ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

ahiliğin ilahi kaynağı (aşk, kulluk ve namaz)


Popüler Aramalar

Değerli ahiler,

Cenab-ı Hak bir hadisi kudside bilinmeyi murad ettiğini (ahbeptu-muhabbet) bunun için de kainatı yarattığını belirtiyor. Bu hadiste iki unsur göze çarpıyor. Birincisi muhabbet yani aşk. İkincisi gereğini yaptığı yaratma fiili. Yani, iş..

İşte siz de sevdiğiniz birine bu sevgiyi bildirmek isteseniz yapmanız gereken şey bir fedakarlık ölçüsünde bir şeydir. Bir çiçek almak, yahut ona yardım etmek, fedakarlık derecesinde elbisesini temizlemek, çocuksa gece kalkıp ilgilenmek. Yani bir emek sarfetmek. Yani sevgi aslında bir emek denilemez mi?

İşte ahilere atfedilen ancak onların bu sözü söylediğine dair bir kanıtın elimizde olmadığı “ALLAH DER ÇALIŞIRIZ” sözü aslında aşk ve iş kavramlarını bütünüyle barındırıyor denilebilir.

Konuya bu açıdan bakıldığında aşk kavramının kaynağının ilahi olduğu düşünülmelidir. Ancak insan Cenab-ı Hakka karşı saygı bazlı ve edepli bir sevgi duyabileceği gibi insan olarak eş olarak da cinsiyet bazlı sevgiler duyabilir. İşte bu sevginin de üst seviyeye çıkabilmesi için Allah için kavramına dayanması gerekir. Aksi halde cinsi bir sevgiden öte geçmez. İşte ilahi sevgininin kaynağı onun gönderdiği sınırlarla belirlenmiş dindir, yani İslam’dır. Ortada, açıkta yanan bir ateş düşünün. Bu ateşin her an çevreye sıçraması ve ekinleri, evleri yakması mümkündür. Ama ahiler şöyle yaparlar. O ateşin etrafını küçük taşlarla çevirirler, üzerine iki demir atar ve bir toprak kap koyup içine de bir şeyler koyarak bir şeyler pişirirler. Bunun anlamı ilahi veya cinsi her ne ise sevginin taşlarla kontrol altına alınması ve üzerine konulan yemekle de yararlı hale getirilmesidir. Kontrolden mana edeptir. Hazreti Rasülüllah miraca çıktığında Cenab-ı Hakk’ın yaklaş nidasına karşılık yaklaşmış ancak bir yay aralığı kalınca durmuştur. İşte bu edeptir. Kulluktır. Arkasından verilen hediye ise 5 vakit namazdır. İşte bu üç şey olan aşk, kulluk, ve namaz aynı anda ve aynı yerde miraçta, huzurda verilen üçü de birbiriyle bağlantılı ana unsurlardır.
Bunun arkasından Cenab-ı Allah’ın iş olarak kendine edinip altı günde yarattığı kainata insanı gönderişiyle ilgili olarak baktığımızda insanın dünyaya gönderilişinde hanginizin daha iyi amel işleyeceğini sınamak olduğu belirtilir mülk suresinde. Bunun anlamı şudur: amel ederek sevginin ispatlanması sorgulanmak istenmektedir gerçekte. Şöyle de düşünebilirsiniz bunu. Birisi sizi sevdiğini söyleyip duruyor fakat bunu ispat edecek hiç bir şey yapmıyor. Ne dersiniz ona. Defol başımdan demez misiniz? Bir çocuğu seviyorum diyeceğinize onun yanına çömelmek ve elinden tutmak daha anlamlı bir sevgi aktarımı olmaz mı sizce? Ya da babasının yüzüne çıplak olarak yatıvermiş çocuk sevgiyi güveni nasıl hisseder?

İngiliz oyun yazarı sheaksper bir oyununda oyuncuyu şöyle konuşturur. “karının senin için yaptığı fedakarlığa bak” burada sözkonusu olan fedakarlığın sevme fiiline dayandığıdır.

Bu kitapçığın ilerleyen sayfalarında göreceksiniz. Birisi bize dost olmak istemiş de bir de önce keramet anlamında bir güzel şiir sonra da kötü bir eşşek şiiri gönderdik. Birincide hoşnut oldu fakat ikincide bozuldu. Yani iyime iyi kötüme kötü dedi. Halbuki kötüme de iyi demeliydi. Biz de hemen onu çizdik. 20 gün sonra sözlerinden cayarak kendini belli ediverdi. Buradaki incelik şudur. Aşk ya da sevme fiilinin bir bütün olduğu, parçalanamayacağı ve tam bir bağlanmanın sözkonusu olması gerektiği şeklindedir.

Japonlar çokça intihar eden bir topluluktur. 5 yıl Amerika’da master yapmış bir kız evine döndüğünde ailesiyle karşı karşıya geçiyor. 3 metre uzaktan ellerini kavuşturup eğiliyor ve selamlıyor böylece. Hiç bir temas yok. işte sevginin aktarımı için aslında temas önemli bir unsur. Bu olmayınca kişide sevgi eksikliği oluyor ve biraz da psikolojik faktörler devreye girince haydi bakalım intihar. Mesela bu fakir sulu zırtlak bir ademdir ve herkesin koluna girer öyle götürürür. Kimse benim insanları sevdiğim kadar onlar beni sevemez. Biz Allah’ı dost tutarız onlar kendi gelir bize dost olurlar.

Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığımız şey iş dediğimiz yada dini literatürde salih amel olarak geçen şeyler ve bunun yansımaları aşktan kaynaklanmaktadır. Bu sevme fiili öylesine bir ihtiyaç ki kişi eğer bu sevgiyi Allah’a yöneltemezse gider olmadık yerlere başını vurur. Kadına aşırı yönelir ilahım der, parti başkanına yönelir peygamber gibi görmeye başlar, onsuz ortada kalacağını düşünür, karizmatik liderler bu tür etkilerin artığı dönemleri oluştururlar, bilmem nereyi kurtardı der, bilmem şu savaşı kazandı der, o olmasaydı kurtulamazdık der, resminden heykelinden rozetinden medet umar. Halbuki İslam’da asla bir liderin ilahlaşması yoktur ve kendisi dahi kul diye hitap edin demiş ve mezarının ziyaret dışında imdat beklenen yer haline getirilmemesini hadisi ile emretmiştir. Bütün bunlar dinin iyi tanınmaması ve imanın güçlü olmamasındandır. Çünkü iman güçlü olmayınca önce yolunu şaşırıyor sonrada o iman sevgi eksikliğinden hareket noktasına ulaşmıyor, feda edeceği bir şey de olmuyor.

İşte burada ima etmek istediğimiz şey sevginin gücünün imanla kendini ortaya koyması ve bu sevgi gücünün iş veya amel dediğimiz hareket sahasına intikalidir. Mesela oğlan kızı seviyor ve masanın üstünden aşıp gidiyor. Ne derse alıyor, parası yok borca giriyor, nereye derse geliyor.

İşte sevginin gücü olarak imana yansıması, beraberinde merhameti tetikliyor, yiğitliği sağlıyor, cömertliği artırıyor, insan sevgisini artırıyor, iyi işleri getiriyor, doğal sonuç olarak namaz kılmasını sağlıyor, yani ibadetlerdeki üşenmeyi kaldırıyor ve kolaylaştırıyor, artırıyor da artırıyor….

İşte sonuç olarak gelmek istediğimiz nokta ahlak olarak nitelenebilecek temel argüman ya da fedakarlıkların temelde taa Cenab-ı Allah’tan başlayarak neşet ettiğini bir diğer adla ahlakın temelinin din olduğunu vurgulamak istiyoruz.

Bugün bütün dünyada var olan kültürlerin tamamının temelinde bir şekilde ilahi dinler vardır. Bozulmuş ve şirke dönüşmüş Musevilik, Hırıstiyanlık, Budizm, Konfüçyüzm, Shintoizm (Japonya) gibi dinlerin hepsinde de ahlak ilkeleri hala vardır. Ancak İslam’ın mükemmel yapılandırması olmadığı için insanlar ahlaklı olmuyorlar. Avrupa ben eğitirim dedi sonuç felaket ve suç oranları düşmüyor. Bu kitapçığın sonunda merhametle ilgili makaleleri bulacaksınız.

İnançsız bir insan da merhametli ve ahlaklı olmaya çalışabilir şüphesiz. İnsanda doğuştan bir merhamet bazı insanlara biraz fazla verilmiş olabilir. Buna fitri ahlak diyoruz. Bu merhamet bütün kainatta dağılmış bir haldedir ve Cenab-ı Hakk’ın Rahman sıfatının bir tecellisidir ki bu merhamet müslüman kafir farkettirmeden verip dağıtır. Ancak bu merhametin dışında bir de idraki olan merhamet yada ahlak var ki, bunun kazanılabilmesi için İslam’a girip iman derecesini çokca artırıp namazdan ve hiç bir görevden üşenmeden severek ve isteyerek canını feda edercesine korkusuz, tevekküllü, nasibe inanmış, rızkına razı, okuyan, mesleğini düzgün yapıp doğru çalışan sonuç olarak tam bir müslüman olmakla elde edilir.. Bu ahlakı idraki düşük, formalite için namaz kılan, bencil müslümanlar edinemez.. Bugün müslümanların perişan bir yaşam sürmelerinin temel nedeni iman derecesinin düşüklüğüdür. Yani Kuran’ı terketmişlerdir. Camide müslüman desem ihlası ve ihsanı yok, yatıp yatıp kalkıyor, ne okuduğunun fakında değil, namaz idraki yok ki bu ibadet ahlaka dönüşsün. İşinde kafirle aynı işi yapıyor, faizci, işçi hakkını tam vermiyor, evinde mum tutturuyor zalim. Halbuki Allah ona eşini de işini de mallını da evladını da parasını da, evini de emanet olarak verdi ve geri alacak.. oysa o benim dedi ve mülkiyeti ilan etti. işte bütün sıkıntılar mülkiyet olarak görmekten kaynaklanıyor. Benim param diyor ve ihtiyacının değil canının çektiği onlarca ve pahalı şeyleri alıyor. Evler tıka basa çul çabut dolu. Ve fakire verecek şey kalmıyor.

En son varmak istediğimiz yer şurasıdır ki; Ahilik kurulurken islami bir ülkeden (Abbasi Halifesi Nasır Lidinillah’dan) alınmıştır. Onun kurduğu Fütüvvet Teşkilatı’ndan. O tarihler zaten Türkmenlerin Anadolu’ya akın ettikleri ve müslüman oldukları bir döneme rastlar.

ahi kul ahmed

ahiliğin ilahi kaynağı (aşk, kulluk ve namaz) ile Benzer Yazılar:

10 Eylül 2011 Saat : 8:16

“ahiliğin ilahi kaynağı (aşk, kulluk ve namaz)” için 1 Yorum

  1. Elmer Rafla diyor ki:

    I simply want to mention I am very new to blogging and site-building and truly enjoyed this blog site. Almost certainly I’m planning to bookmark your site . You surely have superb articles and reviews. With thanks for sharing with us your blog.

ahiliğin ilahi kaynağı (aşk, kulluk ve namaz) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç