ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol


  • Anasayfa
  • BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol
Popüler Aramalar

BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol

Sevgili okurlar,

 Sizleri gönülden düşürmedik. Bir güzel söz ile uzaktan uzağa selam ve musafaha yapalım dedik.

 Akıllılar bazen, deliler her gün bayram yapar. Ben delileri daha çok severim. Çünkü onlar katıksızdırlar. Onların tek sorunu, deliliğinin farkında olmaması. İşin aslı unutmayı da unutmak gerekir. Fakat Allah deliliği akıllıdan bekler. Dini olmayanın deliliğini ne yapacak? İşte dini deli gibi yaşayan akıllılardır O’nun aradığı.

 Sahi din deyince siz ne anladınız? Namaz, oruç, sadaka falan mı?

 İmam-ı Cafer’e sormuşlar, din nedir? Diye. Cevap vermiş: “Din sevgi ve nefretten başka nedir ki?”

 İşin aslı saklambaç oynuyor. Ara ki bulasın.

 Bu yüzden;

 “Arayanlar bulanlarmış,

Bulanlar arayanlarmış”

 Bulunca vuslat olur, aşk kalmaz!

 Ne demişler,

Aşkın varsa can baş üzre gel beri,

Aşkın yoksa, dön kapıdan gel beri.

 Aşk bir derya, yüreğin kadar nasibin olur.

 Uçurumdan sen atla ki, “O” tutar seni!

 Korkak tacir kazanamaz! İşte atlayan deliler kazanır!

 Mülkiyet tarlasında ekim yapanın hasadı “ben” ve “israf” olur.

 Emanet tarlasını sür, harmanın rahmet olur.

 Neye yanarsan onu görürsün.

 İhtiyacını Pavlov’un köpekleri mi belirliyor? (Şartlı refleks)

 “la ilahe” süpürgesiyle süpürmeyenin Allah’ı çok olur.

 Rapresantlara ilk öğretilen “tekili çoğula çıkarmayın” “ çoğulu tekile indirmeyin”

 İkincisi yanlış; siz “kesreti tekile çıkarın!”

 Kabe’nin kara donuyla ne işin var senin.

 Sahibini ara, sen onu değil, o seni tavaf etsin! (ayniyle vaki)

 Kardeşlikte sevap ticareti

 Dinimiz bizlerin kardeş olduğunu ve birbirimizi sevmemiz gerektiğini bildirmektedir.

 “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız”

 Sevgi ve barış içinde olmamızı isteyen yüce yaratıcı, ücrette de cömert davranacaktır eminiz.

Bayramınız kutlu ve mübarek olsun!…

Necip Fazıl, “Mü’min sıkıştırılmış şeker gibidir. Deryayı tadlandıracak güce sahibtir” der.

Dini, tevhitten, güzel ahlaka dönüştürmüş iyi bir insan, çevresi için bir rahmettir ve bir ölçüde etrafındaki herkesi de tatlandırır.

İşte bayramlar, kısalığına rağmen af ve tebessümle, kardeşlik ve dostluğun fiilen yaşama geçtiği barış ve huzur ortamlarıdırlar.

 Zaman

 Batılılar “Time is Money” derler.- Zaman paradır-

 İnanan ise “Time is my life” der – Zaman inananın bütün hayatıdır-

 O, boş laf bilmez, öyle konuşan olursa selam der geçer. Zamanın hüsrana dönüşmesi inananda olmaz. İki günü birbirine eşitlemez.

 “İnsan hüsrandadır”, buyruldu.

 Dün geçmiştir, yarın ne olacağını bilmiyorsun, o halde bugünü doku.

 İnanmayan, ise ne yaparsa yapsın, heyhat.. iman olmayınca..?

 Zamanın hüsranındadır o.

 Aranan karşılıklı tanımadır.

 “Sen beni tanımazsan, ben de seni tanımam”dan öte nedir ki?

 Kişilikte bayram yapınız

 Bayram bağışlama günüdür.

“İnsanın üç günden fazla küs durması helal olmaz”

Akrabalık bağlarını kesenlerin ahiretleri zordur.

İntikam almak yoktur.

Birisi size bir tokat attı ise, Hz. İsa gibi öbür yanağınızı çevirmeyin, fakat, sizin de bir tokat hakkınız olabilir, fakat affederseniz daha iyi olur. Yumruk atamazsınız.

 İyilikte yardımlaşılır, fakat birlikte kazık atalım olmaz!

Anne baba hak ve hürmetini siz zaten biliyorsunuz. Öf’e bile izin yok! Yanınızda yaşlanacak! Hanıma itaat yok! Artık hala cenneti kazanamıyorsanız, burnunuz sürtülsün!

Gıbtadan haset kokusu gelir.

Gıbta, “keşke bende de olsa”; Haset ise, “onda da olmasın, bana verilsin” demektir ki hoş bir şey değildir.

Arkadaşı için “niye o çok şey biliyor da, ben bilmiyorum” gizli rekabettir ve haddi aşmış olur, imrenme kıskançlığa dönüşür.

Gıbtadan da uzaklaşarak takdire razı olmalı, kaderi tenkit etmemeli, kimseyi rakip görmemeli ve kendini güzel ahlaka yönlendirmelidir.

Komşusunun “iki eşeği olsun” diye dua edebilen, bir eşeği de hak eder.

Her şeyi emanet bilmeli. Mülkiyete geçeni iki metre kabut paklar!

“Sen rızkını aradığın gibi, rızkın da seni arar!” Bu ne telaş. Yat demedik ama, kazık da at demedik!

Topu sen oyna. Fakat skoru “O” belirler! Eh, kılıcın hiç mi hakkı yok?da diyebilirsiniz Fatih gibi.

Meziyetlerin öne çıkması 

İnsanların her fırsatta şahsi meziyetlerini sayıp dökmesi, ferdi başarılardan sözetmek, başarıyı kendine mal etmek, başkasını çekememezliğe iter ve gıbta damarını kabartır. Bu yüzden bunlar da ayıp kabul edilmiştir. Yani kendinden menkul olmamak gerekiyor.

İyiliklerinizi sayıp dökmeyin.

Herkes kendi rekorunu kırmalı.

Fakirin ihtiyacı görülmemiştir bir gün. Haber gelir; Ali ölmüştür. (kerremallahi veche)

İşler bölüşülmeli, eller taşın altına konulmalı ve yapabileceğinin en iyisi yapılmalı.

Böylece, semere de umumun malı olacaktır.

Sıddık 40 000 liranın 10 000’ini gece, 10 000’ini gündüz, 10 000’ini gizli, 10 000’ini açık verdi, ne güzeldir.

Siz 40 000 verin, “Akil” bir avuç hurmanın yarısını evine yarısını hayra ve eşitler.

Yaratılışın gayesi sevgidir

Yunus boşuna dememiş:

“Elif okuduk ötürü / Pazar eyledik götürü l Yaratılanı hoş gör l Yara­tan’dan ötürü”

Yumuşaklık ve merhamet iyi insan olmanın gereği.

Kralları da Kuralları da putlaştırmak yok. Referandumda krallar, zarurette kurallar kalkar.

İngilizlerin çok tuttuğum bir özdeyişi var: “all thing in moderation, modaration in all thing”. Yani; her şeyde ortalama, ortalama her şeyde. Bu yüzden ortalama gitmek gerek.

Görev mi? Yardım mı?

Muhabir önündeki yaralıya yardım mı edecek, yoksa haber için o haldeyken onun fotoğrafını mı çekecek? Kararı insanlığınız versin.

Yetimhanede bir çocuğun devlete maliyeti aylık iki milyar lira. Halbuki bu çocuklar koruyucu ailelere verilse ve sadece 500 lira devlet o aileye yardım yapsa, insanlar kuyruğa girer. Sıcak bir sevgi ortamında o çocuk büyür. İnsanın köpek kadar değeri yok. Bunları devlet düşünmeli ve kalıcı çözümler üretmeli.

SONUÇ

Bayram günleri sevinç günleridir. Siz güler yüzü adet edinin ve hep öyle olun.

Sadakanız olur.

Bayramlar, sosyal şizofreniyi toplumsal empatiye çevirme günüdür!

Bir gün insanlara çorba içmeleri için uzun uzun kaşıklar verilmiştir. Fakat bir türlü kaşığı çevirip de içemezler. Hep birbirine takılmıştır. Bu kez aynı sofraya dervişleri oturturlar. Onlar şöyle yapar. Çorbayı alır, kaşığı karşıdaki arkadaşına uzatır…Kendini başkasına feda etmek, sorunu da çözüyor demek ki. Güruhu, bilinçli, kültürlü, erdemli toplum yapan yardımlaşmadır. Benimle ilgilenmezsen seninle neden arkadaşlık yapayım? İyi gün-kötü gün dostunu neden ayırıyorlar?

Birisi, misafirine yedireceği yemek sınırlı olduğu için, lambayı kasten kaza süsüyle söndürür ve karanlıkta yer gibi yaparak yemez, ve yemeği misafirine yedirir. Siz cebinizde sadece 5 lira varken yarısını fakire verme yürekliliğini gösterebildiniz mi hiç? Yoksa bencillik ve ferdiyetçilik yakanızı mı sardı? Rezzakı unuttunuz mu?

Kişilik gelişmeden insan olunmaz, insan olunmadan toplum olunmaz. Aksi halde kin ve nefret, düşmanlık, haset ve cimrilik toplumu yer bitirir= sosyal şizofreni.

Bayramı kişi yaşar, o da insansa yaşar. Onun için önce insan olmak gerekir.

Bayram da, din de, diğer her şey gibi insan içindir. Eh, insan da bir şey için olmalı… Onu da siz bulun!

Sevgi ve barış içinde kalın.

Nice Bayramlara !..

 Ahmet Atik

Baş Hesap Uzmanı

BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol ile Benzer Yazılar:

2 Kasım 2011 Saat : 6:51
  Ahilik

“BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol” için 1 Yorum

  1. taner koc diyor ki:

    Yüregine saglik ,bilgine saglik ahmet abi ALLAH razi olsun basarilarin daim olsun
    kardesin taner

BİR AHİNİN TASAVVUFİ DAVRANIŞLARI;insan-ı kamile giden yol Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç