Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü. Nasılsınız?
ALLAH SEVGİSİ; İMAN, PEYGAMBERE UYMA, İBADET, ZİKİR VE YAKINLIKLA HAKİKAT BULUR..
Beğendiğimiz bedenlerin içerisine hayalini kurduğumuz ruhları yerleştire yerleştire kara sevdalar yaşadık. Hepsi sonra çöktü.
Ne bedenler uzun süre bunu kaldırabildi, yani güzellik kayboldu, ne de zaten o hayalini kurduğumuz ruhları o bedenlerde bulamadık.
Herkes bizim gibi kusurlu çıktı. Biribirimizin kusurlu halleriyle gerçeğe ayna tutup, kusursuz olana doğru yol almayı denediğimizde, sahici bir aşkın içerisine giriyoruz.
Cenab-ı Hakk’ın bizimle sevgi ilişkisinin kapısını aralamış olması bile çok heyecan vericidir.
Allah’ın zatına yönelen sevgi; ne ayrılığın gölgesini taşır, ne ölümle biter, ne zamanla eksilir.
Çünkü O, ezelîdir, ebedîdir ve kusursuzdur. Kalp bunu fark ettiğinde artık faniye tutunmak için değil, Bâkî olana ulaşmak için sevmeye başlar.
Bakınız Allah CC Kuran’da ne diyor;
Mâide 54: “Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.”
Bakara 165: “..İman edenlerin Allah’a sevgisi daha kuvvetlidir.”
Âl-i İmrân 31: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin…”
Kudsî hadis: “..Kulum Bana nafilelerle yaklaşır… sonunda onu severim.”
Bu dört temel nas, Allah sevgisinin duygusal bir iddia değil; İMAN, İTTİBA (Peygamber’e uyma), İBADET, ZİKİR ve YAKINLIKLA derinleşen bir hakikat olduğunu gösterir.
Seven sevdiğine itaat eder. İtaat etmeyenin sevgisi kendinedir. İnsan sevdiğini çok zikreder.
Kim ki cananı canı için sevdi; canın sevdi.
Kim ki canını Canan için sevdi; cananı sevdi.
Mevlana
Cumanız Mübarek Olsun…
Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü
Ahi Kul Ahmet