ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

FAZLA LİKİTİN OYNADIĞI ALİ CENGİZ OYUNLARI


Popüler Aramalar

Son yıllarda altın, pirinç, buğday, kakao, bakır gibi özellikle en stratejik mal olan petrolde çok yüksek fiat arışları yaşanmaktadır. Bu artışlar da özellikle bizim gibi petrol ithalatçısı olan ülkelerin dış ticaret rakamlarını olumsuz etkilemektedir. Bu artışların görünen sebepleri arasında Çin ve Hindistan’ın talebinde bir artıştan tutun, OPEC’in kota sınırlamasından, terör olaylarına, teknik zorluklara, hatta dolardaki düşmenin etkisine kadar bir çok sebep ileri sürülebilir. Fakat biz öyle yapmadık ve petrolün son on yıllık seyahatini gözlem altına alarak onun gerçek alıcılardan suni alıcıların kontrolüne geçtiğini gördük. Yani bilgisayar teknolojisindeki gelişmenin de etkisiyle Batı’da artan likidite (Amerika’nın emisyon hacmini artırması, emeklilik ve yatırım fonlarının fazla kar ümidiyle petrole yönelmesi, milyar dolarlık hedge fonlarının manipülasyon oluşturarak fiat artışlarından kar elde etmeyi amaçlaması, bankaların likit gücü) sonuçta diğer mallarda da olduğu gibi petrolde de büyük fiat artışlarına neden oldu. Hatta alıcıların sosyolojik davranışları “fiat düştüğünde al, arttığında sat” şeklinden bunun tersine “arttığında daha da artabilir, daha fazla al” şekline dönüştü ve stoklar da çok fazla arttı. Bir ara varili145 dolarlara kadar da çıktı. Böylece fiatların kontrolü yanlış hukuki uygulamaların da etkisiyle OPEC’ten Wall Street’e geçmiş oldu. Adı da “kağıt petrol”e çıktı. Bazı batılı yazarlar çekinmeden bir özeleştiri yaparak buna “kumarhane kapitalizmi” bile dediler. Adam Smith’in “gizli el”i yaramaz işler yapıyordu ve sorgulanmalıydı!

Sorunların ortak özelliği; banka ve borsalarda sürekli ali cengiz oyunu oynayan para(likit)’nın durmak ve doymak bilmez iştah ve hareketlerinden kaynaklanıyor olmasıydı. Likiti etkileyen faktörler, bütçe açıkları, emisyon(açıktan para basma), faize dayanan ucuz krediler, vergi cennetlerinde bir elin parmakları kadar hırslı yöneticinin kontrolündeki, girdiği her yeri duman eden milyarlık hedge fonları, gelişmiş ülkelerdeki yatırım alanlarının daralmasıyla, bu kez borsalarda at oynatan fazla paranın marifeti olarak görünüyordu.

Sözkonusu bu fazla likit, mal fiatlarını da uçurmuştu. Altın, buğday, pirinç, bakır, petrol bunlardan bazılarıydı. Biz bunlardan en meşhurlaşan ve bir ara varili 145 dolarlara kadar çıkan petrolün son on yıllık geçmişinde yaşananlar,  fiatının belirlenmesinde bir çok sapmaları da beraberinde getirmiştir.

 

Bu işte düdüğü artık kim öttürüyor ve kimlerin, hangi ulusların cebinden para çalınıyor veya hangi uluslar bu aktörlerle beraber kazanıyor bunların araştırılması ve köklü ve adil çözüm önerileri getirilmesi gerekir.

