Bu sevdalar haktandır Hak düşürür eyvallah Bu sadalar sendendir Hak bağırtır eyvallah * Sal katreler bendendir Kaş ırmaklar sudandır Nar deryalar durulur Hak yüzdürür eyvallah * Kul eyvallah eyvallah Kim müştalım eyvallah Sor hicabım indallah Hak canandır eyvallah * Bil edebin şeyhullah Kul salat resulüllah Hay diyesin cündullah Hak yarandır eyvallah * Er olasın utana…
26 Eylül 2011 Saat : 1:20

sevgili kıvılcım......."her aşk bir kıvılcımla başlar. kaç tane aşk başlatınız efem..." deyu facebooka mesaj atmışsın.. sıkı dur. sorup kaçma......; ** ben yanarım yane yane. aşkınla oldum avare. bu fakiri yak bin kere. kıvılcımın şavkı menem......... ** bin geline türkü dizdim. kim he dese öldüm bittim. en sonunda bire düştüm. kıvılcımın aşkı menem........... ** bu aşk…
25 Eylül 2011 Saat : 12:46

AHİLİK (AKHISM) targets HUMAN, very different from Protestan ethics of the Germans (saying “the person who produces quality goods will be a good slave to Allah”) and the principle of the Japanese (“working to death”) and it tries to create a SERVİCE CLIMATE, with all the people that will be pleased along the lines of…
10 Eylül 2011 Saat : 3:22

La ilahe (ilah yoktur) sözü ile insan çağın bütün sahte ilahlannı reddeder, onlan takbih eder, eliyle, diliyle ve kalbiyle onlan ortadan kaldırmaya çalışır. İşte bu sözle yapılan şahadetin anlamı budur. Her çağın birtakım sahte ilahlan vardı, bu çağın sahte ilahlan da servet, güç, iktidar, şöhret, itibar, makam-mevki'dir, tüketim çılgınlığıdır, sınırsız cinsellik ve cinsel sapmalardır, materyalizmdir,…
10 Eylül 2011 Saat : 10:47

Kelime-i Şahadet, Müslüman olmanın ilk adımı ve Müslümanların her gün namazlardan önce minarelerden ilan ettikleri sloganları, Müslümanların damgası olarak maddeye nakşettikleri, pek çok İslam devletinin bayrağının anlamı ve süsü olan Kelime-i Tevhid'in kabulünü ifade eder. Peki, Kelime-i Şahadet'in, "Eşhedu en lâ ilahe illâ'llâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluh." demenin, bu sözü söylemenin bu…
10 Eylül 2011 Saat : 10:36

İnsanların ahiliği varken Allah’ın ahiliği de nereden çıktı diyebilirsiniz. Allahının mümin kulunun kalbine yerleşmesi bir birliktelik sayılabilir. Sonra elbette Allah’ın ahiliği onun kuluna merhameti, yiğitliği olarak anlaşılmalıdır. Şöyle düşünelim. Allah’ın yarattığı herşeyin yaratılış şekil özellik ve gayelerine baktığımızda bütün kainatın ortak bir merhamet noktasında birleştiğini görüyoruz. Galaksilerin arası o kadar açık ki hayatın olduğu bu…
10 Eylül 2011 Saat : 8:21

Değerli ahiler, Cenab-ı Hak bir hadisi kudside bilinmeyi murad ettiğini (ahbeptu-muhabbet) bunun için de kainatı yarattığını belirtiyor. Bu hadiste iki unsur göze çarpıyor. Birincisi muhabbet yani aşk. İkincisi gereğini yaptığı yaratma fiili. Yani, iş.. İşte siz de sevdiğiniz birine bu sevgiyi bildirmek isteseniz yapmanız gereken şey bir fedakarlık ölçüsünde bir şeydir. Bir çiçek almak, yahut…
10 Eylül 2011 Saat : 8:16

Güllerim Ahi güllerim Sizleri çok özlerim Yanımda hep Bir ahi beklerim Güllerim güllerim Ben hep Hakka gül derenim Ahilerim Canlarım Güllerim BAŞSÖZ Allah'ın (cc.) adıyla, Hz. Muhammed (a.s)’a salatü selam olsun. Değerli Okuyucu, Elinizde bulunan bu küçük kitapçık Kırşehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin Ahiliğe küçük bir hizmet sağlamak amacıyla talebi üzerine acizane Kırşehir, Aşıkpaşa…
10 Eylül 2011 Saat : 8:02

Din ve bilim insanlık kültürünün iki temel kaynağını oluştururlar. Tarihe baktığımızda her iki disiplinde bağnazlıklar, güvensizlikler, zıtlaşmalar ortaya çıkmıştır. İyi-kötü, doğru-yanlış, gerçek-hayal kavgası ilk insandan beri hep olmuş ve dünyanın sonuna kadar da olacaktır. Dinin ve bilimin kavramaları, tanımlamaları ve metodolojisi farklar oluşturuyor. Bilim bilimsel kuşkuculuğu ele alır. Metodolojisinde doğrulanmayan veya yanlışlanmayan şeyleri kabul etmez.…

Ahilerde yemek yeme adabı diye bir adab vardı. Eller önceden yıkanırdı. Hane sahibi buyur etmeden kimse sofraya oturamazdı. Aksi adaba mugayir sayılılrdı. Herkes kendi önünden sağa sola bakmadan ağzını şapırdatmadan sessizce sakince, başkasının da o kaptan eşit yemesine fırsat vererek yemeliydi. Yemekler ayrı ayrı tabaklara konmazdı. Tek ve büyük bir kalaylı bakır veya toprak çanak/çömlekten…
