Kunduradaki altınlar ( Tarihi Bir Hikaye )

 

 

Ali , 10-12 yaşlarında fakir bir çocuktu. Kadıköy’de bir Bulgar tüccarın yanında çırak olarak çalışıyordu. Zemherinin en soğuk günlerinden biriydi. Küçük Ali  buz üstünde hem de yalın ayak eve su taşıyordu. Onun bu halini seyreden dul ve fakir bir kadının içi cızz etti. Kocasından kalan hatıra bir çift eski kundurayı çocuğa verdi ve evladım giy bunları da ayakların üşümesin dedi.

 

 

Aradan yıllar geçti. Küçük Ali büyüdü, eğitim gördü ve iyi bir mesleğe sahip oldu. Günlerden bir gün artık çok  yaşlanmış olan o dul kadının kapısı çalındı. Kapıyı açtığında eşiğe bir paketin bırakıldığını gördü. Kadın paketi açtığında gözlerine inanamadı. Pakette o bir çift eski kundura vardı ama içi altın doluydu ve bir de küçük bir kağıt parçası:

 

 

“Anacığım! Bir zamanlar acıyıp da buzdan donmuş çıplak ayaklarına giydirdiğin kunduralarla sahip çıktığın, merhamet ettiğin çocuk sana borcunu ödemeye çalışıyor. Lütfen kabul ediniz.”

 

 

Yazıda imza yoktu. Fakat, imzasız yazının Osmanlı devlet-i aliyesinin kaptanı-deryası (Deniz kuvvetleri komutanı) Hanya Fatihi Silahtar Yusuf Paşa’ya ait olduğunu yıllar sonra tarihçiler arşiv belgelerinden ortaya çıkaracaktı.

 

 

“  buğday eken arpa biçmez”

5 Mart 2014
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç