir şaşkın kalır…
26 Aralık 2011 Saat : 2:16

Bu dünyaya gelenlerin Gitmeyeni kalmaz imiş Yükü ağır çekenlerin Ahir işi onmaz imiş Önce gelen ademleri Yer altına girenleri Hallerine erenleri Burda olan bilmez imiş Vara vara vardım sine Haber sordum hepisine Cevap vermez eyisi de Bu dil orda geçmez imiş Kamusu hem ölüdürler Eller dahi bağlıdırlar Mü’min olmam diler bunlar Mü’min…
26 Aralık 2011 Saat : 1:45
