ortak aklın tırpanını yemeyin

Sevgili okurlarım,
 
Ortak aklın dostu olmaz. Uyana gül atar, uymayana tırpan sallar. Sen aklı selimden yana ol ki kazanabilesin. Çünkü hep aklı selim kazanır. Buna sağ duyu da derler. Makul de derler. Makul kelimesi hazırlanacak bir anayasa için joker bir kelimedir ve bir uzlaşıyı ifade eder. 622 Medine Sözleşmesi’nde de çok geçer.
 
Bugün sizlere bu ortak akılla ilgili bazı hikayeler sunmaya çalışacağız. Hayat şaka yapılabilecek kadar ciddi bir iştir. En ciddi şeylerin en anlaşılabilir şekilde anlatımının anlamlı hikayelerde saklı olduğunu biliyorsunuzdur umarım. Okuyun, ancak tefekkür etmeden geçmeyin. Bu kuran hikayesi değil ama ondan aşşa da değil.
 
Aşşa deyince bakın; bektaşinin biri bir gün şu paranın değerini bir ölçeyim demiş. Bütün parasını küpe koyup beş parasız çarşıya çıkmış. Üç gün beş gün derken bir hafta zor dayanmış ve eve gelip küpün ağzını açıp parayı ortaya koyup başlamış onunla konuşmaya. “bak para demiş. Allah deseeeem değilsin. Peygamber deseeeem değilsin. Bakıyorum da şöyle sana hiç de aşşa değilsin” demiş. Bu fıkrayı Kırşehir Lisesinde iken babama Mantık Hocası Asaf Bey anlatmış.
 
HERKESİN BİR GÜN BAŞ EĞECEĞİ BİR YER GELİR
 
Duvarda “gürültü etmeyin” yazıyormuş, adam gürültü ediyormuş. “Ayağınızı sürümeyin” yazıyormuş, adam ayağını sürüyormuş. Bu sefer “başınızı eğin” yazınca, adam başını eğmiş. Yani zorunda kalıyor (iki yerde: seçimde siyasetçiler ve herkes de bir sefer imamın kayığında) Bir vakit gelir ki insanın başını eğmesi gerekir. Fakat buna rağmen elitler ve bürokrasi ve devlet rejimi, torbaya hep siyah taşları koyarak “halk ne çekerse çeksin hep kendim çıkayım” diye kazık atmak ister. Bakın şu kız bu kazığa hangi kazıkla çözüm bulmuş.
 
HALKA İKİ SİYAH TAŞ ÇEKTİRMEK
 
Adamın biri bir Yahudi’ye aşırı borçlanmış. Günü gelince de ödeyememiş. Yahudi yaşlı olmasına rağmen fakir borçlunun güzel kızına sulanmış ve borca karşılık kızı istemiş. Adam reddedince uyanık Yahudi “o zaman bir torbaya biri beyaz biri siyah iki taş koyalım. Kız beyazı çekerse bağışlıyorum borcu da kızı da demiş. Yok eğer siyah çekerse kızı isterim demiş. Kız da, babası da çaresiz buna razı olmuşlar. Uyanık Yahudi torbaya koyarken yerden çaktırmadan taşların ikisini de siyah seçip koymuş. Fakat taşların ikisinin de siyah olduğunu sadece kız fark edivermiş ama itiraz etse bir anlamı yok diye düşünürken, tamam demiş ve taşları çekerken birini çekip çaktırmadan kaza süsüyle yere düşürüvermiş. Bakmışlar ki yerdeki taşlar karışık ve hangisinin düştüğü belli değil. Kız demiş ki, “torbaya bakalım eğer siyah taş duruyorsa o zaman ben beyazı çekmiş olmalıyım” demiş. Bakmışlar ki torbada siyah bir taş var. O halde ben beyaz çekmiş olmalıyım diyerek, biz kazandık” demiş. Yani her işin bir püf noktası vardır ve siz onu bulup çıkarmalısınız.
Fakat bu torbanın içine kim elini sokabilir ki… Arı kovanı gibi, giren eli sokuyor. İmam hep aynı hutbeyi okuyor. Fakat “ey imam senin zulmün beni namazdan ediyor” diye bağıramıyor. Çaresiz iki siyah taştan birini çekiyor ve hep siyah çıkıyor.
 
BURSA’NIN KESTANELİKLERİ VAKIFTIR
 
Bursa’da amamın biri “ah ben bi an padişah olsaydım” der dururmuş. Gel zaman git zaman bu laf padişahın kulağına kadar gitmiş. Bursa yöresine ziyaret yaptığında “bu lafı söyleyen adamı bulun getirin” demiş. Gidip bulmuşlar adamı ve Uludağ’ın eteğinde gezinmekte olan padişahın yanına getirmişler. Padişah sormuş: “sen bi an padişah olup da ne yapacaksın” deyince, “padişahım sen o asayı ver, yere düşene kadar ne yapacağımı söylerim ben” demiş. Padişahın hoşuna gitmiş ve merak da ettiği için asayı vermiş adama. Adam asayı havaya fırlatır fırlatmaz “Bursa’nın kestanelikleri vakıftır” demiş. İşte o gün bu gündür Bursa’nın kestanelikleri vakıftır ve halk toplar anlayacağınız.. Gidip şahit de olduk vesselam.. Fakat bugün kimse halka bir sopa verip havaya attırmıyor. Yöneticiler koltuk kaybından korkacağına cehennemden korksaydı kesin cennete girerdi…(Bir alimin sözünden uyarlamadır. Onda “fakirlikten” diye geçiyor)
 
YÖNETİCİ EFENDİ Mİ HİZMETKAR MI?
 
Babam sınavda sormuş. “yönetici halka hizmet edendir” sözünden ne anlıyorsunuz diye. 4 sınıfta 100 kişiden sadece birisi cevap vermiş. “Bu ilahi bir iştir. Günümüzde yönetici halkın efendisidir” Bu çocuğu araştırmış ve imam hatip mezunu ve amiriyle kavgalı olup her haksızlığa isyan eden bağıran bir çocuktu diyor. Onu adalet için bağırmasından dolayı kolladım ve gönlünü aldım diyor.
 
İMANI KEŞİFTE KULLANMA
 
Einstain bile izafiyet teorisini bulurken rol model olarak Allah’ı seçti ve şöyle bir iman varsayımıyla “eğer ALLAH’ın yerinde olsaydım bu evreni nasıl yaratırdım” dedi ve izafiyet teorisini keşfetti. Bunun yönetimdeki anlamı bir ayağını dine (Allah’a) ver ve diğer ayağınla sorunları bu bakışla çöz demek sayılmaz mı? Geleneklerin ve öz değerlerin de merkez alınması buna dahildir diyebiliriz. İşte Çin ve Japonya örneği..
 
FARKLI DÜŞÜNEN KAZANIR
 
Bir farklı düşünme örneği bizden olsun. Bir ay önce abim evlendi. Bir akşam evde yengemle saklambaç oynamışlar. Abim oturma odasına kapanmış yengem de misafir odasından balkona geçip onun odadan çıkmasını beklemiş. O çıkar çıkmaz da pencereden oturma odasına girmiş. Abim diyor ki tam yarım saat aradım bulamadım diyor. Çünkü kendisi oturma odasındaydı ve oraya bakmak aklına gelmiyordu elbette. Varsayımı hep olması gerekene göre çünkü. Sıkıntı işte burada. Farklı düşünebilseydi belki sorunu çözebilirdi.
İşte bilim adamlarının başarılı olması kadar yöneticilerin de başarılı olması için farklı düşünen insanlara ihtiyaç var. “ÇÖZÜM AYRINTIDA GİZLİDİR” derler.
 
JAPONLARIN HEDEFLERİ VE MİLLİ EKONOMİMİZ
 
Japonların yaptığına bakalım. Beş yılda çelikte birinci olacağız dediler ve oldular. 10 yılda arabada birinci olacağız dediler ve oldular. Brezilya ağır sanayi hamlesinin arkasından şimdi ilk 10 gelişenlerin içinde. Yani ağır sanayi merkezli reel üretimi hedef alan yapısal dönüşümler gerekiyor. Artık işsizlik kölem olsun benim. Biz kısmen bir korumacı politika da izleyebilmeliyiz. Rekabet için açıyoruz demek ne demek? O rekabeti içerde sağlasana. Güney Kore hem içeriyi korudu hem dışa açıl dedi. Orada kimse Samsung’dan başka telefon kullanmıyor. Milliyetçiliğe bak. Bir mersedese binmek için 10 mersedes parası ödeyerek ithal etmeniz gerekir. Anlamış olmalısınız. Niye öldün Erbakan? Ağır sanayi hamlelerinle alay ettik? Artık arayacağız senin fikirlerini ve milli duruşunu. Sana Allah’tan rahmetler diliyorum..
 
MANEVİYATLA BERABER KALKINMA GERÇEĞİ
Çin ve Japonya lisanını ve geleneklerini değiştirmeden onu merkez edinerek kalkınmasını gerçekleştiriyor. Asayiş, adalet, düzgün bir hukuk sistemi, inancın itici gücü (Manevi kalkınmanın maddi kalkınmayı tetiklediğinin bilinmesi), milli değerlerin kullanılabilir şekilde aktif hale getirilmesiyle gerçek toplumsal kalkınma sağlanabildiği yeni anlaşıldı ancak. Dünya Bankası 2011 Kalkınma Raporu’nda ne yazık ki manevi ve maddi kalkınmanın birlikte düşünülmesinin zorunluluğuna işaret etti (312 sahife). Bu raporu sosyologdan mühendise, yöneticiden doktora kadar onlarca uzman uzun uğraş ve araştırmalar sonucunda hazırlamış. Tercümesine ulaşabilirsek sizleri de yararlandırmaya çalışacağız inşallah.
DİLEK
Hoşgörü ve eşitlikçi bir anlayışla Türk-Kürt, Laik-Dindar, Zengin-Fakir herkesin birbirini kucaklayacağını umuyor ve yeni yönetimin hayırla sürmesi için ALLAH c.c. ‘nun merhamet pınarlarını memleketimize ve insanımıza sağnak sağnak yağdırmasını diliyorum.
 
BİR AÇIKLAMA BİR ÖZÜR VE İKİ TEŞEKKÜR
 
Babamın diğer yazar abilerimin yazılarına onların yazılarından daha uzun yorum yaptığı serzenişi olmuş. Bu konu için kendisi önce özür diliyor. Elbette sizleri ve okuyucuları o çok seviyor. O insana çok düşkündür. 30 yıldır işinde onu asık suratlı gören olmadı. 12 saat çalışır. Bunun ortalama 9-10 saatini okur. Her şeyi de aşk ile tutunca ve bu bilgi iman ile birleşince hem dolu hem sağlam bir yapı ortaya çıkmaz mı? ve bunun bir yere de akması insanlara ulaşması gerekmez mi? Otursa 7 yazı yazar altına farklı isimle birer sahife de yorum yapar ve bunları da üç günde bir de değiştirir. Bu yazı yüzünden başına gelmeyen kalmadı. Eğer yanlış yazıyor deselerdi ben bile ondan soğurdum. Kaldı ki dini yazdığı, din Allah’ın ve nakil olduğu için yazarken onun hem eli hem kıçı titrer. Telefonunda 13 alimin telefonu var. Bir hadisi 4 kişiye sorar öyle yazar. Halbuki bütün sanatını yorumlara yarenlik ederek döküyordu. Ne kadar sataşsa da şiirlerinde bir yarenlik ve ilahi aşk görülmüyor mu? O bir HAK aşığıdır. Lakin yansıması insanadır. Şimdi dutlar olmadı lakin dut yemiş gibi oldu. Bu toplumda kişilikler böyle yok oluyor işte. Herkes herkesi her yerde öldürüyor. Devlette de böyle, ailede de böyle toplum içinde de aynı, hiç değişmiyor. Beğenmediğini anlamak yerine tırpan salla. Çocuğa sen bilmezsin diyen bir toplumdan mütefekkir çıkar mı? Dursun abi ve zafer abi teşekkür ettiler, sağolsunlar. Onlara özel teşekkürlerimi sunuyorum.
Amerika’da en sağlam ailelerin ortak özellikleri nedir diye bir araştırma yapmışlar. Ortaya üç sonuç çıkmış.
 
1- Manevi değerlere önem veren aileler oldukları anlaşılmış (Kiliseye düzenli gittikleri görülmüş)
2- Birbirlerini çok takdir ettikleri görülmüş. (Şımarma pahasına da olsa)
3- Birbirine zaman ayırdıkları görülmüş (iş ve bilgisayar gibi şeylerden)
 
Ben küçüktüm, İngiltere’de güneyinde Eastbourn’de Upper Kings Drive 67 no daki evimizdeyken (1 yıllığına babam görevli olarak gitmişti) annem asma yapraklarından topladıklarıyla bir yaprak sarması yaptı. Bundan bir tabaklık da komşumuz George amcaya götürdüm ben. Bir saat sonra kendisi tabak elde ve içinde bir zarfla kapıya kadar geldi. Nezaketle uzun uzun teşekkür ederken akdeniz ülkelerinde bu yemeğin çok yaygın olduğundan da bahsetti ve tekrar tekrar teşekkür ederek ayrıldı.. siz anladınız.
Tayyip bey Amerika ziyaretinde eski başkan Bush ile basın huzuruna çıkınca Amerikalılar basın mensuplarına fotoğrafı daha kısa olan başkan Bush tarafından çekmelerini söylemişler… siz zaten çok zekisiniz.
 
Allah’ı hesaba katmadan yazı yazmaz ve kullarını çok takdir eden kardeşiniz AHİ Sezgin Atik ülkemize ve insanımıza yeni seçimlerin HAYIRLI olmasını diliyor.
19 Haziran 2011
Okunma
bosluk
kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç