ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

Bitmeyen aşk ( İnsan sevince beraberdir ) ( Öykü )


Popüler Aramalar

 

 

Sema küçük bir çocuktu. Henüz 10 yaşındaydı. Sınıf arkadaşı Mehmetin kendine ilgi duyduğunu görüyor ve hissediyordu. Fakat bir gün nasıl olsa beni sevdiğini söyler diye bekliyordu. Derken yıllar birbirinii kovalıyordu. Liseye geçmişlerdi. Hala Mehmet’den bir kıpraşma yoktu. Gelir ders notlarını benden alır uzun uzun gözlerime bakardı. İçimden haydi söyle, şimdi söyle diye haykırır dururdum. Fakat nafile. O sürekli yeni bir konuya geçerek konuşmayı uzatmak isterdi. Aslında bu çok güzel bir davranıştı. İlgisi de giderek artıyordu. Fakat bazen ayrılırken gözlerinin dolduğunu hissederdim.

 

Bir gün onu kıskandırmaya karar verdim. Sınıftan başka bir arkadaşa ilgi duyduğumu ona da hissettirdim. Fakat o birdenbire ilgisini kesti. Hiçbir ders notu almaz oldu. Konuşurken de birkaç cümle ile cevap verip kaçmaya çalışır oldu. Bu tavır hiç de fena değildi. Kıskandığını belli etmişti. Fakat yine bir atak yapmıyordu. Oysa ilgi duyduğum çocuk peşimi bırakmıyordu bu kez. Onun adı Safa idi. Derken lise bitti ve Üniversite hayatı başladı. Aynı zamanda komşu da olmamıza rağmen hala beni sevdiğini ve istediğini söyleyemiyordu.

 

Bir gün yalnız kaldığımız bir anda öptüm onu. Bir anda çocuklar gibi oldu ve gözlerinin içi parladı. Hala aşkıma cevap vermiyordu. Üniversite biter bitmez Safa bana evlenme teklif etti. Bu teklifi Mehmet’e duyurup ondan son bir sevme cevabı bekliyordum. Ama nafile o yine benim onu öpmemi bekliyordu. Ama bu doğru bir yaklaşım değildi. Onun beni sevdiğini biliyordum ama evlenme teklifini de ben yapacak değildim ya.

 

Fakat o, benden habersiz Safa’ya gidip onun beni sevip sevmediğini sormuş. Safa da ona: “O beni sevdiği için bende onu seviyorum” demiş. Aslında bu Mehmet için iki türlü anlaşılması gereken bir cevap gibi görünüyordu. Birincisi benim sevmemin öncelikli olmasıydı. Ben, sevgimi en çok Mehmet’e de gösteriyordum zaten. Fakat o, bundan bir sonuç çıkarmıyordu Safa gibi. Neden böyleydi diye çok düşündüm. En son şöyle bir kanıya vardım. O evlenirse beni mutlu edemem diye korkacak kadar fazla seviyordu. Bu korku onu bana karşı bir atak yapmaktan alıkoyuyordu. Ben de bu istekliliği devam ettiremeyince her şey olduğu gibi kalıyordu.

 

İkinci olarak Safa’nın beni sevmesinden onun yerinde olmak istemesi de beni mutluluk ve gururla önemsemesinden geliyordu. Sanıyorum benim Safa ile mutlu olacağıma inanmış olmalı ki bu Sefa’nın evlenme teklifine fazla itiraz etmemişti.

 

Aradan yıllar geçti. İki oğlum olmuştu. Derken onları da tam evlendirmiştim ki Mehmet’in hiç evlenmediği haberini aldım. Hemencecik de onun evini bulup konuşmaya karar verdim. Elimdeki adres doğruydu. Büyük oğlum Murat beni bu adrese uçarak götüreceğini söylüyordu. Neden “uçarak” demişti hiç anlamamıştım. Sanki oğlum durumu biliyor gibiydi. Giderken de çok hızlı sürüyordu arabasını. Çok sürmedi bir kaza yaptık.

 

Sadece ben ağır yaralı idim. Hemen ambulans geldi ve yakın bir hastaneye taşıdı beni. Hastane de yatarken eşim Safa ziyaret sırasında bana o elimdeki adresi sordu. Kağıtta adres vardı ama isim yoktu. O da merak etmişti bu adrese neden hızlı gittiğimizi. Artık saklamanın bir anlamı yoktu. “Mehmet’in adresi “ deyiverdim.

 

Ertesi gün ziyaret saatinde Mehmet ziyaretime gelmişti. Fakat her gün gelen Safa bu kez yoktu. Sonra Mehmet nasıl duymuştu benim kaza yapıp hastanede yattığımı. Bunu anlamak zor değildi. Bu durumu Mehmet’in adresine giderek ona durumu söylemiş ve nasıl olsa Mehmet ziyaretime gelir diye Safa gelmemiş olmalıydı.

 

Gerçekten bu asil bir davranıştı. Mehmet geldiğinde yine o eskisi gibi gözlerini içi parlıyordu. Gelir gelmez bana sarılmış hatta yanaklarımdan şapır şapır öpmüştü. Daha bir iki hal hatır sormaya kalmamıştı ki “Biliyor musun seni çok seviyorum” deyivermişti. Şaşırmakla beraber “Biraz geç olmadı mı?” demek zorunda kaldım. O tekrar şöyle dedi. “Hayır geç olmadı. Anca seni mutlu edebileceğime inandım. Ve seni Allah’dan istedim. O da göndermedi ama getirdi. Gerçekten sana gelmem gerekiyordu. Ama gelemedim. Ve seni seviyorum diyemedim. Şimdi geldim yani seni sevdiğimi gelerek söyledim.”

 

Aradan bir ay geçer. Mehmet her gün ziyarete gelmiştir. Safa ise o ikisine görünmemek için ziyaret saati dışında kaçamak yaparak geliyordu.    

 

Müzmin bekar Mehmet’in getirdiği yemekler bir harikaydı. O bunları yaparken bile beni sevdiğini söyleyerek yaptığını söylüyordu. Bu bir ay su gibi geçti. Durumum hiç de iyi değildi. Vadem yetmek üzereydi. Artık ahiret hayatı başlamıştı. Dışarıdan beni kimse hissetmiyordu ama ben her şeyi görüyordum. Mezara indikten sonra herkes dua ederek ve toprak atarak gitmişti. Fakat Mehmet hala oradaydı. İmam ona artık buradan ayrılıp dünya hayatına dönmesi gerektiğini söylüyordu. Mehmet ise “biliyor musunuz onu çok seviyordum” diyordu. Gözyaşıyla geçen şu yeni bir ay bitiminde ise Mehmet abdest alırken yüksek tansiyon nedeniyle yüz üstü düşmüştü.

 

Artık oğullar eşler ve torunlar iki yan yana mezarı ziyaret ederken dualarını ikisinden de eksik etmiyorlardı.

Safa da…

 

Bitmeyen aşk ( İnsan sevince beraberdir ) ( Öykü ) ile Benzer Yazılar:

25 Şubat 2014 Saat : 5:55

“Bitmeyen aşk ( İnsan sevince beraberdir ) ( Öykü )” için 1 Yorum

  1. haydar sallı diyor ki:

    çok duygulu yazmışsiniz. hayali gibi olsa da gerçekçi öğütler sunuyor bize. teşekkür ederim

Bitmeyen aşk ( İnsan sevince beraberdir ) ( Öykü ) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Dili Seç