Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve betekâtühü.
Nasılsınız? Biz hep iyiyiz. Siz hiç nasılsınız?
Hz. İBRAHİM’İN (A.S) DUASI VE TEVHİD ANLAYIŞI
Şuara Suresi 78–84, 89.
Ayetlerin Meali
78. “Beni yaratan O’dur; bana doğru yolu gösteren de O’dur.”
79. “Beni yediren ve içiren O’dur.”
80. “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
81. “Beni öldürecek, sonra tekrar diriltecek olan da O’dur.”
82. “Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.”
83. “Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat.”
84. “Sonrakiler arasında bana güzel bir nam bırak.”
89. “Ancak Allah’a selim (temiz) bir kalp ile gelenler kurtuluşa erer.
Bu ayetler Hz. İbrahim’in diliyle kulun Allah ile olan varlık bağını anlatır. Tasavvuf büyükleri bu ayetleri “insanın bütün varlığını Allah’a teslim etmesi” olarak yorumlamışlardır.
Bu ayetler aslında kulun varoluşunun sekiz mertebesini anlatır.
1. “Beni yaratan O’dur” – Varlığın Kaynağı
Tasavvufun ilk hakikati şudur:
Kul kendisinin sahibi değildir.
İnsan çoğu zaman:
Ben yaptım
Ben kazandım
Ben başardım
diye düşünür.
Fakat Hz. İbrahim ilk cümlede bunu kırıyor:
“Beni yaratan O’dur.”
Bu söz tevhidin özüdür.
Tasavvufta buna “fenâ fi’l-halktan çıkış” denir.
Kul anlar ki:
varlığı Allah’ın emaneti
aklı Allah’ın emaneti
bedeni Allah’ın emaneti
Bu farkındalık kibri yok eder.
2. “Bana doğru yolu gösteren O’dur” – Hidayetin Hakikati
İnsan çok şey öğrenebilir.
Ama hidayet öğrenilmez, verilir.
Tasavvuf büyükleri şöyle der:
“İlim çalışarak olur, hidayet ise lütufla.”
Nice alim vardır ama kalbi karanlıktadır.
Nice sade insan vardır ama kalbi nur doludur.
Çünkü hidayet kalbin Allah’a açılmasıdır.
3. “Beni yediren ve içiren O’dur” – Rızkın Hakikati
Bu ayet insanın en büyük gafletini kırar.
İnsan çoğu zaman şöyle düşünür:
maaşım var
işim var
kazancım var
Fakat tasavvuf ehli şöyle der:
“Rızkı iş vermez, Allah verir.”
İş sadece sebeptir.
Nice insan vardır:
çalışır ama bereket olmaz
az kazanır ama huzurludur
Bu ayet kulun kalbine şu güveni yerleştirir:
Rızık Allah’ın garantisindedir.
Rızkın peşinde misiniz
Rezzak’ın peşinde misiniz?
4. “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur”
Hz. İbrahim burada çok ince bir edep gösterir.
Dikkat ederseniz şöyle demiyor:
“Beni hasta eden Allah’tır.”
Şöyle diyor:
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
Tasavvufta buna edeb-i ubudiyet denir.
Kul her nimeti Allah’tan bilir.
Ama musibetleri kendi nefsine bağlar.
Şifa ise Allah’ın rahmetidir.
Bu yüzden büyük veliler şöyle der:
“Hastalık bedenin değil, kalbin terbiyesidir.”
Şifanın peşinde misiniz
Şafi’nin peşinde misiniz?
5. “Beni öldürecek sonra diriltecek olan O’dur”
Tasavvufta ölüm iki türlüdür.
1. Bedenin ölümü
2. Nefsin ölümü
Sufiler şu hadisi çok tekrar eder:
“Ölmeden önce ölünüz.”
Bu ne demektir?
kibir ölür
benlik ölür
dünya sevgisi ölür
İşte o zaman kalp Allah’a dirilir.
6. “Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O’dur”
Burada çok büyük bir tasavvufi ders vardır.
Hz. İbrahim as. gibi büyük bir peygamber bile:
“Umarım beni bağışlar” diyor.
Bu şu demektir:
Gerçek veli kendini güvende görmez.
Çünkü Allah’ın huzurunda kimse ameline güvenemez.
Tasavvuf büyükleri şöyle der:
“Cennete amel değil, rahmet götürür.”
7. “Rabbim bana hikmet ver”
Tasavvufta hikmet ilimden farklıdır.
İlim = bilgi
Hikmet = kalbin nuru
Bir insan:
çok şey bilebilir
ama doğruyu yaşayamaz
Hikmet ise:
doğruyu görmek
doğruyu yapmak
doğruyu yaşamak
demektir.
8. “Beni salihler arasına kat”
Tasavvufta sohbet çok önemlidir.
Bir insan kiminle beraber olursa ona benzer.
Bu yüzden sufiler şöyle der:
“Salihlerle oturan salih olur.”
Kalp bulunduğu ortamdan etkilenir.
Vaaz ağızdan çıkar dinleyenin kulağına gider. Sohbet söyleyenin kalbinden dinleyenin ağzına gider.
9. “Sonrakiler arasında bana güzel bir nam bırak”
Bu ayet şöhret isteği değildir.
Bu dua şudur:
“Ya Rabbi beni öyle yaşat ki insanlar iyiliği hatırlasın.”
Gerçek veliler öldükten sonra da insanlara iyiliği hatırlatırlar.
10. “Ancak selim kalp ile gelen kurtulur”
Bu ayet bütün bölümün özüdür.
Tasavvufta kalb-i selim çok önemli bir kavramdır.
Kalb-i selim:
kin olmayan kalp
kibir olmayan kalp
riya olmayan kalp
dünya hırsı olmayan kalp
Büyük mutasavvıflar şöyle der:
“Allah kalbinize (surete değil sirete) bakar.”
Mahşerde:
mal işe yaramaz
makam işe yaramaz
ünvan işe yaramaz
Sadece kalp konuşur.
TASAVVUFİ SONUÇ
Bu ayetler bize şunu öğretir:
Kulun hayatı şu yolculuktur:
Allah’ın yarattığını anlamak
Hidayetin Allah’tan olduğunu görmek
Rızkı Allah’tan bilmek
Hastalıkta sabretmek ( takvası şükretmek )
Ölümü hatırlamak
Affı Allah’tan beklemek
Hikmet istemek
Salihlerle olmak
İyi bir iz bırakmak
Kalbi temizlemek
Ve sonunda insan şu gerçeğe ulaşır:
“Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz.”
Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü
Ahmet Atik
Ahi Kul Ahmet
Halk Ozanı