Hakk fermanı ulaştı kudret elinden Düştüm dipsiz denize yüzmek zorundan Kadir-i mutlak ferman eyledi ânâ Elhamdülillah salim çıkardı câna Beş yaşında okudum elif ba’ya er Altı yaşında şakıdım Yunus derler On yaşımda içtim şarab pir elinden Mevlana derler aşk-ı canan kulundan On dördümde Hakk’ı sual ettik biraz Hakikat vücud buldu iman…

İnsan bu, güzel yapının suvağı Hele bir nem yürüsün de şeklin gör Gönül verip nazın çekip aldanma Hele bir ak yürüsün de zülfün gör Kara toprak güllerin senin hani Ölümü öldüren mabedin gani Çağır ölmeyecek ahmağı beri Hele bir ot bürüsün de beytin gör Neler yedi neler yedi bu dişler Dostlar çekildi ben…

Bize üstad deniyorsa ossursak bile “bi bildiği olmalı” demelisiniz. Vaktiyle 1.5 müridi (bi erkek bi kadın) olan Kızılcahamam’da bir zat, ısrar üzerine keramet göstererek pazarda karganın başını koparır, sonra yapıştırır ve “uç” der, o da uçar. Bi anda müridler artınca dergah almaz. Sonra onların ihlasını denemek ister. Bağırsağı beline bağlar ve namaza durur. Ruküya eğildikçe…

Şu dünyada ey canlar Ağdıracak ölüm var Bağı bostan bozdurur Solduracak ölüm var Özen bezen yapadur Sonra şöyle kıradur Emanetin veredur Ödetecek ölüm var Malım mülküm hesabım Oğul uşak avradım Yar olmadı dostlarım Terkedecek ölüm var Beni derde düşürür Yolum belim şaşırır Uzak yere düşürür Varılacak ölüm var Altun gümüş geçmeğe…

Riyaset eyle, talip aşık olasın Teberrük eyle güzel sözüm tutasın Kan revan eyle, yaşlı gözler uykusuz Teberrük demi kamil sözü bilesin Bu ne iştir ki taliplerde yok ihlas Teberrük ola kamil kim Hızır-İlyas Bir mürşide er durup deme gavs-gıyas Teberrük şundan beri ol, ümmet kıyas “Talibim” deyu ortaya çıkarlar hem “Teberrük”…

sevgili okurlar.. aşağıdaki şiirin dördüncü satırları gerçekten uygun bir kıta bitişi bulunamadığı için boş bırakılmıştır. bu boşlukları sizin doldurmanızı isteyelim, sizin günyüzüne çıkmayan şairliğinizi hayata yansıtıp paylaşalım dedik. olmadı diye düşünmeyin. asıl olmayan şey sizin "yapamam, ya da beğenmezler" dediğiniz şeydir unutmayın. cesur olan iş yapar ve kusuru da olur. korkak olan kusursuz kalır lakin…

Adı iletişim denen fakat iletişimsizliğin yaşandığı bir dünya yaşıyoruz. İletişim araçları gerçekte çok gelişmiş ve yaygınlaşmış olmasına rağmen iletişimler mekanik düzeyden öteye geçmiyor. Bu kargaşa içerisinde insana “hakikati unutturuyor” ve ilave olarak “unutmayı da unutturuyor” ve İnsan gittikçe yabancılaşıyor. Önce doğaya karşı sonra insana karşı bu yabancılık artıyor. Bu yabancılaşma insanı her şeye düşman…
31 Aralık 2011 Saat : 5:55

Evvel bahar ermeyince Evvel bahar ermeyince Kırmızı gül açmaz imiş Kırmızı gül açmayınca Gonca diye kokmaz imiş Bahar baçı güller imiş Gül bahayı aşk eylemiş Aşkın sazı bülbül ötmüş Bülbül gülsüz yatmaz imiş Bülbül güle aşık imiş Aşık ne ki ölür imiş Ölmeden evvel ölseymiş İnsan oğlu ölmezmiş Gül bahardan azad…
30 Aralık 2011 Saat : 8:46

Değerli Ahiler, Yarenler! Cenab-ı Hak bir Hadis-i Kudsi’de bilinmeyi murad ettiğini (ahbeptu-muhabbet etmek) bunun için de kainatı yarattığını belirtiyor. Bu hadiste iki unsur göze çarpıyor. Birincisi muhabbet, yani aşk.. İkincisi ise bu aşkın hayat bulması için gereğini yaptığı yaratma fiili. Yani, iş.. İşte Cenab-ı Allah aşka uygun iş yaparken öylesine merhametli davrandı ki, suların tatlılığı,…
29 Aralık 2011 Saat : 12:10

Ben bir yavru şahin olsam Kapsam kaldırsam ne dersin Gökler benim, şahı olsam Ferman saldırsam ne dersin Ben bir beyaz angut olsam Seyfe gölün mekan tutsam Yazlı kışlı selam dursam Ferman duyursam ne dersin Ben bir allı turna olsam Cızgı cızgı uça dursam Seyfe deyu rüya görsem Ferman uçursam ne dersin Ben…
28 Aralık 2011 Saat : 3:36
