ÖNDEN SONA TUZ Kadın ihtiyacı olan tuz için tuzcuya göndereceği oğluna öğüt veriyordu. Tuzcuya gidince ona su on kuruşu ver. Eğer tuz vermezse ‘’aza az çoğa çok’’ de dedi. Çocuk tuzcu dükkanına gidiyordu. Gidiyordu gitmesine amma annemin sözünü unuturum diye onu Devam
Yunus, Sarıköy’de dikkat çeken biriydi. Güzel ahlakı ile göz dolduruyordu. Hem zeki hem inançlı bir çocuk bulmak bu devirde zordu. O boş konuşmayan edepli bir kişiliğe sahipti. Kimse onun küfür ettiğini duymamıştı. Hakkına kanaatkardı. İnsanlar arkasından gıpta Devam
Çanakkale’de sol bacağını kaybeden Fransız General Guro şöyle diyordu daha sonraki Türkiye’yi ziyaretinde. -Türklerle savaş yapmış olmam çok mert bir milleti yakından tanıma, sevme ve ona saygı duymama vesile oldu. – Hiç unutmam, savaş sahasında dövüş Devam
Seyit onbaşı Kilitbahir Rumeli Mecidiye tabyasında topçu eridir. İngilizlerin Queen Elizabeth gemisinden atılan 490 kg’lık bir mermi Seyyit’in topunun vincini bozar. Tabya komutanı Manastırlı yzb. Hilmi bey ve Niğdeli Ali Çavuş da yanındaydı. Kendi topunun mermisi 215 kiyye Devam
KAYSERİLİ’NİN İNEĞİ Kayserilinin ineği hastalanmış. İyi olursa 10 gün oruç tutarım demiş. İnek sabaha iyi olunca 10 gün oruç tutmuş. Fakat 11. Gün inek ölmüş. Rabb’inin karşısına geçmiş başlamış konuşmaya. “zannetme beni kandırdın. Önümüz oruç 10 gün Devam
Ah şu beni yakan gözlerin Divanedir dertten âri kulların Söyle gadrini canıdır sözlerin Divanedir dertten âri kulların Nice yollar kıldın cana yar olmaz Bela kılıp sadrı yare zar olmaz Meram düşe varı yoğa kâr olmaz Meccanedir halden âri gözlerin Baha mıdır canda Devam
Annesi kaldırmaya uğraşıyordu. Okul saati gelmişti. Her zaman kalkmak bir sorundu bu evde. Annesi oğlum ders çalışsın diye televizyon bile seyretmiyordu. Babası emekli bir maden işçisiydi. Ucu ucuna getiriyordu ay sonunu. Bir de dersane ücretleri binmişti sırtına. Onun da oğlu Devam
Bu kış da ne kadar uzun sürmüştü. Gönüller daralmıştı kara kara bulutlardan gelen kara haberlerle. Yağmur da bırakmıyordu. Günlerce kararmak da neydi öyle. Bütün insanlar bunalmıştı. Camiye giden yaşlılar bile dua ediyordu bir baharın ucu görünsün diye. Kimin Devam
Akşam olmuş yatsı namazı da kılındıktan sonra bazıları evlerine çekilmişti. Bu küçük sokaktaki tekke basit bir yapıydı. Mevsim sıcak olduğu için kapı dahi kamışlardan yapılmıştı. Bu küçük tekkede bir hırsıza ne olabilirdi ki. Fakat her hırsız o günkü gideceği Devam
İMAMIN SABRI Yüksek dağ köylerinin birinde bir tekke ve mescidi vardı. Köylüler bunların ahiler tarafından yapıldığını bilirler ve temiz tutmaya çalışırlardı. Köy nüfusu yirmi iki hane kadardı. Mescidin imamı da yoktu. Zaten beş vakit namaz kılan üç beş yaşlı Devam