SOHBET : “İyi müslüman olmak için biraz deli olmak mı gerekir? Delilik çok fedakarlık anlamına mı geliyor? Akıllılardan fedakar çıkmaz mı? Akıllılar korkak ve Hakktan uzak, deliler gözükara ve Hakkta aşka yakın mı olurlar?

Selamün en güzel aleyküm sözünü,

 

bu sözün kıymetini bildiğini sandığım bir insana,

 

“ilmi isteyene verdi”ğini söyleyen VEDÜD’ün bu isteklilikten bir çok şeyi murad ederek ilahi sırları

adeta

-isteyene

-okuyana

-anlayana

-anlayışta yükselerek kendine yaklaşana

- ve peygamberine varis olacak seviyreye gelene vereceğini söylemesi,

ne kadar yerinde bir Rahmani tecelli ise,

öylesine bir sırla size söylemem,

karşılıklı muhabbetin en derin deryasına yelken açan iki deli yüzücü olmamızı ne kadar isterdim bilemezsiniz.

ancak bu isteğim konusunda sizin “akıllı davranmanız”; daima “ben bi şu suyun sıcaklığına ayağımı uzatıp bir bakayım ” demeye benzer diye düşünürüm.

vekil olanlar düşünmeden suya atlayanlar demek gerekirse,

vekil olmaya bile soyunamayıp düşünenler suyun soğukluğundan çekinenlerdir diye bir genel tanımlama yapabiliriz.

işte Allah;

 

(O benim biricik Rahmanımdır bırakmaz beni

/ susuz kalsam su ne ki, zatına kandırmaz beni

/ salsın dursun tecelli deyu gayrini tepemden

/gülşenim güller ile sadrıma sokturmaz ben’i )

 

suya bakmadan atlayan pervasız ve fedakar aşıklarını arar.

aramak ne kendi yazar.

yazınızda belirttiğiniz ihtiram sözlerine layık olmak yanında kılıçtan aldığımız yaralardan da ızdırabımızı şikayet maksadı olmaksızın söylemek ve ilacı olan üç günlük tövbe ile umarız ki kendi benliksiz halimize biraz yaklaşırız umudundayım.

işte her akıllı insan ilahi aşktan uzak kalabileceği gibi,

her farkında olan insan da daima yeni bir ilahi lütfa veya çileye karşı tavır alır ve yükselmesi de tehlikeye girer.

sonuç olarak kendi kendininin farkında olmamak gerekir ki bunun ayandaki adı resmen deliliktir. NE MUTLU ALLAH İÇİN DELİ OLANLARA….

işte sahabeye “onları görseydiniz deli zannederdiniz” onlar sizi görseydi “kafir zannederdi” diyen hatayda mukim evliyaullah adeta bizim için sabah veya akşam bir küfür hali olabileceğini uyarıyor denilebilir.

buradan bir anlam zorlaması yapalım dersek şu sonuç çıkmaz mı?

MÜSLÜMAN OLMAK İÇİN DELİ OLMAK GEREKİR

öyle zannederim ki cenab-ı hakkın aslında idrak ve aşk diye söylemek isteyip de söyleyemediği şey işte bu delilik denilebilir.

o zatan arayanlarını ya da bulanların arayanlar olduğunu zaten hissettirmiyor mu.

miraçta neden vuslat olmadı da kullukta kaldı ve durdu Hz. Peygamber? çünkü arama devam etmeli, aramöa için de aşk devam etmeliydi. çünkü vuslatta aşk bitiyordu. mecnun bile vuslatı arzu etmesine rağmen vuslat imkanı doğunca reddetmiş değil miydi?

SONUÇ

sevgili muradım kardeş,

-çok telaş etme

-bensiz beni, akıllı kılmaya çalışma

-deli olmazsam ben yazarım

-deli olursam Hak yazarım

Hakk’ın sözünü ahilikle bezerim o zaman.

-sen korkma, insan direksiyona geçince ehliyetin arabayı sürmediğini anlar ve direksiyonu kendisi tutmaya başlar.

-sorun sadece bu tutuştur ve gereken senin format deyip tutturduğun şey kendiliğinde ŞAK diye yerine oturur.

- demek ki örnek yazı gönderir misiniz diye bir laf etmemeli etrafınızdaki zatlar.

-özgeçmiş ve meslek ve üretilenler şakır şakır bağırıyor. bizim gibi insanlar asla ikinci sınıf muameleye tahammül etmezler. işimizde en iyiyiz ve bunu korumak için kıçımızı yırtmalıyız bizler. birinci sınıf bir insan ikinci sınıf utanacağı bir yazı da yazamaz zaten

-siz diyeceksiniz ki “GÖNDERİN BASALIM” bu iki kelimeyi sarsan her söz önce moralimizi bozar, sonra yazının kalitesini buna paralel olarak düşürür, delilik akıllılığa dönüşür, sizin formatlarınız sıktıkça sıkar ve kişi denetlendikçe ve üstünde bu konuyu kendinden daha az bilen insanları gördükçe aptallaşır..

