ahilik,ahi,ahi evran,islam,aşıkpaşa,kırşehir,ahmedi gülşehri,selçuklu,osmanlı,insan,güzel ahlak

AHLAKSIZLAR


Popüler Aramalar

CEREME                                       

 Sevgili Okurlar,

Bundan böyle zaman zaman bu köşede birlikte olacağız. Köşe adını Kırşehir’in adını AHİ KIRŞEHİR olarak değiştirelim diye seçtim. Bu kadar yatırı ve eserleri bulunan bir kültür kenti nasıl olur da KIR olarak kalır anlamıyorum. Lütfen bana katılın da AHİ KIRŞEHİR olup cümle alemin diline bunu dolayalım. Belki merak ederler de ahiliğin bir “insanlık sanatı” olduğunu öğrenip “biz de insan olalım” derler.

Bugün 28 Şubat’ın gölgesinde yapılanların ekonomik boyutunun ülkeden neleri götürdüğünü konuşacağız. 99’daki büyük Banka soygunundan iki ay önce yapılan bir araştırmanın (Bir Kırşehir’li) sonuçları şöylece devlete bildirilip Yaklaşım Dergisinin Aralık sayısında da yayınlandı.

Buna göre; bütün bankaların araştırma sonuçları felaketti. İçleri boşaltılmış boş tenekeler gibi görünüyorlardı. Sadece iş, devlete KAKALAMAYA kalmıştı. Makalenin adı “Dünyada ve Türkiye’de Bankacılık Oyunu ve Faturası” idi. Bu yazıda özel bankaların kendi grup şirketlerince içinin boşaltıldığını, özsermayelerinin yetersiz olduğunu, takipteki alacakların 4 kat artığını, yüksek faiz, bo­zuk bilançolar (Örneğin, 100 kredi için 8 özkaynak gerekli iken hemen hemen hiçbir bankada bu oranı görmek müm­kün değil) siyasilerin bozucu etkisi, sermaye piyasasındaki yüksek iniş çı­kışlar, 10 milyar dolara ulaşan açık po­zisyon, bastırılmış döviz kuru, ekono­mik belirsizlikler; bu yapıyla bankaların devam etmesi beklenemez. Gelecek 2 yıl içinde birleşmek zorundadırlar. An­cak kar tatlı, kimse yanaşmıyor. İflas son­rası tedbirler ön plana çıkarılıyor. An­cak kimse iflas öncesi bankaların ça­lışma sistemlerini sorgulamıyor dedikten sonra;

Türkiye’de iseniz, en iyisi siz bir ban­ka edinin. Çünkü “bir bankayı soy­manın en iyi yolu o bankaya sahip olmaktır.”(Mr. Möllack, Amerikan Merkez Bankası Başkanı)” diyerek de bir kinaye yaparak bitiyor.

Bu yazıdan iki ay sonra bankalar patır patır batırıldı. “VATANDAŞIN PARASINA” “KENDİ PARASI” gibi baktılar, boşalttılar ve devlete KAKALADILAR. “Sen nasıl olsa %100 güvence vermiştin şimdi öde bakalım benim ördeklerin paralarını” dediler. İşte tilkiler ayak oyunuyla, kurtlar zorla, sırtlanlar da kalan kemikleri yiyerek kollektif cinayetin faturasını da hakkını aramaktan aciz adına devlet denen şamar oğlanına kestiler.

 İrtica bahane yağma şahane

-Nitekim 28 Şubat’ın arkasından gelen banka iflaslarından 65 milyar dolar devletin, yani TMSF’nin sırtına kaldı.

 -Kamu Bankalarının bir türlü nedeni tanımlanamayan “görev zararı” 20 milyar dolardı.

-Sayıştay ise 136 milyar doların kime, hangi şartta verildiği ve nasıl geri alınacağı belli olmayan başka bir rakamı dehşetle ifade edip açıklıyordu.

Türkiye’nin o tarihteki 200 milyar dolarlık Milli Geliri ile kıyaslayın bakalım. Bütün bu batık bankalara, görev zararına ve kayıtsız kayıp paralara giden paralar 28 şubat’ın gölgesinde gerçekleşti. İnsanlar ipteki canbaza (irtica) bakarken cepleri soyuldu. Batan banka yönetim kurullarında da malum statükonun koruyucuları da vardı.

 CEREMENİN ÖRTÜSÜ

 Bankaların batarak mevduat sahiplerine devletin milyarları ödemesinin arkasından Kasım ve Şubat krizleri arka arkaya geldi. Esnaf bitti. İntiharlar, iflaslar birbirini kovaladı ve esnaf yürüyüşe geçti. Devletin krize girmesinin asıl nedeni; devlet borçları ve ödenemeyen tahvillerdi. Önceki soygun için mevduat sahiplerine bu kadar ödeme yapılmasaydı devlet borç sıkıntısına girer miydi? Bütün bankalar devlet tahvilinden kaçmasına rağmen bir tek Demirbank toplama yoluna gitti ve kurban da o oldu. Devlet kazığı anca ona atabildi. Buna rağmen görevinin başında olan çevreler bu kez içi boşaltılan bankaların içini tekrar doldurarak (?) içinde medyacıların da olduğu “hortumculara” devrettiler. Hem de ne olaylarla..

Hükümet boşaltanlardan hesap soracağı yerde onları affetmenin çarelerini aradı ve arkasından yeşil sermaye’ye baskı ve onun gerisin geri yurt dışına kaçışı gündeme geldi. Yapılan bir araştırma;

 -İrticayı tehdit olarak görenlerin oranı CHP seçmeni arasında bile %3,4

 -Başörtüsünün temel hak olduğunu söyleyenler %74

 -Onların serbestçe üniversiteye girmelerine taraftar olanların oranı ise %62 olduğunu gösteriyordu.

Ancak ilan edilen sürekli başka şeydi. İşte ipteki canbaz irticaydı ve herkesin gözü buna çevirttiriliyordu ki diğer operasyonlar yapılabilsin. Halbuki Rahmetli Erbakan’ın Milli Görüşü bile teokratik değil milli ve sosyal bir olguydu aslında. Ama Müslümanı Müslüman değil de değişik ve anlaşılmaz bir İrtica kelimesi ile vizyona konulan Aczimendilerle bir göstermek bir ihtiyaç içindi. Öyle gerekiyordu. Sahnede Aczimendi’ler vardı. Arkadan başka işler çevrilecekti. 28 Şubat’çılar da bunların yönetim kurullarındaydılar ancak hiç biri yargılanmadı.

Bir bankanın önemli işlemleri için MB, Hazine, Murakıplar gibi tam 9 yerden geçmesi gerekiyor. İşte bu bürokrasinin de siyasetçinin de günahsız olmadığını göstermiyor mu? TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün şu sözüne bakınız “Raf temizliği”

Amerika’da bir şirket zora girdiği, aşırı borçlandığı zaman alacaklısı, şirketi değil sahibini zorlar ve borcuna karşılık yeterli hissesini alır ve şirket başkasının eline geçer. Böylece şirket eski çalışanları ve aynı üretimi ile ekonomiye zarar vermeden yoluna devam eder. Bizde ise; ekonominin, üretimin, çalışanların, malını satın alan halkın ve ülkenin genel menfaatleri değil de hırsızlık paralarının aşırıldığı firmaların bir şekilde sahibi olmuş olan, pisliğini; para, siyasete yakınlık, makam sahiplerini besleyerek ve sahte itibarla örtmüş, ancak ahirette donsuz kalacak, ölümün onları lime lime edeceğinden habersiz kişilerin, ayrıcalıklı üstün menfaatleri önemli olduğu için, önce onlar seçkin kişilik haline gelir ve demokrasinin bütün kurumları onların ali çıkarlarına hizmet eder. Nasıl bir demokrasi ise? Yanayım… Kıçını temizleyemeyen demokrasi…

 CEREMENİN AĞITI

Bunca soyguna rağmen SİYASİ VE HUKUKİ BİR TEPKİ olmalıydı. Bir tek Dinç Bilgin hapse girdi o kadar. Aczimendileri öne sürüp, onlar arkadan 65 milyar doları götürdüler. Ruhsuz demokrasinin iliklerine kadar kanser illeti sarmış.

Biz hep İbni Arabi’nin Şam’da altınları ayağının altına gizleyip “Sizin Allah’ınız benim ayaklarımın altında” dediğinin aynısını söylüyoruz ve Sin’i Şın’a vurmaya havale ediyoruz aslında. Fakat demokrasi o kadar hasta ki bir Yavuz Sultan Selim göndereceği yok. Tek çare onları onları Kırşehir’de Aşıkpaşa’ya, Ankara’da Karşıyaka’ya havale etmek. Başka çare yok. Bizim demokrasimiz duygusuz ve duyarsız. Sağırlar sözden, körler işaretten anlamaz. İslam Hukuku neden bedeni cezalara ağırlık verir. Çünkü bu ceza herkesin sırtını eşit yakar da ondan.

Ah Merkez Efendi ah. Nereden dedin hocana “Ben de Allah’ın yaptığının aynısını yaparım” diye. Gel de gör şu dünyanın halini, yapılan zulümleri. Zalimin azabının mazluma ne faydası var. “Birazcık adalet ve fakirleri de gözet ya Rabbi” deseydin ya… İnsanları isyan ettirecek fakirlikte bıraktırdın.

İşte asıl bunların cenaze namazı kılınmaz.. Biz de kalktık 28 Şubat’ın mağdurunun (Erbakan’ın) cenaze namazını kılmadık? Olacak iş mi?

Kırşehir’de bir laf var. Kültürde gelenekte ayıp olmaz. Affınıza sığınarak artık söyleyeceğim. Babam bunu çok söyler. “Dalakçı …  …..er, Gümüşkümbet ceremesini çeker” derler. Yani Dalakçılı kırıklığa gider, sorulduğunda da Gümüşkümbetli yaptı dermiş….

Demokrasilerde devlet cereme çeksin diye değil mi? Kim demiş “halkın kendi kendini yönetimi” diye. O kitaplarda Mümtaz Soysal’ın özene bezene okuttuğu aslı olmayan bir teori. O bile Telekomu iptal ettirerek devletçilik adına devleti milyarlardan etti. Fiilen ise “kurtların kuzuları yönettiği, acıktıkça da topuyla birden yediği, aklından istifade ettiği siyasi tilkilere de bir iki kemik attığı bir düzen” Kim demiş, o, gelinlikler içinde güzel bir kız diye. O gelinlik yırtık pırtık, paramparçaydı o günlerde. Ne damat var ne düğün. Hırsızlar ve ahlaksızların şöleni vardı o günlerde…

SONUÇ: DEMOKRASİ AHLAK ÜRETMİYOR. AHLAKIN DİNLİ BİR DEMOKRASİDE ÖNE ÇIKMASI ÜMİT EDİLEBİLİR. SOYGUN İSE DEMOKRASİNİN CEREMESİ

AHLAKSIZLAR ile Benzer Yazılar:

3 Kasım 2011 Saat : 3:27

AHLAKSIZLAR Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

kırşehir Son Yazılar FriendFeed

Son Yorumlar


Notice: Undefined variable: pre_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 20

Notice: Undefined variable: post_HTML in /home/ahisicom/domains/ahikirsehir.com/public_html/wp-content/themes/seohocasiv2/sidebar.php on line 26
cami alttan ısıtma
halı altı ısıtma
cami ısıtma
cami ısıtma