ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

SEVGİLİLER SEVGİLİSİ MUHAMMED (SAV)


Popüler Aramalar

Sevgili okurlar,

Peygamber efendimizin 12 Rebiul Evvel 571’deki doğum gününün yıldönümü nedeniyle bir şükran ifadesi olarak bu yazıyı kaleme almak istedim.

14 Şubat sevgililer günü ise bir Hırıstiyan kültürüdür ve bizimle alakası yoktur. İşin aslı onlar aşkı terkettiler ve günlük cinsi hazlara yöneldiler. Aşk ve sevgi ile cinsel istekliliği ayırmak gerekir. Onlar, Çok yiyerek obez, aile birliği olmadan çok çiftleşerek nesebsiz nesiller dünyaya getirmek, bencilleşerek çocuk yapmadan zevk almak ve eğlenmeyi tercih ettikleri için nüfuslarında bir azalma ve yaşlanma meydana geldi ve gerilemeye başladılar. Her neyse.

Peygamber efendimizin adı Ahmed’i Mahmud’u Muhammed Mustafa’dır. O, sevgililer sevgilisi olarak bilinir. Allah onu çok sevmiş ve “habibim” –sevgilim- demiştir. Ancak bizlerin severken Habibullah olarak değil, Rasulüllah olarak sevmemiz gerekir. Ebu Hureyre’den gelen bir hadiste ilk varlık cevherinin Hz. Peygamberin nuru olduğu belirtilir. O, Hz. Adem’e kadar geçmiş ve kendinden sonra gelecek bütün insanlara rahmet olarak gönderilmiştir. Ayettede seni alemlere rahmet olarak gönderdik buyurulmaktadır.

O Adem’den beri geleceği bilinen bir peygamberdir. İbrahim ve  İsmail aleyhisselamın soyundandır. Bir kadın, babası Abdullah’ın alnındaki nuru farkeder ve onunla evlenmek ister. Fakat Abdullah önce reddeder ve Amine’yle evlenir. Daha sonra o kadına dönerek onunla da evlenmek isteyince kadın bu kez alnında o nuru göremez ve reddeder. Çünkü o nur Amine’ye geçmiştir.

Araf 157. ayette “onlar ümmi bir resule tabi olurlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılıdır… “ buyrulur. Burada üç husus vardır. Rasul, nübüvvet ve ümmi olması. Tiyn suresinde “vet tiynu vez zeytuni ve turi siniyne ve hazel beledil emin” olarak 4 mekandan sözedilir. Bu 4 mekanın 3’ü Tevrat’ta da vardır (Tesniye 33). Allah adamı “Mura”dır. Bu nur “Sina’da başladı (Musa), Seyir’de yükseldi(İncil ve Zebur), Paran’da parladı” diye biter. Paran, Batlamyus’un haritasında Kızıldeniz’in yanında bir yer olarak gösterilir. İncil’de Mezmur bölümünde Hz. Davud’un nağmelerinin yanında şöyle der: “Ustaların reddettiği taş köşenin başı olur ve bu Rab’dendir ve görenler şaşırır” Hz. İsa tekrarlıyor: Rabbim kırallığı   sizden alacak ve O’nun meyvelerini yetiştirecek başkalarına verecek. Onlar hor görülecek bir millettir”  Burada hor görülmekten maksat İsmail’in annesi Hacer’in bir köle olmasıdır. Aynı parelelde Peygamber efendimiz Buhari 14. bölümde “Benim ve benden önceki adamların meseli bir ev inşa etti, onu mükemmel yaptı, insanlar etrafında dolaşıyorlar. Fakat köşede bir tuğla eksik. Keşke şu tuğla da olsaydı diyecekler. İşte o tuğla benim ve ben peygamberlerin sonuncusuyum” buyuracaktır. Kuran-ı Kerim’in Saf 6. ayetinde ise Hz. İsa, “ önceki Tevratı doğrulayan ve benden sonra gelen Ahmet adlı peygamberi müjdelemek için gönderildim” diyecektir.

Bir hadise göre Musa öğle vaktine kadar,  İsa öğle ile ikindi arasına kadar, Muhammed ise ikindiden akşama kadar hüküm sürecektir. Allah diğerlerine krat krat.(yani birer birer) ümmeti Muhammed’e ise krateyn (yani ikişer ikişer) sevap verecektir. Diğerleri buna itiraz edince Allah “ sizin hakkınızı verdim mi” dediğinde “evet” denilince, “ilavesi benim fazlımdır” diyecektir. Musa’nın ümmetine sabah ve yatsı olarak iki vakit namaz farz kılınmış fakat onlar kılmamışlardır. Bize ise vasat ümmet –orta ümmet- olarak beş vakit farz kılınmış ve bu yerine getirilmiştir. İsa insanlara ulaşamamanın eksikliğini gelecek bir peygamberin aşacağını düşünüp rahatlıyor. Yahudiler Araplara İsmaili diyorlar. Yusuf’u atıldığı kuyuda bulanlar da İsmaili’lerdir.

Hz. Peygamber diğer peygamberler için “ onlar acele ettiler ve bu dünyada dualarını tamamladılar. Ben ise ahirete  sakladım” buyuruyor. Bu duası da bildiğiniz gibi şefaat iznidir. Hendek harbinde hendekler kazarken kazmasından bir ışık parlar ve der ki “Doğunun sarayları fethedilecek” Bir ışık daha parlayınca “Batı’nın da fethedileceğini” söyler.

Biraz da örnek olması için özel hayatından bahsedelim: Eşlerine karşı sevgi dolu idi. Kızı Fatma, Ayşe validemize karşı ileri geri konuşunca, ona “konuştuğu babasının sevgilisi” der. Eşi Safiye bir Yahudi kızı idi ve kısa boylu idi. Ayşe validemiz ona karşı “ o kısa boylu, sen beni seversin değil mi?”deyince “öyle bir söz söyledin ki denizin suyu bile kirlenirdi” diyecektir. Safiye’ye şu öğüdü verir: “de ki; atam Harun, amcam Musa, kocam Muhammed, kimin böyle yakınları var, de” deyince, diğer eşler “bu senin uslubun değil” diyecekledir. Her bir eşi de “Allah Rasulü en çok beni seviyor” diye düşünürdü. Onlara bu dengeyi ve sevgide eşit ve üst düzeyi sağlamak ne kadar önemliydi. Eşleri, küçük küçük odalarda azla yaşadılar fakat şikayet etmediler. Bir sahabi şöyle söylüyor: “odalar 3;5* 5 büyüklüğünde ve elim tavanına değiyordu” İslam yayılıp ganimet malları artınca Aişe validemiz odasına bir şeyler yaptırmak ister. Bunun üzerine sert bir ayet iner ve ey Peygamber hanımları. Allah dilerse ona sizden daha hayırlı eşler verebilir diye ikaz eder. Böylece peygamber efendimiz zenginliğe rağmen  o sade yaşamını bozmaz. Evinde eşyası azdır. Cam bir bardağı var. Bir divan, deri bir yastık ve kuş resmi bulunan bir perdesi var. Onun tasviri yasaklamasıyla İslam sanatı şekilleniyor ve üç buğutlu resimden iki buğutlu minyatür resme yöneliniyor. Ve bugün bunun şahane eserlerini görüyoruz. Güzel şeylere değer verirdi. Namazda dikkatini çeken bir resim olan elbiseyi namazı etkiliyor diye bir sahabiye hediye ediyor. Hasır bir seccadesi var. Üzerine yatınca yüzüne izleri çıkıyor ve sahabiler bunu görünce kadife bir şeyler verelim diyorlar. Onlara cevaben: “ben dünyada bir ağaç altında soluklanan bir yolcu gibiyim” diyor ve reddediyor. Mekke hakkında “eğer kavmim beni çıkarmasaydı asla seni terketmezdim” diyerek Mekke’ye sevgisini dile getirecektir.

İlk yıllarda Kabe’de namaz kılarken secdede üzerine devenin iç organlarını atacaklar ve uzun bir süre öylece kalacaktır. Kızı Fatma gelince onları üstünden alacak ve ağlarken “kızım üzülme Allah sevdiklerini asla terketmeyecektir” diyerek engin bir ilahi dostluk ve güven örneği verecektir. Üzerine o organları atanları da “ya Rabbi şunu, şunu sana havale ediyorum” diyecek ve o kişiler ilerleyen yıllarda Bedir harbinde hepsi de ölmüş bir haldeyken ölülere dönüp “Allah’ın bize vadettiğini biz bulduk, siz de buldunuz mu?” diyecektir.

Efendimiz “bedduayı haketmeyen kimseye dua etmişsem onu rahmete çevir ya Rabbi” diyor. Bu bir garanti. Ümmeti için zaman zaman (Allahümme ümmeti) diye ağlıyor. “Her ne de merhamet olursa güzelleşir, ve her ne den alınırsa çirkinleşir” buyuruyor. Ayşe validemiz huysuzluk yapan deveye biraz sert çıkınca “merhamet, merhamet” diyor. Sebepler aleminde her şeye kıymet veriyordu. Yahudiler “es samu aleyküm” – ölüm senin üzerine olsun- deyince “ve aleyküm” –sizinde- diyor. Ayşe validemiz bunu farkedip lanet de edince “merhametli ol ya Ayşe” diye buyuruyor. Küfreden kimseye karşı fazla söz söylenmesini istemezdi. Zira İslam’a göre bu halde suçlu, kavgayı ilk başlatandır. Uhud’da dişi kırıldığında beddua ve lanet etmesi istenince “ben rahmet olarak gönderildim, lanetçi değil” dedi ve reddetti. Karınca ısırdığı için onu yakan birisine “merhametli ol, yakmak sadece Allah’a aittir” diyordu.

Bir hadisinde “ümmetim bozulduğu bir zamanda sünnetimden ayrılmayarak onu ihya edene 100 şehit sevabı vardır” buyurdu. İşte bunu yaşayabilene büyük bir kazanç kapısı. Avrupalı Oryantalistler sünnetin bizi biz yapan özelliğini bildikleri için sünnetlerle mücadele ederler ve işi daha da ileri götürerek saldırıyı sünnetin sahibi Peygamber efendimize kadar vardırırlar. Kamusal alan tartışmalarının temelinde de bu vardır. İslam’ı dışlamak ve daraltmak, hayat bulmasını engellemek.

Her peygambere bir takım mucizeler verilmiştir. Musa’ya asa, İsa’ya çamurdan kuşu canlandırması gibi. Peygamberimiz bu konuda: “ma evhalullahi hi”- Allah’ın bana vahyettikleridir- buyuruyor. Vahiy iki türlüdür. Birisi melek aracılığı ile gelen. Bu vahiy Kuran’dır ve onun asıl mucizesi budur diyebiliriz. Bir de “vahyi gayri metluv” vahiy vardır ki Cenab-ı Allah’ın “o ne derse alın, sizi neden yasaklarsa kaçının” dediği, bazı haramlar ve “namazı benden gördüğünüz gibi kılın” dediği şeyler bu vahyin kapsamındadır.

Bir sohbetinde “Ahir zamanda ilim hükmedecek” diyor ve arkasından Nübüvvetin sona ereceği konuşulunca, mübeşşiratın geleceğini söylüyor. Ve bunun da müminin göreceği rahmani rüya olacağını ilave ediyor. Onun iktisada ışık tutan bir sözü de şuydu. “Güven verirseniz, bu size  zenginlik getirir” Ticaretle meşgul olanlara duyurulur.

23 yıllık Peygamberlik zamanında bütün Arabistan müslüman olmuş ve veda hutbesinde 124 bin sahabiye hitab ederek insan haklarının temelini oluşturan veda hutbesini buyurmuştur. Orada İslam’ı “tebliğ ettim mi” diye insanlara sormuş ve onların “tebliğ ettin ya Rasulüllah” cevabı karşısında “şahit ol ya Rabb” diyerek görevini ifa ettiğini bildirmiştir.

Her müslüman peygamber efendimizi rüyasında görebilir. Fakat biraz tuzlu yeyip suya yanmak gerekir. Bu fakir iki defa gördü. Yaşadığı gibi yine sade bir yerde, sedirde oturuyordu. Onu habibullah olarak seviyordum. Resulüllah olarak sev diye uyarı aldım. Ya Rasulüllah Makamı Mahmud’a çıksan da bize şefaat etsen diye söylüyordum. Onu doğrudan Allah rızası için sev diye ikinci uyarıyı aldım. Zulme uğradığım iki olayda karşıma çıktı ve beni teskin etti. İki Ramazan Bayramını onun yanında mahşeri bir salavatların arasında geçirdim. Onu açık gözle çok büyük ve kalın bir lafza-yı celali güllerle ördüğünü gördüm. Bundan peygamber efendimizin Allah sevgisinin yüceliğini anladım. Bir de Allah’ın her şeyi Peygamber efendimize söylediği bilgisi bana ulaştı. Bununla da onların sırdaş olduklarını anladım. İhlaslı müslümanların ölümleri sırasında onlara kolaylık sağlamak üzere dua ederek karşısına geldiğini de biliyorum. Bu yüzden müslümanlar şöyle dua etmelidirler: “Ya Rabbi sağımızda Kuran, göğsümüzde iman, karşımızda Resulüllah olduğu halde iman ile çene kapamayı nasib eyle” Eskiden her gün 100 salavat çekerdim ve “ali”-ailesi, arkadaşları- bölümünü söylemiyordum. Bir gün bir Allah dostunu ziyarete gittim. Şöyle bir baktıktan sonra sert bir şekilde “salavatı şerifeyi tam söyle” diye ikaz etti ve bildi. Demek ki eksik salavat üzerime aynen yansımıştı.

Unutmamak gerekir ki her müslüman dininin tebliğcisidir. Bu dini yaşamak ve yaşatmak tebliğden sorumludur. Bu bir bayrak yarışıdır. Bayrağı taşıma sırası şimdi bizdedir. Allah dilerse bu dini kafirlerle de kaim eder. Fakat ister ki sevabı biz alalım.

Sadi Şirazi şöyle diyor: Bir avuç toprak aldım. Gül kokuyordu. Sordum ona: Bu senin aslî kokun değildir, sen bu kokuyu nereden aldın? Toprak dedi ki: Ben bir gül ağacının altının toprağıydım. Gülün kokusu bana sindi. İşte ben bunun için gül kokuyorum.

Gül kokusu giderek kayboluyor. Artık ülkemizde, çarşılarında gül alınıp gül satılan, gülden terazi yapılan, gül ile gül tartılan, gül kokulu beldelerin yerinde yeller esiyor. Beklenen gül mevsimi bir türlü gelmiyor…Bahardan kalan küf kokuları her tarafı sarmış. En iyisi Cuma müslümanı olmuş. Camide müslüman, evinde zalim, işinde faizci ve kafir değilse de kafir gibi. Dağıtarak mutlu olmak yerine çok tüketerek mutluluk aramaya kalkmış ve diğergamlık yerine bencilleşmiş, en iyisi zekatımı veririm ötesi beni ilgilendirmez diyebiliyor. Biraz ağır oldu değil mi?

Tek çare, gül ağacını kurutmamak. Onu çağa taşımak, hayata taşımak..Bu misyonu yüklenmek. Başka şansımız da kurtuluşumuz da yok. Farzdan sonra bol sünnetli ve salavatlı (en az 100 olmalı) günler dilerim. Peygamberi sevmek; anılarla avunmakla değil onu örnek almak ve misyonunu yüklenmekle olur.

SEVGİLİLER SEVGİLİSİ MUHAMMED (SAV) ile Benzer Yazılar:

3 Kasım 2011 Saat : 2:46
  İslam

SEVGİLİLER SEVGİLİSİ MUHAMMED (SAV) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Son Yorumlar


Notice: Undefined variable: pre_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 20

Notice: Undefined variable: post_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 26
cami alttan ısıtma
halı altı ısıtma
cami ısıtma
cami ısıtma