ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

ALLAH’IN SİYASETİ TEVHİD


Popüler Aramalar

Sevgili Seçmenler,

Yaklaşan günlerde bir genel seçim hak ve yetki ve görevimizi yerine getireceğiz inşallah. Bir seçmenin oy kullanmama isteği bir tavır koyma olarak bir anlam bulabilir belki. Fakat üşenerek gitmemek ise “ben başkalarının kararlarına razıyım” demektir ki, adeta bir sorumsuzluk örneği oluşturur. Dinimiz bile bu sorumsuzluğu onaylamaz. Çünkü tevhid siyasetle kaim olur.

Siyaset bir insan idare etme sanatıdır. Karmaşık, insan toplumunun yapısıyla ilgilenen kişilerin; esnek, kuşatıcı, sorun oluşturan değil çözüm üreten, pratik bir yapıya sahip olmaları gerekir. Toplumun bütün kesimlerine hitab edemiyenler ve zamanı iyi okuyamayanlar bir şekilde iktidarı kaybetmişlerdir.

İslam da insanın aklı olan laik’likten farklı bir toplum modeli sunar. O da aynı şekilde siyasi ve toplumsal ilkelere uyulmasını emreder. Bu ilkeler şunlardır:

-ŞURA oluşturmak için seçim yapılması. Devletin niteliği cumhuriyet. Delege ve başkan sultası yoktur, doğrudan seçimi esas alır. İradenin tam yansıması esastır. Şura kararları tavsiye değil mecburi uyum gerektirir.

-Önce emanetlerin ehline verilmesi gerekir. Nisa 58, torpilden uzak durulması gerekir. Emanet çok geniş bir kavramdır.

-Sonra ADALET Nisa 58, ve merhametli olunması,

-Adaletten sonra iyilik gelir Nahl 90 örneğin ücretini ödemeyen tüccar, evladına adaletli davranmayan baba iyi davranışı hak edemez.

-Allah’a, Peygamber’e ve BİZDEN olan emir sahiplerine itaat. Nisa 59

-Kuşatıcı kapsayıcı ve esnek olma, “… Allah’ın rahmetiyle yumuşak huylu ve güler yüzlü olmasaydın etrafından dağılıp giderlerdi” Ayet.

-İşleri istişare kararıyla (toplumsal konularda) yapma,

-Bu ilkelere uyulup uyulmadığını denetleme ve sonucu yargılama.

İslam da, devlet ve halk arasındaki ilişkiler eşit, yani %50 – %50’dir. Üstünlük söz konusu değildir. Yönetim için ehil olunması münasebetiyle yetki verilmiştir, fakat kontrol yine halkta mevcuttur. Devlet sadece hizmet için vardır ve küçüktür. Taraflardan birine herhangi bir imtiyaz yoktur. Herkes kendi yaptığı işinden sorumludur. Özel sektör sürükleyicidir. Büyük İslâm düşünürü İbn Haldun (1332-1406 Tunus) devletçiliğe ve devletin ekonomik hayata müdahalesine karşı çıkarak şöyle der: “Devletin iktisadi hayata müdahalesi halkın teşebbüs gücünü zayıf düşürür. Teşebbüs gücü zayıflayan ülkeler yoksullaşır. Halkın yoksullaşması devlet bütçesini dengesizliğe sürükler.” İbn Haldun’a göre devletçilik bir kısır döngü meydana getirir. Devletin kendi hesabına bir takım iktisadi yatırımlara girişmesi, toplum menfaatlerinin çiğnenmesine yol açar. Ekonomik faaliyetlerin devletçe yürütülmesi resmi teşkilatın büyümesine ve bu da devlet gelirlerinin ihtiyaçlara yetişmemesine sebebiyet vermektedir.

İşçi ücretinin nasıl belirleneceği konusu devlet ve işverene bir sorumluluk olarak yüklenir ve hemen verilmelidir. Ölçü olarak da bir hadiste; “evlenebilmesi, ev alabilmesi ve binit edinebilmesine yetecek kadar bir ücrettir. Bundan daha fazlasını isterse ya hırsızdır ya da hain” şeklinde tanımlanır. Bunu, bu günkü asgari ücretle kıyaslamanızı rica ederim! Bunu örfe göre düşünürsek bir tavuk dönerci veremezse de parayı bilmem ne gibi kazanan karunlar da mı veremez.

Para bir değişim aracıdır, mal değildir. Alışveriş serbest, fakat paranın kirası olan faiz yasaktır ve haramdır. Risk, parayı kullanandan zayıftan, güçlü sermaye sahibine yüklenmiştir. Vadeli satış ve vade farkı alimlere göre olabilir. Sermaye veya emek- sermaye ortaklıklarını teşvik ederek sermayeyi tabana yaymak ister. Servetin belli ellerde toplanmasını hoş görmez, bütün toplumun üretimden hakça pay almasının tedbirlerini alır, emtiada %2,5, üründe masraflıda %10 ve masrafsızda % 20 oranında yüksek bir zekatı emreder. Bununla fakirin fakirlikten kurtularak kendine bir iş kurması, ona sermaye verilmesi amaçlanmıştır. Geçiştirme değildir.