Bugünkü Petrol Fiyatlarının %60’ının Nedeni Sadece Spekülasyon adlı makale

 

William Enghdahl tarafından 02.05.2008 tarihinde Global Research dergisinde yayımlanan

“Bugünkü Petrol Fiyatlarının %60’ının Nedeni Sadece Spekülasyon” adlı makaleye göre ise,

günümüzde petrolün fiyatı geleneksel olan arz ve talep analizine göre yapılmamaktadır. Fiyatlar daha çok karmaşık bir finansal sistem tarafından ve dört büyük Anglo-Amerikan petrol şirketi tarafından kontrol edilmektedir. Bugünkü petrol fiyatlarının yaklaşık %60’ı hedge fonların ve büyük bankaların spekülasyonları sonucu oluşmuştur. Fiyatların artmasının petrolün tükendiği mitiyle de ilgisi bulunmamaktadır. İlişki, petrol ve fiyatının kontrol altına alınmasına ilişkindir.

Kontrol Kime Geçiyor?

Petrol üzerine future anlaşmaların ortaya çıkması ve Londra ve New York’ta petrol future kontratlarının işlem görmeye başlamasıyla fiyatlar üzerindeki kontroller OPEC’ten çıkmış ve Wall Street’e geçmiştir.

Spekülasyon Var mı?

2006 yılının Haziran ayında ABD senatosunun denetlemeye ilişkin alt komisyonunda yayınlanan “Artan petrol fiyatlarında piyasa spekülasyonunun rolü” adlı raporda da şu ifadeler yer almıştır: “Büyük miktarda spekülatif işlemlerin petrol fiyatlarının artmasına neden olduğuna ilişkin önemli kanıtlar bulunmaktadır.”

Denetimlerin Etkisi ve Denetim Dışına Kayışlar

Piyasa gözetiminin yapılmasının oyuncular üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Örneğin, NYMEX(New York Ticaret Borsası)’te işlem yapanlar bütün kayıtlarını tutmak ve büyük işlemleri CFTC (Emtia Türevleri Ticareti Komisyonu)’ye bildirmek zorundadır. Bu büyük işlemler, fiyat manipülasyonuna karşı CFTC (Emtia Türevleri Ticareti Komisyonu)’nun elindeki en büyük bilgi kaynağıdır.

Bütün bu olanların üstüne petrol fiyatlarında manipülatif işlem gerçekleştirmeyi kolaylaştıracak bir husus da 2006 yılında Bush yönetimi tarafından verilen bir izinle olmuştur.

Buna göre CFTC (Emtia Türevleri Ticareti Komisyonu), elektronik enerji borsaları arasında lider konumda bulunan Intercontinental Exchange (Kıtalararası Borsa) (ICE)’in, Londra’daki borsası üzerinden ABD ham petrolü üzerine future işlemleri yapmak üzere ABD’deki terminalleri kullanmasına izin vermiştir. Böylece ABD’de yaşayan kişilere bütün ABD gözetimlerinden ve bildirim yükümlülüklerinden kaçınma imkanı doğmuştur.

 

Bu durum OPEC’le ilgili bir husus olmayıp, ABD’deki vadeli işlemler piyasalarının yönetimine ilişkin bir konudur. ICE (Kıtalararası Borsa)’lere günlük raporların ve büyük işlemlerin bildirilmesine ilişkin zorunluluklarda muafiyet tanımakla fiyatlardaki şüpheli ve manipülatif hareketleri izleme olanağı kalmamıştır. Senatoya sunulan rapora göre bu durum nedeniyle OTC (Tezgahüstü Piyasa)  piyasalar spot fiyatları da etkileyici bir duruma gelmiştir.

 

Doların Düşmesinin Fiatlara Etkisi

 

Petrol fiyatları ile doların değerinin düşmesi arasında da önemli bağlantılar bulunmaktadır.

Dolardaki düşüş bu kez petrol fiatlarında misilleme bir artışın da kaynağı olabilmektedir. Gerçi gittikçe doların hakimiyeti AVRO’ya geçmektedir. Ülkeler artık alış ve satışını AVRO ile gerçekleştirmek istemektedir. Örneğin İran bunlardan biridir. Savaştan önce de Irak aynı yolu izliyordu.

