Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü.
Nasılsınız?
HAKKA GİDEN YOL
” Öyle ya, Allah’ın, göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse, ki o, Rabbinden bir nur üzerindedir ”
(Zümer 22 )
Hadis: “Nur kalbe girdiği zaman onu genişletir.”
Alameti nedir denilince. “Aldatıcı dünyadan uzak olup ebedi olan ahirete yönelmek, ölüm gelmeden evvel ölüme hazırlanmaktır” buyurdu..
Kulun ibadet hususunda karşılaştığı zorluğu aşmak için ilk ihtiyacı ilim ve marifettir.
Dini ilimlere yönelerek ve marifette ( Allah’ı tanımada ) yol alarak ilmi yakîn hasıl olur.
Günahlar içinde amel ederken karşısına Tevbe çıkar. Bunu yapınca ibadete engel 4 şey karşısına çıkar. Bunlar: Dünya, Halk, Şeytan, ve Nefistir.
Bunları:
1- Dünyadan tecerrüt ederek
2- Halktan uzaklaşarak
3- Şeytanla muharebe ederek
4- Nefsi kahrederek
aşmak zorundadır. En tehlikelisi Nefstir. Takva gemiyle gemlenmesi gerekir.
Bu noktada 4 yeni mani daha ortaya çıkar;
1- Rızık; nefis burda şöyle der. ” Ben rızka muhtacım. Dünyayı biraktım, insanları terkettim, şimdi nasıl rızık kazanırım”
2- Dünyevi şeylerle meşgul olan kalp her an fesada ve bir tehlikeye düşebilir.
3- Halka muhalefet, şeytanla harp ve nefisle zıtlaşmak acı ve sıkıntı verir bunaltır.
4- Kaza ve kaderden gelen hoşa gitmeyen şeylerde acele eder ve fitneye düşer.
Bunları aşmak için 4 şeye muhtaçtır;
1- Rızıkta Allah’a tevekkül
2- Tehlikeli konularda O’na teslim ve tefviz ( kulun irade ve tedbirini Allah’a bırakması )
3- Bela ve musibetlere sabır
4- Kaza ve kaderde ilahi takdire rıza.
Bunları aşınca nefsin isteksiz olup, ağırdan alıp tembellik ettiğini görür.
Bu noktada hayır ve ibadete sevk edecek, gayrete getirecek, şer ve masiyeten mani olacak amil ” Havf ve Reca” dır.
RECA: Allah’ın büyük olan sevabını ve vadetmiş olduğu hayır ve mükâfatlarını ümit etmektir. Bunları düşünmek nefsi itaate sevkeder.
HAVF; Bu, Allah’ın ahirette vereceği cezanın eleminden, ukubetin zorluğundan ve insanı alçaltıcı oluşundan duyulan korkudur. Bu korku, nefis için tam bir yasaklayıcı, düşkünlüklerini kırıcı, kötülüklerden alıkoyucu yegane amildir.
Böylece kul zafere ulaşıp asıl maksadı olan ibadete dönünce artık önünde hiç bir engel kalmaz. İbadette gayrete gelir, tam bir şevk ve rağbetle yapar.
Ancak, bu kadar müşkilat ve mücahede sonunda ulaşabildiği bu büyük ibadet vazifesine iki büyük afetin musallat olduğunu görür. Bunlar “Riya ve Ucüb” tür.
Bazen insanlara mürailik eder ve ibadetini ifsad edip bozar. Bazen kaçınıp nefsini levm eder. Fakat bu seferde ucbe düşüp kendini beğenmeğe kalkar ve emeği boşa gider.
Bunun çaresi İHLAS’tır. İhlas, yalnız Allah için O’na yönelmek ve yalnız O’na rızası için ibadet etmektir. Bunu yaptığı takdirde amelleri ve niyeti kusurdan salim olur.
Bu aşamayı, ihlası, ciddiyeti, ihtiyatı, uyanıklığı ile Allahü Teâlâ’nın hıfzı ve takviyesiyle inşaallah katetmeye başlar ve muvaffak olur.
Fakat nimetler içinde yüzerken gaflet edip bunların şükrünü eda edemeyerek küfran-ı nimete düşüp lütuflar zail olabilir.
İşte bu durumda “Hamd ve Şükür” karşılar. Çokca şükrederek durumu düzeltir ve matlubunu önünde, kendini şevk ve muhabbet meydanında bulur.
Artık, Allah’ın rızâ ve hoşnutluk bahçelerine, münacaat meclisine girmekle Allah’a yaklaşmış olur.
Bu kimse, ömrünün geri kalanını nimetlenerek, cesediyle dünyada, kalbiyle ukbada, ölüme iştiyak duyarak Allah’ı arzular ve kemal derecesine ulaşır.
“La maktuatin ve la memnuah” Vakıa 33.
Meali;
” Ki o nimetler ne esirgenir, ne de yasaklanır ” Cennetin bu ayette zikredilen sonsuz nimetlerine garkolur.
Bu kişinin artık yapması gereken en önemli şey, dua ve gözyaşıyla ümmetin elinden tutmasıdır.
Yukarıda anlatılan yolu, makam mevki dünyalık veya ahiretlik menfaat gözetirseniz yarı yolda kalabilirsiniz.
Takva ve kısa yol; dünya ve ahireti terkederek karşınızda Elif gibi yalnız Allah cc’nin kalması, yani KULLUK, O’ndan ve rızasından başka derdinizin olmaması, yani O’na MUHABBET etmeniz; beraberinde de ümmeti Muhammedi de O’nun rızası için dert edinmeniz, sizi Allah’a daha çabuk ve isabetli ulaştıracaktır.
Bu, ilahi terbiyedir ve Allah CC isteyeni ve istediğini, tarikatlı veya tarikatsız kendine çeker ve mahbuplarını arar…
Herkes onu sevdiğini söyler fakat kalbinde dünyalık veya ahiretlik istekleri olanlar yükselemezler.
O’nun sevdikleri, dostları, O’na sevgilim veya canım Rahmanım diyebilenlerdir ve yüz namaz kılanlardan sadece 4 kişidir ( Âl-i İmran 104 )
Sizin derdiniz ne Allahaşkına…
Varacağınız derdinizdir…
Allah’ı dert edinin ki O’na vâsıl olasınız…
İhsan sahibi ve Rahim olan Allah Teâlâ’dan, bize ve size muhabbetini ve bu büyük lütuf ve cesim nimetinden vermesini talep ederiz.
Sâlat ve selâm, seyyidimiz ve efendimiz Hz. Muhammed’in sav. Ve onun âl ve ashabının üzerine olsun.
Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü
————–
Kaynak : Minhâcü’l Âbidîn, İmam-ı Gazali
Ahmet Atik
Ahi Kul Ahmet
Halk Ozanı