ALLAH’IN SİYASETE MÜDAHALESİ

Ehliyet, adalet, hakça paylaşım, inanç özgürlüğü, ahlakın yaygınlaşması ve diğer moral değerler, insan yönetiminin temel taşlarıdır. İslam ise halkın iradesinin yönetime tam yansıması ile adalet, merhamet, iyilik, yumuşaklık ve benzeri ulvi değerlerin gerçekleşmesini daha çok önemser. İtaat ise müslümanın kendinden olana itaatidir. İnsan o takdirde “ben kimim” demeli ki kime oy vereceğini bilsin.

Bir ayette “ siz nefsinizi değiştirmedikçe Allah da sizin durumunuzu değiştirmez” buyrulur. Bu ayet siyasette de iplerin Allah’ın elinde olduğunu göstermiyor mu?

Bir hadiste “ Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” buyuruluyor. Bu hadis de toplumların layık olduğu şekilde yönetileceğini söylemiyor mu? Bunun pratik anlamı şu. Diyelim çok iyi birini seçtiniz, fakat siz toplum olarak kötüsünüz. Allah o kişinin kalbini değiştiriyor ve firavunluğa başlıyor ve gittikçe de karunlaşıyor. Fakat siz iyisiniz de kötü birini seçtiniz. Bu sefer Allah kişinin kalbini düzeltip ıslah ediyor ve o kişi iyilik etmeye yöneliyor. Unuttunuz mu kalplerin tebdili Allah’a aittir. Onun için demiyor muyuz ki : “Ya Rabbi kalplerimizi kaydırma, bizi sıratı müstakimden ayırma”

Yine bir hadiste “ bu kavmin reisi hizmet edendir” buyurulur. Yani “Ben” geçmiyor. Bunun anlamı firavunlaşma ve karunlaşma yok demek! Yönetici de “hizmetkar” demek. Yani devleti tanımlıyarak “hizmete” vesile kılıyor ve onu yüceltmiyor. Yöneticiyi de bu fiili ehil olduğu için yetki verilen hizmetkar konumuna sokuyor. Ne kadar ilginç değil mi?  

Bir hadisi Kudside “Yöneticilerinizi biz seçiyoruz, onlara küfretmeyin” diye açıkça buyrulur. Hani siz seçiyordunuz?

ALTIN İÇİN KALBUR YA DA SÜPÜRGE VERELİM (Mevlana k.s.)

Sevgili dostlar kafanızı çok yormayın. Seçim işi tamamen ilahi bir iştir. Partiymiş, lidermiş, hangisinin bilmem neyi varmış bunlar boş şeyler. Biz yukarıda bazı ölçüler vermeye çalıştık. Ortada üç mihenk taşı var. MİDENİZ; AKLINIZ; ve KALBİNİZ. Sorun sizin bunlardan hangisinin sözüne göre hareket edeceğinizdedir. Yani liderler değil siz ölçülüyorsunuz SİZ!..

Biz bunları sizin yüksek tahminlerinize havale ederek izah etmiyoruz. Sadece şu kadarını söyleyelim ki bunlar sizde ne kadar hürlerse isabetli seçiminiz de o kadar yüksek olur. Şöyle düşünelim, mideden hür olmak nefisten kurtulmaktır ki yolu Hakka dayanır. Akıl önyargı ve yanlış kişileri sevmekten uzaklaştığı ölçüde Aklı selime varır ki Aklı selimin de Hakkı bulması umulur. Kalp de seveceğini bilirse ulvi değerlerle hareket eder ve sahibi olan Allah’a ev sahipliği yapar. Bütün yollar Hakka çıkarsa o zaman Hakkın kulunu aramak gerekir ki “Kime Hakkın kulu” diyeceğiz diye sormak gerekir. Bulamıyorsanız Allah’a en yakın gördüğünüzü tercih edebilirsiniz. İşte bu siyaset Allah’ın siyasetidir. Menfaatinizin siyaseti karnınızı doyurur gibi görünür fakat ilahi görünmez tokat hep devrededir.

SİYASET LAYIK OLDUĞUNUZDUR, SİZ LAYIK OLMAYA BAKIN

Siyasetin, ya da siyasetçinin Allah’ın yardımı olmadan başarılı olduğu şimdiye kadar görülmedi. Senin oyun siyasete yardım etmez ve belirlemez de. Sen öyle zannedersin o kadar. Aranan en önemli şey DİK bir duruşu sergileyip sergileyemiyeceğinizdir. Allah namaz aramaz. Dik duruş arar. Artık varın istediğinize oy verin, arkasından da “onu ben iktidara getirdim niye böyle davranıyor” deyip Allah ile ortaklık yapın ve kafanızı kaşıyın. Toplumlar önce siyasi rehberini (Kuran’ı) kaybederler, sonra ahlaken çöker, sonra da yıkılırlar. Osmanlı’da öyle olmadı mı? Kolay gelsin…