2007’de ABD’de başlayan ekonomik krizle birlikte ABD’li ve Avrupalı emeklilik fonları

spekülatif kazanç sağlamak amacıyla petrole yöneldiler. Petrol fiyatlarında oluşan bu balonu Ortadoğu’da, Sudan’da, Venezuella’da ve Pakistan’da yaşanan gerilimler ve Çin’den gelen talep artışı gibi hususlar da destekledi. OTC (Tezgahüstü Piyasa) piyasaların ve Londra’daki ICE Futures Enerji piyasalarının da büyük oranda denetimsiz olması petrolün değerine ilişkin doğru ve net bir belirlemeyi de imkan dışında bırakmıştır.

 

OPEC Fiatları Nasıl Etkiliyor?

 

OPEC üyelerinin ekonomik durumları genellikle üyelerin üretim kotalarını iç politikaya

yönelik olarak kullanmalarına neden olmaktadır. OPEC üyesi bazı ülkeler üretim miktarının

kısılması sonucunda petrol fiyatının artması ve gelirlerini artırmayı hedeflemektedirler. Bu

talepler Suudi Arabistan’ın uzun vadeli, dünyanın ekonomik güçleriyle ortaklık yapma stratejisiyle çelişmektedir. Çünkü bu durumda gelişmiş ülkelere ekonomik büyümeyi destekleyen seviyede petrol aktarımının yapılması gerekmektedir. Suudi Arabistan’ın bu kararında ayrıca petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi neticesinde alternatif yakıt kaynaklarına yönelme ihtimalini azaltmak düşüncesi de etkili olmaktadır.

IV- SONUÇ

Petrol stretejik önemi olan bir emtia olduğundan, fiyatların belirlenmesinde arz-talep bileşenleri dışındaki faktörlerin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle petrole

dayanan finansal enstrümanların gelişmesi nedeniyle günümüzde fiyatlar artık reel ekonomilerde değil, borsalarda belirlenmeye başlamıştır. Bu durumda da çeşitli spekülatif hareketlerin petrol fiyatlarının son dönemdeki hızlı artış ve azalışlarında etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Bu spekülatif hareketlerin dayandığı temel husus likit fazlalığından kaynaklanmasıdır. Bu, bütçe açığından emisyona, servet sahiplerinin örgütlenmesinden (hedge fonları) normal olarak borsada faaliyette bulunan yerli ve yabancı paraya kadar bir çok nedene dayanan bir kısım likitin fazla olması kadar, vadeli işlem piyasalarında yapılan açıktan alış ve satışlardan da kaynaklanmaktadır. Bu future piyasaları suni bir şişmeye de yol açmaktadır.

Hedge fonları ortalama on kabiliyetli yöneticiden oluşan vergi cennetlerinde kurulmuş asgari bir milyon dolarlık katılımlardan oluşan toplamda milyarları bulan yüksek tutarlı fonlardır. Hedge fonlarının, yaptıkları şey, yüksek alımlarla riske girip manipulasyon gücü oluşturarak fiatları etkileme ve bundan tekrar istifade etmeyi amaçlamalarıdır. Hükümetlerin (ve borsa yöneticilerinin) bu fonların alışlarını ve satışlarını kontrol etmesi, yüksek tutarlı alış ve satışlarda müdahale ederek denetim altına alması gerekir.

Yalnız petrol fiatlarında değil, diğer emtia fiatlarında da meydana gelen spekülatif fiat yükselmeleri, diğer fakir ülkelerin ithalat ödemelerini de olumsuz olarak etkilemektedir. Bu yüzden sorun yerel değil uluslararasıdır ve bütün ülkelerin bu konuda müdahil olmaları gerekmektedir.

Ancak önerilerin Tobin Vergisi, Balance Vergisi, ve benzeri vergilendirme önlemleri şeklinde olması sorunu çözmekten ziyade semptomlarını düzeltmeyi amaçlamaktadır. Örneğin vergisiz 100 lira kazanırken yeni konacak %05 veya %2’lik bir vergiden neden kaçınıp 98 lira terkedilsin ki? Yani, vergisel davranışlar küçük oran ve tutarlarla değişmezler. Halbuki caydırıcılık için köklü çözüm gerekir. Kanser hastası aspirinle iyileşmez. 

Almanya’nın şu kararı ilginçtir:

 G-20 Sonrasında Almanya, borsalardaki, malın veya paranın ortada olmadan yapılan vadeli satış sözleşmelerinin tümünü yasaklamıştır. Amaç fiatların aşırı likitten ve spekülasyondan kaynaklanan suni oluşumunu kökten engellemektir. Ayrıca 2013’e kadar bütçe açıklarını kapatmak istemesi, bankaları daha fazla vergilendirerek onlara sermaye yükümlülüğü getirmesi, bütçede askeri ve bürokratik harcamalara kısıntı getirmesi de sonuçta diğer etkilerinin yanında likiti ayarlamaya dönük şeyler olarak da değerlendirilmelidir. Bu tür uygulamalarda Avrupa’yı izlediğimiz de gözönüne alınırsa mukayeseli hukuk olarak bu örnek dikkate alınabilir şüphesiz. Doğmatik olarak Avrupanın izlenmesi, bu ülkenin yaklaşık yüzyıllık bir taklit alışkanlığıdır. İşte her kararın dikkatle izlenmesi, test edilmesi, yarar ve zararının aklı başında bürokrat ve siyasi irade tarafından değerlendirilmesi mali bir kişiliği de beraberinde getirecektir diye düşünürüz. Modern görünen yeni anlayışlar her zaman mutluluk getirmeyebilmektedir. Zaten hep krizler sonrasında sorgulamalar yapılmakta, fakat bu sorunlar bir türlü sistem sorgulamasına dönüşmemekte ve palyatif tedbirlerle geçiştirilmektedir. Bu sefer bir on sene sonra tekrar bir başka yerden yeni bir kriz çıkmaktadır. Bunun maliyetini de vergi mükellefleri, ya da borçlanma yoluyla yine vergi mükellefleri, veyahutta çalışanlar   çekmektedir. Çözümlerin sadece günlük politikalara yönelik olması yüzünden sakat olan ana kurallar gözden kaçırılmaktadır. Bunu şuna benzetebiliriz: adam vurmanın cazasının, afların da etkisiyle sadece ortalama sekiz yıl olduğu bir ülkede sürekli yeni yeni adli vakalar çıktıkça, “canım ne yapalım ölenle ölünmez ya, o öldü şimdi bunuda mı öldürelim deyip ona kitap okutmaya, ve dolayısıyla bunu gören değer katillerin geometrik diziyle çoğalarak işbaşına geçmelerine benziyor. Burada yapılan yolda yürüyen masumlara değil suçlulara merhamet duymak değil midir? Halbuki cezanın caydırıcı olması ana unsurdur. Bu yüzden sorunu suç işlendikten sonra değil, suç işlenmeden önce çözümlemek gerekir. Ve ağır ceza, görünürde zulüm gibi görünse de, az sayıda on tane suçluya değil, sonucu itibariyle on milyon suçsuza merhamet anlamına gelir. İşte mali tedbirler deki etkinlik de böyle anlaşılmalıdır. Oyunun ana kurallarında sakatlıklar vardır ve bunlar düzeltilmelidir. Futbol oyununda elle oynamayı hakemin görmemezlikten gelmesi halinde hem skoru haksız bir şekilde etkilebilecek, hem de karşı takım oyuncularının ve hatta seyircilerinin isyanına ve kavgasına neden olacaktır. Böyle bir ortamda oyuncular huysuz, ya da seyirciler taşkın demek ne kadar doğru bir tesbit sayılabilir?