-bu durum işin ehline verilmemesi anlamına da gelir ve çok tenkit alıp daralma ortaya çıkınca “BUYRUN SİZ YAZIN BEN İMZALAYAYIM” DEYİP İŞİ BIRAKIR. bu tür adamlarda zaten para asla önemli olmaz, o parayı aklına her geldiği için tövbe çeker.

-en nihai sonuç olarak bizler üstümüzde kimsenin hissettirilmesini istemeyiz.

-bu durum sizin yazıları hakeme göndermemek ya da hiç akla gelmeyecek şekilde insanları rahatsız edecek bir çift sözün geri dönülerek “acaba bunu çıkarsak ne dersiniz” gibi bir nezaketli sözle yaklaşmanızdan da asla rahatsız olmayız.

-zira bizler BEN kelimesini aşmak zorunda olan insanlarız.

-bizi kaliteye götürecek her sizden gelen uyarıya daima açığız elbette.

-demek istediğimiz şey diyeceğinizi gene deyin ancak yazıda işlenen uzmanlık konusunda son derece dikkat ve ilimle araştırılarak, kıç yırtılarak yazının ana fikrine müdahale olmamalı. bizler sadece ana fikirle vermek istediğimiz en önemli mesajı gözüm gibi takip ederiz.

-bu işte aklı başında deli, ve hedefi, ideali olan bir yazarın (veya aşığın) sadağındaki oklarının hedefidir… hedef saptığında ceren vurulmaz ve av kaçar.

-demek nki daima yazı hakkında bile diyalog kapıları açık olmalı ki sizi dinleyeyim (Başıma çıkmayın) siz de beni dinleyin (yerde süründürmeyin)

önümüzdeki günlerde makul, mantıklı, anlaşılabilir, araştırmaya dayanan, karakter sayısına uymaya .çalışan yazılar yayınlanmak üzere göndermeye çalışacağım.

farklı bir konuda da sipariş vererek araştırma yazıları gönderebilirim. bu yazıları başka bir tanıdığınız isimle de olsa yayınlayabilirsiniz veya mesleki bir araştırma olursa kendi orjinal mesleki ünvanı da kullanarak yazabilirim.

son bir ricam şu olabilir ki, lütfen ahiliği nasrettin hoca fıkraları ilave edin gibisinden bir talep gelmesin. her konunun farklı gelişimi olur ve varsa menkıbesi zaten ilave ederiz biz. bir yazıda bulunması gereken incelikjleri, yazar bilemiyorsa kaldırsın üsküdardan denize atsın kendini.

-ahilik bir yaşam tarzıdır ve bir okuyucunun hayat tarzını değiştirip daha düzgün hale getirmeyi amaçlamaktadır. bizim kimseyi hah hah diye güldürecek bir amacımız asla olamaz… bizim en temel yöntemimiz sorgulamadır. bu sorgulama ile kişiyi düşünmeye iter ve “bak böyle de olabilir, bu ilerisi için daha faydalı ve akıbetine yararlı bir kurtuluş olabilir KORKMA diyewrek bir anlayış değişikliği oluşturmak isteriz. bütün doğruları da vermeyiz ki biraz çaba göstersin ve araştırsınb ve onları kazansın ki kendine zerkedebilsin diye. işte bu yöntem yıllardır diğert gazetelerde yaptığım özgün bir yöntemimdir. bu yüzden aptallarla anlaşamam. okuyucunun da biraz akıllı olması gerekir ki okumakla düşüncenin harekete geçtiğini bitraz bilmnesi gerekir. İKRA sözünün namazdan önce gelmesi ve ilk emir olması boşuna değildir. senaryolar ise altyernatif düşünceyi öldürür ve teke indiri ve sadece benim gibi, düşünmek için benim filmnimi, seyret der şanssız bir şekilde. bu yüzden anadoluda menkıbe edebiyetının yaygın olması toplumda alternatif düşüncelerin gelişmesinde de çok etkili olmuştur denilebilir.

saat gece 10 ve hala dairedeyim. yoruldum. anlamak iki kişilik bir iştir ki Allahü alem daima iki taraftan da bir hüsnü niyet ve gayreti gerekli kılar. bunları biz söyledik, bunun gerisini de siz anlayın.. biz hiç kimdseyi ikramsız göndermeyiz. iki ay önce 8 kıtası yazılıp bir ay sonrasında da ilave 4 kıtası yazılan sonra her ikisi de ayrı ayrı kitap ve kağıtların arasında unutulan, tesadüfen farkedilip bugün yayına konan son şiirimizi size ithaf edelim isteriz. artık bir az olur BİR’i çok yapalım dedik ki kesretten tevhide de siz gidesiz diye.

selam sevgi saygı ve hayır dileklerimi yolluyorum değerli MURAD KARDEŞİM.

 

Aşık ahi kul ahmed

24 Şubat 2012
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç