Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü. Nasılsınız?
MUTLULUĞUN HAKİKATİ; KULLUĞUN KEMÂLİDİR
Eğer “Ben bu hayatı Yaradan’ın istediği gibi yaşayacağım; O’nun helal ve haram sınırlarına dikkat edeceğim.” dersen, aslında şeytanın önüne koyduğu en büyük korku duvarını aşmış olursun.
Çünkü şeytan insana hep aynı yalanı söyler: “Allah’ın emirlerine uyarsan hayatın tatsızlaşır, birçok zevkten mahrum kalırsın.” Hâlbuki hakikat bunun tam tersidir.
Kul, Allah için vazgeçtiği her şeyin yerine, Cenâb-ı Hakk’ın hiç ummadığı güzellikleri ihsan ettiğini görür.
Helal dairesi insana dar değil, aksine en geniş ve en huzurlu alandır. Haram geçici bir heyecan verir; helal ise kalbe huzur ve bereket kazandırır. İşte bu yüzden müminin mutluluğu, dış şartlardan değil, Allah’a yakınlığından doğar.
Sahâbe-i kirâm bu hakikati yaşayarak gördükleri için şöyle diyorlardı:
“Krallar ve onların çocukları bizim yaşadığımız saadeti bilselerdi, onu elimizden almak için bizimle kılıçlarla savaşırlardı.”
Cenâb-ı Hak da bu müjdeyi Kur’ân’da veriyor:
﴿مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً﴾
“Erkek veya kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse ona mutlaka güzel ve hoş bir hayat yaşatacağız.” (Nahl, 97)
Dikkat edin; Allah Teâlâ sadece ahirette değil, daha dünyadayken de “hayât-ı tayyibe”, yani huzurlu ve güzel bir hayat vaadediyor.
Ardından da, “Ve yaptıklarının en güzeliyle onları mutlaka mükâfatlandıracağız.” buyuruyor.
Cenab-ı Hak dedi ki : ” ..Ve mâ enfaktum min şey’in fehuve yuhlifuh.. ” ( Sebe 39 )
“Siz neyden Allah için vazgeçerseniz, Allah kesinlikle onun yerini doldurur”
Kul bilecek ki, ben Cenab-ı Hakk için bir şeyden vazgeçersem, Allah Azze ve Celle bana bundan daha iyisini nasip eder.
Dünya kötü değildir; insanı Allah’tan uzaklaştıran dünya sevgisi kötüdür.
Mutluluğun hakikati; Kulluğun kemalidir..
Selamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü.
Ahi Kul Ahmet