İşin ilginç yanı, İslam dininin de aynı parelelde, olmayan bir malın teslim alınmadan satışını yasaklaması, ve olmayan paranın harcanmasına izin vermemesidir. Ayrıca faizin de yasaklanarak bütün bunların likit üzerinde daraltıcı etki yaparak mal= para eşitliğini sağlamasının istenmesidir. Para, dinde, mal alış satışına araç olarak kabul edilmektedir. Alimlerin yorumuna göre vadeli satış da olabilir. Parayı mal olarak değerlendirdiğinizde ise o zaman kirası sözkonusu olur ki, bunun adı faizdir ve yasaktır. Teşvik edilen, ortaklık yoluyla riskin, sermayenin sahibine yüklenmesidir. Yani risk, güçlü olmadığı ve kazanıp kazanmayacağı belli olmayan sermayeyi kullanana değil, daha güçlü durumdaki sermaye sahibine yüklenmiştir. Bu durum, sizin adalet duygularınızla da örtüşmüyor mu? Ama diğer taraftan kimse sizin elinize para tutuşturmayacak ve piyasaya fazla likitin çıkması da önlenmiş olacaktır. Bankalar sadece mal alımı için aracılık edecek, bu da mal para eşitliğinin korunması anlamına gelecektir.

ÖNERİ: Bu yüzden biz de ülkemizde SPK mevzuatının açıktan alış satışlara kapatılmasının likidi kontrol etme ve fiatları gerçek arz ve talebe göre belirleme anlamında önemli bir ayak olacağını düşünüyor ve teklif ediyoruz.

 

Tobin vergisi ve Küresel Denge Vergisi gibi önlemlerin yabancı sermayeye ihtiyacın yüksek olduğu bu ülkede yararlı sonuçlar vereceğini düşünmüyoruz. Ancak yukarıda sözünü ettiğimiz öneri, alış – satışın reel ekonomiye uygun hale getirilmesinden başka bir şey de değildir. Hem gerçek fiat oluşumuna hizmet eder, hem de denge ve adalet getirir. AB’nin buna müdahale edeceği hiç bir şey yoktur. Mukayeseli hukuk düşünüldüğünde örnek olarak Almanya’nın uygulaması gösterilebilir. Bu uygulamanın ülkeye serbest sermaye, portföy veya doğrudan yatırım şeklinde girişi ile hiç bir ilgi ya da etkisi olmaz. Önemli olan ekonomi yönetiminin buna karar verecek yüksek bir adalet anlayışıyla karar vermesidir.

 

Şüphesiz küçük ve belirleyiciliği olmayan Türkiye gibi ülkelerde likit fazlasının stoperleri döviz kuru, faiz oranları, fiatlarda bir artış ve cari açıklarda oynama olarak absorbe de edilebilir. Yine de borsadaki kağıtların fiatlarının belirlenmesinde likit fazlasının suni fiat artışlarına sebebiyet verdikleri yadsınamaz. Gerçek fiatlar, ekonominin dengeli çalışmasını ve o malları elinde bulunduranların haksız kazanç sağlamalarını da önleyecek ve bir, kazanç – ahlak ve adaletini de beraberinde  getirecektir.

Yönetimler kadar, kurallar da adil olmalı ve halkına piyasa dengesi ile adaletli hizmet de sunabilmelidir. Tahmine ve beklentilere  dayalı sözleşme bir kumardır, fiatlarda bir şişmenin de kaynağıdır ve yasaklanmalıdır.

İşin garibi dinin de faizi, şartlı satışı, olmayan paranın harcanmasını ve olmayan malın satışını yasaklaması, temelde mal=para eşitliğine dayalı bir arz-talep ilişkisi oluşturarak, gerçek fiat oluşumunu sağlamak olduğu söylenebilir.

FAZLA LİKİTİN OYNADIĞI ALİ CENGİZ OYUNLARI ile Benzer Yazılar:

3 Kasım 2011 Saat : 12:05

FAZLA LİKİTİN OYNADIĞI ALİ CENGİZ OYUNLARI Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Son Yorumlar


Notice: Undefined variable: pre_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 20

Notice: Undefined variable: post_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 26
cami alttan ısıtma
halı altı ısıtma
cami ısıtma
cami ısıtma