Allah’ın siyaseti TEVHİD’e gönül vermiş DİK müslüman kardeşiniz AHİ, selam ediyor.      

ahikirsehir.com

ALLAH’IN SİYASETİ TEVHİD ile Benzer Yazılar:

24 Mayıs 2011 Saat : 4:48
  İslam

“ALLAH’IN SİYASETİ TEVHİD” için 3 Yorum

  1. Salih Mürsel Hocaoğlu diyor ki:

    Allah’ın Siyaseti, Kulun Sadakatidir

    SEvgili Dik Müslüman Sezgin Hocam. Şu soruları okuyucu siyaseti için mi atladınız acaba bilemiyorum? Sormak isterim.

    1-İslam’da particilik var mıdır.
    toplumda bir bölünmeye yol açan kural hatası mıdır?

    2-Emanet namazsız yerine getirilebilir mi?

    3-Adalet ibadetsiz süreklilik ve isabet kazanır mı?

    4-”Ümmetim yanlışta ittifak etmez” hadisini nasıl anlayacağız?

    Teşekkür ediyorum sayın DİK Müslümanım. Selamün aleyküm..

  2. AHİ diyor ki:

    ALLAH OYUNUZU HAKTA KARAR KILSIN
    İslam ümmet bütünlüğü ve bilinci arar. evrenseldir. bunu bölen, ayıran, parçalayan her türlü tefrikayı yani, ırlçılık, milliyetçilik, bölgecilik, aşiretçilik, sınıfcılığı İSLAM REDDEDER. İslama hizmet eden her şeye ise KAPI AÇAR. Yani kuruluş amacında İSLAMI arar. bu reddedilenleri “Cahiliye” diye adlandırır. bu cahiliye örgütlerinin başında Müslümanın olması bunu değiştirmez. Örneğin ırkçı, milliyetçi bir partinin başkanı NAMAZ kılsa yine yaptığı CAHİLİYE işidir ve reddedilir. Anlıyorsunuzdur umarım…
    2- Emanet NAMAZsız olmaz. ayrıca izah edeceğiz.
    3-Adalet çok yönlüdür ve kesin ölçüye koymak zordur, kısmen göreceli sayılabilir. onun Merhametle techiz edilmesi gerekir. Merhametin de geniş kapsayıcı, fedakarlık ölçüsünde sağlam bir temele oturması da gerekir ki bu da ALLAHIN HOŞNUTLUĞU İÇİN YAPILMASIYLA olur. ALLAHA varmanın ve onun sevgi ve korkusunu sürekli ve canlı tutmanın yolu da mecburen NAMAZDIR.
    4-”Ümmetim yanlışta ittifak etmez” hadisi yoruma açıktır. ancak ÜMMET bütün müslümanları kapsar. bir partiye mal etmek yanlış ve dar bir yorum olur. bu yüzden tanımı “etrafını cami ağyarini mani” tanımıyla zorlayıp kullanılır bir forma mecburen oturtmak gerekir. Yani ümmet’in tamamı burada cami olabilir. ancak insan değil de kurumsal olarak meseleye çözüm aramak gerekirse, Milliyetçi Partileri yukarıdaki tanımımıza göre dışarı çıkarmak gerekir. siz anlıyorsunuz. ilave olarak İSLAM sol bir zihniyet kurumuyla asla bağdaşmaz. içindeki insanlar arasında müslümanlar olabilir. bu önemli değil. yani soru şu: bu geminin dümeni hangi yöne kilitli. çünkü içindekine ya da peşindekine bir parmak bal ile bir takım vaatler vereceğim diyebilir. Fareleri bile bir miktar peynirle kapana kıstırırlar. böylece kişi vaade karşılık bir kişilik feda etmiş olur ki, kritik ilahi soru şudur: Kiminle beraberdin? Benim dostlarımı neden dost edinmedin? NAMAZIN SENİN İÇİN, FAKAT beni sevmen benim dostlarımı dost edinmenle oludu.
    Dolayısıyla ağırlıklı olarak inananların toplaştığı yeri bulmak zorundasınız. bunun İRİ OLANDA OLMASI kısmen İTTİFAKIN DA ORADA OLDUĞU anlamına gelebilir. Biraz da FERASETİNİZİ yoklayın. her denilene kanmayın. ölçü MİDEYE; AKLA; göre değil. KALBE GÖRE unutmayın. Ancak kalbinizde kimler var dostlarım, kimler var ha. işte siz o sunuz ve seçeceğinizde çaresiz o olacak.
    ALLAH OYUNUZU HAKTA KARAR KILSIN…

  3. Abdul Diviney diyor ki:

    I simply want to mention I am just newbie to weblog and really loved this web site. More than likely I’m going to bookmark your blog post . You certainly have amazing posts. Thanks a lot for sharing with us your webpage.

ALLAH’IN SİYASETİ TEVHİD Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç